Avrupa
Avrupa’da kış hazırlıkları öncesi doğalgaz depoları alarm veriyor

Avrupa Birliği’nin yaklaşan kış dönemi öncesinde doğalgaz depolama tesislerindeki doluluk oranının, son 15 yılın en düşük seviyesinde kalabileceği öngörülüyor. Sektör analizleri ve küresel tedarik zincirindeki aksamalar, hem sanayi hem de hanehalkı için enerji maliyetlerinin yeniden yükselme ihtimalini artırıyor.
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin, yaklaşan ısıtma sezonuna son 15 yılın en düşük doğalgaz rezervleriyle girme riski taşıdığı belirtiliyor.
Danışmanlık şirketi Wood Mackenzie tarafından hazırlanan ve Financial Times (FT) gazetesinde yer alan rapora göre, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde kış dönemi öncesinde enerji piyasalarında yeni bir fiyat artışı dalgası dalgası yaşanabilir.
Analistler, genellikle nisan ayından ekim ayına kadar devam eden depolama sezonunun sonunda, Avrupa’daki yeraltı doğalgaz depolama tesislerinin ancak yüzde 76 doluluk oranına ulaşabileceğini tahmin ediyor.
Çetin geçen kış şartlarının ardından depolama tesislerindeki doluluk oranını yüzde 28 seviyesinde açan AB ülkeleri, rezervleri normal seviyelere ulaştırmakta güçlük çekiyor.
Avrupa Gaz Altyapısı (Gas Infrastructure Europe – GIE) verilerine göre, şu anki mevcut doluluk oranı yüzde 48,29 düzeyinde bulunuyor.
Haziran ayındaki kritik dolum fırsatı kaçtı
Avrupa enerji sektörü için yeraltı depolama tesislerinin doldurulmasında en yüksek hacimlerin kaydedildiği haziran ayı, bu yıl hedeflenen verimlilikte geçmedi. Sektör yetkilileri, temmuz ve ağustos aylarında mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklar sebebiyle soğutma amaçlı elektrik tüketiminin artacağını, bu durumun depolara gaz aktarılmasını daha da zorlaştıracağını ifade ediyor.
Geçtiğimiz iki sert kış döneminde rezervleri büyük ölçüde tükenen Avrupa’nın, önümüzdeki kışa hazırlanabilmesi için yaklaşık 70 milyar metreküp doğalgaz depolaması gerekiyor.
Ancak haziran ayında depolama hızı artırılamadığı gibi beş yıllık ortalamanın 14,7 yüzde puan gerisine düşüldü. Sadece haziran ayının son haftasında bu açık 0,2 yüzde puan daha genişledi.
Yenilenebilir enerji kaynakları da tedarik dengesindeki açığı kapatmakta yetersiz kalıyor. WindEurope verilerine göre, rüzgar enerjisinin elektrik üretimindeki payı haziran ayında ortalama yüzde 14 seviyesinde seyretti.
Bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 15 olarak kaydedilirken, haziran ayının ikinci yarısından itibaren rüzgardan elde edilen elektrik payı yüzde 9’a kadar geriledi. Bölgede etkili olan ve mevsim normallerinin iki derece üzerinde seyreden sıcak hava dalgası da enerji talebini artıran bir diğer etken olarak öne çıkıyor.
Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı doğalgaz açığının gerisinde çok sayıda küresel jeopolitik gelişme bulunuyor. ABD ile İran arasındaki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatının kesintiye uğraması, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) üretim düşüşleriyle birleşerek küresel arzı daralttı.
Diğer yandan Kiev yönetiminin kararları doğrultusunda, Rus doğalgazının Ukrayna toprakları üzerinden Avrupa’ya taşındığı transit hat tamamen durduruldu. AB, kendi iç tüketiminin yanı sıra Ukrayna’daki tesislere de gaz sağlamak durumunda kalıyor.
Gazprom’un boru hattı gazındaki bu kesintiyi LNG ithalatıyla aşmaya çalışan AB ülkeleri, geçtiğimiz yıl 109 milyon ton (yaklaşık 142 milyar metreküp) LNG satın alarak ithalatını bir önceki yıla göre yüzde 28 artırmıştı.
Ancak haziran ayında LNG ithalatı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yaklaşık yüzde 17 oranında gerileyerek son 10 ayın en düşük seviyesi olan 7,8 milyon tona düştü.
Avrupa pazarındaki arz daralmasını etkileyen bir diğer önemli unsur ise AB’nin Rusya menşeli enerji ürünlerinden tamamen vazgeçme stratejisi olarak görülüyor.
Rusya, halihazırda Avrupa’nın toplam LNG ithalatının yüzde 14’ünü karşılıyor.
AB Konseyi tarafından onaylanan aşamalı ambargo planına göre, Rusya’dan LNG ithalatı 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren tamamen yasaklanacak.
Rus boru hattı gazına yönelik ithalat yasağı ise 30 Eylül 2027 itibarıyla yürürlüğe girecek. Mevcut kontratlar için bir geçiş süreci öngörülürken, üye ülkelere ithal edilen doğalgazın menşe ülkesini doğrulama yükümlülüğü getirildi.
Piyasalardaki bu belirsizliklere rağmen, Avrupa’nın gösterge doğalgaz ticaret merkezi olan Hollanda menşeli TTF’de “ertesi gün” vadeli spot gaz fiyatı, mayıs ayındaki 565 dolarlık ortalamanın ardından haziran sonunda bin metreküp başına 475 dolar seviyesine geriledi.
Toplam 109 milyar metreküp aktif gaz depolama kapasitesine sahip olan Avrupa, küresel LNG pazarındaki en büyük ithalatçı konumunu koruyor.
Avrupa
İngiltere savaş gemisi filosunda rotayı hibrit platformlara kırdı

İngiltere, yeni nesil Type 83 muhriplerini geliştirme planlarından vazgeçerek en az altı adet hibrit savaş gemisi tedarik etmeye hazırlanıyor. Havada, karada ve su altında insansız sistemleri yönetme kabiliyetine sahip olacak bu yeni nesil gemilerin Kraliyet Donanması’nın operasyonel menzilini artırması hedefleniyor.
İngiltere, yeni nesil muhrip sınıfı olan Type 83 projesini geliştirme planlarını rafa kaldırarak bunun yerine “Common Combat Vessel” (CCV) adı verilen en az altı adet hibrit savaş gemisi tedarik etme kararı aldı.
Bloomberg’in İngiltere Savunma Bakanlığı açıklamasına dayandırdığı haberine göre, yeni gemiler havada, su üstünde ve su altında insansız sistemleri yönetme kabiliyetine sahip olacak.
Yeni sınıfa ait ilk gemilerin 2030’lu yılların başında hizmete girmesi planlanıyor. İngiliz hükümeti, mevcut Type 45 muhriplerinin yerini alması öngörülen Type 83 projesinden ise tamamen vazgeçti.
İngiltere Savunma Bakanlığı, yeni gemilerin insansız sistemler için birer yönetim merkezi olarak işlev göreceğini açıkladı. Bakanlık değerlendirmesine göre bu adım, mürettebat sayısını ve harcamaları artırmadan Kraliyet Donanması’nın operasyonel menzilini genişletmeye, gücünü daha dayanıklı kılmaya ve ateş kabiliyetini artırmaya olanak sağlayacak.
İngiltere Savunma Bakanı Dan Jarvis, konuya ilişkin açıklamasında, “Bu çok yönlü savaş gemileri, denizcilerimize yükselen tehditler göz önünde bulundurularak tasarlanan ve inşa edilen hibrit platformlar sunacak” ifadesini kullandı.
Söz konusu karar, hükümetin NATO zirvesi öncesinde sunmayı planladığı yeni savunma yatırımları planında yer alacak.
Silahlı kuvvetlerin modernizasyonu için ne kadar bütçe ayrılması gerektiği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle, bu belgenin yayımlanması geçen yılın sonundan bu yana birkaç kez ertelenmişti.
İngiltere, nisan ayı sonunda Kuzey Avrupa’daki on ülkeyi kapsayan Birleşik Seferberlik Kuvvetleri temelinde yeni bir deniz ittifakı kurma planını açıklamıştı.
Londra yönetimi, bu girişimin denizdeki tehditlerle mücadele etmeyi, ayrıca Kuzeybatı Avrupa, Kuzey Atlantik ve Arktik bölgelerini korumayı amaçladığını bildirmişti.
Haziran ayı başında İngiltere Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Gwyn Jenkins, İngiliz filosunun zamanının yaklaşık üçte birini Rus filosunun faaliyetlerini izlemeye harcadığını açıklamıştı.
Jenkins, donanma gemilerinin 2025 yılı boyunca Rus askeri gemilerinin hareketlerine onlarca kez yanıt verdiğini kaydetmişti. Donanma kurmay başkanı, aynı açıklamasında geleneksel gemiler ile insansız ve otonom sistemleri bir araya getirecek hibrit bir filonun kurulacağını da duyurmuştu.
Daha sonra Birleşik Krallık Savunma Dergisi (UK Defence Journal), açık kaynaklı verilere dayanarak denizlerde görev yapan tek bir İngiliz çok amaçlı nükleer denizaltısının kalmadığını yazmıştı.
Yayında, bu denizaltıların Kuzey Atlantik’teki Rus gemilerini gizlice izlemek ve stratejik füze taşıyıcılarını korumak amacıyla da kullanıldığı bilgisine yer verilmişti.
Avrupa
Starmer, giderayak savunma bütçesini artırıyor

Görevinden istifa edeceğini açıklayan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, savunma harcamalarına en az 1 milyar sterlin düzeyinde ek kaynak aktarmayı planlıyor. Bu adımın, Starmer’ın siyasi mirasını güçlendirme çabası olduğu belirtilirken, hükümet içindeki bütçe anlaşmazlıkları nedeniyle Savunma Bakanı John Healey görevinden ayrılmıştı.
Görevinden istifa edeceğini açıklayan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, savunma sektörüne en az 1 milyar sterlin düzeyinde ek bütçe sağlama taahhüdünde bulunuyor.
Financial Times gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu adım Starmer’ın başbakanlık makamındaki siyasi mirasını pekiştirme gayretinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Kaynaklar, Başbakan Starmer’ın daha önce yayımlanması pek çok kez ertelenen savunma sektörü yatırım planını 30 Haziran Salı günü kamuoyuna sunmayı hedeflediğini aktarıyor.
Silahlı kuvvetlerin önümüzdeki dört yıllık süreçteki toplam finansman hacminin, daha önce öngörülen seviyenin yaklaşık 14,5 milyar ila 15 milyar sterlin üzerine çıkması bekleniyor.
Starmer liderliğindeki hükümet daha önce savunma ihtiyaçları için 13,5 milyar sterlinlik ek kaynak sağlamayı teklif etmişti.
Ancak eski Savunma Bakanı John Healey bu miktarı yetersiz bularak başbakanın önerisine karşı çıkmış ve haziran ayında görevinden istifa etmişti.
Healey, savunma bütçesinde 18 milyar sterlinlik artış yapılması yönünde ısrarcı olmuştu. Görevinden ayrılan eski bakan, istifa açıklamasında hükümet başkanına, askeri harcamaların 2030 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 3’ü seviyesine ulaştırılması yönünde taahhüt vermesi çağrısında bulunmuştu.
Healey, başbakanın mevcut planının bu oranı yalnızca yüzde 2,68 seviyesinde tuttuğunu belirtmişti.
Gelişmelerin ardından Savunma Bakanlığı görevine getirilen Dan Jarvis, kaynakların aktardığına göre bütçe planını yeniden şekillendirerek bazı zorlu kararlara imza attı.
Jarvis’in hazırladığı yeni programda, ordunun savaşa hazırlık durumuna ve tüm askeri birimlerde insansız kara araçları dahil otonom teknolojilerin yaygınlaştırılmasına, görevden ayrılan Healey’nin önerilerine kıyasla daha fazla öncelik verildiği ifade ediliyor.
Hükümet bünyesindeki bir yetkili, son dakikada yaşanabilecek olası aksaklıklar karşısında nihai sınırın, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesinin hemen öncesine denk gelen 6 Temmuz olacağını bildirdi.
Financial Times, Starmer üzerindeki baskının kaynağı olarak, başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere müttefik ülkelere İngiltere’nin savunma alanına ciddi yatırımlar yaptığını gösterme yükümlülüğünü işaret ediyor.
Haberde yer alan iddialara göre Starmer, başbakanlık yetkilerini en güçlü halefi olarak görülen Andy Burnham’a 20 Temmuz gibi yakın bir tarihte devredebilir.
Sürece aşina kaynaklar, Burnham’ın devlet işleyişine dair bilgilendirilmeye başlandığını kaydediyor.
Kaynaklar ayrıca, Burnham’ın harcama planının NATO zirvesinden önce onaylanması ve konunun ertelenmemesi yönündeki argümanları özel görüşmelerde haklı bulduğunu ifade ediyor.
Buna karşın kaynaklardan biri, göreve gelecek yeni başbakanın daha yoğun bir baskıyla karşı karşıya kalabileceğini ve bu durumun savunma finansmanının yeniden değerlendirilmesine yol açabileceğini dışlamıyor.
İlgili kaynak, askeri liderliğin pozisyonuna dair, “Askeri kanat, hiç yoktan iyidir yaklaşımını benimsemiş durumda ancak yeni Başbakan Andy Burnham ile bu konuyu her halükarda tekrar müzakere etmek zorunda kalacağız” değerlendirmesinde bulunuyor.
Keir Starmer, kendi partisinden gelen baskıların ardından haziran ayında istifa edeceğini açıklamıştı.
Starmer, İngiliz hükümetinin liderliğini yaklaşık iki yıldır yürütüyordu.
Avrupa
İngiltere’de ‘altın vize’ reformu kabineyi ikiye böldü

İngiltere’de hükümet, ekonomik büyümeyi ve yatırımları teşvik etmek amacıyla 2022 yılında yolsuzluk endişeleriyle iptal edilen “altın vize” programını yeniden hayata geçirmeyi planlıyor. Ancak zengin yabancılara yönelik bu hızlandırılmış vatandaşlık ve oturum programı, kabinede güvenlik ve ekonomik yarar ekseninde derin görüş ayrılıklarına yol açtı.
İngiltere’de hükümet yetkilileri, ülkeye büyük ölçekli yabancı sermaye çekmek amacıyla geçmişte yürürlükte olan ve “altın vize” olarak bilinen yatırımcı vizesi programını farklı bir formatta yeniden hayata geçirmeyi tartışıyor.
Financial Times gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hazırlıkları süren yeni taslak, İngiliz şirketlerine en az 5 milyon sterlin (yaklaşık 5,8 milyon euro) yatırım yapan varlıklı kişilere üç yıl içinde kalıcı oturum izni, beş yıl içinde ise vatandaşlık hakkı tanınmasını öngörüyor.
Londra yönetimi, 2008 yılından bu yana yürürlükte olan ve “Tier 1” olarak adlandırılan eski altın vize programını, yasa dışı yollardan elde edilen kaynakların ülkeye girişine zemin hazırladığı gerekçesiyle Şubat 2022’de sonlandırmıştı.
Eski program kapsamında, İngiltere ekonomisine asgari 2 milyon sterlin yatırım yapan yabancılara hızlı oturum ve vatandaşlık imkanı sunuluyordu. 2008-2015 yılları arasında toplam 6 bin 312 kişi bu haktan yararlandı.
Dönemin İçişleri Bakanı Suella Braverman, 2023 yılının başında yaptığı bir açıklamada, yatırım karşılığında İngiliz vizesi alan iş insanlarından onunun, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri müdahalesinin ardından uygulamaya konulan yaptırım listelerinde yer aldığını duyurmuş, ancak bu kişilerin isimlerini açıklamamıştı.
Kabinede görüş ayrılıkları yaşanıyor
Yatırımcı vizesinin daha sıkı denetim mekanizmalarıyla geri getirilmesi fikri, hükümet içerisinde görüş ayrılıklarına neden oldu.
Hükümet bünyesinde kurulan ve nitelikli insan gücü ile sermayeyi ülkeye çekmeyi hedefleyen bir çalışma grubu, konuyu değerlendirmek üzere 10 Haziran tarihinde basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi.
İş ve Ticaret Bakanı Peter Kyle, kabine üyeleriyle yaptığı görüşmelerde, İngiltere’nin küresel ölçekte nitelikli isimleri ve sermayeyi çekebilmek adına “çetin bir mücadele” içinde yer aldığını belirtti.
Yeni bir vize mekanizmasının kurulabileceğini ifade eden Kyle, bu yapının “oligarkların eşleri ve dolandırıcılar” tarafından istismar edilmesinin önüne geçilebileceğini kaydetti.
Kyle’ın yakın çalışma çevresinden bir kaynak, Bakan’ın, İngiltere’ye gerçek anlamda yatırım yapmak isteyen ve büyük bir servete sahip olan kişilerle toplumsal bir sözleşme temelinde yeni bir sistem tasarlanabileceğine inandığını aktardı.
Öte yandan, İçişleri Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı yetkilileri bu girişime mesafeli yaklaşıyor. Her iki bakanlık da söz konusu programın İngiltere ekonomisinde iddia edildiği düzeyde bir büyüme yaratacağı yönündeki tezlere şüpheyle yaklaşıyor.
“Seçenekler değerlendiriliyor”
Gelişmelere ilişkin gazetenin sorularını yanıtlayan bir hükümet sözcüsü, “Ulusal güvenliğimizi korurken, İngiltere’yi iş yapmak için en iyi yer haline getirmekte kararlıyız” ifadesini kullandı.
Tartışmaların seyrine aşina olan bir diğer hükümet yetkilisi ise “Ülkemize yatırım çekmek için farklı seçenekleri değerlendiriyoruz” bilgisini paylaştı.
Hukuk firması Mishcon de Reya’nın ortaklarından Stephen Bostock, önceki programın yürürlükten kaldırılmasından bu yana varlıklı müşterilerinin yatırımcı vizesine yönelik “kesintisiz bir ilgi” gösterdiğini ifade etti.
Hükümetin haziran ayındaki toplantısına katılan Mishcon de Reya yetkilileri, mevcut göçmenlik sisteminde büyük yatırımlar yapmaya hazır varlıklı bireyler için bir boşluk bulunduğunu savunarak, “Bu tür bir programın titizlikle tasarlanması halinde, İngiltere ekonomisine olumlu bir katkı sağlayacağına ve büyümeyi destekleyeceğine inanıyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Buna karşın vergi uzmanları ve yolsuzlukla mücadele savunucuları, oligarklar ve yakın çevreleri için altın vize uygulamasına geri dönülmesinin yolsuzlukla mücadelede “ciddi bir geri adım” olacağını vurguluyor.
Kabine içinden bir kaynak da “Maliye Bakanlığı bu adımın büyümeyi canlandıracağı konusunda son derece şüpheci. Bu fikir bir sonuca ulaşmayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Amerika2 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa5 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Asya2 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu2 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Görüş1 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi
Rusya2 hafta önceRFKP Lideri Zyuganov: Rusya’da sol dönüş kaçınılmaz










