Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa savunma sanayisi hisselerinde düşüş başladı

Yayınlanma

Financial Times gazetesi, Avrupalı silah üreticilerinin hisselerinin yıllar süren büyümenin ardından değer kaybetmeye başladığını bildirdi. Yatırımcıların Avrupa Birliği ülkelerinin askeri harcamaları hızla artırma kabiliyetinden şüphe duyması, sektör endeksini yüzde 15’ten fazla geriletti.

Avrupa merkezli silah üreticilerinin hisseleri, yıllar süren yükseliş eğiliminin ardından değer kaybetmeye başladı.

Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre yatırımcılar, Avrupa ülkelerinin askeri harcamalarda öngörülen büyük ölçekli artışları finanse etmek için hızlı kaynak bulamayacağından endişe ediyor.

Yıl başından bu yana, Avrupa’nın en büyük savunma şirketlerini içeren Stoxx Europe Targeted Defence endeksi yüzde 15’ten fazla geriledi. Bu süreçte BAE Systems, Rolls-Royce, Thales, Leonardo ve Rheinmetall gibi önde gelen firmaların hisseleri baskı altında kaldı.

Ukrayna’daki askeri operasyonun başlamasının ardından, hükümetlerin aktif olarak silah satın alacağı ve savunma bütçelerini artıracağı beklentisiyle savunma sanayisi hisseleri hızla yükselmişti. Ancak gelinen noktada yatırımcılar, bu planların tam kapsamıyla hayata geçirilebileceğinden şüphe duyuyor.

Nitekim bazı devletler savunma programlarını uygulamada şimdiden zorluklarla karşılaştı. Almanya, Fransa ile ortak yürüttüğü yaklaşık 100 milyar euro değerindeki savaş uçağı projesinden çekilme kararı alırken, Çekya Başbakanı Andrej Babiš de ülkesinin mevcut yüzde 2’lik NATO savunma harcaması hedefine dahi ulaşamayabileceğini ifade etti.

Analistler, yatırımcıların yalnızca bütçe artırım vaatlerini değil, şirketlerin gerçek sözleşmelerini, siparişlerini ve kâr artışlarını görmek istediğini belirtiyor.

Hisselerdeki düşüşün bir diğer nedeni ise savaş yöntemlerindeki değişim oldu. Yatırımcılar; tanklar ve diğer ağır askeri araçlar yerine giderek daha fazla insansız hava araçları (İHA), füzeler ve askeri teknolojiler üreten şirketlere yöneliyor.

Bu eğilimin bir sonucu olarak, Fransız İHA üreticisi Parrot’nun hisseleri yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 36, askeri bilişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren İsveçli MilDef firmasının hisseleri ise yaklaşık yüzde 60 değer kazandı.

Savunma hisselerindeki düşüş geçmiş dönemlerde de görüldü

Avrupa savunma şirketlerinin hisseleri, geçen yılın ağustos ayında ABD, Ukrayna ve AB liderlerinin Beyaz Saray’da yaptığı görüşmenin ardından da sert bir düşüş yaşamıştı.

Kasım ayında ise Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin, çatışmanın sonlandırılmasına yönelik ABD planı üzerinde çalışmaya hazır olduğunu belirtmesiyle hisseler, ağustos sonundan bu yana en düşük seviyesine gerilemişti.

Bu dönemde havacılık, uzay ve savunma sanayisi hisseleri endeksi yüzde 3,3 düşüş kaydederek, yüzde 1 değer kaybeden genel Stoxx endeksinden daha kötü bir performans sergilemiş ve en büyük kayıpları Alman şirketleri yaşamıştı.

Bir diğer sert düşüş ise bu yılın nisan ayında, ABD’nin İran’a yönelik düzenlediği saldırıların ardından gerçekleşti. Devam eden çatışmalara rağmen, üretimdeki gecikmeler ve askeri bütçelerle ilgili belirsizlikler yatırımcıları tedirgin etmeye başladı.

Avrupa Komisyonu savunma bütçesini artırmaya hazırlanıyor

Buna karşın, nisan ayında Avrupa Komisyonu, Avrupa’nın temel savunma kabiliyetlerini destekleyen 57 savunma projesine 1,07 milyar euro yatırım yapacağını duyurmuştu.

Bu kaynağın 675 milyon eurosu savunma yeteneklerini geliştirmeye yönelik 32 girişime, 332 mlyon eurosu ise 25 araştırma projesine ayrıldı.

Avrupa Komisyonu, söz konusu yatırımların AB’nin 2030 yılına kadar olan savunmaya hazırlık yol haritasındaki hedefleri destekleyeceğini ve dört temel öncü girişime kritik finansman sağlayacağını bildirdi.

Aynı dönemde Avrupa Komisyonu’nun, 2028-2034 yıllarını kapsayan yeni yedi yıllık bütçede savunma harcamalarını en az 131 milyar euroya çıkaracağı bilgisi paylaşıldı.

AB’nin Savunma ve Uzaydan Sorumlu Komiseri Andrius Kubilius, bu tutarın revize edilemez bir “mutlak minimum” olduğunu kaydetti.

Avrupa

Sol Parti’de “çete lideri” krizi

Yayınlanma

Berlin’de eyalet seçimlerini birinci sırada bitiren Sol Parti, zafer partisine katılan isimler nedeniyle kriz yaşıyor.

Partinin Federal Meclis üyesi Ferat Koçak, suç dünyasıyla olan bağlantılarına yönelik eleştirilerin ardından parlamento görevlerinden ayrılıyor.

Partinin meclisteki grup başkanı Sören Pellmann, “Ferat Koçak, tam şeffaflık sağlanana kadar bir sonraki duyuruya kadar geri çekileceğini bize bildirdi. Gelişmeleri bekleyip göreceğiz,” dedi.

Pellmann, Koçak’ın bir sonraki duyuruya kadar Federal Meclis İçişleri Komisyonu toplantılarına da katılmayacağını söyledi. Koçak ayrıca şimdilik kamuoyu önüne çıkmaktan da kaçınacak.

Pellmann, olası diğer sonuçların “daha sonra birbirimizle dayanışma içinde” tartışılacağını belirtti.

Koçak, organize suçla ilişkilendirilen Remmo aşiretinin bir üyesiyle yazışmaları nedeniyle eleştirilere maruz kaldı.

Söz konusu olay, özellikle Koçak ile aile reisi Issa Remmo’nun oğlu Firas Remmo arasındaki mesajlaşmayı içeriyor.

Berlin’de Sol Parti, Mecklenburg-Vorpommern’de AfD kazandı

Koçak, “birçok kişiyle” mesajlaştığı için muhatabının kim olduğunu bilmediğini iddia etti. Issa Remmo’ya gönderdiği selamları ise “nezaket” olarak nitelendirdi.

Aynı zamanda Sol Partili milletvekili, “organize suçla bağlantılı” kişilerle temas kurmanın “hiçbir şekilde haklı gösterilemeyeceğini” belirtti.

Koçak’a yöneltilen suçlamalar, Issa Remmo’nun Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinin yapıldığı akşam Berlin’in Neukölln semtinde düzenlenen Sol Parti’nin seçim partisine katılmış olması nedeniyle daha da ağırlaştı.

Sol Parti, Remmo’nun davet edilmediğini ve dışarı çıkarıldığını belirterek olaydan uzak durdu.

Bunun üzerine diğer partiler, Koçak’ın Bundestag’daki Sol Parti milletvekili grubundan ihraç edilmesini talep etti.

Koçak daha önce, şüpheleri gidermek ve ekibiyle istişare ederek iletişim yöntemlerini gözden geçirmek için zaman ayırmak istediğini açıklamıştı.

AfD lideri Weidel: Sol Parti zenginleri vuracak

Bu durum, kendi partisi içinde de eleştirilere yol açtı. Örneğin, uzun süredir Federal Meclis üyesi olan ve parlamentonun eski başkan yardımcısı Petra Pau, X’te yaptığı açıklamada, “Şu anda ‘zaman ayırmak’ aslında ne anlama geliyor? Artık sorumluluk alın,” dedi ve bu durumda, “artık saflığa inanamayacağını” söyledi.

Sol Parti’nin federal genel sekreteri Janis Ehling ise şöyle konuştu:

“Bu durumda olduğu gibi, bağlantılarla ilgili en ufak bir izlenim bile partimizin itibarına zarar veriyor.” 

Fakat Pau’nun aksine, Ehling, Koçak’ın iddialara yanıt vermek için zaman ayırmayı planladığını duyurmasını övdü.

Yeşiller’in milletvekili grubu başkanı Katharina Dröge de Sol Parti’nin milletvekili grubuna Koçak’ı ihraç etmeleri için çağrıda bulunmuştu.

Dröge, Sol Parti’ye “Bay Koçak’ın Sol Parti milletvekili grubunun bir parçası olmaması” yönünde tavsiyede bulunacağını söyledi.

Aynı zamanda Dröge, Koçak’a yönelik eleştirileri, partisinin Sol Parti’nin kendi saflarındaki “antisemitizmle mücadele” konusunda yeterince çaba göstermediğine dair suçlamalarıyla ilişkilendirdi.

Remmo’nun da katıldığı Neukölln seçim partisine İsrail karşıtı aktivist İbrahim İbrahim de katıldı.

Sol Parti’den “antisemitizm” suçlamalarına tepki

Fotoğraflarda Koçak, Alman devletinin “terör örgütü” olarak sınıflandırdığı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) mensubu olduğu öne sürülen İbrahim ile görülüyor.

Dröge, Koçak’ın “terörizmi yücelten, İsrail Devleti’nin varlığını sorgulayan ve “antisemitik olaylarla” tanınan kişilere yakınlığı nedeniyle” defalarca dikkat çektiğini söyledi.

Ondan önce, Yeşiller’den birkaç önde gelen siyasetçi, Sol Parti’nin “antisemitik” görüşlere sahip parti üyelerini ihraç etmesini talep etmişti.

Bu talepte bulunanlar arasında Yeşiller’in Avrupa işlerinden sorumlu politikacısı Sergey Lagodinsky ve Federal Meclis Başkan Yardımcısı Omid Nouripour da yer alıyordu.

Baden-Württemberg Eyalet Başbakanı Cem Özdemir (Yeşiller) ise Sol Parti “antisemitizmden” kesin bir şekilde uzaklaşmadığı sürece kendi partisini bu parti ile koalisyon kurmaması konusunda uyardı.

Bu mesele, iki eyalette eyalet hükümetlerinin kurulmasını zorlaştıracak gibi görünüyor: Hem Mecklenburg-Batı Pomeranya’da hem de Berlin’de yapılan eyalet seçimlerinin ardından Yeşiller, SPD ve Sol Parti arasında görüşmeler sürüyor.

Mecklenburg-Batı Pomeranya’da hedef SPD liderliğindeki, Berlin’de ise hedef Sol liderliğindeki bir koalisyon.

Sol Parti, tabanındaki Filistin yanlısı aktivistlerin “antisemitizme ya da İsrail’e karşı nefrete” kaydığı yönündeki suçlamaları reddetti.

Sol Parti’nin baş adayı Elif Eralp, “Şiddet ve terörizmi kutlamak kesinlikle kabul edilemez. Yahudilerin –tıpkı Müslümanlar, queer bireyler ve şehrimizdeki herkes gibi– kendilerini güvende hissedebilmelerini sağlamak için elimden gelen her şeyi yapacağım,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Kallas, Kızıldeniz görevi için daha fazla savaş gemisi istedi

Yayınlanma

Kaja Kallas, AB’nin Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını korumaya yönelik deniz misyonunun genişletilmesini istedi.

Gemilerinin sayısını 10’un üzerine çıkarmak zorunda kalacağını belirten AB dış politika şefi, pazartesi günü yaptığı açıklamada, şu anda bölgede o kadar çok gemi bulunmadığını da ekledi.

AB’nin Aspides misyonu, deniz taşımacılığını Yemen direnişinin misillemelerinden korumak amacıyla 2024 yılında başlatılmıştı.

Diplomatlar, şu anda altı savaş gemisinin görev yaptığını belirtiyorlar.

Kallas, Birleşmiş Milletler’de düzenlenen dünya liderlerinin yıllık toplantısının kenarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Aspides uygulamaya konulduğunda, en az 10 gemiye ihtiyaç olduğu belirtilmişti. Bence şu anda durum daha da ciddi,” dedi.

Ensarullah (Husiler) milisleri son haftalarda Kızıldeniz kıyılarında hızlı ilerlemeler kaydetti.

Bu durum, ABD-İran savaşı nedeniyle trafiğin zaten azaldığı Hürmüz Boğazı’nı da içeren bölgedeki güzergâhları daha da karmaşık hale getirdi.

Aspides misyonunun kilit ülkelerinden biri olan İtalya, geçen perşembe günü kendi gemileri için bölgede bir deniz misyonu hazırladığını duyurdu ve AB’nin yeni krize yanıt vermesini bekleyemeyeceğini belirtti.

Kallas, Husi saldırılarının Avrupa’nın çıkarlarını etkilediğini ve küresel ekonomiye yansıdığını belirtti:

“AB’nin Aspides operasyonu, bölgedeki güvenliğe ve küresel deniz taşımacılığına hayati bir katkı sağlıyor; fakat operasyona, bölgedeki artan tehdit düzeyiyle başa çıkabilmek için daha fazla deniz ve hava gücü gerekiyor.”

Kallas, 19 Eylül’de AB’nin 27 üye ülkesine bir mektup göndererek katkılarınızı artırmalarını istedi.

Mektupta, konunun yaklaşan savunma ve dışişleri bakanları toplantılarında ele alınacağını belirtti ve şunları söyledi:

“Şu anda da gelişmeye devam eden bu durum, tedarik zincirlerimize yansımalarıyla Avrupa’nın çıkarlarını şimdiden etkiliyor ve zaten artan yakıt fiyatlarından darbe almış ekonomilerimizi destekleme kabiliyetimizi de olumsuz etkileyebilir. Şu an için Husiler yalnızca Suudi Arabistan’la bağlantılı hedefleri vuracaklarını belirtse de, Boğaz’dan geçen gemilere yönelik eylemleri konusunda belirsizlik var. Her halükarda, artık deniz taşımacılığına zarar verme potansiyeli açısından daha avantajlı bir konumdalar.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

AfD lideri Weidel: Sol Parti zenginleri vuracak

Yayınlanma

Almanya için Alternatif (AfD) lideri Alice Weidel, Die Linke’nin (Sol Parti) “zenginleri vuracağını, kapitalistleri mülksüzleştireceğini” öne sürdü.

Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya’da seçimlerin yapıldığı pazar günü ZDF televizyonunda canlı yayına katılan AfD lideri, Berlin seçimleriyle ilgili konuştu.

Weidel, Sol Parti’nin Berlin’de “CDU’nun ‘güvenlik duvarı’ politikası yüzünden en güçlü unsur haline geldiğini” savundu.

Daha sonra Weidel, Sol Parti’nin “mülksüzleştirmeyi, zenginleri vurmayı, kira tavanları yoluyla kapitalistlere baskı uygulamayı, başka bir deyişle planlı sosyalizmin unsurlarını uygulamayı” istediğini ileri sürdü.

ZDF sunucusu Shakuntala Banerjee şaşkın göründü ve bu iddianın yeniden “doğrulanması” gerektiğini açıklayarak, “‘Zenginleri vurmak istiyor’ mu?” diye sordu.

Koçbaşı olarak AfD

Aslında Weidel, 2020’de Sol Parti’nin düzenlediği bir etkinlikte Berlinli üye Sandra L.’nin sözlerine işaret ediyor gibi görünüyor. O dönemde, sözlerinin yer aldığı bir video internette yayıldı.

Olay, Kassel’de düzenlenen bir parti strateji konferansında yaşandı. Tartışma aslında enerji politikası üzerindeyken Sol Partili şöyle dedi: “Enerji dönüşümü, devrimden sonra da gereklidir. Ve zenginlerin yüzde birini vursak bile, yine de evlerimizi ısıtmak isteyeceğiz.”

O sırada orada bulunan Sol Parti’nin o dönemki eşbaşkanı Bernd Riexinger, zorla çalıştırma konusunda bir şaka yaparak, “Sadece şunu eklemek istedim: Onları vurmayız; onları yararlı işler yapmaya zorlarız,” cevabını vermişti.

Daha sonra Sandra L., dpa’ya yaptığı açıklamada sözlerini geri çekmiş ve “Bu, siyasi görüşlerimle tamamen çelişiyor; insanlara yönelik şiddetten tiksiniyorum,” demişti.

Riexinger de daha sonra bu yorumu “hemen ve kesin bir şekilde reddetmediği” için pişmanlığını dile getirmişti.

Sol Parti’nin hiçbir seçim bildirgesinde zenginlerin veya süper zenginlerin “idam edilmesi” çağrısı yer almıyor. Parti, hukukun üstünlüğüne ve “özgür demokratik temel düzene” bağlı olduğunu söylüyor.

Berlin’de Sol Parti, Mecklenburg-Vorpommern’de AfD kazandı

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English