Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman gözetleme uçağı Rusya’ya karşı İngiltere’ye konuşlanacak

Yayınlanma

Alman Silahlı Kuvvetleri, yeni P-8A Poseidon deniz devriye uçağının ilkini teslim aldı ve uçak, Kuzey Atlantik yakınlarındaki Lossiemouth’daki İngiliz hava üssünde konuşlandırılacak.

Uçak öncelikle denizaltı avında kullanılacak; Baltık Denizini ve özellikle de Rus denizaltılarını takip edeceği Kuzey Atlantik’i izlemek için görevlendirilecek.

Kuzey Atlantik’teki operasyonlar, Rusya Kuzey Filosunun tüm birimlerinin Kola Yarımadasındaki üslerinden Atlantik’e ulaşmak için bu bölgeyi geçmesi gerektiğinden özellikle önemli kabul ediliyor. Burada, Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya giden ikmal yollarını saldırıya uğratabilirler.

Almanya, bu uçaklarla, başlangıçta planlanan Alman-Fransız MAWS deniz devriye uçağının yerini alan bir ABD ürününü satın alıyor ve bu, bağımsız bir Avrupa savunma sanayisinin oluşturulması için bir gerileme anlamına geliyor. 

Öte yandan, Kuzey Atlantik’te konuşlandırılacak denizaltılar ve savaş gemileri, Avrupa’nın sıkı işbirliği içinde, İngiltere, Norveç ve Almanya’dan çeşitli savunma şirketleri tarafından üretiliyor.

Almanya hükümeti, Haziran 2021’de P-8A Poseidon deniz devriye uçağını satın alma kararıyla, Almanya-Fransa ortak projesi olan Maritime Airborne Warfare System (MAWS) deniz devriye uçağına sırtını dönmüştü.

Bu, Berlin ve Paris’in 2017 yılında, kısmen AB ülkelerine ABD’den bağımsız kendi yüksek teknolojili silah sistemlerini sağlamak amacıyla geliştirmeye veya üretmeye karar verdikleri altı adet, ağırlıklı olarak teknolojik açıdan iddialı projeden biriydi.

Diğer beşi, şu anda başarısızlık eşiğinde olan altıncı nesil savaş uçağı (Future Combat Air System, FCAS), en son nesil bir savaş tankı (Main Ground Combat System, MGCS), geliştirilmesi zaten önemli ölçüde gecikmiş olan ve gözlemcilere göre, ciddi gecikmesi nedeniyle muhtemelen altı yıl sonra hizmete girdiği zaman tamamen eskimiş olacak olan Eurodrone idi.

Federal Almanya Cumhuriyeti, 2023 baharında, Eurocopter Tiger savaş helikopterinin ortaklaşa planlanan modernizasyonundan çekildi. Ortak bir topçu sisteminin geliştirilmesi planı 2023’te duyurulmuştu ama yıllardır bu konuda hiçbir haber alınamıyor.

Fransız-Alman deniz devriye uçağı yerine Boeing 737 temelinde geliştirilen ABD P-8A Poseidon’un satın alınması kararı, diğer nedenlerin yanı sıra, Fransız-Alman deniz devriye uçağının geliştirilmesinin çok uzun sürdüğü ve sonsuza kadar beklemek mümkün olmadığı gerekçesiyle haklı gösterildi. 

Berlin, Avrupa’nın silahlı kuvvetlerini bağımsız silah sistemleriyle donatma hedefine aykırı olan diğer ABD askeri teçhizatının satın alınmasını da benzer argümanlarla gerekçelendirdi.

Yaşlanan Tornado jetlerini “nükleer paylaşım” için 35 adet ABD F-35 jetiyle değiştirme kararı, F-35’in zaten ABD nükleer silahları için sertifikalandırılmış olması gerekçesiyle haklı gösterildi; Eurofighter bu amaçla kullanılacak olsaydı, önce sertifikalandırma sürecinden geçmesi gerekecekti, bu da çok zaman alacaktı ve ayrıca “endüstriyel sırları ABD’ye gümüş tepside sunmak” anlamına gelecekti.

Kapsamlı bir hava savunma kalkanı (Avrupa Hava Kalkanı Girişimi, ESSI) geliştirmek için Berlin, Fransız-İtalyan SAMP/T yerine ABD’nin Patriot sistemini seçmişti: Patriot sisteminin savaşta zaten test edildiği söyleniyordu.

P-8A Poseidon’un satın alınmasında başka faktörler de devreye girdi. Alman Silahlı Kuvvetlerinin deniz keşif uçağının en önemli operasyon alanlarından biri, Rus denizaltılarının Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya giden ikmal yollarını kesmek için Kola Yarımadasındaki ana üslerinden Atlantik’e giderken geçmek zorunda oldukları deniz alanı olan Kuzey Atlantik.

Fakat Alman Donanması bu bölgede tek başına değil, komşu ülkeler Norveç ve Büyük Britanya ile yakın işbirliği içinde faaliyet gösterecek. Kuzey Atlantik’e sınırları olan Kanada gibi, bu ülkeler de P-8A Poseidon’a güveniyor.

Uçağın ortak satın alınması, ortak operasyonları kolaylaştırıyor. Ocak 2024’ten bu yana, Kuzey Atlantik’teki beş P-8A kullanıcısı –ABD, Kanada, İngiltere, Norveç ve Almanya– Deniz Devriye Uçağının Ortak Kullanımı ve Girişimlerin Ortak Tartışılması (JEDI) başlığı altında düzenli sempozyumlar düzenlemekte ve bu sempozyumlarda deniz devriye uçağının ortak kullanımı tartışılıyor ve daha da geliştiriliyor.

Ocak 2025’te bu sempozyum ilk kez İskoçya’nın Inverness kentinin kuzeydoğusundaki Lossiemouth’daki İngiliz hava üssünde gerçekleştirildi. 

Lossiemouth’u düzenli olarak kullanan ABD silahlı kuvvetleri, burada özel bir deniz destek tesisi bulunduruyor.

Ayrıca, Ekim 2024’te imzalanan Almanya-İngiltere askeri ve silahlanma işbirliği anlaşması olan Trinity House Anlaşmasına göre, Alman P-8A Poseidon uçakları, NATO ülkeleri tarafından Kuzey Atlantik’in sürekli gözetimi için Lossiemouth’ta “düzenli” olarak konuşlandırılacak. 

Almanya-İngiltere işbirliği, iki ülkenin P-8A Poseidon uçaklarının konuşlandırılması ve olası ortak görevlerinin ötesine geçiyor. Alman deniz keşif uçakları, gerektiğinde Rus denizaltılarını vurmak için ABD MK 54 torpidolarıyla donatılacak.

Ayrıca, İngiliz savunma şirketi BAE Systems tarafından üretilen İngiliz Sting Ray torpidolarının da bu uçaklar için satın alınması planlanıyor. Diğerlerinin yanı sıra, Alman Rheinmetall Grubu da BAE Systems ile giderek daha yakın bir işbirliği içinde çalışıyor.

Alman-İngiliz silah işbirliğinin planlanan genişlemesi, insansız hava araçlarının, “savaş bulutu” yeteneklerinin ve son olarak, Moskova’ya etkili bir şekilde ulaşabilecek 2.000 kilometreden fazla menzile sahip seyir füzelerinin ortak geliştirilmesini de içeriyor.

Alman-İngiliz silah işbirliği, Alman-Norveç ve İngiliz-Norveç işbirliğini de içeren bir üçgenin kenarlarından biri. Kiel ve Wismar’daki ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS), her iki ülkenin silahlı kuvvetlerinin ortak çıkarları doğrultusunda geliştirilen ve Berlin ve Oslo tarafından satın alınan Type 212CD (Ortak Tasarım) denizaltıları inşa ediyor.

Bu, sadece maliyet tasarrufu sağlamakla kalmayıp, ortak operasyonları da kolaylaştırmayı amaçlıyor. Proje, gemi savar füzelerinin üretimi, teknelerin bakımı ve askerlerin eğitimi gibi daha geniş bir işbirliğinin parçası.

Norveç ise Birleşik Krallık’tan fırkateyn sipariş etti. Ağustos sonunda, Oslo’nun Glasgow’daki BAE Systems tersanelerinde üretilecek beş adet İngiliz Tip 26 fırkateyni satın alacağı duyuruldu. Satın alma bedeli yaklaşık 10 milyar sterlin tutarındadır.

Almanya, Fransa ve ABD’deki tersaneler de sözleşmeye ilgi göstermişti. Gözlemcilere göre, sözleşmenin Almanya yerine İngiltere’ye verilmesi, öncelikle Norveç’in tek bir ülkeye bağımlı hale gelmek istememesinden kaynaklanıyor. Öte yandan, ABD aleyhine alınan karar, Avrupa içi silah işbirliği lehine bir karar olarak görülüyor.

Avrupa

Saksonya-Anhalt’te AfD ve BSW’den Ukrayna kararı

Yayınlanma

AfD ve BSW’nin oylarıyla, Saksonya-Anhalt eyaletinin yeni eyalet parlamentosu, Ukrayna’ya sağlanan tüm yardımların derhal sonlandırılmasını ve Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılmasını talep etti.

İki parlamento grubu tarafından sunulan ve “Ukrayna’da Savaşın Tırmanması Yerine Barış Görüşmeleri” başlığını taşıyan bu önerge, Magdeburg’da düzenlenen olağanüstü oturumda çoğunluk oyuyla kabul edildi.

AfD ve BSW, yeni eyalet parlamentosundaki 83 sandalyenin 44’ünü elinde bulunduruyor.

Tartışma, yüksek sesli yuhalamalarla geçti. Eyalet Başbakan Vekili Sven Schulze (CDU) ile CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti’den konuşmacılar, önergeyi şiddetle kınadılar.

Konuşma süreleri konusunda başlangıçta bir uzlaşmaya varılamaması nedeniyle, oturum gündeme geçilmeden önce bir saat süreyle askıya alındı.

Önerge, vekaleten görev yapan eyalet hükümetinden “Ukrayna’da durumun daha da tırmanmasını önlemek ve barışı tesis etmeyi amaçlayan bir politika izlemek için, özellikle Bundesrat’ta ilgili bir girişim yoluyla, elindeki tüm imkânları kullanmasını” talep ediyor.

Önergede ayrıca şunlar belirtiliyor: “Rusya’ya yönelik iktisadi yaptırımlar derhal kaldırılmalıdır.”

Ukrayna’ya yönelik mali desteğin, insani yardımın ötesine geçtiği ölçüde derhal durdurulmasını isteyen önerge, silah sevkiyatlarının da askıya alınmasını talep ediyor.

SPD milletvekili grubu başkanı Katja Pähle bunu “ucuz bir numara” olarak nitelendirdi. Yeşiller Partisi milletvekili grubu sekreteri Olaf Meister, eyalet parlamentosunun bu konuyu ele almak için tamamen yanlış bir yer olduğunu vurguladı.

Sol Parti milletvekili grubu başkanı Eva von Angern ise önergeyi “sahte” ve “bir komedi” olarak nitelendirdi.

Aralık ayında eyalet başbakanlığına aday olmayı planlayan AfD milletvekili grubu başkanı Ulrich Siegmund ise bunun iyi bir gün olduğunu söyledi.

Savaşın dört buçuk yıl önce başlamasından bu yana ilk kez, bir Alman parlamentosundan bir barış girişimi geldiğini belirtti.

Ukrayna’ya yardım için toplam 125 milyar avro harcandığını ve “bu paranın kendi ülkemizden esirgendiğini” ifade eden Siegmund, “Paramız ülkemiz için,” dedi ve diğer parlamento gruplarını, ülkenin çıkarlarına aykırı politikalar izlemekle suçladı.

BSW’nin baş adayı Claudia Wittig, Ukrayna’yı küresel jeopolitik çıkarların bir piyonu olarak nitelendirdi. Wittig, “BSW, barış isteyenlere ses veriyor,” dedi ve artık müzakere zamanı geldiğini savundu.

Oturumdan önce Ukrayna Büyükelçisi Oleksij Makeiev, bu oturumu “saçmalık zirvesi” olarak nitelendirmişti.

Ukrayna’ya silah sevkiyatının durdurulması talebiyle ilgili olarak diplomat, Funke Media’ya, “Kendilerini savunanların elinden silahları alıyorsunuz ve bunu yaparak katile yardım ediyorsunuz,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya’da “Avrupalı nükleer silah” tartışmaları

Yayınlanma

Alman Dış İlişkiler Konseyi (DGAP) üyesi Joachim Krause, “Alman veya Avrupalı nükleer silah” çağrısı yaparken, Berlin’in NATO düzeyindeki nükleer angajmanı derinleşiyor.

German Foreign Policy’bnin aktardığına göre, Alman Silahlı Kuvvetleri şu anda NATO’nun yıllık nükleer savaş tatbikatına katılıyor.

NATO, yıllık nükleer savaş tatbikatı Steadfast Noon’a salı günü başladı. Bu kez tatbikat İtalya’da gerçekleştiriliyor.

Odak noktası, her ikisinde de ABD nükleer bombalarının depolandığı Udine yakınlarındaki Aviano Hava Üssü ve Brescia yakınlarındaki Ghedi Hava Üssü.

Bu yıl neredeyse hiçbir ayrıntı açıklanmadı. Genellikle Steadfast Noon tatbikatı, “nükleer paylaşım” anlaşması kapsamında Avrupa hava kuvvetleri tarafından konuşlandırma bölgesine uçurulan ABD bombalarının sığınaklardan çıkarılması, Avrupa savaş uçaklarına yüklenmesi ve ardından savaş görevleri ile askeri eskortunun simülasyonunu içerir.

Bu yıl, 17 NATO ülkesinin silahlı kuvvetleri tatbikata katılıyor.

Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr), Almanya’nın nükleer paylaşımından sorumlu olan Eifel bölgesindeki Büchel’deki 33. Taktik Hava Kuvvetleri Filosu’na ait üç adet Tornado avcı uçağıyla tatbikata katılıyor.

Türkiye ve Romanya da tatbikata katılıyor; Romanya üç adet F-16 avcı uçağı görevlendiriyor.

İsveç ise sayısı açıklanmayan sayıda Gripen avcı uçağı sağlarken, Finlandiya tatbikata kurmay subayları gönderiyor.

Tatbikin yaklaşık on gün sürmesi ve geçen yılki ile aynı ölçekte olması bekleniyor. Geçen yılki tatbikata 2.000’den fazla asker ve yaklaşık 70 uçak katılmıştı.

Kitle imha silahlarına açılan kapı

NATO’nun nükleer savaş tatbikatı, askeri ittifakın diğer Avrupa ülkelerinde nükleer silah konuşlandırılmasını tartıştığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Odak noktası öncelikle nükleer paylaşım düzenlemesi kapsamında ABD nükleer bombalarının depolanması seçeneği üzerinde.

Finlandiya’da parlamento, 17 Haziran’da nükleer silahların ülkede barındırılmasını ve hatta Finlandiya topraklarından nakledilmesini yasaklayan 1980 tarihli yasağı kaldırmak için oylama yaptı.

Bu karar, nükleer bombaların olası konuşlandırılması için temel bir ön koşulu yerine getiriyor. 

Litvanya’da ise parlamento geçen hafta, Litvanya topraklarında kitle imha silahlarının depolanmasını yasaklayan anayasa hükmünü yürürlükten kaldırmak üzere oy kullandı.

Fakat anayasa değişikliğinin kesinleşmesi için parlamentoda ikinci bir oylama yapılması gerekiyor.

Bu arada Polonya’da, ABD nükleer bombalarının konuşlandırılması olasılığı hararetli bir tartışma konusu.

Başbakan Donald Tusk liderliğindeki hükümet açıkça karşı bir tutum sergilese de Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Jarosław Kaczyński’nin partisi PiS (Hukuk ve Adalet), prensip olarak bu fikre açık.

Fransa da nükleerde gaza basıyor

Avrupa’da ek ABD nükleer silahlarının konuşlandırılmasına ilişkin tartışmalara paralel olarak, Fransa da nükleer planlarını ilerletiyor.

Bunun temelini, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2 Mart’ta sunduğu “gelişmiş caydırıcılık” (“dissuasion avancée”) adlı yeni konsept oluşturuyor.

O dönemde Macron, yeni bir “nükleer silahlar çağının” başladığından açıkça söz etmişti.

Yeni konsept, diğer hususların yanı sıra, nükleer silahlarla donatılabilen Fransız nükleer kuvvetlerine ait Rafale avcı uçaklarının, örneğin kriz durumlarında, diğer Avrupa ülkelerindeki üslere geçici olarak konuşlandırılabilmesini öngörüyor.

Amaç, nükleer silah taşıma kapasitesine sahip avcı uçaklarının gerçekten nükleer silahlarla birlikte konuşlandırılıp konuşlandırılmadığının belirsizliğinden kaynaklanan bir tereddüt yaratarak potansiyel bir düşmana karşı belirsizlik yaratmak.

Macron, bunun amacının “düşmanlarımızın hesaplamalarını zorlaştırmak” olduğunu açıkladı.

Şu anda on Avrupa ülkesi bu çerçeve içinde Fransa ile işbirliği yapmayı kabul etti.

Bunlar arasında nükleer güce sahip Büyük Britanya’nın yanı sıra Almanya, Belçika, Hollanda, Yunanistan, Polonya ve geleneksel olarak ABD ile ittifak halinde olan dört Kuzey Avrupa ülkesi (Danimarka, Finlandiya, İsveç ve Norveç) yer alıyor.

Alman Silahlı Kuvvetleri Fransız nükleer tatbikatına ilk kez katılıyor

Alman Silahlı Kuvvetleri, bu yıl ilk kez sadece NATO’nun Steadfast Noon adlı nükleer savaş tatbikatına değil, aynı zamanda Fransa’nın nükleer silah tatbikatı olan Operasyon Poker’e de katılıyor.

Bu gelişme, Temmuz ortasında Macron ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz arasında yapılan bir görüşme sırasında duyuruldu.

O sırada, sembolik bir hareket olarak, nükleer silah taşıma kapasitesine sahip iki Fransız Rafale uçağı ve onlara eşlik eden iki Alman Eurofighter uçağı, bir Fransız MRTT Phenix tanker uçağından ortak havada yakıt ikmali tatbikatı gerçekleştirdi.

Eylül ayı sonlarında, Fransız nükleer kuvvetleri “Operation Poker” adlı en son nükleer savaş tatbikatını gerçekleştirdi.

Alman askerlerinin bu tatbikata katılıp katılmadıkları henüz net değil; daha önce gözlemcilerin ve hatta muhtemelen avcı jetlerinin gönderileceğinden söz ediliyordu.

Tatbikatın gidişatına ilişkin olarak, Rafale jetlerinin mürettebatına “füzelerini tam olarak belirlenen bir yere ve tam olarak belirlenen bir zamanda ateşlemek” amacıyla “düşman hatlarını aşma” görevi verildiği bildirildi.

Bir katılımcının şu sözleri aktarıldı: “Ne pahasına olursa olsun geçmek zorundasınız ve her seferinde ağır kayıplar yaşanıyor.”

“Alman bombası” için hararetli çağrılar

Siyaset bilimci Joachim Krause, geçtiğimiz günlerde hem ABD bombalarıyla nükleer paylaşım hem de Fransa’nın “dissuasion avancée” (gelişmiş caydırıcılık) politikasına alternatif olabilecek nükleer seçenekler hakkında yorumda bulundu.

Kiel Üniversitesi Güvenlik Politikası Enstitüsü’nün eski direktörü ve Alman Dış İlişkiler Konseyi’nin (DGAP) uzun süredir üyesi olan Krause, Ocak ayında şunu belirtmişti:

“Almanya’yı kendi nükleer silahlarımızla ya da Avrupa nükleer silahlarıyla korumayı acilen tartışmamız gerekiyor.”

Krause Ağustos sonunda ise, bir yandan Başkan Donald Trump yönetimindeki ABD’ye “güvenilemeyeceğini” belirtti; öte yandan, “dissuasion avancée” konusunda “beklentileri çok yüksek tutmamak” gerektiğini söyledi.

Krause’nin “Almanya’nın atom bombasına sahip olması bir güvenlik unsuru olurdu” dediği aktarıldı fakat daha sonra Almanya’nın sivil nükleer enerjiden kademeli olarak vazgeçmesi ve federal hükümetin zayıflığı nedeniyle bunun bugün “tamamen gerçek dışı” olduğu sonucuna vardı.

Fakat Krause’ye göre şu anda başka seçenekler de tartışılıyor:

“Zaman zaman İskandinav ülkelerinin, Baltık devletleri, Almanya ve Polonya ile birlikte bir Avrupa nükleer silah programı başlatabileceğini duyuyorum.”

Krause’ye göre, şu anda “gerekli uzmanlık” eksik. Fakat bu, aşılmaz bir engel değil; bu eksiklik giderilebilir.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Mélenchon, kamu maliyesi programını açıkladı

Yayınlanma

Jean-Luc Mélenchon, sermaye ve varlıklı hanehalklarına uygulanan vergileri artırarak Fransa’nın kamu maliyesini düzeltmeye yönelik bir plan açıkladı.

Gelecek yıl seçilmesi halinde 2027’de bütçe açığını 25 milyar avro azaltmayı hedefleyen 75 yaşındaki siyasetçi, tasarrufların daha fazla Fransa’ya aktarılacağına söz verdi ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) elinde bulunan devlet borcunun bir kısmının iptal edilmesi talebini yineledi.

Mélenchon çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, “Finansal sermayenin katkıda bulunmasını sağlamak gerekiyor, çünkü bugüne kadar düşük ücretlerden ve azalan gelirlerden her türlü vergi indirimine kadar her şekilde ve her yönüyle tam anlamıyla fayda sağlayan finansal sermayedir,” dedi.

Boyun Eğmeyen Fransa’nın (LFI) lideri şöyle devam etti:

“Neden mi? Çünkü bu, resesyonist etkileri olmayan tek seçenek. Bir emeklilik fonuna ya da bu tür herhangi bir finans kurumuna vergi uyguladığınızda, bu iktisadi faaliyette bir düşüşe yol açmaz.”

Derin bölünmelerin yaşandığı Ulusal Meclis’te 2027 bütçesinin kabulüne yönelik müzakereler başlarken, Mélenchon harcama kesintilerini reddetti ve vergiler ile yatırımlardan elde edilecek ek gelirler sayesinde 2027’de bütçe açığını azaltabileceğini belirtti.

LFI tarafından sunulan 20 sayfalık belgeye göre, bu adım Fransa’nın önümüzdeki beş yıl içinde borç-GSYİH oranını istikrara kavuşturmasını sağlayacak.

Belgede, gelecek yıl için 106,6 milyar avro gelir ve 81,7 milyar avro harcama öngörülüyor.

Geçen hafta, Fransa’nın 10 yıllık tahvillerindeki risk primi, İtalya’ya kıyasla rekor seviyeye ulaştı.

Finansal işlemler ve kripto para birimlerine vergi uygulanmasını da öneren LFI’nın kurucusu, Marine Le Pen’in bütçe açığını azaltmaya yönelik kendi planını sunmasından bir hafta sonra konuştu.

Le Pen’in önlemleri arasında emeklilik yaşının düşürülmesi, hisse geri alımlarına vergi uygulanması ve çok uluslu şirketlere yönelik vergilerin artırılması yer alıyordu.

Le Pen, AB liderlerinin toplantısı öncesinde, Fransa’nın AB bütçesine yaptığı katkıya yönelik büyük kesintileri de içeren planını savunmak üzere Brüksel’e gitti.

Mélenchon da belirli koşullar altında AB katkısını azaltacağını belirtti ama ayrıntılara girmedi.

Yakın zamanda yapılan bir ankete göre, her iki adayın da Mayıs 2027’deki ikinci tura kalma şansı bulunuyor.

Ankete göre Le Pen ilk turda yaklaşık %36 ile birinci, Mélenchon ise yaklaşık %18 ile ikinci sırada yer alıyor.

Fransız ekonomist Gabriel Zucman’dan esinlenerek 100 milyon avronun üzerindeki varlıklara uygulanan servet vergisi de dahil olmak üzere bir dizi vergi artışı planının yanı sıra, Mélenchon ayrıca Caisse des Dépôts, Bpifrance ve Banque Postale gibi kurumları tek bir kamu bankacılık grubu altında birleştirmeyi önerdi.

Ayrıca, Fransız hanehalkı tasarruflarının daha büyük bir kısmını yurt içi yatırımlara yönlendirecek ve konut, ulaşım, yeşil sanayileşme, dijital egemenlik ve diğer kilit stratejik sektörlerde yıllık 100 milyar avroluk bir hedef belirleyecek.

Basın toplantısında Mélenchon, “kapitalist düşmanlarını” da sert bir dille eleştirdi. Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin’i “cahil”, Euronext NV ticaret platformu Başkanı Stéphane Boujnah’ı ise “spekülatör, krizden çıkar sağlayan ve halkı sömüren biri” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English