Bizi Takip Edin

Amerika

Anket: Amerikalıların demokrasiye olan inancı zayıflıyor

Yayınlanma

AP-NORC tarafından yapılan yeni anket, ABD’nin 250. kuruluş yıl dönümü öncesinde Amerikalıların demokrasiyi ulusal kimliğin merkezi bir unsuru olarak görme eğiliminin azaldığını ortaya koydu. Araştırma, demokratik bir hükümetin ülke kimliği için taşıdığı öneme dair halk nezdindeki algının son beş yılda belirgin şekilde gerilediğini gösteriyor.

The Associated Press-NORC Center for Public Affairs Research (AP-NORC) tarafından yapılan yeni ankete göre, ABD’nin 250. kuruluş yıl dönümü yaklaşırken demokrasinin ülke kimliği için merkezi bir öneme sahip olduğunu söyleyen Amerikalıların sayısı azalıyor.

Söz konusu ankete katılanların yüzde 66’sı, “ulus olarak ABD kimliği” söz konusu olduğunda “demokratik yollarla seçilmiş bir hükümetin” ya “son derece önemli” ya da “çok önemli” olduğunu ifade etti.

Verilere göre, katılımcıların yüzde 20’si demokratik yollarla seçilmiş bir hükümetin ülke kimliği açısından “biraz önemli” olduğunu belirtti. Yüzde 13’lük bir kesim ise demokratik bir hükümetin ABD kimliğiyle ilişkili olarak “hiç önemli değil” veya “pek önemli değil” olduğu yönünde görüş bildirdi. Katılımcıların yüzde 1’i ise soruyu yanıtlamayı reddetti veya cevapsız bıraktı.

İki yıl önce yapılan çalışmada, katılımcıların yüzde 76’sı demokratik yollarla seçilmiş bir hükümeti ülke kimliği için son derece veya çok önemli olarak görüyordu.

Bu veriler, 2024 ile 2026 yılları arasında 10 puanlık bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. 2021 yılında ise katılımcıların yüzde 80’i demokratik yollarla seçilmiş bir hükümet hakkında aynı görüşü paylaşıyordu.

Ülkenin dünyadaki konumuna dair algı zayıflıyor

Anket ayrıca katılımcıların ülkelerine yönelik genel bakış açılarında da bir gerileme olduğunu kaydetti. Ankete katılanların yüzde 44’ü ABD’yi “diğer bazı ülkelerle birlikte dünyanın en büyük ülkelerinden biri” olarak tanımladı. 2024 yılında yapılan araştırmada katılımcıların yüzde 51’i ülkeleri hakkında aynı değerlendirmede bulunmuştu.

AP-NORC anketi, birçok Amerikalının demokrasi ve özgürlük gibi değerleri kutlamasının beklendiği 4 Temmuz’daki 250. yıl dönümü törenlerinden kısa bir süre önce yayımlandı.

Quinnipiac Üniversitesi tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen bir başka anket de Amerikalıların yarısından fazlasının, ülkelerindeki demokrasi sisteminin düzgün çalışmadığını düşündüğünü ortaya koymuştu.

AP-NORC anketi, 16-20 Nisan tarihleri arasında 2 bin 596 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırmanın örneklem hata payı artı veya eksi 2,6 yüzde puan olarak bildirildi.

Amerika

Mahkeme Trump’ın 100 bin dolarlık vize harcını iptal etti

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Donald Trump yönetiminin yüksek nitelikli yabancı işçiler için zorunlu kıldığı 100 bin dolarlık H-1B vize harcını, başkanın yetki sınırlarını aştığı gerekçesiyle iptal etti. Kararda, bu devasa artışın bir cezadan ziyade vergi niteliği taşıdığı ve Kongre onayı olmadan uygulanamayacağı vurgulandı.

ABD federal mahkemesi, Donald Trump tarafından yüksek nitelikli yabancı işçilere yönelik H-1B çalışma vizesi başvuruları için getirilen 100 bin dolarlık harç artışını, başkanın bu konuda yetkisi olmadığına hükmederek iptal etti.

8 Haziran’da bir federal yargıç tarafından yayımlanan kararda, Trump’ın H-1B vizesine yeni başvuran yabancı çalışanlardan talep ettiği 100 bin dolarlık harcın geçersiz kılınmasına hükmedildi.

Mahkeme, söz konusu meblağın fiilen bir vergi niteliği taşıdığına ve bu tür bir mali yükümlülüğün Kongre onayı olmaksızın yürürlüğe konulamayacağına karar verdi.

Boston’daki federal bölge mahkemesinde görülen dava, Demokrat Parti mensubu başsavcıların temsil ettiği 20 eyalet tarafından açıldı.

Eyaletler, Trump yönetiminin Eylül 2025’te ilan ettiği ve H-1B vize işlemlerinin maliyetini sert bir şekilde artıran düzenlemeye ortaklaşa itiraz etmişti.

Eski Başkan Barack Obama tarafından atanan Yargıç Leo Sorokin kararında, bu tutarın bir ceza değil, bir “vergi” olduğunu belirtti. Beyaz Saray’ın Kongre’nin izni olmadan böyle bir harç getirme yetkisine sahip olmadığını vurgulayan Sorokin; ne Dışişleri Bakanlığı’nın ne de ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (USCIS) birimi olan Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisi’nin böyle bir tedbiri uygulama yetkisinin bulunmadığını kaydetti.

Mahkeme harcı vergi olarak nitelendirdi

Politikanın destekçileri ise harcın yasal olduğunu ve göçmenlik yasaları çerçevesinde başkanın, “ABD çıkarlarına zarar verdiği” düşünülen belirli yabancı grupların girişini sınırlamak için mali yaptırım uygulama hakkına sahip olduğunu savundu.

Ancak Yargıç Sorokin, Yüksek Mahkeme’nin Şubat ayında verdiği bir karara atıfta bulundu. Söz konusu kararda, Trump’ın ulusal acil durum yasasına dayanarak yürürlüğe koyduğu geniş kapsamlı ticaret harçları iptal edilmişti.

Sorokin, bu hukuki mantık uyarınca benzer yetkilerin göçmenlik harçları alanında başkan için geçerli olmadığını ifade etti.

Beyaz Saray Sözcüsü Taylor Rogers yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin Sorokin’in kararına karşı yapılacak itiraz sürecinin başarıyla sonuçlanacağına inandığını bildirdi.

Vize başvurularında keskin düşüş kaydedildi

H-1B programı, yüksek nitelikli yabancı çalışanlar için yıllık 65 bin ve yüksek lisans veya üzeri dereceye sahip olanlar için ek 20 bin vize kontenjanı öngörüyor.

Genellikle 3 ile 6 yıl süreliğine verilen bu vizelere özellikle teknoloji şirketleri büyük ölçüde bağımlı durumda bulunuyor.

Düzenlemeden önce işverenlerin H-1B işlemleri için ödediği tutar koşullara göre yaklaşık 2 bin ile 5 bin dolar arasında değişiyordu. Trump yönetimi geçen yılın eylül ayında bu tutarı 100 bin dolara yükseltmişti.

Mahkemeye sunulan belgelere göre harç artışı, başvuru sayısında belirgin bir düşüşe yol açtı. Hükümetin mart ayında sunduğu veriler, 15 Şubat tarihine kadar USCIS’e 100 bin dolarlık ödemenin yapıldığı yalnızca 85 başvurunun ulaştığını gösterdi.

Ayrıca yönetimin başvuru sahiplerinin verilerini incelemeyi sıkılaştırdığı ve daha yüksek nitelikli ve maaşlı çalışanlara öncelik veren yeni bir sistem önerdiği bildirildi. Bu değişikliklerin, yeni kuralların uygulanmasına karşı en az üç ayrı davaya daha konu olduğu aktarıldı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump, NBA finallerinde yuhalandı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, New York’taki Madison Square Garden’da yapılan NBA finallerinin üçüncü maçında ulusal marş sırasında yuhalandı.

Trump, New York Knicks ile San Antonio Spurs arasındaki maça dostu, bağışçısı ve New York Knicks’in sahibi James Dolan tarafından davet edilmişti.

Maç öncesinde ulusal marş söylenirken dev ekranda Trump’ın görüntüsü gösterilince salonun dört bir yanından yuhalama ve ıslık sesleri yükseldi.

Başkanın görüntüsü sekiz saniyeden biraz fazla bir süre ekranda kaldı ve bu süre boyunca yüzünde bir gülümsemeyle selam duruşunu sürdürdü.

Birkaç saniye sonra, video ekranında sıraya dizilmiş Knicks oyuncularının görüntüsü gösterildi ve yuhalamalar alkışlara dönüştü.

Başkan ise yuhalanmalardan etkilenmemiş göründü. Maçtan sonra Washington’a dönmek üzere Air Force One’a binmeden önce gazetecilere, “Sanırım çoğunlukla tezahürat vardı. Ses çok yüksekti ve ortam son derece coşkulu idi,” dedi.

Maçı merkez sahanın üzerindeki sahibi locasından izlerken, Gizli Servis görevlileri her iki yanındaki süitleri de işgal etmişti.

Locada ayrıca Dolan, İçişleri Bakanı Doug Burgum, Ulaştırma Bakanı Sean Duffy ve Trump’ın torunu Kai de bulunuyordu.

Trump’ın ziyareti nedeniyle güvenlik önlemleri en yüksek seviyeye çıkarılırken, bir New York klasiği olan Garden’ın dışındaki “maç izleme partisi” de iptal edildi.

Maçın başlamasına saatler kala, taraftarlar Madison Square Garden çevresinde artırılmış güvenlik önlemleriyle karşılaştı.

Arena, 3 metrelik bir çitle çevrilmişti; bilet sahiplerine en az iki saat önceden gelmeleri tavsiye edildi ve çanta sokmama konusunda katı bir politika uygulandı.

Öğle saatlerinde, onlarca taraftar takım mağazasına girmek için Gizli Servis ajanlarının görev yaptığı metal dedektörlerden geçmek üzere sıraya girmişti.

Saat 16.00 civarında yetkililer, stadyum çevresindeki birkaç bloğu kapatarak NYPD Komiseri Jessica Tisch’in “kapatılmış bölge” olarak tanımladığı bir alan oluşturdu.

Kısıtlamalar, Batı 30. ve Batı 35. Caddeler ile Altıncı ve Sekizinci Bulvarlar arasındaki bölgeyi kapsıyordu; polis kontrol noktaları, erişimi bilet sahipleri, tren yolcuları, yetki belgesi olan personel ve giriş için geçerli bir nedeni olan diğer kişilerle sınırlandırdı.

San Antonio Spurs’un yıldız oyuncularından De’Aaron Fox, pazartesi sabahı erken saatlerde Madison Square Garden’a vardıktan sonra saha kenarından basın mensuplarına oyuncuların yaşadıklarını anlattı.

Fox, salona girişin “TSA [Ulaştırma Güvenlik İdaresi] tarafından güvenlik kontrolünden geçmek gibi” olduğunu söyledi.

Fox Trump’ın maçı izlemesini eleştirerek şöyle devam etti:

“Başkanın burada olması, diğer herkes için rahatsızlık yaratıyor. Güvenlik önlemleri açıkça daha sıkı. Eşyalarımızı erken göndermek zorundayız, otobüslerimiz de biraz daha erken geliyor sanırım. … Ne kadar az eşya getirirseniz o kadar iyi. Açıkçası, TSA’da olduğu gibi güvenlik kontrolünden geçiyoruz. Maç yapacak olanlar için biraz rahatsız edici. Ne yaparsınız, durum bu.”

Trump’ın katılımı, şehrin en önde gelen iki siyasi figürünü de aynı çatı altında bir araya getirdi. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani de etkinlikte yer aldı. Mamdani, günün erken saatlerinde gazetecilere, Madison Square Garden’dan yaklaşık 1.000 dolara sadece ayakta izleme bileti aldığını söyledi.

Pazartesi günü Madison Square Garden’da bulunan diğer tanınmış isimler arasında Knicks taraftarları Spike Lee, Timothée Chalamet, Ben Stiller, Jon Stewart ve Tracy Morgan da vardı.

Amerikan basketbolunun en yaldızlı takımlarından olan New York Knicks, en son yine 1999 yılında yine Spurs ile final oynamıştı.

San Antonio’daki maçları kazanarak 2-0 öne geçen Knicks, evindeki ilk maçı kaybetti.

Öte yandan Trump’ın yuhalandığı maçtaki bilet fiyatları görülmedik seviyelerdeydi. Pazartesi gecesi Garden’da oynanan 3. maçtaki en ucuz koltuklar yaklaşık 8.800 dolara satılıyordu.

Seri 3-0’a değil, 2-1’e geldiği için Garden’da yapılacak 4. maçın bilet fiyatları kısmen düştü. ticketdata.com verilerine göre, son üç gün içinde, Knicks’in 3. maçtaki yenilgisinin ardından en düşük bilet fiyatları 5.535 dolara düştü.

Okumaya Devam Et

Amerika

‘Demokratik sosyalist’ Lewis-George Washington belediye yarışında farkı açtı

Yayınlanma

Washington D.C. belediye başkanlığı seçimi için yapılan yeni ankette, demokratik sosyalist Belediye Meclis Üyesi Janeese Lewis-George, rakibi Kenyan McDuffie’nin 11 puan önünde yer alıyor. Mevcut Belediye Başkanı Muriel Bowser’ın aday olmadığı yarışta, Lewis-George’un konut maliyeti ve dürüstlük gibi başlıklarda güçlü destek aldığı görülüyor.

ABD’nin başkentinde yaşayan seçmenlerin, son anket verilerine göre yeni belediye başkanı olarak demokratik sosyalist kimliğiyle tanınan Belediye Meclis Üyesi Janeese Lewis-George’a yöneldiği görülüyor.

Altı yıldır belediye meclis üyeliği görevini yürüten Lewis-George, Washington Post-Schar School tarafından yapılan ankette, eski Belediye Meclisi Üyesi Kenyan McDuffie’nin çift haneli farkla önünde yer alıyor.

Anket sonuçlarına göre Lewis-George, muhtemel seçmenler arasında yüzde 36 oranında destek bulurken, Demokrat rakibi McDuffie yüzde 25 seviyesinde kalıyor.

Her iki aday da mesleki olarak avukatlık geçmişine sahip olmalarının yanı sıra Washington doğumlu, Howard Üniversitesi mezunu ve yerel topluluklarla güçlü bağları bulunan isimler olarak dikkat çekiyor.

Mevcut Belediye Başkanı Muriel Bowser, eski Başkan Donald Trump ile yaşadığı bir dizi kamuoyu önündeki gerginliğin ardından yeniden aday olmama kararı almıştı.

Bowser, kendi yerine gelecek ismi belirleyecek olan yarışta henüz herhangi bir adayı desteklediğini açıklamadı.

Lewis-George ve McDuffie’nin liderlik ettiği geniş aday yelpazesinde ayrıca Vincent B. Orange, Gary Goodweather, Rini Sampath, Ernest Johnson ve Hope Solomon da yer alıyor. Ancak Post-Schar anketi, muhtemel seçmenlerin yüzde 5’inden daha azının bu beş ismi ilk tercihi olarak sıraladığını ortaya koydu.

Sol siyasette yeni akım: ‘Z kuşağı sosyalizmi’ yükseliyor

Seçmen desteği şehre dair temel konularda bölünüyor

Anket verilerine göre Lewis-George ve McDuffie arasındaki seçmen desteği, şehri ilgilendiren temel meselelerde belirgin farklılıklar gösteriyor.

Lewis-George, konutun ödenebilirliği konusunda yüzde 44’e karşı yüzde 29 ile McDuffie’nin önünde yer alıyor.

Yaşam maliyeti konusunda Lewis-George yüzde 41, McDuffie ise yüzde 29 destek alırken; devlet okulları meselesinde Lewis-George yüzde 40, McDuffie yüzde 30 seviyesinde bulunuyor.

Buna karşılık McDuffie, ikinci Trump yönetiminin odak noktalarından biri olan suç ve kamu güvenliği konusunda Lewis-George’un 8 puan önünde seyrediyor.

Eski belediye meclis üyesi ayrıca, D.C. ile Beyaz Saray arasındaki ilişkilerde 3 puan, şehrin ekonomisini yönetme becerisinde ise 1 puanlık bir avantaja sahip görünüyor.

Karakter özelliklerine bakıldığında ise anket, Lewis-George’un “dürüstlük” konusunda 20 puanlık bir üstünlük kurduğunu, McDuffie’nin ise “deneyim” başlığında 9 puan önde olduğunu gösteriyor.

Başkent sakinleri, seçimler için oylarını gelecek hafta kullanacak. Bu seçim aynı zamanda şehirde ilk kez sıralı tercihli oylama sisteminin uygulanacağı oylama olacak.

27 Mayıs ile 1 Haziran tarihleri arasında 836 muhtemel Demokrat ön seçim seçmeniyle gerçekleştirilen Washington Post-Schar School anketinin hata payı artı veya eksi 3,7 puan olarak açıklandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English