Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman patronlar Merz’in planını yetersiz buldu

Yayınlanma

Alman şirket yöneticileri, Şansölye Friedrich Merz’in 10 milyar avroluk vergi indirimlerinin, ülkenin durgun ekonomisini canlandırmak için yeterli olmayabileceği endişesini dile getirdiler.

Merz’in koalisyon hükümeti geçen perşembe günü, ekonomiyi canlandırmak ve seçmenler arasında artan hoşnutsuzlukla mücadele etmek amacıyla, orta sınıfa yönelik vergi indirimleri, işgücü piyasası reformları, daha sıkı hastalık izni kuralları ve bürokrasiyi azaltmaya yönelik girişimler içeren bir dizi önlemi açıkladı.

Financial Times’a (FT) göre yöneticiler bu adımları olumlu karşıladılar fakat bu önlemlerin, iş dünyası liderlerinin ülkenin “kayıp on yıl” riskiyle karşı karşıya olduğu yönündeki endişelerini gidermek için yeterli olmadığı konusunda uyarıda bulundular.

Piyasa değeri açısından Almanya’nın en büyük şirketi olan Siemens’in CEO’su Roland Busch, reform paketinin “büyüme ve rekabet gücünü yeniden kazanma yolunda önemli bir adım” olduğunu fakat “daha fazla önlemin alınması gerekeceğini” belirtti.

Busch, yasal sosyal güvenlik primleri ve diğer sosyal yardımlar gibi ücret dışı işgücü maliyetlerini “Almanya için önemli bir rekabet dezavantajı” olarak nitelendirdi.

Ayrıca, esnekliği artırmak amacıyla bazı şirketlerin günlük sınırlardan haftalık sınırlara geçmek istediği ülkenin azami çalışma süresi kuralları konusunda da endişelerini dile getirdi.

10 milyar avroluk vergi indirimi, 2025 yılında Almanya’nın GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 0,21’ine denk geliyor.

Bu rakam, Merz’in koalisyonundaki partilerin Nisan ayında tartıştığı 27 milyar avroya varan vergi indirimlerinin yarısından az.

Alman yazılım grubu TeamViewer’ın CEO’su Oliver Steil, “Bu önlemlerin bir etki yaratacak kadar büyük olup olmadığından emin değilim. Fakat olumlu bir sinyal veriyorlar,” dedi.

Almanya’nın en büyük şirketlerinden bazılarının yöneticileri, özel görüşmelerinde daha az diplomatik davrandılar.

Bir yönetici, ülkedeki işletmelerin “değişim talep ettiklerini ya da tepkilerini yükselttiklerini” belirtti.

Diğerleri ise şirketlerin yurt içindeki planlı yatırımlarını iptal ettiklerini, iç pazardan uzaklaşarak çeşitlilik sağlamak amacıyla ABD’de şirket satın aldıklarını ya da genel merkezlerini yurt dışına taşımayı düşündüklerini söyledi.

Yerli ilaç üreticisi Boehringer Ingelheim, geçen ay sağlık reformlarını ve bütçe kesintilerini gerekçe göstererek, 2030 yılına kadar Almanya’da planladığı 900 milyon avroluk altyapı ve laboratuvar yatırımlarını iptal etti.

Avrupa’nın en büyük çevrimiçi moda perakendecisi Zalando ise ocak ayında, lojistik ağını rasyonelleştirme ve maliyetleri düşürme çabalarının bir parçası olarak, Erfurt’taki lojistik merkezini kapatma planlarını duyurdu. Bu karar yaklaşık 2.700 çalışanı etkileyecek.

Merz, paketi açıkladığında bunu “Almanya için iyi bir gün” olarak nitelendirirken, “her şeyi çözecek tek bir ‘Büyük Patlama’ çözümü olmadığını” da kabul etti.

Merz’in Hıristiyan Demokratları ile Sosyal Demokratlardan oluşan iktidar koalisyonu, düşen destek oranları, zayıf iş dünyası güveni ve sağcı Almanya için Alternatif’e (AfD) verilen desteğin artması karşısında baskı altında bulunuyor.

Geçen ay koalisyon, çalışanların maaşlarının bir kısmını sermaye piyasalarına yatıracak İsveç tarzı bir kamu emeklilik fonunu da onayladı.

Almanya’nın en büyük ikinci bankası Commerzbank’ın CEO’su Bettina Orlopp, “Benim için bu, paketteki en önemli reform,” dedi ve özel konut inşaatını teşvik etmek amacıyla alınan ipotek kredisi önlemlerini de övdü.

Orlopp, “Almanya’da büyümeyi daha da artırmak için hâlâ yapılacak çok şey var ama bu iki nokta gerçekten olumlu,” dedi.

Reform paketi, 2020’nin başlarında pandeminin başlamasından bu yana fiilen büyümeyi durdurmuş olan ekonomiyi canlandırmak için Merz’in en son çabası.

Enflasyona göre düzeltildiğinde, GSYİH, ekonomistlerin eşi benzeri görülmemiş bir durgunluk dönemi olarak nitelendirdiği bu dönemde 2019 seviyesinde seyrediyor.

Berlin’in milyarlarca avroluk, borçla finanse edilen yatırım hamlesine rağmen, İran savaşının başlamasından bu yana enerji fiyatlarındaki keskin artışın Avrupa’nın en büyük ekonomisini vurması nedeniyle, 2026 yılının büyümedeki yükselişin başlangıcı olacağına dair umutlar suya düştü.

Alman ekonomisinin geleneksel güçlü olduğu imalat sektöründe durum daha da kötü. Bundesbank verilerine göre, sanayi üretimi 2017’nin sonlarında zirveye ulaşmıştı ve şu anda on yıl öncesine göre yüzde 9 daha düşük seviyede bulunuyor.

Son zamanlarda ortaya çıkan haberler, Alman yönetim kurullarındaki karamsar havayı daha da artırdı.

Geçen ay ortaya çıkan Volkswagen’in 100.000 kişiye kadar işten çıkarma planı, küresel şirket tarihindeki en büyük işten çıkarma programlarından biri olacakken, uzun süredir beklenen Alman-Fransız tank üreticisi KNDS’nin halka arzı, sektöre yönelik yatırımcı hevesinin azalması nedeniyle geçen hafta ertelendi.

Büyük çaplı işten çıkarmalar ve sektördeki gerilemeler, Berlin’in harekete geçmesi yönündeki baskıyı artırıyor.

Birçok yönetici, ekonomiyi canlandırmaya yönelik önceki adımların sonuçsuz kalması veya uygulamaya geçirilmesinin yavaş olması nedeniyle Merz’in reformlarının hızla hayata geçirilmesinin hayati önem taşıdığını belirtti.

Heidelberg Materials CEO’su Dominik von Achten, konut inşaatını teşvik etme ve bürokrasiyi azaltma adımlarını överek, “Gerçekten bir şeyler değiştirmemiz gerekiyor ve bunu, insanlar farkı hissedecekleri noktaya kadar hayata geçirmeliyiz. Hız ve uygulama kilit öneme sahip olacak,” dedi.

Almanya’nın en büyük inşaat malzemeleri şirketinin patronu olan von Achten, geçen hafta açıklanan önlemlerden önce, demiryolu, otoyol ve köprü projelerinin tamamlanmasının çok uzun sürdüğünü belirtti ve “Bütçede para var, ancak altyapı iyileştirmeleri henüz hayata geçirilemedi,” dedi.

Almanya’nın başlıca sanayi lobi örgütü BDI’nın başkanı Tanja Gönner, geçen hafta gelir vergisi reformunun kurumsal yatırımları canlandıramayacağını ve bu önlemlerin “büyümeye güçlü bir ivme kazandırmadığını” belirtti.

Alman şirketleri, ABD’li varlık yönetimi şirketi BlackRock’un Almanya biriminin eski başkanının iş dünyasına daha dostane bir yaklaşım sergileyeceği algısı nedeniyle, Merz’in Mayıs 2025’te liderliği devralmasından bu yana Berlin’deki lobi faaliyetlerini yoğunlaştırdı.

Siemens, Deutsche Bank ve Volkswagen dahil 60’tan fazla Alman şirketi, Temmuz 2025’te “Made for Germany” girişimine katıldı ve ülkeye daha fazla yatırım çekmek için toplu olarak yüz milyarlarca avro yatırım yapma sözü verdi.

136 üyeye ulaşan girişimin bir sözcüsü, grubun bu yılın ilerleyen dönemlerinde, 2028 yılına kadar taahhüt edilen 800 milyar avrodan fazla yatırımı da içeren ilerleme durumunu değerlendireceğini belirtti.

Bazı yöneticiler, geçen haftaki açıklamanın, büyümeyi yeniden canlandırma, kitlesel işten çıkarmaları önleme ve “aşırı sağı” püskürtme yönündeki baskının, değişimi tetikleyecek kadar güçlü olduğunu gösterdiğini söyledi.

Berlin’in kriz zamanında bürokratik engelleri aşıp harekete geçebildiğinin bir örneği olarak, Alman hükümetinin 2022’de Kuzey Denizi’nde 200 gün içinde bir sıvılaştırılmış doğalgaz terminali inşa etmesini gösterdiler.

TeamViewer’ın başkanı Steil, “Koalisyon ortakları nihayet kırmızı çizgileri aşmaya ve bir ekip olarak bir araya gelip zor kararlar almaya ve uzlaşmaya hazır görünüyor,” dedi.

Avrupa

AfD-CDU işbirliği: Nazi kurbanları için “tökezleme taşı” yapılmayacak

Yayınlanma

Doğu Almanya’daki Heidenau kasabasında Nazilerin kurbanlarına adanmış “tökezleme taşı” anıtları AfD-CDU işbirliği ile yasaklandı.

Tartışmanın odağında, Heidenau belediye meclisi tarafından 25 Eylül’de kabul edilen ve “Stolperstein” adı verilen bu tür  anıtların kaldırımlara yerleştirilmesini “saygısızlık” olarak nitelendirerek durdurmayı ve bunun yerine kasabanın Kuzey Mezarlığı’nın kullanılmasını öngören bir önerge yer alıyor.

Yere gömülü, üzerine yazıt işlenmiş küçük pirinç “tökezleme taşları”, yayaların durup eski sakinlerin kaderini düşünmelerini sağlamayı amaçlıyor.

Projenin web sitesine göre, şu anda Avrupa genelinde, çoğunluğu Almanya’da olmak üzere 1.860 belediyede 116.000 adet bu tür taş bulunuyor.

Heidenau’daki anıt taşlarının yerleştirilmesini engelleme girişimi, Hıristiyan Demokratlar (CDU) ile Almanya için Alternatif (AfD) partisi tarafından ortaklaşa desteklendi.

Kasabanın şu anki belediye başkanı Conny Örtel, bağımsız bir politikacı.

AfD, genel olarak Almanya’nın Holokost anma kültürüne karşı çıkmasıyla tanınıyor. Komşu Thüringen eyaletinde partiye liderlik eden Björn Höcke, bir keresinde Berlin’deki Holokost anıtını, Alman gururunu zedeleyen bir “utanç anıtı” olarak nitelendirmişti.

Öte yandan, azınlıkta da olsa bazı Yahudiler, anıtların üzerine basılabileceği ve yapraklar ya da çöplerle kaplanabileceği yerlere dikilmesinin saygısızlık olduğunu öne sürerek anıtlara karşı çıkıyor. Bu kişiler, taşların ayrıca vandalizmin hedefi olduğunu da belirtiyor.

Ne var ki, Münih’te taşların yerleştirilmesine başarıyla karşı çıkan Charlotte Knobloch’a göre Heidenau’daki önerge kurbanlar için değil; daha ziyade Almanya’nın anma kültürünü bastırmak için “AfD’li aşırılıkçıların şeffaf bir manevrası.”

Holokosttan sağ kurtulan Knobloch, “Heidenau’da şu anda olduğu gibi, anma yerlerini şehir siluetinden kaldırmak kesinlikle yanlış bir yaklaşım,” dedi.

Saksonya eyaletindeki Heidenau, projeye karşı harekete geçen ilk kasaba değil. Bavyera’daki Münih şehri, Knobloch’un yanında yer alarak, kamusal alanlarda bu taşların yerleştirilmesine izin vermemeyi 2004 yılında oylamıştı.

Kuzey Ren-Vestfalya’daki Pulheim şehrinde proje 2011’de engellenmişti ama belediye sonunda kararını değiştirdi ve 2022’de ilk yerleştirmelerin yapılmasına izin verdi.

Stolpersteinlerin ilginç bir yönü, hem ulusal gururu zedelediğini düşünen Almanya’nın sağcıları hem de kurbanların anısını yeterince yüceltmediğini düşünen bir Yahudi azınlık tarafından karşı çıkılması.

Belediye meclisinin bu kararı, AfD’nin ülke çapındaki seçimlerde destek kazanmaya devam ettiği bir dönemde geldi.

Partinin Heidenau’daki projenin yasaklanmasına verdiği destek, Holokost’un resmi kamu anma etkinliklerinin bastırılmasına yönelik olası adımlara ilişkin endişeleri tetikledi.

Cuma günü basına yaptığı açıklamada Knobloch, CDU’nun bu hamleyi “desteklemeye yanaşmasına” “dehşete düştüğünü” ekledi ve “Demokratik merkez, bu konuda kendine geri dönmeli ve daha iyi bir çözüm bulmalı,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İngiltere, demiryolu işletmecisi Avanti West Coast’u kamulaştıracak

Yayınlanma

İngiltere hükümeti, ülkenin en büyük demiryolu işletmecilerinden Avanti West Coast şirketini Mart 2027’de kamulaştıracağını duyurdu. Karar, yüksek bilet fiyatları, gecikmeler ve ülke ortalamasının iki katına çıkan sefer iptallerinin ardından geldi. Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, kamu denetimiyle güvenilir bir demiryolu ağı inşa etmeyi hedeflediklerini açıkladı.

İngiltere hükümeti, ülkenin en büyük demiryolu işletmecilerinden Avanti West Coast şirketini Mart 2027’de kamulaştıracak.

Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, “Avanti West Coast şirketinin demiryolu taşımacılığı hizmetlerini ilk fırsatta kamulaştıracağımızı yarın konferansta duyuracağım. Birleşik Krallık’ın güvenebileceği bir demiryolu inşa ediyoruz” dedi.

Alexander, The Times gazetesine verdiği mülakatta da Londra ile Manchester arasındaki hattaki hizmet kalitesinin uzun süredir memnuniyetsizlik yarattığına dikkat çekti. Bakan Alexander, şirketin kamu mülkiyetine geçmesiyle yolcuların “farkı hissetmeye başlayacaklarını” söyledi.

Avanti West Coast, Londra, Birmingham, İngiltere’nin kuzeybatısı ve Glasgow arasındaki ana güzergahta sefer düzenleyen, ülkenin en büyük şehirlerarası taşımacılık şirketleri arasında yer alıyor.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham da Avanti West Coast şirketini güvenilmezlik, sefer iptalleri ve yüksek bilet fiyatları nedeniyle defalarca eleştirdi.

The Times gazetesinin haberine göre hükümet, sözleşme süresinin sona ermesiyle şirketi Mart ayında kamu mülkiyetine geçirmeyi planlıyor.

İngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı

Avanti West Coast, bu yaz İngiltere genelinde sefer iptal oranı en yüksek şirket oldu. Şirketin iptal oranı, ülke ortalamasının iki katına ulaştı.

Birleşik Krallık’ın en yoğun demiryolu hattında zamanında varış oranları da geriledi.

Beş yıl önce trenlerin yaklaşık yüzde 60’ı varış noktasına vaktinde ulaşıyordu.

Şirket bir yıl içinde rötarlar nedeniyle yapılan 1,4 milyondan fazla tazminat başvurusunu onayladı. Bu sayı, 2019 yılına kıyasla yaklaşık 1 milyon artış gösterdi.

İngiliz demiryolları büyük oranda 1990’lı yılların ortalarında özelleştirildi. Yolcular, o tarihten bu yana hizmet kalitesinin düştüğünü, bilet fiyatlarının ise yükseldiğini savunuyor.

Bu olumsuz değişimler, Birleşik Krallık hükümetini yeniden kamulaştırma adımlarını başlatmaya sevk etti.

Kamulaştırma süreci fiilen başlamış durumda. 2024 yılı itibarıyla altı yolcu taşımacılığı imtiyazı kamu mülkiyetine geçmiş vaziyette.

Okumaya Devam Et

Avrupa

ASML uyardı: İhracat kısıtlamaları Çin’i güçlü bir rakibe dönüştürür

Yayınlanma

ASML Genel Müdürü Christophe Fouquet, Batı’nın ihracat kısıtlamalarının Çin’i kendi yerli teknolojisini üretmeye teşvik ederek güçlü bir rakip yaratacağını söyledi. Hollandalı şirketin yöneticisi, ABD’nin Avrupa’ya gelişmiş sistemlerin sevkiyatını durdurması yönünde baskı kurduğu bir dönemde aşırı kısıtlamaların hedeflenenin aksi sonuçlar doğuracağını savundu.

Batılı ülkelerin uygulamaya koyduğu ihracat kısıtlamaları, hedeflenenin tam aksine sonuçlar doğurabilir ve gerekli ürünlere erişimi kesilen müşterileri kendi teknolojilerini geliştirerek Batı’ya rakip olmaya zorlayabilir.

Financial Times gazetesine konuşan Hollandalı çip ekipmanı üreticisi ASML’nin Genel Müdürü Christophe Fouquet, ABD’nin şirketin Çin’e yönelik sevkiyatlarını sınırlandırması için Avrupa üzerinde kurduğu baskıya dikkat çekti.

Bu baskı, silikon plakalar üzerine en hassas ve karmaşık devreleri basmak amacıyla 13,5 nanometre dalga boyuna sahip aşırı ultraviyole ışık kullanan EUV litografi teknolojisine dönük ihracat kontrollerini de kapsıyor. Bu gelişmiş mikroelektronik pazarında ASML yalnızca Amerikan şirketlerinin gerisinde kalıyor.

Fouquet açıklamasında, “Belirli teknolojilerin meşru ve somut gerekçelerle sınırlandırılabileceğini anlıyoruz; ancak aşırıya kaçarsak ulaşmak istediğimiz hedefin tam zıddı sonuçlarla karşılaşırız” dedi.

ASML yöneticisine göre bu tür engeller Çin için bir yenilik motivasyonuna dönüşüyor:

“Aşırı kısıtlamalar çaresizlik doğurur. Çaresizlik ise insanların kendi geliştirdikleri sistemleri hızlandırmaları ve nihayetinde güçlü birer rakip haline gelmeleri yönünde muazzam bir iştah yaratır.”

Yarı iletken imalatında kullanılan litografi sistemlerinin üretiminde uzmanlaşan ASML Holding, Avrupa’nın en değerli halka açık şirketi konumunda.

Piyasa değeri yaklaşık 588 milyar euro seviyesinde olan ASML’yi, 217,4 milyar euroluk piyasa değeriyle Siemens takip ediyor.

Şirket, yapay zeka çiplerine yönelik ekipman talebinin artmasıyla 2026 yılında Avrupa’nın zirvesine yerleşti.

ABD Başkanı Donald Trump ise ülkesinin yapay zeka alanında Çin’in 1 ila 1,5 yıl önünde olduğunu savunuyor.

Trump, “Muhtemelen Çin’in bir ya da bir buçuk yıl ilerisindeyiz. Üçüncü sırada kimse yok. Yalnızca biz ve Çin varız. Oldukça geniş bir farkla lider durumdayız” ifadelerini kullandı.

Yapay zeka yarışını kazanan tarafın küresel arenada belirleyici üstünlük elde edeceğini dile getiren Trump, Anthropic yöneticisi Dario Amodei ve OpenAI CEO’su Sam Altman gibi sektör liderlerinin teknolojinin hızlı gelişimine dair risk uyarılarının kendisini “endişelendirmediğini” söyledi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD ziyareti ve Trump ile temaslarının ardından Beyaz Saray, Washington ve Pekin’in “süper zeka” kaynaklı tehditleri ele almak üzere özel bir iletişim kanalı kuracağını duyurdu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English