Bizi Takip Edin

Amerika

Amerikan küçük işletmelerinin gelecek beklentileri ‘kasvetli’

Yayınlanma

Amerikan küçük işletmelerinin “iyimserliği” nisan ayında üst üste dördüncü ayda da geriledi ve işlerini genişletmek için yatırım planlayanların oranı 2020’den bu yana en düşük seviyeye indi.

Bu bulgular, Çin ile ticaret savaşının yumuşaması öncesine ait olmakla birlikte, devam eden güven kaybı, yüksek gümrük vergileri ve genel belirsizlikle bağlantılı iktisadi risklere ilişkin en son uyarı niteliğinde.

Bağımsız İşletmeler Ulusal Federasyonu (NFIB) küçük işletme iyimserlik endeksi geçen ay neredeyse 2 puan düşerek ekim ayından bu yana en düşük seviyesine geriledi.

Aylık anketi gerçekleştiren küçük işletmelerin lobi grubu NFIB’nin iktisatçıları, “Çok az sayıda küçük işletme mal ve hizmet ihracatı yapıyor, fakat milyonlarca işletme faaliyetleri için ithal mal tedarik ediyor ve bu tedarik zincirleri şu anda risk altında,” diyorlar.

Gümrük vergisi politikasının, özellikle göreceli fiyatları (maliyetleri) ani ve dramatik bir şekilde değiştirdiğine ve göreceli fiyatların tüm kararları etkilediğine dikkat çekiyorlar.

Endeks, küçük işletme sahiplerinin temel beklentilerindeki önemli bir bozulmaya da işaret ediyor. Firmaların yalnızca yaklaşık %18’i önümüzdeki altı ay içinde sermaye harcamaları (örneğin yeni ekipman veya binalar için harcamalar) planlıyor. Bu oran, Nisan 2020’den bu yana en düşük seviyeye geriledi.

Daha az sayıda işletme sahibi, gelecekte iş koşullarının iyileşeceğini öngörüyor ve bu oran ekim ayından bu yana en düşük seviyeye geriledi.

Küçük işletmeler işleri büyütemiyorlar

NFIB, şu anda işlerini büyütmek için uygun bir dönem olduğunu belirten işletme sahiplerinin sayısının “tarihi düşük” seviyede olduğunu bildirdi. İşlerini büyütmek için uygun bir dönem olmadığını belirtenlerin büyük çoğunluğu, bunun nedeni olarak “iktisadi koşulları” gösterdi.

Küçük işletmeler arasında iyimserlik seçimlerden sonra hızla artmış, fakat bu artış kısa sürede kaybolmuştu.

Nisan ayında yapılan son anket sonuçları, “Kurtuluş Günü” gümrük vergisi duyurusu ve Çin hariç tüm ülkelere uygulanan gümrük vergilerinin askıya alınmasını yansıtıyor.

Hazine Bakanlığı, geçen ay gümrük vergilerinden 8,7 milyar dolarlık gelir elde ettiğini ve bu rakamın rekor olduğunu açıkladı.

Amerikan küçük işletmelerini ve “reel sektörünü” anlatan “Main Street”in bildirdiği endişeler büyük ölçüde geleceğe ilişkin olumsuz beklentilere dayanıyor.

Bu durum, Çin mallarına uygulanan gümrük vergilerinin önemli ölçüde azaltılmasına yönelik geçici anlaşmanın küçük işletmeler tarafından memnuniyetle karşılanacağının bir işareti.

Anket sorularında, işletmelerin mevcut durumuna dayanan olumlu noktalar da vardı. Birçok işletme sahibi geçen ay hâlâ işçi almayı planlıyordu.

Son çeyrekte nominal satışlarında artış olduğunu bildiren işletme sahiplerinin net payı arttı, fakat NFIB, satışlarında artış bildiren işletme sayısının “durgunluk bölgesinde” kaldığı konusunda uyarıda bulunuyor.

Batı kıyısındaki limanlar zorda

Öte yandan Başkan Donald Trump’ın, pazartesi günü Çin’den ithal edilen mallara uygulanan yüksek gümrük vergilerini geçici olarak geri çekmeyi kabul etmesi Batı kıyısı limanlarına kısa süreli bir nefes aldırdı, fakat sektör hala çalkantılı bir dönemden geçiyor.

POLITICO’nun aktardığına Long Beach Belediye Başkanı Rex Richardson pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, liman ve işçi liderlerinin Long Beach Limanının istihdam üzerindeki etkisini gösteren yeni bir araştırmayı duyururken, “Bu hâlâ bir kriz,” dedi.

Trump’ın Çin ile gümrük vergilerini yüzde 145’ten yüzde 30’a düşürme anlaşması, Long Beach ve Los Angeles’ın nakliye ve lojistik sektörlerinde artan tedirginliği hafifletmeye yetmedi.

Bu iki liman, Çin’den gelen ve şu ana kadar seferlerini iptal eden onlarca gemi hesaba katılmasa bile, ülkenin en yoğun limanları ve tarifeler Kaliforniya’daki işçilerin yük boşaltma ve nakliye işlerinde daha az vardiyaya kalmasına neden oldu.

Nakliye ve tarım sektörlerinden temsilciler, Kaliforniya Hazine Bakanı Fiona Ma’nın çağrısıyla pazartesi öğleden sonra Sacramento’da düzenlenen bir toplantıda işten çıkarmaları ve iptal edilen siparişleri ayrıntılı olarak anlattı.

Supply Chain Federation’ın başkanı ve CEO’su Amanda Blackwood, “Açıkçası, Trump’ın ne yapmaya çalıştığını bilmiyorum. Eğer kargaşa ve baskı yaratmanın fırsatlar doğuracağına inanılıyorsa, bu umudunuzu takdir ediyorum. Ancak bu gerçekçi değil, değil mi? Piyasada kargaşa sadece kargaşaya yol açar,” dedi.

Batı kıyısına gelen ithalat hacimleri son birkaç ayda iniş çıkışlar yaşadı ve en son hafta sonu ve pazartesi günü ani bir artış gösterdi.

Long Beach Limanı CEO’su Mario Cordero, ABD ile Çin arasındaki son gümrük tarifesi değişikliğinin liman faaliyetlerine yansımalarının bir ila iki ay süreceğini söyledi.

2 Nisan’daki “kurtuluş günü” tarifelerinden sonra Batı kıyısı limanlarındaki konteyner hacmi 2 milyon metreküpten 1,5 milyon metreküpe kadar düşmüştü.

Amerika

Zuckerberg, Polymarket benzeri tahmin platformu Arena üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Meta Üst Yöneticisi Mark Zuckerberg, şirkete Polymarket ve Kalshi benzeri bir tahmin pazarı uygulaması geliştirme talimatı verdi. The New York Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Arena kod adlı yeni platformun, başlangıçta gerçek para yerine oyun benzeri bir puan sistemiyle çalışması planlanıyor.

Meta Üst Yöneticisi Mark Zuckerberg, şirkete Polymarket ve Kalshi benzeri bir tahmin pazarı uygulaması geliştirilmesi yönünde talimat verdi.

The New York Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, şirket içinde Arena kod adıyla anılan yeni platformun geliştirme süreci başladı.

Yeni platformun Facebook, Instagram, WhatsApp ve Facebook Messenger gibi diğer Meta ürünlerinden tamamen bağımsız bir yapıda faaliyet göstermesi planlanıyor.

Kaynaklar, yeni platformda bahislerin gerçek parayla yapılmayacağını, bunun yerine bazı video oyunlarındaki gibi bir puan sisteminin kullanılacağını belirtti.

Bununla birlikte Meta’nın gelecekte platforma gerçek parayla tahmin yapma özelliği ekleme ihtimalini dışlamadığı da kaydedildi.

Kullanıcıların spor, siyaset ve diğer birçok alandaki gelişmelerin sonuçlarına “evet” veya “hayır” tokenları satın alarak bahis oynadığı platformlar tahmin pazarı olarak adlandırılıyor.

Tokenların piyasa fiyatı, olayın gerçekleşme olasılığına yönelik kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar değerindeki bir token, olayın gerçekleşme ihtimalinin yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Doğru tahminde bulunan tokenlar sahiplerine 1 dolar kazandırırken, kaybedenlerin değeri sıfırlanıyor. Tokenlar, ilgili süreç sonuçlanana kadar platform içinde bir borsa gibi işlem görebiliyor.

Kaynaklar, Meta’nın yeni platformu öncelikli olarak kendi bünyesindeki sosyal ağlardan büyük bir kitleyi çekerek büyütmeyi hedeflediğini aktardı.

Şirket içinden kaynaklar ise Arena uygulamasının henüz geliştirme aşamasında olduğunu ve kullanıma sunulmama ihtimalinin bulunduğunu vurguladı.

Küresel tahmin piyasaları devasa boyutlar kazandı

Bu gelişme, Meta’nın tahmin pazarlarına yönelik ilk girişimi değil. Şirket, 2020 yılında kitle kaynak kullanımına dayanan ve insanların yeni tip koronavirüs salgınının ilk günlerinde tahminlerde bulunmasını sağlayan Forecast adlı bir uygulama yayımlamıştı.

Kitle kaynaklı verilerin paylaşılması için bir platform olarak konumlandırılan ve yine puan sistemi kullanan bu uygulama, Meta tarafından 2022 yılında kapatılmıştı.

Diğer yandan The Wall Street Journal gazetesi, 22 Haziran’da yayımladığı haberde, küresel kripto bahis platformu Polymarket’ın öğrencilere sahte bahis ve kazanç videoları çekmeleri için ödeme yaptığını iddia etmişti.

Sosyal medyada yayımlanan 1105 videoyu inceleyen gazeteciler, görüntülerde gerçek Polymarket sitesinin kullanılmadığını ve “kazançlı” olduğu iddia edilen bazı bahislerin gerçekte zarar etmiş olabileceğini ortaya koymuştu.

ABD Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (CFTC) ise 10 Haziran’da Kalshi ve Polymarket gibi tahmin pazarlarına yönelik yeni kurallar önermişti.

Federal mevzuat uyarınca hangi bahislerin yasal kabul edileceğini tanımlayan bu kurallar, spor bahislerinin büyük bölümüne izin vermeye devam ederken olası manipülasyonları engellemeyi amaçlıyor.

ABD pazarında faaliyet gösteren Kalshi, bu yıl bahis hacminde Polymarket’ı geride bıraktı.

The Block’un verilerine göre, haziran ayının tamamlanmamış verilerinde Kalshi’nin işlem hacmi 18,36 milyar dolar olarak kaydedilirken, Polymarket 6,77 milyar dolarda, Polymarket’ın ABD kolu olan Polymarket US ise 2 milyar dolarda kaldı.

Lachlan Murdoch yönetimindeki News Corp şirketine bağlı olan FOX kanalı, bu yılın ilkbaharında Kalshi ile ortaklık kurarak platformun tahmin verilerini haber ve yayın akışlarına entegre etmişti.

The Wall Street Journal’ın Polymarket incelemesi de Kalshi’nin 2027-2028 yıllarında yapmayı planladığı halka arz hazırlıklarının kamuoyuna yansımasının ardından yayımlandı. Geçen ay 22 milyar dolar değerlemeye ulaşan platform, borsaya kote olmak için görüşmelerini sürdürüyor.

Tahmin pazarlarının işleyişi son bir yılda ABD’de çok sayıda hukuki ihtilafa da yol açtı.

Nevada, Washington, Michigan, Wisconsin, Illinois, Arizona, Connecticut ve New York gibi eyaletlerin yönetimleri, bu platformlardaki bahisleri kumar kapsamında değerlendirerek kripto platformlarına ve CFTC’ye karşı hukuki süreçler yürütüyor.

Google çalışanı gizli verileri Polymarket bahislerinde kullanmakla suçlanıyor

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, Altın Kubbe füze savunma sistemini ilk kez test etti

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, “Amerika için Altın Kubbe” programı kapsamındaki ilk anahtar testin başarıyla tamamlandığını ve sistemin insansız hava araçları ile seyir füzelerini başarıyla imha ettiğini duyurdu. Hegseth, projenin eski ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu gerçeğe dönüştürdüğünü iddia etti.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Amerika için Altın Kubbe” programı kapsamındaki ilk anahtar testin başarıyla tamamlandığını bildirdi.

Hegseth, teste bizzat tanıklık etme onuruna eriştiğini kaydetti.

Test sürecinde ileri yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin kullanıldığını aktaran Hegseth, sistemin insansız hava araçları ve seyir füzeleri de dahil olmak üzere yaklaşan hedefleri otonom olarak tespit edip imha ettiğini belirtti.

Bakan Hegseth, tüm hedeflerin vurulduğunu ve testin tamamen planlanan takvime uygun şekilde gerçekleştirildiğini ifade etti.

Askerlerin yeni nesil teknolojilerle entegrasyon sürecini yerinde incelediğini belirten ABD Savaş Bakanı, “Başkan Donald Trump, Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu gerçeğe dönüştürüyor. Altın Kubbe ile savunma bakanlığımız vatanımızı her zamankinden daha güçlü şekilde koruyacak. Altın Kubbe gerçektir, güçlüdür ve planlandığı gibi ilerlemektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Trump’ın Altın Kubbe projesinin maliyeti 1,2 trilyon dolar

Altın Kubbe (Golden Dome), Amerika ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler dahil olmak üzere her türlü füze tehdidine karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir füze savunma sistemi.

Nükleer silahları, seyir füzelerini, balistik ve hipersonik füzeler ile insansız hava araçlarını engellemek üzere tasarlanan proje, yaklaşan tehditleri tespit etmek, izlemek ve önlemek amacıyla kurulacak bir uydu ağına dayanıyor.

Bu savunma kalkanının, tespit ve takip işlemleri için yüzlerce uydudan oluşması öngörülüyor.

ABD Başkanı Donald Trump, küresel füze savunma sisteminin kurulmasına ilişkin başkanlık kararnamesini Ocak 2025’te imzalamıştı.

Rusya ve Çin ise projeyi küresel istikrara yönelik bir tehdit olarak nitelendirmişti.

İngiliz The Guardian gazetesinin daha önce yayımladığı haberde, Trump’ın iddialarının aksine, yeni füze savunma sisteminin ikinci başkanlık döneminin sona ereceği 2028 yılına kadar tamamen hazır olamayacağı belirtilmişti.

Sistemin tek bir aşamada değil, kademeli olarak devreye alınacağı; Pentagon’un ilk aşamada veri sistemlerinin entegrasyonuna odaklanacağı, ardından ise uzay konuşlu silahların geliştirilmesi üzerinde çalışacağı aktarılmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de 6,5 milyar dolarlık sağlık dolandırıcılığı davası

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanlığı, Trump yönetiminin dolandırıcılıkla mücadele politikası kapsamında, toplamda 6,5 milyar doları aşan sahte faturalandırma iddialarıyla ilgili olarak 450’den fazla şüpheliye dava açıldığını duyurdu. Operasyon kapsamında aralarında çok sayıda tıp uzmanının da bulunduğu sanıklar gereksiz tedaviler uygulamak, rüşvet ağları kurmak ve usulsüz kazançlarla lüks yaşam sürmekle suçlanıyor.

ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), Trump yönetiminin dolandırıcılığı önleme konusundaki kararlılığı çerçevesinde, toplamda 6,5 milyar doları aşan sahte fatura iddialarıyla ilgili olarak 450’den fazla şüpheliye dava açıldığını duyurdu.

Yetkililer, bu girişimin sağlık sektöründeki dolandırıcılık operasyonları tarihinde dava konusu edilen en büyük ikinci meblağ olduğunu belirtti.

Açılan davalarda, aralarında yara bakımı, palyatif bakım (hospis), yetişkin gündüz bakımevleri ve opioid dağıtımı gibi alanlarda faaliyet gösteren 90 tıp uzmanı çeşitli dolandırıcılık yöntemleriyle suçlanıyor.

Adalet Bakanlığının yıllık sağlık dolandırıcılığıyla mücadele çalışmaları kapsamında yürütülen bu operasyon, kurum tarihinin en büyük Medicaid dolandırıcılığı davası olarak da kayıtlara geçti.

Bu çerçevede 295 sanık hakkında, Medicaid programını 518 milyon dolardan fazla sahte faturayla zarara uğrattıkları gerekçesiyle işlem yapıldı.

Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. Adalet Bakanlığında düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu dosyalardaki iddialar son derece endişe verici. Bazı sanıkların tıbbi açıdan gereksiz testler istediği, bazılarının ise hastaların ihtiyaç duymadığı ürünleri reçete ettiği iddia ediliyor. Bazılarının sadece kendi gelirlerini artırmak için opioid bağımlılığını körüklediği ileri sürülüyor. Belirli vakalarda ise hastaların, kendilerini sadece birer fatura fırsatı olarak gören sağlık çalışanlarından gerçek bir tedavi aldıklarına inanarak hayatlarını kaybettikleri iddia ediliyor” ifadelerini kullandı.

Yetkililer, eyaletlerden bu süreçte benzeri görülmemiş bir işbirliği desteği aldıklarını bildirdi.

Adalet Bakanlığının bugüne kadarki en büyük koordineli dolandırıcılıkla mücadele çalışması olarak nitelendirdiği operasyon kapsamında, ABD’nin 45 eyaleti ve idari bölgesindeki 56 federal bölgede davalar açıldı.

Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu sadece başlangıç. Dolandırıcılar artık Amerikan vergi mükelleflerini soyamayacak. Amerikalılara zarar vermeye veya onları dolandırmaya çalışan her kim olursa olsun, sizi bulacağız, mal varlıklarınıza el koyacağız ve yasaların izin verdiği en geniş sınırda yargılayacağız” dedi.

Yürütülen soruşturmalar kapsamında, aralarında bir şirket yöneticisi ve sekiz tıp uzmanının da bulunduğu 11 sanık hakkında, deri grefti (allograft) uygulamalarında milyarlarca dolarlık sahte fatura düzenledikleri iddiasıyla altı farklı bölgede dava açıldı.

Bu kapsamda Arizona’da bir şirket yöneticisi, şirkete ve uygulamayı yapan sağlık çalışanlarına haksız kazanç sağlayan yasa dışı bir rüşvet şeması yürütmekle suçlanıyor.

Adalet Bakanlığının aktardığı bilgilere göre, söz konusu şirket doku nakli malzemelerini kendisi üretmek yerine doku bankalarından temin edip üzerlerine yeni etiketler yapıştırarak, santimetrekaresi 1450 dolara varan fiyatlarla, yani yüzde 2000 oranında fahiş bir kâr marjıyla satışa sundu.

Sanığın bu tutarın yaklaşık yüzde 40’ını yasa dışı komisyon olarak ödediği, böylece pazarlamacıların ve sağlık çalışanlarının santimetrekare başına yaklaşık 500 ila 600 doları usulsüz şekilde cebe indirmelerine olanak sağladığı iddia ediliyor.

Adalet Bakanlığından yapılan açıklamada, “Bu kazançlı rüşvetlerin, sanık ve diğer ortaklarının palyatif bakım hastalarını hedef almasına yol açtığı; deri nakli malzemelerinin hastayı tedavi eden hekimlerle koordine edilmeden, enfeksiyon tedavisi düzgün yapılmadan, bu tedaviye ihtiyaç duymayan yüzeysel yaralara ve yara boyutunu çok aşan bölgelere uygulanmasına neden olduğu iddia edilmektedir” denildi.

Söz konusu sanığın şirketten 24 milyon dolardan fazla ödeme aldığı; bu parayı milyon dolarlık evler, milyon dolarlık hayat sigortası poliçeleri, 135 bin dolar değerinde bir Maserati dahil lüks araçlar ve lüks saatler satın almak için kullandığı belirtiliyor.

Teksas Güney Bölgesi’nde ise bir uzman, deri grefti uygulamalarında Medicare sistemine hasta başına ortalama 1 milyon dolardan fazla sahte fatura kesmekle suçlandı.

Hükümet kaynakları, sanığın dolandırıcılıktan elde ettiği gelirle yaklaşık 600 bin dolar değerinde bir Ferrari, 865 bin dolarlık bir Bulgari kolye ve Hawaii’de milyon dolarlık bir malikane satın aldığını aktardı.

Sanığın ayrıca Filipinler’de 4,6 milyon dolarlık bir plaj tesisi inşaatını finanse ettiği iddia ediliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English