Amerika
Boeing, Patriot füze parçası üretimini hızlandırıyor

ABD ve müttefiklerinin İran’ın saldırılarını geri püskürtmek amacıyla binlerce önleyici füze kullanmasının ardından Patriot PAC-3 füzelerine yönelik talep arttı. Boeing, füzelerin başlık üretimini 2025 yılında yüzde 30 artırarak 650 adede çıkardı ve 2026 yılında bu sayıyı 850’ye ulaştırmayı hedefliyor.
Boeing, Patriot hava savunma sisteminin PAC-3 versiyonu füzelerinde kullanılan arayıcı başlıkların üretimini 2025 yılında yüzde 30 oranında yükseltti.
Bloomberg’in Boeing Savunma Bölümü Başkanı Steve Parker’ın açıklamalarına dayandırdığı habere göre şirket, hava savunma stoklarını yenileme çabaları çerçevesinde bu yıl üretimi üçte bir oranında daha artırmayı planlıyor.
Parker, şirketin 2025 yılında 650 adet arayıcı başlık imal ettiğini, 2026 yılında ise bu sayıyı 850 adede çıkarmayı hedeflediğini belirtti.
Bu miktarın, savunma sanayii kuruluşu Lockheed Martin’in bu yıl üretmeyi planladığı PAC-3 füze adediyle örtüştüğü kaydedildi.
Üretimdeki bu artış, İran ile yaşanan çatışmalar sırasında önleyici füzelerin yoğun şekilde kullanılmasıyla doğrudan ilişkilendiriliyor.
ABD ve müttefikleri, Tahran’dan gelen balistik füze saldırılarını engellemek için bu füzelerden binlerce kullandı.
Bu yıl imzalanan anlaşmalar doğrultusunda, yıllık önleyici füze üretim kapasitesinin 2030 yılına kadar 2 bin adede ulaştırılması öngörülüyor.
Farnborough Havacılık Fuarı öncesindeki brifingde konuşan Parker, “Ülkemizin bizden beklediği tam olarak budur. İyi bir konumdayız ve müşterilerimizle yakın işbirliği içinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Boeing, ülkelerin kendi savunma bütçelerini artırdığı Avrupa pazarındaki yerini korumayı hedefliyor.
Bu kapsamda şirket İngiltere’ye T-7 eğitim uçağını teklif ederken, Almanya da Rheinmetall sistemlerinin entegre edildiği MQ-28 Ghost Bat insansız savaş uçağını değerlendiriyor.
Şirket ayrıca Pentagon’un yakın dönemdeki önemli ihalelerinden biri olan F/A-XX uçak gemisi tabanlı savaş uçağı programında yer alıyor.
Parker, bu programa ilişkin kararın üçüncü çeyrekte açıklanmasının beklendiğini dile getirdi. Boeing, uçak gemisinden gerçekleştirilen testlerin ardından MQ-25 insansız tanker uçağının da düşük yoğunluklu seri üretim aşamasına geçtiğini bildirdi.
Teslimat takvimindeki belirsizlik sürüyor
Financial Times’ın haberine göre, Lockheed Martin Füze Sistemleri Strateji ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Brian Dunn, haziran ayında yaptığı açıklamada artan talebe ve üretim planlarına rağmen yabancı alıcılar için PAC-3 önleyici füzelerinin teslimat tarihlerini netleştiremediklerini ifade etti.
Şirket yetkilisi, üretimi artırmalarına rağmen füzelerin alıcılar arasındaki dağıtım önceliğini kendilerinin belirlemediğini, bu konudaki kararların müttefiklere yönelik teslimat sıralamasını yeniden değerlendiren ABD Savunma Bakanlığına ait olduğunu belirtti.
ABD ordusu, Haziran 2024’te Lockheed Martin ile Patriot sistemleri için 4,5 milyar dolar değerinde 870 adet füze üretimini kapsayan bir sözleşme imzaladı.
Daha önce çıkan haberlerde, Ukrayna, İsrail ve Tayvan’a yapılan askeri yardımlar nedeniyle şirketin siparişlerinde olağanüstü bir artış yaşandığı aktarılmıştı.
Mayıs ayında ABD Dışişleri Bakanlığı, dört müttefik ülkeye toplam 8,6 milyar dolar tutarında silah satışına onay verdi. Bu kapsamdaki en büyük anlaşma, Katar ile yapılan 4 milyar dolarlık sözleşme oldu.
Sözleşme, Patriot sistemleri için 500 adet PAC-2 ve PAC-3 füzesi ile bunlara ait yedek parça ve ekipmanların tedarikini içeriyor.
Pentagon ayrıca, İran ile bağlantılı operasyonlarda kullanılan Patriot füzelerinin alımı için de 441 milyon dolarlık kaynak tahsis etti.
Amerika
Trump, Kanada’ya %50’lik gümrük vergisi uyguladı

ABD Başkanı Donald Trump, ABD menşeli otomobillere, süt ürünlerine ve alkollü içeceklere yönelik “eşitsiz muamele” olarak nitelendirdiği duruma misilleme olarak, Kanada’dan ithal edilen çeşitli ürünlere %50’lik gümrük vergisi uyguladı.
Şarap ve hokey sopaları gibi günlük tüketim malları ile çimento gibi endüstriyel ürünler, verginin uygulandığı ürünler arasında yer alıyor.
Bununla birlikte, enerji, potas, kritik mineraller ve balık gibi bazı önemli ihracat kalemleri bu vergiden muaf tutulacak.
Başbakan Mark Carney ise Kanada’nın önümüzdeki haftalarda ABD ile ticaret görüşmelerini “yoğunlaştırmaya” hazır olduğunu belirterek yanıt verdi.
Beyaz Saray, gümrük vergilerinin 30 gün içinde yürürlüğe gireceğini açıkladı. Bu karar, Kuzey Amerika’daki komşu ülkeler arasındaki ticaret gerilimlerinde önemli bir tırmanışa işaret ediyor.
Bu gerilimler, Trump’ın Ocak 2025’te yeniden göreve gelip geniş kapsamlı bir küresel gümrük vergisi programını başlatmasından bu yana tırmanmaya devam ediyordu.
ABD Yüksek Mahkemesi, bu yılın başlarında Trump’ın olağanüstü yetkiler kapsamında küresel olarak uyguladığı birçok gümrük vergisinin yasadışı olarak yürürlüğe konulduğuna hükmetmişti. Fakat Pazartesi gecesi aldığı son karar, mahkemede henüz test edilmemiş, farklı ve belirsiz bir yasayı temel alıyor.
ABD’nin en yakın ticaret ortaklarından biri olan Kanada, geçen yıl Trump’ın gümrük vergilerine misilleme yapan az sayıdaki ülkeden biriydi.
Kanada, ülkeye getirilen yaklaşık 30 milyar Kanada doları (21,7 milyar dolar) değerindeki ABD menşeli mallara %25 oranında kendi gümrük vergisini uyguladı. Carney daha sonra bu vergilerin bir kısmını kaldırdı.
Pazartesi günü yayınlanan ve yeni gümrük vergilerini ele alan bir Beyaz Saray bilgi notunda, bu vergilerin, ürünün Kanada, ABD ve Meksika arasında imzalanan ve USMCA olarak bilinen mevcut serbest ticaret anlaşması kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın uygulanacağı belirtildi.
Yeni gümrük vergileri, iki ülke arasında halihazırda mevcut olan ticaret engellerine ekleniyor.
ABD, Kanadalı çelik, alüminyum ve bakır ürünlerine %15 ile %50 arasında değişen aktif gümrük vergileri uygulamaya devam ediyor. Ayrıca, Kanadalı iğne yapraklı keresteye %35 gümrük vergisi ve otomobillerdeki ABD menşeli olmayan parçalara %25 vergi uyguluyor.
Öte yandan Kanada da, belirli Amerikan çelik, alüminyum ve araç ithalatına %25 oranında kendi misilleme gümrük vergisini uyguluyor.
Pazartesi günkü duyuru, Başkan Trump’ın ABD şehirlerine sürüklenen Kanada orman yangınları dumanı nedeniyle gümrük vergisi uygulama tehdidinin ardından geldi.
Carney, X’te yaptığı açıklamada, “Bu, ABD’nin Kanada-ABD-Meksika Anlaşmasını [USMCA] doğrudan ihlal eden bir dizi gümrük vergisi uygulamasıyla başlayan tek taraflı ABD ticaret önlemleri dizisinin en sonuncusu,” dedi.
Carney ayrıca, muhtemelen Trump’ın Kanada’yı “ABD’nin 51. eyaleti” yapma yönündeki tekrarlanan çağrılarına atıfta bulunarak, “Kanada’nın egemenliğine yönelik tehditler”ten bahsetti.
Ontario Başbakanı Doug Ford ise X’te yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı:
“Bu gümrük vergileri yürürlüğe girerse, Kanada da gümrük vergisi gümrük vergisine, dolar dolar karşılık vermelidir.”
Yeni gümrük vergilerini duyuran yürütme kararı kapsamında Trump, üç bildiri yayınladı.
Bu bildirimlerde, Kanada’nın daha önce haberdar olduğu ticaret konularına ilişkin ABD’nin şikayetleri sıralanıyor. Şikayetler otomobiller, süt ürünleri ve alkollü içkilerle ilgili.
Otomobil konusunda Trump’ın bildirisi, Kanada’nın USMCA kapsamında yer almayan ABD menşeli motorlu taşıt ve parçalarının ithalatına vergi uyguladığına işaret etti.
Trump, bunun “mantıksız” olduğunu ve Kanada’nın diğer ülkelere benzer bir vergi uygulamayarak ABD’ye ayrımcılık yaptığını savunuyor.
Kuzey Amerika’daki otomotiv üretimi, Kanada, ABD ve Meksika arasında son derece entegre bir yapıya sahip.
Süt ürünleri konusu ise uzun süredir ABD için bir sorun teşkil ediyor; özellikle de yabancı ithalata sınırlar getiren Kanada’nın arz yönetim sistemi. Bu sınırı aşan ürünlere %300’e varan gümrük vergisi uygulanıyor.
Son olarak, geçen yıl başlatılan ve çoğu Kanada eyaletinin ABD menşeli alkollü içeceklere yönelik sürdürdüğü boykot, Amerikalılar için önemli bir sorun haline geldi.
Kanadalı eyalet başbakanları, ABD’nin metal ve otomotiv dahil olmak üzere Kanada’nın kilit sektörlerine uyguladığı gümrük vergilerini kaldırması halinde boykotun sona erdirileceğini defalarca dile getirdiler.
Kanadalı ticaret müzakerecileri, en azından mevcut ABD gümrük vergilerinin bir kısmını azaltacak bir anlaşma sağlamaya çalışıyorlar.
Kanada ve Meksika ticaret anlaşmasının yenilenmesini talep ederken, ABD ise Trump’ın ilk görev dönemi sırasında müzakere edilen anlaşmada değişiklikler yapmak istiyor.
Bununla birlikte, ABD’nin bu adımına rağmen anlaşma, önümüzdeki on yıl boyunca Kuzey Amerika ticaretini kademeli olarak düzenlemeye devam edecek; fakat yıllık gözden geçirmeler gerekecek.
Trump, IEEPA’yı, ABD’nin komşuları dışındaki düzinelerce ülkeye gümrük vergisi uygulamayı meşrulaştırmak için kullanmıştı.
Yüksek Mahkeme yargıçları, başkanın ulusal acil durumlar için ayrılmış bir yasa kapsamında gümrük vergilerini ilan ederken yetkisini aştığına hükmetti.
Beyaz Saray o dönemde, ithalat vergileri uygulamak için başka mekanizmalara başvuracağına dair söz vermişti.
Pazartesi günü açıklanan ve özellikle Kanada’yı hedef alan gümrük vergileri, ulusal acil durumlardan ziyade ticari ayrımcılığı kapsayan 1930 Gümrük Kanunu’nun 338. maddesi kapsamında getirildi.
British Columbia Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Michael Devereux, bu hamlenin Trump yönetiminin USMCA’ya karşı olduğunu vurguladığını söyledi.
BBC News’e verdiği demeçte Devereux, “Bu, önemli bir tırmanış çünkü daha önce Başkan Trump’ın 2018’de bizzat müzakere edip imzaladığı ABD, Kanada ve Meksika ticaret anlaşması kapsamında muaf tutulan malları doğrudan hedef alıyor,” dedi.
Kanada Ticaret Odası Başkanı Candance Laing, yetkililere yeni gümrük vergilerinin 30 gün sonra yürürlüğe girmesinden önce müzakerelerde “anlamlı ilerleme” kaydetmeleri çağrısında bulundu.
ABD Damıtılmış Alkollü İçecekler Konseyi Başkanı Chris Swonger de benzer şekilde her iki tarafın bir çözüm bulması çağrısında bulunarak, bu kararın “daha fazla misilleme riskini artırdığı” uyarısında bulundu.
Amerika
Morgan Stanley, yapay zeka borçlarında öne çıkıyor

Morgan Stanley, yapay zeka (AI) patlamasının temelini oluşturan finansman yapılarının Wall Street’teki baş mimarı olarak öne çıkıyor.
Sektör yöneticilerinin Financial Times’a (FT) aktardığına göre banka, geçen yıldan bu yana en büyük ve en yenilikçi yapay zeka altyapısı finansmanlarını hayata geçiren başlıca danışman haline geldi.
Bunlar arasında, Google’ın desteklediği veri merkezi geliştiricisi TeraWulf için 3,2 milyar dolarlık bir tahvil, Meta’nın Blue Owl ile Hyperion veri merkezi ortaklığı için 27 milyar dolarlık bir borç paketi ve daha yakın zamanda Broadcom’a 35 milyar dolarlık bir yonga finansman anlaşmasında danışmanlık hizmeti verilmesi yer alıyor.
LSEG verilerine göre, bankanın yapay zeka alanındaki işlemlerdeki hızlı yükselişi, yılın ilk yarısında borç ve hisse senedi sermaye piyasası ücretleri konusunda uzun süredir rakibi olan Goldman Sachs’ı geride bırakmasına yardımcı oldu.
Bu ücretler, bir önceki yılın aynı dönemindeki 1,4 milyar dolardan 2,3 milyar dolara yükseldi. Bu sonuç, Morgan Stanley’i sermaye piyasası ücretleri açısından bir yıl önceki dördüncü sıradan JPMorgan Chase’in ardından küresel olarak ikinci sıraya taşıdı.
Bu anlaşmalar, yapay zekanın sadece teknolojiyi değil, sermaye piyasalarını da nasıl yeniden şekillendirdiğini gösteriyor.
Bankacılar, yalnızca geleneksel proje finansmanına veya kurumsal borçlanmaya güvenmek yerine, uzun vadeli bilgi işlem sözleşmelerini ve büyük teknoloji şirketlerinin bilançolarını, genel yatırımcıya satılabilecek menkul kıymetler halinde bir araya getiren yapıları giderek daha fazla tasarlıyor.
Sonuç olarak, yapay zeka altyapısını finanse etmek için kullanılabilir sermaye havuzu önemli ölçüde genişlerken, finansal sistemin daha büyük bir kısmı yapay zeka bilgi işlemine yönelik süregelen talebe bağlandı.
Morgan Stanley’in yatırım bankacılığı eş başkanı Mo Assomull, “Eskiden 1 milyar, 2 milyar, 5 milyar dolar olan tutarlar artık 10 milyar veya 20 milyar dolar ve daha yüksek seviyelere ulaştı,” dedi.
Silikon Vadisi’ndeki teknoloji devleri, müşteri siparişlerini karşılayamadıklarını belirttiler ve harcamalarını artırmaya devam ettiler.
Morgan Stanley ise yapay zeka altyapısının geliştirilmesinin önümüzdeki yıllarda 10 trilyon dolarlık bir harcama gerektireceğini öngörüyor.
Düşük faiz oranları ve milyarlarca dolarlık sermayeyi temin etmenin anahtarı, yapay zeka patlamasına kusursuz bilançolarla giren hiper ölçekli şirketleri (Google, Amazon, Meta ve Microsoft) işin içine dahil etmek oldu.
Bu şirketlerden biri bir veri merkezinin kiralama sözleşmelerini garanti altına aldığında, finansman maliyeti kabaca yarı yarıya azalıyor.
Assomull, “Nereden para toplamak istersiniz, orta ila yüksek tek haneli rakamlarla mı, yoksa bunun iki katıyla mı?” dedi.
Morgan Stanley’in kaldıraçlı finansman bölümünün eş başkanı William Graham, yapay zeka altyapısı finansmanında bir şablon haline gelen bu anlaşmanın arkasındaki isim.
Graham’ın ekibi, veri merkezi geliştiricisi TeraWulf için geniş çapta satılabilen bir tahvil tasarladı.
Fakat proje kredisine özgü bazı koruma önlemleri ekleyerek, Google tarafından “desteklenen” (ya da teminat altına alınan) hibrit bir finansman aracı oluşturdular.
Konuya yakın kaynaklar, veri merkezinin kapasitesinin çoğunun Anthropic için ayrılacağını belirtti.
Bu yapı, sigorta şirketleri, varlık yöneticileri ve emeklilik fonları gibi yeni bir kredi yatırımcı grubunu veri merkezi inşaatlarının finansmanına çekti ve TeraWulf’un yüzde 7,75 getiri ile 3,2 milyar dolar kaynak yaratmasına olanak sağladı.
TeraWulf’un finans direktörü Patrick Fleury, bu yenilikçi inşaat tahvilinin, ana alternatifleri olan bankalardan geleneksel proje finansmanı kredilerini kullanırken karşılaşılan yavaş ve aşamalı kredi veren değerlendirmelerini atlamalarına olanak tanıdığını, aynı zamanda işlerinin iktisadi olarak kârlı olmasını sağlayacak kadar ucuz borçlanma imkânı sunduğunu belirtti.
Fleury, “Aslında, Google’ın bilançosunun gücü sayesinde borçlanabildik,” dedi.
Yatırımcıları daha da güvence altına almak için Morgan Stanley, kira ödemelerini koruyan ve doğrudan tahvil sahiplerine yönlendiren “kilitli hesaplar” gibi proje finansmanı özelliklerini benimsedi ve ek teminatlar ekledi.
TeraWulf anlaşmasından bu yana Morgan Stanley, 40 milyar dolardan fazla inşaat tahvili ürünü sattı ve bu yapılandırmayı Asya ve Avrupa’daki yeni pazarlara taşıyor.
Graham, “Yapay zeka altyapı tahvillerinin, yeni sermaye kaynaklı yatırım yapılabilir olmayan borçların yıllık arzının çoğunluğunu oluşturduğu bir noktaya geleceğiz. Bu, piyasanın en hızlı büyüyen segmenti ve son 20 yılda piyasada ilk kez ortaya çıkan yeni bir segment,” dedi.
Bazı rakip bankacılar, ABD genelindeki topluluklarda veri merkezlerinin pek sevilmemesi nedeniyle bu alanda bir numaralı oyuncu olarak görülmekten çekindiklerini belirtti.
JPMorgan’ın finans direktörü Jeremy Barnum da bu hafta, bankanın bazı veri merkezi finansman anlaşmalarının kredi koşullarını incelediklerini ve “buna ‘hayır, bunu yapmayız’ dediğimiz durumlar olduğunu” belirtti.
Morgan Stanley, bu modelin veri merkezlerinin finansmanının ötesine taşınmasına katkıda bulundu.
Mayıs ayında banka ve MUFG, neokloud şirketi CoreWeave’in gelişmiş yapay zekayı çalıştırmak için gerekli olan Nvidia grafik işlem birimlerini (GPU) satın alması ve kurması için 3,1 milyar dolarlık bir kredi düzenledi.
Bu, geniş çaplı bir sendikasyon kredisi olarak gerçekleştirilen ilk GPU finansmanıydı ve bu kez yongaların kendisinin finansmanı için daha geniş bir sermaye havuzu sağladı.
Graham, kredinin yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırımcı talebi çektiğini belirterek, yongaların değerinden çok, bunları kullanma sözleşmelerine dayanan bir finansman modeline olan ilgiyi vurguladı.
Bu yapı kapsamında, GPU’lar ve veri merkezi ayrı ayrı finanse ediliyor: bina bir kira sözleşmesiyle desteklenirken, yongalar ise uzun vadeli “al ya da öde” anlaşmalarına dayalı olarak finanse ediliyor.
Graham, “Bir araba taksiti ve bir garaj faturanız olabilir. Yonga ise bir Ferrari’dir… Park edilecek bir yere ihtiyacı vardır. Dolayısıyla o yongayı yerleştirmek için bir veri merkezine ihtiyacınız var,” dedi.
Çipler ek teminat olarak gösterilse de Graham, kredi yatırımcılarının çipleri kiralamak için sözleşmeleri kimin imzaladığına daha fazla odaklandığını belirtti.
Morgan Stanley, Mart ayında CoreWeave’in bir hiper ölçekli şirket sözleşmesiyle desteklenen 8,5 milyar dolarlık çip kredisini, referans faiz oranının yüzde 2,25 üzerinde fiyatlandırmasına yardımcı oldu.
Mayıs ayındaki çip kredisi ise daha zayıf kredi notuna sahip iki yapay zeka laboratuvarı tarafından desteklendi ve referans faiz oranının yüzde 4,5 üzerinde fiyatlandırıldı.
Spread’in genişlemesi, yapay zeka finansmanındaki patlamanın altında yatan önemli bir riski de ortaya koyuyor.
Krediler, hiper ölçekli şirketlerin bilançolarından uzaklaşıp hesaplama gücünün büyük bir kısmını tüketen yapay zeka laboratuvarlarına doğru kaydıkça, temeldeki kredi kalitesi zayıflıyor.
Moody’s Ratings’in kıdemli başkan yardımcısı Raj Joshi, Anthropic ve OpenAI’nin finansal durumunun yakından takip ettiği bir risk olduğunu belirtti.
Joshi, “Bu, tarihte eşi benzeri görülmemiş devasa bir sermaye harcaması yatırım döngüsüdür. Bunun için bir kılavuz yok,” dedi.
Amerika
Trump’ın SAVE America baskısı senatoyu kapanma riskiyle karşı karşıya getirdi

ABD Senatosundaki muhafazakar Cumhuriyetçiler, Donald Trump’ın öncelikli yasa tasarısı olan SAVE America Act’i 30 Eylül sonrası bütçe tasarısına eklemeyi planlarken, partideki diğer senatörler bu adımın hükümetin kapanmasına yol açacağından endişe ediyor. Donald Trump ise ulusa sesleniş konuşmasında federal seçimlerde 278 bin yabancının usulsüz seçmen kaydı bulunduğunu ileri sürerek kongre üyelerine tasarıyı geçirmeleri yönündeki baskısını artırdı.
ABD Senatosunda eski Başkan Donald Trump ittifakı muhafazakarlar, hükümetin 30 Eylül sonrasında da fonlanmasını öngören geçici bütçe tasarısına Trump’ın en önemli yasama önceliği olan Güvenli Amerikan Seçmen Uygunluğu (SAVE America) Act’i eklemeyi değerlendiriyor.
Bu girişim, bütçe krizinin hükümeti kapanma noktasına getireceğinden endişe eden diğer Cumhuriyetçi senatörlerin sert direnciyle karşılaşıyor.
Trump, ulusa seslendiği bir televizyon konuşmasında federal seçimlerde oy kullanmak üzere 278 bin yabancının seçmen kaydı yaptırdığını öne sürdü.
Senato ve Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerine seslenen Trump, bu seçim mevzuatının geçirilmesi için son bir çaba gösterilmesi yönündeki baskısını artırdı.
Senato Bütçe Komisyonunun gelecek dönem başkanı olacak Wisconsin Senatörü Ron Johnson, SAVE America Act’i kısa vadeli hükümet finansman tasarısına ekleme fikrine açık olan Trump müttefikleri arasında yer alıyor.
Johnson, tasarıyı geçirebilmek için her yöntemi destekleyeceğini belirterek sürecin nasıl şekilleneceğini göreceklerini ifade etti.
Tasarının geçici bütçe yasasına eklenmesi durumunda Demokratların buna karşı oy kullanacağını kabul eden Johnson, bu nedenle senatodaki engelleme (filibuster) usulünün kaldırılmasından yana olduğunu belirtti.
Cumhuriyetçiler, filibuster engelini aşmak için SAVE America Act’i bütçe uzlaştırma yöntemiyle yasalaştırmayı da tartışıyor. İsminin açıklanmasını istemeyen bir Cumhuriyetçi senatör, hükümetin kapanması riskine rağmen geçici bütçe tasarısının bir araç olarak daha ciddi şekilde masaya yatırıldığını aktardı.
Kongrenin kapanmayı önlemek için eylül sonuna kadar bir bütçe tasarısını yasalaştırması gerekiyor.
Eski Senato Danışmanı ve Cumhuriyetçi Stratejist Brian Darling, geçici bütçe tasarısının bu mevzuatı taşımak için kesinlikle bir seçenek olabileceğini belirtti.
Darling, Temsilciler Meclisinin bu hükmü bütçeye ekleyerek Senatoya gönderebileceğini ve Demokratları, SAVE America Act hükümlerini engellemek uğruna hükümeti kapatma riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini savundu.
Darling ayrıca, anketlerin bu reformlara yönelik geniş bir halk desteği gösterdiğini, Amerikan halkının seçim güvenliğini ve bu alana daha fazla kaynak aktarılmasını istediğini ekledi.
Cumhuriyetçi senatörler üzerinde filibuster usulünün kaldırılması yönünde baskı artarken, Senato Çoğunluk Lideri John Thune bu usulü kaldırmak için yeterli oy olmadığını defalarca yineledi.
Trump müttefikleri, bu yılın başlarında yasa tasarısını 12 Haziran’da süresi dolan Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası (FISA) yetkilerini uzatan başka bir zorunlu mevzuata eklemeyi de gündeme getirmişti.
Buna karşın, bazı Cumhuriyetçi senatörler bütçe tasarısı üzerinden kapanma riskine girilmesine karşı çıkıyor. Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, 3 Kasım seçimlerinden önce yasanın uygulanması için yeterli zaman olmadığını vurgulayarak bu girişimi zaman kaybı olarak nitelendirdi.
Tillis, yasa geçse bile ülkedeki 10 bin farklı yerel idari birimin bunu bu kadar kısa sürede hayata geçirmesinin imkansız olduğunu, bunun seçim öncesinde çok büyük bir kaosa yol açacağını savundu.
Tillis ayrıca, seçim reformlarını finanse etmek amacıyla üçüncü bütçe uzlaştırma paketine 10 milyar dolar eklenmesini öngören Temsilciler Meclisi teklifini de eleştirdi.
Kansas Senatörü Jerry Moran ise bazı meslektaşlarının bütçe tasarısını koz olarak kullanmak istediğini, kendisinin ise normal ödenek yasalarını geçirmeye ve ardından hükümetin işlerliğini koruyacak temiz bir geçici bütçeyle kapanmayı önlemeye odaklanmayı tercih ettiğini belirtti.
Diğer taraftan bazı Cumhuriyetçiler, Georgia Senatörü Jon Ossoff gibi kritik seçim bölgelerindeki Demokratları zor durumda bırakmak istiyor. Bu kapsamda, seçmen kaydı sırasında vatandaşlık belgesi sunulması ve oy kullanırken fotoğraflı kimlik gösterilmesi gibi geniş destek gören reformlar için Demokratların Senatoda yeniden oy kullanmaya zorlanması hedefleniyor.
Mart ayında yapılan Harvard CAPS/Harris anketi, bağımsızların yüzde 79’u ve Demokratların yüzde 70’i dahil olmak üzere Amerikalıların yüzde 81’inin seçmen kimliği zorunluluğunu desteklediğini gösterdi.
Aynı anket, SAVE America Act’e yönelik desteğin ise bağımsızların yüzde 69’u dahil olmak üzere genel olarak yüzde 71 seviyesinde olduğunu ortaya koydu.
Trump, kendi onay oranının yüzde 40 civarında seyrettiği ve CNBC tarafından cuma günü yayımlanan ekonomik ankete göre yetişkinlerin yüzde 61’inin ekonomi konusunda karamsar olduğu bir dönemde, seçim reformuna yönelik bu toplumsal destekten yararlanmak istiyor.
Trump, ulusa seslenişinde tüm Amerikalılara kongre üyelerini arayarak tasarının gecikmeksizin geçirilmesini talep etmeleri çağrısında bulundu.
Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer ise tasarının bütçeye eklenmesinin hükümetin kapanmasına yol açacağı uyarısında bulundu.
Schumer, Trump’ın filibuster usulünün kaldırılmasını ya da bütçenin durdurulmasını talep ettiğini belirterek, bu yasanın ne Senatodan, ne Demokratlardan ne de mahkemelerden geçmeyeceğini ifade etti.
Schumer, Trump’ın kendi istediğini elde etmek için hükümeti kapatmayı göze aldığını açıkça ortaya koyduğunu da sözlerine ekledi.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?












