Avrupa
Alman sanayisi: Kriz ve askerileşme son sürat

Krizden ağır darbe alan Alman makine sektöründeki şirketler, zararları veya hatta iflası önlemek amacıyla savunma üretimine yöneliyor.
German Foreign Policy’de yer alan analize göre bu durum, bugün (24 Nisan) sona erecek Hannover Messe fuarında da teyit edildi.
Fuarda ilk kez, her türlü silahın üretiminde tedarikçi olarak hizmet veren şirketlere ayrılmış özel bir bölüm yer aldı.
Öte yandan makine endüstrisindeki kriz hızla derinleşiyor: Üretim çöküyor ve çalışan sayısı giderek azalıyor.
Savunma teçhizatına geçiş bir çıkış yolu sunuyor. Örneğin, bir buji üretim makinesi üreticisi, makinelerinin fişek kovanı üretimine kolayca dönüştürülebileceğini açıklıyor.
Belirtilen avantajlardan biri, şu anda çok güçlü olan Çin rekabetinin savunma sözleşmeleri için bir faktör olmaması.
Sektör, makine mühendisliğinde savunmanın payının kolaylıkla ikiye katlanabileceğini tahmin ediyor.
Ekonominin askerileşmesi, işçilerin günlük yaşamlarını da etkisi altına alıyor ve giderek daha fazla insanı, diğer sektörlerde bile olsa, maddi olarak savunma ve orduya bağımlı hale getiriyor.
Almanya’da askerileşme odaklı devlet-sanayi bütünleşmesi tam gaz
Makine sektöründeki kriz derinleşiyor
Almanya’nın amiral gemisi endüstrisi olan otomotiv sektörü ve üçüncü büyük sektör olan kimya endüstrisi gibi, Federal Cumhuriyet’in ikinci büyük endüstrisi olan makine de ciddi bir krizde.
En son verilere göre, sektör yıllık 280 milyar avro gelir elde etti ve 933.000 kişiyi istihdam etti; bu rakam 2024’e göre yaklaşık 22.000, 2019’a göre ise 70.000 daha az.
Sektördeki üretim 2024’te yüzde 8, 2025’te ise yüzde 5 daha düştü; 2026 yılının ilk iki ayında ise bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2 daha küçüldü.
Fabrika kapasite kullanımının şu anda sadece yüzde 77 olduğu bildiriliyor.
Siparişler de çöküyor: Aralık 2025 ile Şubat 2026 arasında, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla reel olarak yüzde 8 oranında düşüş gösterdi.
Bunun nedenleri arasında, daha önce son derece kârlı olan ABD’ye yapılan ihracatı olumsuz etkileyen ABD gümrük vergileri de yer alıyor; fakat aynı zamanda, artık benzer kalitede makineleri önemli ölçüde daha düşük fiyatlarla ve daha hızlı bir şekilde tedarik eden Çin’deki hızla artan rekabet de etkili.
Çin’e yapılan Alman ihracatı azalırken, Çin’den gelen makine ithalatı artıyor. Her iki faktör de sektördeki Alman şirketlerin satışlarını olumsuz etkiliyor.
Sivil sanayinin ordunun ihtiyaçlarına göre yeniden şekillenmesi
Bu durumda, çok sayıda makine üreticisi umutlarını savunma sanayisine bağlıyor.
Alman Mühendislik Federasyonu’na (VDMA) göre, savunma sektörünün makine imalatı endüstrisindeki payı şu anda gelirlerin yüzde 2 ila 5 arasında tahmin ediliyor.
Fakat Alman silah üretiminin hızlı büyümesi göz önüne alındığında, bu pay 3 ila 5 yıl içinde ikiye katlanabilir.
VDMA Başkanı Bertram Kawlath, bunun “otomotiv endüstrisinden gelen siparişlerdeki düşüşü” telafi edemeyeceğini kabul ediyor.
Yine de, derneğin yaptığı bir iç ankete göre, üye şirketlerin yüzde 63’ü savunma sektörünü “önemli” hatta “çok önemli” bir gelecekteki müşteri olarak değerlendiriyor.
Yüzde 40’tan fazlası, hem 2026 hem de 2027’de silah üreticilerine yönelik satışlarında çift haneli büyüme bekliyor; özellikle de savunma ürünleri sektöründe Çin rekabeti bulunmadığı için.
Yeni VDMA Güvenlik ve Savunma Forumu, yoğun ilgi görüyor. Alman Takım Tezgahı Üreticileri Birliği (VDW), ilginin önemli ölçüde artması nedeniyle, daha uzmanlaşmış müşterileri için kısa süre önce bir “Silah Endüstrisi Monitörü” başlattı.
Örnek olarak, buji üretimi için makineler üreten Köln merkezli takım tezgahı üreticisi Alfred H. Schütte, bu makinelerin kolayca dönüştürülebileceğini, örneğin patlayıcı veya fişek kovanı üretimi için kullanılabileceğini belirtiyor.
Almanya’da ‘sanayisizleşme’ ile ‘sanayinin askerileşmesi’ el ele
Hannover Fuarı askerileşmenin boyutlarını göz önüne serdi
Savunma üretimine doğru kayma, sadece ilgili şirketleri değil, daha geniş yapıları da etkiliyor.
Örneğin, bugün sona eren ve makine mühendisliği sektörünün güçlü bir varlığıyla öne çıkan Hannover Messe, bu yıl ilk kez savunma üretimi için özel bir alan ayırdı.
Fuar, Savunma Üretim Alanını “yeni, ileriye dönük bir fuar formatı” olarak tanımlıyor.
Handelsblatt’ta yer alan bir habere göre, Hannover’de hazır silah sistemleri veya savaş tankları sergilenmiyor olsa da, “Savunma alanındaki stantlarda yer alan yaklaşık 40 şirket, örneğin top mermilerinin otomatik olarak nasıl monte edildiğini ve hükümetin verileri için yüksek güvenlikli BT iş istasyonlarının nasıl oluşturulduğunu” gösterdi.
Organizatörlerin hâlâ dünyanın en büyük endüstri fuarı olduğunu iddia ettikleri bu etkinlikte, artık sadece mühimmatın kalitesini test eden robotlar değil, zırhlı araçlara monte edilerek askeri görevleri yerine getirebilecek robotlar da bulunuyor.
Zırhlı çelik sergileyen şirketlerin yanı sıra, silah sistemleri için her türlü BT çözümünü sunan şirketler de var.
Diğerleri ise aşırı sıcak gibi “aşırı koşullar altında bile” çalışan, özel olarak güçlendirilmiş cihazları repertuarlarında bulunduruyor.
Almanya’da sanayisizleşme tartışmaları üzerine bir değerlendirme
Yeni siyasi ve endüstriyel standartlar ortaya çıkıyor
Hannover Messe, savunma standlarını yeni kurulan DSEI Germany (Defence & Security Equipment International) ile yakın işbirliği içinde düzenledi.
Bu, 9-12 Mart 2027 tarihlerinde Hannover’de ilk kez bağımsız bir etkinlik olarak gerçekleştirilmesi planlanan bir savunma fuarı.
Amaç, savunma şirketlerini, tedarikçileri ve politikacıları bir araya getirmektir. Deutsche Messe AG CEO’su Jochen Köckler’e göre, DSEI’nin amacı “hem siyasi hem de endüstriyel olarak yeni standartlar belirlemek.”
Katılımlarını şimdiden açıklayanlar arasında Almanya’nın önde gelen üç savunma şirketi olan Rheinmetall, Hensoldt ve Diehl Defence bulunuyor.
Organizatörlere göre, DSEI Germany özellikle “yeni nesil” silah sistemlerini öne çıkarmaya büyük önem veriyor.
Bu fuar, Almanya’daki çarpıcı savunma patlamasından yararlanan tek yeni savunma fuarı değil: Essen’de 22–25 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Euro Defence Expo (EUDEX) adlı bir başka fuar da duyuruldu.
DSEI Almanya, 2001’den beri Londra’da düzenlenen İngiliz DSEI ile yakın işbirliği içinde iki yılda bir düzenleniyor.
Günlük yaşamın askerileştirilmesi
Zor durumdaki makine mühendisliği sektörü için silah endüstrisinin artan önemi, önce tek tek şirketlerin, ardından Hannover Messe gibi büyük etkinliklerin nasıl askerileştirme girdabına çekildiğinin ve hatta özel silah fuarlarının ortaya çıktığının sadece bir örneği.
Askerileştirmenin sonuçları günlük yaşamın derinliklerine kadar uzanıyor. Alman Silahlı Kuvvetleri için doğrudan veya dolaylı olarak üretim yapan şirketler, ek güvenlik düzenlemelerine uymak zorunda.
Silah üretiminde görev alan çalışanlar, çoğu durumda özel güvenlik taramalarından geçmek durumunda ve genellikle sıkı gizlilik yükümlülüklerine tabiler.
Giderek artan sayıda aile, maddi olarak silah üretimine bağımlı hale geliyor. Tüm bunlar sadece makine mühendisliği için değil, diğer endüstriler için de geçerli.
Örneğin, tıbbi teknoloji şirketi Dräger, sadece COVID-19 pandemisinden tanıdığımız solunum cihazlarını değil, aynı zamanda gaz maskelerini de üretirken, ayrıca, fırkateynlere kurulabilen sahra hastaneleri inşa ediyor.
Savunma sanayii, ekonominin ve işgücü piyasasının daha önce sivil olan sektörlerine nüfuz ettikçe ve Bundeswehr (Alman Silahlı Kuvvetleri) hızla önem kazandıkça, Alman toplumunu derinden dönüştürme tehdidi oluşturan günlük bilinç değişiklikleri yaşanıyor.
German Foreign Policy’ye göre siyasi ve iktisadi askerileşmeye toplumsal askerileşme de eşlik ediyor.
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Avrupa
Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.
Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.
Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.
Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.
Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.
Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.
Morawiecki bu hafta şunları söyledi:
“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”
Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.
Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.
Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.
PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.
Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.
En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.
Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.
Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.
Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.
Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.
Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.
Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.
PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.
Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”
Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını5 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa5 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’












