Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın Altın Kubbe projesinin maliyeti 1,2 trilyon dolar

Yayınlanma

Kongre Bütçe Ofisi, Altın Kubbe füze savunma sisteminin geliştirilmesi, konuşlandırılması ve işletilmesinin önümüzdeki 20 yılda yaklaşık 1,2 trilyon dolara mal olacağını hesapladı. Kurumun yayımladığı raporda, uzay tabanlı önleme katmanının toplam maliyetin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturacağı belirtilerek, sistemin Rusya veya Çin’in büyük çaplı saldırılarını tamamen durduramayacağı uyarısı yapıldı.

ABD’de Kongre Bütçe Ofisi (CBO), Altın Kubbe füze savunma sisteminin geliştirilmesi, konuşlandırılması ve işletilmesinin önümüzdeki 20 yılda yaklaşık 1,2 trilyon dolara mal olacağını hesapladı.

CBO’nun salı günü yayımladığı 12 sayfalık raporda, ulusal füze savunma sisteminin tedarik maliyetlerinin 1 trilyon doların üzerine çıkacağı belirtildi. Raporda bu maliyetin; önleme katmanları, uzay tabanlı füze uyarı ve takip sistemi, araştırma geliştirme çalışmaları ile sistem entegrasyonu ve performansındaki iyileştirmeler için ayrılacak finansmanı kapsadığı kaydedildi.

CBO, uzay tabanlı önleme katmanının tedarik maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini ve sistemin toplam maliyetinin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturacağını belirtti.

Amerika için Altın Kubbe Ofisi Direktörü General Mike Guetlein ise mart ayında yaptığı açıklamada, füze savunma sisteminin maliyetinin 185 milyar dolar olacağını söylemişti.

Kongre’deki Cumhuriyetçiler de Başkan Donald Trump’ın geçen temmuz ayında imzaladığı “Büyük, Güzel Yasa” kapsamında proje için halihazırda 25 milyar dolar kaynak ayırdı.

Pentagon ayrıca uzlaşma süreci kapsamında Kongre’den proje için 17 milyar dolar daha talep ediyor. Savunma Bakanlığı yetkilileri geçen ay yaptıkları açıklamada, Trump yönetiminin 2027 mali yılı için sunduğu rekor seviyedeki 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi talebinin 750 milyar dolarlık bölümünün füze savunma sistemi, insansız hava araçları, yapay zeka ve savunma sanayi altyapısının güçlendirilmesi için ayrıldığını bildirmişti.

Yeni raporda, Guetlein’in maliyet tahmini ile CBO’nun hesaplamaları arasındaki büyük farkın, Pentagon’un proje için planladığı sistem mimarisinin “hedeflenen mimarisinin daha sınırlı olabileceğine” işaret ettiği belirtildi.

Raporda ayrıca farkın, Savunma Bakanlığı’nın sistem için “diğer bütçe kalemlerinden önemli düzeyde finansman” sağlanacağını öngörmesinden de kaynaklanabileceği ifade edildi. CBO, her iki ihtimalin de aynı anda geçerli olabileceğini kaydetti.

Yönetimin 2027 mali yılı bütçe talebinde Altın Kubbe sistemi, Amerika’nın rakiplerinden gelebilecek tehditlere karşı “anavatanın katmanlı savunması” olarak tanımlandı. Bütçe metninde sistemin, “Amerikalıları güvende tuttuğu ve vergi mükelleflerinin kaynaklarını ihtiyatlı biçimde kullanmak için yenilikçi program yönetimi ve tedarik yaklaşımlarından yararlandığı” ifade edildi.

Bununla birlikte CBO raporu, füze savunma sisteminin bugün ABD’nin sahip olduğu savunma kapasitesinden “çok daha yetenekli olacağını” kabul ederken, sistemin “aşılamaz bir kalkan olmayacağını veya Rusya ya da Çin’in gerçekleştirebileceği türde büyük ölçekli bir saldırıyı tamamen etkisiz hale getiremeyeceğini” vurguladı.

Raporda ayrıca ulusal füze savunma sisteminin, “eşdeğer bir rakip tarafından düzenlenen daha küçük çaplı saldırıları caydırabileceği veya yenilgiye uğratabileceği, bunun da muhtemelen bölgesel konvansiyonel çatışmanın parçası olabileceği” belirtildi.

Ancak aynı rapor, bunun eşdeğer bir rakibi bu tür saldırıların kapsamını büyütmeye de yöneltebileceğini kaydetti.

CBO, raporu Senato Bütçe Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi Oregon Senatörü Jeff Merkley’nin talebi üzerine hazırladı.

Merkley salı günü yaptığı açıklamada, CBO bulgularının Altın Kubbe’nin “tamamen çalışan Amerikalıların ödediği vergilerle finanse edilen, savunma yüklenicilerine yönelik devasa bir kaynak aktarımından başka bir şey olmadığını” ve sistemin “Amerikan ulusal güvenliğini ilerletmek adına çok az katkı sağlayacağını” gösterdiğini söyledi.

Oregonlu Demokrat senatör, “Bu düzene tek bir kuruş daha aktarılmasını önlemek için Senato’daki meslektaşlarımla çalışmayı sürdüreceğim” dedi.

Amerika

ABD, Venezuela petrol rezervlerinin beşte birinin kontrolünü ele geçirdi

Yayınlanma

ABD, Venezuela ile ülkenin petrol rezervlerinin beşte birinin, yani yaklaşık 65 milyar varil ve üzeri miktarın çoğunluk kontrolünü elde etmek üzere bir anlaşma imzaladığını duyurdu.

Anlaşmanın bir parçası olarak ABD, özel bir şirkette doğrudan finansal pay sahibi olacak.

Wall Street Journal’a göre bu şirket Venezuelalı iş adamı Alejandro Betancourt tarafından yönetilecek ve petrol sahaları üzerinde 100 yıl boyunca hak sahibi olacak.

Bu yeni şirket, Suudi Aramco’nun ardından, dünyadaki kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ikinci en büyük şirket olacak.

Anlaşma, ABD’ye yeni özel şirketin fiili üretiminin %55’ini sağlıyor; buna hisse payı ve petrolü maliyet fiyatından satın alma hakları da dahil.

Konuyu kamuoyuna açıklamaya yetkisi olmayan ve isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, ABD’nin satın alacağı petrol, ordunun ihtiyaçlarının yanı sıra ABD stratejik petrol rezervlerine aktarılacak.

WSJ’ye göre, ABD, Betancourt’un Kuzey Amerika’daki Blue Energy Partners şirketinde %35 oranında pasif hisse almayı planlıyor ve bu şirketin üretiminin %20’sini maliyet bedelinden satın alma konusunda öncelikli haklar elde edecek. 

Betancourt, Venezuela’daki enerji anlaşmalarında aracılık yapmıştı ve Rodríguez ile yakın bağları bulunuyor.

ABD, Venezuela petrol sahalarına sahip olmaya hazırlanıyor

İspanya ve İsviçre’de kara para aklama iddiaları nedeniyle cezai soruşturmalara maruz kalmış olsa da, henüz resmi bir suçlama yöneltilmedi.

Son iki yıl içinde, NABEP şirketi, Chevron’dan sonra Venezuela’nın en büyük ikinci özel petrol üreticisi haline gelmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, bu düzenlemenin ABD’nin petrol arzını büyük ölçüde artıracağını ve İran savaşı nedeniyle son on yılların en düşük seviyesinde bulunan Stratejik Petrol Rezervi’nin yeniden doldurulmasına yardımcı olacağını söyledi.

Trump, anlaşmanın Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Delcy Rodríguez tarafından müzakere edildiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu anlaşmayı Batı Yarımküre’de düşük maliyetli petrol teminini sağlayacak ve Amerikalılar için benzin fiyatlarını düşürecek “büyük bir zafer” olarak nitelendirdi.

Venezuela Analysis’in yaptığı değerlendirmeye göre, anlaşma Üretken Katılım Sözleşmeleri (CPP) temelinde şekillenecek.

Bunların esasen uzun vadeli imtiyazlar olduğuna işaret eden yayın, yeni Hidrokarbon Kanunu ile onaylanan ve özel şirketler için son derece esnek ve elverişli koşullar yaratan yeni bir model olduğunun altını çiziyor.

Kanuna göre bu şirketler işletme ve satış faaliyetlerini yürütürken, Venezuela devletine belirli bir sabit kira ödüyorlar.

Dolayısıyla, 17 büyük petrol sahası, çoğunluk hissesi ABD hükümetine ait olan bir işletmeciye devredilecek. Washington, esasen üretimi kontrol eden ve üretilen petrole münhasır erişim hakkına sahip bir “anklav”a sahip olacak.

Teknik olarak yeraltındaki petrolün sahibi olmayacak ama bir kira sözleşmesi ile buna en yakın duruma ulaşmış olacak.

Yasaya göre, CPP anlaşmaları 25 yıl süreli ve 15 yıl daha uzatma imkânı bulunuyor. Dolayısıyla, Venezuela Analysis’e göre, ABD’nin ihtiyaç duyduğu tüm petrolü talan edene kadar, bu anlaşmaların birkaç kez yenilenebileceği bir düzenleme olması mümkün.

Venezuela hükümeti, 209 milyar dolarlık beklenen gelir açıkladı. Eğer bu rakam, söz konusu 17 sahadaki 65 milyar varil içinse, varil başına 3,2 dolar ediyor.

Ne var ki, bir başka hesaplamaya göre, plan 25 yıl içinde 11 milyar varil çıkarmak. Eğer 209 milyar dolar sadece bu ilk aşama içinse, varil başına 19 dolara denk geliyor ki bu da mevcut ve öngörülen petrol fiyatları göz önüne alındığında yine de inanılmaz derecede ucuz bir rakam.

Ayrıca, bu petrol sahalarının bir kısmı şu anda Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA veya ortak girişimler tarafından işletiliyor. Dolayısıyla, çok daha fazla gelir elde edilebilecek bu sahalarda da üretim kaybı söz konusu.

Öte yandan bu plan, Kongre’nin stratejik rezerv harcamalarına onay vermesi gerektiğinden, önemli bir engelle karşı karşıya.

Bazı Kongre üyeleri için bu petrol anlaşması, ABD’nin Ocak ayında Başkan Nicolás Maduro’yu kaçırmanın, kendisine yöneltilen federal uyuşturucu kaçakçılığı suçlamaları değil, petrol nedeniyle gerçekleştiğinin bir kanıtı.

Virginia Senatörü Tim Kaine bunu “devasa boyutlarda yolsuzluk” olarak nitelendirdi.

Geçici Venezuela Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, bu anlaşmanın on milyarlarca dolarlık yatırım getireceğini, bunun sonucunda binlerce istihdam yaratılacağını ve 209 milyar dolarlık vergi geliri sağlanacağını, tüm bunların yanı sıra ülkenin petrol altyapısının modernize edileceğini belirtti.

Cumartesi gecesi ulusa yaptığı televizyon konuşmasında Rodríguez, Venezuela’nın egemenliğinin güvende olduğunu vurguladı ve ülkenin küresel bir enerji gücü haline gelmesini istediğini belirtti.

Venezuela lideri, petrol rezervlerinin “hareketsiz, soğuk bir istatistik olmaktan çıkıp somut çözümler haline geleceğini” söyledi ve “Konut da bunlardan biri,” dedi.

Öte yandan herkes bu görüşe ikna olmuş değil. Bloomberg’e göre, Venezuela’daki Amerikan karşıtı kesimler ABD ile bu kadar yakın bir işbirliğinden pek memnun değilken, ABD destekli muhalefet ise müzakerelere dahil edilmedikleri için rahatsız.

Trump, anlaşmanın Amerikalılar için benzin fiyatlarının düşmesine yardımcı olacağını söylüyor.

İran savaşı, Basra Körfezi’nden petrol sevkiyatını yavaşlatırken ve ABD’deki Kasım seçimlerinden aylar önce fiyatları yüksek tutarken, bu Cumhuriyetçi başkan için önemli bir hedef.

Fakat uzmanlar, Venezuela’nın harap haldeki petrol altyapısının onarılmasının yıllar ve milyarlarca dolar gerektireceği konusunda defalarca uyarıda bulundu.

Üretimde önemli bir artışın kısa sürede gerçekleşmesi beklenmiyor.

New York Üniversitesi Enerji, İklim Adaleti ve Sürdürülebilirlik Laboratuvarı direktörü Amy Myers Jaffe, “Anlaşma uzun vadede faydalı olabilir, fakat İşçi Bayramı hafta sonu için benzin istasyonlarındaki fiyatları değiştirecek bir etkisi olmayacak,” dedi.

Tarafların hiçbiri, altyapı yatırımlarının masraflarını kimin karşılayacağı ve bunun ne kadara mal olacağı konusunda net bir açıklama yapmadı.

AAA’ya göre, Pazar günü ABD’de benzinin ortalama fiyatı galon başına 4,08 dolardı. Bu rakam, bir yıl önce 3,19 dolardı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD ordusundan Hegseth’e uyarılar

Yayınlanma

ABD silahlı kuvvetleri komutanları, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e İran’daki operasyonların sürdürülmemesi konusunda ortak bir uyarıda bulundu.

Konuya yakın kaynakların Washington Post’a aktardıklarına göre, kara, deniz ve hava kuvvetleri komutanları ile ABD ordusunun Avrupa, Asya ve Latin Amerika’daki operasyonlarını yöneten komutanlar, Hegseth’e İran’daki savaşın devam etmesinin dünyanın diğer bölgelerindeki tehditlere karşı koyma yeteneklerini zayıflatma riski taşıdığı konusunda uyarıda bulundu.

Uyarılar, gizli niteliğindeki Savunma Bakanı Emir Kitabı’nın (SDOB) 14 Ağustos tarihli sayısında ayrıntılı olarak yer aldı.

SDOB, savaş gemileri, uçaklar, personel ve silah sistemleri gibi ABD’nin askeri varlıklarının dünya çapındaki konuşlandırılabilirliğini ayrıntılı olarak belirtir.

Ayrıca, savunma bakanı ve silahlı kuvvetler tarafından yürütülen, başkanın silahlı kuvvetlere ilişkin önceliklerini de yansıtır.

Konuya yakın kaynakların aktardığına göre, emir defterinde Orta Doğu’da konuşlandırılmış bazı ABD askerlerinin Eylül ayına kadar bölgede kalacağı, diğerlerinin ise 2027 yılına kadar bölgede kalacağı belirtiliyordu.

Washington Post gazetesi, donanmanın en üst düzey amiralinin, ABD Avrupa Komutanlığı, Pasifik Komutanlığı ve Güney Komutanlığı liderleriyle birlikte, Hegseth’in emrine katılmadıklarını fakat yine de emri uygulayacaklarını belirten “katılmıyoruz” yanıtını verdiklerini bildirdi.

ABD Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri liderleri, kuvvetlerinin görev süresinin uzatılmasının önemli riskler barındırdığını belirttiler.

Konuya yakın bir kaynak, ABD askeri liderliğinin İran’daki savaşın “çok uzun süredir aşırı boyutta” olduğuna inandığını söyledi.

Pentagon sözcüsü Sean Parnell, Washington Post’a yaptığı açıklamada, “Herhangi bir Muharebe Komutanlığına yönelik belirli kuvvet taahhütlerinin kapsamı ve süresine ilişkin kararlar, mevcut tehdit değerlendirmesi, Başkan tarafından belirlenen stratejik öncelikler ve Genelkurmay Başkanı ile Muharebe Komutanlarının tavsiyeleri temelinde alınır,” dedi.

Parnell, Pentagon’un SDOB gibi “iç operasyonel süreçleri ya da kuvvet tahsisi görüşmeleri sırasında Kuvvetler veya Muharebe Komutanlıkları tarafından sunulan belirli onaylar, reddedilmeler veya risk değerlendirmelerini tartışmadığını” da sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Hegseth’in yandaşı eski askerler gizlice Pentagon’a atandı

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in, kamuoyunda kendisini destekleyen ve muhaliflerini eleştiren muhafazakar gazileri Pentagon’da gizlice sivil görevlere getirdiği ileri sürüldü. The Washington Post’un haberine göre bu isimler, askeri eğitim kurumlarını denetleyen özel çalışma grubunda yer aldı.

The Washington Post (WP) gazetesinin ulaştığı kaynaklara ve incelediği belgelere dayandırdığı haberine göre, ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), Bakan Pete Hegseth’in kamuoyundaki pozisyonunu destekleyen ve muhaliflerini eleştiren bazı muhafazakar ordu gazilerini gizlice sivil kadrolara atadı.

Haberde, atanan bu kişilerin “Savaş Bakanı Pete Hegseth’in konumunu güçlendirdikleri ve ABD Başkanı Donald Trump yönetimini eleştirenleri hedef aldıkları” kaydedildi.

İncelemelere göre göreve getirilenler arasında ABD Hava Kuvvetleri’nden emekli Albay Rob Maness ve ABD Kara Kuvvetleri’nden emekli Albay Kurt Schlichter yer alıyor.

Belgelerde bu kişilerin resmi e-posta adreslerinde sivil personel statüsünü belirten “.civ” uzantısının bulunduğu ve Personel ve Hazırlıktan Sorumlu Savaş Bakanlığı Müsteşarı Anthony Tata’nın ofisine kayıtlı oldukları aktarıldı.

Gazete, X platformunda Maness’in 135 binden fazla, Schlichter’in ise yaklaşık 620 bin takipçisi olduğuna dikkat çekti.

Gazeteye konuşan kaynaklar Maness, Schlichter ve Anderson’ın özel devlet memuru ya da yüksek nitelikli uzman statüsünde atandıklarını belirtti.

Fakat Pentagon, bu kişilerin yürüttüğü görevleri, çalışma sürelerini ve bütçeden ödeme alıp almadıklarına dair ayrıntıları açıklamadı.

Askeri okullara ideoloji denetimi

Kaynakların verdiği bilgiye göre söz konusu üç isim, mayıs ayında Carlisle’daki ABD Kara Harp Koleji’nde Pentagon’un özel çalışma grubunda görev aldı.

Çalışma grubunun, askeri eğitim kurumlarını Hegseth’in “zehirli” olarak nitelendirdiği ideolojilere karşı denetlemek amacıyla kurulduğu ve hazırladığı raporun henüz yayımlanmadığı belirtildi.

Daha önce Fox News kanalında görev yapan Hegseth’in, göreve gelmesinin ardından Pentagon’un bilgilendirme ve iletişim politikaları üzerindeki kontrolünü artırdığı vurgulandı.

Gazete, haziran ayında Pentagon’un basın merkezinin gizli alan ilan edilerek gazetecilerin erişimine kapatıldığını hatırlattı.

Başkan adaylığı iddialarına yalanlama

Öte yandan Hegseth, bu hafta başında 2028 yılındaki ABD başkanlık seçimlerinde aday olabileceği yönündeki iddiaları yalanladı. Hegseth, söz konusu açıklamayı NBC News televizyonunda yer alan haberin ardından X platformu üzerinden yaptı.

NBC News, kaynaklarına dayandırdığı haberinde Hegseth’in son aylarda yakın arkadaşları ve tanıdıklarıyla olası adaylığı hakkında konuştuğunu, eşi Jennifer Hegseth’in de bu ihtimali değerlendirdiğini ileri sürmüştü.

Pentagon yetkilileri ise haber yayımlanmadan önce televizyon kanalına yaptıkları açıklamada, Hegseth’in başkanlığa aday olma planının bulunmadığını ve bakanlık görevine odaklandığını kaydetti.

NBC News ayrıca Hegseth’in ağustos ayında Iowa’ya gerçekleştirdiği ziyarete de dikkat çekti. Hegseth, eyalette Cumhuriyetçi Kongre üyesi Zach Nunn’ı destekleyen etkinliklere katılmıştı.

Iowa, başkan adayını belirleyen ilk ön seçim toplantılarına ev sahipliği yapması nedeniyle ABD başkanlık seçimleri sürecinde geleneksel olarak kritik bir öneme sahip.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English