Bizi Takip Edin

Avrupa

Britanya Dışişleri Bakanlığında “Gazze isyanı”

Yayınlanma

Birleşik Krallık, Gazze’ye yönelik işgalinde İsrail’e desteğe devam ederken, Dışişleri Bakanlığı’nda sayıları 300’e ulaştığı söylenen personel, gidişatın değiştirilmesi talebiyle bakanlara resmi olarak endişelerini iletti.

Declassified’da yer alan habere göre Dışişleri personeli, bakanların Gazze’ye ilişkin eylemlerini ve politikalarını sorguluyorlar ve bunun dayandığı hukuki tavsiyeleri görmek istiyorlar. Parlamentodaki bazı milletvekilleri de bu “hukuki tavsiyeleri” görmek istemiş ama çağrılara rağmen hükümet şu ana kadar yayınlamayı reddetmişti.

Habere göre Dışişleri Bakanı David Cameron bu endişelere doğrudan yanıt vermek yerine Dışişleri Bakanlığı’nın siyasi direktörü Christian Turner’ı, Londra’nın Gazze’deki politikası ve uluslararası insani hukuk ihlalleri konusunda endişelerini dile getiren küçük bir grupla toplantı yapması için gönderdi.

Bakanlığın King Charles Street’teki merkez ofisinde yüz yüze gerçekleşen toplantı tutanak altına alınmadı ve katılımcıların not almasına izin verilmedi.

Declassified’a göre, “Bu toplantı, İsrail ve Filistin ile ilgili konularda çalışan memurların olası bireysel sorumlulukları da dahil olmak üzere, bakanlığın dört bir yanından bir dizi yetkilinin meşru endişelerini susturma çabasının bir parçasıydı.”

Habere göre bazı bakanlık personeli, “savaş suçlarına ortak olma endişesi” nedeniyle krizle ilgili çalışma taleplerini geri çeviriyor.

Yorum için başvurulduğunda Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Birleşik Krallık Gazze’deki çatışmaların bir an önce sona ermesini istiyor ve uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmesi ve sivillerin korunması çağrısında bulunmaya devam ediyoruz,” cevabını verdi.

İsrail’in “uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde hareket edeceğini taahhüt ettiğini” söyleyen sözcü, Tel Aviv’in “bunu yapabilecek durumda” olduğunu fakat “Gazze’deki sivil nüfus üzerindeki etkilerinden de derin endişe duyduklarını” kaydetti.

Avrupa

AfD, Kuzey Akım sabotajı için Ukrayna’dan tazminat istedi

Yayınlanma

Almanya’da muhalefetteki Almanya için Alternatif (AfD) Partisi, Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarının sabotajı nedeniyle Ukrayna’nın Almanya’ya tazminat ödemesi gerektiğini savundu. AfD Eş Başkanı Alice Weidel, Kiev’in olaydaki rolünü açıklaması gerektiğini belirtirken, Almanya’nın Ukrayna’ya askeri ve mali destek vermemesi çağrısında bulundu.

Almanya’da muhalefette bulunan Almanya için Alternatif (AfD) Partisi, Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarının sabotajı sonrasında ucuz fosil enerjiye erişimin kaybedilmesi nedeniyle Ukrayna’nın Almanya’ya tazminat ödemesi gerektiğini savundu.

AfD Eş Başkanı Alice Weidel, partinin Bundestag grubunun YouTube kanalında yayımlanan basın toplantısında, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesi gerektiğini söyledi.

Weidel ayrıca Almanya’nın Kiev’e askeri ve mali yardım sağlamaması gerektiğini belirtti.

Ukrayna’nın Kuzey Akım boru hatlarının sabotajındaki rolünü açıklaması gerektiğini ifade eden Weidel, “Ucuz fosil enerjinin kaybı nedeniyle bize ve tüm Avrupa’ya çok büyük zarar verildiği için Ukrayna’nın Almanya Federal Cumhuriyeti’ne tazminat ödemesi gerekir” dedi.

Kuzey Akım ve Kuzey Akım 2 adlı Rus doğalgaz ihracat boru hatlarında 26 Eylül 2022’de patlamalar meydana gelmişti. İlk hattaki doğalgaz akışı bakım çalışmaları nedeniyle durmuştu; ikinci hat ise hiç devreye alınmamıştı.

Dört hattan üçü hasar görürken, işletmeci şirket Nord Stream AG, sabotaj nedeniyle hatların ne zaman onarılabileceğine ilişkin tahminde bulunamayacağını açıklamıştı.

AfD, sabotajın ardından geçen dönemde Kuzey Akım hatlarının işletmeye alınmasını savunmuş ve saldırıdan sorumlu olanların hesap vermesini talep etmişti.

Parti, Mayıs 2026’da yaptığı açıklamada, eylül ayında yapılacak seçimleri kazanması halinde Kuzey Akım hatlarını onaracağını ve yeniden işletmeye açacağını duyurmuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise haziran ayında yaptığı açıklamada, Kuzey Akım 2’nin sağlam kalan hattı üzerinden doğalgaz sevkiyatının herhangi bir anda yeniden başlatılabileceğini söylemişti.

Ocak 2026’da Almanya Federal Adalet Divanı’nın (BGH) yayımladığı belgelerde, Kuzey Akım boru hatlarına yönelik patlamaların yüksek olasılıkla başka bir devletin talimatıyla gerçekleştirildiği ve bunun büyük ihtimalle Ukrayna olduğu belirtilmişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise Kasım 2025’te ülkesinin Kuzey Akım sabotajıyla bağlantısı bulunduğu yönündeki iddiaları reddederek Ukrayna’nın olayda rolü olmadığını söylemişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

ASML başkanı, AB’yi çip tedarikini yönlendirmemesi konusunda uyardı

Yayınlanma

Avrupa’nın en değerli şirketi ASML’nin başkanı, yabancı teknolojiye olan bağımlılığı azaltmak için kıtada daha güçlü şirketler kurulması gerektiğini savunarak, AB’yi yarı iletken tedarik zincirlerine doğrudan müdahale etmekten kaçınması konusunda uyardı.

Hollandalı çip ekipmanı üreticisi ASML’nin CEO’su Christophe Fouquet, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, “Kendi tedarik zinciriniz yoksa, [tedarik zincirine] nasıl müdahale edebilirsiniz?” diye sordu.

ASML’nin satışlarının sadece yaklaşık yüzde 1’i Avrupa’da gerçekleşirken, bu oran Asya’da yaklaşık yüzde 80.

Fouquet, bunun ASML’yi çok “savunmasız” hale getirdiğini, “çünkü işin doğası gereği müşteriye çok yakın olmak gerekeceğini” kaydetti.

Fouquet’nin bu yorumları, AB’nin darboğaz dönemlerinde tedariki yönlendirmek için acil durum yetkileri ve Avrupa’nın yarı iletken endüstrisini güçlendirmeyi amaçlayan önlemleri içeren yeni bir çip stratejisi planlarını açıklamasından birkaç gün sonra geldi.

Brüksel, ABD’li teknoloji şirketlerine ve Asyalı üreticilere olan bağımlılığını azaltmaya çalışırken, politika yapıcılar, Avrupa şirketlerinin büyümesi ve küresel olarak rekabet edebilmesi için gerekli koşulları yaratma çabalarıyla endüstriyel müdahaleyi giderek daha fazla tartıyor.

2024 yılında ASML’nin başına geçen Fouquet, “İnsanlar ‘önce Avrupa’dan alalım’ diyor. Bence bu harika, ama satın alacak bir şeyin olması gerekiyor,” dedi.

Fransa ve diğer ülkeler de kamu alımlarında daha fazla “Avrupalı ürünleri satın al” maddesi eklenmesi için baskı yaparken, eleştirmenler ise Avrupa’nın rekabetçi yerli alternatifleri yoksa Avrupa’ya öncelik vermenin pek bir etkisi olmayacağını savunuyor.

Fouquet, Avrupa’nın yarı iletken tedarik zinciri boyunca “mümkün olduğunca çok sayıda lider şirket” oluşturması ve Avrupa’nın küresel çip faaliyetlerindeki payını, dünya GSYİH’sindeki yaklaşık yüzde 18’lik payına yaklaştırması gerektiğini söyledi.

Fakat Fouquet, Avrupa’nın gelecek vaat eden şirketleri yurt dışına iten düzenlemelerden de kaçınması gerektiğini vurguladı.

ASML, özellikle yapay zeka alanında düzenleyici yüklerin hafifletilmesi için Brüksel’e lobi yapan bir grup Avrupalı teknoloji şirketi arasında yer alıyor.

Fouquet, uzun izin prosedürlerini, sermayeye erişimi ve AB’nin yapay zeka düzenlemesini işinin önündeki engeller olarak vurguladı.

Fouquet, veri merkezleri ve çip üretim tesisleri geliştirme planlarına atıfta bulunarak, “Komisyon’un sektörün işini yapmaya çalışması için çok güçlü bir cazibe” olduğunu söyledi.

AI veri merkezlerinden gelen talep, üreticilerin üretim kapasitesini aşıyor. Dünyanın en gelişmiş yongalarının üretiminde kullanılan aşırı ultraviyole (EUV) litografi makinelerinin tedarikçisi olan Fouquet, şirketin talep artışına hazırlandığını ve makinelerinin verimliliğini artırırken daha da genişlemeyi planladığını söyledi.

Şirket, Hollanda’nın Veldhoven kentindeki genel merkezinin yakınında genişliyor ve bu yıl en yeni EUV makinelerinin üretimini yüzde 50 artırmayı planlıyor.

Öte yandan Fouquet, planlama kısıtlamaları ve uzun izin süreçleri nedeniyle Avrupa’da bir fabrika kurmanın hâlâ yaklaşık dört yıl sürdüğünü belirtti.

Başkan, personel bulma ve eğitme ile tedarik ağını genişletmenin de büyümeyi kısıtladığını ekledi.

Fransız CEO, üretimin genişletilmesinin ötesinde, ASML’nin Avrupa’nın teknoloji sahnesinde bir yatırımcı olarak daha büyük bir rol oynayabileceğini söyledi.

Fransız yapay zeka şirketi Mistral ve Alman optik şirketi Zeiss’e yatırım yaptıktan sonra Fouquet, şirketin geleneksel tedarik zincirlerinin hem içinde hem de dışında daha fazla fırsat aradığını söyledi:

“Şirket zenginleştikçe, elbette bunu yapmak için daha fazla imkânımız oluyor. Size söz verebilirim ki, bunu yapmak için daha fazla fırsat arayacağız çünkü bu iyi bir şey. Öncelikle şirket için, insanlar için ve nihayetinde Avrupa için.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Ukrayna ve AB arasında müzakere takvimi çatlağı

Yayınlanma

Politico’nun haberine göre Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne hızlı katılım çabaları Kiev ile Brüksel ve üye ülkeler arasında derin görüş ayrılıklarına yol açıyor. Fransa ve Almanya’nın tam üyelik yerine ara çözümler önermesi ve Kiev’in müzakere takvimini hızlandırma talebi, üyelik sürecinin geleceği konusunda belirsizlik yaratıyor.

Ukrayna makamlarının Avrupa Birliği’ne (AB) katılım prosedürlerini hızlandırma yönündeki yoğun çabaları, Kiev ile birlik yönetimi ve bazı Avrupa başkentleri arasında görüş ayrılıklarına neden oluyor.

Politico’nun kaynaklara dayandırdığı habere göre, Fransa ve Almanya Ukrayna’nın tam üyeliğini hemen kabul etmeye hazır değil.

Brüksel ve Kiev’in 15 Haziran’da ilk müzakere kümesinin açılmasını kamuoyu önünde onaylamasına rağmen Ukrayna, AB içindeki siyasi süreçler nedeniyle adaylığının “kenara itilmesinden” endişe ediyor.

Kaynaklara göre Kiev, gelecek yıl Fransa’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi unsurlar nedeniyle sürecin aksamasını istemiyor ve yaz sonuna kadar birden fazla müzakere kümesinin açılmasını hedefliyor.

Brüksel ise Ukrayna’nın üyelik için tamamlaması gereken reformların hızı ve geleceği konusunda çekinceler taşıyor. Kaynaklar, Verhovna Rada’daki (Ukrayna Parlamentosu) boş koltuklar nedeniyle son aylarda yasa yapım sürecinin yavaşladığını belirtiyor.

Birlik yönetimi, bazı kritik reformların oylamaya sunulması halinde gerekli çoğunluğu sağlayamayabileceğinden endişe ediyor.

Fransa ve Almanya’nın Ukrayna’yı tam üye olarak kabul etmeye henüz hazır olmadığı, bunun yerine “ortak üyelik” veya benzeri ara formüller önerdiği kaydedildi.

Ukrayna’nın AB Nezdindeki Daimi Temsilcisi Vsevolod Çentsov, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Pratikte Ukrayna’ya tam üyelik dışında her şey teklif ediliyor” ifadelerini kullandı.

Kiev’in bu önerileri kesin bir dille reddetmediği, ancak kabul etmeleri durumunda yolun sonuna dair daha net garantiler beklediği bildirildi.

AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, birliğin Ukrayna için iki senaryo üzerinde durduğunu açıkladı. İlk senaryo, mevcut kurallar çerçevesinde tam üyelik sonrası entegrasyonu kapsıyor.

İkinci senaryo ise Norveç ve İsviçre modeline benzer şekilde, belirli alanlardaki şartların yerine getirilmesiyle “kısmi sektörel entegrasyonu” öngörüyor. Kos, Ukrayna’nın “avans” niteliğinde birliğe alınmasını içeren “tersine üyelik” fikrinin ise reddedildiğini ekledi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Mayıs ayında gündeme getirdiği “ortak üyelik” statüsü önerisini değerlendiren Kos, bunun henüz sadece bir fikir olduğunu belirtti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise Merz’in önerisini “adaletsiz” bularak, Kiev’in Avrupa’yı “yarım önlemlerle değil, bütünüyle” savunduğunu vurguladı.

Haziran 2022’den bu yana aday ülke statüsünde olan Ukrayna’da Zelenskiy, ülkenin 2027 yılına kadar tam üyelik için “teknik olarak hazır” olacağını ifade etmişti.

Ancak Komiser Kos, mevcut prosedürler dahilinde 2027’de üyeliğin imkansız olduğunu dile getirdi. Merz de Kiev’in 1 Ocak 2027, hatta 1 Ocak 2028 tarihlerinde birliğe katılımının gerçekçi olmadığını belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English