Bizi Takip Edin

Avrupa

Beş AB ülkesinden yeni üyelerin veto hakkını sınırlama teklifi

Yayınlanma

Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg, Avrupa Birliği’ne yeni katılacak ülkelerin dış politika, bütçe ve genişleme gibi hassas konulardaki veto yetkilerinin geçici olarak sınırlandırılmasını teklif etti. Reuters’ın ulaştığı ortak belgede, Ukrayna ve Moldova gibi adayların katılım sürecinde demokratik gerilemelere karşı katı koruma mekanizmaları uygulanması isteniyor.

Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg, Avrupa Birliği (AB) genişleme sürecinde yeni üyelerin temel konulardaki oy haklarının geçici olarak sınırlandırılmasını ve demokratik standartlara uyum denetiminin sıkılaştırılmasını teklif etti.

Reuters haber ajansının beş ülkenin ortak belgesine dayandırdığı habere göre, söz konusu girişim Karadağ, Arnavutluk, Ukrayna ve Moldova gibi ülkelerin birliğe katılım müzakerelerinin sürdüğü bir dönemde hayata geçirildi.

Ortak belgede, gelecekte imzalanacak katılım anlaşmalarında demokrasi, medya özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü alanlarında “ciddi geri adımlar” atılması ihtimaline karşı özel izleme mekanizmaları ile koruyucu önlemlerin yer alması öneriliyor.

Girişimin sahipleri, şu anda tüm üyelerin oy birliğini gerektiren dış politika, AB’nin genişlemesi ve bütçenin onaylanması gibi en hassas başlıklarda, yeni ülkelerin oy haklarının geçici olarak kısıtlanmasının tartışılmasını talep ediyor.

Reuters, yeni üyeler için kuralların katılaştırılması fikrinin arkasında, AB’nin Macaristan ile yaşadığı deneyimlerin yer aldığını aktardı. Brüksel yönetimi, Macaristan hükümetini demokrasi ilkelerini ve hukukun üstünlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle uzun süredir eleştiriyor.

The Guardian gazetesinin daha önce yayımladığı haberde de AB’nin, yeni üye ülkelere dış politika ve vergilendirme dahil olmak üzere kritik konularda geçici olarak veto hakkı verilmemesi seçeneğini tartıştığı belirtilmişti.

Gazete, bu kısıtlamaların ilk olarak Karadağ’a uygulanabileceğini ve ardından diğer aday ülkeler için bir model olarak kullanılabileceğini yazmıştı.

Gazetenin kaynakları, söz konusu önlemi, yeni bir üye ülkenin katılım sonrasında siyasi yönünü aniden değiştirmesini engellemek adına gerekli, geçici ve “hukuki sınırda” bir uygulama olarak nitelendirmişti.

AB, 2022 yılında Arnavutluk ve Kuzey Makedonya ile katılım müzakerelerini başlatmış, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen bu gelişmeyi “tarihi bir an” olarak tanımlayarak her iki ülkenin de Avrupa değerlerine bağlılığını kanıtladığını söylemişti.

Aynı yıl Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski de Ukrayna, Arnavutluk, Karadağ ve Kuzey Makedonya’nın AB’nin tam üyeleri olması gerektiğini ifade etmişti.

AB, Haziran 2024’te Kiev yönetimi ile katılım müzakerelerini resmen başlatmış olsa da sürecin her bir aşamasının açılması ve kapatılması 27 üye ülkenin oy birliğini gerektiriyor.

Macaristan, son yıllarda Ukrayna’nın AB’ye hızlandırılmış katılım sürecini defalarca eleştirmiş ve Kiev’in entegrasyonuna vereceği desteği Transkarpatya’daki Macar azınlığın hakları şartına bağlamıştı.

Macaristan Başbakanı Peter Magyar daha önce yaptığı açıklamada “çifte standartlara” karşı olduğunu belirterek Ukrayna’nın üyelik prosedürünün diğer adaylarla aynı koşullarda yürütülmesi gerektiğini savunmuştu.

Birlikte gelecekteki genişleme dalgasına ilişkin tartışmalar sürerken, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Ukrayna, Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de kapsayacak şekilde AB üye sayısının 27’den 40’a çıkarılması çağrısında bulunmuştu.

Politico ise ABD’nin dış politikasındaki değişimler ve güvenlik endişeleri nedeniyle İzlanda ve Norveç’in de AB’ye katılım olasılığını yeniden değerlendirmeye başladığını bildirmişti.

Avrupa

AB ile Gürcistan arasında vize serbestisi gerilimi büyüyor

Yayınlanma

Gürcistan Parlamentosu Başkanı Şalva Papuaşvili, Avrupa Birliği’nin vize serbestisinin sürdürülmesini Rusya’ya yaptırım uygulanması dahil bazı şartlara bağladığını söyledi. AB’nin Gürcistan için vize serbestisini kısmen veya tamamen askıya alabilecek yeni mekanizması ise 30 Aralık 2025’te yürürlüğe girdi.

Gürcistan Parlamentosu Başkanı Şalva Papuaşvili, Avrupa Birliği’nin (AB) vize serbestisinin korunmasını Tiflis’in yerine getirmesi gereken bazı taleplerle ilişkilendirdiğini, bu talepler arasında Rusya’ya yaptırım uygulanmasının da bulunduğunu söyledi.

Papuaşvili, “Bize, vizesiz seyahati sürdürmek istiyorsak Rusya’ya yaptırım uygulamamız, yani intihar etmemiz gerektiğini söylüyorlar. Kendimizi yok edip yıkarsak Avrupa Birliği’ne kim vizesiz seyahat edecek?” dedi.

Papuaşvili ayrıca Brüksel’in, Gürcistan’ın vize politikasını AB standartlarıyla uyumlu hale getirmesini istediğini belirtti.

Gürcistan’a yönelik vize serbestisinin sınırlandırılmasına imkan tanıyan mekanizma ise halihazırda hazırlanmış durumda.

Vize serbestisinin askıya alınmasına ilişkin yeni kuralların 30 Aralık 2025’te yürürlüğe girmesiyle AB, öncelikle diplomatik ve hizmet pasaportu sahiplerinin vize ayrıcalıklarını kısıtlama, belirli koşullar altında ise bu önlemleri ülkenin diğer vatandaşlarına da genişletme yetkisi kazandı.

Tiflis ile Brüksel arasındaki ilişkiler son yıllarda belirgin biçimde kötüleşti. Avrupa Komisyonu’nun geçen yıl kasım ayında yayımladığı raporda, Gürcistan’ın AB tavsiyelerinin uygulanmasında önemli ölçüde geri adım attığı belirtildi.

Raporda, “Sivil alanı ve temel hakları kısıtlayan mevzuat dahil olmak üzere iktidarın sistematik baskıcı uygulamaları, bağımsız medyanın işleyişine yönelik sınırlamalar, LGBTİK+ topluluğu temsilcilerine yönelik baskılar, kolluk kuvvetlerinin aşırı güç kullanımı ve AB’ye yönelik düşmanca söylem, Avrupa Birliği’nin değerleri ve AB üyeliğine aday bir ülkeden beklenen uygulamalarla keskin bir tezat oluşturuyor” ifadelerine yer verildi.

Raporun yayımlanmasının ardından AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, mevcut politikanın sürmesi halinde Gürcistan’ın Avrupa Birliği üyeliği yolunda fiilen gerçekçi bir ilerleme perspektifine sahip olmadığını söyledi.

Kallas, mevcut durum değişmediği takdirde ülkenin AB adaylığının yalnızca resmi statü düzeyinde kalacağını ifade etti.

Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Kavelaşvili ise Alman yayın kuruluşu DW’ye verdiği röportajda, ülkesinin 2030 yılına kadar Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanabileceğine inandığını dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

ECB, Revolut’un Avrupa faaliyetlerine ek denetim getirdi

Yayınlanma

Financial Times’ın aktardığına göre Avrupa Merkez Bankası (ECB), Revolut’un Avrupa’daki faaliyetleri üzerinde 2025 yılında daha sıkı denetim uyguladı. Düzenleyici kurum, yeni finansal ürünlerin onay süreçlerine ilişkin kaygılar nedeniyle şirketin Avrupa Ekonomik Alanı’nda yeni ürün çıkarmasını geçici olarak sınırlandırdı ve iç kontrol mekanizmalarının gözden geçirilmesini istedi.

Financial Times’ın (FT) isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberine göre Avrupa Merkez Bankası (ECB), Revolut’un Avrupa’daki faaliyetlerine yönelik denetimini geçen yıl sıkılaştırdı.

Düzenleyici kurumun, şirketin yeni finansal ürünleri ne kadar hızlı onayladığına ilişkin kaygılar nedeniyle Avrupa birimine ek kısıtlamalar getirdiği belirtildi.

Habere göre ECB, geçen yıl yaz aylarında Revolut’un Avrupa Ekonomik Alanı’nda yeni ürün piyasaya sürme yetkisini, onay süreçlerindeki “eksiklikler” giderilene kadar geçici olarak sınırlandırdı.

Bankadan, Avrupa’da yeni ürünlerin devreye alınmasını düzenleyen risk yönetimi, mevzuata uyum ve hukuki işlevlerinin bağımsız bir incelemeden geçirilmesi istendi.

ECB’nin Revolut’a yönelik bu adımları, şirketin ikincil hisse satışına hazırlandığı ve değerlemesinin 75 milyar dolar olarak belirlendiği döneme denk geldi.

Kaynaklara göre Revolut’un Avrupa yönetim kurulu, söz konusu kısıtlamalar hakkında Temmuz 2025’te bilgilendirildi.

FT’nin aktardığına göre ECB, Revolut’tan yeni finansal ürünlerin onaylanmasında görev alan ekiplerin personel sayısını, niteliklerini, yetkinliklerini ve bağımsızlığını yeniden değerlendirmesini istedi.

Düzenleyici kurum ayrıca gelecekte geliştirilecek ürünlerin şirket uzmanları tarafından incelenmesini ve yönetim kurulunun bu ürünlerin sermaye yeterliliği ile likidite üzerindeki etkilerini değerlendirmesini talep etti.

Gazete, bu tür kısıtlamaların Revolut açısından önem taşıdığına dikkat çekti. Şirketin, birimlerine ve çalışanlarına geniş hareket alanı tanıyan; sınırlı denetim altında ürünlerin hızla geliştirilip piyasaya sürülmesine imkan veren iş modeli, Revolut’un yaklaşık on yıl içinde piyasa değeri bakımından birçok geleneksel Avrupa bankasını geride bırakmasına yardımcı oldu.

Şirketin Rusya doğumlu kurucusu Nikolay Storonski de Birleşik Krallık’ın en zengin isimleri arasında yer alıyor.

2015 yılında kurulan ve fiziksel şube ağı bulunmayan Revolut, Avrupa’nın en büyük fintech şirketlerinden biri olarak görülüyor. Şirket 2018’de Litvanya Merkez Bankası’ndan bankacılık lisansı aldı.

Birleşik Krallık’ta ise 2024’te sınırlı bankacılık lisansı elde eden Revolut, 2026’nın başında tam bankacılık lisansına kavuştu.

Revolut geçmişte çeşitli düzenleyici kurumlarla anlaşmazlıklar yaşadı. Storonski, Birleşik Krallık’taki düzenleyici makamları zaman zaman yavaş hareket etmekle eleştirmişti.

Gazete, ECB’nin müdahalesinin hızlı büyüyen fintech şirketleri ile sistem genelindeki riskleri azaltmaya çalışan düzenleyiciler arasındaki gerilimi ortaya koyduğunu yazdı.

Gazetenin aktardığına göre Revolut, nisan ayında İtalya’da yatırım ürünlerine ilişkin ücretler ve koşullar konusunda müşterilere yanıltıcı bilgi verdiği gerekçesiyle 11,5 milyon avro para cezasına çarptırıldı.

Şirket içi süreçler hakkında bilgi sahibi bir kaynak, FT’ye yaptığı açıklamada Revolut’un geçen yıldan bu yana yeni ürünlerin devreye alınma sürecini iyileştirdiğini ve yeni girişimlerin şirket uzmanları tarafından daha kapsamlı biçimde incelenmesini sağladığını söyledi.

FT, söz konusu kısıtlamaların tamamının kaldırılıp kaldırılmadığını tespit edemediğini belirtti. Ancak gazete, Revolut’un son bir yıl içinde ipotek kredileri ve gençlere yönelik hesaplar dahil çeşitli yeni ürünler sunduğunu, Avrupa genelinde yeni şubeler açtığını ve müşteri tabanını genişlettiğini kaydetti.

Bloomberg, 14 Mayıs’ta Revolut’un Birleşik Krallık ve bazı Avrupa ülkelerindeki varlıklı müşterilere hizmet verecek özel bir bankacılık birimi kuracağını bildirmişti.

Habere göre birimin bu yaz faaliyete geçmesi bekleniyor. Hizmetlerden yararlanmak isteyen müşterilerin en az 500 bin sterlin, yaklaşık 675 bin dolar tutarında varlığa sahip olması gerekecek.

Aynı gün Birleşik Krallık düzenleyicileri, Revolut’a müşterilerine daha karmaşık yatırım ürünleri sunabilmesi için onay verdi.

FT, 21 Nisan’da yatırımcı kaynaklarına dayandırdığı haberinde Revolut’un 150 ila 200 milyar dolar değerleme ile halka arz seçeneğini değerlendirdiğini yazmıştı. Kaynaklar, şirket içinde bu aralığın bir değerleme hedefi olarak tartışıldığını ancak resmi bir hedef belirlenmediğini aktardı.

Storonski ise 20 Nisan’da yaptığı açıklamada Revolut’un halka arzının 2028’den önce planlanmadığını söyledi. Şirketin, Birleşik Krallık’ta dört yıl süren onay sürecinin ardından nisan ayında tam bankacılık lisansı aldığı belirtildi.

Revolut’un verilerine göre şirketin vergi öncesi kârı geçen yıl yüzde 57 artarak 1,7 milyar sterline yükseldi. Aynı dönemde gelirleri ise 4,5 milyar sterlin olarak gerçekleşti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, Meta’dan WhatsApp’ı AI rakiplerine ücretsiz olarak yeniden açmasını emretti

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu Meta’ya, rakip yapay zeka (AI) asistanlarına WhatsApp’a ücretsiz erişim hakkı tanımasını emretti.

Bu, şirket hakkındaki antitröst soruşturması tamamlanana kadar yürürlükte kalacak nadir bir acil müdahale niteliğinde.

Meta’nın, geçen ekim ayında erişimi kısıtlamaya başlamadan önce geçerli olan şartları yeniden yürürlüğe koyması için önümüzdeki haftaya kadar süresi var.

O dönemde rakip asistanlar, mesajlaşma hizmetinin iş araçlarını ücretsiz olarak kullanabiliyordu.

AB rekabet başkanı Teresa Ribera, “Hızla gelişen pazarlarda, nihai karar alınmadan çok önce rekabet kaybedilebilir” diyerek WhatsApp’ı Avrupalı tüketicilere açılan önemli bir kapı olarak nitelendirdi.

Bu karar, aylar süren tartışmaların sonucudur. Brüksel aralık ayında soruşturma başlattıktan ve şubat ayında Meta’yı zorlayabileceği konusunda uyarıda bulunduktan sonra, şirket mart ayında tam yasağı kaldırdı ama rakiplerinden tekrar erişim için ücret almaya başladı.

AB yürütme organı, bu ücretin pratikte rakipleri dışlamak anlamına geldiğini belirterek yanıt verdi ve yine de geçici tedbirler almaya karar verdi.

Bu, Komisyonun yirmi yılı aşkın süredir ikinci kez acil durum yetkisini kullanması.

Meta, WhatsApp’ın iş arayüzünün hiçbir zaman yapay zeka sohbet robotlarını barındıracak şekilde tasarlanmadığını ve rakiplerin uygulama mağazaları ve diğer kanallar aracılığıyla kullanıcılara ulaşabileceğini savunarak davayı temelsiz buldu.

Bir Meta sözcüsü şunları söyledi:

“Avrupa Komisyonu, OpenAI ve dünyanın en büyük şirketlerinden bazılarının ücretli WhatsApp Business ürününü ücretsiz olarak kullanabileceğine karar verdi. Bu, ödeme yapan birçok Avrupa şirketi tarafından sübvanse edilen aşırı düzenleme. Temyize gideceğiz.”

Karar, şirket ile Brüksel arasındaki gerginliği artırıyor. Meta, geçen yıl AB’nin dijital pazar gücü kuralları kapsamında kesilen 200 milyon avroluk cezaya itiraz ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan teknoloji şirketlerine uygulanan Avrupa cezaları konusunda misilleme yapma tehdidinde bulundu.

İtalya ve Brezilya da neredeyse aynı davaları takip etti. İtalyan rekabet kurumu salı günkü kararın bir gün önce soruşturmasını AB soruşturmasına dahil ederken, Brezilya ise mart ayında Meta’yı ülkedeki erişimi yeniden açmaya zorladı.

Meta, emri ihmal etmesi halinde yıllık gelirinin yüzde 10’una kadar para cezasına çarptırılabilir.

Daha geniş kapsamlı soruşturma, sonuçlandırılması için bir son tarih belirlenmeden devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English