Avrupa
Alman siyaset bilimci Guérot’tan 9 Mayıs çağrısı: Avrupa barış için ses versin

Alman siyaset bilimci Prof. Ulrike Guérot, NachDenkSeiten‘e verdiği mülakatta 9 Mayıs Avrupa Günü’nde kıta çapında bir barış projesi düzenleneceğini duyurdu. Guérot, yurttaşları saat 17.00’de pencerelerinden barış manifestosu okumaya çağırarak, “Belarus ve Rusya ile barış istiyoruz,” mesajı verdi. Ayrıca Alman medyasının savaşı körükleyen tutumunu eleştirdi.
Alman siyaset bilimci Prof. Ulrike Guérot, Avrupa’nın barış projesinin Rusları da kapsaması gerektiğini belirterek, Beethoven’ın 9. Senfonisi ve Avrupa marşının “Tüm insanlar kardeş olacak” mottosunun Ruslar için de geçerli olduğunu vurguladı.
Guérot, Alman NachDenkSeiten portalına verdiği mülakatta, 9 Mayıs Avrupa Günü’nde kıta çapında düzenlenecek yeni bir barış projesinin ayrıntılarını paylaştı.
“9 Mayıs’ta Avrupa çapında barış için bir işaret verilecek. Bu nasıl bir proje?” sorusuna yanıt veren Guérot, projenin iki benzersiz özelliğini vurguladı ve “Bu sadece imzalanabilecek bir çağrı değil, bireysel katılımı öngören bir proje; ikincisi ise Avrupa çapında olması ve tüm kıtayı kapsaması. Avrupa’daki her yurttaş, nerede olursa olsun, evinden katılabilecek,” dedi.
Guérot, projenin özünü şöyle açıkladı: “9 Mayıs Avrupa Günü ve aynı zamanda Kurtuluş Günü’nde, tam saat 17.00’de pencereyi açmak ve eş zamanlı olarak tüm Avrupa dillerinde bir barış manifestosu okumak. Bunun için yaklaşık 20 Avrupa diline çevrilmiş kısa bir metni web sitemize (europeanpeaceproject.com) koyduk. Herkes metni kendi dilinde yazdırıp katılabilir ve 9 Mayıs saat 17.00’de okuyabilir. Metin istenirse değiştirilebilir ve kişiselleştirilebilir. Bu performatif konuşma eylemiyle tüm Avrupa’da bir barış dalgası yaratmak istiyoruz.”
Profesör, ayrıca Neuss’lu sanatçı Regina Bender tarafından tasarlanan sanatsal posterlerin web sitesinden indirilebileceğini belirtti.
Guérot, “Herkes bunları yerel bir fotokopicide bastırıp penceresine, dükkanına veya kapısının önündeki ağaca asarak projeyi tanıtabilir. Veya tişörtlere, rozetlere bastırabilir. Regina Bender’in tasarımlarını yakında web sitemizde açık artırmayla satarak, örneğin web sitesi masrafları için biraz para toplamayı planlıyoruz. Ayrıca her katılımcıdan en az 1 avro bağış yapmasını rica ediyoruz,” diye ekledi.
‘Fikir 2018’deki projeden doğdu’
Bu fikrin nasıl ortaya çıktığı sorulan Guérot, 2018’de İsviçreli tiyatro yönetmeni Milo Rau ve Avusturyalı yazar Robert Menasse ile birlikte Avrupa çapında benzer bir proje yürüttüğünü hatırlattı.
Guérot, o dönemki projeyle ilgili şunları söyledi: “O zamanlar bankacılık krizi, tamamen antidemokratik avro yönetişimi ve AB’nin uyguladığı anti-sosyal kemer sıkma politikalarının ardından, Avrupa’nın aslında demokratik ve sosyal olması gerektiğini hatırlatmak istedik. Bunu ‘Avrupa Cumhuriyeti’ kavramıyla ifade etmeye çalıştım. Daha önce, 2016’da, bu konuda oldukça başarılı olan ve pek çok Avrupa diline çevrilen ‘Avrupa Neden Bir Cumhuriyet Olmalı?’ adlı küçük bir ütopya yazmıştım. Bu ütopik taslak, bürokratik bir ‘AB süper devleti’nin tam tersi; yurttaş temelli, demokratik, sosyal ve ademi merkeziyetçi bir Avrupa fikriydi; egemen olanın AB Komisyonu veya Avrupa Konseyi değil, Avrupalı yurttaşlar olduğu bir Avrupa.”
Guérot, bu temel üzerine 2018’de benzer bir projeyle Avrupa çapında “Avrupa Cumhuriyeti’nin İlanı”nı performatif bir konuşma eylemi olarak sahnelediklerini belirtti.
Siyaset bilimci, “O zamanlar Viyana Burgtheater, Hamburg Thalia Tiyatrosu veya Roland Auzet yönetimindeki Fransız tiyatro grubu gibi yaklaşık 140 Avrupa şehri ve tiyatrosu katılmıştı. Projeyle ilgili en güzel videoyu Schauspiel Graz yapmıştı. Toplamda yaklaşık 25 bin Avrupalı yurttaş katıldı ve bize fotoğraf ve video kayıtlarını gönderdi. Tüm bu materyali Mart 2019’da Berlin’de bir sergide gösterdik ve daha sonra bugün hala sipariş edilebilen bir katalogda bastırdık. Büyük bir başarıydı. Bugün de manifestoyu okumaya katılanlardan bize fotoğraf ve video enstalasyonlarını göndermelerini rica ediyoruz,” diye konuştu.
‘Amacımız barış mesajını Moskova’ya duyurmak’
Projeyle neyi hedefledikleri sorusuna Guérot, “Öncelikle katılım ve neşe! Avrupa Günü olan 9 Mayıs’ı ‘barış’ kavramıyla doldurmak istiyoruz, zira o gün AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Emmanuel Macron veya Friedrich Merz gibi isimlerden birçok ikiyüzlü açıklama duymamız bekleniyor. 9 Mayıs’ın Avrupa Günü ve Kurtuluş Günü olarak, 70 yılı aşkın süredir ‘Avrupa demek, bir daha asla savaş demek’ anlamına gelmesine rağmen, sembolik olarak bir savaş projesi için gasp edilme tehlikesi var,” yanıtını verdi.
Guérot, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yüzden 9 Mayıs’ta tüm kıtada pencerelerden ‘Barış’ diye haykırmak istiyoruz! Dublin’den Selanik’e, Lizbon’dan Bükreş’e kadar on binlerce yurttaşın katılmasını umuyoruz ki bu çağrı Moskova’ya kadar ulaşsın: Rusya ve Rusya yurttaşlarıyla barış istiyoruz! Beethoven’ın 9. Senfonisi’nin ‘Tüm insanlar kardeş olacak’ mottosu, ki bu Avrupa marşıdır, Rusya’daki Avrupalı yurttaşlarımız için de geçerlidir! Özellikle savaşın yıprattığı Ukrayna’da birçok yurtaşşın projeye katılmasını umuyoruz! Rusya’da projemiz hakkında kesinlikle haber yapılacaktır ve bu iyi bir şey.”
Guérot, 9 Mayıs sonrasında, Avrupalı yurttaşların —hükümetlerinin aksine— barıştan yana olduğunu belgelemek için web sitelerinde bir tür “dijital galeri” veya sergi yapacaklarını belirtti ve “Eğer başarabilirsek, materyalden yine bir katalog yapacağız ki tarihçiler bu çatışmayı araştırdıklarında, savaşa karşı pan-Avrupa bir direnişin olduğunu kanıtlayan bir belge olsun,” dedi.
Projenin İngilizce kısaltması EPP’nin (European Peace Project), Avrupa Parlamentosu’ndaki Avrupa Halk Partisi’nin (European People’s Party—EPP) kısaltmasıyla aynı olmasına da değinen Guérot, “Bu bizi rahatsız etmiyor. Halihazırda kısaltmayı kullanmıyoruz ama en önemlisi, bu durum EPP kısaltmasının anlamını yeniden markalaştıracaktır: Avrupa Halkı İçin Barış! EPP’nin, yani Almanya’nın eski Avrupa partisi CDU’nun bunu unutuyor olması, başta Sayın von der Leyen ve Manfred Weber olmak üzere AB’deki tüm üst düzey politikacıların yüzünü kızartmalı: Helmut Kohl mezarında ters dönüyordur!” değerlendirmesinde bulundu.
‘Alman medyası savaş çığırtkanı’
Medyadaki barış seslerinin nerede olduğu sorusuna Guérot, Alman medyasının durumuna ilişkin sert eleştiriler yöneltti.
Guérot, “Almanya’daki medya bana artık tamamen güdümlü görünüyor. Talk show’larda hep aynı kişiler çıkıyor ve bence savaş çığırtkanlığı yapan pozisyonları savunuyorlar: Agnes Strack-Zimmermann, Carlo Masala veya Claudia Major gibi isimler, neredeyse kukla gibi konuşarak iki yıldır hep aynı, bayat argümanları tekrarlıyorlar,” dedi.
Guérot, bu durumu “oldukça gülünç” olarak nitelendirerek, “Özellikle ABD’nin artık geri adım attığı ve dünyanın yaklaşık dörtte üçünün zaten çatışma ve kökenleri hakkında farklı bir analize sahip olduğu düşünülürse… Bu ülkedeki gazetecilikteki çürüme artık akıl almaz boyutlarda ama Tanrı’ya şükür giderek daha fazla insan bunu fark ediyor. Şimdiye kadar köklü eleştirileriyle dikkat çekmeyen Alman kamuoyunun sevdiği isim Richard-David Precht bile yakın zamanda ‘kitlesel histeri’den bahsetti. Bu bazılarını dikkat kesilmeye itti. Bana göre çok uzun sürmeyecek, basın geri adım atacak ve dönekler, dün paçavra pasifistler olarak karalananları programlara çıkarmak için çabalayacaklar,” ifadelerini kullandı.
Almanya’nın Avrupa’da yalnız olmadığını belirten Guérot, İtalya ve İspanya’daki barış hareketlerine dikkat çekti:
“Örneğin İtalya’da, geçtiğimiz mart ayında farklı siyasi görüşlerden binlerce kişinin sokaklara döküldüğü, Avrupa için ama savaşa karşı büyük bir protesto vardı. Bazıları federal Avrupa’nın kurucu metinlerinden biri olan Ventotene’nin anti-faşist manifestosunu ellerinde tutuyordu. İspanya’da ise geçenlerde yüzlerce çok tanınmış aktör ve sanatçının başlattığı ve aralarında Attac ile pek çok sendikanın da bulunduğu 800’den fazla İspanyol kuruluşunun imzaladığı devasa bir çağrı yapıldı. Bunlar esasında sol örgütler; Almanya’daki benzerlerinin maalesef şimdiye kadar barış çağrılarıyla öne çıkmamış olmaları muhtemelen STK’ların ve sivil toplumun Avrupa finansmanına bağımlı olmalarından kaynaklanıyor. Bu yüzden AB’nin savaş yanlısı rotasına karşı çok net tavır alamıyorlar, aksi takdirde fon kesintilerinden korkmak zorunda kalacaklar. Dolayısıyla İtalyan veya İspanyol dalgasının Almanya’ya sıçrayıp sıçramayacağını gözlemlemek ilginç olacak. Eğer sıçrarsa, Alman medyasında da bir şeyler olabilir veya yön değiştirebilirler. Ayrıca Paskalya ve dolayısıyla Paskalya Yürüyüşleri kapıda: Bu yıl özellikle büyük olacaklar. Kamu yayın kuruluşları haberlerinde bunu görmezden gelmekte zorlanacaklardır.”
‘Barış içinde yaşayacağımız son yaz gibi ifadeler aptalca ve sorumsuz’
NATO ve Rusya arasındaki mevcut duruma ilişkin “Belki de bu yaz, barış içinde yaşayacağımız son yaz olacak,” gibi ifadelere ve Köln’de yeraltı hastanesi inşa edilmesi planına ilişkin düşünceleri sorulan Guérot, sert tepki gösterdi.
Guérot, “barış içinde geçireceğimiz son yaz” gibi “aptallıkla dolu ve sorumsuz” ifadeleri yorumlamak istemediğini belirtti.
Siyaset bilimci, “İyi olan şey, bu ifadelerin o kadar aptalca olması ki, umarım yakında herkes ne kadar histerik olduklarını fark eder. Tam da bu yüzden 9 Mayıs’ta projemizle performatif bir konuşma eylemi yapıyoruz: Histerik bir şekilde savaşa değil, barışa doğru konuşalım diye. Düşünceler kelimelere, kelimeler eylemlere, eylemler gerçeğe dönüşür,” dedi.
Guérot, sözlerini şöyle tamamladı: “Kısa süre önce Karadeniz ile ilgili Amerikan-Rus müzakerelerinin bildirisi yayımlandı. Suudi Arabistan’daki müzakereler şimdi hızla sonuçlandırılıyor ve AB’nin bu müzakerelerde yapıcı bir şekilde yer almak yerine hâlâ silahlanma ve savaştan gevezelik etmesi sadece utanç verici. Köln için ise söyleyecek söz bulamıyorum. Ben Köln yakınlarında doğdum. Şehrin başka sorunları var ve parayı kesinlikle yeraltı hastanesi yerine başka ve daha iyi projeler için kullanabilir.”
Siyaset bilimci Ulrike Guérot: AB’nin ötesinde bir Avrupa’yı düşünmeliyiz
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceYandex veri merkezine saldırı Rusya’da dijital hizmetleri vurdu








