Bizi Takip Edin

Diplomasi

FIFA krizi sürüyor: Trump, Infantino’ya sahip çıktı

Yayınlanma

Dünya Kupası’nı özel sermayeye satma planı ile başlayan FIFA krizi sürerken, ABD Başkanı Donald Trump Gianni Infantino’ya sahip çıktı.

UEFA, CONCACAF ve Asya Futbol Konfederasyonu (AFC), Gianni Infantino’nun FIFA başkanlığından istifa etmesi gerektiği yönündeki tutumlarında kararlılıklarını sürdürüyor.

Pazartesi sabahı, Avrupa konfederasyonu UEFA, Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler konfederasyonu CONCACAF ile AFC, Infantino’yu eleştiren ve her kuruluşun başkanı ile genel sekreteri tarafından imzalanmış bir ortak açık mektup yayınladı.

Bu gelişme, dünya futbolunun yönetim organı olan FIFA’nın cumartesi günü, Infantino ve örgütü “bazı kesimlerin, onu zayıflatmak için yürüttüğü ortak ve süregelen çabalar” olarak nitelendirdiği duruma sert tepki gösteren bir açıklama yayınlamasının ardından geldi.

Infantino üzerinde büyük bir baskı yaratan ve başarısızlıkla sonuçlanan FIFA Forward Enterprise (FFE) planı, FIFA’nın Dünya Kupaları ve Kulüpler Dünya Kupası dahil olmak üzere ticari ve etkinlik faaliyetlerindeki hisselerini özel yatırımlara açmasını öngörüyordu.

Üç büyük konfederasyon, Infantino’nun “özrünü” kabul etmedi

Çarşamba günü Fas’ta FIFA yönetiminin seçkin üyeleriyle yapılan acil toplantının ardından, FFE önerisi nedeniyle FIFA Genel Sekreteri Mattias Grafstrom ile birlikte özür dileyen Infantino, üst düzey yönetim ekibinden “tam destek” aldı.

UEFA, CONCACAF ve AFC’nin açık mektubunda şöyle denildi:

“FIFA Yönetim Komitesi’nin tamamı değil, seçilmiş bir grup üyesinin yurtdışına çağrıldığı bu son toplantı, lider kadrosunun FIFA’nın kalbi olan Zürih’e gidip personeliyle yüzleşmek yerine, bu endişeleri daha da pekiştiriyor ve bizi bu noktaya getiren davranış kalıbının bir devamı niteliğinde.

“Bu, oyunun koruyucusuna yakışan bir davranış değil; oyunun kendisine hesap vermesi gerektiğini düşünen birinin davranışıdır. Hesap verilebilirlik olması gereken yerde sessizlik, açıklık olması gereken yerde mesafe vardır.

“Bunlar, futbolun liderlikte hak ettiği nitelikler değil. İşte bu yüzden bu tutumu benimsedik: bu kararı hafife almadan ve tek başımıza değil, hep birlikte ve hizmet ettiğimiz oyuna karşı duyduğumuz sorumluluk duygusuyla.”

Dünya Kupası’na karşı yeni turnuva düzenleme tehdidi

Geçen hafta UEFA, Avrupa üye federasyonlarının gelecekteki erkekler ve kadınlar Dünya Kupalarını boykot etme tehdidini daha da sertleştirdi.

6 Ağustos’ta bir UEFA sözcüsü, “UEFA, Cumartesi günü yaptığı açıklamada Gianni Infantino’nun başkanlığına olan güvenini yitirdiğini son derece açık bir şekilde ortaya koydu. Bu tutum değişmedi,” demişti.

The Athletic’e ilişkileri korumak amacıyla isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan ve konfederasyonların düşüncelerini iyi bilen bir kaynak, Infantino’nun kamuoyuna yaptığı açıklamalara ve özür dilemesine rağmen, konfederasyonların artık yeni bir turnuva düzenlenmesi konusunda ilk görüşmelere başladıklarını belirtti.

Fas’taki toplantının ardından FIFA, “Şimdi bir inceleme yürütülecek ve bir rapor, FIFA Konseyi’nin bir sonraki planlanan toplantısında sunulacak,” diye eklemişti.

Fakat UEFA, CONCACAF ve AFC, bu incelemenin denetimini FIFA’ya emanet etmeyeceklerini açıkça belirtti ve bunun yerine incelemenin bağımsız bir tarafça yürütülmesini talep etti.

Mektupta ayrıca şunlar söylendi:

“FIFA, bu olaylarla ilgili kapsamlı bir raporu FIFA Konseyi’ne sunmayı taahhüt etmiştir; fakat yine de, böylesine ciddi bir muhakeme eksikliği karşısında doğru yönetişimin, bu incelemenin FIFA’nın kendisi, personeli veya futbol camiasındaki herhangi bir paydaş tarafından değil, tamamen bağımsız bir üçüncü tarafça yürütülmesini gerektirdiğini bir kez daha göz ardı etmiştir. FIFA yönetimi, bu incelemenin yürütülmesinde hiçbir rol oynamamalıdır.”

Öte yandan Infantino’ya destekler de sürüyor. Afrika Futbol Konfederasyonu (CAF), geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, “desteğini oybirliğiyle yeniden teyit ettiğini” ve FIFA ile işbirliğini sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti.

Yine perşembe günü, Güney ve Orta Amerika konfederasyonu CONMEBOL, yaptığı açıklamada “diyaloga veya kurumsal mekanizmalara başvurulmadan tekrarlanan tek taraflı eylemlerden duyduğu endişeyi” dile getirdi ve mart ayında yapılması planlanan FIFA başkanlık seçimleri öncesinde “futbol ailesinin birliği” çağrısında bulundu.

Trump: Infantino’yu görevden almak büyük bir hata olur

Trump, geçen yıl Dünya Kupası kura çekimi töreninde ABD başkanına “FIFA Barış Ödülü”nü takdim eden Infantino’ya destek verdi.

ABD Başkanı Donald Trump pazartesi günü yaptığı açıklamada, FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun yerine başka birinin getirilmesinin “korkunç bir hata” olacağını söyledi.

Trump, Truth Social’da “FIFA, herhangi bir nedenle Başkan Gianni Infantino’nun yerine başka birini getirmeyi düşünse bile korkunç bir hata yapmış olur,” diye yazdı.

Trump, Infantino’yu “harika” olarak nitelendirdi ve onun “şimdiye kadar düzenlenen Dünya Kupaları arasında dört kat farkla en başarılı olanına başkanlık ettiğini” söyledi.

Geçen ay Infantino ile birlikte Dünya Kupası finaline katılan Trump, “Eğer o giderse, bir daha asla bu kadar başarılı ya da kârlı olmayacak!” diye ekledi.

FIFA hisselerinin satışını yöneten JPMorgan yöneticisinin Epstein bağlantısı

FIFA hisselerinin satışı planının arkasındaki gizli isimlerden biri olan JPMorgan bankacısı, pedofil finansçı Jeffrey Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle de baskı altında.

The Telegraph’ın haberine göre varlık ve servet yönetimi bölümünün başkanı 58 yaşındaki Mary Erdoes, FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun satmaya çalıştığı FIFA hisselerinin yüzde 20’sini devralmaya hazır yatırımcılar bulma konusunda bankanın çabalarına öncülük etmişti.

Erdoes, 2019’da hayatını kaybeden Epstein ile uzun süredir devam eden bağlantısı nedeniyle de mercek altına alındı.

ABD yetkilileri tarafından yayınlanan belgelere göre, Erdoes, Epstein’ın Florida’da bir reşit olmayan kişiyi fuhuşa zorlamak suçundan mahkum edilmesinden beş yıl sonra, yani 2013 yılında JP Morgan’ın Epstein ile ilişkisini sonlandırdı.

İlk olarak The Banker finans haber sitesi tarafından bildirilen ikili arasındaki e-posta yazışmaları, bankacılık konularında iletişim halinde olduklarını gösteriyor.

Erdoes, 2012 yılında JP Morgan hesabından Epstein’a doğum günü tebrikleri göndermişti.

İkili, Epstein’ın bir başka iş ortağı olan eski Goldman Sachs yöneticisi Kathryn Ruemmler’in bankacılık işlemleriyle ilgili olarak çalışanlar aracılığıyla dolaylı olarak iletişim halindeydi.

New York Times’a göre, Erdoes’un Infantino’nun planları henüz şekillenirken bunlardan haberdar olan az sayıdaki kişiden biri olduğu anlaşılıyor.

Bu plan, FIFA’nın yüzde 20’lik hissesinin 4,2 milyar dolar değerinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Joshua Kushner’ın liderliğindeki yatırımcılar ve diğerlerine satılmasını öngörüyordu.

Joshua Kushner’ın yatırım şirketi Thrive Eternal ile FIFA, söz konusu satış için diğer yatırımcıları bulmak üzere JP Morgan’ı kullanmayı planlamıştı.

Diplomasi

İddia: Norveç Başbakanı Støre eski Rus yetkiliyle Oslo’da görüştü

Yayınlanma

Bloomberg, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’nin geçtiğimiz yaz aylarında Oslo’da üst düzey eski bir Rus yetkiliyle bir araya geldiğini yazdı. Habere göre bu görüşme, Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın büyük Avrupa güçlerini Ukrayna müzakerelerine dahil etmek için yürüttüğü diplomatik hazırlıklar dahilinde yapıldı.

Bloomberg’ün kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, geçtiğimiz yaz aylarında başkent Oslo’da üst düzey eski bir Rus yetkiliyle bir araya geldi.

Ajansa konuşan kaynak, eski Rus yetkilinin bu görüşmede Støre’ye Avrupa’nın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ültimatom vermek yerine onunla diyalog kurması gerektiğini söylediğini aktardı.

Söz konusu temas, Støre ile Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın, Ukrayna’daki çözüm müzakerelerine büyük Avrupa güçlerinin katılmasına zemin hazırlamak amacıyla yürüttüğü “mutfak diplomasisinin” parçasını oluşturuyor.

Norveç ve Finlandiya liderlerinin uzun bir ortak çalışma geçmişine sahip olduğuna dikkat çeken Bloomberg, ikilinin yirmi yıllık dostlukları sayesinde uluslararası siyasette sonuç aldığını yazdı.

Liderler daha önce, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ele geçirme tehditleri üzerine kendisiyle müzakere girişimlerine öncülük etmiş, ayrıca yaklaşık 30 lideri gelişmiş yapay zeka modellerinin denetlenmesine yönelik anlaşmayı imzalamaya ikna etmişti.

Ajansa konuşan kaynak, iki liderin uyumunu şu sözlerle anlattı: “Birlikte harika çalışıyorlar. Stubb, Avrupa çapında ve küresel ölçekte büyük düşünmek istiyor; bu yaklaşım Støre’de de karşılık görüyor.”

Bloomberg’e bilgi veren iki ayrı kaynak ise liderlerin benimsediği ekip çalışması stratejisinin, zorlu müzakereler sırasında Stubb ve Støre’ye “birbirini kollama” ve üzerlerindeki baskıyı hafifletme imkanı tanıdığını savundu.

İlk kez 2008 yılında dışişleri bakanlığı yaptıkları dönemde tanışan Stubb ve Støre, spora duydukları ortak ilgiyle yakınlaştı.

Fransa’da eğitim görmüş olmaları ve Fransızca bilmeleri de iki siyasetçiyi birleştiren diğer unsurlar arasında yer alıyor. Stubb, kaleme aldığı Alex adlı kitabında Støre’yi “iyi dostu” olarak tanımlamıştı.

Bloomberg’in haberinde, Stubb ve Støre’nin bu hafta Ukrayna’nın talebi üzerine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefon görüşmesi yapmasının birçok müttefiki şaşırttığı vurgulandı.

Öte yandan ajans, söz konusu girişimin Avrupa’ya müzakere masasında yer alma konusunda yeni bir şans sunduğunun altını çizdi.

Ancak telefon trafiği bazı Avrupa ülkelerinin eleştirilerine yol açtı. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Finlandiya ve Norveç’in bu görüşmeyle ne elde etmeyi umduğunu anlamadığını belirterek Avrupa ülkelerinin ortak hareket etmesinin önemini vurguladı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson da görüşme hakkında kendisine önceden bilgi verilmemesinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ise Moskova ile daha önce yürütülen müzakere girişimlerinin sonuçsuz kaldığına işaret etti.

İngiliz The Guardian gazetesi, telefon görüşmesinin doğurduğu gerilimin, Avrupa’nın Moskova ile kendi iletişim kanalını kurma çabalarını zorlaştırma tehdidi taşıyan görüş ayrılıklarını gözler önüne serdiğini yazdı.

Gazete bu durumu, hükümetlerin yalnızca Rus liderle temas kurma gerekliliği konusunda değil, aynı zamanda kendi adlarına kimin konuşacağı üzerinde de uzlaşmaya çalışmasına bağladı.

Financial Times (FT) gazetesi ise ülkelerin, Ukrayna müzakerelerinde kendi çıkarlarını Moskova ve Washington’a iletmek adına Putin ile nasıl temas kurulacağı konusundaki anlaşmazlıklar yüzünden “ikilemle” karşı karşıya kaldığını bildirdi.

Gazetenin verilerine göre ABD ve Ukrayna; İngiltere, Fransa ve Almanya’dan oluşan E3 grubunu müzakerelerde Avrupa’nın en olası temsilcileri olarak görüyor.

Ancak küçük devletler kendi çıkarlarının göz ardı edileceğinden endişe duyduğu için bu seçenek Avrupa içinde görüş ayrılıkları yaratıyor.

Diğer yandan Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, Putin’in Stubb ve Støre ile yaptığı telefon görüşmesine Avrupa Birliği (AB) liderlerinden olumsuz tepki gelmesini Moskova’nın beklemediğini açıkladı.

Avrupa’da Rusya Devlet Başkanı ile görüşmeler konusunda ortak tutum oluşmadığını belirten Uşakov, “orada çok seslilik ve kargaşa hakim olduğunu” ifade etti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Politico: ABD, Belarus gübresi için Litvanya’ya liman baskısı yapıyor

Yayınlanma

Politico’nun haberine göre ABD yönetimi, Belarus potasyumunun sevkiyatı için Klaipeda Limanı’nın açılması konusunda Litvanya’ya çağrıda bulunuyor. Kanada ile yaşanan tarife krizinin ardından alternatif gübre arayışına giren Washington, Avrupa Birliği yaptırımlarını aşmayı hedefliyor.

ABD yönetimi, Avrupa Birliği yaptırımlarını aşarak Belarus potasyumunun ihracatı için Klaipeda Limanı’nı açması yönünde Litvanya’ya baskı uyguluyor.

Politico’nun dört Avrupalı yetkiliye dayandırdığı haberde, ABD’nin Belarus Özel Temsilcisi John Cole’un Litvanyalı diplomatlarla Belarus mallarına yönelik ablukanın hafifletilmesi konusunu ele aldığı aktarıldı.

Gübre üretiminde temel bir bileşen niteliği taşıyan potasyumun küresel pazarının yaklaşık yüzde 20’sini Belarus kontrol ediyor.

Kullandığı potasyumun neredeyse tamamını ithal eden ABD, sevkiyatın yaklaşık yüzde 80’ini Kanada’dan karşılıyor.

Ağustos ayında Ottawa yönetimi ile yürütülen ticaret müzakerelerinin kesilmesi ve karşılıklı gümrük tarifelerinin yeniden devreye girmesi üzerine Washington, hammadde temininde alternatif kaynak arayışına girdi.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen ay yaptığı açıklamada Minsk yönetimiyle “kapsamlı bir anlaşma” üzerinde çalıştıklarını duyurmuştu.

Trump, Amerikalı çiftçilerin şu anda Kanadalı şirketlere ödediğinden “çok daha düşük bir fiyata” potasyum satın almayı hedeflediklerini dile getirdi.

Hazırlanan planın hayata geçmesi ise gübrelerin Klaipeda Limanı ya da bölgedeki diğer limanlar üzerinden gemilere yüklenmesine bağlı kalıyor.

Avrupa Birliği’nin yürürlükteki yaptırımları, üye ülkelerin limanlarından Belarus menşeli malların sevk edilmesini yasaklıyor. Kısıtlamaların uzatılmasına dair bir sonraki kararın şubat ayında alınması bekleniyor.

2027 yılının ilk yarısında AB dönem başkanlığını üstlenecek Litvanya’nın ise bu yaptırımları veto etme yetkisi mevcut.

ABD, Belarus’un potasyum sektörüne yönelik ilk yaptırımları 2021 yılında devreye sokmuştu.

Washington yönetimi birkaç yıl sonra, Aralık 2025’te Belarus potasyum endüstrisine uyguladığı kısıtlamaları hafifletme sürecine girdi.

Financial Times’ın aktardığına göre, Amerikan kısıtlamalarının yumuşatılmasının ardından Belarus potasyumunun ilk partisi 22 Ekim’de ABD’ye sevk edildi. Bu sevkiyat, iki ülke arasında 2021 yılından bu yana gerçekleşen ilk teslimat oldu.

Öte yandan Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, üretilen tüm miktarın bu yıl için önceden sözleşmeye bağlandığını gerekçe göstererek Belarus’un Batı pazarlarına potasyum gübresi gönderemeyeceğini ifade etti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump baskı yaptı, Kiev Rus petrol rafinerilerini vurmayı durdurdu

Yayınlanma

Trump’ın küresel akaryakıt fiyatlarını artırdığı gerekçesiyle yürüttüğü baskı sonuç verdi ve Ukrayna, Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarına gayriresmi olarak ara verdi. Wall Street Journal’ın haberine göre 3 Kasım’daki ABD Kongresi ara seçimlerine kadar sürmesi beklenen duraklama öncesinde Washington, Kiev’den saldırıları 30 günlüğüne kesmesini istedi.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre ABD, Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlenen Ukrayna saldırılarının durdurulması için ABD Başkanı Donald Trump’ın haftalarca sürdürdüğü baskı sonucunda amacına ulaştı.

Gazeteye konuşan kaynakların belirttiğine göre saldırılardaki “gayriresmi ara” en azından 3 Kasım’da yapılacak ABD Kongresi ara seçimlerinin sonuna kadar sürecek, hatta bu süreyi de aşabilecek.

Kiev yönetimi ise saldırıların durdurulduğuna dair resmi bir açıklama yapmadı.

Son haftalarda Kiev’den Rus petrol rafinerilerini vurmayı bırakmasını talep eden Trump, küresel akaryakıt fiyatlarındaki artıştan Ukrayna’yı sorumlu tutuyordu.

Gazetenin görüşlerine başvurduğu enerji uzmanları ise fiyat artışını ağırlıklı olarak ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşa bağlıyor.

WSJ’nin iki Amerikalı yetkiliye dayandırdığı haberine göre ABD Özel Temsilcisi Jared Kushner, 20 Ekim’de Oslo’da Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ile yapılan görüşmede Trump’ın talebini yineledi.

WSJ’ye konuşan kaynaklardan biri bu görüşmeyi “çok sert” diye nitelendirdi.

Amerikalı yetkililerden birinin aktardığına göre toplantıya uzaktan katılan Kushner, Washington’a duyulan minnettarlığın bir göstergesi olarak Ukrayna’ya petrol rafinerisi saldırılarını 30 günlüğüne durdurmayı önerdi.

WSJ’nin belirttiğine göre uydu internet sistemi Starlink’in çalışmasındaki kısıtlamalar da Kiev’in tutumunu etkiledi.

14 Ekim’de başlayan bu kısıtlamalar Ukrayna’nın insansız hava araçlarını kullanmasını zorlaştırdı.

Hizmetin tam kapasiteyle çalışmasına ancak on gün sonra, Trump’ın SpaceX CEO’su Elon Musk’a başvurmasıyla geri dönülebildi.

Gazetenin haberine göre Ukrayna’nın Avrupalı müttefikleri de ABD’deki oylama tamamlanana kadar rafineri saldırılarına ara verilmesini tavsiye etti.

Gazete, Starlink’teki kesintinin ve ABD’nin Kiev’e desteği kesme tehditlerinin sonucunda Ukrayna’nın Beyaz Saray’a duyduğu güvenin daha da sarsıldığı değerlendirmesini yaptı.

Enerji ateşkesi tartışmaları Rus motorini anlaşmasının gölgesinde yürüdü

Trump, 11 Ekim’de Rusya ve Ukrayna’nın enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurma konusunda anlaştığını duyurmuştu.

Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ise Amerikalı mevkidaşının sözlerini ilk kez duyduğunu söylemiş, ancak Rusya’nın da kabul etmesi şartıyla ateşkese hazır olduğunu dile getirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov da 13 Ekim’de enerji ateşkesine ilişkin temasların sürdüğünü doğrulamıştı.

Buna rağmen ertesi gün Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Ryazan ve Saratov bölgelerindeki petrol rafinerilerine saldırılar düzenlendiğini açıkladı.

Ryazan Bölgesi Valisi Pavel Malkov ise 15 Ekim sabahı insansız hava aracı saldırısının ardından yerel petrol rafinerisi arazisinde yangın çıktığını duyurdu.

Devlet Başkanı Vladimir Putin de enerji altyapısına yönelik saldırıların sorun yarattığını ancak cephedeki durumu etkilemediğini söylüyordu.

Putin 1 Ekim’de yaptığı açıklamada “Bizim petrol rafinerilerimizde de tablo aynı. Petrol rafinerilerini vurmaya başladılar ve amaçlarını doğrudan ekonomimize zarar vermek olarak açıkladılar. Amaçlarına ulaştılar mı? Kısmen, çünkü tahminlerimize göre gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 1’ini kaybettik. Üstelik bunu bilinçli yaptılar, bunlar sivil hedefler, sivil hedefleri vurdular. Peki ne oldu? Birebir karşılığını aldılar” dedi.

Enerji ateşkesi görüşmeleri, Moskova ile Washington arasında 9 Ekim’de varılan Rus motorini tedariki anlaşmasının gölgesinde yürütüldü.

Zelenskiy bu anlaşmayı ABD’nin ihaneti olarak nitelendirmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English