Bizi Takip Edin

Diplomasi

Brezilya, Venezuela’nın BRICS üyeliğine destek vermiyor

Avatar photo

Yayınlanma

Rusya’nın Kazan kentinde, 2006’daki kuruluşundan bu yana on altıncısı gerçekleştirilen BRICS ülkeleri yıllık zirvesi yapıldı. Zirveye, aralarında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro Moros’un da bulunduğu 22 devlet başkanı ve altı uluslararası organizasyon dahil toplam 36 devlet katıldı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in temsil ettiği BM de katılımcılar arasındaydı. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, Dışişleri Bakanı Iván Gil, Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez ve İletişim Bakanı Freddy Ñáñez gibi üst düzey yetkililerle birlikte Kazan’a geldi.

Maduro, BRICS gibi yükselen ülkelerin oluşturduğu ittifakın ortaya çıkışını överek, “Bu ittifak, yeni dünyanın, çok kutuplu dünyanın, geleceğin dünyasının merkezi haline geldi,” dedi. Ayrıca, BRICS ülkelerine BM’yi reformdan geçirme çağrısında bulundu. Maduro’ya göre BRICS, “yeni bir uluslararası düzen inşa etmek için sürekli bir arayış alanı.” Maduro, Venezuela’nın mütevazı katkılarını sunmak üzere birkaç öneriyle geldiğini belirterek şunları söyledi:

  • “BRICS, yeni süper güçlerin ortaya çıktığı ve bir çağ değişiminin yaşandığı bir dönemde kuruldu.

  • Uluslararası ticaret için daha cesur ve pratik çözümler içeren bir ekonomik gündem oluşturmalıyız; yeni bir küresel para sistemine ihtiyacımız var.

  • Birleşmiş Milletler Sistemi’ni yeniden yapılandırmak acil bir gereklilik haline geldi. BM, her Arap ve Müslüman halkın üzerine düşen bombalarla adeta ölüyor. Adalet Divanı sadece açıklamalar için var olmamalı, katliamları durduracak adımlar atılmalı.”

Maduro, “Komutan Chávez bize ‘yeni, çok kutuplu, çok merkezli bir dünyanın zamanı geldi’ demişti. Bu yüzden BRICS’in, tarihi projemiz için Venezuela’ya ve Bolivarcı güce güvenebileceğini garanti ediyorum,” ifadelerini kullandı.

Venezuela Devlet Başkanı, BRICS+ formatlarının ilk genel oturumuna da katılarak yeni bir küresel finans sistemi önerisinde bulundu ve BRICS Bankası’nın güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Maduro, basına yaptığı açıklamalarda, Venezuelalı heyetin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin; Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan gibi liderlerle de dahil olmak üzere, 200’den fazla görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

“#İran ve #Venezuela, her zaman bu sarsılmaz birliği korudu, dünyaya dev adımlarla #ÇokKutupluDünya’nın inşasını sürdüğümüzü gösteriyoruz. Koloniyalizmin ve hegemonik güçlerin olmadığı bir jeopolitik düzen için birlikte hareket eden bir ittifakız!”

Bu görüşmelerde, Venezuela Devlet Başkanı hakkında olumlu değerlendirmeler de yapıldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Venezuela’yı “Latin Amerika ve genel olarak dünya çapında Rusya’nın eski ve güvenilir ortaklarından biri,” olarak tanıdı. Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko ise Maduro’nun liderliğine duyduğu hayranlığı dile getirerek, Venezuela’nın uluslararası alanda başarı elde etme kapasitesine güvendiğini belirtti. BRICS’e yeni üye seçilecek ülkelerde aranan bu özellikler, Venezuela için olumlu bir referans olarak öne çıktı.

Başlangıçta sadece Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu bu ittifak, bu yıl İran, Mısır, Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın katılımıyla genişletildi ve artık “BRICS+” olarak anılıyor. Her ne kadar yeni üyelerin örgüte dahil edilmesi zirve gündeminde yer almasa da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2024 eylül ayında yaptığı açıklamada, Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan (eski Sovyetler Birliği cumhuriyetleri) bazı ülkeler, Afrika, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya’dan toplam otuz dört (34) devletin çeşitli iş birliği şekillerinde BRICS’e katılmak istediğini belirtmişti. Bu ülkeler arasında Venezuela da vardı ve diğer üye olmayan ülkeler gibi zirveye davetli olarak katıldı.

Dar formatlı toplantının sona ermesinin ardından, BRICS üyesi ülkeler davetli ülkelerle bir araya geldi.

Zirvenin sonuç bildirgesi

BRICS Zirvesi, aşağıdaki hususların öne çıktığı 134 maddelik bir deklarasyonla toplantısını tamamladı:

  • Birleşmiş Milletler (BM) Reformu. BRICS grubu ülkeleri BM’de kapsamlı bir reform yapılması yönündeki kararlılıklarını bir kez daha teyit etti.

  • Ulusal para birimlerinin kullanımının teşvik edilmesi.

  • Küresel ekonomide bir iyileşme arayışıyla bu alanda kalıcı, sürdürülebilir, dengeli ve kapsayıcı bir iyileşme sağlamak üzere ekonomik işbirliğini derinleştirme kararlılıklarını bir kez daha teyit ettiler.

  • Yeni BRICS Kalkınma Bankası’nın (NBD) mevcut kurumsal altyapısının BRICS ülkelerine ve küresel Güney mekanizmalarına yatırım akışını arttırmak üzere daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayacak yeni bir yatırım platformu oluşturulması.

  • Yaptırımlar ve bunların ekonomi ve küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkileri konusunda endişelerin dile getirilmesi.

  • Uluslararası hukuka dayalı iki devletin bir arada yaşaması konsepti temelinde Filistin’in BM’ye kabulünün teşvik edilmesi.

  • Gazze Şeridi’nde ateşkesin teşvik edilmesi ve “acilen ve önkoşulsuz olarak her iki taraftaki tüm rehinelerin ve tutukluların serbest bırakılması ve Gazze Şeridi’ne sınırsız, sürdürülebilir ve geniş çaplı insani yardım ulaştırılmasının sağlanması” bildirgede ifade edildi.

  • Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki çatışmalarla ilgili olarak, bu bölgelerde barış ve güvenliğin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na tam saygı gösterilerek sağlanması ve sürdürülmesi gerektiği idealine dayanan kararlılığın yeniden teyit edilmesi.

  • Diyalog ve diplomasi yoluyla barışçıl bir çözüm arayışıyla Ukrayna ihtilafında arabuluculuğun garanti altına alınması.

  • Yayılmanın önlenmesi ve silahsızlanma rejimini, küresel istikrarın korunmasındaki rolünün kabul edilerek güçlendirilmesi.

  • Uzayda silah konuşlandırılması, uzayda bulunan hedeflere karşı güç tehdidinde bulunulması veya kullanılmasının önlenmesi.

Yeni üye yok ve Brezilya’nın vetosu

XVI. BRICS Zirvesi, ittifaka katılmak isteyen yeni aday ülkelerin izlemeleri gereken yolu da belirledi. BRICS liderleri, belirli kriterleri karşılayan ülkelere yalnızca “ortak” statüsü verileceğine, ancak “üye” statüsü verilmeyeceğine karar verdiler. Ayrıca, bu yeni partnerlerin oy hakkı olmayacak; oy hakkı sadece üyeler için geçerli olacak. BRICS’te resmi bir veto hakkı bulunmamakla birlikte, kararların alınabilmesi için tüm kurucu üyeler arasında oybirliği sağlanması gerekiyor.

Bu zirvede yeni üyelerin BRICS’e katılımı resmi olarak gündeme gelmedi ve toplantının sonuç bildirisinde BRICS’e katılacak yeni ülkelerin bir listesi yer almadı. Fakat ikili görüşmeler ve basın toplantılarından, özellikle Rusya Devlet Başkanı’nın açıklamalarından, Brezilya hükümetinin şu anda Venezuela’nın gelecekteki potansiyel partner ülkeler listesine dahil edilmesine karşı olduğu anlaşıldı.

Üye ülkeler (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ve mevcut Partner Devletler (İran, Mısır, Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan), genişleme yolunda ilk adım olarak bir dizi yeni potansiyel partner ülke belirlemek konusunda zaten anlaşmaya vardılar. Putin, “İlk aşamada genişleme ihtimalini göz önünde bulundurarak, partner ülkeler konusunda bir liste üzerinde mutabık kaldık. Bu liste halihazırda belirlendi,” diye belirtti.

Zirvede yapılan müzakereler ve oy hakkına sahip üye devletlerin desteği sonrasında, BRICS’in genişleme kriterlerini karşılayan ve “BRICS ortağı” olma ihtimali bulunan ülkeler şunlar: Cezayir, Belarus, Bolivya, Küba, Kazakistan, Endonezya, Malezya, Nijerya, Tayland, Türkiye, Uganda, Özbekistan ve Vietnam. Ancak Afganistan, Nikaragua ve Venezuela’nın bu listeye dahil edilmesi için Brezilya’dan destek alamadığı bildirildi.

Brezilya’nın tutumu üzerindeki tartışmalar

Venezuela’nın BRICS’in potansiyel yeni partnerler listesinde yer almamasından Brezilya Devlet Başkanı Lula’nın sorumlu olduğunu açıklama görevi Putin’e düştü.

Putin, Maduro’yu Venezuela’nın meşru lideri olarak tanıdığı için Lula ile bu konuda farklı düşündüğünü belirtse de BRICS kararlarının oybirliğiyle alındığını ve bu nedenle Venezuela ile Brezilya’nın aralarındaki farklılıkları çözebilmesini dilediğini ifade etti.

Brezilya’nın bu tutumunun arkasındaki nedenler arasında, Brezilya Dışişleri Bakanlığı’nın, Caracas’taki Arjantin Büyükelçiliği’ne sığınan 6 Venezuelalı muhalife güvenli geçiş hakkı tanınması talebi de yer alıyor. Hatırlatmak gerekirse Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Venezuela ile diplomatik ilişkilerini kopardıktan sonra, Arjantin büyükelçilik binasının güvenliğini Lula’nın sorumluluğuna bırakmıştı. Ancak Venezuela hükümeti, Maduro ve Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’e suikast planları yapan darbeciler tespit edilince bu olasılığı geri çekti.

Ayrıca, Venezuela Başsavcısı Tarek William Saab’ın Şili ve Brezilya liderlerini CIA’in işbirlikçisi olmakla suçlayan açıklamaları, Caracas ile Brasilia arasındaki hassas ilişkiyi daha da zorlaştıran düşük yoğunluklu bir gerilim ve çatışma ortamı yarattı. Buna rağmen, Venezuela Dışişleri Bakanlığı bu açıklamalardan mesafe koyarak ilişkileri yatıştırma çabasında bulundu.

Fakat Brezilya’nın bu tutumunun temelinde yatan en önemli unsur, Lula’nın Venezuela’nın içişlerine doğrudan müdahale eden bir tavır takınması. Lula, 28 Temmuz’da yapılacak olan Venezuelalı devlet başkanlığı seçimlerinin sonuçlarını, hükümet ya da muhalefet seçim tutanaklarını göstermediği sürece tanımayacağını açıkladı. Bu müdahaleci tutum, iki ülke arasındaki güvenin büyük ölçüde kaybolduğunun ve Venezuela-Brezilya ilişkilerinin en kötü dönemini yaşadığının göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Brezilya’nın fiili vetosu karşısında, Venezuela Dışişleri Bakanı Yván Gil, Venezuela’nın BRICS ve Küresel Güney için önemine dikkat çeken bir açıklama yaptı ve aynı zamanda Lula’nın sorgulanan adımlarını gözler önüne serdi.

Caracas ile Brasilia arasındaki bu ikili krize rağmen, Venezuela’nın BRICS’e katılımı uzun vadeli bir hedef olarak görülmeli; bu süreç, farklı bir diplomasi yaklaşımı ve ittifakların daha da güçlendirilmesini gerektirecek. Venezuela’nın BRICS’e girişi bir ütopya değildir; er ya da geç bu hedefin gerçekleşeceği öngörülüyor.

Diplomasi

Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Yayınlanma

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.

BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.

Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.

Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.

Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.

Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.

Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.

Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.

Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.

Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.

Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.

Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.

Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.

Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.

Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.

Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.

Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.

Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı

İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.

Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.

Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.

Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.

Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.

Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı

Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.

Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.

Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.

Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.

20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.

Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.

Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.

Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

Yayınlanma

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.

Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.

Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.

“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”

Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:

“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”

İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.

İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.

Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.

ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.

Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.

Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.

Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.

ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.

Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.

Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English