Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya savunmada ABD’yi tutabilmek için ortak silah üretimi istiyor

Yayınlanma

Almanya, savunma alanındaki açıkları kapatmak ve ABD Başkanı Trump’ın Avrupa’nın savunmasına olan ilgisini canlı tutmak amacıyla Amerikan silahlarının kendi topraklarında üretilmesi için girişimlerde bulunuyor. Financial Times gazetesinin haberinde, Berlin’in bu kapsamda Tomahawk seyir füzeleri ve Patriot hava savunma sistemleri için ortak üretim yetkisi almayı hedeflediği belirtiliyor.

Almanya, askeri teçhizat eksikliğini gidermek ve ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Avrupa’nın savunmasına yönelik taahhütlerini sürdürmesini sağlamak amacıyla, Amerikan silahlarının Alman topraklarında üretilmesi için girişimlerini hızlandırıyor.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Berlin, bu adımlarla Washington ile ilişkilerini savunma sanayisi üzerinden derinleştirmeyi amaçlıyor.

Kaynaklardan biri, Alman ve Amerikan savunma sanayilerini bir araya getirecek ortak silah üretimi müzakerelerinin halihazırda yürütüldüğünü aktardı.

Bir diğer kaynak ise iki ülkenin savunma kapasitesini güçlendirecek her seçeneğin masada yer aldığını, bu kapsamda Tomahawk seyir füzeleri ile Patriot hava savunma sistemlerinde kullanılan en modern PAC-3 füzelerinin ortak üretimi konusunun da ele alındığını belirtti.

Almanya Savunma Bakanlığı, ABD ile yürütülen işbirliğinin yoğun bir şekilde sürdüğünü doğruladı.

Bakanlık bu duruma örnek olarak, Alman savunma şirketi Rheinmetall’in Amerikan F-35 savaş uçakları için gövde üretmesini ve Alman-Amerikan ortaklığı olan MBDA ile Raytheon firmalarının Patriot füzeleri üzerindeki ortak çalışmalarını gösterdi.

FT, Federal Hükümet’in menzili 2 bin kilometreyi aşan karadan fırlatılan Tomahawk füzelerinin üretimi için MBDA ile Raytheon arasındaki işbirliği hususunda temas halinde olduğunu ancak bu konuda henüz doğrudan bir müzakere yürütülmediğini yazdı.

Haberde, kritik askeri teknolojilerin sınır dışına transferine yönelik her türlü kararın Washington’ın onayına tabi olduğu hatırlatıldı.

Caydırıcılık açığını kapatma arayışı

Berlin’in temel hedefi, Washington’ın askeri önceliklerini Hint-Pasifik bölgesine kaydırması durumunda Avrupa’da oluşabilecek caydırıcılık boşluğunu doldurmak olarak değerlendiriliyor.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri Friedrich Merz liderliğindeki muhalefet ittifakında, Pentagon’un mayıs ayında karadan fırlatılan Tomahawk füzelerine sahip bir taburu Almanya’ya konuşlandırma planından vazgeçmesi ciddi endişe yarattı.

Söz konusu konuşlandırma kararı, Joe Biden döneminde Rusya’nın Kaliningrad’a füze ve askeri uçak konuşlandırmasına yanıt olarak planlanmıştı. Berlin şimdi bu füzeleri doğrudan satın alma talebini yineleyerek tedarik etmeye çalışıyor; alternatif olarak ise Ukrayna yapımı Flamingo seyir füzesi seçeneğini de değerlendiriyor.

Ancak Federal Meclis (Bundestag) Savunma Komisyonu Üyesi Bastian Ernst, hassas teknolojilerin devredilmesi konusunda temkinli bir yaklaşım sergiledi.

Ernst, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Amerikalıların tüm fikri mülkiyet haklarını ve hassas teknolojileri içeren kara kutularını açıp bize bakma izni vereceğine inanmıyorum. F-35 uçak gövdesi üretmek sadece metal parçaları birleştirmekten ibarettir, bunda sihirli bir taraf yok. Savunma kapasitemizdeki açıkları kapatmak için edinmek istediğimiz teknolojiler, onların bize devredebileceğinden çok daha büyük hassasiyet taşıyor.”

Buna karşın Alman savunma sanayisinin üretim kapasitesindeki artış dikkat çekiyor. Rheinmetall Üst Yöneticisi Armin Papperger, nisan ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın geleneksel mühimmat üretim kapasitesinin ABD’yi geride bıraktığını ifade etti.

Papperger, şirketin orta kalibre mühimmat üretim kapasitesini 800 binden 4 milyonun üzerine, topçu mühimmatı kapasitesini ise 70 binden 1,1 milyona çıkardığını kaydetti.

Amerikan The Wall Street Journal gazetesi de daha önce yayımladığı bir analizde, Almanya’nın sanayi ağırlığını otomotiv sektöründen savunma sanayisine kaydırarak adeta bir askeri üretim merkezine dönüştüğünü yazmıştı.

Mayıs ayının başında ABD, Almanya’daki askeri varlığından yaklaşık 5 bin asker çekmeyi planladığını açıklamış, Pentagon bu adımı Trump’ın müttefiklerin savunma harcamalarından duyduğu memnuniyetsizliğin bir işareti olarak nitelendirmişti. Trump daha sonra bu sayıyı daha da azaltma taahhüdünde bulunmuştu.

Bu gelişmelere rağmen Berlin, Rusya’ya karşı caydırıcılık sağlamak amacıyla Typhon fırlatma sistemlerine sahip Tomahawk füzelerini satın alma konusunda Washington’ı ikna etmeye çalışıyor.

Avrupa

ifo: Almanya beklentilerin üzerinde büyüyecek

Yayınlanma

Almanya ekonomisi, yıllar süren durgunluğun ardından nihayet bir dönüm noktasına gelmiş olabilir.

Avrupa’nın en büyük ekonomisinin bu yıl yüzde 1,4 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.

Ekonomi araştırma enstitüsü ifo bu tahminini perşembe günü açıkladı ve önceki tahminini 0,6 puan yukarı çekti.

Enstitü, 2027’de yüzde 1,2 ve 2028’de yüzde 0,8 büyüme öngörüyor.

Enstitü, yurtdışı talebindeki güçlenme ile altyapı, iklim önlemleri ve savunma alanlarında Alman hükümetinin artan harcamalarının, enerji fiyatlarındaki şokun ve bu yılki kavurucu havanın ardından ülkedeki nehirlerdeki su seviyelerinin düşmesinin etkisini telafi etmeye yardımcı olacağını savundu.

“Alman ekonomisindeki toparlanma devam ediyor,” diyen ifo’nun ekonomik tahminler başkanı Timo Wollmershäuser, özellikle krizden etkilenen sanayi sektöründe iyileşme işaretlerine dikkat çekti.

Bu tahmin, Bundesbank Başkanı Joachim Nagel’in değerlendirmesinden daha iyimser.

Nagel, Çarşamba günü Le Monde gazetesinde yayınlanan bir röportajda, Almanya’nın bu yıl yaklaşık yüzde 1 büyüme yolunda olduğunu belirtmişti.

Ama bu oran da Bundesbank’ın Haziran ayında yaptığı yüzde 0,5’lik tahmininin iki katı.

ifo ayrıca 2027 yılı büyüme tahminini 0,4 puan yukarı çekti.

Bu revizyonlar, Almanya Federal İstatistik Ofisi’nden gelen güncellenmiş tarihsel verileri ve ekonominin temel dinamiklerine ilişkin daha olumlu bir değerlendirmeyi yansıtıyor.

Enflasyonun bu yıl yüzde 2,8’e, gelecek yıl ise yüzde 3’e ulaşması ve ardından 2028’de yüzde 2,3’e gerileyerek Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) hedefine yaklaşması bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman şirketler, Çinli rakiplerinden gelen baskının giderek arttığını hissediyor

Yayınlanma

Alman Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (DIHK) tarafından açıklanan ankete göre, Alman şirketleri, Çinli rakiplerinden gelen rekabet baskısını giderek daha fazla hissediyor.

Anket sonuçlarına göre şirketlerin yarısından fazlası, haksız rekabet olarak gördükleri duruma karşı AB’nin daha sert önlemler almasını destekliyor.

Ankete katılan 1.300 şirketin üçte ikisi, Çinli rakiplerin kendileri üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti; bu oran sanayi firmaları arasında %83’e yükseldi.

DIHK Dış Ticaret Başkanı Volker Treier, “Çin ile rekabet yeni bir boyuta ulaştı. Çinli şirketler artık sadece hacim ve fiyat açısından rekabet etmiyor. Teknolojik açıdan güçlü, yenilikçi ve uluslararası alanda giderek daha fazla varlık gösteriyorlar,” diye konuştu.

Alman sanayisinden Merz’e Çin baskısı

Anket, şirketlerin %55’inin, fiyat artışları, gümrük vergileri, bürokrasi veya kendi işletmelerine yönelik misilleme gibi dezavantajlar doğurabilse bile, piyasa bozulmalarına karşı AB’nin daha sert önlemler almasını desteklediğini, %37’sinin ise buna karşı çıktığını ortaya koydu.

Şirketler, Çin’e karşı koordineli bir Avrupa tutumu ve stratejik bağımlılıkların azaltılmasını talep ederken, genelleştirici bir yaklaşıma karşı uyarıda bulundular.

Treier, “Bu bir ticaret savaşı çağrısı değil,” dedi ve ekledi:

“Avrupa, rekabetin bozulmasına kararlılıkla müdahale etmeli ve buna karşı koymalı fakat genel geçer önlemlerle kendine zarar vermemeli.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Norveç’te Rus gemisi bağlandı: Moskova karara itiraz edecek

Yayınlanma

Norveç makamları, Ukrayna enerji şirketi Naftogaz’ın başvurusu üzerine Rus araştırma gemisi Profesör Molçanov’u Şpitsbergen Takımadaları’nda haczederek bağladı. Tedbir kararının, Rusya’nın Kırım’daki varlıklara ilişkin 4,22 milyar dolarlık tahkim borcunu tahsil etme girişimi kapsamında alındığı bildirildi.

Norveç makamları, Rusya Hidrometeoroloji ve Çevresel İzleme Servisine (Rosgidromet) ait olan ve Şpitsbergen Takımadaları’na kargo ile yolcu taşıyan “Profesör Molçanov” adlı araştırma gemisini Barentsburg Limanı’nda haczederek bağladı.

İşlemin, Ukrayna’nın kamu enerji şirketi Naftogaz’ın talebi üzerine gerçekleştirildiği bildirildi.

Şpitsbergen Emniyeti Operasyon Birimi Müdürü Hakon Finstad, Norveç’in Aftenposten gazetesine yaptığı açıklamada, “Şpitsbergen polisi, Nord-Troms ve Senja Bölge Mahkemesinden Profesör Molçanov gemisine haciz konulması ve alıkonulmasına yönelik müzekkere aldı. Polis, gemiyi bugün Barentsburg’da haczetti” dedi.

Haciz kararı Naftogaz tarafından da doğrulandı. Şirket, tedbirin Norveç’teki yerel bir mahkemenin 31 Ağustos tarihli kararına dayandığını duyurdu.

Açıklamada, haczin Rusya’nın aleyhine hükmedilen 4,22 milyar dolarlık tahkim kararı ile faiz ve yargılama giderlerinin tahsilini güvenceye alma amacını taşıdığı kaydedildi.

Lahey’deki Kırım kararı

Naftogaz açıklamasında söz konusu 4,22 milyar dolarlık alacağın hangi tahkim kararına dayandığı ayrıntılandırılmadı.

Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Lahey’deki tahkim mahkemesi, Nisan 2023’te Rusya’yı Kırım’daki varlıklar nedeniyle Naftogaz’a 4,22 milyar dolar tazminat ödemeye mahkum etmişti.

Rusya Adalet Bakanlığı ise Moskova’nın Naftogaz davasında Lahey’deki tahkimin yetkisini tanımadığını ve bu nedenle yargılama sürecine katılmadığını açıklamıştı. Rus yönetimi, 2014 yılındaki referandumların ardından Kırım’ın Rus toprağı olduğunu savunuyor.

Rusya Uzak Doğu ve Arktik Bölgesini Geliştirme Bakanı Aleksey Çekunkov, gemi mürettebatının güvende olduğunu bildirdi. Bakan Çekunkov, Rus hukukçuların haciz kararına itiraz edeceğini vurgulayarak, “Bu, uluslararası hukukun ihlalidir” değerlendirmesinde bulundu.

MarineTraffic verilerine göre gemi, Moskova saatiyle 20.30 itibarıyla Şpitsbergen Takımadaları’ndaki Barentsburg Limanı’nda demirli bulunuyor.

Rosgidromet envanterine 2011 yılında araştırma gemisi olarak giren Profesör Molçanov, kurumun verilerine göre 1983 yılında Finlandiya’da inşa edildi.

1753 grostonluk, 71,06 metre uzunluğunda ve 12,8 metre genişliğindeki gemi, 70 güne kadar ikmalsiz seyir yapabilme kapasitesine sahip. Adını ilk telsizli meteoroloji balonunu geliştiren Rus meteorolog Pavel Molçanov’dan alan ve 1991’den beri kutup ve okyanus araştırmalarında kullanılan araç, 20 kişilik mürettebat dahil 80 yolcu taşıyabiliyor.

Profesör Molçanov, Haziran 2025’ten itibaren Şpitsbergen’e düzenli kargo ve yolcu seferleri düzenlemeye başladı. Bu yıl takımadalara yönelik ilk seferine mart ayında Murmansk’tan çıkan gemi; bölgeye teknik malzeme, gıda ürünleri ile bilim insanları, madenciler ve ailelerini taşıdı.

Arktikugol Genel Müdürü İldar Neverov, Murmansk-Barentsburg hattında 2026 yılı için toplam 10 gidiş-dönüş seferi planlandığını açıklamıştı.

Devlet işletmesi Arktikugol, Rusya’nın Şpitsbergen Takımadaları’ndaki ekonomik ve resmi varlığının temel yürütücüsü konumunda.

Bu varlığın hukuki dayanağını ise 1920 tarihli Paris Antlaşması (Şpitsbergen Antlaşması) oluşturuyor. Antlaşma, takımadalar üzerinde Norveç egemenliğini teyit ederken, taraf tüm ülkelere bölgede ticari, bilimsel ve ekonomik faaliyet yürütme konusunda eşit haklar tanıyor. Sovyetler Birliği bu antlaşmaya 1935 yılında katılmıştı.

Gemiyi Şpitsbergen turlarında kullanan Morskaya Praktika keşif merkezinin internet sitesinde, takımadalara son seyahatlerin 11-24 Ağustos 2026 ve 25 Ağustos-7 Eylül 2026 tarihlerinde yapıldığı, tur fiyatlarının 300 bin rubleden başlayıp 1 milyon rubleye kadar çıktığı bilgisi yer aldı.

Moskova’dan gemi el koymalarına karşı misilleme uyarısı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ağustos ayında Yujno-Sahalinsk’te Pasifik Filosu komutanlığıyla gerçekleştirdiği toplantıda, Batılı ülkelerin Rus ticaret gemilerini alıkoyması halinde Rusya’nın mütekabiliyet esasıyla yanıt vereceğini söylemişti.

Kimi ülkelerin uluslararası hukuku çiğneyerek Rus gemilerinin seyrini engellemeye çalıştığını savunan Putin, “Son dönemde gemilerimizi ele geçirme ve gasp ettikleri mallarımızı satma yoluna kadar başvurdular” diyerek bunu korsanlık ve haydutluk olarak nitelendirmişti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Batılı ülkelerin bu adımlarına karşı Moskova’nın yanıt hedeflerini bizzat belirleyeceğini açıklamıştı.

Lavrov, “Ancak bu yanıt mutlaka o sözde barışseverlerin hukuksuzluklarını sergilediği aynı sularda olmak zorunda değil. Hedefleri kendimiz seçeceğiz. Hedeflerimiz, haydutluk ve korsanlığı resmi politika ilan eden ülkelerin menfaatine çalışan gemiler olacaktır” ifadelerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English