Bizi Takip Edin

Diplomasi

Barış Kurulu Netanyahu görüşmesi sonrası Gazze çekilme şartını değiştirdi

Yayınlanma

ABD destekli Barış Kurulu’nun açıklaması, İsrail ordusunun Gazze’den çekilme koşullarının Başbakan Binyamin Netanyahu ile yapılan görüşmenin ardından değiştirildiğine işaret etti. Yayınlanan yeni metin, Sarı Hat’ın gerisine çekilmeyi Hamas’ın tam silahsızlanması şartına bağlarken İsrail askerlerinin bölgede kalmasının önünü açık bıraktı.

ABD destekli Barış Kurulu’nun pazartesi günü yayımladığı açıklama, İsrail ordusunun Gazze’den çekilmesine ilişkin koşulların Başbakan Binyamin Netanyahu ile yapılan görüşmenin ardından değiştirilmiş olabileceğine işaret etti.

Kurul, İsrail ordusunun Sarı Hat’ın gerisine ancak Hamas’ın arabuluculara taahhüt ettiği silahsızlanma tamamlandıktan sonra çekileceğini bildirdi. Açıklamada bu koşulun hafif ve ağır silahların yanı sıra tüneller için de geçerli olduğu belirtildi.

Sarı Hat, Ekim 2025’te varılan ateşkes kapsamında Gazze’yi kabaca İsrail ile Hamas’ın kontrolündeki bölgeler arasında bölen sınırı ifade ediyor. İsrail ordusu ateşkesten sonra daha fazla alanı ele geçirerek Gazze’nin yüzde 60’tan fazlasını kontrolü altına aldı.

Açıklamadaki ‘tam çekilme’ ifadesi kaldırıldı

Times of Israel, geçen hafta adını açıklamadığı bir Barış Kurulu yetkilisine dayandırdığı haberinde, İsrail ordusunun anlaşmanın ilk aşamasında Sarı Hat’a çekilmesinin beklendiğini bildirmişti.

Barış Kurulu’nun pazartesi günü yayımladığı resmi açıklamanın ilk halinde, İsrail ordusunun “tam çekilmesinin” ancak Hamas’ın silahsızlanması tamamlandıktan sonra gerçekleşeceği belirtildi. Ancak “tam” sözcüğü birkaç dakika sonra metinden çıkarıldı.

Times of Israel’a göre ilk metin, silahsızlanma süreci devam ederken kısmi çekilmelerin yapılmasına, süreç tamamlandığında ise İsrail ordusunun bütünüyle çekilmesine imkân tanıyordu. Değiştirilen metin ise Sarı Hat’ın gerisine yönelik herhangi bir çekilmeyi silahsızlanmanın tamamlanması şartına bağladı.

Bununla birlikte “tam” sözcüğünün çıkarılması, silahsızlanma sonrasında İsrail ordusunun Gazze’den bütünüyle ayrılıp ayrılmayacağını da belirsiz bıraktı. Son metin, Hamas bütün silahlarını teslim etse bile İsrail’in Gazze’de asker bulundurmaya devam etmesinin önünü açık bırakıyor.

Bu yaklaşım, Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un geçen hafta dile getirdiği “Çekilme ile silahsızlanma eş zamanlı ilerlemeli” açıklamasından farklılık gösteriyor.

Habere göre bu değişiklik, Netanyahu hükümetinin plana onay vermesini sağlama çabasının parçası olabilir. İsrail, Hamas tamamen silahsızlandırılmadan ordunun Gazze’den çekilmesine karşı çıkıyordu. Ancak yalnızca ilk plandaki aşamalı süreci kabul eden Hamas’ın yeni koşullara nasıl yaklaşacağı belirsiz.

Barış Kurulu, Netanyahu’yla yapılan ve “yapıcı” olarak nitelendirilen görüşmenin ardından, hedefin Gazze’deki silahların tamamen devre dışı bırakılması ve “silahların hükmettiği düzenden sivil yönetime geçilmesi” olduğunu açıkladı. Kurul, bunun bir süreç içinde gerçekleştirileceğini ve ayrıntıların çalışmaların bir sonraki aşamasında belirleneceğini bildirdi.

Pazartesi günkü açıklamada İsrail’in çekilmesi için herhangi bir takvim verilmezken askeri operasyonların durdurulmasına ilişkin somut bir hükme de yer verilmedi. Kurul, planın uygulanmasında ilerleme sağlanabilmesinin tarafların üzerinde anlaşılmış çerçevedeki yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Netanyahu saldırıları durdurmayı reddetti

Israel Hayom’un haberine göre Netanyahu, görüşme sırasında Mladenov’a Hamas’ın oluşturduğu tehdidin devam ettiğini ileri sürerek İsrail’in Gazze’de ateşi kesmeyeceğini ve Sarı Hat’tan çekilmeyeceğini söyledi.

İsrail yönetimi ayrıca Kahire’de yürütülen müzakerelere dahil edilmediği ve görüşlerini sunma fırsatı bulamadığı gerekçesiyle silahsızlanma planına ilişkin itirazlarını Barış Kurulu ile ABD’ye iletti.

Konu hakkında bilgi sahibi İsrailli bir yetkili, Times of Israel’a yaptığı açıklamada, İsrail’in Hamas’ın silahsızlandırılmasını denetleyecek Uluslararası Doğrulama Komitesinde Türkiye ve Katar’dan temsilcilerin bulunmasına karşı çıktığını söyledi. Haberde, her iki ülkenin de Hamas liderlerine ev sahipliği yaptığı, Türkiye-İsrail ilişkilerinin ise 7 Ekim 2023 saldırısının ardından koptuğu hatırlatıldı.

Aynı yetkili, İsrail’in Hamas’a ait silahların imha edilmek yerine yalnızca depolanmasını öngören maddeye de itiraz ettiğini söyledi.

Mladenov ise X hesabından yaptığı paylaşımda beklentileri düşürerek “Zorlu aşama şimdi başlıyor” dedi. Yürütülen çalışmanın yavaş, yorucu ve teknik bir süreç olduğunu belirtti.

Silahsızlanma planının başlangıç tarihi belirsiz

Anlaşmaya göre Hamas yönetimindeki polisin elindeki bütün silahların, Gazze’yi yönetmesi planlanan ABD destekli Filistinli teknokratlar komitesine devredilmesi öngörülüyor. Bu yapı, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi (NCAG) olarak biliniyor.

NCAG’nin silahsızlanma planının başlamasından iki hafta sonra Gazze’ye girmesi planlanıyor. İlk iki hafta içinde tarafların, silahların teslimine ilişkin her aşamanın takvimi üzerinde anlaşması gerekiyor.

Barış Kurulu, bu 14 günlük dönemin Hamas’ın planı kabul etmesinin hemen ardından başlamasını istiyordu. Ancak İsrail’in itirazları nedeniyle başlangıç tarihi belirsizliğini koruyor.

Filistinli komitenin Gazze’ye girmesi ve uluslararası güçlerin konuşlandırılmasının ardından ağır silahların devre dışı bırakılarak depolanması, askeri üretim merkezlerinin kapatılması ve tünellerin imha edilmesi sürecinin başlaması öngörülüyor.

Anlaşmaya göre bu süreç, İsrail ordusunun aşamalı olarak çekilmesiyle bağlantılı biçimde yürütülecek. Son aşamada silahlı grupların bütün silahlarını teknokratlar komitesine teslim etmesinin sekiz ay ile bir yıl sürmesi bekleniyor.

Gazze’nin yüzde 60’ından fazlası İsrail işgalinde

İsrail’in kontrolü altında bulunan bölgeler büyük ölçüde yıkılmış ve nüfustan arındırılmış durumda. Gazze’deki yaklaşık 2 milyon Filistinlinin çoğu Hamas’ın kontrolündeki kesimde yaşıyor. Yüz binlerce kişi ağır koşullardaki çadır kamplarında ve yıkılmış mahallelerde hayatını sürdürüyor.

İsrail’in 27 Ekim’de yapılacak seçimlerden önce Gazze’den önemli sayıda asker çekmesi veya başka tavizler vermesi beklenmiyor. Zorlu bir seçim mücadelesiyle karşı karşıya olan Netanyahu’nun aşırı sağcı koalisyon ortakları, Hamas üzerindeki askeri baskının sürdürülmesini ve İsrail askerlerinin Gazze’de kalmasını istiyor. Bazı koalisyon üyeleri ise bölgede Yahudi yerleşimleri kurulmasını savunuyor.

Gazze Sağlık Bakanlığına göre Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bölgede en az 1230 kişi hayatını kaybetti. Bakanlığın açıkladığı sayı siviller ile silahlı grup mensupları arasında ayrım yapmıyor ve bağımsız olarak doğrulanmış değil. Bununla birlikte İsrail, Hamas’ın açıkladığı toplam can kaybı rakamlarını genel olarak kabul ediyor.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Gazze’de beş İsrail askeri öldürüldü.

Diplomasi

Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Yayınlanma

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.

BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.

Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.

Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.

Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.

Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.

Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.

Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.

Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.

Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.

Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.

Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.

Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.

Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.

Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.

Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.

Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.

Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı

İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.

Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.

Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.

Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.

Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.

Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı

Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.

Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.

Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.

Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.

20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.

Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.

Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.

Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

Yayınlanma

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.

Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.

Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.

“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”

Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:

“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”

İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.

İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.

Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.

ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.

Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.

Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.

Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.

ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.

Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.

Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English