Avrupa
Alman sanayisi: Kriz ve askerileşme son sürat

Krizden ağır darbe alan Alman makine sektöründeki şirketler, zararları veya hatta iflası önlemek amacıyla savunma üretimine yöneliyor.
German Foreign Policy’de yer alan analize göre bu durum, bugün (24 Nisan) sona erecek Hannover Messe fuarında da teyit edildi.
Fuarda ilk kez, her türlü silahın üretiminde tedarikçi olarak hizmet veren şirketlere ayrılmış özel bir bölüm yer aldı.
Öte yandan makine endüstrisindeki kriz hızla derinleşiyor: Üretim çöküyor ve çalışan sayısı giderek azalıyor.
Savunma teçhizatına geçiş bir çıkış yolu sunuyor. Örneğin, bir buji üretim makinesi üreticisi, makinelerinin fişek kovanı üretimine kolayca dönüştürülebileceğini açıklıyor.
Belirtilen avantajlardan biri, şu anda çok güçlü olan Çin rekabetinin savunma sözleşmeleri için bir faktör olmaması.
Sektör, makine mühendisliğinde savunmanın payının kolaylıkla ikiye katlanabileceğini tahmin ediyor.
Ekonominin askerileşmesi, işçilerin günlük yaşamlarını da etkisi altına alıyor ve giderek daha fazla insanı, diğer sektörlerde bile olsa, maddi olarak savunma ve orduya bağımlı hale getiriyor.
Almanya’da askerileşme odaklı devlet-sanayi bütünleşmesi tam gaz
Makine sektöründeki kriz derinleşiyor
Almanya’nın amiral gemisi endüstrisi olan otomotiv sektörü ve üçüncü büyük sektör olan kimya endüstrisi gibi, Federal Cumhuriyet’in ikinci büyük endüstrisi olan makine de ciddi bir krizde.
En son verilere göre, sektör yıllık 280 milyar avro gelir elde etti ve 933.000 kişiyi istihdam etti; bu rakam 2024’e göre yaklaşık 22.000, 2019’a göre ise 70.000 daha az.
Sektördeki üretim 2024’te yüzde 8, 2025’te ise yüzde 5 daha düştü; 2026 yılının ilk iki ayında ise bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2 daha küçüldü.
Fabrika kapasite kullanımının şu anda sadece yüzde 77 olduğu bildiriliyor.
Siparişler de çöküyor: Aralık 2025 ile Şubat 2026 arasında, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla reel olarak yüzde 8 oranında düşüş gösterdi.
Bunun nedenleri arasında, daha önce son derece kârlı olan ABD’ye yapılan ihracatı olumsuz etkileyen ABD gümrük vergileri de yer alıyor; fakat aynı zamanda, artık benzer kalitede makineleri önemli ölçüde daha düşük fiyatlarla ve daha hızlı bir şekilde tedarik eden Çin’deki hızla artan rekabet de etkili.
Çin’e yapılan Alman ihracatı azalırken, Çin’den gelen makine ithalatı artıyor. Her iki faktör de sektördeki Alman şirketlerin satışlarını olumsuz etkiliyor.
Sivil sanayinin ordunun ihtiyaçlarına göre yeniden şekillenmesi
Bu durumda, çok sayıda makine üreticisi umutlarını savunma sanayisine bağlıyor.
Alman Mühendislik Federasyonu’na (VDMA) göre, savunma sektörünün makine imalatı endüstrisindeki payı şu anda gelirlerin yüzde 2 ila 5 arasında tahmin ediliyor.
Fakat Alman silah üretiminin hızlı büyümesi göz önüne alındığında, bu pay 3 ila 5 yıl içinde ikiye katlanabilir.
VDMA Başkanı Bertram Kawlath, bunun “otomotiv endüstrisinden gelen siparişlerdeki düşüşü” telafi edemeyeceğini kabul ediyor.
Yine de, derneğin yaptığı bir iç ankete göre, üye şirketlerin yüzde 63’ü savunma sektörünü “önemli” hatta “çok önemli” bir gelecekteki müşteri olarak değerlendiriyor.
Yüzde 40’tan fazlası, hem 2026 hem de 2027’de silah üreticilerine yönelik satışlarında çift haneli büyüme bekliyor; özellikle de savunma ürünleri sektöründe Çin rekabeti bulunmadığı için.
Yeni VDMA Güvenlik ve Savunma Forumu, yoğun ilgi görüyor. Alman Takım Tezgahı Üreticileri Birliği (VDW), ilginin önemli ölçüde artması nedeniyle, daha uzmanlaşmış müşterileri için kısa süre önce bir “Silah Endüstrisi Monitörü” başlattı.
Örnek olarak, buji üretimi için makineler üreten Köln merkezli takım tezgahı üreticisi Alfred H. Schütte, bu makinelerin kolayca dönüştürülebileceğini, örneğin patlayıcı veya fişek kovanı üretimi için kullanılabileceğini belirtiyor.
Almanya’da ‘sanayisizleşme’ ile ‘sanayinin askerileşmesi’ el ele
Hannover Fuarı askerileşmenin boyutlarını göz önüne serdi
Savunma üretimine doğru kayma, sadece ilgili şirketleri değil, daha geniş yapıları da etkiliyor.
Örneğin, bugün sona eren ve makine mühendisliği sektörünün güçlü bir varlığıyla öne çıkan Hannover Messe, bu yıl ilk kez savunma üretimi için özel bir alan ayırdı.
Fuar, Savunma Üretim Alanını “yeni, ileriye dönük bir fuar formatı” olarak tanımlıyor.
Handelsblatt’ta yer alan bir habere göre, Hannover’de hazır silah sistemleri veya savaş tankları sergilenmiyor olsa da, “Savunma alanındaki stantlarda yer alan yaklaşık 40 şirket, örneğin top mermilerinin otomatik olarak nasıl monte edildiğini ve hükümetin verileri için yüksek güvenlikli BT iş istasyonlarının nasıl oluşturulduğunu” gösterdi.
Organizatörlerin hâlâ dünyanın en büyük endüstri fuarı olduğunu iddia ettikleri bu etkinlikte, artık sadece mühimmatın kalitesini test eden robotlar değil, zırhlı araçlara monte edilerek askeri görevleri yerine getirebilecek robotlar da bulunuyor.
Zırhlı çelik sergileyen şirketlerin yanı sıra, silah sistemleri için her türlü BT çözümünü sunan şirketler de var.
Diğerleri ise aşırı sıcak gibi “aşırı koşullar altında bile” çalışan, özel olarak güçlendirilmiş cihazları repertuarlarında bulunduruyor.
Almanya’da sanayisizleşme tartışmaları üzerine bir değerlendirme
Yeni siyasi ve endüstriyel standartlar ortaya çıkıyor
Hannover Messe, savunma standlarını yeni kurulan DSEI Germany (Defence & Security Equipment International) ile yakın işbirliği içinde düzenledi.
Bu, 9-12 Mart 2027 tarihlerinde Hannover’de ilk kez bağımsız bir etkinlik olarak gerçekleştirilmesi planlanan bir savunma fuarı.
Amaç, savunma şirketlerini, tedarikçileri ve politikacıları bir araya getirmektir. Deutsche Messe AG CEO’su Jochen Köckler’e göre, DSEI’nin amacı “hem siyasi hem de endüstriyel olarak yeni standartlar belirlemek.”
Katılımlarını şimdiden açıklayanlar arasında Almanya’nın önde gelen üç savunma şirketi olan Rheinmetall, Hensoldt ve Diehl Defence bulunuyor.
Organizatörlere göre, DSEI Germany özellikle “yeni nesil” silah sistemlerini öne çıkarmaya büyük önem veriyor.
Bu fuar, Almanya’daki çarpıcı savunma patlamasından yararlanan tek yeni savunma fuarı değil: Essen’de 22–25 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Euro Defence Expo (EUDEX) adlı bir başka fuar da duyuruldu.
DSEI Almanya, 2001’den beri Londra’da düzenlenen İngiliz DSEI ile yakın işbirliği içinde iki yılda bir düzenleniyor.
Günlük yaşamın askerileştirilmesi
Zor durumdaki makine mühendisliği sektörü için silah endüstrisinin artan önemi, önce tek tek şirketlerin, ardından Hannover Messe gibi büyük etkinliklerin nasıl askerileştirme girdabına çekildiğinin ve hatta özel silah fuarlarının ortaya çıktığının sadece bir örneği.
Askerileştirmenin sonuçları günlük yaşamın derinliklerine kadar uzanıyor. Alman Silahlı Kuvvetleri için doğrudan veya dolaylı olarak üretim yapan şirketler, ek güvenlik düzenlemelerine uymak zorunda.
Silah üretiminde görev alan çalışanlar, çoğu durumda özel güvenlik taramalarından geçmek durumunda ve genellikle sıkı gizlilik yükümlülüklerine tabiler.
Giderek artan sayıda aile, maddi olarak silah üretimine bağımlı hale geliyor. Tüm bunlar sadece makine mühendisliği için değil, diğer endüstriler için de geçerli.
Örneğin, tıbbi teknoloji şirketi Dräger, sadece COVID-19 pandemisinden tanıdığımız solunum cihazlarını değil, aynı zamanda gaz maskelerini de üretirken, ayrıca, fırkateynlere kurulabilen sahra hastaneleri inşa ediyor.
Savunma sanayii, ekonominin ve işgücü piyasasının daha önce sivil olan sektörlerine nüfuz ettikçe ve Bundeswehr (Alman Silahlı Kuvvetleri) hızla önem kazandıkça, Alman toplumunu derinden dönüştürme tehdidi oluşturan günlük bilinç değişiklikleri yaşanıyor.
German Foreign Policy’ye göre siyasi ve iktisadi askerileşmeye toplumsal askerileşme de eşlik ediyor.
Avrupa
Alman hükümetinden emeklilik sisteminde kapsamlı reform taahhüdü

Alman Şansölyesi Friedrich Merz, ideolojik açıdan bölünmüş koalisyonunu, yılın ikinci yarısında Almanya’nın emeklilik sisteminde kapsamlı bir reform yapmaya ikna edeceğine söz verdi.
“Hızlı hareket etmeliyiz, çünkü karşı karşıya olduğumuz sorunlar ertelenemez,” diyen Merz, akademisyenler ve milletvekillerinden oluşan bir uzman komisyonunun, Almanya’nın emeklilik sistemini reform etmek için 33 öneri sunmasının ardından Berlin’de gazetecilere konuştu.
Merz şunları söyledi:
“Aslında çoktan geç kalmış durumdayız. Bunların hepsini yıllar, hatta on yıllar önce halletmiş olmalıydık… Şimdi bu süreci çok hızlı bir şekilde başlatmak ve yılın ikinci yarısında bu reformu hayata geçirmek için gerekli kararları almak istiyorum.”
Merz’in hızla uygulamaya koyacağına söz verdiği 33 öneri arasında, İsveç sistemini örnek alan zorunlu sermaye fonlu emeklilik tasarruf planı ve emeklilik yaşı ile ortalama yaşam süresi arasında bir bağlantı kurulması yer alıyor.
Bu bağlantı uyarınca emeklilik yaşı, 2032’den itibaren her on yılda yaklaşık altı ay artacak.
Raporda yer alan bir özet, “Emeklilik yaşı en erken 2092’den itibaren 70 olacak” ifadesini içeriyor.
Bu reform, Merz ve hükümetin liderlerinin önümüzdeki haftalarda üzerinde anlaşmaya varmayı taahhüt ettikleri, vergi politikası, emeklilik ve uzun süreli bakım sigortasını kapsayan bir dizi acil ve uzun süredir ertelenen önlemden biridir.
Amaç, ana muhalefet partisi Almanya için Alternatif’e (AfD) verilen desteğin artmaya devam etmesi karşısında, popüler olmayan ve zaman zaman iç çekişmelerin yaşandığı koalisyonun hâlâ yönetme kapasitesine sahip olduğunu göstermek.
Merz’in partisi CDU ile koalisyon ortağı SPD’nin liderlerinden Bärbel Bas da komisyonun önerilerinin hızlı bir şekilde uygulanacağına söz verdi.
Bas, önerilerin kapsamlı bir paket oluşturduğunu ve ideolojik tercihlere göre tek tek önlemlerin seçilemeyeceğini savundu.
“Burada şunu açıkça belirtmek istiyorum: Bu paketi uygulamak istiyorum,” diyen ve aynı zamanda çalışma bakanı olarak bu konudan sorumlu olan Bas, Merz’in yanında yaptığı açıklamada şunları ekledi:
“Bunu gerçekleştirmek için, kendi saflarımızdaki parlamento gruplarının desteğini almamız kesinlikle gerekecek. Bu önemli çünkü sonuçta paketin Alman Federal Meclisi tarafından onaylanması gerekiyor.”
Avrupa
AB, Ukrayna ve Moldova müzakere süreçlerini ayırma aşamasında

Avrupa Birliği, üyelik şartlarını yerine getirme hızlarındaki farklılıklar nedeniyle, ilk müzakere faslının açılmasının ardından Ukrayna ve Moldova’nın katılım süreçlerini ayırmaya hazırlanıyor. Euronews’in haberine göre, Brüksel’deki AB yetkilileri iki ülkenin müzakere yollarının ayrılmasını kaçınılmaz bir süreç olarak değerlendiriyor.
Daha önce Ukrayna ve Moldova’nın Avrupa Birliği’ne üyelik başvurularını birlikte ele alan AB makamları, ilk müzakere faslının açılmasının ardından iki ülkenin katılım süreçlerini ayırmak için zemin hazırlamaya başladı.
Euronews’in haberine göre, Brüksel’de düzenlenen AB-Moldova Zirvesi’nin sonunda birliğin üst yönetimi bu ayrışmanın yakın zamanda kaçınılmaz hale gelebileceğine işaret etti.
Zirvede konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “İlk küme açıldıktan sonra, her aday ülke kendi sürecinden sorumludur. Çünkü hangi aday ülkeden bahsettiğimize bağlı olarak farklı reformların gerçekleştirilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ise Moldova hükümetinin reformları çok hızlı bir şekilde onaylamasını takdirle karşıladığını belirterek, bu hızın korunması halinde Moldova’nın kalan beş fasıl grubunun önündeki engelleri de hızla kaldırabileceğini öngördü.
Costa ayrıca, “Genişleme, en önemli jeopolitik yatırımdır” şeklinde konuştu.
AB katılım süreci, altı tematik küme altında toplanan 33 fasıldan oluşuyor. Moldova ve Ukrayna haziran ayında, yargı reformu, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yolsuzlukla mücadele gibi konuları kapsayan “Temeller” adlı ilk fasıl grubunu açmış bulunuyor.
Sürece çok dar bir çerçeveden bakılmaması gerektiğini belirten von der Leyen, bir aday ülkenin Moldova gibi çalışması durumunda ilerlemeyi hak ettiğini vurguladı.
Von der Leyen, “Liyakata dayalı süreç, yavaşlama anlamına gelmez, adalet anlamına gelir” diyerek, ülkenin taahhütlerini yerine getirmesi durumunda AB’nin de kendi üzerine düşeni yapması gerektiğini ekledi.
Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu ise düzenlediği basın toplantısında, kalan beş fasıl grubunun gecikmeksizin hemen açılması gerektiğini ifade ederek, “Biz hazır olduğumuz sürece bunun gerçekleşeceğinden eminim” dedi.
Euronews’e göre, Moldova’nın AB’ye katılım süreci Ukrayna’nın gölgesinde kalmaya devam ediyor ve daha az tartışma yaratıyor. AB liderler zirvesinde Macaristan’ın yeni başbakanı Peter Magyar, Ukrayna için tüm müzakere fasıllarının en kısa sürede açılması ifadesine karşı çıkarken, Moldova için benzer bir çekince dile getirmedi.
Brüksel’deki kaynaklar, iki ülkenin yollarının ayrılmasının an meselesi olduğunu belirtiyor. Birçok yetkili, barış dönemindeki bir ülke ile çatışma halindeki bir ülke arasında yanlış bir eşdeğerlik kurulmaması adına Moldova’nın Ukrayna’ya bağlı tutulmasını adaletsiz buluyor.
Diğer yandan, Ukrayna için bu ayrışmanın son derece hassas bir konu olduğu ve Brüksel’in, Kiev’in geride kaldığı, Kişinev’in ise öne geçtiği bir tablodan kaçınmaya çalıştığı kaydediliyor.
AB Moldova Delegasyonu tarafından aktarılan açıklamada von der Leyen, “Moldova’nın yeri Avrupa Birliği’dir. Halkının cesareti, kararlılığı ve özverisi ülkeyi her geçen gün birliğimize daha da yakınlaştırıyor. Avrupa; reformlar, fırsatlar ve barış, özgürlük, demokrasi ve refah içinde ortak bir gelecek için Moldova’yı destekliyor” dedi.
Ukrayna ve Moldova, Rusya’nın askeri operasyonunun başlamasının ardından, sırasıyla Şubat ve Mart 2022 tarihlerinde AB üyeliği için başvuruda bulunmuş, ardından Gürcistan da katılım talebini iletmişti.
Kiev yönetimi, AB üyeliğini devletin temel hedeflerinden biri olarak nitelendirerek 2027 yılına kadar hızlandırılmış bir katılımla birliğe girmeyi talep ediyordu. AB yetkilileri ise Kiev’in 36 aşamalı zorlu katılım sürecindeki yükümlülükleri henüz tamamlamamış olması sebebiyle 2027 hedefini imkansız görüyor.
Ukrayna Başbakan Yardımcısı Yuliya Sviridenko, mart ayında ülkesinin katılım için nihai şartları aldığını açıklamıştı.
AB tarafı ise Ukrayna ile üyelik konferansı öncesinde, ülkenin entegrasyon kararlılığını ve zorlu koşullara rağmen kaydettiği önemli ilerlemeyi takdir ettiğini belirtmişti.
Avrupa
Çin’in madencilikteki ihracat kontrolleri, AB’nin yeniden silahlanmasını zora sokuyor

AB’nin savunma kapasitesini artırma planları, Çin’in kritik hammaddelere uyguladığı ihracat kontrolleri ve satış kısıtlamaları nedeniyle aksıyor.
Bu durum karşısında AB liderleri, ülkeleri tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesini hızlandırmaya çağırıyor.
Nikkei Asia’nın aktardığına göre Avrupa Komisyonu, geçen hafta Çin’in adını açıkça belirtmemekle birlikte, iktisadi dengesizlikleri gidermek amacıyla bloktaki şirketlerin tedarikçi yelpazesini genişletmelerini zorunlu kılacak yeni bir yasa önerisi sunacağını açıkladı.
Ukrayna savaşı ve Washington’un güvenlik garantilerine ilişkin artan belirsizlik, Avrupa’daki hükümetleri askeri harcamaları ve üretimi artırmaya itti.
Öte yandan AB’nin dışişleri, güvenlik ve savunma politikası analizinden sorumlu kurumu olan AB Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün (EUISS) politika analisti Joris Teer’in mayıs ayında yayınladığı bir rapora göre, AB tarafından kritik olarak sınıflandırılan 34 malzemeden 17’sinde, küresel madencilik veya arıtma faaliyetlerinin en az %70’i Çin’e ait. Bu 34 malzemeden 8’i Çin’in ihracat kontrollerine tabi.
Teer, “Çin, Avrupa’nın yeniden silahlanma çabalarının altını oyma sürecinde. Çin, sadece bu silahı devreye sokarak zaten etkisini artırmış ve istediği herhangi bir anda arzı kısıtlama kapasitesini ve istekliliğini göstermiştir,” diye yazdı.
Avrupa Havacılık, Güvenlik ve Savunma Sanayileri Birliği de jeopolitik gelişmelerin ve kritik hammaddeler için küresel rekabetin yoğunlaşmasının, Avrupa’nın tedarik zincirlerini güçlendirme ihtiyacını giderek daha da vurguladığını belirtti.
Bu kuruluş, İngiltere’den BAE Systems, Fransa’dan Thales ve Almanya’dan Rheinmetall dahil olmak üzere 4.000’den fazla şirketi temsil ediyor.
Avrupalı savunma üreticileri, dikey entegrasyon, geri dönüşüm, çeşitlendirme ve stoklama gibi çeşitli stratejiler izliyor.
Rheinmetall, Nikkei Asia’ya yaptığı açıklamada “herhangi bir bağımlılığı olmadığını” ve “kritik mineraller konusunda iyi hazırlandığını” belirtti.
Bir sözcü, “Rheinmetall, birkaç yıl yetecek kadar önemli hammadde stokladı. Grup genelinde hammadde tüketimini merkezi olarak ve hassas bir şekilde izleyip kontrol etmemizi sağlayan BT sistemlerini hayata geçirdik,” dedi.
Fakat analistler, sadece stoklamanın yeterli olmayacağı konusunda uyarıyor. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü araştırmacısı Maria Shagina, “Stoklama, ani kesintilere karşı önemli bir tampon görevi görür fakat tek başına uzun vadede yapısal hasarı azaltması olası değildir,” dedi.
Shagina, Pekin’in kontrolündeki kritik minerallerin hacmini veya çeşitliliğini alternatif kaynaklarla ikame etmenin yıllar alacağını belirtti.
2024 yılında AB, bu tür mineraller için yerel tedarik zincirlerini yeniden kurmayı amaçlayan Avrupa Kritik Hammadde Yasası’nı yürürlüğe koydu.
Yasa, yerli maden çıkarma, işleme ve geri dönüşüm için 2030 hedefleri belirlerken, herhangi bir üçüncü ülke tedarikçisine olan bağımlılığı %65 ile sınırlandırıyor.
Stratejik projeleri hızlandırmak amacıyla geçen yıl 3 milyar avro (3,5 milyar dolar) tutarında bir fon oluşturuldu.
Ne var ki Avrupa Sayıştayı, 2030 hedeflerinin bağlayıcı olmadığını ve AB’nin bu hedeflere ulaşmaktan hâlâ çok uzak olduğunu belirtiyor.
Sektör grupları, politika tutarsızlıklarının ilerlemeyi daha da yavaşlatabileceğini söylüyor.
Jet motorları, gelişmiş bataryalar ve savunma alaşımları için hayati öneme sahip bir sektörü temsil eden Kobalt Enstitüsü, kimyasallarla ilgili önerilen AB kurallarının sektörü çökertme riski taşıdığını belirtti.
Londra merkezli enstitünün hükümet ve kamu ilişkileri başkanı Michael Blakeney, “Avrupa bir ayağı içeride, bir ayağı dışarıda. Doğru şeyleri söylüyor, ancak yaptıkları tutarsız,” dedi.
Avrupa’nın bu çabaları, kritik mineral tedarik zincirlerini güvence altına almak için ABD’nin izlediği agresif yaklaşımla aynı zamana denk geliyor.
Shagina şunları söylüyor:
“ABD, kapasiteyi güvence altına almak ve geliştirmek için daha fazla sermaye yatırıyor, daha büyük finansal riskler alıyor ve bazı durumlarda hisse satın alıyor. Buna karşılık, Avrupa genel olarak daha temkinli davranıyor… bu da kritik mineraller için rekabet ederken [Avrupa’yı] nispeten dezavantajlı bir konuma sokuyor.”
Nisan ayında AB, kritik mineral tedarikini koordine etmek üzere ABD ile bir anlaşma imzaladı. Anlaşmanın bloğun stratejik özerkliğini zayıflatabileceği endişesiyle başlangıçta direnç gösterilse de, üye devletler haziran ayı başlarında Komisyona, yatırım ve ihracat kontrol politikalarını koordine eden ABD öncülüğündeki “Pax Silica” girişimine katılma yetkisi verdi.
Teer, Avrupa’yı, devlet desteği, asgari fiyatlar ve tedarik kurallarıyla desteklenerek Çin dışındaki kritik mineral üretimini finansal açıdan sürdürülebilir hale getirmek için devam eden ABD-AB-Japonya müzakerelerini daha geniş bir koalisyonun “çekirdeği” olarak kullanmaya çağırdı:
“Özellikle Malezya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Brezilya ve Endonezya gibi hammadde üreticileri veya maden yataklarına sahip ülkeler ile Hindistan gibi geniş nitelikli işgücü potansiyeline sahip ülkeler büyük önem taşıyor.”
Teer, Çin’in daha fazla kısıtlama getirmesini engellemek için AB’nin, blok dışındaki ülkelerin iktisadi baskısına yanıt olarak gümrük vergileri ve kısıtlamalar uygulamasına olanak tanıyan zorlama önleme aracını da devreye sokması gerektiğini belirtti.
Avrupa Komisyonu sözcüsü, bloğun “AB’nin kritik hammaddelere bağımlılığıyla ilgili riskleri uzun zamandır farkında olduğunu” belirtti.
Sözcü, “Hedef açık: Endüstriyel ve savunma kapasitemizi artırırken, aksaklıkları erken öngörmek ve AB’nin kırılganlıklarını azaltmak,” dedi.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya7 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4











