Bizi Takip Edin

Diplomasi

Brezilya, Venezuela’nın BRICS üyeliğine destek vermiyor

Avatar photo

Yayınlanma

Rusya’nın Kazan kentinde, 2006’daki kuruluşundan bu yana on altıncısı gerçekleştirilen BRICS ülkeleri yıllık zirvesi yapıldı. Zirveye, aralarında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro Moros’un da bulunduğu 22 devlet başkanı ve altı uluslararası organizasyon dahil toplam 36 devlet katıldı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in temsil ettiği BM de katılımcılar arasındaydı. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, Dışişleri Bakanı Iván Gil, Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez ve İletişim Bakanı Freddy Ñáñez gibi üst düzey yetkililerle birlikte Kazan’a geldi.

Maduro, BRICS gibi yükselen ülkelerin oluşturduğu ittifakın ortaya çıkışını överek, “Bu ittifak, yeni dünyanın, çok kutuplu dünyanın, geleceğin dünyasının merkezi haline geldi,” dedi. Ayrıca, BRICS ülkelerine BM’yi reformdan geçirme çağrısında bulundu. Maduro’ya göre BRICS, “yeni bir uluslararası düzen inşa etmek için sürekli bir arayış alanı.” Maduro, Venezuela’nın mütevazı katkılarını sunmak üzere birkaç öneriyle geldiğini belirterek şunları söyledi:

  • “BRICS, yeni süper güçlerin ortaya çıktığı ve bir çağ değişiminin yaşandığı bir dönemde kuruldu.

  • Uluslararası ticaret için daha cesur ve pratik çözümler içeren bir ekonomik gündem oluşturmalıyız; yeni bir küresel para sistemine ihtiyacımız var.

  • Birleşmiş Milletler Sistemi’ni yeniden yapılandırmak acil bir gereklilik haline geldi. BM, her Arap ve Müslüman halkın üzerine düşen bombalarla adeta ölüyor. Adalet Divanı sadece açıklamalar için var olmamalı, katliamları durduracak adımlar atılmalı.”

Maduro, “Komutan Chávez bize ‘yeni, çok kutuplu, çok merkezli bir dünyanın zamanı geldi’ demişti. Bu yüzden BRICS’in, tarihi projemiz için Venezuela’ya ve Bolivarcı güce güvenebileceğini garanti ediyorum,” ifadelerini kullandı.

Venezuela Devlet Başkanı, BRICS+ formatlarının ilk genel oturumuna da katılarak yeni bir küresel finans sistemi önerisinde bulundu ve BRICS Bankası’nın güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Maduro, basına yaptığı açıklamalarda, Venezuelalı heyetin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin; Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan gibi liderlerle de dahil olmak üzere, 200’den fazla görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

“#İran ve #Venezuela, her zaman bu sarsılmaz birliği korudu, dünyaya dev adımlarla #ÇokKutupluDünya’nın inşasını sürdüğümüzü gösteriyoruz. Koloniyalizmin ve hegemonik güçlerin olmadığı bir jeopolitik düzen için birlikte hareket eden bir ittifakız!”

Bu görüşmelerde, Venezuela Devlet Başkanı hakkında olumlu değerlendirmeler de yapıldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Venezuela’yı “Latin Amerika ve genel olarak dünya çapında Rusya’nın eski ve güvenilir ortaklarından biri,” olarak tanıdı. Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko ise Maduro’nun liderliğine duyduğu hayranlığı dile getirerek, Venezuela’nın uluslararası alanda başarı elde etme kapasitesine güvendiğini belirtti. BRICS’e yeni üye seçilecek ülkelerde aranan bu özellikler, Venezuela için olumlu bir referans olarak öne çıktı.

Başlangıçta sadece Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu bu ittifak, bu yıl İran, Mısır, Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın katılımıyla genişletildi ve artık “BRICS+” olarak anılıyor. Her ne kadar yeni üyelerin örgüte dahil edilmesi zirve gündeminde yer almasa da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2024 eylül ayında yaptığı açıklamada, Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan (eski Sovyetler Birliği cumhuriyetleri) bazı ülkeler, Afrika, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya’dan toplam otuz dört (34) devletin çeşitli iş birliği şekillerinde BRICS’e katılmak istediğini belirtmişti. Bu ülkeler arasında Venezuela da vardı ve diğer üye olmayan ülkeler gibi zirveye davetli olarak katıldı.

Dar formatlı toplantının sona ermesinin ardından, BRICS üyesi ülkeler davetli ülkelerle bir araya geldi.

Zirvenin sonuç bildirgesi

BRICS Zirvesi, aşağıdaki hususların öne çıktığı 134 maddelik bir deklarasyonla toplantısını tamamladı:

  • Birleşmiş Milletler (BM) Reformu. BRICS grubu ülkeleri BM’de kapsamlı bir reform yapılması yönündeki kararlılıklarını bir kez daha teyit etti.

  • Ulusal para birimlerinin kullanımının teşvik edilmesi.

  • Küresel ekonomide bir iyileşme arayışıyla bu alanda kalıcı, sürdürülebilir, dengeli ve kapsayıcı bir iyileşme sağlamak üzere ekonomik işbirliğini derinleştirme kararlılıklarını bir kez daha teyit ettiler.

  • Yeni BRICS Kalkınma Bankası’nın (NBD) mevcut kurumsal altyapısının BRICS ülkelerine ve küresel Güney mekanizmalarına yatırım akışını arttırmak üzere daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayacak yeni bir yatırım platformu oluşturulması.

  • Yaptırımlar ve bunların ekonomi ve küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkileri konusunda endişelerin dile getirilmesi.

  • Uluslararası hukuka dayalı iki devletin bir arada yaşaması konsepti temelinde Filistin’in BM’ye kabulünün teşvik edilmesi.

  • Gazze Şeridi’nde ateşkesin teşvik edilmesi ve “acilen ve önkoşulsuz olarak her iki taraftaki tüm rehinelerin ve tutukluların serbest bırakılması ve Gazze Şeridi’ne sınırsız, sürdürülebilir ve geniş çaplı insani yardım ulaştırılmasının sağlanması” bildirgede ifade edildi.

  • Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki çatışmalarla ilgili olarak, bu bölgelerde barış ve güvenliğin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na tam saygı gösterilerek sağlanması ve sürdürülmesi gerektiği idealine dayanan kararlılığın yeniden teyit edilmesi.

  • Diyalog ve diplomasi yoluyla barışçıl bir çözüm arayışıyla Ukrayna ihtilafında arabuluculuğun garanti altına alınması.

  • Yayılmanın önlenmesi ve silahsızlanma rejimini, küresel istikrarın korunmasındaki rolünün kabul edilerek güçlendirilmesi.

  • Uzayda silah konuşlandırılması, uzayda bulunan hedeflere karşı güç tehdidinde bulunulması veya kullanılmasının önlenmesi.

Yeni üye yok ve Brezilya’nın vetosu

XVI. BRICS Zirvesi, ittifaka katılmak isteyen yeni aday ülkelerin izlemeleri gereken yolu da belirledi. BRICS liderleri, belirli kriterleri karşılayan ülkelere yalnızca “ortak” statüsü verileceğine, ancak “üye” statüsü verilmeyeceğine karar verdiler. Ayrıca, bu yeni partnerlerin oy hakkı olmayacak; oy hakkı sadece üyeler için geçerli olacak. BRICS’te resmi bir veto hakkı bulunmamakla birlikte, kararların alınabilmesi için tüm kurucu üyeler arasında oybirliği sağlanması gerekiyor.

Bu zirvede yeni üyelerin BRICS’e katılımı resmi olarak gündeme gelmedi ve toplantının sonuç bildirisinde BRICS’e katılacak yeni ülkelerin bir listesi yer almadı. Fakat ikili görüşmeler ve basın toplantılarından, özellikle Rusya Devlet Başkanı’nın açıklamalarından, Brezilya hükümetinin şu anda Venezuela’nın gelecekteki potansiyel partner ülkeler listesine dahil edilmesine karşı olduğu anlaşıldı.

Üye ülkeler (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ve mevcut Partner Devletler (İran, Mısır, Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan), genişleme yolunda ilk adım olarak bir dizi yeni potansiyel partner ülke belirlemek konusunda zaten anlaşmaya vardılar. Putin, “İlk aşamada genişleme ihtimalini göz önünde bulundurarak, partner ülkeler konusunda bir liste üzerinde mutabık kaldık. Bu liste halihazırda belirlendi,” diye belirtti.

Zirvede yapılan müzakereler ve oy hakkına sahip üye devletlerin desteği sonrasında, BRICS’in genişleme kriterlerini karşılayan ve “BRICS ortağı” olma ihtimali bulunan ülkeler şunlar: Cezayir, Belarus, Bolivya, Küba, Kazakistan, Endonezya, Malezya, Nijerya, Tayland, Türkiye, Uganda, Özbekistan ve Vietnam. Ancak Afganistan, Nikaragua ve Venezuela’nın bu listeye dahil edilmesi için Brezilya’dan destek alamadığı bildirildi.

Brezilya’nın tutumu üzerindeki tartışmalar

Venezuela’nın BRICS’in potansiyel yeni partnerler listesinde yer almamasından Brezilya Devlet Başkanı Lula’nın sorumlu olduğunu açıklama görevi Putin’e düştü.

Putin, Maduro’yu Venezuela’nın meşru lideri olarak tanıdığı için Lula ile bu konuda farklı düşündüğünü belirtse de BRICS kararlarının oybirliğiyle alındığını ve bu nedenle Venezuela ile Brezilya’nın aralarındaki farklılıkları çözebilmesini dilediğini ifade etti.

Brezilya’nın bu tutumunun arkasındaki nedenler arasında, Brezilya Dışişleri Bakanlığı’nın, Caracas’taki Arjantin Büyükelçiliği’ne sığınan 6 Venezuelalı muhalife güvenli geçiş hakkı tanınması talebi de yer alıyor. Hatırlatmak gerekirse Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Venezuela ile diplomatik ilişkilerini kopardıktan sonra, Arjantin büyükelçilik binasının güvenliğini Lula’nın sorumluluğuna bırakmıştı. Ancak Venezuela hükümeti, Maduro ve Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’e suikast planları yapan darbeciler tespit edilince bu olasılığı geri çekti.

Ayrıca, Venezuela Başsavcısı Tarek William Saab’ın Şili ve Brezilya liderlerini CIA’in işbirlikçisi olmakla suçlayan açıklamaları, Caracas ile Brasilia arasındaki hassas ilişkiyi daha da zorlaştıran düşük yoğunluklu bir gerilim ve çatışma ortamı yarattı. Buna rağmen, Venezuela Dışişleri Bakanlığı bu açıklamalardan mesafe koyarak ilişkileri yatıştırma çabasında bulundu.

Fakat Brezilya’nın bu tutumunun temelinde yatan en önemli unsur, Lula’nın Venezuela’nın içişlerine doğrudan müdahale eden bir tavır takınması. Lula, 28 Temmuz’da yapılacak olan Venezuelalı devlet başkanlığı seçimlerinin sonuçlarını, hükümet ya da muhalefet seçim tutanaklarını göstermediği sürece tanımayacağını açıkladı. Bu müdahaleci tutum, iki ülke arasındaki güvenin büyük ölçüde kaybolduğunun ve Venezuela-Brezilya ilişkilerinin en kötü dönemini yaşadığının göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Brezilya’nın fiili vetosu karşısında, Venezuela Dışişleri Bakanı Yván Gil, Venezuela’nın BRICS ve Küresel Güney için önemine dikkat çeken bir açıklama yaptı ve aynı zamanda Lula’nın sorgulanan adımlarını gözler önüne serdi.

Caracas ile Brasilia arasındaki bu ikili krize rağmen, Venezuela’nın BRICS’e katılımı uzun vadeli bir hedef olarak görülmeli; bu süreç, farklı bir diplomasi yaklaşımı ve ittifakların daha da güçlendirilmesini gerektirecek. Venezuela’nın BRICS’e girişi bir ütopya değildir; er ya da geç bu hedefin gerçekleşeceği öngörülüyor.

Diplomasi

Trump dev ekonomik yaptırımlarla tehdit etti, İran tüm petrol ihracatını durdurmakla yanıt vereceğini söyledi

Yayınlanma

ABD, pazartesi günü İran’ın ticaret ortaklarını hedef alan ekonomik yaptırımları devreye sokmaya hazırlanırken, Tahran’ı kendi ifadesiyle “şimdiye kadar seferber edilmiş en büyük mali saldırı” ile tehdit etti.

İran ise buna karşılık, “ekonomik savaşın devam etmesi halinde” Körfez’den yapılan tüm petrol ihracatını durdurma sözü verdi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana neredeyse kesintisiz ekonomik yaptırımlara maruz kalan İran’a karşı daha da ağır önlemler açıklama vaatleri eşliğinde pazartesi günü ABD doğu saatiyle 13.00’te (17.00 GMT) basın toplantısı düzenleyecek.

Bessent, pazar günü Financial Times’ta yayımlanan görüş yazısında, “Şafakla birlikte ekonomik D-Day başlıyor — bir düşmana karşı şimdiye kadar seferber edilmiş en büyük mali saldırı,” diye yazdı.

Savaşan taraflar haftalardır birbirlerine karşı askeri saldırı düzenlemedi ancak altı aydır devam eden çatışmayı sona erdirmek için anlamlı müzakerelere de girişmedi.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta saldırılara başlamasından bu yana çoğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti. Saldırılar İran’ın konvansiyonel askeri kapasitesinin büyük bölümünü zayıflatırken ekonomiye de ağır zarar verdi ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesiyle sonuçlandı.

Ancak İran, Körfez’deki ABD müttefiklerine ve ABD üslerine saldırabilecek ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerini tehdit edebilecek ölçüde füze ve insansız hava aracı kapasitesini korudu. Bu durum, kritik önemdeki su yolundaki deniz taşımacılığını neredeyse durma noktasına getirirken küresel akaryakıt fiyatları üzerinde de baskı oluşturdu. Amerikalılar ve İsraillilerin tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediği İran’ın nükleer programının mevcut durumu ise tam olarak bilinmiyor.

Bessent, alınacak belirli önlemlere ilişkin ayrıntı vermeden, ABD’nin İran ekonomisi ve finans sistemiyle ilişki kurarak “yatıştırma” politikası izleyen “korkak ülkeleri” hedef alacağını söyledi.

Financial Times’taki yazısında, “Onu ayakta tutmanın sonuçlarını iyi düşünseler yerinde olur,” ifadelerini kullandı.

İran ise günlerdir yaptırımlara hazırlanıyor ve büyük çaplı bir askeri karşılığa işaret eden sert ifadeli bir dizi açıklama yayımlıyor.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, pazar günü ekonomik misilleme ihtimalini gündeme getirdi.

Rızai sosyal medya paylaşımında, “Ekonomik savaş devam ederse ne Hürmüz Boğazı’ndan ne de Basra Körfezi’nin herhangi bir yerinden tek damla petrol ihraç edilecek,” dedi. “İran, herhangi bir ülkenin Amerika’nın İran halkına karşı yürüttüğü ekonomik savaşa katılmasını veya destek vermesini savaş eylemi olarak değerlendirecektir” diye ekledi.

Bessent daha önce Çin’e ABD ile işbirliği yapması çağrısında bulunmuş, Çin’in tarihsel olarak petrol ithalatının yarısını Körfez bölgesinden karşıladığına dikkat çekmişti. Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü ise buna, “yaptırımlar ve baskının sorunun çözümüne yardımcı olmadığını” belirten ve diplomasi çağrısı yapan bir açıklamayla karşılık verdi.

İran ekonomisi, ABD ve İsrail saldırılarının altyapının bazı bölümlerini tahrip etmesinden önce de uluslararası yaptırımların baskısı altındaydı.

Ancak İran savaşa yüksek enflasyon, değer kaybeden para birimi, enerji kıtlığı ve yaptırımlarla girdi. Şimdi ise bunlara hasar görmüş altyapı, kesintiye uğrayan ticaret, üretim kayıpları ve yeniden inşa maliyetleri de eklendi.

ABD ile İran arasında, en son haziran ayında İsviçre’de gerçekleştirilen resmi yüz yüze görüşmelerin ardından yeni bir doğrudan müzakere yapılmaması üzerine Katar, Pakistan ve Türkiye dahil diğer ülkeler diplomatik süreci teşvik etmeye çalıştı.

İran, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in bölgede barış ve güvenliğin yeniden sağlanmasına yönelik çabalar kapsamında pazartesi günü Tahran’ı ziyaret edeceğini açıkladı.

Pakistan çatışmada arabuluculuk yapıyor. Pakistan hükümetinden bir kaynak da Münir’in, ABD’nin yeni yaptırım tehdidi dahil son gelişmeleri ele alacağını söyledi.

Savaş sırasında ABD ve İsrail’in İran’a, İsrail’in de Lübnan’a düzenlediği saldırılarda binlerce kişi hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. ABD ise 18 askeri personelinin öldüğünü ve 750’den fazla personelinin yaralandığını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran savaşı, ABD’nin enerji alanındaki liderliğini ortadan kaldırdı

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump’ın İran’a yönelik askerî harekatı, küresel enerji tedarikinde yaşanan aksamalar nedeniyle ülkenin enerji alanındaki üstünlüğünü ve iç piyasadaki fiyat dengesini zora soktu. Financial Times’ın değerlendirmesine göre Ortadoğu’daki çatışmaların ardından tırmanan akaryakıt fiyatları, rekor kamu borcu ve yükselen faizler, iktidardaki Cumhuriyetçilerin kasım ayındaki ara seçimlerdeki konumunu ciddi biçimde tehdit ediyor.

İran savaşı nedeniyle enerji üstünlüğü sarsılan ABD’de tırmanan akaryakıt fiyatları, Trump yönetimini ekonomik baskıya soktu.

The Financial Times gazetesinin aktardığına göre, Amerikalı enerji danışmanı Art Berman, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaşın Washington’ın enerji alanındaki liderliğini fiilen ortadan kaldırdığını dile getirdi.

Berman, Ortadoğu’daki çatışmaların yol açtığı enerji arzı kesintilerinin, Beyaz Saray’ın iç piyasada fiyatları dizginleme aracı olarak öne sürdüğü ABD yerli petrol üretimindeki mütevazı artışı gölgede bıraktığını belirtti.

Trump’ın başlattığı savaşı ABD’nin enerji avantajını heba etmek olarak nitelendiren Berman, “Mevcut yönetimin ve muhtemelen Franklin Roosevelt’ten bu yana görev yapan her yönetimin enerjiyle ilgili sorunları anlamadığını düşünüyorum. Bu alandan kesinlikle anlamıyorlar” değerlendirmesini yaptı.

ABD dünyanın en büyük petrol üreticisi olma konumunu sürdürse de Enerji Enformasyon İdaresi cari yıl sonunda üretimdeki artışın günlük yalnızca 200 bin varil düzeyinde kalacağını öngörüyor.

Analistler ise Ortadoğu’daki çatışmalar neticesinde Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen günlük yaklaşık 20 milyon varillik sevkiyatın kesintiye uğradığına işaret ediyor.

Haberde aktarıldığı üzere Trump’ın ekonomi programı ağır sınamalarla karşı karşıya bulunuyor. ABD kamu borcu 40 trilyon dolarla tarihi zirvesine ulaşırken akaryakıt fiyatları hızla tırmanıyor ve konut kredisi faizleri yüzde 6,6 seviyesini aşıyor.

İran ile yaşanan savaş, Trump’ın enerji fiyatlarını düşürme vaatlerini de boşa çıkardı. Ülkede benzin fiyatları yüzde 40 artışla galon başına 4,11 dolara, dizel yakıt ise 5,58 dolara fırladı.

Yıllık tüketici enflasyonu mayıs ayında yüzde 4,2 ile son üç yılın en yüksek seviyesine çıktıktan sonra temmuz ayında yüzde 3,4 düzeyine geriledi.

Tüketici harcamaları ve teknoloji devlerinin yapay zeka altyapısına yönelik büyük ölçekli yatırımlarıyla desteklenen ekonomik büyümenin direncini korumasına karşın fiili gayrisafi yurt içi hasıla verileri beklentilerin belirgin şekilde altında kalıyor.

ABD ekonomisi geçen yılı yüzde 2,1 büyüme ile tamamlarken 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 1,5 büyüdü. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise bu oran için yüzde 3 seviyesini hedefliyordu.

Financial Times adına Focaldata tarafından gerçekleştirilen bir anket, Trump döneminde seçmenlerin maddi durumunun kötüleştiğini ortaya koydu.

Araştırma sonuçlarına göre seçmenler enflasyonla ve hayat pahalılığıyla mücadele konusunda Cumhuriyetçilerden ziyade Demokratlara güven duyuyor.

Bu veriler, akaryakıt, mal ve kredi fiyatlarını artıran İran savaşına yönelik seçmen tepkisinin gölgesinde, Trump ve partisinin kasım ayındaki ara seçimlerde büyük zorluklarla karşılaşacağına işaret ediyor.

Analiz kuruluşu Decision Desk HQ (DDHQ) tarafından yapılan projeksiyona göre Demokrat Parti, Kongre’de Temsilciler Meclisi çoğunluğunu elde edecek ve Cumhuriyetçilerin Senato’daki gücünü zayıflatacak düzeyde sandalye kazanabilir.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran: Pakistan Genelkurmay Başkanı pazartesi günü Tahran’ı ziyaret edecek

Yayınlanma

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, bakanlık tarafından pazar günü yapılan açıklamaya göre, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in bölgede barış ve güvenliğin sağlanmasına yönelik çabaları sürdürmek üzere pazartesi günü Tahran’ı ziyaret edeceğini söyledi.

Pakistan, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmeyi amaçlayan İran-ABD müzakerelerinde arabuluculuk rolü üstlendi.

Pakistan hükümetinden iki kaynak, Münir’in ziyaretini Reuters’a doğruladı. Kaynaklardan ilki, İran ile Pakistan’ın doğrudan temas halinde olduğunu söyledi.

İkinci kaynak ise görüşmelerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a daha ağır yaptırımlar uygulama tehdidi de dahil olmak üzere çatışmadaki son gelişmelerin ele alınacağını belirtti.

Kaynak, “Münir, İranlı liderlerle İslamabad’ın mutabakat zaptı çerçevesindeki barış girişimini, Trump’ın uyarısını, Pakistan-Türkiye-Suudi Arabistan Anlaşması sonrasındaki durumu ve Husilerle ilgili meseleleri görüşecek” dedi.

Ziyaret, İran’ın, İslam Cumhuriyeti’nin zaten zor durumda olan ekonomisi üzerindeki baskıyı daha da artırabilecek yeni ABD yaptırımları planına askeri karşılık verme tehdidinde bulunduğu ve gerilimin yükseldiği bir dönemde gerçekleşecek.

Ziyaret ayrıca, ABD’li yetkililerin İran’a karşı “tarihin en ağır yaptırımları” olacağını söylediği planlanan yaptırımların ayrıntılarının pazartesi günü açıklanmasıyla aynı güne denk gelecek.

Trump, İran’ı tecrit etme çabaları kapsamında, “İran’a herhangi bir türden can simidi sağlayan” her ülkeyi ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kalacağı konusunda tehdit etmişti.

Hürmüz Boğazı’ndaki petrol sevkiyatları neredeyse tamamen durmuş durumda. Tahran, su yolu üzerindeki kontrolü elinde tutmaya devam ederken, ülke ekonomisi de hâlihazırda yaptırımların ağır baskısı altında.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English