Bizi Takip Edin

Rusya

‘Amerikan iş dünyası barış anlaşması ve yaptırımların kalkmasını bekliyor’

Yayınlanma

Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğini ve Amerikan şirketlerinin geri dönüş planlarını değerlendirdi. Ukrayna’daki çatışmaların çözüme kavuşmasının yaptırımların gevşetilmesi için temel şart olduğunu belirten Agee, iş dünyasının mevcut riskler karşısında temkinli duruşunu koruduğunu aktardı.

Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, Rusya’nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Vedomosti’ye verdiği mülakatta, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin yeniden tesis edilme süreçlerine dair değerlendirmelerde bulundu.

Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında gerçekleştirilen mülakatta Agee, Şubat 2025’ten bu yana ABD’nin Ukrayna krizinin çözümünde üstlenebileceği olası ara buluculuk rolüyle birlikte, Amerikan iş dünyasının Rusya pazarına dönüş takviminin de sıkça tartışıldığını anlattı.

Müzakere süreçleri ile ikili ekonomik ilişkilerin canlandırılması çabalarının eş zamanlı yürütülebileceğine dair beklentilere değinen Agee, aradan geçen süreye rağmen iki alanda da radikal bir ilerleme kaydedilemediğini belirtti.

Bunun arkasında ABD’nin kendi iç ve dış siyasi dinamiklerinin yattığını ifade eden AmCham Başkanı, mevcut şartlarda Amerikan şirketlerinin yönünü tamamen sahadaki çatışmanın nihai çözümüne çevirdiğini kaydetti.

Ekonomik ilişkilerin onarılmasına yönelik adımların yavaş fakat kararlı bir şekilde ilerlediğini dile getiren Robert Agee, süreci yavaşlatan temel unsuru şu sözlerle açıkladı:

“En büyük sorun, şimdiye kadar Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne yönelik bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. Bu durum, ABD’nin uyguladığı tüm yaptırım paketlerinin yürürlükte kalmasına neden oluyor. Bizler bazı yaptırımların kaldırılması yönünde defalarca girişimde bulunduk. Washington’daki yeni yönetimin, özellikle ticaret, ekonomi ve iş dünyası perspektifinden Rusya ile ilişkileri geliştirmek istediğini düşünsem de devam eden çatışmalar ilişkilerde ciddi bir atılım gerçekleştirilmesine izin vermedi.”

“Başkan Trump yaptırım baskısını hukuken mümkün olan her alanda hafifletmek istiyor”

Yaptırımların kalıcı olup olmayacağı ve bu iklimde ekonomik ilişkilerin nasıl bir seyir izleyeceği konusuna açıklık getiren Agee, yaptırımların hukuki niteliklerine göre farklılık gösterdiğini hatırlattı.

ABD Başkanı’nın kararnameleriyle yürürlüğe giren kısıtlamaların çok daha hızlı esnetilebileceğine işaret eden Agee, şu ifadeleri kullandı:

“Farklı yaptırım türleri bulunuyor. Bunların bir kısmı başkanlık kararnameleriyle yürürlüğe kondu. Bu tür yaptırımları yarın bile kaldırmak mümkündür. Örneğin, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından getirilen yatırım yasağı buna bir örnektir. Biz bu kararın özellikle Amerikan iş dünyası için tamamen yanlış bir adım olduğunu düşünüyoruz. Diğer taraftan, Kongre tarafından onaylanmış bazı yaptırımlar da var ki bunları kaldırmak çok daha zor olacaktır. Çatışma sona erdiğinde, Başkan Donald Trump ve yönetiminin, yaptırım baskısını hukuken mümkün olan tüm alanlarda azami ölçüde hafifletmek niyetinde olduğunu biliyoruz.”

Amerikan Ticaret Odasının, yaptırımların esnetilmesi veya kaldırılması yönündeki talepleri doğrudan Amerikan makamlarına ileten yegane kurum olduğunu belirten Agee, bu konudaki lobi faaliyetlerini sürdürdüklerini bildirdi.

AmCham Üst Yöneticisi, “Şirketler bu taleplerini sadece bizim üzerimizden, Amerikan Ticaret Odası aracılığıyla yürütüyor. Amerikan hükümetini bazı yaptırımları kaldırmaya ikna etmeye çalışan tek organizasyon biziz. Şu anki öncelikli hedefimiz yatırım yasağının kaldırılmasıdır. Kozmetik ve sivil havacılık gibi sektörlerle yakından ilgileniyoruz. Amerikan hükümetine, bu alanlardaki yaptırımların çatışma tamamen sona ermeden önce de gevşetilebileceğini ve kaldırılması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz” dedi.

“Rusya şirketlerimizin küresel zorlukları aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip”

Rusya pazarının ve bu ülkeyle yeniden ticari bağlar kurulmasının hangi sektörler için öncelik taşıdığına değinen Agee, Rusya’nın sunduğu ekonomik fırsatların Amerikan firmaları için kritik önemde olduğunu vurguladı.

Rusya’nın küresel tedarik zincirindeki rolüne işaret eden Agee, şöyle konuştu:

“Rusya, şirketlerimizin günümüzdeki birçok küresel zorluğu aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip. Bu durum hem yüksek enerji fiyatları hem de gübre sektörü için geçerlidir. Rusya, dünyanın en büyük gübre üreticilerinden biridir. Bu ve benzeri ürünler kolaylıkla Amerika’ya ihraç edilebilir. Bunun yanı sıra, birçok Amerikan bilişim ve havacılık şirketi de gelişmeleri yakından takip ediyor. Bunlar daha önce burada faaliyet gösteren ve ayrılmak zorunda kalan şirketlerdir. Buradan ayrılmayı kendileri istemedi. Bu nedenle şu an burada işlerine yeniden başlamak için fırsat kolluyorlar.”

İki ülke arasındaki geleceğe yönelik ekonomik ilişkilerin sadece ticaretin artırılmasıyla sınırlı kalmayacağını, büyük ölçekli ortak projeleri de kapsayacağını öngören Agee, tarihsel yatırım verilerine dikkat çekti.

Geçmiş yıllarda Amerikan şirketlerinin Rusya ekonomisine 100 milyar dolardan fazla doğrudan yatırım yaptığını hatırlatan Agee, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlişkilerin hem ticaret hem de ortak projeler boyutunda gelişeceğini düşünüyorum. Ancak ABD’nin Rusya ile ekonomik ilişkiler kurmadaki temel yaklaşımı her zaman yatırımlara dayanmıştır. Şirketlerimiz uzun yıllar boyunca Rusya ekonomisine 100 milyar doların üzerinde yatırım yaptı. Amerikan şirketlerinin bir kısmı burada kalmayı tercih etti; şu anda da başarılı bir şekilde faaliyet gösteriyorlar, çok sayıda fabrikaları ve on binlerce çalışanları var. Rusya ekonomisine yeni yatırımlar yapma konusunda ilk sırada enerji şirketlerinin yer alacağını düşünüyorum. Potansiyel işbirliği ve yatırım açısından bir diğer önemli alan ise uzay sektörüdür. Bu alanda kelimenin tam anlamıyla trilyonlarca dolarlık devasa bir potansiyel olduğuna inanıyorum.”

“Başkan Trump Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılar”

ABD pazarının Rus sermayesine ve yatırımlarına açık olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Robert Agee, Washington yönetiminin yabancı yatırımlara sıcak baktığını ifade etti.

Geçmişte alüminyum ve gübre sektörlerinde bu yönde projeler geliştirildiğini anımsatan Agee, “ABD pazarının Rus yatırımlarına açık olduğunu ve bunun memnuniyetle karşılanacağını düşünüyorum. Geçmişte alüminyum ve gübre alanlarında gerçekleştirilen yatırım projeleri vardı. Yatırım yapılabilecek alanlar mevcut. Rus yatırımcıların yaptırım riskleri nedeniyle buna ne kadar hazır olduğunu kestirmek zor ancak genel olarak Trump yönetiminin Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılayacağını söyleyebilirim” değerlendirmesini yaptı.

Kısıtlamaların tamamen kaldırılmadığı ancak gevşetildiği bir senaryoda Amerikan şirketlerinin geri dönüşe hazır olduğunu belirten Agee, her şirketin kendi risk analizine göre hareket ettiğini aktardı.

Geri dönüşlerin aşamalı olacağını ve öncü şirketlerin başarısının diğer aktörleri de cesaretlendireceğini ifade eden AmCham Başkanı, teknik hazırlıkların şimdiden başladığını şu sözlerle duyurdu:

“Her şirketin kendine özgü bir karar alma mekanizması vardır. İlk fırsatta Rusya’ya dönmeye ve faaliyetlerini yeniden başlatmaya hazır birkaç şirket biliyorum. Buradaki en kritik husus, bu geri dönüşlerin başarılı bir şekilde gerçekleşmesidir. Çünkü dönecek ilk firmalar diğerlerine her şeyin yolunda gittiğini gösterecek ve böylece geri dönüş dalgası büyüyecektir. Tabii ki süreç bir günde başlamayacak; öncelikle teknik şartnamelerin ve yasal belgelerin hazırlanması gerekiyor. Bana ulaşan bilgilere göre, bu konuda şimdiden bazı görüşmeler yürütülüyor.”

Rusya’nın coğrafi ve beşeri avantajlarının yeni nesil teknoloji yatırımları için ideal zemin sunduğunu belirten Agee, veri merkezleri alanındaki fırsatları şu şekilde özetledi:

“Kişisel görüşüme göre en umut verici alanlardan biri veri merkezleridir. Bu tesisler için Rusya’da fazlasıyla bulunan ucuz elektrik enerjisine, soğuk bir iklime ve bilişim alanında yetkin yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyuluyor. Rusya bu imkanların hepsine sahip. Bu alanın çok ciddi bir gelecek vadettiğini düşünüyorum ancak bunun için öncelikle yaptırımların kaldırılması gerekiyor, sonrasında işler hızla yoluna girecektir.”

“Trump döneminde ticari diyalog kurmak çok daha kolaylaştı”

AmCham olarak hem Rus hem de Amerikan resmi makamlarıyla ilişkilerinin son derece dengeli ve verimli ilerlediğini kaydeden Agee, iki ülke arasındaki ticari diplomaside üstlendikleri köprü rolüne dikkat çekti.

Joe Biden dönemi ile Donald Trump dönemini kıyaslayan Agee, şu tespitlerde bulundu:

“Her iki tarafla da mükemmel ilişkilerimiz var. Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitrieyv ile birlikte Rusya ve Amerika arasındaki yegane ticari köprü konumundayız. Biden yönetiminde bu köprüyü korumak çok daha zordu fakat Başkan Trump döneminde süreç çok daha kolaylaştı. Trump yönetiminin Rusya ile Amerika arasındaki ekonomik diyaloğu geliştirme yönünde güçlü bir iradesi olduğunu görüyoruz. Bugün hem kültürel hem de ticari alanda iki ayrı diyalog kanalının işlediğine şahit oluyoruz. İletişimi koparmamak en önemli unsurdur. Biden döneminde neredeyse hiçbir iletişim kanalı açık değildi. Şimdi ise doğru yönde ilerliyoruz ve Rusya hükümetiyle de son derece aktif bir işbirliği yürütüyoruz.”

Mevcut Washington yönetiminin ekonomik öncelikleri ile Amerikan iş dünyasının çıkarlarının örtüştüğünü dile getiren Agee, küresel jeopolitik gelişmelerin iki ülkeyi doğal birer ortak haline getirdiğini kaydetti.

Ortadoğu’daki istikrarsızlığın ve deniz ticaret yollarındaki risklerin bu ortaklığı kaçınılmaz kıldığını belirten Agee, konuyu şöyle detaylandırdı:

“Yönetimin öncelikleri ile iş dünyasının çıkarları tamamen örtüşüyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmelerin, Washington yönetimini Rusya ve Amerika’nın doğal ortaklar olduğu konusunda bir kez daha ikna ettiğini düşünüyorum. Rusya’nın sahip olduğu her şeye Amerika’nın ihtiyacı var, aynı durum tersi için de geçerli. Amerika, Rusya’nın satın almak isteyeceği teknolojilere ve ürünlere sahip. Bu tam anlamıyla bir karşılıklı bağımlılık ilişkisidir. Tüm dünya Ortadoğu’daki gerilimin tırmanmasının sonuçlarını izlerken, Rusya ile ABD arasındaki ekonomik işbirliği perspektifinin çok daha ikna edici hale geldiği görülüyor.”

Son olarak iki ülke arasındaki vize işlemlerinin kolaylaştırılması ve diplomatik temsilciliklerin yeniden açılması hususuna değinen Robert Agee, bu konunun iş dünyası için taşıdığı hayati önemi vurguladı.

Ticari ilişkilerin canlanabilmesi için seyahat engellerinin aşılması gerektiğini belirten Agee, mülakatı şu sözlerle tamamladı:

“Bu bizim de sürekli gündeme getirdiğimiz son derece yerinde bir sorudur. Hatırlayacak olursanız, geçmiş dönemlerde en azından diplomatik vizelerden başlanması ve konsoloslukların yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda ortak bir anlayış oluşmuştu. Hem Washington’da hem de Moskova’da bu konunun bir an önce çözüme kavuşturulması yönünde tavsiyelerde bulunmaya devam edeceğiz. Bu sorunun aşılması iş dünyasını fazlasıyla memnun edecektir. Gelişmeleri ümitle bekliyoruz.”

Rusya

Rusya Merkez Bankası politika faizini yüzde 14,25’e düşürdü

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, gevşeme döngüsünün dokuzuncu adımında politika faizini 25 baz puan düşürerek yüzde 14,25 seviyesine çekti. Piyasa beklentilerinin altında kalan bu temkinli karar, bütçe riskleri ve artan kredi hacmi gerekçesiyle alındı. Kararın açıklanmasının ardından Moskova Borsası gerileyerek son ayların en düşük seviyesine ulaştı.

Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu, bugün yaptığı toplantıda politika faizini 25 baz puan düşürerek yıllık yüzde 14,25 seviyesine indirdi.

Bankanın açıklamasına göre bu adım, Haziran 2025’te başlayan mevcut gevşeme döngüsündeki en küçük faiz indirimi olarak kayıtlara geçti.

Merkez Bankası, geçen yazdan bu yana her toplantıda faiz indirmiş, ilk dönemlerde 100 ila 200 baz puanlık adımlarla başlayan bu süreç daha sonra 50 baz puanlık indirimlerle devam etmişti.

Kararda, ekonomik yavaşlama, güçlü ruble ve enflasyon beklentilerindeki düşüşe rağmen Merkez Bankasının temkinli bir yaklaşım benimsemesi etkili oldu.

Gelecek üç yıllık dönemde bütçe politikasının beklenenden daha fazla genişleyici olma riski, bu temkinli kararın arkasındaki temel gerekçe olarak gösterildi.

Merkez Bankasının açıklamasında, son aylarda kredi büyümesinin hızlandığı ve üç yıllık bütçe politikasının nisan ayındaki temel senaryoda öngörülenden daha fazla genişleyici olacağı belirtildi. Bu durumun, nisan senaryosunda belirlenen seviyelerden daha yüksek bir politika faiz patikasını gerektirebileceği ifade edildi.

Rusya Merkez Bankasının tahminlerine göre, bu yıl için ortalama politika faizinin yüzde 14 ile yüzde 14,5 aralığında gerçekleşmesi bekleniyor.

Artan bütçe açığı politika faizinde temkinli adımı beraberinde getirdi

Alınan karar, RBK medya kuruluşunun gerçekleştirdiği konsensüs tahminine katılan uzmanların beklentileriyle örtüşmedi.

Ankete katılan 30 analistten yalnızca ikisi 25 baz puanlık bir indirim öngörürken, 22 analist üst üste altıncı kez 50 baz puanlık bir indirim yapılacağını ve faizin yüzde 14’e çekileceğini tahmin etmişti.

Üç uzman 50 ve 25 baz puanlık indirim ihtimallerini eşit görürken, diğer üç uzman ise 100 baz puanlık daha hızlı bir indirimle faizlerin yüzde 13,5’e çekilebileceğini öngörmüştü.

Ayrıca analistler, faizlerin sabit tutulması seçeneğinin de yönetim kurulu toplantısında ele alınabileceğini değerlendirmişti.

Rusya Maliye Bakanlığının verilerine göre, 2026 yılının ilk beş ayında federal bütçe açığı 6 trilyon rubleyi aşarak gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 2,6’sına ulaştı.

Bu miktar, yılın tamamı için planlanan 3,8 trilyon rublelik (GSYİH’nin yüzde 1,6’sı) hedefi şimdiden geride bıraktı.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF-2026) sırasında yaptığı açıklamada, bütçe açığının bir miktar artacağını kabul etti.

Bakanlığın bütçede sıfır yapısal açık hedefine 2029 yılında ulaşmayı planladığını söyleyen Siluanov, daha önce bu hedefe daha kısa sürede ulaşılmasının öngörüldüğünü hatırlattı.

Rusya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Aleksey Zabotkin ise Maliye Bakanının açıklamalarının ardından, bütçenin toplam talebe yapacağı katkının artacağını ve bunun politika faiz patikasının güncellenmesini gerektirebileceğini ifade etti.

Zabotkin, bütçenin öngörülen dezenflasyonist katkısının henüz gerçekleşmediğini belirterek, karar alma süreçlerinde kamu sektörünün toplam talep üzerindeki yüksek etkisini hesaba katmak durumunda olduklarını aktardı.

Moskova Borsası beklentinin altındaki kararın ardından geriledi

Rusya Merkez Bankası, bu yıl için yüzde 4,5 ile yüzde 5,5 aralığındaki enflasyon tahminini korudu. Gelecek toplantılarda faiz indiriminin uygunluğunu değerlendirirken enflasyondaki yavaşlamanın kalıcılığı, enflasyon beklentilerinin seyri ile iç ve dış koşullardan kaynaklanan riskleri dikkate alacağını duyurdu.

Ayrıca motorlu yakıt üretimindeki geçici düşüş nedeniyle yeni enflasyonist risklerin ortaya çıktığı kaydedildi.

Rosstat verilerine göre mayıs ayında yıllık enflasyon yüzde 5,3’e gerilese de, haziran başında fiyat artışları hafif hızlanarak 15 Haziran itibarıyla yıllık yüzde 5,62 seviyesine geri döndü.

Öte yandan, Merkez Bankasının siparişiyle inFOM’un gerçekleştirdiği anket, haziran ayında halkın enflasyon beklentisinin yüzde 13’ten yüzde 12,4’e gerileyerek 2024 yazından bu yana en düşük seviyeye indiğini gösterdi.

Ekonomik Kalkınma Bakanlığı basın servisinden yapılan açıklamada ise mevcut ekonomik eğilimler doğrultusunda politika faizinde indirim potansiyelinin sürdüğü ifade edildi.

Kararın ardından Rusya hisse senedi piyasası olumsuz tepki verdi.

Moskova Borsası Endeksi (IMOEX), kararın açıklandığı saat olan 13:29’da 2448,48 puan seviyesindeyken, saat 13:30’da yüzde 1,3 düşüşle 2409,53 puana geriledi.

Endeks saat 13:37’de 2401,64 puana kadar gerileyerek Aralık 2024’ten bu yana en düşük seviyesini gördü. Saat 13:51 itibarıyla kayıplarının bir kısmını geri alan endeks, yüzde 1,18 düşüşle 2412,56 puandan işlem gördü.

Endekste yer alan hisseler arasında en çok değer kaybedenler arasında Sovcombank (yüzde -3,26), Severstal (yüzde -3), ALROSA (yüzde -2,68), T-Technologii (yüzde -2,59) ve Rusal (yüzde -2,37) yer aldı. YUGK (yüzde +2,21), Inter RAO (yüzde +1,76), Bank Sankt-Peterburg (yüzde +0,82), Tatneft (yüzde +0,51) ve Renaissance Strahovanie (yüzde +0,14) ise yükseliş kaydetti.

Alfa-Bank Başekonomisti Natalya Orlova, faiz indiriminin sürmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirirken, indirim adımının küçülmesinin ekonomideki enflasyonist risklerin arttığını gösterdiğini belirtti.

Orlova, 2026 sonu için politika faizi tahminini yüzde 13 seviyesinde koruduğunu, ancak kredi faizlerindeki düşüşün daha sınırlı olabileceğini ekledi. BCS Mir Investitsiy analistleri de benzer şekilde 2026 yılı sonunda faizin yüzde 13’e ulaşmasını beklediklerini ifade etti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rosneft Başkanı Seçin: Hürmüz krizi öngörülebilirliğin kalmadığını gösterdi

Yayınlanma

Rosneft Başkanı İgor Seçin, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizin siyasi faktörlerin temel hale gelmesi nedeniyle en yakın gelecek için bile öngörülebilirlik imkanının kalmadığını gösterdiğini belirtti. Şirketin yıllık hissedarlar toplantısında konuşan Seçin, petrol sektörü üzerindeki baskıların ve küresel piyasadaki zorlukların sürdüğüne işaret etti.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, siyasi faktörlerin temel belirleyici haline gelmesi nedeniyle en yakın gelecek için bile öngörü yapmanın imkansız olduğunu gösterdi.

Rosneft şirketinin basın servisinin aktardığına göre, bu açıklama şirketin yıllık hissedarlar toplantısında konuşan Rosneft Başkanı İgor Seçin, çatışmanın sıcak fazının başlangıcında, planlama yaparken muhafazakar makroekonomik varsayımları kullanmaya devam ederek, fiyat artışının gelirler üzerindeki etkisinin abartılmaması yönünde çağrıda bulunduklarını belirtti.

Seçin, bu yaklaşımın haklı çıktığının görüldüğünü ifade etti.

Petrol sektörü için zorlu dönem

İgor Seçin, 2025 yılını petrol sektörü için “ciddi bir sınav dönemi” olarak nitelendirdi. Seçin’in aktardığına göre, küresel piyasadaki arz fazlası, katı makroekonomik koşullar, tarife artışları ve yaptırımlar şirketin faaliyet göstermesi için zorlu koşullar yarattı.

Seçin, savaşın ve bunların sonuçlarının, özellikle de Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı kısıtlamalarının 2026 yılında sektör üzerinde ek baskı oluşturduğunu kaydetti.

Öte yandan Seçin, şirketin akaryakıt istasyonlarında araçlara yakıt satışında herhangi bir kısıtlama uygulanmadığını açıkladı.

Seçin, şirketin yıllık hissedarlar toplantısında yaptığı açıklamada, “Akaryakıt istasyonlarımızın neredeyse tamamında yakıt alımına yönelik herhangi bir sınırlama yok. Yalnızca bidon kullanımını tercih etmiyoruz, ancak araç depolarına normal şekilde yakıt veriyoruz” dedi.

TASS’ın aktardığına göre Seçin, Rosneft’in ürettiği petrol ürünlerinin neredeyse tamamını Rusya iç pazarına sunduğunu belirtti. Şirket istasyonlarının faaliyetlerini istikrarlı biçimde sürdüreceğini de söyledi.

Seçin ayrıca Rosneft’in sosyal açıdan kritik öneme sahip tesislerin, kamu kurumlarının, sanayi kuruluşlarının ve tarım şirketlerinin yakıt ihtiyacını karşılamayı garanti ettiğini ifade etti.

Moskova Belediyesi Konut ve Kamu Hizmetleri Dairesi de bir gün önce yaptığı açıklamada, başkentteki tüm akaryakıt istasyonlarının faaliyetlerinin ve petrol ürünü sevkiyatlarının normal şekilde sürdüğünü bildirdi.

Üç gün önce ise Gazprom Neft, Moskova’daki akaryakıt istasyonlarının istikrarlı çalıştığını açıklamıştı.

Öte yandan Tatneft 16 Haziran’da benzin ve motorin satışına geçici sınırlamalar getirdi. Şirketin çağrı merkezi, benzin satışını kişi başına 30 litreyle, motorin satışını 60 litreyle ve kamyonlar için motorin satışını 300 litreyle sınırlandırdığını duyurdu.

Tatneft, söz konusu sınırlamaları ertesi gün kaldırdı.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması, hem ham petrol hem de işlenmiş petrol ürünlerinin fiyatlarında ani bir yükselişe yol açmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Haziran Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran ile bir anlaşma imzalandığını ve Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığının kısmen yeniden başladığını duyurdu.

Bu açıklamadan iki gün sonra CNBC televizyonu, analiz şirketi Kpler’in verilerine dayandırdığı haberinde, İran’ın boğaz üzerinden petrol ihracatına yeniden başladığını bildirdi.

Boğazın açıldığına yönelik haberlerin ardından, 16 Haziran günü Brent petrolün varil fiyatı mart ayından bu yana ilk kez 80 doların altına geriledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya Yüksek Ekonomi Okulu Rektörü Anisimov: Teknolojik liderlikte Çin’in gerisinde kalabiliriz

Yayınlanma

Rusya Ulusal Araştırma Üniversitesi Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Rektörü Nikita Anisimov, üniversite öğrencilerinin erken sınıflardan itibaren şirketlerde çalışmaya başlamasının akademik kariyer tercihini azalttığını belirtti. Anisimov, bu durumun ülkenin teknolojik liderlik hedeflerinin önünde bir engel oluşturduğunu ve genç bilim insanı sayısını yetersiz kıldığını ifade etti.

Rusya’nın teknolojik liderlik yarışında genç bilim insanı sayısının yetersizliği sebebiyle Çin’i geride bırakmakta zorlanacağı bildirildi. XXVI. Uluslararası “HRExpo Pro lyudey” Forumu’nda konuşan Rusya Ulusal Araştırma Üniversitesi Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Rektörü Nikita Anisimov, üniversite öğrencilerinin lisansüstü eğitime devam etmek yerine erken dönemde iş hayatına atılmasının akademik üretkenliği olumsuz etkilediğini belirtti.

Rektör Anisimov, şirketlerin birinci ve ikinci sınıftan itibaren öğrencileri desteklediğini ve mezuniyet sonrasında bu gençlerin akademik araştırmalar yapmak yerine özel sektörde çalışmayı tercih ettiğini dile getirdi.

En başarılı öğrencilerin yüksek gelir elde etmek amacıyla iş hayatına yöneldiğini vurgulayan Anisimov, lisansüstü eğitim kadrolarının daha ortalama düzeydeki öğrencilerle dolduğunu ifade etti.

Anisimov, “Öğrenciler ikinci ve üçüncü sınıftan itibaren iyi maaşlarla çalışıyor. Bu da en başarılı öğrencilerin doktora programlarına gitmemesine ve para kazanmayı tercih etmesine yol açıyor. Yeni teknolojiler üretemiyoruz çünkü doktora tezini savunması gerekenler ayda 500 bin ruble kazanıyor. Sonuç olarak doktora programlarında tez savunma oranı yüzde 15 seviyesinde kalıyor” dedi.

Anisimov, ülkenin bilimsel üretkenliğini dünyadaki diğer örneklerle karşılaştırmak için önde gelen 145 bilimsel dergideki yayın aktivitesini ölçen Nature Index verilerini paylaştı.

Çin’in ABD’yi geride bıraktığı bu endeksin ilk on sırasında dokuz Çin enstitüsü ve bir ABD üniversitesi olan Harvard yer alıyor. Rusya’dan listeye giren tek kurum olan Rusya Bilimler Akademisi ise 128. sırada bulunuyor.

Doktora kabullerinde ve tez savunmalarında yeni dönem

Rusya Federal Eğitim ve Bilim Denetim Servisi ile Rusya Eğitim ve Bilim Bakanlığı, 31 Mayıs tarihinde yayımlanan kararnameyle doktora programlarına kabul sürecinde değişikliğe gitti.

Yeni düzenlemeye göre başvurular elektronik ortamda yalnızca devlet hizmetleri portalı Gosuslugi (e-devlet) üzerinden kabul edilecek ve kontenjanlar belirli işveren ortakların taleplerine göre şekillenecek.

HSE İstatistiki Araştırmalar ve Bilgi Ekonomisi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, 2025 yılında doktora programlarından mezun olan 17 bin 700 kişiden sadece 2 bininin (yüzde 11,4) mezuniyet yılı içinde tezini savunarak adaylık derecesi aldığını ortaya koydu.

Bu oran bir önceki yıla göre artış gösterse de yüzde 28,5’lik başarı oranının kaydedildiği 2010 yılının gerisinde kaldı.

Araştırmacılar, mezuniyet yılında tez savunma oranının doktora eğitiminin verimliliğini ölçmede temel gösterge kabul edildiğini ancak bu yaklaşımın mezuniyet sonrasında yapılan savunmaları kapsamadığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English