Bizi Takip Edin

Diplomasi

Büyük petrol şirketleri Orta Doğu yerine yeni bölgelere yöneliyor

Yayınlanma

Exxon Mobil, Chevron ve diğer enerji şirketleri, Orta Doğu’daki savaşın tehlikelerinden uzak durarak yeni petrol ve doğalgaz sahaları arayışlarını hızlandırıyor.

Wall Street Journal’da (WSJ) yer alan habere göre Exxon kısa süre önce Nijerya’nın derin deniz petrol sahalarına 24 milyar dolara kadar yatırım yapma planını açıkladı; Chevron ise Venezuela’daki varlığını genişletti.

BP, Namibya açıklarındaki petrol bloklarında hisse satın aldı ve TotalEnergies, Türkiye ile bir arama anlaşması imzaladı.

Enerji araştırma ve danışmanlık şirketi Wood Mackenzie perşembe günü yaptığı tahminde, büyük petrol şirketlerinin önümüzdeki yıllarda arama girişimlerinden toplam 120 milyar dolarlık değer yaratabileceğini belirtti.

İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıları ve Basra Körfezi bölgesindeki nakliye darboğazı, küresel çapta bir petrol yarışını tetikledi ve bazı Batı petrol şirketlerinin gelirlerinden milyarlarca dolarlık bir kayba yol açtı. 

Fakat enerji fiyatlarındaki artış, petrol endüstrisine beklenmedik bir nakit akışı sağlıyor ve bu durumun, şirketlerin daha önce ulaşılamayan veya yıllar önce terk edilmiş bölgelere girmesine yardımcı olması bekleniyor.

Bu akış, birçok sondaj şirketinin hissedarlarına daha fazla nakit dağıtmak için keşif harcamalarını kısmasının ardından gerçekleşti.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde misafir araştırmacı ve eski Chevron yöneticisi Edward Chow, “Fırsatları arayan upstream çalışanlarının romantizmini asla küçümsemeyin. Onlar, ‘Vay be, şunu ya da bunu yapabilsek ne harika olurdu’ derler. Artık bunu yapmak için nakitiniz var,” dedi.

Perşembe günü Exxon, Chevron ve diğer petrol şirketlerinin yöneticileriyle yapılan bir telefon görüşmesinde, Enerji Bakanı Chris Wright ve İçişleri Bakanı Doug Burgum, yaklaşan arz sıkıntısı öncesinde yükselen fiyatlara karşı koymak için petrol üretimini artırmaya devam etmeleri konusunda onlara çağrıda bulundu.

ABD petrol vadeli işlemleri, savaş öncesinde seyrettiği 60 dolar ortalamasının üzerinde, varil başına 88 dolar civarında işlem görüyor.

Konuya yakın kaynaklar, petrol şirketlerinin yüksek fiyatlardan yararlanmak için üretimlerini maksimize etmek istediklerini, fakat bunu mevcut bütçelerinin sınırları içinde ve büyük yatırımların getireceği ek maliyetleri üstlenmeden yapmak istediklerini belirtti.

Wood Mackenzie’ye göre, büyük petrol şirketleri 2021’den 2025’e kadar her yıl küresel arama faaliyetlerine ortalama 19 milyar dolar harcadı.

Bazı kaynaklara göre, enerji sektöründeki yöneticiler aynı zamanda daha uzun vadeli bir misyona odaklanmış durumda: 2030’lara kadar kârlarını sürdürmek için yeterli miktarda petrol ve doğalgaz bulmak.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, dünyanın günlük petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihtiyacının %20’sini kesintiye uğrattı. Orta Doğu’da faaliyet gösteren bazı Batılı petrol şirketleri önemli darbelere maruz kaldı.

Exxon, savaşın ilk çeyrekte küresel petrol ve gaz üretimini %6 oranında azalttığını açıkladı.

Şirket, Katar’daki doğalgaz tesislerinde uğradığı hasarın ardından yılda yaklaşık 5 milyar dolarlık gelir kaybına uğramaya hazırlanıyor.

Ortağı QatarEnergy, onarımların beş yıla kadar sürebileceğini tahmin ediyor.

Şu an için petrol ve gaz sektörünün dikkatini Basra Körfezi’nden başka yönlere çevirmesi bekleniyor.

Savaş başlamadan birkaç gün önce Chevron, dünyanın en büyük kara petrol sahalarından biri olan West Qurna 2’deki hisseler için Irak’ın Basra Oil şirketiyle münhasır görüşmelere başladığını açıklamıştı.

Fakat analistler, çatışma tamamen çözülene kadar Batılı petrol şirketlerinin Orta Doğu’da önemli anlaşmalar imzalayacağının şüpheli olduğunu belirtiyor.

Bunun yerine, savaşın iktisadi etkileri şirketleri portföylerini çeşitlendirmeye ve kesintiye yol açabilecek riskleri dünya çapında dağıtmaya itiyor.

Enerji şirketleri aynı zamanda rezervlerini artırmaya çalışıyor. Wood Mackenzie’ye göre, dünya petrol üreticilerinin 2050 yılına kadar küresel talebi karşılayabilmek için toplam rezervlerine 300 milyar varil ekleyecek kadar yeni kaynak bulmaları gerekiyor.

Exxon, Chevron, Shell, BP ve TotalEnergies, önümüzdeki on yıl için rezervlerini yeniden doldurabilecek Afrika, Güney Amerika ve Doğu Akdeniz’deki yeni sondaj fırsatlarını yakından inceliyor.

Geçtiğimiz hafta, Exxon Yunanistan açıklarında sondaj yapmak için bir adım attı. Son aylarda Irak, Türkiye ve Gabon ile ön keşif anlaşmaları imzaladı.

Trinidad ve Tobago’da şirket, ülkenin derin sularında petrol ve gaz bulmak için sismik çalışmalar yürütüyor.

Exxon’un mevcut projeler dahil olmak üzere geçen yılki uluslararası harcamaları yaklaşık 9 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bu arada Chevron, geçen yılki 53 milyar dolarlık Hess satın alımı da dahil olmak üzere keşif ekibini güçlendirdi.

Şirket, eski TotalEnergies yöneticisi Kevin McLachlan’ı keşif başkan yardımcısı olarak kadrosuna kattı. Chevron, bu yıl dünya çapındaki açık deniz projelerine 7 milyar dolarlık bir bütçe ayırdı.

Chevron’un en büyük yabancı yatırımcı olduğu Venezuela’da, şirket geçen hafta, ABD rafinerilerinin tercih ettiği viskoz ağır petrol açısından zengin bölgelerdeki konumunu güçlendirecek bir varlık takası anlaşması imzaladı.

Devlet işletmesi Petróleos de Venezuela, şirketin Venezuela’daki ortak girişimlerinden birinde ek %13’lük bir çalışma payını sattı.

Chevron’un %30 hissesi bulunan bir başka projeye ise komşu bir bölgenin geliştirme hakları verildi.

Geçen ay Houston’da düzenlenen bir enerji konferansında Chevron CEO’su Mike Wirth, ülkenin fosil yakıt anlaşmalarını düzenleyen yasaları değiştirmeye yönelik son adımının iyi bir ilk adım olduğunu söyledi.

Wirth, “İnsanların görmek istediği ölçekte yatırımı teşvik etmek için hâlâ yapılması gerekenler olduğunu düşünüyorum,” dedi.

Wirth, diğer endişelerin yanı sıra Venezuela’daki işletmecilerin daha kalıcı ve öngörülebilir bir uyuşmazlık çözüm mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu da sözlerine ekledi.

Beyaz Saray, daha fazla ABD’li petrol şirketinin Venezuela petrol sektörüne yatırım yapması için baskı yapıyor.

Chevron, Akdeniz’de 9 milyon dönüm net araziye sahip olduğu Mısır’da bu yılın ilerleyen aylarında arama çalışmaları yürütmeye hazırlanıyor ve kısa süre önce Meksika Körfezinde önemli petrol keşifleri yaptığını doğruladı.

Bu yılın başlarında, Yunanistan yakınlarında dört açık deniz ruhsatı ve petrol zengini Libya’da bir blok ihalesi kazandı.

Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık giderilse bile, petrol fiyatlarının önümüzdeki aylarda yüksek seviyelerde kalması bekleniyor.

Diplomasi

Zelenskiy büyükelçilere talimatı verdi: Herkes ülkeye silah getirecek

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, diplomatik misyon şefleriyle yaptığı yıllık toplantıda büyükelçilerin performansının artık sağladıkları askeri ve finansal desteğe göre ölçüleceğini açıkladı. Büyükelçilere bulundukları ülkelerden silah ve hava savunma füzesi temin etme talimatı veren Zelenskiy, Avrupa ortaklığıyla yürütülen FREYJA füze projesinin ve Drone Deal girişiminin yeni ayrıntılarını paylaştı

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ülkenin dış diplomatik misyon şefleriyle gerçekleştirdiği yıllık toplantıda diplomasi anlayışında radikal bir değişime gidildiğini duyurdu.

Euractiv’in haberine göre Zelenskiy, büyükelçilerin başarısını belirleyen temel ölçütün bundan böyle Ukrayna’ya sağladıkları silah miktarı olacağını açıkladı.

Büyükelçilere protokol işlemlerini bir kenara bırakıp somut askeri yardıma odaklanmaları talimatını veren Zelenskiy, her diplomatın görev yaptığı ülkeden silah getirmesi ve hava savunma füzelerinin nereden tedarik edilebileceğini tam olarak bilmesi gerektiğini vurguladı.

Zelenskiy, büyükelçiliklerin performans göstergelerinin askeri teslimatlar ve finansal destek ekseninde yeniden yazılması çağrısında bulundu.

Askeri teçhizat ve savunma teknolojisi tedarikinin yalnızca askeri ateşelerin görevi olmadığını belirten Zelenskiy, bu sürecin doğrudan büyükelçilerin kendi diplomatik sorumluluğu haline geldiğini ifade etti.

Zelenskiy, diplomatik başarının düzenlenen toplantı sayıları veya sosyal medyadaki beğeni oranlarıyla değil; temin edilen silahlar, finansal kaynaklar ve alınan siyasi kararlarla ölçüleceğinin altını çizdi.

Konuşmasında Ukrayna’nın planlanan Avrupa anti-balistik füze projesi FREYJA hakkında da yeni ayrıntılar paylaşan Zelenskiy, bu çalışmayı ülkenin en iddialı fikirlerinden biri olarak tanımladı.

Tasarlanan girişim kapsamında Ukrayna, önleyici füze ile fırlatma sistemlerini üretecek; Avrupalı ortaklar ise radar, sensör ve diğer kritik teknolojileri sağlayacak.

Zelenskiy, şimdiden 10 ülkenin ve 12 savunma şirketinin katıldığı projenin yeni ortaklara açık kalmayı sürdürdüğünü kaydetti.

Kiev yönetiminin Drone Deal (İHA Anlaşması) girişimini de hızlandırdığını aktaran Ukrayna lideri, şu ana kadar dokuz ülkeyle anlaşma imzalandığını, 15 ülkeyle ise müzakerelerin devam ettiğini açıkladı.

Zelenskiy, oluşturulan bu çerçevenin Ukrayna savunma sanayisine her yıl düzenli finansman sağlayacağını, partner ülkelerin ise Ukrayna’nın muharebe sahasında test edilmiş teknolojilerine erişim elde ederek kendi güvenliklerini güçlendireceğini belirtti.

Güvenlik bürokrasisinde yeni atamalar

Zelenskiy, kabinede gerçekleştirdiği son revizyonun ardından güvenlik bürokrasisine yapılan iki yeni atamayı da duyurdu.

Eski Savunma Bakanı Rustem Umerov’un Ukrayna Dış İstihbarat Servisinin başına getirildiğini açıklayan Zelenskiy, bu görevlendirmenin diplomasiyi, savunma işbirliğini ve kilit ortaklarla yürütülen müzakereleri daha iyi koordine etmeyi sağlayacağını ifade etti.

Ukrayna Devlet Başkanı, İgor Klimenko’yu ise Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyinin yeni sekreteri olarak atadı. Konseyin, yaklaşan kış mevsimi öncesinde Ukrayna’nın direnç kabiliyetini koordine etmede daha büyük bir rol oynaması bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Gürcistan’ın tek rafinerisi Rus petrolünü tamamen kesiyor

Yayınlanma

Gürcistan’ın tek petrol rafinerisi Kulevi, Rus ham petrolünü Kazakistan ve Libya menşeli hammaddelerle değiştirerek eylül sonuna kadar geçişi tamamlamayı hedefliyor. İşletmeci Black Sea Petroleum, Avrupa Komisyonu’nun tanıdığı altı aylık geçiş süresine uyduğunu açıkladı ve Libya petrolü için 2027 sonuna kadar geçerli sözleşme imzaladığını duyurdu.

Gürcistan’ın liman kenti Kulevi’deki tek petrol rafinerisi, Rus ham petrolünü Kazakistan ve Libya’dan gelecek hammaddelerle değiştirerek eylül ayı sonuna kadar tamamen Rus olmayan petrole geçmeyi planlıyor.

Tesisin işletmecisi Black Sea Petroleum (BSP), yayımladığı basın bülteninde bu stratejik değişimin takvimini ve yeni tedarik kaynaklarını resmen açıkladı.

Şirket, 1 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı duyuruda, ağustos-eylül 2026 döneminde tamamen Rus olmayan ham petrol işleyeceğini ilan etmişti.

Kulevi Rafinerisi, temmuz ayı başında Kazakistan menşeli petrolü işlemeye başladı; kalan hacmin ise ağustos ayında işlenmesine devam edilecek.

Libya petrolü için uzun vadeli sözleşme

Black Sea Petroleum, 3 Temmuz’da uluslararası bir ticaret şirketiyle imzaladığı sözleşme kapsamında Libya’dan bir petrol sevkiyatının ağustos ayının ikinci yarısında Kulevi’ye ulaşacağını bildirdi.

Şirketten yapılan açıklamada, bu anlaşmanın 2027 yılı sonuna kadar geçerli olduğu ve uzatma seçeneği içerdiği belirtildi.

BSP, Avrupa Komisyonu’nun 24 Temmuz’da teyit ettiği altı aylık geçiş dönemine atıfta bulundu.

Komisyon, rafinerinin Rus hammaddesinden vazgeçmesi için tanınan süreyi doğruladı; şirket de attığı adımların “bu amaca ve zaman çizelgesine uygun” olduğunu kaydetti.

Şirket yetkilileri, tedarik çeşitlendirmesini sürdüreceklerini, düzenleyici kurumlarla yapıcı diyalog içinde olacaklarını ve Rus olmayan petrole geçiş sürecinde üretim istikrarını korurken “açık ve doğrulanabilir ilerleme kanıtları” sunacaklarını taahhüt etti.

Gürcü rafineri, Rus petrolünden vazgeçme kararını ilk kez 1 Temmuz’da duyurmuştu. BSP o tarihte, hammadde değişikliğinin tesise daha yüksek kâr marjlı pazarlara erişim imkanı sağlayacağını vurgulamıştı.

Şirketin verilerine göre tesis, 2026 yılının ilk yarısında 650 bin tondan fazla ham petrol işledi.

Black Sea Petroleum’un üretim planları arasında, 2027’nin ilk çeyreğinde yol bitümü ve ikinci çeyreğinde jet yakıtı üretmeye başlamak yer alıyor.

AB, Gürcistan’ın tek petrol rafinerisine yaptırım kararı aldı

AB yaptırımı ve artan Rus petrolü alımları

Avrupa Birliği’nin temmuz ayında üzerinde mutabık kaldığı 21. Rusya karşıtı yaptırım paketi, Kulevi Rafinerisi’ni de kapsadı.

Tesis, üç Rus ve bir Belarus rafinerisiyle birlikte yaptırım listesine alındı. Ancak Gürcü rafineriye yönelik AB yaptırımları önleyici nitelik taşıyor; bu önlemler, tesisin Rus petrolünü işlemeyi bırakmaması durumunda 25 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek.

Moskova, söz konusu yaptırımları yasa dışı olarak nitelendiriyor.

Gürcistan’ın Rus petrolü alımları ise 2025 yılında belirgin bir artış gösterdi. Ulusal İstatistik Servisi’nin verilerine göre ülke, 2025’te Rusya’dan 95,8 milyon dolar karşılığında 225 bin 300 ton ham petrol satın aldı.

Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla 21 kattan fazla bir yükselişe işaret ediyor. Tedariklerin büyük bölümü, Kulevi Rafinerisi’nin faaliyete geçtiği 2025 sonbaharında gerçekleşti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Singapur’da Filistin bayrağı açan Massive Attack üyelerine süresiz giriş yasağı verildi

Yayınlanma

Singapur yönetimi, 29 Temmuz’daki konserlerinde Filistin bayrağı açan ve slogan atan İngiliz müzik grubu Massive Attack üyeleri Robert Del Naja ile Grant Marshall’a ülkeye giriş ve sahne alma yasağı getirdi. Grup üyeleri, gözaltına alındıklarını, sorgulandıklarını ve pasaportlarına el konulduğunu açıklayarak karara tepki gösterdi.

İngiliz müzik grubu Massive Attack, Singapur’daki konserinde Filistin’e destek mesajları vermesinin ardından ülke makamlarının kendilerine yönelik tutumu karşısında şaşkınlığa uğradıklarını ve hayal kırıklığı yaşadıklarını açıkladı.

Grubun iki üyesi Robert Del Naja ile Grant Marshall, 29 Temmuz’daki konserde sahnede Filistin bayrağı açtı ve izleyicilerle birlikte “Özgür Filistin” sloganı attı.

Singapur polisi önce olay hakkında soruşturma başlattı, ardından Del Naja ve Marshall’ın ülkeye yeniden girişinin ve burada sahne almalarının süresiz olarak yasaklandığını duyurdu.

Massive Attack, pazar günü Instagram’da yayımladığı açıklamada üyelerinin polis tarafından gözaltına alındığını, birbirlerinden ayrıldığını ve ayrı ayrı sorgulandığını bildirdi. Gruba göre bazı üyelerin otel odaları arandı ve pasaportlarına geçici olarak el konuldu. Massive Attack, yaşananları “gerçeküstü bir deneyim” olarak nitelendirerek Singapur makamlarının tutumundan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Singapur polisi, 31 Temmuz’da yayımladığı ilk açıklamada konser sırasında Filistin bayrağı açılmasıyla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurmuştu. Polis ve yerel medya, soruşturmanın “lisans koşullarının ihlal edilmiş olabileceği” gerekçesiyle yürütüldüğünü bildirmişti.

Singapur yasalarına göre yabancı ülkelere ait bayrak ve diğer ulusal sembollerin izin veya muafiyet olmaksızın halka açık alanlarda sergilenmesi yasaklanıyor.

Polis sözcüsü, daha sonra BBC’ye yaptığı açıklamada Del Naja ve Marshall’ın Singapur’a yeniden girmelerine ve ülkede sahne almalarına izin verilmeyeceğini söyledi. İki müzisyene, yabancı bayrakların kamusal alanda sergilenmesini kısıtlayan ve halka açık etkinliklerde siyasi ifadeleri düzenleyen iki yasa kapsamındaki olası ihlaller nedeniyle “sert uyarı” verildi.

Massive Attack, konser başlamadan önce ve konserin sonunda salondaki izleyicilerin büyük bölümünün kendiliğinden “Özgür Filistin” sloganları attığını belirtti. Grubun açıklamasında, “Muhtemelen bu kendiliğinden ifadenin tek başına hükümetlerinin sansür yasalarını ihlal edebileceğinin farkındaydılar. Ancak bu onları caydırmadı” ifadelerine yer verildi.

Massive Attack, Singapur’un yasak kararına doğrudan değinmedi ancak “157 ülkenin tanıdığı egemen bir devletin bayrağını yalnızca havaya kaldırmanın herhangi bir yasayı ihlal edebileceğini düşünmediklerini” bildirdi. Grup üyeleri, Singapur’daki hayranlarıyla birlikte bu plansız dayanışma mesajını vermekten gurur duyduklarını söyledi. Açıklamada, izleyicilerin “Filistin halkıyla dayanışma göstermek için açıkça ahlaki bir sorumluluk hissettiği” kaydedildi.

Massive Attack’ın Instagram paylaşımı 146 bin kullanıcı tarafından beğenildi ve grubun hayranlarından çok sayıda destek mesajı aldı. Singapurlu bir Instagram kullanıcısı, “Singapur’da çoğumuz ne söylediğimize ne kadar yüksek sesle söylediğimize ve ne zaman susmanın daha güvenli olduğuna dikkat etmeyi öğrenerek büyüdük. Filistin’in yanında durduğunuz ve ahlaki tutarlılığın hâlâ sahnenin merkezinde yer alabileceğini gösterdiğiniz için teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.

Konseri izleyen Singapurlu içerik üreticisi Crystal Lim-Lange ise konunun “karmaşık” olduğunu belirtti. Lim-Lange, “Sanatçıların sahne aldıkları ülkelerin yasalarına saygı göstermeleri gerektiğine inanıyorum” dedi. Bununla birlikte sanatın tarih boyunca düşüncelere meydan okuduğunu, toplumu yansıttığını ve zorlu tartışmaları tetiklediğini vurgulayan Lim-Lange, “Sanatı siyasetten ayırmaya çalışmak hiçbir zaman kolay olmadı” değerlendirmesinde bulundu.

Filistin bayrağı, İsrail’in Gazze’de Filistinlilere yönelik saldırıları ve Singapur’daki kayda değer Müslüman nüfus nedeniyle ülkede hassas bir konu olarak değerlendiriliyor. Singapur yönetimi, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla ilgili kitlesel açıklamalara ve sembollere karşı tutum izliyor. Çok kültürlü ülkenin yetkilileri, bu yaklaşımın etnik, dini ve toplumsal uyumun korunması için gerekli olduğunu savunuyor.

Singapur İçişleri Bakanlığı, 2023’te yayımladığı duyuruda yabancı ülkelere ait ulusal semboller de dâhil olmak üzere Filistin ve İsrail’deki gelişmelerle bağlantılı eşyaların sergilenmemesi veya giyilmemesi uyarısında bulunmuştu. Bakanlığın açıklamasında, “Devam eden İsrail-Hamas çatışması güçlü duygular uyandıran bir meseledir. Artan hassasiyetler göz önüne alındığında, çatışmayla bağlantılı unsurların kamuya açık alanlarda sergilenmemesini ve giyilmemesini tavsiye ediyoruz” ifadeleri kullanılmıştı.

Singapur makamları, bu yılın başında Filistin’e destek amacıyla izinsiz yürüyüş düzenleyen bazı kişilere de para cezası verdi.

Massive Attack, Gazze savaşı dahil çeşitli konulardaki siyasi tutumunu açıkça dile getirmesiyle tanınıyor. Robert Del Naja, bu yılın başında Londra’daki bir protesto sırasında yasaklı Palestine Action örgütüne destek verdiği şüphesiyle gözaltına alınmıştı. 61 yaşındaki müzisyen, üzerinde “Soykırıma karşıyım, Palestine Action’ı destekliyorum” yazılı bir pankartla yüzlerce göstericinin katıldığı oturma eyleminde yer almıştı.

Massive Attack konseri, Filistin’le dayanışma gösterilmesi nedeniyle hukuki işlem başlatılan ilk olay niteliği taşımıyor. Gazze’deki saldırıların Ekim 2023’te başlamasından bu yana Filistin’e destek eylemleri geniş çaplı kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı.

ABD’de yetkililer ve üniversite yönetimleri, Gazze’yle dayanışma gösterilerine gözaltılar, uzaklaştırma kararları ve öğrencilerle öğretim üyelerine yönelik ceza davalarıyla karşılık verdi. Federal yetkililer ise Filistin yanlısı eylemleri hedef alan soruşturmalar açmak ve üniversitelere sağlanan fonları kesmekle tehdit etti.

İngiltere hükümeti, terörle mücadele yasaları ile kamu düzenine ilişkin yetkileri kullanarak bazı grupları yasakladı, gösterilere katı koşullar getirdi ve Filistin’e destek açıklamalarında bulunan binlerce protestocu, aktivist ve akademisyeni gözaltına aldı.

Fransa’da İçişleri Bakanlığının talimatları doğrultusunda Filistin yanlısı gösteriler ülke genelinde defalarca yasaklandı. Polis, toplanan grupları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı, çok sayıda kişiye para cezası verildi. Savcılıklar da eylemleri düzenleyenler ve katılımcılar hakkında ceza davaları açtı.

İsrail’in destekçilerinden Almanya’da ise eyalet makamları, yaygın Filistin yanlısı sloganları suç kapsamında değerlendirdi. Gösteriler yasaklandı, yüzlerce kişi gözaltına alındı veya para cezasına çarptırıldı. Dayanışma eylemlerine katılan yabancı aktivistler hakkında sınır dışı ve diğer göçmenlik işlemleri de uygulandı.

Dünya turnesini sürdüren Massive Attack, Asya ayağının tamamlanmasının ardından gelecek hafta Avustralya’da konserler verecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English