Bizi Takip Edin

Diplomasi

BAE Japonya’yı ticaret anlaşması görüşmelerini hızlandırmaya çağırdı

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Ekonomi Bakanı Japonya’yı kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşması (CEPA) müzakerelerini hızlandırmaya çağırarak ülkesinin Japonya için Orta Doğu ve Afrika’da fırsatlar yaratacak bir “merkez” görevi görebileceğini söyledi.

Ekonomi Bakanı Abdulla Bin Touq Al Marri Nikkei Asia’ya verdiği demeçte “Oldukça hızlı büyüyoruz ve umuyoruz ki Japonya’daki muadilimiz Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı da bu hızı [müzakereleri] ilerletmek için kullanabilir” dedi.

Japonya ve BAE eylül ayında bir CEPA için müzakerelere başlama konusunda anlaşmış ve ilk tur görüşmelerini kasım ayında Tokyo’da gerçekleştirmişti. Al Marri, bu tür anlaşmaların tamamlanmasının genellikle altı ay ila bir yıl arasında sürdüğünü söyledi: “Bir sonraki [görüşme turu] şubat ayında ve umarım normalde sonuçlanması dört ila altı müzakere turu sürer.”

Bakan, ülkesinin “MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesi, Afrika ve ötesi için bir merkez” olma potansiyelini vurguladı.

“Halihazırda 15 CEPA anlaşması imzaladık ve bugün bu anlaşmalar Japon şirketlerine sadece BAE’de değil, diğer ülkelerde de pek çok kapı açabilir” diyen Al Marri, neredeyse 70 yıl önce BAE pazarına giren Toyota Motor’unkiler de dahil olmak üzere Japon otomobillerinin ihracatını artırmak için “Daha fazla katkıda bulunmak istiyoruz” dedi. Ülke petrol ve robotik sektörlerinde de daha fazla işbirliği arayışında.

BAE, Japonya’ya en büyük ham petrol ihracatçısı konumunda ve 2023 yılında Japonya’nın ithalatının yaklaşık %40’ını oluşturacak. BAE sürdürülebilir enerji, uzay geliştirme ve yapay zekâ alanlarına yatırım yaparak ekonomisini çeşitlendirmeye çalışıyor.

Orta Doğu ülkesi mayıs ayında bir diğer büyük otomobil ihracatçısı olan Güney Kore ile bir CEPA ve Hindistan, İsrail, Endonezya, Türkiye ve diğerleriyle de anlaşmalar imzaladı.

BAE ocak ayında gelişmekte olan ekonomilerden oluşan BRICS grubuna katıldı. “[BAE] her zaman ekonominin büyük ekonomilerin güçlü yanları ve bağları üzerine inşa edildiği bir yer olmuştur. BRICS’e dahil olmak BAE’ye güç kattığı gibi Çin ve Hindistan gibi büyük ekonomilerle bağlarını da güçlendiriyor,” dedi Al Marri.

BAE’nin uluslararası toplumun bir parçası olarak ekonomik tartışmalara katılma çabalarını vurgulayan Al Marri, ülkenin 2023 yılında COP28 iklim zirvesine ev sahipliği yapmasını ve son yıllarda G20 zirvesine konuk olarak katılmasını örnek gösterdi. “Dünyanın daha fazla diyaloğa ve konuşmaya ihtiyacı var ve BRICS de bunu sağlıyor” dedi.

Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru (IMEC) adı verilen uluslar arası bir demiryolu ve nakliye güzergahı inşa etme planıyla ilgili olarak Al Marri, “BAE altyapı planına sadık kalacaktır” derken, Gazze’deki krizin ve daha geniş anlamda Ortadoğu’daki kargaşanın planın ertelenmesine veya revize edilmesine neden olması bekleniyor.

Bu girişim Eylül 2023’teki G20 zirvesinde duyurulmuş, ancak İsrail’in 7 Ekim 2023’te Gazze’ye saldırı başlatması üzerine, İsrail’in koridorun güzergahı üzerinde olduğu varsayıldığı için hemen askıya alınmıştı. IMEC, ABD öncülüğünde yürütülüyor ve Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne bir alternatif sunmayı amaçlıyor. BAE de Çin öncülüğündeki projeye desteğini ifade etmişti.

“Bağlantı kurmamız gerekiyor. Ekonomi tamamen arz, talep unsurlarıyla ilgilidir ve en önemlisi de bağlantı ve ürünlerin tüketicilere [doğru] kalite ve fiyatta ulaşmasını sağlamaktır,” dedi Al Marri.

Diplomasi

G7 stratejik rezervlerden 100 milyon varil dizel yakıt çıkaracak

Yayınlanma

Uluslararası Enerji Ajansı üyesi ülkeler, Hürmüz Boğazı’ndaki krizin ardından kararlaştırılan acil durum planı kapsamında 325 milyon varil petrolü serbest bıraktı. Taahhüt edilen rezervin yüzde 80’inden fazlası piyasaya aktarılırken G7 liderleri arz açığını kapatmak için dört ay içinde 100 milyon varile kadar dizel yakıt çıkarma kararı aldı.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkeler, mart ayında kararlaştırılan 400 milyon varillik program kapsamında stratejik petrol rezervlerinden yaklaşık 325 milyon varili piyasaya sundu.

Kurumun yayımladığı basın bildirisinde açıklamalarına yer verilen IEA Direktörü Fatih Birol, taahhüt edilen miktarın yüzde 80’inden fazlasının pazara girdiğini belirtti.

Birol, acil durum rezervlerinin devreye sokulmasının arz açığını dengelemeye ve piyasadaki tedirginliği hafifletmeye yardımcı olduğunu vurguladı.

Hürmüz krizi ve rafineri saldırıları dizel arzını baskılıyor

Ortadoğu’dan ham petrol sevkiyatının büyük ölçüde toparlandığına dikkat çeken Birol, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin etkilerinin özellikle dizel yakıt tedarikinde ciddiyetini koruduğunu ifade etti.

İşlenmiş petrol ürünleri sevkiyatının halen ciddi biçimde kısıtlandığını kaydeden IEA Başkanı, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta rafinerilere yönelik saldırıların dizel piyasasındaki tabloyu daha da ağırlaştırdığını dile getirdi.

Daralan arzın ve yükselen fiyatların küresel ekonomi açısından riskler barındırdığı uyarısında bulunan Birol, arzı kısa vadede istikrara kavuşturacak ve piyasa dayanıklılığını güçlendirecek olası adımları G7 liderlerine aktardı.

Zirvede yer alan liderler, ajansa bu yöndeki çalışmalarını sürdürme talimatı verdi.

IEA ülkeleri, Ortadoğu’daki çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol ve petrol ürünleri akışının çatışma öncesi seviyenin yüzde 10’una kadar gerilemesi üzerine 11 Mart’ta tarihinin en büyük rezerv kullanım kararını almış ve 400 milyon varilin serbest bırakılmasında mutabık kalmıştı.

ABD takas ihaleleri açtı, G7 dizel rezervlerini devreye sokuyor

Ortak plan doğrultusunda ABD, kendi stratejik rezervinden 172 milyon varil çıkarma kararı almış, Enerji Bakanı Chris Wright sevkiyat sürecini başlangıçta yaklaşık 120 gün olarak öngörmüştü.

ABD Enerji Bakanlığı daha sonra şirketlere, ilerleyen süreçte ilave miktarla geri verilmesi şartıyla 40 milyon varil ham petrol aktarılması için ihale açtı.

Başvuruları 6 Ekim’e kadar toplanacak teslimatların Kasım ve Aralık 2026 döneminde yapılması planlanıyor. Bakanlık, daha önceki dört takas işleminde şirketlere 133 milyon varili aşkın petrol aktarıldığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, 2 Ekim’de Avrupa ülkelerinin stratejik dizel rezervlerini kullanmayı kabul ettiğini duyurdu.

Reuters’ın haberine göre Fransa, pazara 50 milyon varil dizel sunulmasını ve IEA ülkelerinin de 50 milyon varil ilave ham petrol sağlamasını önermişti.

Müzakereler, Washington’ın Avrupa rezervlerinin açılması yönündeki ısrarı ve Avrupa’ya dizel ihracatını kısıtlama uyarıları eşliğinde yürütüldü.

G7 toplantısının ardından açıklama yapan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, IEA koordinasyonunda dört ay içinde stratejik rezervlerden 100 milyon varile kadar dizel yakıtın serbest bırakılması konusunda uzlaşmaya varıldığını duyurdu.

G7 liderleri ayrıca rafineri kapasitelerini artırma ve ortak ülkeler arasında enerji ürünleri ticaretine yönelik kısıtlamalara gitmeme kararı aldı.

Bünyesinde Türkiye, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve Japonya’nın da yer aldığı IEA’nın toplam 32 üyesi mevcut.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kenya kıyısına günde 700 bin varillik rafineri: Mahkeme projeyi durdurdu

Yayınlanma

Nijeryalı milyarder Aliko Dangote’nin Kenya’da kurmayı planladığı 15 milyar dolarlık rafineri projesi, yerel halkın açtığı davanın ardından mahkeme kararıyla durduruldu. Günlük 700 bin varil kapasiteyle Doğu Afrika’nın Ortadoğu kaynaklarına bağımlılığını azaltması hedeflenen tesis, çevre örgütleri ve UNESCO korumasındaki tarihi Lamu kenti sakinlerinin tepkisini çekiyor.

Nijeryalı milyarder Aliko Dangote, Kenya kıyısında 15 milyar dolar değerinde bir petrol rafinerisi kurmayı planlıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre tesis, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi Lamu kentinin karşısına inşa edilmek isteniyor.

Dangote Industries şirketi saha zemin etütlerine başladı ve gerekli ekipman siparişlerini verdi. Şirket projeyi hızlandırılmış bir takvimle tamamlamayı hedeflerken, Kenya’da bir mahkeme eylül ayı sonunda inşaat hazırlıklarını durdurma kararı aldı.

Karar, Lamu’da yaşayan 100’ü aşkın kişinin açtığı dava üzerine verildi. Bölge sakinleri, tesisin ailelerinin nesillerdir tarım yaptığı ve mezarlarının bulunduğu arazilere zarar vereceğini dile getiriyor.

Kenya hükümeti ise rafineri projesini destekliyor. Nairobi yönetimi, tesisin ülkenin enerji güvenliğini artıracağını, Doğu Afrika’nın Basra Körfezi’nden petrol ürünü ithalatına bağımlılığını azaltacağını ve yaklaşık 60 bin kişiye istihdam sağlayacağını savunuyor.

Projeden pay alan hükümetin siyasi desteği, ABD ile İran arasındaki gerilimin küresel enerji piyasalarındaki yansımalarıyla birlikte arttı.

Günde 700 bin varil işleme kapasitesi hedefleniyor

Tesisin günlük 700 bin varil ham petrol işleme kapasitesine sahip olması öngörülüyor. Dangote Industries; Nijerya, ABD, Brezilya, Libya, Angola ve Gana’dan gelecek ham petrolü işlemeyi, elde edilen petrol ürünlerini ise genişletilmesi planlanan Lamu Limanı üzerinden ihraç etmeyi tasarlıyor.

Lamu Limanı, Kenya’yı kara bağlantısı olmayan Güney Sudan ve Etiyopya’ya otoyol, demiryolu ve boru hattıyla bağlamayı amaçlayan 25 milyar dolarlık bir ekonomik koridorun çıkış noktası olarak tasarlandı.

Liman 2021 yılında hizmete girdi ancak koridor altyapısının geri kalanı, finansman yetersizliği ve Eş-Şebab örgütünün inşaat işçilerine yönelik saldırıları nedeniyle planlanan hızda ilerleyemedi.

Buna karşılık İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar sonucunda limanın iş yükü yükseldi.

Bazı kargo rotalarının Kenya’ya yönelmesiyle Lamu, 2026’nın ilk yarısında 2025 yılının tamamına kıyasla iki kat daha fazla yük elleçledi. Kenya makamları rafinerinin faaliyete geçmesiyle hem limanın hem de koridorun yeniden canlanacağını hesaplıyor.

Çevre ve turizm temsilcilerinden itirazlar yükseliyor

Dangote’nin yatırım planı çevre kuruluşları ile turizm sektöründe endişe yaratıyor.

Kenya’daki mangrov ormanlarının yaklaşık yüzde 70’i Lamu bölgesinde yer alıyor. Yüksek miktarda karbon tutan bu ekosistemler deniz canlılarının üremesi ve göçmen kuşlar için hayati önem taşıyor.

Hükümetin daha önce yürüttüğü araştırmalar, ekonomik koridorun inşası sırasında söz konusu ormanların üçte birinden fazlasının kaybedilebileceğini gösteriyordu. Yöre halkı da liman inşaatının mercan resiflerine şimdiden zarar verdiğini belirtiyor.

UNESCO, WSJ’ye yaptığı açıklamada Kenya makamlarından rafineri planları hakkında bilgi talep ettiğini, henüz nihai bir pozisyon almadığını bildirdi.

Kurum, projenin dünya mirası statüsüyle bağdaşıp bağdaşmadığının çevresel ve kültürel etki değerlendirmeleriyle incelenmesi gerektiğine işaret etti.

Dangote Industries ise AB ve ABD standartlarına uyacağını, gerekli çevre izinleri için resmi başvuruları yaptığını savunuyor.

Dangote’nin Nijerya’da, Lagos yakınlarında 20 milyar dolarlık bir başka rafinerisi mevcut. Şubat ayında tam kapasiteye ulaşan bu tesis dizel, benzin ve havacılık yakıtı üretiyor.

Nijeryalı milyarder, Lagos’taki tesisin kapasitesini de ikiye katlayarak günde 1,4 milyon varile çıkarmayı hedefliyor.

Körfez bölgesindeki istikrarsızlık, geleneksel ihracatçıların dışındaki ülkelerin pazar payını artırıyor. Nüfusu 1 milyonun altındaki Guyana, açık deniz rezervleri sayesinde günde yaklaşık 1 milyon varil üretim seviyesine ulaştı.

Benzer şekilde Namibya ve Fildişi Sahili açıklarında yeni rezervler keşfedilirken, Uganda üretime hazırlanıyor. Çin ve Hindistan gibi ithalatçılar da Ortadoğu’ya bağımlılığı azaltmak amacıyla Afrika ve Brezilya kaynaklarına yöneliyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Belarus’tan ABD’ye 2021’den bu yana ilk gübre sevkiyatı yola çıktı

Yayınlanma

ABD, Belarus’tan 2021 yılından bu yana ilk kez potasyum gübresi alımı gerçekleştirmeye hazırlanıyor. St. Petersburg limanında yüklenen 30 bin tonluk kargonun ekim ortasında New Orleans’a ulaşması bekleniyor.

ABD, Belarus ile diplomatik yakınlaşma arayışlarının sürdüğü bir dönemde, bu ülkeden 2021 yılından bu yana ilk kez potasyum gübresi sevkiyatı almaya hazırlanıyor.

Emtia piyasası veri analiz kuruluşu Argus’un verilerine göre, Belaruslu bir üretici 15 Eylül’de Rusya’nın St. Petersburg limanında Marshall Adaları bayraklı bir gemiye 30 bin ton granül potasyum klorür yükledi.

Kpler veri platformuna göre geminin yükünü 14 Ekim’de New Orleans limanında boşaltması bekleniyor.

Yaptırımlar kaldırıldı, ilk kargo yola çıktı

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times’ın (FT) aktardığına göre, Washington’ın Minsk ile diplomatik temas kanallarını genişletme çabaları sevkiyatın önünü açtı.

ABD yönetimi, Belarus potasyum sektörüne yönelik ilk yaptırımları 2021 yılında uygulamaya koymuştu. Washington, Aralık 2025’te yaptırımları hafifletmeye başladı; Mart ayında ise Belaruslu potasyum şirketlerine yönelik kısıtlamalar tamamen kaldırıldı.

Yaptırımlar yürürlüğe girmeden önce, 2017 ile 2021 yılları arasında Belarus’tan ABD’ye yılda ortalama 635 bin ton potasyum gübresi ihraç ediliyordu.

FT, Ortadoğu’daki çatışmaların Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri fiilen durma noktasına getirmesi nedeniyle küresel gübre arzının giderek daraldığına işaret ediyor.

Trump anlaşma arayışında, Lukaşenko kapasiteye işaret ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, Eylül ayında yaptığı açıklamada Washington’ın Minsk ile kapsamlı bir alım sözleşmesi hazırlığında olduğunu duyurmuştu.

Trump, “ABD, Belarus’tan potasyum gübresi almak için büyük bir anlaşma üzerinde çalışıyor. Fiyat şu anda Kanada’ya ödediğimizden çok daha düşük olacak; bu durum çiftçilerimiz ve hayvan yetiştiricilerimiz için mükemmel bir haber” ifadelerini kullanmıştı.

Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko ise ülkedeki mevcut üretim hacimlerinin bu yıl için tamamen sözleşmeye bağlandığını, bu nedenle Batı pazarlarına ek gübre tedarik edemeyeceklerini savunmuştu.

Lukaşenko konuya ilişkin olarak, “İstesek ve başka pazarlara, Batı pazarlarına sevkiyat yapmak istesek bile elimizde bu hacimler yok, tamamı sözleşmelere bağlandı” değerlendirmesini yapmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English