Amerika
Bakan Hegseth: İran harekatı için Kongre onayına gerek yok

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri harekatı yeniden başlatma kararı alması halinde bunun için gerekli tüm yürütme yetkilerine sahip olduğunu söyledi. Cumhuriyetçi Senatör Lisa Murkowski ise İran’a yönelik askeri güç kullanımının 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda öngörülen 60 günlük sürenin ötesine taşınması için Kongre onayı gerektiğini belirterek Senato’da oylama talebini sürdürdü.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, salı günü Kongre üyelerine yaptığı açıklamada İran’a yönelik askeri harekat için Kongre yetkilendirmesine ihtiyaç olmadığını yineledi.
Hegseth, Başkan Donald Trump’ın gerekli gördüğü her türlü adımı atabilmesi için yeterli yürütme yetkisine sahip olduğunu söyledi.
Hegseth, Pentagon’un 1,5 milyar dolarlık bütçe talebine ilişkin Senato oturumunda Cumhuriyetçi Alaska Senatörü Lisa Murkowski’ye, “Senatör, bizim görüşümüz, başkan yeniden başlatma kararı alırsa bunu yapmak için gerekli tüm yetkilere sahip olacağımız yönünde” dedi.
Murkowski, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda belirtilen 60 günlük sürenin ötesinde İran’a karşı askeri güç kullanımına izin verilmesini öngören karar tasarısının oylanması için girişim yürütüyor.
Murkowski, askeri bütçenin artırılmasına onay verilmeden önce Kongre’nin devreye girmesi gerektiğini düşünüyor.
Bu girişim, Cumhuriyetçi Senato Çoğunluk Lideri John Thune’un direnciyle karşılaştı. Thune, ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi senatörlerin savaş konusunda resmi pozisyon almak zorunda kalmasının siyasi sonuçlarına ilişkin kaygılar nedeniyle tasarının genel kurul oylamasına sunulup sunulmayacağı konusunda henüz taahhütte bulunmadı.
Thune geçen hafta Kongre tatili için Washington’dan ayrılmadan önce gazetecilere, “Şu aşamada bunu görmüyorum” dedi.
Thune ayrıca, “Konferansımızdaki üyelerin ne söylediğini dikkatle dinliyoruz” ifadesini kullandı.
Son haftalarda Kongre’de savaş yetkileri süresinin işleyip işlemediği konusunda tartışmalar yoğunlaştı. Hegseth ile Trump, Tahran’la geçici ateşkes ilan edilmesinin ardından sürenin yeniden başladığını söylüyor.
Savaş 1 Mayıs’ta 60 günü aşmıştı. Bu tarih, Trump’ın Kongre onayı almaması halinde harekatı sonlandırması gereken son günü işaret ediyordu.
Trump ayrıca Amerikan askerlerinin güvenli biçimde çekilebilmesi için 30 günlük ek süre talep etme imkanına da sahipti.
Trump aynı gün Kongre’ye gönderdiği resmi mektupta, ateşkesin başlamasından bu yana “hiçbir ateş açma olayı yaşanmadığını” yazdı. Trump, buna rağmen Tahran’ın oluşturduğu tehdidin “önemli düzeyde sürdüğünü” belirtti.
ABD ile İran son günlerde Hürmüz Boğazı’nda karşılıklı saldırılar düzenledi. Tırmanan askeri hareketlilik, zaten kırılgan durumdaki ateşkesi daha da zayıflatma riski taşıyor.
Trump pazartesi günü yaptığı açıklamada ateşkesi halen yürürlükte gördüğünü söyledi ancak anlaşmanın “yaşam destek ünitesine bağlı” durumda olduğunu ifade etti.
Murkowski, salı günkü oturumda Hegseth’e yönelttiği sorularda yönetimin söylemi ile ABD ordusunun bölgedeki askeri konuşlanması arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Murkowski, “Başkan çatışmaların sona erdiğini söylerken hâlâ ileri konuşlandırılmış 15 bin askerimiz var, aktif deniz ablukasında 20’den fazla savaş gemisi bulunuyor. [ABD Merkez Komutanlığı] 61 ticari geminin rotasını değiştirdi, tankerleri etkisiz hale getirdi” dedi.
Bunun yanı sıra Murkowski, “Başka bir ifadeyle, çatışmaların sona erdiği izlenimi oluşmuyor” diye konuştu.
Trump hafta sonunda İran’ın ABD barış anlaşmasına verdiği yanıtı “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Trump ayrıca İran’a yönelik yeni saldırılar düzenleme tehdidinde bulundu.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’ın 14 maddelik karşı teklifini kabul etmesi gerektiğini söyledi.
Galibaf, aksi halde Amerikan vergi mükelleflerinin “bunun bedelini ödeyeceğini” ifade etti.
Amerika
Kevin Warsh yatırımcıları “rahatlattı”

Büyük fon yöneticileri, Kevin Warsh’ın enflasyonu dizginleme sözünün, yeni Fed Başkanı’nın finans piyasalarındaki güvenilirliğini artırdığını belirtiyor.
Tahvil piyasasının uzun vadeli enflasyona ilişkin görüşünü yansıtan 10 yıllık başabaş (break-even) faiz oranları, mayıs ortasındaki yüzde 2,5’in üzerindeki seviyeden bu hafta yaklaşık yüzde 2,2’ye geriledi ve bir yıldan uzun süredir en düşük seviyesine ulaştı.
Yatırımcılar, bu değişimin hem son dönemde petrol fiyatlarındaki düşüşü hem de Fed’in geçen haftaki toplantısında sergilediği şahin tutumu yansıttığını belirtiyor.
Warsh, bu toplantıda sürekli yüksek fiyatların “Amerikan halkı için bir yük” olduğunu söylemişti.
Bu sert söylem, ABD Başkanı Donald Trump’ın, borçlanma maliyetlerini çok yüksek tuttuğu gerekçesiyle eski Başkan Jay Powell’a yönelik tekrarlanan sert eleştirilerinin ardından, Warsh’ın faiz oranlarını düşürme yönündeki baskıya boyun eğebileceğine dair yatırımcıların endişelerini hafifletti.
Fidelity International’da fon yöneticisi olan Mike Riddell, uzun vadeli başabaş noktalarındaki düşüşün “petrol hareketleri göz önüne alındığında beklenenden bile daha fazla” olduğunu belirterek, bunun muhtemelen merkez bankasındaki şahin tavrın “Fed’e piyasada enflasyonla mücadele konusunda daha fazla güvenilirlik kazandırması” nedeniyle olduğunu ekledi.
Warsh’ın karşı karşıya olduğu enflasyon sorunu, perşembe günü açıklanan ve mayıs ayında enflasyonun yüzde 4,1’e yükseldiğini gösteren verilerle daha da belirginleşti.
Bu rakam, Kişisel Tüketim Harcamaları Fiyat Endeksine (TÜFE) göre Fed’in yüzde 2’lik hedefinin iki katından fazlasına denk geliyor.
Fed’in uzun vadeli enflasyon baskılarını ölçmek için tercih ettiği gösterge olan çekirdek (PCE) enflasyonu da yüzde 3,4’e yükseldi.
Fakat mevcut fiyat baskılarına rağmen, piyasanın gelecekteki enflasyona ilişkin beklentileri bu hafta hafifçe geriledi.
Bir yıl sonra başlayacak ve önümüzdeki 12 aylık dönemin ortalama enflasyonunu ölçen swap oranı, 0,12 puan düşüşle yüzde 3,88’e geriledi.
Barclays’in ABD enflasyon stratejisi başkanı Jon Hill, “Şahin [Fed toplantısı] ve İran krizine ilişkin geçici çözümün oluşturduğu çifte darbe, algılanan enflasyon risklerini azalttı ve piyasa temelli enflasyon beklentisi göstergelerinde keskin bir düşüşe yol açtı,” dedi.
Washington ile Tahran arasında Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışını yeniden sağlamak üzere varılan anlaşmaya rağmen, tüccarlar bu yıl Fed’in en az çeyrek puanlık bir faiz artışı yapacağına bahis yapmaya devam ediyor.
Bu durum, şubat ayı sonunda savaş başlamadan önce öngörülen bir dizi faiz indiriminden tam bir tersine dönüş anlamına geliyor.
Evercore ISI başkan yardımcısı Krishna Guha, “Genel olarak bakıldığında, şu andan Eylül ayına kadar enflasyonda iyileşme görülürse, Warsh sert bir tavır sergileyebilir ancak faizleri yükseltmek zorunda kalmayabilir. Fakat eylül ayına kadar verilerin bu yönde net bir şekilde hareket etmeye başlamadığı bir durumla karşı karşıya kalırsa, faizleri yükseltmek zorunda kalacak ya da güvenilirliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır,” dedi.
Öte yandan bazı yatırımcılar ve iktisatçılar, Warsh’ın yatırımcıları enflasyon konusunda “şahin” bir tutum sergilediğine ikna edebilmesi halinde, Fed’in çok fazla faiz artışı yapmasına gerek kalmayabileceğini ve bunun da piyasalardaki borçlanma maliyetlerini artıracağını düşünüyor.
Varlık yönetimi şirketi Aberdeen’in faiz oranları başkanı Aaron Rock, “Warsh’ın nihayetinde politika faizlerini yükseltmek zorunda kalmamak için sert bir tavır sergilediğini… sadece zaman gösterecek,” dedi.
Amerika
California’da milyarderlere ek vergi oylaması

California’da seçmenler, milyarderlerden geçici olarak ek vergi alınmasını öngören tasarıyı kasım ayında oylayacak. Girişimi destekleyen sendika ile Vali Gavin Newsom arasındaki uzlaşı görüşmelerinin başarısız olmasının ardından teklifin referanduma sunulması kesinleşti.
ABD’nin California eyaletinde seçmenler, milyarderlerin vergilerini geçici olarak artırmayı öngören tartışmalı yasa teklifini kasım ayında oylayacak.
Teklifi destekleyen sendika, perşembe günü yaptığı açıklamada girişimi referandum sürecine taşıyacaklarını duyurdu.
“California Milyarderler Vergisi Yasası” olarak bilinen tasarı, 1 Ocak itibarıyla eyalette ikamet eden ve net serveti 1 milyar doları aşan kişilerden bir kereliğe mahsus yüzde 5 oranında ek vergi alınmasını öngörüyor.
Girişim, Batı Sağlık Çalışanları Sendikası (SEIU Healthcare Workers West) tarafından destekleniyor.
Zenginlik vergisini savunanlar, bu düzenlemenin eyalete yaklaşık 100 milyar dolar gelir sağlayabileceğini belirtiyor. Elde edilecek gelirin büyük bölümünün, federal bütçe kesintilerinin ardından eyaletin Medicaid sağlık programını ve diğer kamu hizmetlerini finanse etmek üzere uzun yıllara yayılan bir süreçte kullanılması planlanıyor.
Sendika Başkan Yardımcısı Debru Carthan düzenlediği basın toplantısında, “Milyarderler vergisine yönelik ilgi daha önce gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyor” dedi. Carthan, tasarıyı kasım ayı sandığına taşıyacaklarını ve kazanmayı hedeflediklerini ekledi.
Girişimi destekleyenlerin teklifi sandıktan çekmeleri için belirlenen yasal süre perşembe günü doldu. Normal şartlarda sendika yanlısı siyasetiyle bilinen California Valisi Demokrat Gavin Newsom ve diğer bazı siyasetçiler tasarıya karşı çıktı.
Vali yardımcılığı ve sendika arasındaki uzlaşı görüşmelerinden de yasal süre dolmadan önce bir sonuç alınamadı.
Sendika Başkanı Dave Regan, tasarıya tam destek verdiklerini ifade ederek teklife karşı çıkanları “gerçeklikten tamamen kopuk olmakla” suçladı.
SEIU şubesi geçen hafta, Vali Newsom’un desteğini almak karşılığında milyarderlere yönelik vergi oranını yüzde 2’ye düşürmeyi teklif etmişti.
Ancak Regan’ın aktardığına göre vali bu teklifi hızla reddetti. Regan, valinin eyaletin en zengin sakinleriyle ortak hareket ettiğini belirterek, “Milyarderlerin vergilendirilmesine yönelik hiçbir öneriyi veya uzlaşı seçeneğini değerlendirmeyi kabul etmedi” diye konuştu.
Bu oylama süreci, 2028 yılı başkanlık seçimleri için olası adaylar arasında adı geçen ve Demokrat Parti’nin güçlü figürlerinden biri olarak kabul edilen Vali Newsom için siyasi bir risk oluşturabilir.
Sağlık, eğitim ve iş dünyası temsilcilerinden oluşan bir koalisyon ise tasarıya karşı ortak bir açıklama yayımladı. Koalisyon, bu verginin zengin vatandaşları eyalet dışına çıkmaya zorlayacağını ve gelecekteki gelir vergisi akışını daraltacağını savunuyor.
Yapılan açıklamada, “Bu tehlikeli zenginlik vergisi, California’nın bütçe gelirlerini daha da istikrarsızlaştırarak eğitim, okullar, sağlık hizmetleri, klinikler, kamu güvenliği ve altyapı projelerine ayrılan hayati kaynakları doğrudan tehdit etmektedir” ifadelerine yer verildi.
Amerika
Beyaz Saray, OpenAI’ın yeni modelini kısıtladı

Beyaz Saray, OpenAI’dan bir sonraki modelinin piyasaya sürülmesini hükümetin onayladığı kullanıcılarla sınırlandırmasını istedi.
Bu hamle, Trump yönetiminin “yapay zeka müdahaleciliğine” doğru kayışını pekiştirmiş görünüyor.
Donald Trump hükümeti başlangıçta yapay zeka konusunda serbest piyasa yaklaşımını benimsemiş ve Biden döneminden kalma öncü modellerin güvenlik incelemelerini zorunlu kılan kuralları kaldırmıştı.
Fakat Beyaz Saray hızla yön değiştirerek, ordunun yapay zeka kullanımına ilişkin Anthropic ile hukuki bir çekişmeye girerken, yabancı uyrukluların şirketin en son teknolojiye sahip sistemlerine erişimini engelledi ve bu ay, yeni sürümler için nominal olarak gönüllü incelemeler dayatan bir kararname imzaladı.
POLITICO, bunun sonucunda “sınırsız ve kafa karıştırıcı bir düzenleme ortamı” oluştuğunu savunuyor.
New York Times’ın haberine göre OpenAI halka arzını ertelemeyi düşünüyor.
Şirket yöneticileri, SpaceX’in dalgalı halka arzı ve borsadaki dalgalanmalardan tedirgin olmuş durumda.
Amerika2 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa4 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu2 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Görüş1 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi










