Avrupa
Almanya, küçük bankalar için kriz dönemindeki kuralları gevşetmek istiyor

Almanya’, Avrupa’nın küçük bankaları üzerindeki düzenleme yükünü hafifletmek için bir plan hazırladı ve ECB’ye sunmak için değerlendiriyor.
Alman bankalarını denetleme sorumluluğunu paylaşan Deutsche Bundesbank ve Bafin tarafından hazırlanan gayri resmi bir tartışma belgesi, AB genelindeki bankaların varlıklarının riskine ilişkin karmaşık hesaplamalara dayalı sermaye oranlarını bildirme zorunluluğunun kaldırılmasını ve çeşitli diğer yükümlülüklerden muaf tutulmasını öneriyor.
Bu öneriler, bu yılın başlarında başlayan düzenlemeleri basitleştirme çabalarının ilk somut sonucu ve AB’nin on yıl önce getirdiği bazı kısıtlayıcı finansal düzenlemeleri geç de olsa kaldırmaya hazır olduğunun en açık işareti.
Düzenlemeler şu anda, 2008 krizinden iki yıl sonra, 2010 yılında düzenleyiciler tarafından kabul edilen küresel Basel III anlaşmalarına dayanıyor.
Basel III, bankaların olası bir tekrarı önlemek için bulundurmaları gereken sermaye ve likidite miktarını önemli ölçüde artırmıştı. Fakat anlaşmalar, öncelikle küresel finansal sistemi istikrarsızlaştırma kapasitesine sahip büyük uluslararası kurumları hedefliyordu.
2008-2009 krizinin etkisi azaldıkça, düzenleyiciler yanıtlarının “aşırı” olduğunu isteksizce kabul etmeye başladı.
ABD, İsviçre ve İngiltere, daha basit iş modelleri olan küçük bankalar için daha az müdahaleci rejimler uygulamaya koydu.
Bundesbank’ın bankacılık denetim başkanı Michael Theurer, e-posta ile yaptığı açıklamada, “AB küçük bankalar rejimi önerisiyle, düzenleyici çerçevenin basitleştirilmesine ilişkin tartışmalara önemli bir ivme kazandırdık,” dedi ve önerinin “Basel çerçevesinden bir sapma olmadığını” vurguladı.
Çerçeve, varlıkları 10 milyar avronun altında olan ve ağırlıklı olarak yurt içinde faaliyet gösteren (işlerinin en az %75’i Avrupa Ekonomik Alanı içinde olmalıdır) bankalara açık olacak.
Bu çerçeveyi kullanan bankalar, Bitcoin gibi kripto para varlıklarını elinde tutamayacak ve sadece asgari miktarda türev veya ticaret amaçlı varlık tutabilecek.
Ayrıca, faiz oranlarındaki değişikliklere karşı kırılganlıklarının kabul edilebilir düzeyde düşük olduğunu kanıtlamak zorunda olacaklar.
Basel III’ü AB’de uygulayan Sermaye Yeterliliği Yönetmeliği uyarınca, bankalar genellikle iki sermaye oranı bildirmekle yükümlü: biri riske göre ayarlanmış, diğeri ayarlanmamış.
İkincisi, kaldıraç oranı olarak bilinir ve başlangıçta, büyük bankaların anlaşmaların izin verdiği iç modeller kapsamında defterlerindeki riskleri düşük göstererek sistemi suistimal etmelerini önlemek için bir güvenlik önlemi olarak tasarlanmıştı.
Almanya’nın önerileri, küçük bankaların sadece kaldıraç oranını raporlamaları gerektiğini, fakat bu oranın mevcut yüzde 3’ten “önemli ölçüde daha yüksek” olmasını öngörüyor.
Buna karşılık, ABD’deki yerel bankalar kaldıraç oranlarını yüzde 9’un üzerinde tutmak zorunda; yani her 100 dolarlık varlık için en az 9 dolar sermaye bulundurmaları gerekir.
Theurer, Bundesbank’ın şu anda belirli bir oran önermekten kasıtlı olarak kaçındığını söyledi.
Almanya Federal Kooperatif Bankalar Birliği yönetim kurulu üyesi Daniel Quinten, sosyal medyada yayınladığı bir gönderide, bu fikrin “teknik bir ayrıntıdan öte” olduğunu belirtti ve “Bu, bir paradigma değişikliği ve düzenlemelerde daha fazla orantılılık, daha fazla verimlilik ve daha az bürokrasi için bir fırsat olacak,” dedi.
Teklifler ayrıca likidite karşılama gerekliliklerini de basitleştiriyor. Bankaları, bir yıllık süre zarfında likiditeyi garanti altına almak için kullanılan karmaşık bir formül olan Basel III Net İstikrarlı Finansman Oranından muaf tutacak ve bunun yerine, bankaların kredilerini mevduat tabanlarının yalnızca yüzde 90’ıyla sınırlayacak yeni bir gereklilik getirecek.
Bankalar ayrıca, varlıklarının en az %10’unu nakit, merkez bankası rezervleri veya kısa vadeli devlet borçları gibi yüksek likiditeli varlıklar halinde tutmak zorunda olacak.
Tartışma belgesinde, bu düzenlemenin “karmaşıklığı önemli ölçüde azaltarak benzer potansiyel sonuçlar elde edeceği” belirtiliyor.
Teklifler ve bunlara ilişkin geri bildirimler, Avrupa Merkez Bankası’nın üst düzey bir görev gücü tarafından yıl sonunda Avrupa Komisyonu’na sunulacak bir rapora dahil edilecek.
Avrupa
Radev: Bulgaristan Ukrayna koalisyonunda yer almayacak

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna için kurulan “gönüllüler koalisyonuna” katılmayacağını açıkladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan şahsen davet aldığını belirten Radev, Ukrayna’ya mali ve askeri yardımın sürdürülmesini savunan bir yapıda yer almayacaklarını ifade etti.
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna’ya yönelik destek kapsamında oluşturulan “gönüllüler koalisyonunda” yer almayacağını duyurdu.
Fransa’nın milli günü vesilesiyle Paris’te düzenlenen askeri geçit töreni öncesinde Bulgaristan Ulusal Radyosuna (BNR) açıklamalarda bulunan Radev, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan bu yapıya katılmaları için şahsi davet aldığını aktardı.
Radev, “Ukrayna’ya yönelik mali ve askeri yardımın devam etmesi konusunda ısrarcı olan bir koalisyonda yer almıyoruz” dedi.
Ukrayna’daki çatışmanın askeri araçlarla uzatılmasını doğru bulmadığını ifade eden Radev, çözümün askeri yöntemlerle süreci uzatmak değil, tansiyonun yükselmesini nihayet nihayete erdirecek “güçlü bir diplomatik misyon” yürütmek olduğunu kaydetti.
Bulgaristan, Paris’te düzenlenen “gönüllüler koalisyonu” toplantısına katılım göstermedi.
Kararların alınacağı yerler AB ve NATO
Paris’te gündeme gelen “anti-balistik koalisyon” oluşturulması yönündeki kararı da değerlendiren Radev, “Kolektif güvenliğimizi ilgilendiren tüm kararlar farklı bir formatta ve başka yerlerde alınıyor. Çok sayıda öneri ve fikirle karşılaştık. Bulgaristan karar alma süreçlerinde aktif olarak rol alıyor. Bu kararlar, Bulgaristan’ın da ağırlığa sahip olduğu ve aktif temsil edildiği AB ve NATO çerçevesinde alınıyor” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan Başbakanı, geçen hafta yaptığı açıklamada ise Sofya’nın Kiev’e yardımlarını kendi imkanları sınırında tutacağını belirtmişti.
Radev bu sınırın, vatandaşlara yönelik sosyal yükümlülükler ve önceki hükümetlerin geride bıraktığı yüksek bütçe açığı gözetilerek belirleneceğini vurgulamıştı. Bulgaristan Başbakanı haziran ayında da Ukrayna’ya silah sevkıyatını durduracaklarını açıklamıştı.
Dolaylı mühimmat tedariki sürüyor
Bloomberg’in verilerine göre Bulgaristan, Avrupa Birliği bünyesinde Sovyet dönemi standartlarındaki mühimmatın en büyük üreticileri arasında yer alıyor.
Ukrayna ordusunun çatışmaların ilk aşamasında bu mühimmatlara önemli ölçüde bağımlı olduğu biliniyor. Sofya yönetiminin doğrudan sevkıyat yapmayı reddetmesine rağmen, Bulgar üretimi askeri malzemelerin üçüncü ülkeler üzerinden Ukrayna’ya ulaştığı belirtiliyor.
Bulgaristan, 2022 yılından bu yana Kiev’e 13 askeri yardım paketi gönderdi ancak bu yardımların hacmi ve mali değeri hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Paris’teki “gönüllüler koalisyonu” toplantısına tepki gösterdi.
Bu oluşumu “savaş kışkırtıcıları koalisyonu” olarak nitelendiren Peskov, “Bu yapı, barış istemeyen, savaşın sürmesini arzulayan ve ülkemizi stratejik bir yenilgiye uğratabilecekleri yönündeki derin bir yanılgıya kapılan ülkeler grubudur” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa
İngiliz savunma şirketlerine AB fonundan pay yolu açıldı

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz savunma şirketlerinin Avrupa Birliği’nin Ukrayna’yı desteklemek amacıyla oluşturduğu 90 milyar euroluk program kapsamındaki ihalelere katılabileceğini duyurdu. İngiltere hükümetinin basın servisinden yapılan açıklamaya göre bu anlaşma, Londra ile Brüksel arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini geliştirmek adına önemli bir adım niteliği taşıyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesindeki savunma sanayisi şirketlerinin Avrupa Birliği (AB) tarafından Ukrayna’ya destek amacıyla yürütülen 90 milyar euro (yaklaşık 102,6 milyar dolar) hacimli program kapsamındaki sözleşme ihalelerine katılabileceğini açıkladı.
İngiltere hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlanan basın açıklamasında, bu uzlaşmanın mayıs ayında düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin ardından Londra ile Brüksel arasında başlatılan müzakerelerin bir sonucu olduğu belirtildi.
İngiliz hükümeti, varılan anlaşmayı Londra ve Brüksel’in savunma ile güvenlik alanlarındaki işbirliğinde ileriye dönük önemli bir adım olarak nitelendirdi.
Başbakan Starmer, sağlanan mutabakatın İngiliz savunma işletmelerine yeni siparişler garanti edeceğini, istihdam olanakları yaratacağını ve ülkenin savunma sanayi kompleksini tahkim edeceğini kaydetti. İngiltere’nin bu programa yapacağı mali katkının boyutu, İngiliz şirketlerinin kazanacağı sözleşmelerin toplam değerine göre belirlenecek.
Londra yönetimi, bu yıl Ukrayna’ya hali hazırda 3,75 milyar sterlin (yaklaşık 4,8 milyar dolar) tutarında askeri yardım sağladığını hatırlattı.
Yapılan açıklamada ayrıca, Kiev’e her yıl 3 milyar sterlin (yaklaşık 3,8 milyar dolar) değerinde askeri destek sağlama taahhüdünün “gerektiği sürece” yürürlükte kalacağı vurgulandı.
Bloomberg’ün konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı daha önceki haberinde, AB’nin Ukrayna’ya İngiliz şirketlerinden silah satın alabilmesi için 60 milyar euro (yaklaşık 69 milyar dolar) tutarındaki kredi imkanını kullanma izni vermeye hazırlandığı belirtilmişti.
Habere göre anlaşma, Ukrayna tarafının İngiliz savunma üreticileriyle imzalayacağı sözleşmelerin maliyetinin İngiltere tarafından tazmin edilmesini öngörüyor.
Haberde paylaşılan diğer ayrıntılara göre bu mutabakat, tarafların İngiltere’nin Avrupa savunma fonu SAFE programına katılımı konusunda ortak bir paydada buluşamaması üzerine geliştirilen bir uzlaşı formülü niteliği taşıyor.
Avrupa
Estonya, Rusya sınırına yeni askeri üs kuruyor

Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde 15 milyon euro bütçeyle askeri üs inşa etmeye hazırlanıyor. Kamu yayıncısı ERR’nin aktardığına göre, İvangorod kentinin karşısında yer alacak üssün 2028 yazında tamamlanması planlanıyor. Savunma Bakanı Hanno Pevkur, projenin ulusal güvenlik için stratejik bir karar olduğunu iddia etti.
Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde askeri altyapı kurma çalışmalarına başlıyor. Rusya’nın İvangorod kentinin karşısında ve St. Petersburg’a en yakın sınır noktalarından birinde yer alacak üs için Estonya Savunma Yatırımları Devlet Merkezi, 15 milyon euro değerinde tasarım ve inşaat ihalesi açtı.
Estonya kamu yayıncısı ERR’nin haberine göre proje, 7 bin 500 metrekareden geniş bir alanda 12 binanın ve mühendislik altyapısının inşasını kapsıyor.
Ana tesislerin 2028 yazında faaliyete geçmesi planlanıyor. İlk etapta 150 askerin 2027 yılının başında yerleştirileceği üs, tamamlandığında Estonya Savunma Kuvvetleri 1. Piyade Tugayı’na bağlı yaklaşık 200 askere ev sahipliği yapacak.
Ancak tesis, ihtiyaç duyulması halinde NATO müttefiklerinin askeri birimlerini de ağırlayacak şekilde 1000 kişi kapasiteli olarak tasarlanıyor.
Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, daha önce yaptığı açıklamada Narva’da bir üs kurulmasını ulusal güvenlik alanında “stratejik bir karar” olarak nitelendirmişti.
Geçen yıl onaylanan projenin hayata geçirilmesi, arazi mülkiyeti meseleleri ve yerel halkla yürütülen görüşmeler nedeniyle gecikti. Üs fikri, Estonya’da Rusça konuşan nüfusun en yoğun olduğu Narva kentinde bazı yerel sakinlerin tepkisini çekti.
Sakinlerden bazıları, olası bir çatışma durumunda askeri tesisin hedef haline gelebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.
Estonya Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Vahur Karus ise ordunun varlığının yerel halk için bir tehdit değil, aksine güvenlik garantisi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Yeni üssün inşası, Estonya ve NATO’nun doğu kanadını güçlendirme programının bir parçasını oluşturuyor. Rusya sınırı boyunca Baltık Savunma Hattı’nın yapımı devam ederken, 1. Piyade Tugayı Karargahı da Narva yakınlarındaki modernize edilmiş Jõhvi üssüne taşınıyor.
Ayrıca tanksavar hendeklerinin yapımına başlanırken, Estonya’nın sınır hattına yaklaşık 600 sığınak ve diğer mühendislik engelleri inşa etmeyi planladığı belirtiliyor.
Bu önlemler alınırken Tallinn yönetimi askeri harcamalarını artırmayı sürdürüyor. Estonya Savunma Bakanlığı verilerine göre, ülkenin savunma bütçesi 2026 yılında yüzde 42 artışla 1,7 milyar eurodan 2,4 milyar euroya yükselecek ve askeri harcamalar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5,4’üne ulaşacak.
Yetkililer, savunma harcamalarını en az 2029 yılına kadar GSYH’nin yüzde 5’inin altında tutmamayı planlıyor.
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Diplomasi2 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti
Diplomasi6 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti












