Avrupa
Monaco’da milyarder Yermolayev’e yönelik bombalı suikastın ardında Ukrayna istihbaratı mı var?

Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev ve ailesinin yaralandığı patlamanın, Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) tarafından organize edilmiş olabileceği belirtiliyor. Fransız Le Figaro gazetesinin soruşturma kaynaklarına dayandırdığı haberde, saldırının doğrudan bir suikast girişiminden ziyade bir uyarı niteliği taşıdığı üzerinde duruluyor.
Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev ve ailesinin yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı saldırının arkasında Ukrayna Güvenlik Servisi’nin (SBU) bulunabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Fransız Le Figaro gazetesinin soruşturma süreçlerine vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, adli makamlar saldırının SBU tarafından organize edilmiş olması yönündeki güçlü şüpheyi dışlamıyor.
Haber kaynakları, patlamanın planlı bir cinayet girişiminden ziyade hedefe yönelik bir uyarı mesajı niteliği taşıdığını kaydediyor.
Ukrayna’da yayımlanan Ukrainska Pravda gazetesi de kendi kaynaklarına dayandırdığı haberinde, patlamanın Ukrayna’nın Dnipro kentindeki çağrı merkezleriyle bağlantılı olabileceğine işaret etti.
Yermolayev’in büyük oğlu Artur Yermolayev, mayıs ayında Estonya’da görülen davada suç örgütü kurmaktan suçlu bulunmuştu.
Soruşturma dosyasında, genç Yermolayev ve suç ortaklarının farklı ülkelerdeki çok sayıda kişiyi ağlarına düşürerek yaklaşık 100 milyon euro haksız kazanç elde ettiği bilgisi yer alıyor.
Mahkeme, Artur Yermolayev hakkında tecil edilmiş hapis cezası kararı verirken, devlete 8,5 milyon euro ödemesine hükmetmişti.
Monako’da Ukraynalı milyarder Vadim Yermolayev’e bombalı suikast
Saldırganın İtalya’ya kaçtığı tahmin ediliyor
Saldırının gerçekleştiği 29 Haziran gününe dair ayrıntılar da netleşmeye başladı. Kimliği belirlenemeyen bir kişi, Yermolayev ve ailesinin ikamet ettiği binanın yakınına içinde patlayıcı bulunan bir çanta bıraktıktan sonra birkaç metre mesafedeki banka oturarak beklemeye başladı.
Yermolayev ve ailesinin binaya yaklaştığı esnada yerinden kalkan şüpheli, yolun karşısına geçti ve hemen ardından patlama meydana geldi.
Saldırının ardından Fransa sınırındaki Beausoleil komünü yönüne kaçan şüphelinin, sınır hattını aşarak İtalya’ya geçmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Fransız Nice-Matin gazetesinin aktardığı bilgilere göre, patlamada vücudunda ciddi yanıklar oluşan iş insanı Vadim Yermolayev, önce Nice kentindeki bir hastaneye kaldırıldı, ardından helikopterle Toulon’daki Sainte-Anne Hastanesi’ne ve son olarak Marsilya’daki bir uzmanlık merkezine sevk edildi.
İş insanının eşi Anna Yermolayeva, ailece büyük bir sarsıntı içinde olduklarını belirterek “Şu anda çok yoğun bir stres altındayız, soruşturma makamları ve emniyet güçleriyle aktif şekilde işbirliği yapıyoruz” açıklamasında bulundu.
Ukrayna merkezli Yevropeyska Pravda gazetesinin haberine göre, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Monaco emniyet teşkilatıyla temas halinde.
Ukraynalı diplomatların olay yerine ulaştığını bildiren bakanlık, Monaco Savcılığının resmi bir soruşturma başlattığını ve olayın hukuki niteliğinin kesinleştirilmesi için çalışmaların sürdüğünü açıkladı.
Monaco tarihindeki ilk terör eylemi
Monaco sınırına yakın konumdaki Nice kentinin Belediye Başkanı Eric Ciotti, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, yaşananları bir terör eylemi olarak nitelendirdi.
Ciotti “Düşüncelerim kurbanlar, aileleri ve Monaco halkıyla birlikte. Bölgede seferber olan güvenlik güçlerine ve kurtarma ekiplerine desteğim tamdır” ifadelerini kullandı.
Monaco Prensi II. Albert de prenslik tarihinde bir ilk teşkil eden bu terör eylemini kınayan bir açıklama yayımladı.
İş insanı Vadim Yermolayev, 2019 yılında Ukrayna vatandaşlığından çıkarak Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmişti. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 2023 yılının Aralık ayında Yermolayev’e yönelik kişisel yaptırım uygulanması kararını onaylamıştı.
Avrupa
Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi için tarihler belirlendi

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunun 18 Nisan, ikinci turunun ise 2 Mayıs 2027 tarihinde yapılacağı bildirildi. Le Figaro ve Ouest-France gazetelerinin kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre, belirlenen bu tarihler 1 Temmuz günü Bakanlar Kurulunda resmi olarak onaylanacak. Mevcut Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ikinci ve son görev süresi ise 14 Mayıs 2027 tarihinde sona eriyor.
Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunun 18 Nisan, ikinci turunun ise 2 Mayıs 2027 tarihinde gerçekleştirileceği açıklandı.
Le Figaro ve Ouest-France gazetelerinin hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre, belirlenen bu takvim 1 Temmuz günü düzenlenecek Bakanlar Kurulu toplantısında resmi olarak kabul edilecek.
Fransa Anayasası uyarınca cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, mevcut cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki 20 ile 35 gün arasındaki zaman diliminde yapılması gerekiyor.
Bu çerçevede, görevdeki Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ikinci beş yıllık döneminin sona ereceği 14 Mayıs 2027 tarihi göz önüne alındığında, seçimlerin ikinci turunun en geç bu tarihin gece yarısına kadar tamamlanması şart koşuluyor.
Katılım oranını artırma hedefi
Ouest-France gazetesi, 18 Nisan ve 2 Mayıs tarihlerinin seçilmesinde Macron’un görev süresinin dolacağı tarihe yakınlığın yanı sıra ilkbahar dönemindeki okul tatillerinin seçmen katılımı üzerindeki etkisini en aza indirme çabasının da rol oynadığını aktardı.
Belirlenen takvime göre, ilk turun yapılacağı tarihte okul tatili ülkenin büyük bölümünü kapsıyor olsa da ikinci tur gününe kadar tatil dönemi hemen her bölgede sona ermiş olacak ve seyahatteki seçmenlerin çoğunluğunun evlerine dönmesiyle katılım oranının yüksek tutulması sağlanacak.
Seçmen kütüklerine kayıt için son başvuru tarihleri ile adaylık başvurularının kabul edileceği nihai süreler Fransa İçişleri Bakanlığı tarafından ilerleyen dönemde ilan edilecek.
Hükümetin, kesinleşen aday listesini en geç 26 marta kadar kamuoyuna duyurma yükümlülüğü bulunuyor.
Adaylık yarışı erken başladı
Fransa’da Macron sonrası dönem için cumhurbaşkanlığı yarışına katılma niyetini beyan eden siyasi aktörler şimdiden netleşmeye başladı.
Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) hareketinin lideri Jean-Luc Melenchon, eski Başbakan Gabriel Attal, eski Cumhurbaşkanı Francois Hollande ve eski Başbakan Edouard Philippe adaylık niyetlerini kamuoyuyla paylaşan isimler arasında yer alıyor.
Emmanuel Macron, cumhurbaşkanlığı makamına ilk kez 2017 yılında seçilmiş, 2022 yılındaki seçimlerde ise ikinci kez bu göreve getirilmişti. Fransa yasaları gereği bir kişi üst üste en fazla iki dönem cumhurbaşkanlığı yapabiliyor.
Bu kural nedeniyle Macron, 2027 yılındaki seçimlerde yeniden aday olamayacak.
Avrupa
İngiltere ordusunda Ukrayna deneyimiyle reform dönemi

İngiltere, Ukrayna ve İran’daki savaşlardan elde edilen askeri deneyimler ışığında savunma stratejisinde köklü bir değişime gidiyor. Londra yönetimi, büyük ve maliyetli askeri platformlar yerine yapay zeka destekli insansız hava araçları ile otonom sistemlerin kitlesel üretimine 5 milyar sterlinden fazla yatırım yapacak.
İngiltere, savunma sanayisindeki odak noktasını büyük ve yüksek maliyetli askeri platformlardan, insansız hava araçlarının, otonom sistemlerin kitlesel olarak konuşlandırılmasına ve muharebe yeniliklerinin hızlandırılmasına kaydırıyor.
İngiltere Savunma Bakanlığının açıklamasında, Ukrayna’daki çatışmalar askeri modernizasyon için temel bir model olarak işaret ediliyor.
İngiltere Savunma Bakanı Dan Jarvis, konuya ilişkin değerlendirmesinde, modern savaşın yapısının hızla değiştiğini vurguladı.
Jarvis, “Ukrayna ve Orta Doğu’da insansız sistemler çatışmaların gidişatını belirliyor. İngiltere tarihinin bu gelişmekte olan teknolojilere yönelik en büyük yatırımı, savunma sanayimizin en iyi başarılarına dayanarak silahlı kuvvetlerimizin rakiplerinin önünde kalmasına yardımcı olacak” ifadelerini kullandı.
On yıllar boyunca İngiltere’nin askeri gücünün temelini uçak gemileri ve nükleer füze fırlatma kapasitesine sahip denizaltılardan oluşan deniz kuvvetleri oluşturuyordu.
Ancak askeri kaynakların değerlendirmelerine göre Ukrayna’daki savaş, bu yüksek maliyetli sistemlerin savunmasızlığını ortaya koyarken daha ucuz insansız hava araçları ile mühimmat stoklarının artırılması ve yapay zeka tabanlı hedefleme sistemlerine geçiş ihtiyacını gösterdi.
Hükümetin Ortak Savunma Sanayii Konseyi bünyesinde yer alan İngiliz teknoloji şirketi Hadean’ın savunma stratejisinden sorumlu başkan yardımcısı Ross Exley, muharebe alanındaki teknolojilerin yıldırım hızıyla değiştiğini belirtti.
Exley, “Ukrayna’nın sunduğu en açık ders, dronların savaşın niteliğini değiştirdiğidir” dedi.
Eski İngiliz diplomat ve güvenlik uzmanı Tim Willasey-Wilsey ise durumun farklı bir boyutuna değinerek, “İngiltere’nin 2022 yılında Ukraynalıları eğitmeye başlamış olmasında, bugün ise onların bir bakıma modern savaşın nasıl yürütülmesi gerektiğini göstererek bizi eğitebilecek konumda bulunmasında bir ironi var” değerlendirmesini yaptı.
İngiltere, silahlı kuvvetlerin modernizasyonu planı kapsamında Avrupa’nın en büyük insansız hava aracı test merkezini finanse etmeyi ve askeri birimlere insansız hava aracı teslimatını hızlandırmak amacıyla üretimi sürekli artıracak özel bir çalışma grubu kurmayı hedefliyor.
ABD’nin katil dron yarışını İngiltere-Ukrayna şirketi kazandı
İngiltere Savunma Bakanlığı, askeri modernizasyon çerçevesinde muharebe dronlarının üretimine önümüzdeki dört yıl içinde dağıtılmak üzere 5 milyar sterlinden (yaklaşık 6,6 milyar dolar) fazla yatırım yapılacağını bildirmişti.
Bu kaynak savunma yatırım planına dahil edilecek.
Finansmanın entegre kuvvetlerin oluşturulmasına yönlendirileceği, insansız hava araçlarının askeri helikopterler ve savaş uçaklarıyla ortaklaşa kullanılmasının, donanmada ise insanlı ve insansız gemilerden oluşan karma bir filonun geliştirilmesinin öngörüldüğü aktarıldı.
Programın ilgili sektörlerde binlerce yeni istihdam yaratması bekleniyor.
Aynı modernizasyon planı kapsamında İngiltere, mevcut Type 45 sınıfı gemilerin yerini alması planlanan yeni nesil Type 83 muhrip projesinin geliştirilmesinden vazgeçti.
Londra yönetimi bunun yerine insansız sistemlerin kontrol merkezleri olarak işlev görecek en az altı adet “Common Combat Vessel” adı verilen hibrit savaş gemisi satın alacak.
Savunma Bakanlığının hesaplamalarına göre bu adım, personel sayısını ve harcamaları artırmadan Kraliyet Donanmasının görev alanını genişletecek, dayanıklılığını ve ateş gücünü yükseltecek.
Avrupa
Almanya savunmada ABD’yi tutabilmek için ortak silah üretimi istiyor

Almanya, savunma alanındaki açıkları kapatmak ve ABD Başkanı Trump’ın Avrupa’nın savunmasına olan ilgisini canlı tutmak amacıyla Amerikan silahlarının kendi topraklarında üretilmesi için girişimlerde bulunuyor. Financial Times gazetesinin haberinde, Berlin’in bu kapsamda Tomahawk seyir füzeleri ve Patriot hava savunma sistemleri için ortak üretim yetkisi almayı hedeflediği belirtiliyor.
Almanya, askeri teçhizat eksikliğini gidermek ve ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Avrupa’nın savunmasına yönelik taahhütlerini sürdürmesini sağlamak amacıyla, Amerikan silahlarının Alman topraklarında üretilmesi için girişimlerini hızlandırıyor.
Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Berlin, bu adımlarla Washington ile ilişkilerini savunma sanayisi üzerinden derinleştirmeyi amaçlıyor.
Kaynaklardan biri, Alman ve Amerikan savunma sanayilerini bir araya getirecek ortak silah üretimi müzakerelerinin halihazırda yürütüldüğünü aktardı.
Bir diğer kaynak ise iki ülkenin savunma kapasitesini güçlendirecek her seçeneğin masada yer aldığını, bu kapsamda Tomahawk seyir füzeleri ile Patriot hava savunma sistemlerinde kullanılan en modern PAC-3 füzelerinin ortak üretimi konusunun da ele alındığını belirtti.
Almanya Savunma Bakanlığı, ABD ile yürütülen işbirliğinin yoğun bir şekilde sürdüğünü doğruladı.
Bakanlık bu duruma örnek olarak, Alman savunma şirketi Rheinmetall’in Amerikan F-35 savaş uçakları için gövde üretmesini ve Alman-Amerikan ortaklığı olan MBDA ile Raytheon firmalarının Patriot füzeleri üzerindeki ortak çalışmalarını gösterdi.
FT, Federal Hükümet’in menzili 2 bin kilometreyi aşan karadan fırlatılan Tomahawk füzelerinin üretimi için MBDA ile Raytheon arasındaki işbirliği hususunda temas halinde olduğunu ancak bu konuda henüz doğrudan bir müzakere yürütülmediğini yazdı.
Haberde, kritik askeri teknolojilerin sınır dışına transferine yönelik her türlü kararın Washington’ın onayına tabi olduğu hatırlatıldı.
Caydırıcılık açığını kapatma arayışı
Berlin’in temel hedefi, Washington’ın askeri önceliklerini Hint-Pasifik bölgesine kaydırması durumunda Avrupa’da oluşabilecek caydırıcılık boşluğunu doldurmak olarak değerlendiriliyor.
Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri Friedrich Merz liderliğindeki muhalefet ittifakında, Pentagon’un mayıs ayında karadan fırlatılan Tomahawk füzelerine sahip bir taburu Almanya’ya konuşlandırma planından vazgeçmesi ciddi endişe yarattı.
Söz konusu konuşlandırma kararı, Joe Biden döneminde Rusya’nın Kaliningrad’a füze ve askeri uçak konuşlandırmasına yanıt olarak planlanmıştı. Berlin şimdi bu füzeleri doğrudan satın alma talebini yineleyerek tedarik etmeye çalışıyor; alternatif olarak ise Ukrayna yapımı Flamingo seyir füzesi seçeneğini de değerlendiriyor.
Ancak Federal Meclis (Bundestag) Savunma Komisyonu Üyesi Bastian Ernst, hassas teknolojilerin devredilmesi konusunda temkinli bir yaklaşım sergiledi.
Ernst, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Amerikalıların tüm fikri mülkiyet haklarını ve hassas teknolojileri içeren kara kutularını açıp bize bakma izni vereceğine inanmıyorum. F-35 uçak gövdesi üretmek sadece metal parçaları birleştirmekten ibarettir, bunda sihirli bir taraf yok. Savunma kapasitemizdeki açıkları kapatmak için edinmek istediğimiz teknolojiler, onların bize devredebileceğinden çok daha büyük hassasiyet taşıyor.”
Buna karşın Alman savunma sanayisinin üretim kapasitesindeki artış dikkat çekiyor. Rheinmetall Üst Yöneticisi Armin Papperger, nisan ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın geleneksel mühimmat üretim kapasitesinin ABD’yi geride bıraktığını ifade etti.
Papperger, şirketin orta kalibre mühimmat üretim kapasitesini 800 binden 4 milyonun üzerine, topçu mühimmatı kapasitesini ise 70 binden 1,1 milyona çıkardığını kaydetti.
Amerikan The Wall Street Journal gazetesi de daha önce yayımladığı bir analizde, Almanya’nın sanayi ağırlığını otomotiv sektöründen savunma sanayisine kaydırarak adeta bir askeri üretim merkezine dönüştüğünü yazmıştı.
Mayıs ayının başında ABD, Almanya’daki askeri varlığından yaklaşık 5 bin asker çekmeyi planladığını açıklamış, Pentagon bu adımı Trump’ın müttefiklerin savunma harcamalarından duyduğu memnuniyetsizliğin bir işareti olarak nitelendirmişti. Trump daha sonra bu sayıyı daha da azaltma taahhüdünde bulunmuştu.
Bu gelişmelere rağmen Berlin, Rusya’ya karşı caydırıcılık sağlamak amacıyla Typhon fırlatma sistemlerine sahip Tomahawk füzelerini satın alma konusunda Washington’ı ikna etmeye çalışıyor.
Amerika2 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa7 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Asya2 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi
Rusya2 gün önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?









