Bizi Takip Edin

Amerika

Blackwater ekibinden, Trump’a göçmenleri sınır dışı edecek özel bir ordu kurma teklifi

Yayınlanma

Aralarında eski Blackwater CEO’su Erik Prince’in de bulunduğu bir grup önde gelen savunma yüklenicisi, Beyaz Saray’a, askeri üslerdeki “işleme kampları” ağı, 100 uçaktan oluşan özel bir filo ve tutuklama yetkisine sahip özel kişilerden oluşan “küçük bir ordu” aracılığıyla toplu sınır dışı işlemleri gerçekleştirme önerisini sundu.

POLITICO tarafından elde edilen belgeye göre, Başkan Donald Trump’ın danışmanlarına göreve başlamadan önce verilen 26 sayfalık teklifte ortaya konan plan, tahmini 25 milyar dolarlık bir fiyata sahip ve 2026 ara seçimlerinden önce 12 milyon kişiyi hızla sınır dışı etmek için, bazıları muhtemelen yasal ve operasyonel zorluklarla karşılaşacak bir dizi agresif taktik öneriyor.

Aralarında bazı eski göçmenlik yetkililerinin de bulunduğu grubun liderliğini Trump’la yakın ilişkileri olan Prince ve “terörle savaş” sırasında Irak ve Afganistan’daki ABD güçlerine güvenlik, eğitim ve lojistik destek sağlamadaki rolüyle tanınan karanlık şirket Blackwater’ın eski operasyon müdürü Bill Mathews yapıyor.

Trump’ın “yasadışı göçmen” operasyonlarında ara bilanço – 1: Gözaltı merkezleri kapasitelerini aştı

Erik Prince ve arkadaşları, hükümetin dışarıdan yardım alması gerektiğini savunuyor

Belgede, iki yıl içinde 12 milyon kişinin sınır dışı edilmesinin “hükümetin ayda yaklaşık 500.000 yasadışı yabancıyı sınır dışı etmesini gerektireceği” belirtiliyor ve “Trump’ın sınır dışı işlemlerine ayak uydurmak için faaliyetlerde %600’lük bir artış gerekecektir. Hükümetin bu talebe ayak uydurmak için kendi iç kadrolarını genişletmesi mümkün değildir… Bu muazzam sayıdaki sınır dışı işlemini gerçekleştirmek için hükümet dışarıdan yardım almalıdır,” deniyor.

POLITICO için öneriyi inceleyen üç eski göçmenlik ve hükümet yetkilisine göre, hızlı sınır dışı etme önerisi, ülkenin karmaşık göçmenlik yasalarının önemli yönlerini görmezden gelen bir dizi öneri içeriyor.

Teklif, normalde hükümetin elinde olan işlevleri kolaylaştırmak için tasarlanan çeşitli unsurlardan biri olan 2.000 avukat ve yardımcı personelden oluşan bir tarama ekibinin kurulmasını öneriyor.

Bu ekip bireylerin sınır dışı edilmeye uygun olup olmadıklarını belirleyecek ve onları dava ekibine yönlendirecek; bu ekip için de toplu duruşmaları yürütmek üzere 2.000 avukat ve yardımcı personel öneriliyor.

“2USV, sınır dışı etme sürecini hızlı bir şekilde yürütmek için hükümetin toplu sınır dışı etme duruşmaları düzenlemesini öneriyor” denilen belgede, mahkemelerde test edilmemiş yeni bir yasal sürecin ana hatları çiziliyor.

2USV, Prince ve ekibinin kurduğu yeni şirketin adı.

Trump’ın “yasadışı göçmen” operasyonlarında ara bilanço – 2: Göçmen işçilerin Amerikan ekonomisinde yeri

Trump, “tüm yasa dışı göçmenleri sınır dışı etme” sözünü tutamıyor

Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza, Trump’ın görevdeki ilk birkaç haftasında göçmen gözaltılarını artırdı, fakat o zamandan beri hız yavaşladı ve gözaltılar her zaman sınır dışı etme anlamına gelmiyor.

Başkanın sınır dışı etme sayılarını hızla artırmaya yönelik kampanyası, yönetimin gözaltı kapasitesi ve ek personel ihtiyacı da dahil olmak üzere bir dizi kaynak sorunuyla karşı karşıya kalması nedeniyle üst düzey göçmenlik yetkililerinin görev yerlerinin değiştirilmesiyle sonuçlandı.

Trump’ın ilk döneminde görev yapan, Başkana yakın olan ve tekliften haberdar olan Steve Bannon, “İnsanlar bunun hızlı bir şekilde yapılmasını istiyor ve hükümetin işleri yapmakta her zaman çok yavaş olduğunu anlıyorlar. Şu anda ihaleye çıkmak ve dışarıdaki şirketlerin, yüklenicilerin başka neler yapabileceğini görmek akıllıca olur,” dedi.

Aralık ayından bu yana Trump’ın müttefikleri arasında dolaşan planı Başkanın görüp görmediği belli değil. Trump göreve geldiği ilk gün toplu sınır dışı işlemlerinin başlayacağı sözünü vermiş fakat bu sözünü tutamamıştı.

Beyaz Saray sözcüsü Kush Desai, yönetimin sınırları “güvence altına almak, suçlu yasadışı göçmenleri toplu olarak sınır dışı etmek ve göçmenlik yasalarını uygulamak” için hükümetin tamamını kapsayan bir yaklaşıma bağlı kalmaya devam ettiğini söyledi.

ABD şiddete bulaşmamış, “düşük riskli” göçmenleri de Guantanamo’ya gönderiyor

Karnalıklar prensi Prince ve ailesi Trump’ın yeni gözdeleri

Desai, “Beyaz Saray yetkilileri çeşitli özel sektör oyuncularından çok sayıda talep edilmemiş teklif alsa da, misyonlarını ilerletmek için sözleşmeleri değerlendirmek ve imzalamak nihayetinde Başkanın gündemini yürütmekten sorumlu kurumlara bağlıdır,” dedi.

2USV adlı yeni özel şirketin kurucularının ABD hükümetiyle uzun bir geçmişi var. Blackwater 1996 yılında Prince tarafından kolluk kuvvetleri, askeri personel ve diğer devlet kurumlarına eğitim hizmetleri vermek üzere kurulmuştu.

Irak ve Afganistan’da ABD’li yetkililere ve askeri personele güvenlik hizmetleri sağlayarak dikkatleri üzerine çeken Blackwater, özellikle Irak’ta sivillere yönelik katliamlardan da sorumlu tutuluyor.

17 Iraklı sivilin katledildiği ve 20 kişinin yaraladığı Nisour Meydanı Katliamının ardından 2007 yılında şirket inceleme altına alındı ve özel yüklenicilerin gözetimi ve hesap verebilirliği konusunda sorular ortaya çıktı.

Birkaç kişi adam öldürmekle suçlandı ve dördü 2014 yılında mahkum edildi. Trump, Aralık 2020’deki ilk döneminin sonunda bu kişileri affetmişti.

ABD’de ‘göçmen dostları’ ile ‘göçmen düşmanları’nın ortak sektörü: Özel göçmen hapishaneleri

Trump’ın affı, Prince’in ailesinin ilk Trump yönetimi sırasındaki etkisinin sadece bir örneğiydi. Prince’in kız kardeşi Betsy DeVos, Başkanın Eğitim Bakanı olarak görev yaparken Prince de Trump’la olan bağlantılarını kullanarak ABD’de ve yurtdışında iş girişimlerinde bulundu.

Prince’in, 2018’de Trump’a “muhalif ilericileri ve Demokrat örgütleri” gözetleme çabası için para toplanmasına yardımcı olduğu bildirilmişti. Eski Blackwater CEO’su, Bannon ile birlikte ABD’nin güney sınırı boyunca özel olarak bir duvar inşa etmek için 2019 MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) ekibi faaliyetlerinde rol oynadı (Bannon kısa süre önce duvar çabasıyla ilgili bir dolandırıcılık suçunu kabul etti).

Prince’in 2020’de Ukrayna’nın askeri sanayi kompleksini satın almak ve Ukrayna’nın savaş gazilerini özel bir askeri şirkette işe almak için 10 milyar dolarlık bir plan sunduğu da ortaya çıkmıştı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English