Avrupa
Alman sanayisi: Kriz ve askerileşme son sürat

Krizden ağır darbe alan Alman makine sektöründeki şirketler, zararları veya hatta iflası önlemek amacıyla savunma üretimine yöneliyor.
German Foreign Policy’de yer alan analize göre bu durum, bugün (24 Nisan) sona erecek Hannover Messe fuarında da teyit edildi.
Fuarda ilk kez, her türlü silahın üretiminde tedarikçi olarak hizmet veren şirketlere ayrılmış özel bir bölüm yer aldı.
Öte yandan makine endüstrisindeki kriz hızla derinleşiyor: Üretim çöküyor ve çalışan sayısı giderek azalıyor.
Savunma teçhizatına geçiş bir çıkış yolu sunuyor. Örneğin, bir buji üretim makinesi üreticisi, makinelerinin fişek kovanı üretimine kolayca dönüştürülebileceğini açıklıyor.
Belirtilen avantajlardan biri, şu anda çok güçlü olan Çin rekabetinin savunma sözleşmeleri için bir faktör olmaması.
Sektör, makine mühendisliğinde savunmanın payının kolaylıkla ikiye katlanabileceğini tahmin ediyor.
Ekonominin askerileşmesi, işçilerin günlük yaşamlarını da etkisi altına alıyor ve giderek daha fazla insanı, diğer sektörlerde bile olsa, maddi olarak savunma ve orduya bağımlı hale getiriyor.
Almanya’da askerileşme odaklı devlet-sanayi bütünleşmesi tam gaz
Makine sektöründeki kriz derinleşiyor
Almanya’nın amiral gemisi endüstrisi olan otomotiv sektörü ve üçüncü büyük sektör olan kimya endüstrisi gibi, Federal Cumhuriyet’in ikinci büyük endüstrisi olan makine de ciddi bir krizde.
En son verilere göre, sektör yıllık 280 milyar avro gelir elde etti ve 933.000 kişiyi istihdam etti; bu rakam 2024’e göre yaklaşık 22.000, 2019’a göre ise 70.000 daha az.
Sektördeki üretim 2024’te yüzde 8, 2025’te ise yüzde 5 daha düştü; 2026 yılının ilk iki ayında ise bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2 daha küçüldü.
Fabrika kapasite kullanımının şu anda sadece yüzde 77 olduğu bildiriliyor.
Siparişler de çöküyor: Aralık 2025 ile Şubat 2026 arasında, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla reel olarak yüzde 8 oranında düşüş gösterdi.
Bunun nedenleri arasında, daha önce son derece kârlı olan ABD’ye yapılan ihracatı olumsuz etkileyen ABD gümrük vergileri de yer alıyor; fakat aynı zamanda, artık benzer kalitede makineleri önemli ölçüde daha düşük fiyatlarla ve daha hızlı bir şekilde tedarik eden Çin’deki hızla artan rekabet de etkili.
Çin’e yapılan Alman ihracatı azalırken, Çin’den gelen makine ithalatı artıyor. Her iki faktör de sektördeki Alman şirketlerin satışlarını olumsuz etkiliyor.
Sivil sanayinin ordunun ihtiyaçlarına göre yeniden şekillenmesi
Bu durumda, çok sayıda makine üreticisi umutlarını savunma sanayisine bağlıyor.
Alman Mühendislik Federasyonu’na (VDMA) göre, savunma sektörünün makine imalatı endüstrisindeki payı şu anda gelirlerin yüzde 2 ila 5 arasında tahmin ediliyor.
Fakat Alman silah üretiminin hızlı büyümesi göz önüne alındığında, bu pay 3 ila 5 yıl içinde ikiye katlanabilir.
VDMA Başkanı Bertram Kawlath, bunun “otomotiv endüstrisinden gelen siparişlerdeki düşüşü” telafi edemeyeceğini kabul ediyor.
Yine de, derneğin yaptığı bir iç ankete göre, üye şirketlerin yüzde 63’ü savunma sektörünü “önemli” hatta “çok önemli” bir gelecekteki müşteri olarak değerlendiriyor.
Yüzde 40’tan fazlası, hem 2026 hem de 2027’de silah üreticilerine yönelik satışlarında çift haneli büyüme bekliyor; özellikle de savunma ürünleri sektöründe Çin rekabeti bulunmadığı için.
Yeni VDMA Güvenlik ve Savunma Forumu, yoğun ilgi görüyor. Alman Takım Tezgahı Üreticileri Birliği (VDW), ilginin önemli ölçüde artması nedeniyle, daha uzmanlaşmış müşterileri için kısa süre önce bir “Silah Endüstrisi Monitörü” başlattı.
Örnek olarak, buji üretimi için makineler üreten Köln merkezli takım tezgahı üreticisi Alfred H. Schütte, bu makinelerin kolayca dönüştürülebileceğini, örneğin patlayıcı veya fişek kovanı üretimi için kullanılabileceğini belirtiyor.
Almanya’da ‘sanayisizleşme’ ile ‘sanayinin askerileşmesi’ el ele
Hannover Fuarı askerileşmenin boyutlarını göz önüne serdi
Savunma üretimine doğru kayma, sadece ilgili şirketleri değil, daha geniş yapıları da etkiliyor.
Örneğin, bugün sona eren ve makine mühendisliği sektörünün güçlü bir varlığıyla öne çıkan Hannover Messe, bu yıl ilk kez savunma üretimi için özel bir alan ayırdı.
Fuar, Savunma Üretim Alanını “yeni, ileriye dönük bir fuar formatı” olarak tanımlıyor.
Handelsblatt’ta yer alan bir habere göre, Hannover’de hazır silah sistemleri veya savaş tankları sergilenmiyor olsa da, “Savunma alanındaki stantlarda yer alan yaklaşık 40 şirket, örneğin top mermilerinin otomatik olarak nasıl monte edildiğini ve hükümetin verileri için yüksek güvenlikli BT iş istasyonlarının nasıl oluşturulduğunu” gösterdi.
Organizatörlerin hâlâ dünyanın en büyük endüstri fuarı olduğunu iddia ettikleri bu etkinlikte, artık sadece mühimmatın kalitesini test eden robotlar değil, zırhlı araçlara monte edilerek askeri görevleri yerine getirebilecek robotlar da bulunuyor.
Zırhlı çelik sergileyen şirketlerin yanı sıra, silah sistemleri için her türlü BT çözümünü sunan şirketler de var.
Diğerleri ise aşırı sıcak gibi “aşırı koşullar altında bile” çalışan, özel olarak güçlendirilmiş cihazları repertuarlarında bulunduruyor.
Almanya’da sanayisizleşme tartışmaları üzerine bir değerlendirme
Yeni siyasi ve endüstriyel standartlar ortaya çıkıyor
Hannover Messe, savunma standlarını yeni kurulan DSEI Germany (Defence & Security Equipment International) ile yakın işbirliği içinde düzenledi.
Bu, 9-12 Mart 2027 tarihlerinde Hannover’de ilk kez bağımsız bir etkinlik olarak gerçekleştirilmesi planlanan bir savunma fuarı.
Amaç, savunma şirketlerini, tedarikçileri ve politikacıları bir araya getirmektir. Deutsche Messe AG CEO’su Jochen Köckler’e göre, DSEI’nin amacı “hem siyasi hem de endüstriyel olarak yeni standartlar belirlemek.”
Katılımlarını şimdiden açıklayanlar arasında Almanya’nın önde gelen üç savunma şirketi olan Rheinmetall, Hensoldt ve Diehl Defence bulunuyor.
Organizatörlere göre, DSEI Germany özellikle “yeni nesil” silah sistemlerini öne çıkarmaya büyük önem veriyor.
Bu fuar, Almanya’daki çarpıcı savunma patlamasından yararlanan tek yeni savunma fuarı değil: Essen’de 22–25 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Euro Defence Expo (EUDEX) adlı bir başka fuar da duyuruldu.
DSEI Almanya, 2001’den beri Londra’da düzenlenen İngiliz DSEI ile yakın işbirliği içinde iki yılda bir düzenleniyor.
Günlük yaşamın askerileştirilmesi
Zor durumdaki makine mühendisliği sektörü için silah endüstrisinin artan önemi, önce tek tek şirketlerin, ardından Hannover Messe gibi büyük etkinliklerin nasıl askerileştirme girdabına çekildiğinin ve hatta özel silah fuarlarının ortaya çıktığının sadece bir örneği.
Askerileştirmenin sonuçları günlük yaşamın derinliklerine kadar uzanıyor. Alman Silahlı Kuvvetleri için doğrudan veya dolaylı olarak üretim yapan şirketler, ek güvenlik düzenlemelerine uymak zorunda.
Silah üretiminde görev alan çalışanlar, çoğu durumda özel güvenlik taramalarından geçmek durumunda ve genellikle sıkı gizlilik yükümlülüklerine tabiler.
Giderek artan sayıda aile, maddi olarak silah üretimine bağımlı hale geliyor. Tüm bunlar sadece makine mühendisliği için değil, diğer endüstriler için de geçerli.
Örneğin, tıbbi teknoloji şirketi Dräger, sadece COVID-19 pandemisinden tanıdığımız solunum cihazlarını değil, aynı zamanda gaz maskelerini de üretirken, ayrıca, fırkateynlere kurulabilen sahra hastaneleri inşa ediyor.
Savunma sanayii, ekonominin ve işgücü piyasasının daha önce sivil olan sektörlerine nüfuz ettikçe ve Bundeswehr (Alman Silahlı Kuvvetleri) hızla önem kazandıkça, Alman toplumunu derinden dönüştürme tehdidi oluşturan günlük bilinç değişiklikleri yaşanıyor.
German Foreign Policy’ye göre siyasi ve iktisadi askerileşmeye toplumsal askerileşme de eşlik ediyor.
Avrupa
Polonya kendi uydu ağını kurarak Musk’a bağımlılığı bitirmeyi hedefliyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin Starlink benzeri yerli bir uydu iletişim ağı kuracağını açıkladı. 34. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (MSPO) kapsamında konuşan Tusk, Polonya ve Avrupa’nın güvenliğinin “tek bir kişinin hevesine bağlı kalamayacağını” vurguladı.
Tusk, Polonya haber platformu Wiadomosci’nin aktardığı konuşmasında projenin ciddiyetine dikkat çekti: “Evet, bu bir meydan okuma, bir hayal; ancak kesinlikle boş bir heves değil. Bugün başlattığımız bu sürecin nihai hedefinin Polonya’nın kendi Starlink sistemi olabileceğini ve olacağını ifade ettik.”
Polonya’nın uzay alanında sahiden kayda değer bir ortak olduğunu belirten Tusk, bu girişimin yalnızca milli bir tatmin meselesi taşımadığını dile getirdi. Başbakan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Açık konuşayım: Polonya’nın ve Avrupa’nın güvenliği tek bir kişinin hevesine bırakılamaz. Kendi uydu iletişim sistemimiz olmadan tam bir güvenlikten söz edemeyiz.”
Donald Tusk, yıl sonuna kadar Polonya’nın uzaydan birkaç dakika içinde görüntü aktarabilen dokuz uyduya sahip olacağını kaydetti.
Tusk, savunma fuarında uydu projesinin yanı sıra yeni ağır piyade muharebe aracının adını da duyurdu. “Ayı” (Niedźwiedź) ismi verilen araç, mevcut Borsuk modelinden 12 ton daha ağır bir yapıyla üretildi. Aracın yüksek hareket kabiliyetini koruduğu ve mürettebat korumasını önceliklendirdiği bildirildi.
Polonya basınından Rzeczpospolita gazetesi, ağustos ayında Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin uydu interneti hizmet koşullarını değiştirdiğini yazmıştı.
Yeni kuralların Polonya’yı Avrupa mobil kapsama bölgesinden çıkarması, Polonyalı kullanıcılar açısından maliyet artışı riskini beraberinde getirdi.
Gelişmeler üzerine Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, sosyal medya üzerinden SpaceX’in sahibi Elon Musk’a yönelik bir uyarıda bulundu. Sikorski mesajında şu ifadelere yer verdi: “Bak Elon Musk, Polonyalı Starlink kullanıcılarına yönelik ayrımcılığı durdur; aksi takdirde hizmetlerin karşılığında sana ödediğimiz yıllık 50 milyon doları yeniden değerlendirebiliriz.”
Ukrayna ordusu, Şubat 2022’de çatışmaların başlamasından bu yana cephede Starlink uydu terminallerini yoğun biçimde kullanıyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için sağlanan Starlink hizmetinin faturasını Polonya Dijitalleşme Bakanlığı karşılıyor.
Geçen yılın mart ayında Musk, Starlink erişiminin kesilmesi halinde Ukrayna’nın cephe hattının çökeceğini ileri sürmüştü. Musk yaptığı paylaşımda, “Benim Starlink sistemim Ukrayna ordusunun omurgasını oluşturuyor. Sistemi kapatırsam tüm cephe hatları çöker” demişti.
Polonya Dışişleri Bakanı Sikorski ise Musk’ın bu sözlerine karşılık, Ukrayna’daki Starlink bağlantısının masraflarını karşıladıklarını, böyle bir senaryoda yıllık 50 milyon dolar harcayan Polonya’nın farklı hizmet sağlayıcılarına yönelmek zorunda kalacağını belirtmişti.
Avrupa
Leipzig’deki İHA olayında tanık ifadeleri resmi iddialarla çelişiyor

Leipzig/Halle Havalimanı’nda geçen ay düşürülen insansız hava aracına ilişkin çalışan ifadeleri, Almanya’nın Rusya’yı suçlayan resmi anlatımıyla ve basına yansıyan patlayıcı görüntüleriyle uyuşmuyor. Görgü tanığı personel, kargo alanına inen sıradan bir tüketici cihazının elle yakalandığını, patlayıcı taşımadığını ve hemen peşinden özel ekiplerin olağandışı bir hızla sahaya ulaştığını savunuyor.
Almanya basını ile NATO müttefiklerinin yayın organlarında yer alan ve Leipzig Havalimanı sahasına geçen ay Rus ajanları tarafından yerleştirildiği iddia edilen patlayıcı düzeneğe ait fotoğrafların gerçek olmadığına dair ikna edici kanıtlar ortaya çıktı.
Ukraynalı araştırmacı gazeteci Anatoliy Şariy, havalimanı çalışanlarının tanıklıklarına dayandırdığı anlatımında, yayımlanan görsellerin olay yerindeki ilk manzarayla örtüşmediğini, söz konusu hava aracının ise fotoğraf ve video çekimi amacıyla üretilmiş, piyasada kolayca erişilebilen küçük ve ucuz bir tüketici cihazı olduğunu kaydetti.
Şariy’nin 6 Eylül tarihinde X platformunda paylaştığı ayrıntılı aktarım, insansız hava aracının ele geçirilişine ve sonrasındaki resmi müdahaleye bizzat tanıklık eden havalimanı personeline dayanıyor.
The source also draws attention to the situation around the airport following the incident. According to him, police officers are now stationed around the clock near the emergency gate by the S8a, where spotters previously gathered at night and from where drones had periodically…
— Anatolij Sharij (@anatoliisharii) September 6, 2026
Anlatılanlara göre çalışanlardan biri, böylesi bir cihazın kayda değer ilave bir yük taşıyabileceğinden dahi şüphe duyuyor.
Berlin yönetimi ise Leipzig’deki hadiseden doğrudan Moskova’yı sorumlu tutuyor. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, 1 Eylül günü yaptığı açıklamada Rusya’yı işaret ederek şunları söyledi:
“Leipzig’deki saldırı girişimiyle Rus yönetimi, zaten ağır baskı altındaki ikili ilişkilerimize bilinçli şekilde daha büyük zararlar verme kararı almıştır. Federal İçişleri Bakanı’nın az önce dile getirdiği hükümet çizgisi geçerlidir. Almanya güvenliğini koruyor; güvensizlik yaymak isteyen karşı güçlere karşı kendini savunuyor. Federal Hükümet bu nedenle Leipzig’deki hibrit saldırının faili olarak Rusya’ya karşı gerekli adımları atıyor.”
Wadephul, Rusya’nın sergilediği tutumu Avrupa genelindeki eylemlerin bir halkası olarak niteledi:
“Rusya Federasyonu’nun az önce tarif edilen tehlikeli adımları; Avrupa’ya dönük istikrarsızlaştırma, dezenformasyon yayma, tehdit, sabotaj ve saldırganlık girişimlerinin uzun bir zincirini oluşturuyor. Ne yazık ki Almanya da bunun dışında kalmadı. Rus liderliği ülkemize açık bir husumetle yaklaşıyor.”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise aynı gün Rus basınına verdiği demeçte suçlamaları reddederek hadisenin bir kurgu olduğunu savundu. Putin, meselenin iç siyasetle ilişkili olduğunu öne sürdü:
“Bunun büyük ölçüde iç siyasi durumla ilgili olduğuna inanıyorum. Şansölye’nin siyasi pozisyonu karmaşık. Vatandaşları kendisine güvenmiyor. Bunun sebebi de açık; ulusal çıkarları savunmak yerine bunları heba ediyor. Belirgin ekonomik hatalar ortada: İşletmeler kapanıyor, insanlar işlerini kaybediyor, hayat standartları hızla geriliyor. Bu adımı neden attıkları meçhul. Sadece tek bir açıklamaları var: ‘Saldırgan Rusya’ya’ karşı durmak zorundalar. Kanıt mı istiyorsunuz? İşte oraya kendileri yerleştirdi.”
Kuzey Akım boru hattına yönelik sabotaja da değinen Putin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birkaç ay ya da bir yıl önce Alman makamlarının Kuzey Akım boru hattını patlatmakla Rusya’yı suçladığını herkese hatırlatmak isterim. Böylesine tuhaf bir fikir ortaya atmalarına gerçekten şaşırmıştım; zira biz Avrupa’ya gaz satmak istiyorduk. Bugün de gaz sağlamaya hazırız. Yapmaları gereken tek şey düğmeye basmak, bu kararı almak. Ancak ABD yaptırımları ve diğer her şey yüzünden buna cesaret edemiyorlar. Güzel, ama şimdi attıkları adımların ardındaki sebepleri açıklamak zorundalar. Düşen oy oranları ve Saksonya dahil yaklaşan seçimler göz önüne alındığında, Alman iktidar çevrelerinin siyasi geleceği tartışmalı hale geliyor. Bence açıklama tam olarak budur. Bunun yeni bir hata olduğunu ve Alman halkının menfaatleriyle çeliştiğini düşünüyorum.”
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da 6 Eylül’de yaptığı değerlendirmede, Berlin yönetiminin suçlamalarını fiili bir savaş ilanı olarak gördüklerini dile getirdi. Vesti internet sitesinin aktardığına göre Lavrov şu ifadeleri kullandı:
“Leipzig, havalimanı. Orada bir insansız hava aracı buldular. Rus yapımı olduğunu söylediler, kimse araştırmaya dahi gerek duymadı. Bu durum, özünde gerçek bir savaşın başlangıcıdır. Başkonsolosluğu Bonn’dan çıkardılar, anlaşmayı feshettiklerini ilan ettiler. Berlin’deki Rus Evi kapatılıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın, daha doğrusu Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın başlamasından önce de Almanların diplomatik temsilciliklerini kapattığını hatırlıyorum. Merz’in Almanya’yı yeniden Avrupa’nın lider askeri gücü yapma yönündeki tüm açıklamaları hayata geçiriliyor. Aslında bize savaş açıyor. Tarihin dersleri hiç alınmamış. Nazizmin metastazlarının yeniden yüzeye çıktığı görülüyor. Bu tehlikeli bir gelişme. Rus liderliğinin gereken sonuçları çıkaracağına inanıyorum.”
Moskova’dan yazan deneyimli gazeteci John Helmer’ın aktardığı kulis bilgilerine göre bazı Alman kaynaklar, Alman polis ve istihbaratınca izlenen, içine sızılmış yerel muhalif grupların ve aşırı sol yapıların bu olayda kullanılmış olabileceğine işaret ediyor.
Güvenlik birimlerinin hadiseden önceden haberdar olabileceğini öne süren kaynaklar, Kızıl Ordu Fraksiyonu çizgisindeki aşırı sol unsurların askeri üretime müdahale tatbikatları yaptığını savunuyor.
Aynı kaynaklar, Ukrayna tarafının sahip olduğu insansız hava aracı tecrübesiyle Rus parçalarından cihazlar üretip sahte bayrak operasyonu yürütebilecek yetenekte olduğunu ve Kuzey Akım soruşturmasında Almanya’da tutuklanan dalgıçların intikamını alma saikine sahip olabileceğini iddia ediyor.
Hadiseye ilişkin yeni tanıklıkları kamuoyuna taşıyan Ukraynalı gazeteci Anatoliy Şariy, 2012 yılından bu yana sürgünde yaşıyor ve uzun yıllardır çeşitli fiziki saldırıların hedefi durumunda.
Şariy’nin İngilizce kaleme aldığı ve havalimanı tanıklıklarına dayanan haberi şu detayları aktarıyor:
Leipzig/Halle Havalimanı sahası daha önce güvenlik ihlallerine sahne olmuştu. 1 Ağustos 2024 tarihinde “Letzte Generation” (Son Nesil) adlı çevre hareketine mensup yedi eylemci, dış güvenlik çitlerini üç ayrı noktadan keserek havalimanının kısıtlı bölgesine girmişti. Eylemcilerden beşi kendilerini taksi yollarına yapıştırmış, diğer iki kişi ise eylemi gerçekleştiremeden yakalanmıştı. Yaşanan bu olay, yabancı kişilerin gece vakti güvenlik çemberini aşarak uçuş operasyon sahasına erişebildiğini belgelemişti.
Şariy’ye konuşan çalışan, insansız hava aracı hadisesinin kamuoyuna yansıtılandan çok farklı bir seyir izlediğini aktarıyor. Olay, gece saatlerinde DHL uçaklarının bakımının yapıldığı ve Antonov uçaklarının konuşlandığı “Vorfeld 2” bölgesinde, bir kargo uçağının yükleme aşamasında meydana geldi. Havalimanı personeli daha önce de tesis çevresinde uçan cihazlara rastlıyordu. Havalimanı sınırından geçen S8a karayolunun yakınında bir acil çıkış kapısı ile pisti rahat gören bir nokta bulunuyor. Gece saatlerinde havacılık meraklıları iniş ve kalkış yapan uçakları fotoğraflamak için bu alanda toplanıyor. Kaynak, geçmişte bu bölgede çok sayıda insansız hava aracının görüldüğünü, ancak bu araçların insanlara veya uçaklara bu denli yaklaşmadığını dile getiriyor.
Olay gecesi ise yükleme sürerken küçük bir hava aracı kargo uçağının etrafında dönmeye başladı ve bir personelin hemen yanında havada asılı kaldı. Görgü tanığı çalışanlar aygıtın nereden havalandığını göremedi. Cihaz yeterince alçaldığında personel müdahale ederek aracı eliyle yere bastırdı ve pervanelerine hasar vererek etkisiz hale getirdi. Ardından telsizle cihazın zaptedildiğini bildirdi.
Tanık çalışanın asıl dikkat çektiği nokta bundan sonraki süreç oldu. Telsiz anonsunun hemen ardından, yalnızca birkaç dakika içinde polis ekipleri, bomba imha uzmanları, itfaiye personeli, özel bomba imha robotu dahil ağır ekipmanlar ve televizyon ekipleri aprona ulaştı. Havalimanının Leipzig kent merkezine yaklaşık 20 kilometre mesafede yer alması, personelin zihninde soru işaretleri doğurdu. Zira dışarıdan gelen kişilerin doğrudan piste girmesi mümkün değil; güvenlik kontrolünden geçip “Tagesausweis” (günlük giriş kartı) almaları gerekiyor. Kaynak, yalnızca bu onay prosedürünün bile ciddi vakit aldığını, dolayısıyla tam teçhizatlı özel ekiplerin ve kameramanların anonsun hemen peşinden alana ulaşmasının olağandışı bir hız taşıdığını belirtiyor.
Tanık, cihazda patlayıcı veya fünye bulunduğu yönündeki haberleri kesin bir dille reddediyor. Aracı eliyle düşüren personelin hiçbir patlayıcı madde ya da fünye görmediğini aktaran kaynak, basında Çek yapımı Semtex patlayıcı ile servis edilen fotoğrafların sahadaki ilk durumla uyuşmadığını ifade ediyor. İlgili çalışan, haberleri izledikten sonra olayın kamuoyuna sunuluş biçimine tepki gösterse de işini kaybetme endişesiyle sessiz kalıyor.
Olayın ardından havalimanı çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı. Daha önce uçak gözlemcilerinin beklediği S8a yolu üzerindeki acil çıkış kapısı çevresinde artık polis ekipleri 24 saat nöbet tutuyor.
Mevcut tablo, hadiseye dair birbiriyle taban tabana zıt iki anlatı ortaya koyuyor: Resmi makamların sunduğu, tehlikeli bir insansız hava aracının tespit edilip acil durum protokollerinin işletildiği anlatım ile sıradan bir sivil cihazın personelce düşürüldüğü ve hemen ardından önceden hazırlanmış izlenimi veren geniş çaplı bir güvenlik ve medya operasyonunun başlatıldığını savunan çalışan anlatımı.
Havalimanı personelinin ifadeleri olayın kesin olarak provokasyon olduğunu tek başına kanıtlamasa da yanıtlanması gereken somut sorular barındırıyor: Telsiz anonsu tam olarak saat kaçta yapıldı; polis, uzmanlar ve gazeteciler hangi saatte arandı; ekipler kısıtlı alana ne zaman ayak bastı; patlayıcıyı ilk kim, hangi aşamada tespit etti; patlayıcı madde düşürüldüğü an cihaza monteli halde miydi; aygıtı ilk hangi görevli inceledi; bomba uzmanları gelmeden önce çekilmiş fotoğraflar mevcut mu ve medya çalışanları aprona nasıl giriş sağladı?
Avrupa
Almanya’da Rus gazı kesintisinin bütçeye faturası 50 milyar euroyu aştı

Rusya’nın sevkiyatı kesmesinin ardından enerji piyasasını dengelemeye çalışan Almanya federal bütçesinden 50,4 milyar euro harcandı. Maliye Bakanlığı verilerine göre kişi başına 600 euroya ulaşan bu fatura, tavan fiyat uygulamasını ve acil yardım paketlerini kapsıyor.
Rusya’nın doğalgaz sevkiyatını kesmesi, Almanya federal bütçesine 50 milyar euroyu aşkın mali yük getirdi.
Alman Bild gazetesinin haberine göre Maliye Bakanlığı, Yeşiller Partisi Federal Meclis Milletvekili Robin Wagener’in soru önergesine verdiği yanıtta krizin faturasını paylaştı.
Resmi belgedeki verilere göre krizin etkilerini sınırlamak için bütçeden 50,4 milyar euro harcandı. Enerji krizine karşı atılan acil yardım ve istikrar adımlarını kapsayan bu bütçe, gaz ve elektrik fiyatlarına tavan getirilmesini, Aralık ayı acil destek paketini ve diğer yardım ödemelerini finanse etti.
Gazete, söz konusu maliyetin kişi başına 600 euroya karşılık geldiğini aktardı.
Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW Berlin) enerji uzmanı Claudia Kemfert, harcamaların büyüklüğünü Almanya’nın Rus gazına duyduğu bağımlılıkla açıkladı.
Kemfert, “Almanya kendisini yaklaşık yüzde 55 oranında Rus gazına dayanan tehlikeli, tek taraflı bir bağımlılığa sürükledi. Rusya sevkiyatı durdurduğunda, bu fiyat şoku ülkeyi bilhassa sert vurdu” değerlendirmesinde bulundu.
Alman Ekonomi Uzmanları Konseyi Üyesi Veronika Grimm, 50 milyar euroluk rakamı “gerçekçi” olarak nitelendirdi ancak krizin fiili sonuçlarının çok daha ağır olduğunu vurguladı.
Grimm, devlet müdahalelerinin iflas dalgasını önlemek ve haneleri aşırı mali yükten korumak adına zorunlu olduğunu belirtti.
Bonn Üniversitesi uzmanı Frank Umbach da yeni sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalleri harcamaları ve yüksek enerji fiyatlarının getirdiği ek yükler hesaba katılmadığı için bütçeye yansıyan gerçek zararın çok daha yüksek olduğunu kaydetti.
Almanya için Alternatif (AfD) partisinin lideri Alice Weidel, 9 Eylül’de yaptığı açıklamada Kuzey Akım boru hatlarının onarılmasını ve Rus gazına geri dönülmesini talep etti.
Aynı gün Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, “Rus gazı olmadan Alman sanayisi var olamaz” dedi.
2022 öncesinde Rusya, Almanya’nın ithal ettiği ham petrolün üçte birinden fazlasını ve tüketilen doğalgazın yarısından fazlasını sağlıyordu. Reuters ajansı, Almanya’nın Kuzey Akım boru hattının devre dışı kalmasının ardından toparlanmakta güçlük çektiğini yazdı.
İktidar koalisyonundaki Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) eş genel başkanı Lars Klingbeil ise geçen yıl Mart ayında yaptığı açıklamada, ülkenin Rus gazı olmadan yaşamaya alıştığını ve geçmişe dönmeyi düşünmediğini ifade etti.
Klingbeil, Ukrayna’daki çatışmalar sona erse dahi Berlin’in Rusya’dan enerji ithalatına bağımlı kalmaktan kaçınması gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği Konseyi açıklamasına göre AB, Rusya’dan boru hattı yoluyla gaz ithalatını 30 Eylül 2027, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatını ise Ocak 2027 itibarıyla tamamen yasaklayacak; mevcut sözleşmeler için tanınan geçiş süreci de bu tarihlerde sona erecek.
Yasağa karşı çıkan Macaristan ve Slovakya, Rus yakıtını ithal etmeyi sürdürüyor ve her iki ülke kısıtlamaları iptal ettirmek üzere Avrupa Adalet Divanı’nda dava açtı.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek











