Bizi Takip Edin

Diplomasi

Küresel petrol piyasasında 50 günde 50 milyar dolarlık kayıp

Yayınlanma

İran’da başlayan savaşın 50’nci gününde küresel petrol piyasası 50 milyar dolarlık kayba uğrarken, sevkiyatı yapılamayan petrol ve kondensat miktarı 500 milyon varili aştı. Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), Ortadoğu’daki mevcut krizi küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisi olarak nitelendirdi.

Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), Ortadoğu’da devam eden mevcut krizi küresel petrol piyasası tarihindeki “en büyük arz kesintisi” olarak tanımladı.

Reuters’ın Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, savaşın 28 Şubat tarihinde başlamasının hemen ardından İran’ın Hormuz Boğazı’nı kapatmasıyla birlikte, dünya piyasaları o günden bu yana 500 milyon varilden fazla petrol ve kondensattan mahrum kaldı.

Kpler kıdemli ham petrol piyasası analisti Johannes Rauboll, çatışmaların başlangıcından bu yana Brent petrol fiyatlarının varil başına 80 ile 120 dolar aralığında dalgalandığını belirtti.

Rauboll, buna karşın krizin başlangıcından bu yana ortalama fiyatın yaklaşık 100 dolar seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti.

Savaşın enerji piyasalarına maliyeti 50 milyar doları aştı

Savaşın sürdüğü 50 gün boyunca Basra Körfezi ülkelerinden sevkiyatı yapılamayan petrolün toplam değeri 50 milyar dolar sınırını geçti.

Analistler, son günlerde çatışmanın sona ermesine ilişkin bazı perspektifler ortaya çıkmış olsa da, krizin etkilerinin aylar hatta yıllar boyu hissedilmeye devam edeceğini vurguluyor.

Suudi Arabistan’ın, petrol ihracatının neredeyse tamamını ülkeyi boydan boya kat eden boru hattı aracılığıyla Kızıldeniz’deki limanlara yönlendirdiği kaydedildi.

Buna rağmen Basra Körfezi’nden yapılan sevkiyatlarda günlük 13 milyon varil petrol ve 300 milyon metreküp sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) bloke edildiği bildirildi.

Bu durumun petrol sahaları, petrol işleme tesisleri ve gaz sıvılaştırma ünitelerinde çalışmaların durdurulmasına yol açtığı aktarıldı. Yaşanan kesintilerin başta Asya ülkeleri ekonomileri olmak üzere küresel ölçekte ciddi zarara yol açtığı belirtildi.

Enerji fiyatlarındaki artış, bazı yakıt türlerindeki kıtlık ve gübre eksikliği gibi sonuçların Avrupa, Afrika ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dahil tüm bölgelerde hissedildiği dile getirildi.

Kayıp miktarı küresel talebin kritik eşiklerine karşılık geliyor

Piyasadan silinen 500 milyon varillik kaybın ölçeği, küresel ekonomi ve tüketim verileriyle yapılan şu kıyaslamalarla somutlaştırıldı:

  • Küresel ekonominin beş günlük petrol ihtiyacının tamamen durması.
  • Dünya genelindeki tüm karayolu ulaşımının 11 gün boyunca durdurulması.
  • Küresel havacılık taşımacılığının 10 hafta boyunca tamamen kesilmesi.
  • Uluslararası deniz taşımacılığı sektörünün faaliyetlerine dört ay ara vermesi.
  • ABD’nin yaklaşık bir aylık veya tüm Avrupa’nın bir ayı aşkın petrol talebinin karşılanamaması.

Sevkiyatların eski temposuna dönmesinin yalnızca Washington ile Tahran arasındaki anlaşmalara bağlı olmadığı; aynı zamanda lojistik süreçler, tankerlerin erişilebilirliği, sigorta maliyetleri, navlun oranları ve armatörlerin gemilerini yeniden Basra Körfezi’ne gönderme istekliliğine dayalı olduğu ifade edildi.

Birçok tankerin şu anda Amerika’dan Asya’ya petrol ve LNG taşıdığı ve bu seferlerin 40 güne kadar sürdüğü bilgisi paylaşıldı.

Körfez’de 260 tanker ve devasa enerji yükü bekliyor

Deniz trafiğinin yeniden başlaması ve yeni engellerin çıkmaması durumunda, bölgede bloke edilmiş halde bekleyen yaklaşık 260 tankerin körfezden ayrılacağı bildirildi.

Bu tankerlerin içinde yaklaşık 170 milyon varil petrol ve 1,2 milyon ton (1,7 milyar metreküp) LNG yüklü olduğu aktarıldı.

UEA verilerine göre, Basra Körfezi’ndeki petrol ve gaz sahalarının yaklaşık yarısının savaş öncesi üretim hacmine iki hafta içinde dönebileceği öngörülüyor.

Sahaların yüzde 30’unun eski kapasitesine ulaşması için altı haftaya kadar süreye ihtiyaç duyulacağı, kalan yüzde 20’lik bölümün ise aylar sürecek bir toparlanma sürecine gireceği tahmin ediliyor.

Katar’daki devasa LNG merkezi de dahil olmak üzere hasar gören büyük enerji tesislerindeki onarım çalışmalarının ise çok daha uzun süreceği kaydedildi.

Katar’daki tesisin kapasitesinin yaklaşık yüzde 17’sinin zarar gördüğü ve bu hasarın onarılmasının beş yıla kadar sürebileceği belirtildi.

Diplomasi

Paşinyan’ın partisi Avrupa Halk Partisi yolunda

Yayınlanma

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, lideri olduğu Sivil Sözleşme partisinin Avrupa’nın en büyük merkez sağ grubu olan Avrupa Halk Partisi’ne (EPP) katılımı için görüşmeler yürütüyor. Euractiv’in haberine göre katılım sürecinin bu yıl içinde değerlendirilmesi bekleniyor.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, liderliğini yaptığı Sivil Sözleşme partisinin, Avrupa’nın en büyük merkez sağ siyasi oluşumu olan Avrupa Halk Partisi’ne (EPP) katılımı konusunu müzakere ediyor.

Euractiv portalının haberine göre, Paşinyan EPP’ye katılma niyetini ilgili mercilere iletti. Haberde, katılım konusundaki nihai kararın henüz alınmadığı ancak meselenin bu yıl içinde değerlendirilebileceği kaydedildi.

Ermenistan iktidar partisinin yanı sıra Macaristan’dan Tisza, Danimarka’dan Liberal İttifak, Çekya’dan STAN ve Karadağ’ın iktidar hareketi olan Şimdi Avrupa Hareketi de EPP bünyesine dahil olabilecek yapılar arasında yer alıyor.

Sivil Sözleşme partisi, 7 Haziran’da Ermenistan’da düzenlenen parlamento seçimlerinden galibiyetle ayrılmıştı. Merkezi Seçim Komisyonu verilerine göre, oyların yüzde 49,81’ini alan Paşinyan’ın partisi, hükümeti tek başına kurma yetkisini elde etti.

Seçimlerin ardından açıklama yapan Paşinyan, halkın “devletleşme, bağımsızlık ve barış” rotasını desteklediğini ifade etti.

Seçim sonuçları hem Ermenistan muhalefeti hem de Moskova tarafından eleştirildi. Ermenistan İttifakı lideri ve eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan, yetkilileri muhalefet üzerinde baskı kurmak ve idari kaynakları kullanmakla suçlayarak seçim sonuçlarına itiraz edeceğini duyurdu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da kampanya sürecindeki ihlallere dikkat çekti. Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova, seçimlerin muhalif güçler ve Ermeni Apostolik Kilisesi üzerindeki baskı gölgesinde gerçekleştiğini belirtti.

AGİT gözlem heyeti ise yayımladığı ön raporda, seçim kampanyasının çatışmacı bir karakter taşıdığını bildirdi. Gözlemciler, Paşinyan’ın muhalif adayları açıkça soruşturmalarla ve şirketlerinin kamulaştırılmasıyla tehdit ettiğini not etti.

Erivan dış politikada AB ve Avrasya arasında denge arıyor

Ermenistan’da 2025 yılında, ülkenin Avrupa Birliği’ne katılım arzusunu yasallaştıran bir düzenleme kabul edilmiş, Paşinyan ise cumhuriyetin AB’nin tam haklı bir üyesi olmak istediğini dile getirmişti.

Rus yetkililer, AB üyeliğinin Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliği ile bağdaşmadığını defaatle vurguladı. Erivan ise karşılıklı çıkarların tanınmasına dayalı “dengeli bir dış politika” yürüttüğünü savunuyor.

Paşinyan, Ermenistan’ın Rusya’nın çıkarlarına zarar verme amacının “olmadığını ve olmayacağını”, ilişkilerin kaçınılmaz dönüşümüne rağmen Moskova ile bağları derinleştirme niyetinde olduklarını kaydetmişti.

28–29 Mayıs tarihlerinde Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde, katılımcı ülkeler Ermenistan’ın topluluktaki geleceğine ilişkin bir bildiri kabul ederek bunu Ermenistan Başbakan Yardımcısı Mger Grigoryan’a iletti.

Zirve sonunda dört AEB ülkesinin liderleri, Ermenistan’ı AB ile AEB arasındaki seçimini yapmak üzere en kısa sürede referanduma gitmeye çağırdı.

Paşinyan ise gazetecilere yaptığı açıklamada, organizasyondaki tüm kararların konsensüsle alınması nedeniyle Ermenistan’ın AEB üyeliğinden çıkarılmayacağını ifade etti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

BP yatırımcıları Manifold’un görevden alınmasına tepkili

Yayınlanma

Britanyalı enerji devi BP’nin en büyük hissedarları, Yönetim Kurulu Başkanı Albert Manifold’un atanmasından bir yıl sonra görevden alınmasıyla ilgili derin endişelerini dile getirdi. Financial Times’ın haberine göre yatırımcılar, şeffaf bir açıklama yapılmamasının şirket içinde kriz ve yapılandırma planlarına karşı direnç işareti olduğundan korkuyor.

Britanyalı petrol devi BP’nin en büyük hissedarları, Yönetim Kurulu Başkanı Albert Manifold’un ani bir kararla görevden alınması nedeniyle derin endişe taşıdıklarını ifade etti.

Financial Times’ın (FT) haberine göre, şirketin en önemli yatırımcıları, bu ayrılığın nedenlerine dair yönetimden açıklama bekliyor.

Haberde, Manifold’un BP’nin yapısını basitleştirmeyi, yönetim kurulu kompozisyonunu yeniden gözden geçirmeyi ve maliyetleri düşürmeyi planladığı hatırlatıldı.

BP’nin geçici yönetim kurulu başkanı Ian Tyler, kurulun mevcut stratejiyi tam olarak desteklediğini ve uygulamaya devam etme niyetinde olduğunu belirtse de görevden alma kararı şirket içindeki çalışma ortamına dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Yatırımcılar, fesih kararına ilişkin net bir gerekçe sunulmamasının bir kriz belirtisi olabileceğini değerlendiriyor. Bu durumun, şirketin yeniden yapılandırma planlarının iç direnç nedeniyle sekteye uğrayabileceği yönündeki kaygıları artırdığı kaydedildi.

Hissedarlar ayrıca, Manifold’un gidişinin, mevcut düzenin bozulmasını istemeyen ve lideri saf dışı bırakmaya çalışan “bürokrasi” tarafından tetiklenmiş olabileceğinden çekiniyor.

FT’ye konuşan bir hissedar konuya ilişkin, “İnsanlar onu dışarı mı atmaya çalıştı? Bu durum bizi ve diğer pek çok kişiyi endişelendiriyor” ifadelerini kullandı.

BP yönetimi etik ve yönetişim standartlarını gerekçe gösterdi

BP, Mayıs ayı sonunda yönetim kurulu başkanını, atanmasının üzerinden henüz bir yıl geçmeden görevden almıştı. Yönetim kurulu, olası ihlallere dair ayrıntı vermeden kararı oy birliğiyle almıştı.

Reuters’ın konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde ise Manifold’un iş arkadaşlarına karşı agresif tavırlar sergilediği ve kurulun “sistematik kabul edilemez davranış olgusunu tespit etmeye yetecek bilgiye ulaştığı” bildirilmişti.

Şirket tarafı, feshin “önemli kurumsal yönetişim standartları, denetim ve etik ilkelerine ilişkin ciddi endişelerin” yönetim kuruluna iletilmesinin ardından gerçekleştiğini duyurdu.

Albert Manifold ise bu değerlendirmelere katılmadığını belirterek, “hiçbir açıklama yapılmadan” görevden alındığını söyledi. Ayrılığının ardından yaptığı açıklamada Manifold, şirketteki “aşırı harcama” kültürünü de eleştirdi.

Geçtiğimiz yılın sonunda Financial Times, Aralık ayında görevinden ayrılan BP CEO’su Murray Auchincloss’un istifası öncesinde, iş modelinde radikal bir değişim konusunda ısrar eden Manifold ile defalarca karşı karşıya geldiğini yazmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Azak Denizi’ndeki saldırıda iki denizcinin daha naaşı bulundu

Yayınlanma

Azak Denizi’nde yük gemilerine düzenlenen insansız hava aracı saldırısında hayatını kaybeden Azerbaycan vatandaşı denizcilerin naaşlarına ulaşılırken, 19 mürettebatın tahliye süreci tamamlandı. Azerbaycan Dışişleri, saldırıda ölen dört vatandaşının kimliklerinin belirlendiğini ve cenazelerin kısa süre içinde ülkeye gönderileceğini duyurdu.

Azak Denizi’nde sivil gemilere yönelik düzenlenen saldırının ardından, hayatını kaybeden Azerbaycan vatandaşı iki denizcinin daha naaşına ulaşıldı.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, son bulgularla birlikte saldırıda yaşamını yitiren dört Azerbaycan vatandaşının tamamının naaşlarının bulunduğu bildirildi.

Bakanlık, kimlikleri tespit edilen denizcilerin 1969 doğumlu Gismet Aliyev ve 1981 doğumlu Fuad Orujov olduğunu açıkladı.

Hayatını kaybedenlerin naaşlarının, gerekli resmi prosedürlerin tamamlanmasının ardından önümüzdeki günlerde Azerbaycan’a nakledileceği belirtildi.

Cenazelere, nakil sürecinde Yeysk şehrine gelen iki refakatçinin eşlik edeceği kaydedildi.

Saldırıdan kurtulan diğer Azerbaycan vatandaşlarının durumuyla ilgili de bilgi paylaşan bakanlık, 19 vatandaşın halihazırda yola çıktığını duyurdu.

Tahliye edilen bu grubun 9 Haziran günü öğle saatlerinde Azerbaycan’a varması bekleniyor.

Saldırıya uğrayan gemilerde 25 Azerbaycan vatandaşı vardı

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın daha önce paylaştığı verilere göre, 5 Haziran gecesi Azak Denizi’nde Taganrog yakınlarında seyreden Natra ve Zircon adlı yabancı bandıralı iki kargo gemisi insansız hava araçlarının hedefi oldu. Saldırı sırasında gemilerde toplam 25 Azerbaycan vatandaşının görev yaptığı açıklandı.

Rusya makamlarından Azerbaycan’a iletilen ilk bilgilerde, saldırı sonucunda beş kişinin hayatını kaybettiği ve üç kişinin yaralandığı belirtilmişti.

Yaralanan denizcilerin Yeysk şehir hastanesinde tedavi altına alındığı ifade edildi. Azerbaycan tarafı, daha sonra yaptığı güncellemede hayatını kaybeden beş denizciden birinin Rusya vatandaşı olduğunun tespit edildiğini bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, hayatını kaybeden Azerbaycanlı denizcilerin ailelerine ve yakınlarına taziye dileklerini iletti.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Moskova’nın Karadeniz ve Akdeniz havzalarında sivil gemilere yönelik hava ve deniz dronlarıyla düzenlenen saldırıların arkasında kimlerin olduğuna dair bilgi sahibi olduğunu ifade etti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English