Avrupa
Almanya inovasyonda geriye gidiyor

Almanya ekonomisi, araştırma ve geliştirme harcamaları ve dolayısıyla bu harcamalardan elde edilen kârlar açısından rakiplerinin gerisinde kalıyor.
Ayrıca federal hükümet bir “yüksek teknoloji gündemi”ni desteklediğini iddia etse de, harcamalarını giderek daha fazla savunma sanayisine yöneltiyor.
Bertelsmann Vakfı adına Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) tarafından yapılan yakın tarihli bir araştırmanın gösterdiği gibi, Almanya’nın küresel araştırma ve geliştirme harcamalarındaki payı 2008’deki yüzde 8,5’ten 2021’de yüzde 5,6’ya düştü.
Almanya’nın küresel patent başvurularındaki payı da 2000’deki yüzde 21,9’dan 2022’de sadece yüzde 15’e geriledi.
Şirketler, araştırma departmanlarını giderek daha fazla yurtdışına taşıyor. Alman sanayisi, geleceğe yönelik kilit sektörlerde artan bir baskı altında kalıyor ve özellikle Çin’e karşı zemin kaybediyor.
Araştırma bütçesi federal bütçenin yüzde 4,15’inde kalır ve küçük ve orta ölçekli işletmeler inovasyon fonlarının durgunluğundan şikayet ederken, resmi savunma bütçesi şimdiden yüzde 15’in üzerine çıkmış durumda ve kısa süre içinde ikiye katlanacak.
ABD ve Çin karşısında göreli gerileme
Bertelsmann Vakfı adına Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) tarafından yürütülen Alman sanayisinin inovasyon gücü üzerine yapılan çalışma, endüstriyel inovasyon performansının temel göstergeleri olarak araştırma ve geliştirme harcamalarının yanı sıra patent başvurularının sayısını da ölçüyor.
Çalışma, Alman sanayisinin araştırma ve geliştirme harcamalarının hafifçe artmış olmasına rağmen, Almanya’nın uluslararası karşılaştırmada önemli ölçüde zemin kaybettiği sonucuna varıyor.
Bunun nedeni, hem ABD’nin hem de Çin’in bu alandaki harcamalarını çok daha hızlı bir oranda artırmış olması.
Sonuç olarak, Almanya’nın küresel araştırma ve geliştirme harcamalarındaki payı 2008’deki yüzde 8,5’ten 2021’de yüzde 5,6’ya düşmüş durumda.
Almanya’nın küresel patent başvurularındaki payı da 2000’deki yüzde 21,9’dan 2022’de yüzde 15’e geriledi.
İlaç, kimya, elektrik ve otomotiv sektörleri bu düşüşten özellikle etkilendi. Yalnızca Alman makine mühendisliği sektörü, patent başvuruları açısından konumunu güçlendirmeyi başardı.
Anahtar teknolojiler üzerindeki yabancı kontrolü artıyor
Çalışma, patentler ve anahtar teknolojiler üzerindeki kontrol konusunu özellikle hassas bir mesele olarak ele alıyor.
Çalışmaya göre, 2000 ile 2022 yılları arasında Almanya’da üretilen tüm uluslararası patentlerin yüzde 29’u (yaklaşık 189.000 adet) çoğunlukla ABD’li, ancak giderek artan oranda Çinli şirketler de dahil olmak üzere yabancı sermayeli şirketler tarafından başvurulmuş.
Dolayısıyla bu patentler üzerindeki kontrol, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin dışında bulunuyor.
Buna karşılık, aynı dönemde yurtdışında başvurusu yapılan ve Alman şirketleri tarafından kontrol edilen patent sayısı sadece 102.000. Dolayısıyla net denge negatif.
Çalışma, bunun sonuçlarını açıklamak için savunma sanayisini örnek olarak gösteriyor. ABD’li Lockheed Martin şirketinden F-35 savaş uçaklarının satın alınmasına ilişkin tartışma, modern silah sistemlerinin yabancı kontrolündeki teknolojilere bağımlı olmasının potansiyel sonuçlarını açıkça ortaya koyuyor: ABD’nin onayı olmadan uçaklara yedek parça temin edilemez ve hatta uçaklar havalanamayabilir bile.
Almanya’da yurtdışından kontrol edilen patent başvurularının payı, yüzde 42 ile Hessen eyaletinde en yüksek. Buradaki başlıca faktörler, çok sayıda patente sahip olan ve Stellantis’in bir parçası olan Rüsselsheim’daki Opel fabrikaları ile Frankfurt am Main bölgesindeki ilaç endüstrisi.
Baskı altındaki önemli Alman sektörleri
Tek tek sektörlere bakıldığında, Alman ekonomisinin küresel karşılaştırmada ne kadar geride kaldığı açıkça görülüyor.
Örneğin, 2021 yılında Alman elektronik sektörü, araştırma ve geliştirme yatırımları açısından uluslararası sıralamada altıncı sırada kaldı.
Japonya, iki kat daha yüksek harcama ile beşinci sırada yer aldı.
Çin ise bu sektördeki küresel araştırma ve geliştirme harcamalarının yüzde 35’ini oluşturuyordu fakat ABD liderliğini korudu.
Makine mühendisliği alanında, Almanya’nın küresel araştırma ve geliştirme harcamalarındaki payı 2008’deki yaklaşık yüzde 13’ten 2021’de yüzde 8’in altına düştü.
Çin şu anda sektördeki küresel harcamaların yaklaşık yarısını oluştururken, ABD’nin payı yüzde 15.
Bununla birlikte, patent başvuruları açısından Alman makine mühendisliği sektörü lider konumunu korumaya devam ediyor.
Otomotiv sektöründe, Almanya’nın araştırma ve geliştirme harcamaları küresel harcamaların yaklaşık yüzde 20’sini oluşturarak üçüncü sırada yer aldı.
Çin yüzde 22’ye ulaşırken, Japonya yüzde 25 ile birinci sırada yer aldı. ABD ise yüzde 17 ile dördüncü sırada yer aldı.
Kimya endüstrisinde Almanya, küresel araştırma ve geliştirme harcamalarının yüzde 9’unu oluşturdu. ABD yüzde 15’lik bir paya sahipken, Çin yüzde 42 ile küresel eğilimleri domine etti.
İlaç endüstrisinde de Almanya, 2000’deki yüzde 13,1’lik payından düşüş göstererek şu anda sadece yüzde 4,4 ile dördüncü sırada yer alıyor.
İlk sıraları ABD, Çin ve Japonya elinde tutuyor.
Ar-Ge yerine savunma harcamaları
Federal hükümet bu eğilime karşı çalıştığını iddia ediyor. Örneğin Şansölye Friedrich Merz, Alman sanayisini desteklemeyi amaçladığı “yüksek teknoloji gündemi”nden sık sık bahsetmeyi seviyor.
Nisan ayı sonundaki Hannover Fuarında, “Federal hükümet, Almanya’nın başarılı ve yenilikçi bir iş merkezi olarak kalmasını sağlamak için elinden gelen her şeyi yapacaktır,” diye açıklamıştı.
Fakat yalnızca federal bütçedeki fon dağılımı bile Berlin’in önceliklerini farklı bir şekilde belirlediğini gösteriyor.
Toplam hacmi 525 milyar avro olan 2026 federal bütçesi, Araştırma, Teknoloji ve Uzay Bakanlığı’na 21,8 milyar avroluk bir harcama ayırıyor. Buna ek olarak, bakanlık “Altyapı Özel Fonu”ndan 1,1 milyar avro alıyor; bakanlığa göre bu fonlar, savunma sanayii için büyük önem taşıyan “özellikle Yeni Uzay sektöründeki” girişimlere yönelik.
İnovasyon harcamaları (“Özel Fon” hariç), federal bütçenin yalnızca yüzde 4,15’ini oluşturuyor.
Karşılaştırılırsa, 2026 bütçesinde Alman Silahlı Kuvvetlerine (Bundeswehr) 82,69 milyar avro ayrıldı. Buna ek olarak, Bundeswehr “Özel Fon”dan 25,51 milyar avro daha almakta olup, toplam tutar yaklaşık 108 milyar avroya ulaşıyor.
2029 yılına kadar, normal savunma bütçesinin 152 milyar avroya yükselmesi öngörülüyor.
Bundeswehr’in toplam federal bütçedeki payı (“Özel Fon” hariç) şimdiden yüzde 15,75 seviyesinde ve bu oranın hızla artması bekleniyor.
Şrketler Ar-Ge faaliyetlerini yurt dışına taşıyor
Bunun sonuçlarından biri de, denetim firması Deloitte ve Alman Sanayiciler Birliği (BDI) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ankete katılan Alman sanayi şirketlerinin yüzde 13’ünün araştırma departmanlarını şimdiden yurt dışına taşımış olması.
Şirketlerin yüzde 35’i ise önümüzdeki üç yıl içinde bunu yapmayı planlıyor. Alman Sanayi ve Ticaret Odası’nın (DIHK) İnovasyon Raporu’na göre, Alman ekonomisinin inovasyona yönelik istekliliği 2008’den bu yana en düşük seviyede.
Bu durumun bir nedeni de, federal hükümetin (şansölyenin açıklamalarının aksine) Almanya’nın geleneksel olarak güçlü olan Mittelstand şirketlerini ihmal etmesi.
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin ötesinde dünyada büyük ihracat pazarlarına sahip olan köklü aile işletmelerine de işaret eden Mittelstand için kilit öneme sahip finansman programları yıllardır durgunluk yaşıyor.
Özellikle, her ikisi de Ekonomi Bakanlığı tarafından yönetilen KOBİ’ler için Merkezi İnovasyon Programı (ZIM) ve KOBİ’lere yönelik Inno-Kom programı konusunda endişeler var.
Yenilikçi Şirketler Birliği (VIU), “Bu arada, büyük oyunculara daha fazla para akıyor,” diyor. Birlik Başkanı Uwe Möhring şu uyarıda bulunuyor: “Devam eden fon yeniden dağıtımı ışığında, hayatta kalmamız için hayati önem taşıyan proje finansmanının geleceği konusunda derin endişe duyuyoruz.”
Avrupa
Fransa’dan Birleşik Krallık’ın 5 milyar avroluk startup fonuna katılımına itiraz

Fransa, teknoloji girişimlerine yönelik 5 milyar avroluk AB sermaye yatırım fonuna Birleşik Krallık’ın katılımı konusunda şüphelerini dile getirdi.
Avrupalı diplomatlara göre bu hamle, AB-Birleşik Krallık “yeniden başlatma” müzakereleri üzerindeki gerginliğin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Altı yıl önce Brexit kapsamında AB’den ayrılan İngiltere, teknolojik hakimiyet yarışında ABD ve Çin ile rekabet etmekte zorlanan Avrupa’nın teknoloji sektörüne yatırımı artırmak amacıyla oluşturulan fona 150 milyon avroluk tohum sermayesi katkısında bulunmayı kabul etti.
Startup’lar, araştırma ve inovasyondan sorumlu AB Komiseri Ekaterina Zaharieva, mayıs ayında Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, Birleşik Krallık’ın fona katılmasının “karşılıklı çıkar” olduğunu belirtmişti.
Fakat diplomatlar, Paris’in şu anda herhangi bir anlaşmaya katı koşullar eklemeye çalıştığını söylüyor.
Fransızların itirazda bulunduğuna işaret eden bir AB diplomatı, “Birleşik Krallık AB’de değil; öyleyse, bu girişimin AB üye devletlerinin yararına bir AB girişimi olmasını sağlamamız gerekirken, neden İngilizlere fırsatlar sunalım?” diye sorduklarını aktardı.
Fransa, diğer bazı AB üye devletleriyle birlikte, Birleşik Krallık ile yan anlaşmalar yapmanın, bu sonbaharda Birleşik Krallık ile mevcut “resetleme” paketini sonuçlandırmak üzere yapılacak kritik zirve öncesinde, taviz koparmak için AB’nin elindeki kozları azaltma riski taşıdığını da savunuyor.
İkinci bir diplomat, “Fransa sert bir tutum sergiliyor ama Birleşik Krallık’ın Scaleup fonuna katılmasına izin verirsek, diğer üç veya dört üye devlet de ‘bunun bize ne faydası var?’ diye soruyor; bazıları bir ‘karşılıklı menfaat’ olması gerektiğini savunuyor,” diye ekledi.
Diplomatlar, Birleşik Krallık’ın 2027’den itibaren başlayacak Scaleup Europe Fonu’nun bir sonraki döngüsüne dahil edilebilmesi için Fransa’nın itirazlarının giderilmesine yönelik çabalar konusunda zamanın daraldığını belirtti.
Fransız diplomatlar, Paris’in Birleşik Krallık’ın programa katılımına prensipte itirazı olmadığını, fakat Birleşik Krallık’ın AB üyesi olmayan bir devlet olarak programa nasıl katılacağına dair Avrupa Komisyonu’ndan ayrıntılı bilgi talep ettiğini söyledi.
Fransızlar, “Bu teknik bir tartışma. Birleşik Krallık’ın katılımına ilişkin hesaplama yöntemini anlamak için Komisyon’a sorular iletildi,” diye eklediler.
AB üye devletleri, fon havuzundan çekebilecekleri tutar için yüzde 25’lik bir üst sınırla karşı karşıya.
AB üyesi olmayan ülkeler için bu sınırın ne olacağı ve katkı payları ile ödeme düzeyleri arasındaki ilişki konusunda hâlâ cevaplanmamış sorular var.
Bu tartışma, bazı yönlerden Birleşik Krallık’ın AB’nin 150 milyar avroluk savunma tedarik fonuna katılımına ilişkin tartışmaları anımsatıyor.
Bu görüşmeler, geçen kasım ayında Birleşik Krallık’ın Brüksel’in milyarlarca avroluk katkı talebini reddetmesi üzerine sert bir şekilde sonuçsuz kalmıştı.
AB-Birleşik Krallık “resetleme” müzakerelerinin sonucunu kesinleştirmek üzere Temmuz ayında yapılması planlanan zirve, Keir Starmer’ın Birleşik Krallık başbakanlığından istifasının ardından rafa kaldırıldı.
Yeni bir tarih belirlenmedi ama diplomatlar zirvenin ekim sonu veya kasım başında yapılmasını bekliyor.
Birleşik Krallık, bitki ve hayvansal ürünlere yönelik sınır kontrollerinin kaldırılmasına yönelik bir anlaşma, Birleşik Krallık ile AB karbon fiyatlandırma sistemini yeniden birbirine bağlayacak bir mutabakat ve 18-30 yaş grubu için sınırlı kapsamlı bir Gençlik Deneyim Programı arıyor.
Fakat bu konularda iki taraf arasında önemli görüş ayrılıkları devam ediyor.
İsveçli satın alma şirketi EQT tarafından ticari esaslara göre yönetilecek olan Scaleup Europe Fonu, Birleşik Krallık’ın 2024 yılında “ortak ülke” statüsünde yeniden katıldığı 96 milyar avroluk araştırma programı Horizon Europe’un bir parçası.
Diplomatlar, AB Araştırma ve İnovasyon Genel Müdürlüğü’nün son aylarda Birleşik Krallık’ın programa katılımı konusunda “verimli” müzakereler yürüttüğünü fakat Birleşik Krallık’ın katılımına yönelik resmi bir teklif henüz sunmadığını belirtti.
Fonun mevcut döngüsü 2027’de sona eriyor ve 2034’e kadar sürecek bir sonraki döngünün, Komisyon’un 1 milyar avroluk başlangıç fonu ile emeklilik fonları ve diğer özel sermaye kaynaklarından sağlanacak kalan kısmın eklenmesiyle 5 milyar avroyu aşması bekleniyor.
Birleşik Krallık Kabine Ofisi, hükümetin devam eden müzakereler hakkında yorum yapmayacağını belirtti.
Komisyon sözcüsü ise görüşmelerin devam ettiğini ve “herhangi bir tutum hakkında yorum yapmanın henüz erken” olacağını söyledi.
Avrupa
Bordeaux bölgesindeki orman yangınları füze üretim tesislerine yaklaştı

Fransa’nın Gironde bölgesinde geniş alanlara yayılan orman yangınları, Bordeaux bölgesindeki savunma, havacılık ve uzay sanayisi tesislerine yaklaştı. Füze üretimi ve bilimsel araştırmaların yapıldığı merkezleri tehdit eden yangınlara karşı askeri birlikler ve özel ekipmanlar devreye sokuldu. Avrupa genelinde sıcak hava dalgası sebebiyle tahliyeler artarken Fransa’daki yangın alanları rekor seviyeye ulaştı.
Fransa’nın Gironde bölgesinde başlayan geniş çaplı orman yangını, Bordeaux bölgesinde yer alan savunma, havacılık ve uzay sanayisi işletmelerini tehdit ediyor.
On binlerce hektarlık alana yayılan alevler; füze, silah üretimi ve bilimsel araştırmalarla bağlantılı tesislere yaklaştı. Le Parisien gazetesi, yangının kritik sanayi noktalarına olan yakınlığına dikkat çekti.
Bordeaux yakınlarında havacılık, uzay ve savunma sektörlerinde faaliyet gösteren ArianeGroup ve Thales şirketlerinin yanı sıra savunma kompleksine ait başka tesisler bulunuyor. Bu tesislerin bir bölümü ormanlık alanların hemen yanında yer alıyor.
Stratejik füze ve roket tesisleri risk altında
Gironde bölgesindeki Saint-Médard-en-Jalles kentinde, ArianeGroup şirketine ait M51 balistik füzelerinin yakıtlarıyla çalışılan iki tesis yer alıyor.
Şirketin Le Haillan bölgesindeki bir diğer tesisinde Ariane 6 taşıyıcı roketinin motorları üretiliyor. Aynı bölgede roket sektörü için motor sistemleri üreten Roxel France tesisleri de konumlanıyor.
Le Barp kentinde ise Megajul lazer tesisine (LMJ) ev sahipliği yapan CEA Cesta araştırma merkezi bulunıyor. Merkez temsilcisi, durumun kontrol altında olduğunu ve şu an için tesis için bir tehdit bulunmadığını açıkladı.
ArianeGroup yetkilileri, şirketin yerel ve ulusal makamlarla sürekli temas halinde olduğunu bildirdi.
Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, sanayi tesislerinin korunması amacıyla uzman personelin ve gerekli kaynakların tahsis edildiğini açıkladı.
Avrupa genelinde yangınlar devam ediyor
Avrupa’daki orman yangınları anormal sıcaklıklar eşliğinde sürüyor. Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerinde yılbaşından bu yana yanan alanların büyüklüğü, gözlem tarihinin en yüksek ikinci seviyesine ulaştı.
Fransa ve İspanya’da yangınlar nedeniyle tahliye edilenlerin sayısı 250 bin kişiyi aştı. Resmi verilere göre Fransa’da en az 197 bin sakin evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Yanan alanların büyüklüğü ise neredeyse 98 bin hektara ulaştı; yetkililer bu durumun muhtemelen rekor bir gösterge olduğunu değerlendiriyor.
Fransa sağlık makamları daha önce sıcaklar nedeniyle ölüm oranlarında artış olduğunu, haziran ayında normalden yaklaşık 5,7 bin daha fazla ölüm kaydedildiğini duyurmuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Bordeaux bölgesindeki itfaiyecilere yardım etmek üzere yaklaşık 1000 askeri personeli görevlendirdi.
Operasyonda ayrıca 20 tona kadar yangın geciktirici madde atabilen bir A400M askeri nakliye uçağı, ek hava kuvvetleri ve itfaiye ekipleri kullanılıyor.
Avrupa
Avrupa teknolojik bağımsızlık için 3 trilyon dolar harcayacak

Bloomberg Intelligence tarafından hazırlanan raporda, Avrupa’nın ABD ve Asya merkezli teknoloji tedarikçilerine olan bağımlılığını sonlandırmak için önümüzdeki on yılda yaklaşık 3 trilyon dolar harcaması gerektiği kaydedildi. “Avrupa Malı Al” mekanizması kapsamındaki garantili talebin, AB’nin yazılım bağımsızlığına ulaşmasındaki en güçlü araç olduğu ifade edildi.
Bloomberg Intelligence Kıdemli Analisti Mandeep Singh tarafından hazırlanan raporda, Avrupa’nın ABD ve Asya merkezli tedarikçilerden vazgeçerek önümüzdeki on yıl içinde dijital bağımsızlığa ulaşması için yaklaşık 3 trilyon dolar harcaması gerektiği sonucuna varıldı.
Bu tutarın bulut altyapısının geliştirilmesi, yapay zeka veri merkezlerinin kurulması, büyük dil modellerinin eğitilmesi ve diğer teknolojik alan kapsama girmektedir.
Singh’in raporunda, “Avrupa Malı Al” mekanizması üzerinden sağlanacak garantili talebin, AB’nin yazılım bağımsızlığı hedefine ulaşmasındaki en güçlü kaldıraç olabileceği kaydedildi.
Palantir Avrupa pazarında kan kaybediyor
Süreçte öne çıkan örneklerden biri, Peter Thiel tarafından 2003 yılında kurulan ABD merkezli Palantir şirketi etrafında gelişti. Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Sébastien Lecornu, haziran ayında Fransız istihbarat servisi DGSI ile sözleşmesinin bitmesine üç yıl kalmasına rağmen Palantir ile ortaklığı sonlandıracaklarını duyurdu. Lecornu, “Fransa kendi araçlarına sahip olmalıdır” açıklamasını yaptı.
Bu beyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Anthropic şirketine ait öncü yapay zeka modellerine erişimi kısıtlama kararının ardından geldi. Lecornu, Palantir’in yerine yerel bir rakip olan ChapsVision şirketini işaret etti.
Bloomberg’in aktardığına göre Palantir yöneticileri bu gelişme karşısında şaşkınlık yaşadı. Şirket yetkililerinden biri, Lecornu’yu güvenlik alanındaki kritik kararları “Hollywood çekişmesine” dönüştürmekle suçladı. Fransa iç istihbarat servisi DGSI ile imzalanan sözleşmenin yakın zamanda üç yıllığına yenilendiği bilgisi verildi.
İngiltere Parlamentosu Üyesi Chi Onwurah, Palantir’in Ulusal Sağlık Servisi (NHS) ile olan 330 milyon sterlinlik (440 milyon dolar) sözleşmesinin feshedilmesini önerdi.
Onwurah, “Siyasi bir ajandaya sahipler. Palantir, dijital altyapımızda kabul edilemez bir zayıflığı temsil ediyor” dedi.
Bloomberg, Palantir’in Avrupa’daki konumunun zayıfladığını, Almanya ve Polonya güvenlik hizmetlerinin yerel tedarikçiler aradığını bildirdi. Hollanda Savunma Bakanı, Palantir’i Avrupalı sağlayıcılarla değiştirme sözü verdi. Temmuz ayında eski Palantir çalışanları tarafından kurulan iki İngiliz girişimi, eski işverenlerine meydan okumak amacıyla finansman sağladı.
Fransız ChapsVision Avrupa pazarına göz dikti
Gelişmelerin odağındaki ChapsVision şirketi, Fransa devlet bakanlıkları ve kurumlarında ihaleler kazandı. Bloomberg Intelligence değerlendirmesine göre, yalnızca DGSI ile yapılan sözleşmenin değeri en az 100 milyon avro seviyesindedir. Politico’nun mayıs ayındaki haberine göre Almanya iç istihbarat teşkilatı BfV, Palantir ile olan sözleşmenin yerine ChapsVision’ı seçti.
ChapsVision Üst Yöneticisi (CEO) Silvano Sansoni, verdiği mülakatta, “Amacımız Avrupa şampiyonu olmaktır” ifadesini kullandı.
Sansoni, Polonya’daki hassas konumdaki tüm müşterilerle görüşmeler yürüttüklerini ve yakın gelecekte ana odak noktalarının Almanya olduğunu söyledi. Sansoni, ChapsVision’ın Fransız istihbaratı için Palantir’in yerini hemen alamayacağını kabul ederek, “Teknoloji karmaşık, bu yüzden yarın Palantir’in yerini almayacağız” dedi.
Uzmanlar tam bağımsızlık risklerine karşı uyarıyor
Bloomberg’e konuşan uzmanlar olası risklere dikkat çekti. İngiltere Stratejik Komuta Merkezinin eski komutanı emekli General Richard Barrons, “Palantir’i dışarıda bırakmak çılgınlık olur. Kendinizi dünyanın önde gelen kabiliyetlerinden mahrum bırakırsınız” değerlendirmesini yaptı.
The Futurum Group analisti Nick Patience, birbirine bağlı bir dünyada yüzde yüz egemenliğe ulaşmanın pek mümkün olmadığını söyledi. Patience, ChapsVision’ın çoğunluk hissesi Çin devlet şirketi China Huaxin’e ait olan Alcatel Lucent Enterprise ile ortaklığını öne çıkardığına işaret etti.
Bloomberg, Trump’ın Fable 5 ve Mythos 5 yapay zeka modellerine yabancıların erişimini yasaklamasının ardından Avrupa ve Kanada’nın diğer güçlerin kararlarına bağımlı olmamak amacıyla acilen kendi yapay zeka modellerini geliştirme kararı aldığını bildirdi.
Financial Times’ın haziran başında kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) siber operasyonlar yürütmek için Anthropic şirketine ait Claude Mythos modelini kullanabileceği öne sürüldü.
Bir kaynak, bu sistemin Çin veya İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak amacıyla kullanılabileceğini aktardı.
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Görüş2 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Rusya2 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Amerika2 hafta önceLindsey Graham’a muhtaç olan sistem
Asya2 hafta önceDeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu










