Bizi Takip Edin

Avrupa

Balkanlar’ın AB’ye entegrasyonunda “ikili hız” problemi

Yayınlanma

AB’nin Batı Balkanlar için hazırladığı 6 milyar avroluk büyüme planının uygulamaya girmesinden bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, yalnızca Karadağ, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya reformlarla bağlantılı birden fazla ödeme almayı başardı.

Euractiv’e göre bu dengesiz ilerleme, siyasi istikrarsızlığın bazı ülkeleri nasıl geride bıraktığını gösterirken, aynı zamanda hükümetlerin kalıcı değişiklikler yapıp yapmadıkları ya da sadece fon sağlamak için son teslim tarihlerine uymaya çalışıp çalışmadıkları konusunda şüpheler uyandırıyor.

Avrupa Komisyonu, AB’ye katılım sürecini hızlandırmak amacıyla bu planı 2023 yılında hayata geçirdi.

Plan, fonları belirli iktisadi, kurumsal ve hukukun üstünlüğü reformlarına bağlarken, altı ülkeye AB tek pazarının bazı kısımlarına kademeli olarak daha fazla erişim imkânı tanıyor.

Genişleme Komiseri Marta Kos, geçen yıl Üsküp’e yaptığı ziyaret sırasında, “Büyüme planı, Batı Balkanlar’ın Avrupa ailesine katılımını hızlandıracak bir araç” demişti.

Fakat Belgrad’daki Avrupa Politika Merkezi’nden analist Marko Todorović, planın beklentileri karşılayamadığını söyledi.

Todorović, “Bu plan, sosyo-iktisadi yakınlaşma ve tek pazara erişim için bir araç olarak sunulmuştu, ancak bu vaadi tam olarak yerine getiremedi,” dedi.

Örneğin Kosova, nisan ayında 61,8 milyon avroluk ön finansman aldı fakat 18 aydır süren siyasi kriz, reformları hayata geçirme kabiliyetini engelledi.

Avrupa Parlamentosu’nun Kosova raportörü Riho Terras, Euractiv’e verdiği demeçte, krizin çözülmeden ülkenin ilerleyemeyeceğini savundu.

Hükümete göre Kosova, haziran sonuna kadar gerçekleştirilmesi gereken reform hedeflerini tutturamadığı için son dönemde tahmini 40 milyon avro kaybetti.

Gerekli yasaları onaylayabilecek işlevsel bir hükümeti olmazsa, yıl sonuna kadar kaybedeceği tutar 250 milyon avroya kadar çıkabilir.

Bosna-Hersek ise plan kapsamında henüz hiçbir reformu tamamlayamadı ve bu nedenle fonlara erişemedi.

AB dış politika sorumlusu Kaja Kallas, Saraybosna’ya yaptığı son ziyaret sırasında, daha fazla gecikmenin daha fazla kayıp anlamına geleceğini belirtti.

Bosna-Hersek halihazırda 108 milyon avroyu kaybetmiş durumda ve yıl sonuna kadar 370 milyon avrodan fazla kaybedebilir.

Her iki ülkede de asıl engel, hükümetlerin fonları almak için gerekli kararları almasını engelleyen siyasi felç durumu.

Sırbistan da raportör Tonino Picula’nın “demokratik gerileme” olarak nitelendirdiği durumun ortasında zorluklar yaşıyor.

Sırbistan ocak ayında bir ödeme aldı fakat Picula, Belgrad’ın AB reformlarına daha güçlü bir taahhüt gösterene kadar sonraki ödemelerin askıya alınmasını talep etti.

Todorović şöyle konuştu:

“Sırbistan’ın yetkin bir idaresi ve rahat bir çoğunluğu var, dolayısıyla başarısızlıkları bir öncelik meselesidir. Harcanmayan fonlar önde gelen ülkelere yeniden tahsis edilebileceğinden, baskı artık artacak.”

Bu arada Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Karadağ, kendi içlerindeki siyasi bölünmelere rağmen birden fazla ödeme almayı başardılar.

Arnavutluk’taki gibi istikrarlı iktidar çoğunlukları ve Karadağ’daki gibi siyasi uzlaşmalar, reformların hayata geçirilmesine yardımcı oldu.

Fakat Podgorica’daki Demokrasi ve İnsan Hakları Merkezi direktörü Nevenka Vuksanović, Karadağ’ın manşetlere taşınan ilerlemesinin her zaman doğrulanabilir yapısal bir değişime dönüşmediğine dikkat çekti.

Vuksanović, “Aslında sektör sektör incelediğimde tutarlı bir örüntü görüyorum: nicel hedefler karşılanıyor ya da aşılıyor, fakat bu rakamların ne anlama geldiğini bağımsız olarak doğrulamak için gerekli belgeler genellikle eksik, yayınlanmamış ya da kontrol edilemeyecek bir biçimde sunuluyor,” dedi.

Beyan edilen ve doğrulanabilir ilerleme arasındaki uçurumun “tam da AB’nin en çok önem verdiği alanlarda –yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü–” en geniş olduğunu belirtti.

Kuzey Makedonya da AB üyelik müzakerelerini ilerletmek için gerekli anayasa değişikliklerini henüz kabul etmemiş olsa da, plan kapsamındaki tedbirleri uygulamaya koydu.

Ne var ki Todorović, reformların kabul edilmesinin, bunların düzgün bir şekilde uygulanacağı veya sürdürüleceği anlamına gelmediğine dikkat çekti.

Todorović, “Bir yasayı belirli bir son tarihe kadar kabul etmeniz karşılığında ödeme alıyorsanız, yasayı kabul edersiniz ve uygulamayı daha sonra düşünürsünüz,” dedi.

Yine de, “Büyüme Planı’nın sağladığı şey, her adım için bir bedel içeren, ortak, tarihli ve kamuya açık bir taahhüt listesidir,” diyen Todorović, bunu AB’nin eski, sonu açık üyelik kriterlerinden daha etkili bir araç olarak nitelendirdi.

Avrupa Komisyonu sözcüsü Euractiv’e yaptığı açıklamada, programın hem bir entegrasyon aracı hem de hükümetlerin reformları hayata geçirme kabiliyetinin bir testi olduğunu belirtti.

İlk yıl, mali teşviklerin değişimi hızlandırabileceğini, ancak siyasi felç, zayıf kurumlar veya uzun vadeli taahhüt eksikliğini telafi edemeyeceğini de ortaya koydu.

Avrupa

Saksonya-Anhalt seçim sonuçları Merz’i “derinden sarstı”

Yayınlanma

Alman Şansölyesi Friedrich Merz, Saksonya-Anhalt’taki sonuç karşısında “herkesin derinden sarsıldığını” belirtti.

CDU’lu şansölye, “Sonucun bu şekilde çıkmasını beklemiyorduk,” dedi.

Oylamanın “yankıları olacağını” belirten Merz, AfD’yi tebrik edenlere bir göz atmanın bile “bu sonucun çektiği uluslararası ilginin boyutunu” gösterdiğini söyledi.

Merz, “Seçmenlerin neredeyse %60’ı… ülkemizin demokratik kurumlarını temelden sorgulayan siyasi partilere oy verdiğinde… bu, sanki hiçbir şey olmamış gibi kolayca geçiştirebileceğimiz bir seçim sonucu değil,” dedi.

Öte yandan Şansölye, bunun “CDU’nun yıllardır, hatta on yıllardır yaşadığı en ağır seçim yenilgisi” olduğunu kabul etti.

İnsanların tutumlarının değişmesinin “demokrasinin özü” olduğunu söyleyen Merz, bununla birlikte, “Oylamaya açık olmayan tek bir şey var: birlikte yaşamamızı sağlayan kurallar ve anayasada yer alan değerler,” dedi.

AfD, CDU ile ittifak kurmayı hedefliyor

Şansölye, Almanya’nın “tarihi nedeniyle özel bir sorumluluk taşıdığını” ve “siyasi düzenimizi her zaman koruyacağını” belirtti.

Merz, Almanya’nın bu sonuç karşısında “temel reformlara” ihtiyacı olduğunu ve bu zorluğun üstesinden gelmeye hazır olduğunu savundu:

“Bu, ülkemizin geleceği ve çocuklarımızın ile torunlarımızın sahip olacağı fırsatlarla ilgili bir mesele; bu fırsatları boşa harcamamalıyız.”

Şansölye, hükümetin, attığı adımları ve bunların ardındaki gerekçeleri daha iyi açıklaması gerektiğini de kabul etti.

Merz, önümüzdeki günlerde ve haftalarda bu konuya odaklanmak istediğini söyledi ve “ülkemize karşı ortak sorumluluğumuzun” farkında olduğunu vurguladı.

“Ülkemize karşı kişisel sorumluluğumun farkındayım. Bu sorumluluğun hakkını vermeye kararlıyım,” diyen Merz, görünüşe bakılırsa, görevinden istifa edebileceğine dair tüm söylentileri böylece yalanladı.

“Ortak siyasi başarıya nasıl geri dönebileceğimizi ciddi ciddi düşündüğünü” söyleyen Şansölye, “her gün duygularını açıkça gösteren türden bir insan olmadığını” belirtti ama “Pes etmek bir seçenek değil,” dedi.

AfD depremi: Söder’den uyarı, Musk’tan tebrik

Merz, daha sonraki açıklamalarında AfD ile Rusya arasında bir bağlantı kurdu ve “2.500 kilometre doğuda seçim sonuçları kutlanıyordu,” diyerek şunları söyledi:

“Bu sonucu teşvik etmeye ve gerçekleştirmeye çalışanlar göz önüne alındığında, bu hiç de şaşırtıcı değil. Bu anlamda, burada kiminle karşı karşıya olduğumuzu tam olarak biliyoruz.”

Merz’e, Saksonya-Anhalt’ta “Rusya yanlısı” partilere (AfD ve BSW kastediliyor) verilen yüksek destek göz önüne alındığında, Almanya’nın Rusya ve Ukrayna konusundaki tutumu hakkında da sorular yöneltildi.

Dün gece oyların %57,7’sini aldığını ileri süren Merz, “Özellikle şu anda, özgürlüğümüzü Rusya’ya karşı savunmamız gerektiği yönündeki temel inancımdan bir milimetre bile sapmayacağım,” diye konuştu.

Merz, bunu “muhtemelen çok daha sık ve çok daha yoğun bir şekilde açıklamak zorunda kalacağını” da itiraf etti.

Almanya’nın iç güvenliğine yönelik tehdidin “soyut değil, son derece somut” olduğunu ve “Ukrayna’ya desteğimizi kesersek durumun düzelmeyeceğini, aksine daha da kötüye gideceğini” ileri süren Şansölye, “Rus liderlerin amacı, eskiden Batı olarak adlandırdığımız değer sistemini istikrarsızlaştırmak ve bu değer sistemi müzakere konusu olamaz,” dedi.

CDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor

Okumaya Devam Et

Avrupa

AfD, CDU ile ittifak kurmayı hedefliyor

Yayınlanma

Almanya için Alternatif (AfD), eyalet hükümeti kurabilmek için Friedrich Merz’in partisi Hıristiyan Demokratlarla (CDU) ittifak kurmaya çalışıyor.

AfD, Almanya’nın merkez partilerinin eyalet veya federal düzeyde kendisiyle işbirliği yapmayı reddettiği bir “güvenlik duvarı” politikası nedeniyle hükümetlerden uzak tutuluyor.

Fakat pazar günü Saksonya-Anhalt’ta elde ettiği ezici seçim zaferinin ardından, bu politikada çatlaklar oluşmaya başladı.

The Telegraph’ın edindiği bilgiye göre, CDU içindeki muhalifler AfD’ye destek vermek istiyor.

AfD’nin önemli isimlerinden milletvekili Maximilian Krah, Saksonya-Anhalt eyaletindeki CDU’lu siyasetçilerin desteğini kendi partisine kaydırmayı düşündüklerini söyledi.

Kimlikleri açıklanmayan bu muhalifler, pazar gecesi yaşanan “felaket” niteliğindeki seçim sonucuna o kadar öfkelenmişlerdi ki, AfD ile aralarındaki engeli aşmak istediler.

Krah, The Telegraph’a verdiği demeçte, “Hıristiyan Demokratlar içinde, bu felaket sonucun ardından, kaybeden partiler yerine bize katılmayı tercih edecek bazı kişiler var,” dedi.

AfD depremi: Söder’den uyarı, Musk’tan tebrik

AfD, Saksonya-Anhalt’ta oyların yüzde 43’ünü aldı ama hükümet kurmak için yeterli sayıda sandalye kazanamadı.

Parti, diğer partilerin desteği olmadan eyaleti yönetmek için gerekli olan mutlak çoğunluğa üç sandalye uzak.

Saksonya-Anhalt’ta iktidar partisi olmasına rağmen yüzde 17’de kalarak kötü bir sonuç alan CDU’nun performansı, güvenlik duvarının ayakta kalıp kalamayacağına dair soru işaretleri yaratıyor.

AfD lideri Alice Weidel de Saksonya-Anhalt’taki CDU üyelerinin taraf değiştirip AfD liderliğindeki bir hükümeti desteklemeyi düşündüklerine dair imalarda bulundu.

AfD’nin CDU’daki “isyancılardan” somut bir taahhüt alıp almadığı ya da sadece krizle boğuşan merkez sağ partinin liderlerine karşı psikolojik savaş yürüttüğü henüz netleşmedi.

Bugün yaptığı basın toplantısında Siegmund, partinin “değerlerimize sadık kalmasına” ve “ülkemizdeki siyasi sorumluluğun üstesinden gelmesine” imkân verecek bir anlaşmaya ancak o zaman gireceğini söyledi.

AfD’li siyasetçi, “Görüşmelere açığız ve bu tarihi görevin üstesinden gelebilecek parlamento grupları olup olmadığını göreceğiz,” dedi.

AfD’nin eşbaşkanı Tino Chrupalla ise parti yönetiminin “tüm partilere görüşme teklifi sunacağını” belirtti.

CDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor

Pazar gecesi Saksonya-Anhalt’ta düzenlenen bir CDU etkinliğinden ayrılırken üzgün bir ifadeyle fotoğrafı çekilen Merz’in, bugün partisiyle kriz görüşmeleri yapması bekleniyor.

Seçim sonuçlarının ardından, CDU lideri ve şansölye olarak geleceğinin tehlikeye girdiğine dair yoğun spekülasyonlar var.

CDU, Eylül ayında Mecklenburg-Batı Pomeranya ve Berlin’de kaybedeceği tahmin edilen iki eyalet seçimiyle karşı karşıya olduğu için üzerindeki baskı giderek artıyor.

İngiliz hükümeti pazartesi sabahı, Saksonya-Anhalt’ta iktidara gelse bile AfD ile işbirliği yapmayacağını açıkladı.

Hazine Baş Sekreteri Emma Reynolds, Times Radio’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Biz o anki hükümetle çalışacağız ve AfD, Almanya’daki o anki hükümetin bir parçası değil. AfD ile temasa geçmeye pek istekli değilim.”

AfD’nin “aşırı sağ” olup olmadığı sorulduğunda, “onları oldukça aşırı sağ olarak gördüğünü” söyleyen Reynolds, “Bu durum, Reform gibi aşırı sağ popülistlerin bulunduğu tek ülkenin biz olmadığımızı hatırlatıyor. Fransa’da da aynı tür bir sorun var,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

BSW’de Thüringen kavgası: Katja Wolf yeni parti kurdu

Yayınlanma

Sahra Wagenknecht İttifakı’ndan (BSW) ayrılmalarının üzerinden iki gün geçtikten sonra, Thüringen’deki eski üyeler güçlerini birleştirerek Katja Wolf liderliğinde yeni bir parti kurdular.

Kurucu üyeler, Erfurt’ta yaptıkları açıklamada, eski BSW eyalet başkanı ve eski Maliye Bakanı Katja Wolf’un başkan seçildiğini duyurdular.

Pazar günü gerçekleşen parti kuruluşu, önceki liderlik ekibinin üyeleri için bile sürpriz oldu. Üyeler, “Bu, spontane bir parti kuruluşuydu,” dediler. Partinin adı Thüringen.Gerecht (Adil Thüringen).

Haberlere göre, Thüringen’deki eski üst düzey BSW temsilcileri Steffen Schütz ve Steffi Eschrich de yeni partide öncü roller üstleniyor.

Schütz, Wolf ile birlikte BSW eyalet başkanı olarak görev yapmıştı ve kabinede Altyapı ve Dijital İşler Bakanı olarak yer alıyor. Eschrich ise BSW’nin eyalet genel sekreteriydi.

Geçtiğimiz hafta boyunca, partinin eyalet hükümetine katılımı konusunda Wagenknecht liderliğindeki BSW federal yönetimi ile Thüringen BSW arasında ilkeler üzerine yaşanan açık bir anlaşmazlık nihayete erdi.

Federal parti yönetimi ve partinin kurucu lideri Sahra Wagenknecht, CDU’lu başbakanın yönetme ehliyetini yitirdiği gerekçesiyle BSW eyalet şubesinin hükümet koalisyonundan çekilmesini istiyordu.

BSW, AfD ile işbirliği yapacak mı?

İki BSW milletvekili hariç, tüm milletvekilleri partiden ve bazı durumlarda parlamento grup üyeliğinden de istifa etti. Bölünmeden önce eyalet meclisindeki BSW grubu 15 kişiden oluşuyordu.

Wolf hafta sonu şu açıklamayı yapmıştı:

“Mümkün olduğunca çabuk yeni bir parti kurmalıyız. Son başvuru tarihleri göz önüne alındığında, bunu Ekim ayında hâlâ başarabilmeliyiz.”

Yeni partinin pazar günü kurulmuş olması, haberlere göre Thüringen eyalet parlamentosundaki BSW milletvekili grubunun belirsiz yasal statüsüne bir tepki olarak değerlendiriliyor.

AfD milletvekili grubu, eyalet anayasasını gerekçe göstererek BSW milletvekili grubuna sağlanan finansmanın kesilmesini talep etmişti.

Ayrıca, çarşamba gününden cuma gününe kadar eyalet meclisinde olağan bir oturum planlanıyor ve bu oturum sırasında BSW milletvekili grubunun statüsü konusu da gündeme gelecek.

Wolf, bir basın açıklamasında, “Thüringen’de istikrar ve güvenilirliği sağlayacağımıza söz verdik. Şimdi herkesi bu sözü gerçeğe dönüştürmek için bize katılmaya davet ediyoruz,” dedi.

Yeni partinin yeni seçilen başkanı, kurucu yönetim kurulunun en kısa sürede bir kurucu parti kongresi toplayacağını da ekledi.

Kurucu üyeler ayrıca, Thüringen.Gerecht’in gelecekte odaklanmayı planladığı altı temel konuyu içeren bir kurucu programı kabul ettiler.

Basın açıklamasına göre, yeni parti “adil ücretli iş, Doğu Almanların yaşam boyu başarılarının tanınması, endüstriyel değer yaratma ve inovasyon, sağlıklı bir çevre, uygun fiyatlı enerji, sürdürülebilir yatırımlar ve gerçek vatandaş katılımı”nı savunuyor.

BSW, CDU’lu Başbakan Mario Voigt (CDU) liderliğindeki üç partili koalisyonun (CDU-SPD-BSW) bir parçası.

Bu nedenle, BSW’nin ve eski eyalet meclis grubunun dağılması koalisyon üzerinde baskı yaratıyor.

Koalisyon, eyalet meclisinde zaten mutlak çoğunluğa sahip değil. Eyalet bütçesi gibi kararlar söz konusu olduğunda koalisyon, Sol Parti ile işbirliği yapıyor.

En güçlü meclis grubu ise, Eyalet Anayasa Koruma Dairesi tarafından “aşırı sağ” olarak sınıflandırılan AfD.

Wolf ve grup başkanı Hupach’ın cuma günü vurguladığına göre, üyelerinin büyük çoğunluğu partiden ayrılmış olsa da, eski BSW eyalet meclis grubu yasal olarak hâlâ varlığını sürdürüyor.

BSW grubu çarşamba günü görüşmeler yapmak üzere toplanacak ve bu toplantıda kararlar da alabilir. 

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English