Bizi Takip Edin

Diplomasi

Çin-Afrika İşbirliği Forumu’nda ‘yükselen hegemonyacılığa karşı işbirliği’ vurgusu

Yayınlanma

Çin’in Afrika işlerinden sorumlu özel temsilcisi salı günü yaptığı açıklamada, Çin ve Afrika’nın “yükselen hegemonyacılığa” karşı gelişmekte olan ekonomilerin çıkarlarını savunmak için birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

9. Çin-Afrika İşbirliği Forumu (FOCAC) öncesinde konuşan Liu Yuxi, “dünyamızdaki büyük dönüşüm” karşısında Çin ve Afrika’nın barışı teşvik etmek, küresel kalkınmaya katkıda bulunmak ve uluslararası düzeni savunmak için birlikte çalışacağını söyledi.

“Yükselen hegemonyacılık ve soğuk savaş zihniyeti karşısında Çin ve Afrika, işbirliğimizi derinleştirmek için büyük bir dayanışma içinde daha yakın bir şekilde birlikte çalışacaktır” dedi ve ekledi:

“Temel çıkarlarımız ve başlıca kaygılarımızla ilgili konularda birbirimize daha güçlü destek vereceğiz ve tüm gelişmekte olan ülkelerin ortak çıkarlarını korumak için yan yana çalışacağız.”

BMGK’da temsil çağrısı

Aynı gün Çin ve Güney Afrika, “yükselen ve gelişmekte olan ülkelerin uluslararası ilişkilerde daha büyük bir rol oynamaya yönelik meşru isteklerini” vurgulayarak gelişmekte olan ülkelerin BM Güvenlik Konseyi’nde daha fazla temsil edilmesi çağrısında bulundu.

Çarşamba günü başlayacak olan FOCAC, Çin’in yıllardır ev sahipliği yaptığı en büyük diplomatik etkinliklerden biri olarak görülüyor.

Devlet haber ajansı Xinhua’ya göre en az 50 Afrikalı devlet ve hükümet başkanı üç gün sürecek forum için Pekin’i ziyaret edecek.

Bu hafta kıtanın liderleriyle görüşmelerde bulunan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in açılış törenine katılması ve perşembe günü forumda bir açılış konuşması yapması bekleniyor.

Çin son 15 yıldır bölgenin en büyük ticaret ortağı

Liu, benzer felsefe ve vizyonları paylaştıkları için iki gelişmekte olan ekonomi arasındaki bağların hızla geliştiğini ve Küresel Güney’in bir parçası olmanın “doğal olarak bizi birbirimize sıkı sıkıya bağladığını” söyledi.

Çin’in Afrika ile işbirliğinin açık ve “çok taraflılığın uygulanmasının güzel bir örneği” olduğunu söyleyen Liu, bunun Afrika’nın kalkınmasını desteklediğini ve bölgeyle küresel işbirliği için daha iyi koşullar yarattığını sözlerine ekledi.

“Tarihimiz eski sömürgecilik ve soğuk savaş çatışması günlerine geri dönmeyecek. Afrika büyük ülkeler için bir güreş alanı haline gelmemelidir” diyen Liu, her iki tarafın da yüksek derecede siyasi güven ve halklar arası yakın alışverişi sürdürdüğünü ifade etti.

Çin’in de son 15 yıldır bölgenin en büyük ticaret ortağı olduğunu vurgulayan Liu, bunun dünya ekonomik zorluklarla boğuşurken bile işbirliğinin “direncini ve canlılığını” temsil ettiğini söyledi.

Liu ayrıca Çin ve Afrika’nın küresel meselelerde koordinasyonu artırdığını ve “ Küresel Güney’in meşru hak ve çıkarlarının korunmasında gelişmekte olan ülkelerin kolektif haklarına güçlü bir ivme kazandırdığını” sözlerine ekledi.

Çin’in “Çin ve Afrika halkları arasındaki yakın bağı ve dostluğu daha da geliştirmeyi umduğunu, böylece Çinli ve Afrikalı kardeşler arasındaki derin kardeşliğin nesiller boyunca aktarılacağını ve gelişmeye devam edeceğini” ifade etti.

Liu sözlerine şöyle devam etti: “Karmaşık küresel dinamikler karşısında Çin-Afrika işbirliği de daha fazla dış zorlukla karşı karşıyadır ancak Çin’in Afrika ile işbirliğine olan güveni sarsılmayacaktır. Yönümüz değişmeyecek ve eylemlerimiz hız kesmeden devam edecektir.”

Diplomasi

Ukrayna, İngiliz L119 obüslerini lisansla üretecek

Yayınlanma

Ukrayna ile Birleşik Krallık, L119 obüslerinin Ukrayna’da lisans altında üretilmesi konusunda anlaşmaya vardı. The Wall Street Journal’a göre proje, ülkenin Patriot sistemlerine ait füzeler gibi daha karmaşık Batı silahlarını üretme kabiliyetini de ortaya koyabilir. Üretim süreci test modeliyle başlayacak; namlu, sürgü mekanizması ve hidrolik sistemler gibi parçaların önemli bölümü Ukrayna’da imal edilecek.

Ukrayna, Birleşik Krallık ile L119 tipi hafif obüslerin ülke içinde üretilmesi konusunda anlaşma sağladı.

The Wall Street Journal haberinde, bu projenin Ukrayna sanayisinin Patriot sistemlerine ait füzeler dahil olmak üzere daha karmaşık Batı silahlarını üretmeye hazır olup olmadığını ortaya koyacağını belirtti.

İngiliz savunma şirketi BAE Systems lisansı altında gerçekleştirilecek üretim Ukraynalı bir işletme tarafından yürütülecek.

BAE Systems Temsilcisi Giles Ambrose, üretim sürecini denetlemek ve düzene koymak amacıyla fabrikanın öncelikle obüsün test modelini imal edeceğini bildirdi.

L119, nakliyesi çekici araçlar ya da helikopterlerle sağlanan hafif bir obüs modeli olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 17 kilometre mesafedeki hedefleri vurabilen sistemin M119 adını taşıyan benzer bir versiyonu ABD ordusu tarafından da kullanılıyor.

The Wall Street Journal haberinde obüs imalatının insansız hava araçlarına kıyasla daha karmaşık bir süreç gerektirdiğine dikkat çekildi. Bu üretim için namlu, kama mekanizması, hidrolik sistemler ve diğer metal parçaların imalatı gerekiyor.

Ukraynalı işletme bu bileşenlerin birçoğunu kendi imkanlarıyla üretecek. BAE Systems Temsilcisi Ambrose konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu durum malzemeler, parçaların imalatı ve mekanik işleme süreçleriyle ilgili ciddi zorluklar barındırıyor” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile BAE Systems temsilcileri obüslerin üretimini ilk olarak Ağustos 2023’te ele aldı ve taraflar bir anlaşma imzaladı. Bir ay sonra şirketin Kiev yönetimine obüs yedek parçalarının üretimini kurmayı teklif ettiği açıklandı.

O dönemde İngiliz savunma şirketinin planlarını değerlendiren Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna topraklarında silah üretim tesislerinin kurulmasının çatışmaların gidişatını esasta değiştirmeyeceğini beyan etti. Peskov, Moskova’nın bir ofis açılmasını olumsuz karşılayacağını ve bu yapının ordunun hedefi haline geleceğini dile getirdi.

Ayrıca bu yılın ilkbahar döneminde Ukraynalı yetkililer Patriot füzelerinde kritik bir eksiklik yaşandığını duyurdu.

Bu gelişmenin ardından Zelenski, ABD’den bu füzelerin üretimi için lisans verilmesini talep etti. Temmuz ayı başında ABD Başkanı Donald Trump, Washington’ın Ukrayna’ya söz konusu lisansı sağlayacağını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hürmüz Boğazı krizinin ardından doğalgazda dört ayın zirvesi

Yayınlanma

Savaş ve lojistik kaygılar nedeniyle Avrupa’da gösterge doğalgaz fiyatları megavatsaat başına 60 avroyu aşarak son dört ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Analistler ve sektör uzmanları, azalan Avrupa rezervleri ile Asya’daki yüksek sıcaklıkların yanı sıra jeopolitik risklerin enerji piyasalarında kalıcı bir unsur haline geldiğine dikkat çekiyor.

Hürmüz Boğazı’nda yeniden tırmanan şiddet olayları, dünyanın en kritik enerji geçiş noktasından sevkiyat yapılabilirliğine dair endişeleri tetikledi.

Bu gelişmelerin ardından Avrupa’da doğalgaz fiyatları son dört ayın en yüksek seviyesine çıktı.

Politico’nun haberine göre Dutch TTF olarak bilinen gösterge niteliğindeki Avrupa doğalgaz fiyatı, pazartesi günü kısa süreliğine megavatsaat başına 60 avro eşiğini aşarak mart ortasından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi gördü.

ABD’nin İran’a yönelik üst üste 10’uncu gecesinde de düzenlediği hava saldırılarına Tahran yönetiminin bölgedeki ABD müttefiklerini ve Basra Körfezi’ndeki tankerleri hedef alarak yanıt vermesinin ardından fiyatlar salı günü megavatsaat başına 59 avro seviyesinde dengelendi.

Haziran ayında sağlanan ateşkesten önce doğalgaz fiyatları megavatsaat başına 50 avronun altında seyrediyordu. Öngörülmesi imkânsız hale gelen bir savaş sürecinde piyasa aktörleri büyük riskler almaktan kaçınıyordu.

Salı günü kaydedilen rakamlar, bir önceki aya kıyasla yüzde 50’lik bir artışa işaret ediyor.

Bu tablo aynı zamanda, tükenen Avrupa rezervleri ile Asya’da mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların birleşmesi sonucu doğalgaz arzının daha da daralacağı yönündeki kaygıları yansıtıyor.

Analistler, Asya’daki yüksek sıcaklıkların klima kullanımını artırarak talebi yukarı çekeceğini öngörüyor.

Son fiyat sıçramaları, Ortadoğu’daki huzursuzluğun enerji piyasalarında kalıcı bir unsur olarak fiyatlandırılacağı yönündeki endişeleri artırdı.

Bu durum, Washington ve Tahran’ın deniz trafiğine geçiş ücreti veya “hizmet bedeli” uygulama tehditlerinin yanı sıra Yemen’deki Ensarullah’ın bölgedeki bir diğer kritik su yolu olan Babilmendep Boğazı’nı ambargo altına alacağını duyurmasıyla daha da pekişti.

Montel Energy kıdemli analisti Tobias Federico sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Hürmüz Boğazı’nın sürekli olarak rastgele biçimde trafiğe açılıp kapanması, buranın artık dünya LNG sevkiyatı için güvenilir bir teslimat rotası olmadığını gösteriyor” dedi.

Madrid merkezli enerji şirketi Moeve’nin Ticaret ve Ticari Entegrasyondan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Alice Acuña ise “TTF’de son dönemde yaşanan yükseliş, jeopolitik riskin enerji piyasaları için yapısal bir gerçeklik haline geldiğini kanıtlıyor” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Britanya Başbakanı Burnham, ABD’ye üs izni verdi

Yayınlanma

Yeni Britanya Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın İran’a karşı “savunma amaçlı saldırılar” olarak adlandırdığı operasyonlar için ABD’nin İngiliz askeri üslerini kullanmasına onay verdi.

Bir önceki Başbakan Keir Starmer, ABD operasyonlarının yeniden başlamasının ardından ve çatışmanın tırmanacağına dair endişeler sürerken, Birleşik Krallık’ın izleyeceği politikayı görüşmek üzere geçen cuma günü bir toplantısıya başkanlık etti.

Bloomberg’e bilgi veren kaynaklara göre, toplantıya katılan bakanlar, Diego Garcia ve RAF Fairford’daki üslerin İran’ın füze tehdidine karşı koyan ABD uçakları tarafından kullanılabileceği ve bu tesislerin Hürmüz Boğazı’nı hedef almak için kullanılabileceği yönündeki mevcut politikayı sürdürme kararı aldı.

Kaynaklara göre, pazartesi günü başbakan olan Burnham, görüşme hakkında bilgilendirildi ve alınan karara onay verdi.

Kaynaklar, “savunma amaçlı” ABD saldırıları için Birleşik Krallık üslerinin kullanımına izin verme konusunda önceki hükümetin politikasını sürdüreceğini belirtiyor. 

Bu, İngiliz üslerinin şu anki ABD operasyonlarının bir kısmında kullanılması muhtemel olduğu anlamına geliyor.

Karar, ABD’nin yeniden başlattığı operasyonların 10. gününün ardından ortaya çıktı. ABD Merkez Komutanlığı, gece boyunca İran’ın askeri komuta merkezlerini, füze fırlatma üslerini ve hava savunma sistemlerini hedef aldığını açıkladı.

Bununla birlikte, İngiliz yetkililer, Trump’ın köprüleri ve elektrik santrallerini vurma tehditlerinden endişe duyuyor.

ABD Başkanı Donald Trump salı günü, diplomatik bir çözüme ulaşılamaması halinde Kazma Dağı’ndaki İran nükleer tesisinin hedef haline gelebileceği uyarısında bulundu.

Bu durum, üslerin kullanılmasının Birleşik Krallık’ı savaş suçlarına ortak yaptığını savunan sol kanattaki İşçi Partisi milletvekilleri, Yeşil Parti ve Liberal Demokratlar’dan eleştiri alması muhtemel.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English