Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya’da nehirlerin sığlaşması sanayi ve ihracatı vuruyor

Yayınlanma

Almanya Merkez Bankası, Ren ve diğer nehirlerdeki su seviyesinin düşmesinin ülke ekonomisindeki toparlanmayı geçici olarak frenleyeceğini açıkladı. Nehirlerdeki sığlaşmanın yük taşımacılığını aksatarak lojistik maliyetlerini artırdığı ve üçüncü çeyrekte sanayi üretimi ile ihracat büyümesini olumsuz etkileyeceği bildirildi.

Almanya Merkez Bankası (Bundesbank), yayımladığı aylık raporda Ren Nehri ile ülkedeki diğer nehirlerin sığlaşmasının 2026 yılının üçüncü çeyreğinde ekonomik büyümeyi sınırlandırabileceği uyarısında bulundu.

Sığlaşan nehirlerin Almanya’daki yük taşımacılığının bir kısmını felç ettiğine ve işletmelerin harcamalarını tırmandırdığına dikkat çeken banka, kuraklık ve artan lojistik maliyetlerinin ekonomik toparlanmanın önüne geçtiğini belirtti.

Bundesbank raporunda, “Üçüncü çeyrekte, önemli su yollarındaki düşük su seviyesinin doğurduğu sonuçlar muhtemelen Alman ekonomisindeki toparlanmayı geçici olarak frenleyecek” ifadelerine yer verildi.

Raporda, nehirlerin sığlaşmasına bağlı kısıtlamaların ve hızla yükselen nakliye masraflarının sanayi üretimini ve ihracat artışını kayda değer ölçüde zayıflatacağı tahmin edildi. Kurum, düşük su seviyesinin üçüncü çeyrekteki genel ekonomik aktivite üzerinde de belirgin bir etki yarattığını bildirdi.

Su yollarındaki düşük seviyelerin sürmesi ve özellikle Ren Nehri’ndeki rekor seviyedeki düşüş nedeniyle yeni risklerin eklendiğini vurgulayan Bundesbank, şu değerlendirmede bulundu: “Bunun muhtemelen teslimatlarda ek gecikmelere yol açması, malzeme tedarikindeki açığı daha da büyütmesi, taşıma maliyetlerini yükseltmesi ve üretimi geciktirmesi bekleniyor.”

Bundesbank verilerine göre, gelecekteki fiyat dinamikleri büyük ölçüde Ortadoğu’daki durumun seyrine bağlı olacak.

Bununla birlikte uzmanlar, mevcut aşamada gerilimin tırmanmasının ücret artış mekanizmaları üzerinden ikinci bir enflasyon dalgası yaratacağına dair bir işaret bulunmadığının altını çiziyor.

Geçtiğimiz hafta Ren Nehri’ndeki su seviyesi 9 santimetreye kadar geriledi ve bu durum nehrin belirli kısımlarında gemi seferlerini neredeyse tamamen durma noktasına getirdi.

Batı Avrupa’da bu yılın haziran ayı, veri toplama tarihinin en sıcak haziranı olarak kayıtlara geçti. Reuters, Batı Avrupa ülkelerindeki rekor sıcak hava dalgası sırasında 10 binden fazla aşırı ölüm vakasının kayda geçtiğini aktarmıştı.

Euractiv’in geçtiği bilgilere göre ise bu yaz yaşanan kuraklık Avrupa Birliği topraklarının yaklaşık yüzde 38’ini etkiledi; hayvancılık meraları kururken zeytinyağı, şarap, mısır ve ayçiçeği üretimi zarar gördü.

Sıcak havanın Tuna ve Ren nehirlerinde de sığlaşmaya yol açtığı kaydedildi. Ren Nehri Avrupa’daki altı ülkenin, Tuna Nehri ise on ülkenin topraklarından geçiyor.

Avrupa

Wagenknecht: AfD ile koalisyon kurmak hata olur

Yayınlanma

BSW kurucusu Sahra Wagenknecht, partisinin Saksonya-Anhalt’ta AfD ile koalisyon kurmasını doğru bulmadığını söyledi.

Wagenknecht, WELT TV’de yaptığı açıklamada, “Şu anda AfD ile hükümet kurmaya çalışmak da bir hata olur,” dedi.

Öte yandan BSW’nin belirli konularda ortak çoğunluklar sağlamaya çalışacağını da ekledi. 

Wagenknecht, reddinin gerekçesi olarak partisinin Thüringen ve Brandenburg’daki deneyimlerini de gösterdi.

BSW, AfD ile işbirliği yapacak mı?

2024 yılında, eyalet parlamentolarına ilk kez girdikten hemen sonra BSW’nin iktidar koalisyonlarına girdiğini ve bunun bedelini, özellikle Thüringen’de “ağır bir şekilde” ödediğini belirtti.

BSW lideri, yeni bir partinin, başlangıçta eyalet siyasetinde yeterli deneyime sahip olmadığı için koalisyon ortakları tarafından kolayca “istismar edilebilir” olduğunu savundu.

AfD’nin sert saldırılarına rağmen Wagenknecht, görüşmelerden yana olduğunu belirtti ve “Her demokrat, parlamentoda temsil edilen tüm güçlerle konuşmalıdır,” dedi. 

Wagenknecht’e göre ancak bu şekilde, hangi siyasi projelerin birlikte hayata geçirilebileceği belirlenebilir.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İspanyol istihbaratı, Ceuta krizinin öncesinde uyarılmış

Yayınlanma

Gizli istihbarat dosyaları ve yazışmalar, İspanyol makamlarının 30 Temmuz’da Ceuta sınırını ihlal etme planları hakkında önceden uyarı aldıklarını ortaya koyuyor.

İspanyol hükümeti, yaklaşık 80.000 kişinin Kuzey Afrika’daki İspanyol bölgesi Ceuta’ya yasadışı olarak giriş yaptığı göçmen akınından önce düzenlenen onlarca gizli belgeyi kamuoyuna açıkladı.

Hem iç hem de dış istihbarattan sorumlu İspanya ulusal istihbarat servisi CNI tarafından sağlanan bilgiler, Fas’ta Kral VI. Muhammed’in hükümdarlığını anmak için düzenlenen önemli bir kutlama olan “Taht Günü” festivaliyle aynı zamana denk gelen, sınırı geçmeye yönelik kitlesel çevrimiçi çağrıları ortaya çıkardı.

29 Temmuz’daki akının bir gün öncesinde merkezi hükümet yetkilisiyle yapılan bir WhatsApp sohbetinde, Ceuta’da görevli bir CNI ajanı, Fas’tan koordineli sınır geçişleri konusunda yaklaşan bir tehdide işaret etmiş.

Ajan, “Sosyal medyada, ‘Taht Günü’ festivalinden ve güvenlik güçlerinin meşgul olacağından yararlanarak yarın saat 20:00’de çitleri ve denizi aşma çağrısı yapılıyor,” diye yazdı.

Ajan, Ceuta’ya girme çağrısı yapan, toplam 180.000 takipçisi olan iki farklı grup olduğunu belirtti.

Aynı gün gizliliği kaldırılan başka bir konuşmada, bir CNI ajanı, sivil muhafız polis gücüyle olan iç iletişim kanalında, “yüzerek ve çiti atlayarak giriş yapma girişimine dair bilgiler” olduğunu belirtti ve Facebook ile WhatsApp gruplarının bu girişi teşvik ettiğine dikkat çekti.

Pedro Sánchez, geçen hafta Kongre’de gizli belgelerin toplu olarak yayınlanacağını duyurmuştu.

Başbakan, hükümetinin gizli servislerinden ve güvenlik güçlerinden önceden istihbarat uyarısı almadığı için önleyemediğini ve harekete geçemediğini kanıtlamayı amaçlıyor. 

Fakat hükümet kaynakları, Cadena SER’e, gizlilik derecesinin kaldırılmasının sadece kısmi olduğunu ve birçok raporun açıklama yapılmaksızın dışarıda bırakıldığını veya sansürlendiğini belirtti.

Krizin başlangıcından bu yana, kriz öncesinde istihbarat servislerinin rolü, Sánchez’in kilit bakanları arasında kamuoyuna yansıyan bir kabine anlaşmazlığına yol açtı.

İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, istihbarat servislerinin göç akını konusunda uyarıda bulunmadığını savundu.

Buna karşılık, CNI’yı denetleyen Savunma Bakanı Margarita Robles, şimdiye kadar açıklanan raporların da doğruladığı üzere, birimlerin “görevlerini yerine getirdiğini” ve yetkilileri ile güvenlik güçlerini uyardığını belirtti.

Bir CNI notunda ortaya çıktığı üzere, kısaltmalarıyla DGED ve DGST olarak bilinen Fas güvenlik servislerine bile bir uyarı gönderilmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AfD zaferi sonrası Saksonya-Anhalt’a AB’den fon kesme tehdidi

Yayınlanma

Avrupa Parlamentosu üyesi Daniel Freund, seçimden birinci çıkan AfD’nin temel kuralları ihlal etmesi durumunda Saksonya-Anhalt eyaletine sağlanan AB kaynaklarının dondurulabileceğini söyledi.

Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Saksonya-Anhalt eyaletinde hükümete gelme ihtimali, Avrupa Birliği (AB) fonlarının kesilmesi riskini beraberinde getirdi.

Alman kamu yayıncısı Tagesschau’nun haberine göre, Avrupa Parlamentosu’nun Yeşiller Partili üyesi Daniel Freund, yeni eyalet yönetiminin AB temel kurallarını ihlal etmesi durumunda Avrupa Komisyonu’nun mali yardımları askıya alabileceğini belirtti.

Avrupa Parlamentosu Bütçe Kontrol Komisyonu ile Anayasal İşler Komisyonu üyesi olan Freund, AfD’nin AB projesine karşı bir siyaset izlediğini vurguladı.

Freund, “Gerektiği takdirde Avrupa Komisyonu finansmanı durdurmak zorunda kalacak” dedi.

Saksonya-Anhalt, AB’nin 2021-2027 bütçesinden kişi başına en çok pay alan bölge konumunu sürdürüyor.

Eyalete ayrılan 2,95 milyar euroluk bütçe; okulların onarımı, spor salonları ve anaokullarının kapsamlı tadilatı ile hastanelere modern tıbbi cihaz temininde kullanılıyor.

Daha önce Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’a yönelik mali yaptırım girişimlerine öncülük eden Freund, Brüksel’in Macaristan’a vereceği 18 milyar euroya varan fonu askıya almasında rol oynamıştı.

Süreç içerisinde Polonya’ya ayrılan AB fonları da benzer şekilde dondurulmuştu.

Freund, söz konusu sürece ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Her iki ülkede de AB kaynakları dondurulduktan sonra hükümetlerin değiştiğini ve yeni yönetimlerin AB kurumlarıyla ilişkilerini gözle görülür biçimde düzelttiğini gördük. Bölgesel hükümet temel kurallara uymazsa aynı tablo Saksonya-Anhalt için de geçerli olacak.”

Berlin’deki Jacques Delors Merkezi uzmanı Luisa Kvaritsch, AB’nin yolsuzluğa ya da hukukun üstünlüğü ihlallerine yol açabilecek ödemeleri durdurma yetkisi taşıdığını hatırlattı.

Bu mekanizmanın Almanya’daki federe eyaletleri de kapsadığını belirten Kvaritsch, kesintinin boyutuna ilişkin şu bilgileri verdi:

“Bu meblağ şu an yıllık yaklaşık 500 milyon euroya ulaşıyor ve Saksonya-Anhalt’ın yatırım harcamalarının neredeyse yüzde 20’sine denk geliyor.”

Kvaritsch, ödemelerin dondurulması durumunda bölgesel ve ekonomik kalkınmanın ciddi biçimde sarsılacağını, bunun da eyalet hükümetine doğrudan olumsuz yansıyacağını vurguladı.

AfD, Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosu seçimlerini yüzde 43,8 oy oranıyla birinci sırada tamamladı.

İktidardaki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ise yüzde 17,2 düzeyinde kalarak 1998 yılındaki tarihi dip noktasının da gerisine düştü. 2021 yılındaki seçimlerde yüzde 20,8 oy alan AfD, desteğini beş yıl içinde ikiye katlamış oldu.

Almanya iç istihbaratından sorumlu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı, geçen yıl AfD’yi aşırı sağcı bir yapı olarak sınıflandırmıştı.

Seçim sonuçlarının ardından CDU Genel Sekreteri Franziska Hoppermann AfD ile herhangi bir işbirliği ihtimalini dışladı. Hoppermann, “Aşırılık yanlılarıyla ve bilhassa aşırı sağcılarla birlikte çalışmıyoruz” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English