Avrupa
Alman istihbarat teşkilatı BND yeniden yapılandırılıyor

Almanya’nın dış istihbarat servisi BND, “Rusya’dan gelen tehdide karşı koymak” amacıyla daha etkili bir hizmet vermek istiyor.
Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre siyasetçiler ve hatta BND personeli, 6.500 çalışanı bulunan bu kurumun, İngiltere’nin SIS’i, ABD’nin CIA’i ve Fransa’nın DGSE’si gibi “et yiyen” muadillerine kıyasla “vejetaryen” olduğunu esprili bir şekilde dile getiriyorlardı.
2022’de ise BND, Rusya konusunda o kadar geride kalmıştı ki, Kiev’e bombalar düşmeye başladığında kurumun o dönemki başkanı şehirde mahsur kaldı ve Polonya sınırına ulaşması iki gün sürdü. Buna karşılık, CIA ve SIS bir saldırı olacağı konusunda uyarıda bulunmuştu.
Dört yıl sonra, Avrupa liderlerinin artık ABD’ye bu kadar fazla güvenemeyeceklerine karar verdikleri bir dönemde Almanya, Rusya’dan gelen tehdide karşı koymak için BND’yi daha modern ve etkili bir istihbarat servisi haline getirmeye çalışıyor.
Ukrayna savaşının ardından Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) hızla yeniden silahlanırken, hükümet BND’nin de yeniden donatılması, genişletilmesi ve savaş hazırlığına geçirilmesi zamanının geldiğine inanıyor.
Berlin, hem istihbarat yetkilileri hem de askerleri için bir Zeitenwende (“dönüm noktası”) planlıyor.
Şansölye Friedrich Merz geçen sonbaharda yaptığı bir konuşmada, “Avrupa’da üstlendiğimiz sorumluluk, büyüklüğümüz ve ekonomik gücümüz göz önüne alındığında, BND’nin istihbarat alanında en üst düzeyde faaliyet göstermesi hedefimizdir,” demişti.
Hükümet, bu yıl BND’nin bütçesini yaklaşık yüzde 25 artırarak 1,51 milyar avroya çıkardı ve sonbahara kadar kurumla ilgili yeni bir yasa tasarısını Federal Meclis’e sunması bekleniyor.
Sızan ilk taslaklar, BND’nin 70 yıllık tarihindeki en önemli reformlar olacak ve kuruma önemli yeni yetkiler kazandıracak kapsamlı bir reform paketine işaret ediyor.
Merz’in 2025 yılında atadığı BND Başkanı Martin Jäger, nisan ayında kapalı kapılar ardında yaptığı bir konuşmada çalışanlara, “Almanya’nın ilk savunma hattı olmalıyız ve olacağız,” dedi.
Fakat FT’nin siyasetçiler, yetkililer ve BND’nin eski ve mevcut çalışanlarıyla yaptığı bir dizi mülakat, bu girişimin hâlâ Alman devletinin pek çok kesimini etkileyen bürokrasi ve yasalcılıkla ve ayrıca kurumun kendi zihniyetiyle engellenebileceğini gösteriyor.
Hükümetin önerdiği yeni yasa, BND’nin şu anda tabi olduğu siyasi ve hukuki denetim sistemini ortadan kaldıracak ve kimin gözetim altına alınabileceği, kimin alınamayacağına ilişkin kuralları değiştirecek.
Bir Alman diplomat ise, “Yeni bir yasa taslağı hazırlamak, bir soruna çok ‘Alman’ bir çözüm. Asıl sorun . . . [ise] siyasi kültürle ilgili,” diyerek, ülkede özellikle Soğuk Savaş sonrasında hassas bir konu olan “gözetim” alerjisine dair kamuoyu hafızasına işaret ediyor.
BND’de deneyimi olanlar, değişimin sadece gerekli değil, aynı zamanda acil olduğunu ileri sürüyor.
Örneğin eski bir BND yetkilisi şunları söylüyor:
“Gerçek şu ki, son yirmi yılın büyük bir bölümünde, dünya daha istikrarsız hale gelip Almanya’ya yönelik tehditler artarken, BND’nin [müdahale kuralları] giderek daha katı hale geldi. Ya radikal bir adım atarız ya da sonuçlarına gerçekten katlanırız diye bir kırılma noktasına geldik.”
Öte yandan BND’nin geçmişi pek de temiz değil. Bu kurumun öncülü, Nazi rejiminden gelen eski Alman askeri istihbarat ajanlarından oluşan ve ABD tarafından desteklenen bir ağ olan “Gehlen Örgütü” idi.
Almanya, istihbarat teşkilatına geniş yetkiler vermeyi planlıyor
1956’da örgütün ilk başkanı olan Reinhard Gehlen, İkinci Dünya Savaşı sırasında Wehrmacht’ın doğu cephesindeki casusluk şefi olarak görev yapmıştı.
Soğuk Savaş döneminde de BND özellikle CIA ile birlikte çalışarak adından söz ettirdi. On yıllar boyunca, CIA ile birlikte, İsviçre merkezli Crypto AG adlı, ticari açıdan dünyanın en başarılı şifreleme şirketinin gizli sahibi de BND idi. 1980’lere gelindiğinde, küresel diplomatik iletişimin tahmini olarak yüzde 40’ı Crypto AG makineleri kullanılarak gönderiliyordu. CIA ve BND bu iletişimin tamamını okuyabiliyordu.
Soğuk Savaş sonrasında ise BND biraz daha geri plana itildi. 2013 yılında eski ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) çalışanı Edward Snowden tarafından sızdırılan belgeler, ABD istihbarat kurumlarının Alman topraklarında BND ile el ele yürüttüğü kitlesel gözetim faaliyetlerini ortaya çıkarmış ve bu durum, zaten var olan güvensizliği daha da derinleştirmişti.
Bu ifşaatlara yanıt olarak Almanya, BND’yi düzenleyen BND Kanunu’nu sıkılaştırarak yeni kısıtlamalar getirdi.
Ama 2022 başlayan Ukrayna savaşından bu yana durum değişti. BND’nin çalışmalarını denetleyen güçlü Bundestag komitesinin CDU’lu başkanı Marc Henrichmann bu konuda şunları söylüyor:
“İnsanlar artık, bu ülkeyi son yıllarda yapabildiğimizden daha iyi korumamız gerektiğini fark ettikleri bir noktaya geldi. Artık burada siber saldırıların ne kadar sık gerçekleştiğinin farkında olmayan tek bir girişimciye bile rastlamıyorum. Herkes havaalanında insansız hava araçlarını gördü. Herkes haberlerde ya da başka yerlerde ‘gölge filo’ tankerlerini görüyor.”
BND’nin artık bilgi almak için ABD istihbarat kurumlarına güvenemeyeceği düşüncesi birçok Alman’da yankı buldu.
Mart 2025’te Donald Trump yönetimi Ukrayna ile istihbarat paylaşımını kısa süreliğine askıya aldığında, bir Avrupalı istihbarat yetkilisi bunun kıtadaki herkesin dikkatini çektiğini söyledi.
Merz hükümeti, yeni BND yasasının bu sorunu çözeceğini savunuyor. Yeni yasanın ayrıntıları hâlâ üzerinde çalışılıyor olsa da, BND ve Şansölyelik yetkilileri, yasanın dört alanı kapsamayı hedeflediğini belirtiyor: sinyal istihbaratı, yapay zeka ve teknolojinin kullanımı, kurumun düşmanlara “karşılık verebilmesi” için yeni yetkiler ve BND’nin denetimi.
Henrichmann, yasanın ilk taslaklarının bu yıl sızdırılması üzerine, kamuoyundaki tepkilerin reform sürecini bozacağını ya da en azından yeniden gözden geçirilmesine yol açacağını düşündüğünü söylüyor.
Fakat Henrichmann’a göre, “Tepkiler çok hafifti… Bana yazanların çoğu, ‘Nihayet bir şeyler oluyor’ dedi.”
2020 yılında, Almanya Federal Anayasa Mahkemesi, Snowden’ın ifşaatlarından bu yana BND’nin gözetim uygulamalarına karşı mücadele eden bir grup sivil haklar savunucusunun lehine tarihi bir karar vermişti.
Mahkemenin, BND’nin gözetleme faaliyetlerini denetlemek ve onaylamak üzere bir yargıçlar konseyi kurmasını öngören kararının etkisi, 332 maddelik kararın birinci maddesinde şu şekilde ifade edildi: “Alman Anayasası’nın . . . gözetleme faaliyetlerine karşı savunma hakkı olarak sağladığı korumalar, yurtdışındaki yabancı uyruklular için de geçerlidir.”
BND şu anda en az dört ayrı kurum tarafından denetleniyor. 2020 tarihli kararla kurulan konseye ek olarak, BND, çoğunlukla gizli toplantılar düzenleyen ve ABD Kongresi’ndeki istihbarat komiteleri gibi geniş denetim ve kontrol yetkilerine sahip olan Henrichmann’ın komitesi tarafından da denetleniyor.
Ayrıca, komite tarafından atanan ve BND’nin gözetleme faaliyetlerini geriye dönük olarak izleyen, uzmanlar ve eski milletvekillerinden oluşan 10 kişilik bir komisyon da bulunuyor.
Bu komisyon da endişe duyduğu konuları, geniş yaptırım yetkilerine sahip olan Almanya Federal Veri Koruma ve Bilgi Özgürlüğü Komiserine havale edebilir.
Dünyanın en büyük iletişim merkezlerinden biri olan Frankfurt’taki DE-CIX internet değişim noktasından BND, günlük yaklaşık 1,2 trilyon iletişim verisini süzüp Münih yakınlarındaki Pullach’taki teknik merkezine kopyalayabilir.
Bu, kurumun temel görevlerinden biri. Fransa’nın DGSE’si gibi, telekom ağlarından gelen dijital verilerin toplu olarak dinlenmesi ve analizinden, bilgisayar korsanlığı faaliyetlerinden ve elde edilen veri setlerinden sorumlu.
Bu işler ABD ve Birleşik Krallık’ta sırasıyla NSA ve GCHQ tarafından yürütülüyor.
Ancak şu anda, katı kurallar bu bilgi hazinesinin nasıl kullanılacağını sınırlıyor. Verileri filtrelemek için, ayrıntılı bir dizi yasal gereklilikle gerekçelendirilmiş bir arama terimi veya terim grubu kullanması gerekir.
Kurum , Alman vatandaşları veya gazetecilerle ilgili verilere ya da cinsel mahremiyet içeren veya bir kişinin dini inançlarına atıfta bulunan herhangi bir bilgiye erişemez.
FT’ye göre bundan dolayı, “Kremlin’in kontrolündeki medya kuruluşlarından birinde gazeteci olarak çalışan şüpheli bir Rus casusu, Alman anayasası sayesinde gözetimden korunuyor.”
Veri saklama konusunda da sıkı kısıtlamalar bulunuyor. Bazen BND, veri setlerini sadece iki hafta sonra silmek zorunda kalır.
Bu durum, ipuçlarını araştırmak için daha uzun süreye ihtiyaç duyan analistleri zor durumda bırakıyor.
Bilgilerin saklanmasına izin verildiği durumlarda bile, 2020 tarihli anayasa kararının gerektirdiği çok sayıda onay ve güvenlik önlemi, analiz sürecini yavaşlatıyor.
Bir kıdemli subay şaka yollu olarak, kurumun Berlin veya müttefikleri için “anlık istihbarat” hazırladığında, bunu alan herkesin önce “bu bir BND dakikası mı, yoksa gerçek bir dakika mı?” diye sorması gerektiğini söylüyor.
Yeni yasa, bu tür sorunları gidermeyi amaçlıyor. Hükümet, denetimi geri çekmeyi değil, daha yönetilebilir hale getirmeyi hedeflediğini belirtiyor.
Örneğin, kurumun filtrelerinden geçen belirli verilerin ve meta verilerin saklanma süresini mevcut altı aylık üst sınırın çok ötesine uzatarak.
BND ayrıca, her gün yakaladığı filtrelenmemiş çevrimiçi bilgilerin tamamını çok daha uzun süre saklamayı umuyor. Bu veriler şu anda sadece birkaç gün boyunca tutuluyor.
Bu önemli bir husus çünkü şu anda Almanya ticari kuruluşlardan verileri saklamalarını zorunlu kılmıyor.
BND, arama emri olsa bile, internet şirketleri bu verileri silmiş oldukları için genellikle değerli bilgilere erişemiyor.
Buna karşılık örneğin Birleşik Krallık, telekom ve internet servis sağlayıcılarından verileri bir yıla kadar saklamalarını talep edebiliyor.
BND’ye, dinleme merkezlerinden topladığı büyük veri yığınını daha uzun süre (meta veriler için 15 aya kadar) saklama konusunda yasal yetki vermek, BND jargonunda kurumun “soğuk başlangıç” yeteneği olarak bilinen şey için hayati önem taşıyor.
Beklenmedik bir durum meydana geldiğinde, geriye dönük olarak taranabilecek depolanmış bir veri “tamponu” (küresel internet trafiğinin bir anlık görüntüsü) ipuçları bulmak için hayati öneme sahip olabilir.
Fakat CIA gibi istihbarat teşkilatlarının işkence ve olağandışı teslim (extraordinary rendition) gibi eylemlere karıştığı bir yüzyılda, birçok yorumcu denetim ve incelemenin önemini vurguluyor.
Ayrıca yeni yasa ile BND’nin yalnızca bilgi toplayan bir istihbarat servisi olmaktan çıkarak kendi operasyonlarını da yürüten bir kurum haline gelmesi hedefleniyor.
Örneğin Alman istihbarat yetkilileri, hedeflerine karşı “karşılık olarak siber saldırı” düzenleyebilecek.
Ajansın bir yetkilisi, örneğin BND’nin kötü amaçlı yazılım kullanarak Rus insansız hava aracı fabrikalarına fiziksel hasar verememesinin nedenini sorguluyor.
Bunun yanı sıra, BND yetkililerinin hesaplı riskler almayı düşünmeye ve daha proaktif olmaya teşvik edildiği daha geniş kapsamlı bir kültürel dönüşümü desteklemek de amaçlanıyor.
Çalışanlar, şu anda kurumun operasyonlarının ajanlar yerine avukatlar tarafından tasarlandığı izlenimini veriyor.
Bununla birlikte, BND’nin kültürünü değiştirmek için yeni bir yasadan fazlası gerekebilir. Eski bir yetkiliye göre sorun, BND’den ziyade Alman devletinin kendisiyle ilgili.
ABD, Birleşik Krallık ve Fransa’da, dış istihbarat servisleri cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığın yetki ve nüfuzunun temel bileşenleri iken Almanya’da, BND genellikle başbakanlar ve bakanları tarafından potansiyel bir siyasi yükümlülük kaynağı olarak görülür.
Avrupa
Burnham’ın ilk Palantir sınavı yaklaşıyor

Başbakan Andy Burnham’ın, Birleşik Krallık’ın dijital egemenliğini güçlendirmek amacıyla “İngiliz yapımı” yapay zeka ürünleri satın alma sözü Palantir ile sınanacak.
POLITICO’nun aktardığına göre İngiliz hükümeti, Palantir’in Ulusal Sağlık Servisi’ne (NHS) “Federated Data Platform”u (FDP) tedarik etmek üzere imzaladığı 330 milyon sterlinlik sözleşmeyi yenilemeyi bu yıl sonuna kadar karara bağlayacak.
Hükümet ayrıca, hastaların dağınık sağlık verilerini bir araya getirecek yeni bir dijital kayıt sistemi olan Tek Hasta Kaydı (SPR) kapsamında ilk sözleşmeleri de imzalayacak.
Palantir’in SPR ihalesine girip girmediği belirsiz olsa da, bazı İngiliz milletvekilleri, FDP’nin ardından hükümeti Palantir’i potansiyel tedarikçi listesinden çıkarmaya çağırdı.
Bu arada, İçişleri Bakanlığı da polis veri setlerini entegre etmek için yıllık maliyeti 250 milyon sterlin olarak tahmin edilen iddialı bir plan geliştiriyor; Palantir bu ihalede de yarışıyor.
Bu kararlar, milletvekilleri, aktivistler ve İngiliz teknoloji sektörünün bazı kesimlerinin, hükümetin ABD’li yabancı teknoloji devlerine olan bağımlılığını azaltması ve bunun yerine İngiliz alternatiflerini desteklemesi yönünde yoğun siyasi baskı uygulamasının ardından geldi.
Burnham, başbakan olduğundan bu yana Palantir konusunda henüz bir açıklama yapmasa da, selefi Keir Starmer döneminde başlatılan ihale reformlarını temel alarak “hükümetin gücünü İngiliz iş dünyasını desteklemek için kullanacağına” söz verdi.
Öte yandan bu karardan şüphe duyanlar, Birleşik Krallık’ın transatlantik gerilimleri alevlendirme ve en iyi teknolojilerden mahrum kalma riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıyor.
Hatta karara destek verenler bile, bu vaatlerin yerli işletmeler için somut anlaşmalarla sonuçlanmadığı sürece pek bir anlam ifade etmeyeceğini söylüyor.
İngiltere hükümetinin harcamalarını takip eden bir istihbarat platformu olan Tussell’e göre, İngiltere 2025 yılında 1,2 milyar sterlinlik yapay zeka hizmeti satın aldı ve bu rakamın önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artması bekleniyor.
2018’den bu yana, devletin yapay zeka harcamalarının yarısından fazlası Palantir, Microsoft ve IBM gibi ABD’li firmalara gitti.
Haziran ayında, dönemin Şansölyesi Rachel Reeves bu durumu değiştireceğine söz vermiş ve bakanlıklara, “dayanıklılığımızı güçlendirmek ve Birleşik Krallık’ın tedarik zinciri şoklarına karşı savunmasız kalmamasını sağlamak” amacıyla yapay zeka da dahil olmak üzere dört alandaki sözleşmelerde ihale kurallarını aşmak için “ulusal güvenlik istisnalarını” kullanma talimatı vermişti.
Birleşik Krallık, orduyu Palantir’in yapay zekası ile değerlendiriyor
Bir yapay zeka girişiminin başkanlığını yürüten İşçi Partisi üyesi ve eski bakan Paul Drayson, bu talimatın “gerçekten memnuniyet verici” olduğunu ve çoktan uygulanması gerektiğini belirterek, diğer ülkelerin yıllardır “ulusal çıkar” gerekçesiyle ihale süreçlerini kullandığını vurguladı.
Bu kılavuz, yetkililerin katı “paranın karşılığını alma” kriterlerinden saparak “yerli kapasitenin rolü” gibi faktörleri dikkate almalarına olanak tanıyor.
Fakat Drayson, bunun gerçek dünyadaki etkisinin “siyasetçilerin, bunun vergi mükellefleri için neden doğru bir adım olduğunu savunmasını” gerektireceğini belirtti ve “Gelire dönüşene kadar, startup’lar için hiçbir fark yaratmaz,” dedi.
Reeves’in halefi John Healey, son girişimin önceki hükümetin kamu alımları vaatleri gibi başarısız olmayacağı konusunda ısrarcı.
Healey bu ay, “Bunu, bir İngiliz hükümetinden daha önce görmediğiniz kararlı bir girişim olarak göreceksiniz,” diyerek, bakanlıkların “mümkün olduğunda değil, kasıtlı olarak İngiliz malı satın almasını” sağlayacağına söz verdi.
İngiliz yapay zeka firmaları şimdiden ihaleler kazanıyor ama bunlar henüz en hassas anlaşmalar değil ya da ABD’li rakiplerinin ölçeğinde değil.
Palantir, İngiliz devlet ve hükümet yetkililerini maaşa bağlamış
Savunma Bakanı Healey, aralık ayında Palantir ile 240 milyon sterlinlik bir sözleşme imzaladı ve bunun Birleşik Krallık Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarını karşılayabilecek tek şirket olduğunu iddia etti.
Palantir’in İngiltere CEO’su Louis Mosley, ABD’li şirketlerle ilişkilerin kesilmesinin İngiltere’nin en gelişmiş teknolojilere erişimini kaybetmesine yol açacağı konusunda uyarıda bulundu.
Eski bir NHS üst düzey yetkilisi olan Tom Bartlett de benzer şekilde, FDP’de Palantir’i kullanmaya şu anda “inandırıcı bir alternatif” bulunmadığını savundu.
Hazine Bakanlığı’nın kılavuzuna göre, ulusal güvenlik istisnaları yalnızca “uygun ve gerekçelendirilmiş durumlarda” ve “Birleşik Krallık’ın uluslararası ticaret anlaşmalarıyla tutarlı bir şekilde” kullanılmalı.
Avrupa
Fransız gazeteleri AI özetleri nedeniyle Google’ı şikayet etti

Yaklaşık 300 Fransız gazetesinden oluşan bir federasyon, Google’ın arama sonuçları için yapay zeka (AI) ile oluşturulan yeni özetleri nedeniyle şikayette bulundu.
Gazeteler, bu özelliğin kendi web sitelerine gelen trafiği azaltacağından endişe ederek ülkenin rekabet otoritesine başvurdu.
Bu, reklam gelirlerindeki düşüşle mücadele eden medya şirketlerinin, ABD’li teknoloji devinin makalelerini ve diğer içeriklerini kullanmasına karşı yönelttikleri en son hücum.
Google, temmuz ayı sonunda Fransa’da “AI Overviews” özelliğini kullanıma sundu. Bu özellik, arama sonuçlarına yönlendiren normal bağlantıların üzerinde yer alıyor ve çok çeşitli kaynaklardan gelen bilgileri derliyor.
Fakat gazete birliği APIG, ülkenin rekabet düzenleme kurumundan, Fransız medya gruplarıyla yapılan tazminat anlaşmasının bir parçası olarak “Google’ın 2022’de verdiği taahhütlere uymasını” sağlamasını istiyor.
“Bilgi, önemli bir değere sahiptir,” diyen APIG Başkanı ve merkez sağ Le Figaro gazetesinin genel müdürü Marc Feuillee, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Editörler yeniliği durdurmaya çalışmıyor. Bu değerin paylaşılmasını ve içeriklerinin kullanımı karşılığında tazminat ödenmesini istiyorlar.”
Dernek, Google’ın rızaları olmadan yeni yapay zeka özetlerini devreye soktuğunu ve bunun 2022 anlaşmasının ihlali olduğunu iddia etti.
Rekabet otoritesi, anlaşmanın bazı maddelerine uymadığı gerekçesiyle 2024 yılında Google’a 250 milyon avro (290 milyon dolar) para cezası vermişti.
Reklamcılığın giderek çevrimiçi ortama kaymasıyla birlikte, teknoloji şirketlerinin kârdan büyük bir pay aldığı son yirmi yılda birçok medya grubunun gelirlerinde azalma yaşandı.
Eleştirmenler, yapay zeka özetlerinin gazetelerin makalelerine gelen internet trafiğinde düşüşe yol açarak daha fazla zarara neden olduğunu belirtiyor.
Birçok kullanıcı, AI özeti nedeniyle, artık bilginin orijinal kaynağını okumak için bağlantıya tıklamıyor.
Google ise bu özetlerin kullanıcıların daha karmaşık sorular sormasına ve yeni içerikler keşfetmesine olanak tanıdığını savunuyor ve yayıncıların içeriklerini yönetmelerine yardımcı olacak denetim araçları sağladığını belirtiyor.
AB, Aralık 2025’te, Google’ın medya kuruluşları ve diğer yayıncılar tarafından çevrimiçi olarak yayınlanan içerikleri, uygun bir tazminat ödemeden yapay zeka hizmetlerini eğitmek ve sunmak amacıyla kullanarak rekabet kurallarını ihlal edip etmediğini araştırdığını duyurmuştu.
Avrupa
Polonya, Boeing ile “Apache merkezi” için anlaşma imzaladı

İki Polonyalı savunma şirketi, Boeing ile Polonya’da Avrupa’nın en büyük Apache helikopter merkezinin kurulmasının önünü açacak anlaşma imzaladı.
Military Aviation Works No. 1 (WZL-1) ve Military Central Bureau of Design and Technology (WCBKT) ile yapılan anlaşma, Boeing’in Polonyalı silah üreticilerine helikopterlerin kullanımı, onarımı ve bakımı konusunda eğitim vermesine olanak tanıyacak ve Avrupa’nın en büyük AH-64E Apache Servis Merkezi’nin kurulmasını sağlayacak.
Hükümet üyeleriyle birlikte imza törenine katılan Başbakan Donald Tusk, sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Modern silahlar, Polonya teknolojileri. Güvenlik işte böyle inşa edilir!” dedi.
Polonya’nın orta kısmındaki Łódź’da kurulacak olan gelecekteki servis merkezi, diğer ülkeler tarafından satın alınan helikopterlere de destek verebilecek.
Polonya Savunma Bakanlığı Müsteşarı Magdalena Sobkowiak, “Merkez başlangıçta Polonya’nın satın alma ihtiyaçlarını karşılayacak, ancak sonraki aşamalarda diğer ülkelerin tedarik ihtiyaçlarına da hizmet verecek,” dedi.
Polonya, 2024 yılında silahlı kuvvetleri için 96 adet AH-64E Apache Guardian helikopterinin satın alınmasına yönelik uçak, silah ve lojistik dahil yaklaşık 10 milyar dolarlık bir sözleşme imzaladı.
İlk helikopterin 2028 yılında Polonya’ya ulaşması, son helikopterin ise iki yıl sonra teslim edilmesi bekleniyor.
Karşılıklı yatırım anlaşmaları, bu helikopterlerin işletilmesi, onarımı ve bakımı konusunda ulusal yetkinlikler oluşturarak ve Polonya sanayisini geliştirerek helikopter programını destekliyor.
Tusk, “Bu büyük projelerin gerçekte merkezinde yatan şey, her şeyden önce Polonya’nın güvenliği ve Polonya savunma sanayisinin gelişimi olmakla birlikte, aynı zamanda önemli bir teknolojik sıçramadır,” diye vurguladı.
Boeing Global Services Başkan Yardımcısı Marc-Olivier Sabourin, “Önümüzdeki on yıllar boyunca Polonya Apache filosunun operasyonunu destekleyecek endüstriyel temelleri, teknik yetkinlikleri ve nitelikli personeli oluşturuyoruz,” dedi.
Yeni anlaşmalar kapsamında WZL-1, denetimler, onarımlar ve belirli bileşen onarımlarını içeren bakım hizmetleri sunacak.
Boeing ve WCBKT ayrıca, WCBKT tarafından üretilen yer destek ekipmanlarının ABD yapımı uçaklarla uyumluluğunu test edecek.
Avrupa Komisyonu’nun savunma alımlarına yönelik “Avrupa için Güvenlik Eylemi” (SAFE) programı kapsamında Polonya’nın 43,7 milyar avroluk kredisinin işlenmesine öncülük eden Sobkowiak, muhalefet partisi Hukuk ve Adalet’in (PiS) programa yönelik eleştirilerine de değindi.
Sobkowiak, “Bugünkü tören, SAFE mekanizmasını devreye soktuğumuzda ABD ile kesinlikle artık işbirliği olmayacağını iddia edenlerin […] yanıldıklarını en iyi şekilde ortaya koyuyor,” dedi.
Müsteşar, Varşova’nın Washington ile imzaladığı silah sözleşmelerinin değerinin, ülkenin SAFE kredisinden daha fazla olduğunu da sözlerine ekledi.
SAFE, AB ülkeleri arasındaki ortak tedariki artırmayı amaçlamakta ve ABD şirketleri de dahil olmak üzere üçüncü ülke tedarikçilerinin katılımını, kredi yoluyla finanse edilen silahların toplam değerinin %35’i ile sınırlıyor.
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Dünya Basını2 hafta önceABD-Japonya ittifakını savaşa hazır hâle getirmek için altı maddelik plan
Ortadoğu2 gün önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta öncePekin ve Brüksel, küresel enerji geçişinin kurallarını baştan yazıyor
Ortadoğu2 hafta önceYemen güçleri Saada semalarında Suudi Arabistan’a ait Vestel Karayel İHA’sını vurdu
Asya1 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı









