Amerika
Büyük Teknoloji şirketlerinin veri merkezleri kavgası

Büyük Teknoloji şirketleri veri merkezleri hakkında eyalet düzeyinde yürüttükleri kavgayı şimdi federal boyuta taşımak istiyor.
OpenAI ve Google gibi şirketlerin yapay zeka yarışını kazanma çabaları, 50 eyaletin tamamındaki topluluklarda bilgisayar sistemleri için dev depolar olan veri merkezlerinin yaygınlaşmasına yol açtı.
Bu “sunucu çiftliklerinin” yükselişi, şehir ve ilçe yönetimlerinin veri merkezlerinin su ve enerji kaynakları üzerindeki yükü ile istihdam yaratma ve yeni gelir kaynakları arasında denge kurmaya çalışırken, Virginia banliyölerinden Arizona’nın Tucson kentine ve ötesine kadar şiddetli çatışmalara yol açtı.
POLITICO’da yer alan analize göre eyalet Kongre üyeleri yeni gelişen bir sektörü regüle etmek için yarışıyor, valiler yeni bir iktisadi patlamayı kucaklamak için acele ediyor ve bu sırada büyük teknoloji şirketleri yapay zeka büyümesine büyük yatırımlar yapıyor.
Fakat bu tartışma oy pusulalarına da yansımaya başlıyor.
Veri merkezleri federal sahnede patlamaya hazır olsa da, etrafındaki siyasi tartışmalar parti sınırlarını net bir şekilde aşmıyor. Bu tesisler, iş dünyası ile sendikalar arasındaki tipik bir “partizan ayrışmanın” kesiştiği noktada bulunuyor.
Örneğin Virginia Eyalet Meclisinde veri merkezlerini düzenleme çabaları iki partinin desteğini aldı ama yerel kontrol ve aşırı bürokrasiye ilişkin endişeler nedeniyle büyük ölçüde başarısız oldu.
Bazı Demokrat yetkililer, eyaletlerinin ekonomisini güçlendirmek için veri merkezlerini çekmek konusunda Cumhuriyetçi meslektaşları kadar istekli görünüyor.
Amazon ve Microsoft gibi teknoloji şirketleri, yapay zeka alanındaki genişlemelerini desteklemek için veri merkezlerine güveniyor ve ABD halihazırda bu tesislerden diğer tüm ülkelerden daha fazlasına sahip.
Başkan Donald Trump da “yapay zeka yarışını kazanma” sözü verdi ve federal arazilerde tesisler inşa etmek için Biden döneminden kalma bir başkanlık kararnamesini uygulamaya koydu.
Ayrıca, Stargate olarak bilinen büyük teknoloji şirketleriyle 500 milyar dolarlık bir yapay zeka ve veri merkezi projesi başlattığını duyurdu.
Fakat bu artış, özellikle dünyanın en büyük ve en hızlı büyüyen veri merkezi pazarına sahip olan ve bu konuda öncü olarak kabul edilen kuzey Virginia’da kutuplaşmaya neden oluyor.
Enerji Bakanlığı, veri merkezlerinin 2028 yılına kadar neredeyse üç kat daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağını öngörüyor ve bu da teknoloji sektörünün enerji ihtiyacını karşılamak için kömür ve doğal gaz gibi kirletici kaynaklara yöneleceği endişelerini artırıyor.
Veri merkezleri sektörünün Virginia ekonomisine yıllık 9,1 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasıla katkısı olması bekleniyor.
Virginia’nın Loudoun County ilçesinde bu, 250 milyon dolarlık bütçe fazlası ve emlak vergisi indirimi anlamına geliyor. Büyük teknoloji şirketlerinin kapılarını çaldığı bölgeler için bu, göz ardı edilmesi zor bir olasılık.
İlçe denetim kurulu üyesi Demokrat Juli Briskman, “Parayı nereye yatıracağımızı bilmiyoruz,” diyor.
Gelgelelim, Virginia’nın Ortak Yasama Denetim ve İnceleme Komisyonunun raporuna göre, bu eyaletteki tipik bir konut sahibi, 2040 yılına kadar aylık elektrik faturasında 14 ila 37 dolarlık bir artışla karşı karşıya kalabilir. Bunun nedeni, maliyetleri tüm müşterilere yayılabilecek altyapı iyileştirmelerine duyulan ihtiyaç.
Yeni veri merkezlerine büyük ölçüde karşı çıkan Demokrat Loudoun County Başkan Yardımcısı Michael Turner, “Yeter artık. Bir sonraki denetim kurulu seçimleri veri merkezlerine bağlı olacak,” diyor.
Turner, iki hafta geçmeden ülke çapındaki diğer ilçe yetkililerinden tavsiye isteyen telefonlar aldığını da sözlerine ekliyor.
Arizona’da Tucson şehir meclisi, iş ve milyonlarca dolarlık vergi geliri vaat eden ama su ve enerji tüketimi konusunda endişeleri artıran Amazon’un devasa veri merkezi projesini oybirliğiyle reddetti.
Diğer bazı durumlarda ise her iki partinin kamu görevlileri, yapay zekanın vaatlerinden ve getireceği vergi gelirlerinden yararlanmak için acele ediyor.
Cumhuriyetçi Ohio Temsilcisi Mike Carey’nin sözcüsü John Chambers yaptığı açıklamada, Columbus bölgesinin büyümesini “Amerika’nın yapay zeka inovasyon yarışını kazanmasına yardımcı olacak teknoloji işleri ve veri merkezlerine” bağladığını ve “bölgedeki aileler ve işletmeler için elektriğin uygun fiyatlı ve erişilebilir olmasını sağlamak için yukarıdakilerin tümünü içeren bir enerji stratejisini” desteklediğini söyledi.
Üçüncü dönem valilik için aday olan ve 2028’de Demokratların başkan adayı olabileceği düşünülen Illinois Valisi JB Pritzker ise bu patlamayı kaçırmamak için veri merkezlerini eyaletine çekmeye çalışıyor.
Güneyde ise Mississippi Kamu Hizmetleri Komisyonunun Demokrat üyesi De’Keither Stamps, veri merkezlerinin “ihtiyatlı bir şekilde düzenlenirse” olumlu iktisadi gelişme ve gerekli elektrik sistemi iyileştirmelerini finanse etme fırsatı getirebileceğini söyledi.
Herkes aynı fikirde değil. Indiana merkezli tüketici ve çevre hakları savunucusu Citizens Action Coalition’ın program direktörü Ben Inskeep, bu konunun tartışmaya açık olduğunu ve taban muhalefetinin şekillenmesiyle bir dönüm noktasında olduğunu düşünüyor.
Inskeep, “Her iki siyasi partimiz de tamamen büyük teknoloji şirketlerinin kontrolüne girmiş durumda ve her şekilde bu şirketlerin emirlerini yerine getiriyor. Bu, yeni ve ilginç siyasi koalisyonlar oluşturabilecek bir konunun tüm özelliklerini taşıyor,” diyor.
Virginia Eyalet Meclisinde, veri merkezlerinin hızlı genişlemesine sınırlar getirme çabaları (örneğin, enerji faturalarını kimin ödeyeceğinin belirlenmesi) başarısız olsa da iki partinin desteğini aldı.
Cumhuriyetçi vali Youngkin, veri merkezleri için tam saha değerlendirmesi yapılmasını zorunlu kılan iki partinin ortak tasarısını, “gereksiz bürokrasi” yaratmak istemediğini gerekçe göstererek veto etti.
Veri merkezlerini geliştirmek için sektörün çabaları da her iki partiyi hedef alıyor. Veri Merkezi Koalisyonunun Virginia’daki eyalet yasama kampanyalarına aktardığı yaklaşık çeyrek milyon dolar, iki parti arasında paylaştırıldı.
Grup, federal lobicilik faaliyetlerine de neredeyse aynı miktarda para harcadı ve bu yıl şimdiye kadar 50.000 dolar harcadığı Kaliforniya gibi eyaletlerde aktif olarak faaliyet gösteriyor. Sektördeki diğer oyuncular da kuzey Virginia yetkililerini hedef alıyor.
Sektör grubu Data Center Coalition’ın eyalet politikalarından sorumlu başkan yardımcısı Dan Diorio, “Veri merkezleri eyaletler genelinde iki partinin desteğini alıyor, fakat eyaletler genelinde iki partinin endişelerini de duyuyoruz. Üyelerimizin aktif olduğu tüm eyaletlerde, eyaletlerin veri merkezlerinin ekonomik faydalarını görmeye devam etmesini ve aynı zamanda önceliklerini ele almasını sağlamak için her iki partiden milletvekilleriyle birlikte politikalar üzerinde çalışmak için çok aktif bir paydaşız,” diyor.
Veri merkezleri seçim kampanyalarının gündemine girerken, her iki partinin adayları için karmaşık durumlar gerçek zamanlı olarak ortaya çıkıyor.
İktisadi nedenlerle partilerinin ülke çapında seçmen kaybına uğrayan Demokratlar, enerji maliyetlerinin fırlamasını önlerken istihdam ve gelir artışı arasında bir denge kurmak için çabalıyor.
Bazı durumlarda ise, parti liderleri yenilenebilir enerjiye karşı sert önlemler alan Cumhuriyetçiler, enerji fiyatlarını düşük tutmak için enerji üretiminde “yukarıdakilerin hepsi” yaklaşımını savunuyor.
Böylece, fosil yakıtların kullanımını teşvik eden başkanın izinden giderken, Trump’ın yok etmeye çalıştığı bir sektöre örtülü destek veriyorlar.
Bu dinamik, veri merkezi düzenlemelerinin odak noktası haline geldiği Virginia valilik seçimlerinde açıkça görülüyor. Demokratların adayı eski milletvekili Abigail Spanberger, veri merkezleri için yerel ve yenilenebilir enerji üretimini artırmayı ve tüketicilerin artan enerji maliyetlerini telafi etmek için büyük teknoloji şirketlerinden ücret almayı öngören “eyalet çapında bir strateji” öneriyor.
Spanberger yaptığı açıklamada, “Virginia, veri merkezlerinin burada bulunmasından faydalanabilir, fakat bu faydadan yararlanmak için, veri merkezlerini desteklemek için gerekli enerji üretimi, su ve diğer kaynakları hesaba katıp planlamamız gerekiyor,” diyor.
Cumhuriyetçi rakibi Vali Yardımcısı Winsome Earle-Sears ise artan talebi karşılamak için eyaleti “her türlü enerjiye” açmak ve enerji projeleriyle ilgili bürokratik engelleri azaltmak istiyor.
Demokrat valiler ve adaylar elektrik şebekesi yöneticisi PJM’yi tüketicilerin yüksek faturalarından sorumlu tutarken ve New Jersey vali adayları bu maliyetleri nasıl düşürecekleri konusunda çatışırken, orta batı ve orta Atlantik bölgelerinde siyasi ortamı karıştırıyor.
Tartışma, gelecek yıl yapılacak valilik seçimlerine de sıçrayabilir, zira Pritzker’in yanı sıra Pennsylvania’dan Josh Shapiro ve Maryland’dan Wes Moore dahil olmak üzere birçok vali yeniden seçime hazırlanıyor ve Demokratlar, seçmenlerin yaşam maliyeti endişelerini “anladıklarını” kanıtlamak istiyor.
Veri merkezleriyle ilgili sorunlar federal siyasete de sıçrıyor, fakat nihai kararlar imar ve elektrik tarifeleri konusunda büyük ölçüde eyalet ve yerel yönetimlerin kontrolünde kalacak.
Kongredeki Cumhuriyetçiler, “büyük ve güzel” yasa tasarısının bir parçası olarak, veri merkezlerinin izinleri de dahil olmak üzere eyalet düzeyindeki yapay zeka düzenlemelerine 10 yıllık moratoryum getirilmesini savunmuşlardı ama bu girişim Senatodan geçmedi.
Aynı zamanda, artan enerji talebini dengelemeye yardımcı olabilecek Demokratların 2022 iklim yasasındaki temiz enerji projeleri için kredilerin geri alınmasını oyladılar.
Amerika
Cumhuriyetçiler Trump’ın İran savaşına karşı oy kullandı

ABD Temsilciler Meclisinde yapılan oylamalarda bazı Cumhuriyetçi Kongre üyeleri, kendi partilerinin ana hattından ayrılarak Demokratlarla birlikte oy kullandı. Çarşamba günü gerçekleştirilen oturumda, Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri operasyonlarını sonlandırmasını öngören karar tasarısı kabul edilirken, Ukrayna’ya yeni yardımların önünü açacak yasal süreç de ilerletildi.
ABD Temsilciler Meclisinde çarşamba öğleden sonra yapılan oylamalarda, bazı Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Demokrat partililerle birlikte hareket etti.
Bu kapsamda, Trump yönetiminin İran’a karşı yürüttüğü askeri operasyonlarını sonlandırmasını zorunlu kılan bir karar tasarısı kabul edilirken, Rusya ile savaş halindeki Ukrayna’ya destek verilmesini öngören yasa tasarısının ilerletilmesi sağlandı.
İran Savaş Yetkileri Yasası (War Powers Resolution) tasarısının kabul edilmesi yönünde parti sınırlarını aşarak destek veren dört Cumhuriyetçi isim arasında Temsilciler Meclisi üyeleri Thomas Massie, Brian Fitzpatrick, Tom Barrett ve Warren Davidson yer aldı.
Savaş yetkileri tasarısının ortak sunucuları arasında bulunan Massie, Trump yönetiminin bu çatışmayı yönetme biçimine yönelik açık eleştirileriyle öne çıkıyordu.
Tasarının kabul edilmesinin ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Cumhuriyetçi milletvekili Massie, “Halkın Meclisi bir mesaj gönderiyor: Bu savaşı durdurun” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray’a Tahran’a yönelik askeri operasyonlarını sınırlandırması konusunda baskı uygulayan Cumhuriyetçi vekil Massie, Kentucky’de düzenlenen ön seçimlerde Trump destekli rakibine karşı kaybetmişti.
Milletvekili Barrett ise salı günkü oylamanın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, İran savaşının yol açtığı ekonomik endişelere değindi.
Bu çatışma, petrol ticaretinin ana koridorlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasına yol açmış, bu durum küresel enerji fiyatlarının ve ABD’deki akaryakıt ücretlerinin hızla yükselmesine neden olmuştu.
Barrett açıklamasında, “İran’ın nükleer silah geliştirmemesini sağlama konusundaki ortak çıkarı paylaşıyorum; ancak bunu Kongre’nin üzerinde mutlak yetkiye sahip olduğu güç kullanma yetkilendirmesi yoluyla yapmalıyız” dedi.
Sözlerini sürdüren Barrett, “Savaşı yalnızca Kongre ilan eder. Bu, şüphesiz korumamız gereken bir yetkidir” değerlendirmesinde bulundu.
Demokrat Milletvekili Jasmine Crockett ise söz konusu savaş yetkileri tasarısı lehine oy kullanan Cumhuriyetçi isimleri tebrik etti.
Sosyal medya üzerinden bir paylaşım yapan Crockett, şu ifadeleri kaydetti:
“Yaklaşık üç ay süren ayak oyunlarının ardından Cumhuriyetçiler, nihayet Demokratlara katılarak Savaş Yetkileri Yasası tasarısını destekledi ve Trump’ın İran’la yürüttüğü yasa dışı, tehlikeli ve maliyetli savaşına karşı duruş sergiledi.”
Crockett paylaşımında ayrıca, “Hizmet üyelerimiz yeterince fedakarlık yaptı. Amerikan halkı market, benzin, kira ve sağlık harcamalarını karşılamaya çalışırken yetkisiz bir savaşı finanse etmeye zorlanmamalıdır. Bu savaşı sona erdirme zamanı gelmiştir. Hemen şimdi” değerlendirmesine yer verdi.
ABD Temsilciler Meclisi, Trump’tan İran savaşını bitirmesini istedi
Altı Cumhuriyetçi vekil Ukrayna yardımı tasarısı için adım attı
Öte yana, altı Cumhuriyetçi milletvekili, Rusya ile yıllardır savaş halinde olan Ukrayna’ya daha fazla ABD yardımı yapılmasının önünü açabilecek bir yasa tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Bu adım, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks tarafından kaleme alınan Ukrayna Destek Yasası’nın (Ukraine Support Act) genel kurulda oylanmasının yolunu açıyor.
Görüşülme dilekçesi (discharge petition) lehinde oy kullanan Cumhuriyetçi isimler arasında Michael McCaul, Don Bacon, Brian Fitzpatrick, Mike Lawler, Max Miller ve Joe Wilson yer aldı.
Milletvekili Bacon, salı günü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, söz konusu oylamayı Temsilciler Meclisi için “bir demokrasiye yardım etmek ve işgalci bir zorbaya karşı durmak konusunda Churchill veya Chamberlain anı” olarak nitelendirdi.
Paylaşımında “Bu gece Churchill’i seçtik” ifadesini kullanan Bacon, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ancak henüz işimiz bitmedi. Bu tasarının Meclisten tamamen geçmesinden önce önümüzde iki oylama daha var. Ahlaki netlik ve özgürlük kazanmalıdır.”
Amerika
ABD, nükleer başlıklardaki plütonyumu özel şirketlere açıyor

Trump yönetimi, sökülmüş nükleer savaş başlıklarından elde edilen Soğuk Savaş dönemi plütonyumunu, bu tehlikeli maddeyi nükleer santraller için yakıta dönüştürmek isteyen şirketlere sağlama planını uygulamaya koyuyor.
Bu plan, nükleer silahların yayılmasını önleme uzmanları arasında tartışma ve bir miktar tedirginlik yarattı.
Plan kesinleşirse, bu, ABD hükümetinin silah sınıfı plütonyumu özel şirketlerin kullanımına ilk kez açması anlamına gelecek.
Enerji Bakanlığı’nın nükleer silah programlarından arta kalan 50 tondan fazla plütonyum stoğu bulunuyor ve kurum daha önce bu maddenin büyük bir kısmını seyreltip gömmek üzere planlar yapmıştı.
Bu plütonyumu elde etmeye çalışan bazı nükleer startup’lar, atığı yakıta dönüştürmenin bertaraf etmenin daha iyi bir yolu olduğunu söylüyor.
Salı günü Enerji Bakanlığı, fazla plütonyum alabilme ihtimaliyle “ileri müzakerelere” girecek beş şirket seçtiğini açıkladı.
Bunlar arasında, Avrupa’nın gelişmiş nükleer reaktör geliştiricisi Newcleo ile ortaklık kurmayı planlayan Kaliforniya merkezli nükleer enerji şirketi Oklo da bulunuyor.
Enerji Bakanlığı, Oklo’nun yanı sıra, geçen yıl kurulan Fazla Plütonyum Kullanım Programı kapsamında malzemeyi almak üzere ileri düzey müzakerelere girmek üzere Standard Nuclear, Exodys Energy, SHINE Technologies ve Flibe Energy adlı dört şirketi daha seçtiğini açıkladı.
Oklo ve Newcleo, plütonyumu yakıt olarak kullanmanın yaklaşan bir sorunu çözebileceğini söyledi.
Enerji şirketleri yeni bir nükleer reaktör dalgası inşa etmek istiyor fakat ABD henüz santrallere tedarik edecek kadar uranyumdan geleneksel yakıt üretemiyor. Eski plütonyum stoklarını kullanmak kısa vadeli bir çözüm sağlayabilir.
Oklo’nun CEO’su Jacob DeWitte, “Yakıt eksikliği, şu anda nükleer enerjinin yaygınlaştırılmasındaki en büyük engellerden biri. Bu, daha fazla nükleer enerjiyi daha hızlı devreye sokmamıza yardımcı olacak,” dedi.
Oklo, plütonyumla çalışacak yeni bir tür küçük reaktör geliştiriyor.
Plan, bazı Demokratlar ve nükleer silahların yayılmasını önleme uzmanları tarafından eleştirildi.
Bu kişiler, plütonyumun nükleer silah yapımında kullanılabileceğine dikkat çekerek, son derece sıkı güvenlik önlemleri alınması gerektiğini savunuyorlar.
Eleştirenler ayrıca, ABD ve diğer hükümetlerin plütonyumu reaktör yakıtına dönüştürmeye yönelik geçmişteki çabalarının teknik zorluklarla ve maliyetlerin hızla artmasıyla karşılaştığını belirtiyorlar.
Örneğin Nükleer Tehdit Girişimi’nin başkan yardımcısı Scott Roecker, “Ülkeler bunu daha önce denedi ve şu sonuca vardılar: o plütonyumu yakıt olarak kullanmak ne kadar güzel olsa da, aslında sadece bir yük ve onu kalıcı olarak bertaraf etmemiz gerekiyor,” dedi.
Plan henüz kesinleşmedi ve şirketlerin plütonyumun nasıl temin edileceği ve nakledileceği konusunda federal hükümetle müzakere etmeleri gerekecek.
Nükleer enerji baş yardımcısı Michael Goff yaptığı açıklamada, programın “Şirketlerin bir sonraki aşamadaki özel finansmanı açığa çıkararak yurtiçi nükleer yakıt tedarikini genişletmesine, Amerikan geri dönüşüm teknolojilerinde yeniliği teşvik etmesine ve ülkenin nükleer rönesansını beslemek için özel sektör finansmanını açığa çıkarmasına yardımcı olması bekleniyor,” dedi.
Oklo, programa katıldığını duyurduktan sonra salı günü hisse senedi fiyatı yüzde 4’ün üzerinde artış gösterdi.
Enerji Bakanlığı, elindeki büyük miktardaki plütonyumla ne yapılacağı konusunda yıllardır tartışıyor.
Plütonyum genellikle doğada bulunmaz; nükleer reaktörlere güç sağlayan nükleer fisyon sürecinin bir yan ürünüdür.
20. yüzyılda ABD, nükleer silahların temel bileşeni olarak yaklaşık 100 ton plütonyum üretmiş ve stoklamıştı.
Fakat Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana, ABD ordusu binlerce nükleer savaş başlığını imha etti ve ülke çapında sıkı güvenlik önlemleri altında tutulan federal tesislerde fazla plütonyum stokları bıraktı.
Silahlarda kullanılan izotop olan plütonyum-239, solunduğunda son derece zehirli ve yarı ömrü 24.000 yıl.
2000’li yıllarda ABD hükümeti, Güney Carolina’daki Savannah River’da, fazla plütonyumu alıp uranyumla karıştırarak, genellikle sadece uranyumla çalışan nükleer santrallerde kullanılabilecek bir karışık oksit yakıt (MOX) üretecek bir tesis kurmayı amaçlamıştı.
Fakat proje gecikmeler ve maliyet aşımlarıyla boğuşuyordu ve 2018’de ilk Trump yönetimi, beklenen maliyeti 50 milyar doların üzerine çıkan programı iptal etti.
Aynı yıl Enerji Bakanlığı, bunun yerine 34 metrik ton fazla plütonyumu alıp, silah yapımında kullanılamayacak şekilde seyreltip New Mexico’da gömmek için bir plan açıkladı. Bunun maliyetinin 20 milyar dolar olacağı tahmin ediliyordu.
Fakat bu planlar geçen mayıs ayında, Başkan Trump’ın ABD’deki nükleer santral inşaatlarını hızlandırmayı amaçlayan yürütme emirleri yayınlamasıyla yeniden değişti.
Emirlerden birinde Trump, Enerji Bakanlığına federal mülkiyete ait tüm plütonyumu tespit etmesini ve bunu yakıta dönüştürme olasılığını bir kez daha araştırmasını söyledi.
Plütonyumla çalışmak, nükleer yakıt yapımında en yaygın olarak kullanılan element olan uranyumla çalışmaktan daha zor olabilir ve genellikle özel taşıma ve havalandırma sistemleri gerektirir.
Plütonyum bomba yapımında kullanılabileceğinden, yüksek düzeyde güvenlik önlemleri de gerektirir.
Hükümetin elindeki plütonyumun bir kısmı, henüz imha edilmemiş silahların içinde de bulunabilir. Bu durumda, teslim edilmeden önce işlenmesi ve gizlilik derecesinin kaldırılması gerekecek.
Bazı Demokratlar, Enerji Bakanlığı’nın geçen yıl ilk olarak duyurduğu plütonyumu özel sektöre devretme planına karşı çıktı.
Massachusetts Senatörü Edward Markey ile Virginia Temsilcisi Don Beyer ve Kaliforniya Temsilcisi John Garamendi, kuruma eylül ayında yazdıkları mektupta, “Bu plan, ciddi silah yayılma endişelerini gündeme getiriyor, ekonomik açıdan pek mantıklı değil ve ülkenin savunma duruşunu olumsuz etkileyebilir,” dedi.
Şirketler, lojistik zorluklarla başa çıkmaya hazır olduklarını söylüyor.
Bir röportajda, Newcleo’nun CEO’su Stefano Buono, şirketinin iptal edilen MOX projesinin bulunduğu yerin yakınındaki Güney Carolina eyaletindeki Savannah River’da bir yakıt üretim tesisi kurmayı planladığını söyledi.
Buono, Newcleo’nun önceki girişimlerin başarısız olduğu yerde başarılı olabileceğini belirtti:
“Bu en son denendiğinde, özel bir şirket olarak işletilmiyordu ve yakıt için neredeyse hiç müşteri yoktu. Bunu çok rekabetçi bir maliyetle yapabileceğimizi düşünüyoruz.”
CEO tesisin, MOX yakıtlarından metalik plütonyum yakıtlarına kadar geniş bir yelpazede nükleer yakıt üretebileceğini belirtti:
“Bunu iktisadi olarak yapabilirsek, nükleer atıkların azaltılmasına da katkıda bulunabiliriz. Bu, en sürdürülebilir seçenek.”
Trump yönetimi, 2050 yılına kadar ABD nükleer filosunun büyüklüğünü dört katına çıkarma hedefi belirledi ve birçok şirket, eski reaktörlere kıyasla daha küçük ve finansmanı daha kolay olacak şekilde tasarlanmış yeni nesil gelişmiş reaktörler geliştiriyor.
Amerika
OpenAI, yapay zeka güvenlik kuralları konusunda Beyaz Saray ile farklı görüşte

Gelişmiş yapay zeka sistemlerinin düzenlenmesine yönelik yeni bir OpenAI önerisi, Başkan Donald Trump’ın yakın zamanda yayınladığı başkanlık kararnamesinden en az iki önemli noktada ayrılıyor.
Yeni bir politika belgesinde OpenAI, federal hükümetten gelişmiş yapay zeka modellerinin potansiyel risklerine yönelik zorunlu değerlendirmeler yapılmasını talep ediyor ama bu süreci denetleme sorumluluğunu sivil kurumlara bırakıyor.
Bu, salı günü Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) liderliğinde siber güvenlik riskleri açısından gelişmiş yapay zeka sistemlerinin değerlendirilmesi için gönüllü bir çerçeve oluşturan yeni Beyaz Saray kararnamesinden önemli bir ayrılık teşkil ediyor.
OpenAI’ın planına göre, bu tür çabalar Ticaret Bakanlığına bağlı Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsünün bir birimi olan Yapay Zeka Standartları ve İnovasyon Merkezi (CAISI) tarafından yönetilecek.
OpenAI’ın yeni önerisi, CEO Sam Altman’ın çarşamba günü Beyaz Saray yetkilileri ve her iki siyasi partiden önemli Kongre üyeleri ile bir dizi toplantı yapmak üzere Washington’a gelmesiyle ortaya çıktı.
Çarşamba sabahı gazetecilerle yaptığı bir sohbette, OpenAI’ın üst düzey yöneticisi Chris Lehane, Trump’ın yeni başkanlık kararnamesini genel olarak övdü ve bunu, şirketinin gelişmiş yapay zeka için bir düzenleyici çerçeve geliştirme çabalarının “doğrulaması” olarak nitelendirdi.
Fakat Lehane, kendisinin, Altman’ın ve şirket içindeki diğer kişilerin, Trump yönetimi ve Kongre’yi, CAISI’ye yapay zeka değerlendirme sürecinde daha büyük bir rol vermesi için zorlayacaklarını da ima etti.
Lehane, “Ayrıca, bir yapıya dönüşen ve gerçekten bu tür sofistike testleri yapma kapasitesine sahip CAISI de var,” dedi.
OpenAI, Anthropic ve diğer önde gelen şirketlerin yeni AI modelleri hakkındaki bilgileri CAISI ile paylaşmayı zaten kabul ettiklerini belirtti.
Lehane, “Bu şirketlerle bir tür ilişki kurdular, yani bu zaten var,” diye ekledi.
NSA’in şu anda önde gelen AI şirketleriyle böyle bir ilişkisi bulunmuyor.
OpenAI yöneticisi ayrıca, şirketinin, gelişmiş AI modelleri için gizli bir “karşılaştırma” süreci geliştirme ve sürdürme yönündeki yeni Beyaz Saray planına ilişkin endişeleri olduğunu belirtti.
Bu emirdeki bir hüküm, şirketlerin yeni modellerinin ne zaman ve NSA ile diğer istihbarat kurumlarının denetimine gireceğini belirlemesini zorlaştırabilir.
Lehane, “Bence buradaki konulardan biri, yetenek eşiğine ne zaman ulaşılacağı. Bence bu, görüşmenin büyük bir bölümünü oluşturacak: bunun ne olduğuna dair bazı kriterler belirleyebilir misiniz?” diye sordu.
Lehane, Altman’ın Beyaz Saray ile yapılacak toplantılarda “kesinlikle bu konudaki fikirlerimizi ve düşüncelerimizi dile getireceğini” beklediğini söyledi.
Trump’ın yeni kararnamesinin kurumlara ayrıntıları belirlemek için 60 gün süre tanıdığını (bu da OpenAI’nin nihai sonucu şekillendirmek için zamanı olduğunu ima ediyor) ve Kongredeki kilit üyelerin de CAISI’nin AI değerlendirmeleri yapma yeteneğini güçlendirme ve genişletme planlarını değerlendirdiğini belirtti.
OpenAI yöneticisi, şirketin Washington’daki politika yapıcıları, gelişmiş sistemler geliştiren AI şirketleri için zorunlu değerlendirme süreçleri oluşturmaya zorlamayı planladığını da ekledi.
Lehane, “Herhangi bir laboratuvarın bu kararı tek taraflı olarak alması gerektiğini düşünmüyoruz,” dedi.
Fakat Lehane, sağlam bir değerlendirme çerçevesi oluşturulana kadar daha agresif düzenlemeleri tartışmak için henüz çok erken olduğunu savunarak, AI şirketlerinin yeni modelleri piyasaya sürmeden önce hükümetten onay alması gibi potansiyel bir gereklilik de dahil olmak üzere diğer zorunlu düzenlemelerden kaçındı.
Lehane, “Ek parçaları belirlemeye başlamadan önce bu ilk adımları atmanız gerektiğini düşünüyorum,” dedi.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu








