Avrupa
AB’nin çelik kotası Ukrayna’nın ihracatını baskılıyor

Avrupa Birliği’nin 1 Temmuz’dan itibaren Ukrayna çelik ithalat kotasını yüzde 47 azaltma ve kotayı aşan sevkiyatlara yüzde 50 gümrük vergisi uygulama planı, Kiev’in ihracat gelirlerinde ağır kayıp yaratabileceği gerekçesiyle tartışma yarattı. Ukraynalı yetkililer, ihracattaki düşüşün ülkeye yaklaşık 1 milyar avroya mal olabileceğini belirtirken, Avrupa Komisyonu Ukrayna için ülkeye özel kota uygulanacağını açıkladı.
Avrupa Birliği’nin Ukrayna’dan çelik ithalatını yarıya yakın azaltma planının, ülkenin kritik ihracat gelirlerine zarar verebileceği belirtildi.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve çelik üreticilerine dayandırdığı haberine göre, Brüksel’in hazırladığı yeni düzenleme Ukrayna’nın Avrupa pazarındaki konumunu ciddi biçimde etkileyebilir.
Gazetenin aktardığına göre Avrupa Birliği, 1 Temmuz’dan itibaren çelik ithalat kotasını yüzde 47 azaltacak. Kota sınırını aşan sevkiyatlara da yüzde 50 gümrük vergisi uygulanacak.
Financial Times, kararın küresel üretim fazlasına karşı alınan önlemlerin parçası olduğunu yazdı. Habere göre özellikle Çin’deki aşırı üretim nedeniyle Avrupa’ya çelik ithalatı hızla arttı; Avrupa’daki fabrikalar on binlerce kişilik istihdam kaybıyla karşı karşıya kaldı ve düşük kapasiteyle çalışmak zorunda kaldı.
Gazete, önlemin Fransa, İspanya ve Polonya’nın baskısıyla bu yıl kabul edildiğini, söz konusu ülkelerin Çin kaynaklı aşırı üretime karşı adım atılmasını istediğini belirtti.
Ukraynalı çelik ve madencilik şirketi Metinvest’in temsilcisi Aleksandr Vodoviz, “Ukraynalı şirketlerin Avrupa pazarına erişim imkanlarını tamamen yok edecekler” dedi.
Financial Times, Metinvest’in Avrupa Birliği’ne yapılan Ukrayna çelik ihracatının yarısından fazlasını gerçekleştirdiğini yazdı.
Habere göre Avrupa Komisyonu, Cenevre’de yürütülen ön istişarelerde Ukrayna’ya 713 bin tonluk gümrüksüz çelik ihracat kotası önerdi. Yetkililer, Kiev’in geçen yıl Avrupa Birliği’ne 2,65 milyon ton çelik sattığını aktardı.
Ukraynalı yetkililer, ihracatta yaşanabilecek yüzde 70’lik düşüşün yaklaşık 1 milyar avroluk gelir kaybına yol açabileceği uyarısında bulundu. Yetkililer ayrıca bunun, gümrük kısıtlaması öngörmeyen AB-Ukrayna ticaret anlaşmasının ihlali anlamına geldiğini söyledi.
Brüksel ise “Ukrayna’nın karşı karşıya bulunduğu zor koşulları dikkate alacağını” açıkladı. Avrupa Komisyonu, Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne çelik ihracatını güvence altına alacak ülkeye özel kota uygulanacağını, ancak bu seviyenin önceki yılların altında kalacağını belirtti.
Financial Times, Kiev’in kısa sürede yeni alıcı bulmasının da zor göründüğünü yazdı. Metinvest temsilcisi Vodoviz, “Farklı pazarları değerlendiriyoruz ancak bu pazarlarda Rusya ve Türkiye var. Onların elektriği bizimkinden on kat daha ucuz” dedi.
Vodoviz, “Bu nedenle kendi ana pazarlarında onlarla rekabet etme imkanımız olduğunu düşünmüyoruz. Bizim ana pazarımız her zaman Avrupa oldu” ifadelerini kullandı.
Avrupa Parlamentosu üyesi Karin Karlsbro da parlamentonun Ukrayna için özel yaklaşım talep ettiğini söyledi.
Karlsbro, “Ukrayna, özel güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bulunan aday ülke olarak özel muamele görmeli. Bu konuda Komisyon’dan çok büyük beklentilerimiz var” dedi.
RBC-Ukrayna’nın piyasa verilerine dayandırdığı habere göre, ocak-mart döneminde Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne çelik ihracatı 8,2 milyon tondan 7 milyon ila 7,2 milyon ton aralığına geriledi.
Haberde düşüşün başlıca nedenleri arasında Avrupa’nın Karbon Sınır Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM) devreye alınması, tarife kotalarının sıkılaştırılması ve lojistik maliyetler gösterildi.
Demuraj ve depolama maliyetlerinin ton başına 15 ila 20 avroya ulaştığı, bunun da Ukrayna çeliğinin fiyat avantajını satış gerçekleşmeden önce büyük ölçüde ortadan kaldırdığı belirtildi.
CBAM, Avrupa Birliği’nin karbon sınır düzenleme mekanizması olarak uygulanıyor. Sistem kapsamında AB’ye ürün ihraç eden şirketler, karbon emisyonları için Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’nde (EU ETS) Avrupalı üreticilerin ödediği düzeyde maliyet üstleniyor.
Ukrmetallurgprom verilerine göre Ukrayna’da ocak-nisan döneminde 2,25 milyon ton çelik üretildi. Bu miktar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,4 düşüşe işaret etti.
Avrupa
NATO boru hattı ağını Doğu Avrupa ve Türkiye’ye uzatıyor

NATO üyesi ülkeler, Soğuk Savaş döneminden kalan askeri petrol boru hattı ağını Doğu Avrupa ve Türkiye’ye kadar genişletmek üzere bir anlaşmaya varmaya yaklaştı. Bloomberg’in kaynaklarına dayandırdığı habere göre, ittifak tarihinin en büyük yatırımlarından biri olabilecek bu proje kapsamında 20 yılda yaklaşık 30 milyar dolar harcanması planlanıyor.
NATO ülkeleri, Soğuk Savaş döneminde inşa edilen askeri petrol boru hattı ağını Doğu Avrupa ve Türkiye’ye kadar genişletmeyi öngören bir anlaşmaya imza atmaya yaklaştı.
Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, kararın Ankara’da düzenlenen yıllık NATO Zirvesi kapsamında çarşamba günü resmi olarak açıklanması bekleniyor.
Ajansın aktardığı bilgilere göre, askeri üsleri birbirine bağlayan bu boru hatları olası bir kriz durumunda birliklerin yakıt tedarikini güvence altına almayı amaçlıyor.
Kaynaklardan biri, projenin NATO tarihinin en büyük yatırımı olabileceğini ve önümüzdeki yirmi yıllık süreçte maliyetinin 30 milyar dolara kadar ulaşabileceğini ifade etti.
Bloomberg değerlendirmesinde, “Bu girişim, Batı Avrupa’da yoğunlaşan mevcut boru hattı ağının Rusya sınırları yakınındaki büyük ölçekli operasyonları desteklemek için yetersiz kalabileceğine dair artan endişeleri yansıtmaktadır. Doğu kanadındaki ülkelerin büyük çoğunluğu, tıkanıklıklara ve saldırılara karşı daha savunmasız olan karayolu veya demiryolu altyapısına bağımlı durumdadır” ifadelerine yer verdi.

Doğu kanadındaki ülkeler projenin merkezinde yer alıyor
Genişleme hamlesinin ana yararlanıcılarının Polonya, Baltık ülkeleri, Romanya, Bulgaristan ve Türkiye olacağı belirtiliyor. Projenin NATO Zirvesi’ndeki en aktif savunucularından biri ise Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki oldu.
Polonya televizyon kanalı TVP’nin aktardığı beyanatında Nawrocki, “Boru hatlarının çift amaçlı kullanımı, tüm NATO doğu kanadının güvenliğini güçlendirme fırsatı sunuyor. Bu nedenle benim ve tüm Orta Avrupa için bu konuyu yeniden gündeme getirmek bir fırsattır” dedi.
Bloomberg, projenin ana finansmanının NATO tarafından karşılanacağını, Doğu Avrupa ülkelerinin ise maliyetin kalan kısmını üstleneceğini netleştirdi.
Zirve öncesinde altyapı girişimleri hız kazandı
Doğu Avrupa’ya yönelik petrol boru hatlarını genişletme projesi, Ankara’daki zirve öncesinde çeşitli diplomatik hazırlıklara ve değerlendirmelere konu oldu.
Polonya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz, haziran ayının sonunda yaptığı açıklamada, NATO yakıt boru hatlarının Varşova için Ankara’daki zirvede öncelikli gündem maddesi olduğunu belirtmişti.
Kosiniak-Kamysz konuya ilişkin olarak, “Birkaç gün önce bir araya geldiğim Slovakya, Çekya ve Macaristan’daki mevkidaşlarımın yanı sıra Baltık ülkelerinden de boru hatlarının inşasını teşvik etmek üzere çok güçlü bir yetki aldım” şeklinde konuştu.
Polonyalı bakan, projenin Batı Almanya’dan Doğu Almanya üzerinden Polonya’ya, güneyde Çekya’ya, kuzeyde ise Litvanya ve diğer Baltık ülkelerine uzanacak hatları kapsadığını açıkladı.
NATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Avrupa
UniCredit, Commerzbank hisselerinin yüzde 48’ine sahip oldu

İtalyan bankası UniCredit, artık Commerzbank’ın yüzde 47,6 hissesine sahip ve Almanya’nın en büyük ikinci bankasının kontrolünü ele geçirmenin eşiğinde.
UniCredit bugün (8 Temmuz) yaptığı açıklamada, Commerzbank hisselerinin yüzde 17,6’sını temsil eden yatırımcıların, kabul süresi boyunca İtalyan bankasının 44 milyar avroluk devralma teklifini kabul ettiğini ve bu hisselerin, teklifin başlatılmasından önce sahip olduğu yaklaşık yüzde 30’luk hisseye eklendiğini belirtti.
Bankanın CEO’su Andrea Orcel’in mart ayında sadece yüzde 4 primle tamamen hisse bazlı teklifi başlattığı sırada, kabul oranı analistlerin beklentilerinin önemli ölçüde üzerindeydi.
Bu teklif, Alman devralma yasasındaki “yüzde 30 eşiği”ni aşmamak için gerekli ama bankanın kontrolünü ele geçirmek amacıyla tasarlanmamış bir “göstermelik” adım olarak değerlendiriliyordu.
UniCredit, 2024 yılında hisse alımına başlamış ve halihazırda Commerzbank’ın en büyük tek hissedarı konumundaydı.
Öte yandan Commerzbank için bir anlaşmayı tamamlamasına hâlâ önemli bir mesafe var.
UniCredit’in, düzenleyici kurumların onayına tabi olan hisse oranı, yönetim kurulu atamaları, bankanın stratejik yönelimi ve yönetişim üzerinde belirleyici bir etki sağlayacak yüzde 50 eşiğinin altında kalsa da, analistler bu seviyenin altında da etkili bir kontrol uygulayabileceğini belirttiler.
Analistler, oy haklarının yaklaşık yüzde 40-45’lik bir payının, İtalyan bankaya hissedarlar toplantıları üzerinde fiili kontrol sağlaması için muhtemelen yeterli olacağını, çünkü katılımın nadiren yüzde 100’e ulaştığını belirtti.
UniCredit’e yakın bir kaynak, “Kontrol bizde,” dedi.
Fakat UniCredit için son aşama mutlaka kolay olmayacak. Yaklaşık yüzde 13 hisseye sahip Berlin’in ve güçlü sendikaların yatıştırılması gerekecek, ayrıca potansiyel düzenleyici engeller de söz konusu.
Aylar süren teklif sürecinde Commerzbank, UniCredit’in iddia ettiği desteği nasıl elde ettiğini sorguladı ve teklif edilen hisselerin çoğunun, Orcel’in Alman bankası için öngördüğü vizyonu destekleyen kurumlardan ziyade, türev işlemlerdeki karşı taraflardan gelip gelmediğini merak etti.
Commerzbank bugün yaptığı açıklamada, kurumsal ve bireysel yatırımcılar tarafından ihaleye sunulan hisselerin toplam sayısının yüzde 2’nin altında olduğuna inandığını belirtti.
Açıklamada, “Bağımsız hissedarlar arasındaki düşük kabul oranı, teklifin cazibesinin düşük olduğunun açık bir kanıtı,” denildi.
Commerzbank daha önce Almanya’nın finansal denetim kurumu BaFin’i, “olağandışı ihale davranışı” olarak nitelendirdiği durumu soruşturmaya çağırmıştı.
İşçi konseyi ise daha da ileri giderek nadir görülen bir cezai şikayette bulundu ve bu da Frankfurt savcılığını “olası piyasa manipülasyonu konusunda ön soruşturma” yürütmeye sevk etti.
Savcılar, ancak olası bir suistimalin kanıtını bulmaları halinde resmi bir soruşturma açabilirler.
UniCredit, savcılığın işçi konseyinin yaptığı şikayeti takip etmesinin “protokol gereği” olduğunu belirtti.
Almanya, Commerzbank için UniCredit’in teklifini geri çevirdi
Öte yandan teklifin koşulları, ihale süreci boyunca değişti. Son haftalarda UniCredit, Commerzbank’a kıyasla kendi hisse fiyatındaki yükselişten faydalandı; bu durum, teklifin ima edilen primini artırarak yatırımcılar için daha cazip hale getirdi.
UniCredit’in Commerzbank’taki hissesini yüzde 30’un üzerine çıkarmak için hâlâ Avrupa Merkez Bankası’ndan resmi onay alması gerekiyor ama bu süreç büyük ölçüde bir formalite olarak görülüyor.
Analistler, UniCredit’in bu onayı aldıktan sonra, sahip olduğu büyük oy hakkı sayesinde Commerzbank üzerinde fiili kontrol sağlayabileceğini öngörüyor.
Keefe, Bruyette & Woods analisti Hugo Cruz, halka arz teklifinin sonucunun açıklanmasından önce, “UniCredit’in Commerzbank üzerindeki kontrolünün neredeyse kesinleştiğini düşünüyoruz” dedi.
Cruz, UniCredit’in kontrolü ele geçirmek için hemen Commerzbank’ta olağanüstü bir acil toplantı yapılmasını talep etmesinin mantıklı olmayabileceğini belirtti.
Bunun yerine, İtalyan bankası, önümüzdeki Mayıs ayında yapılacak Commerzbank yıllık hissedarlar toplantısı öncesindeki ayları, Almanya’daki siyasetçiler ve çalışanlarla ilişkiler kurmak için kullanabilir.
Orcel daha önce, her halükarda her iki bankanın tam bir yasal birleşme için hazır hale gelmesinin 18-24 ay süreceğini belirtmişti.
Commerzbank yöneticileri, UniCredit’in konumunun gücünü ancak son günlerde fark ettiler ve buna uyum sağlamak zorunda kaldılar.
Commerzbank yönetim kurulu, kamuoyuna yaptığı açıklamada “UniCredit ile yapıcı bir diyaloga açık olduklarını” ve bu tutumlarının “değişmediğini” belirtti.
Commerzbank bugün yaptığı açıklamada, “Birleşmeden kaynaklanan sinerjileri anlamlı bir ölçüde ve makul bir zaman dilimi içinde gerçekleştirmek, ancak bankanın yönetimi, çalışanları ve temsilcilerinin yanı sıra Alman federal hükümetini de içeren uzlaşmaya dayalı bir çözüm yoluyla gerçekçi olabilir,” dedi.
Fakat Commerzbank’a yakın bir kişi bunu “yeni bir sayfanın başlangıcı” olarak nitelendirdi. Bir başkası ise, “Kendimizi bir kuleye hapsedemeyiz,” diye ekledi.
Avrupa
Le Pen cumhurbaşkanlığına aday

Marine Le Pen, yargıçların zimmete para geçirme suçundan verilen mahkumiyet kararını onamasına rağmen Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olacağını açıkladı.
Salı akşamı TF1 haber kanalına verdiği demeçte “Bu gece [itibariyle] cumhurbaşkanlığı adayıyım,” diyen Le Pen, bu mahkumiyet kararına karşı Fransa’nın ceza ve hukuk davalarına bakan en yüksek mahkemesine temyiz başvurusunda bulunacağını da sözlerine ekledi.
Le Pen’in bu kararı, partisi Ulusal Birlik’in (RN) seçim kampanyasını kendisinin mi yoksa halefi Jordan Bardella’nın mı yöneteceği konusundaki bir yılı aşkın süren belirsizliği sona erdirdi.
Fakat Le Pen, ertelenmiş hapis cezasına çarptırılmış olmasına ve muhtemelen elektronik izleme bileziği takmak zorunda kalacak olmasına rağmen, seçmenlerin kendisini destekleyeceği yönünde riskli bir bahis oynuyor.
Temyiz hakimleri, Le Pen’i Avrupa Parlamentosu fonlarını, Brüksel’deki görevleri yerine Fransız ulusal siyasetinde çalışan personeli istihdam etmek için kasıtlı olarak kullanma suçundan suçlu buldu.
Hakimler, seçimden men cezasını kısaltarak Le Pen’in cezasını hafiflettiler ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yerine aday olup olmayacağına karar vermeyi kendisine bıraktılar.
Karar ilk açıklandığında Le Pen, elektronik kelepçe engeli nedeniyle seçim kampanyası yürütmesinin güç olacağını, bu nedenle cumhurbaşkanlığına adaylığını koymayacağını söylemişti.
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor
Avrupa2 hafta önceRomanya parlamentosunda Moldova ile birleşme adımı
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını1 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor












