Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

ÇKP güvenlik şefi Rusya’yı ziyaret edecek

Yayınlanma

Çin’in üst düzey güvenlik yetkilisi Chen Wenqing, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in önümüzdeki ay Çin’e yapması beklenen ziyaret öncesinde, Pekin ve Moskova arasındaki kolluk işbirliği artmaya devam ederken Rusya’yı ziyaret edecek.

Çin Dışişleri Bakanlığı’nın cuma günü yaptığı açıklamaya göre Komünist Parti Politbüro üyesi ve Merkezi Siyasi ve Hukuki İşler Komisyonu sekreteri olan Chen, 12. Uluslararası Güvenlik Sorunları Yüksek Temsilcileri Toplantısı’na katılmak üzere davet edildi. Chen’in pazar gününden 28 Nisan’a kadar Rusya’yı ziyaret edeceği belirtildi.

Ziyaret, Rusya’nın son on yıllardaki en büyük terör saldırısında Moskova yakınlarındaki bir konser salonunda 133 kişinin öldürülmesinden yaklaşık bir ay sonra gerçekleşecek.

Chen, Ekim 2022’deki liderlik değişikliği sırasında Çin’in polis ve istihbaratı denetleyen en üst güvenlik görevine terfi ettirildi. Daha önce devlet güvenlik bakanı olarak görev yapıyordu.

Chen, Mayıs 2023’te Moskova’da düzenlenen 11. Uluslararası Güvenlik Sorunları Yüksek Temsilcileri Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Çin’in kendi güvenliğini korumaya devam ederken ortak uluslararası güvenliği teşvik edeceğini vurguladı.

Bu ziyaret sırasında Rusya istihbarat şefi Sergey Naryshkin ve Rusya Güvenlik Konseyi sekreteri Nikolai Patrushev ile bir araya geldi. İki taraf güvenlik çıkarlarını korumak için işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.

Bu ziyaretler 2014 yılında kurulan Çin-Rusya kolluk kuvvetleri ve güvenlik işbirliği mekanizması kapsamında gerçekleşti. Ulusal güvenlik ve terörle mücadele gibi konuları görüşmek üzere her yıl ikili toplantılar düzenleniyor.

Xi ve Putin bir araya gelecek

Çin ve Rusya son yıllarda Batı ile artan gerilimin ortasında güvenlik konusunda yakınlaştı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping geçtiğimiz yılın mart ayında Moskova’da Putin ile bir araya gelmiş ve iki lider ikili işbirliğinden Ukrayna’daki savaşa ve Pekin’in önerdiği barış planına kadar çeşitli konuları ele almışlardı.

Putin’in iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 75. yıldönümü münasebetiyle mayıs ayında Çin’i ziyaret etmeyi planladığı bildiriliyor ancak Rusya Devlet Başkanlığı Basın Sekreteri Dmitry Peskov geçen hafta yaptığı açıklamada Putin’in ziyaretinin zamanlamasını teyit edemeyeceğini söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov bu ayın başında yaptığı açıklamada Xi ve Putin’in bu yıl Kazakistan’da düzenlenecek Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısı ve Rusya’da Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika liderlerinin katılacağı BRICS zirvesi çerçevesinde bir araya geleceklerini doğruladı.

Lavrov geçen hafta Pekin’de Xi ile bir araya geldi. İkili görüşmelerinde çok kutuplu bir dünyayı savunma sözü verdi ve Batı liderliğindeki “blok çatışmasını” ortaklaşa kınadı. Xi, Çin’in küresel sistemde “reformu teşvik etmek” için Rusya ile çok taraflı çerçeveler içinde stratejik koordinasyonu artırmaya istekli olduğunu söyledi.

İki ülke ekonomik ilişkilerini artırırken askeri, yapay zeka ve uzay gibi alanlarda da işbirliğini geliştirdi.

Geçtiğimiz yıl Çin’in Rusya ile toplam ticareti bir önceki yıla göre %26 artışla 240 milyar ABD doları gibi rekor bir seviyeye ulaşarak Rusya’yı ABD, Japonya, Güney Kore, Hong Kong ve Tayvan’ın ardından Çin anakarasının altıncı en büyük ticaret ortağı haline getirdi.

Çin 2010 yılından bu yana Rusya’nın en büyük ticaret ortağı konumunda.

DİPLOMASİ

Kongo’da darbe girişimi: ‘ABD ve İngiltere’nin parmağı var’ iddiası

Yayınlanma

19 Mayıs’ta Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde gerçekleşen darbe girişimi engellendi. Ülke makamlarına göre ‘çeşitli uyruklardan şahısların’ dahil olduğu darbede, Kongo kökenli bir Amerikalı olan Christian Malanga’nın organizatör olduğuna inanılıyor.

Ordu Sözcüsü Sylvain Ekenge, devlet televizyonunda yayınlanan açıklamasında, darbe girişiminde sadece Kongoluların değil, aralarında birkaç Amerikalı ve İngilizin de bulunduğu yabancıların da yer aldığını belirtti.

AFP‘nin aktardığına göre Ekenge, aralarında darbenin lideri olduğu belirtilen Kongo asıllı Amerikalı Christian Malanga’nın da bulunduğu dört kişinin öldürüldüğünü kaydetti.

Ekenge, ayrıca 40 kişinin gözaltına alındığını ve sorguya alındıklarını bildirdi.

19 Mayıs sabahı Devlet Başkanı Felix Tshisekedi’nin başkent Kinşasa’daki konutunun yakınlarında silah sesleri yükseldi. Sosyal ağlarda dolaşan videolarda, binanın dışında toplanan askeri üniformalı kişilerin Zaire (1965-1997 yılları arasında devlet başkanlığı yapan Mobutu Sese Seko döneminde ülkenin adı) bayrakları salladıkları görüldü.

Silahlı kişiler Ulusal Meclis adayı Vital Kamerhe’nin evine saldırdı ancak güvenlik görevlileri tarafından durduruldu.

Kamerhe ve ailesi yara almadan kurtulurken iki polis memuru öldürüldü. Ekenge, saldırganların nisan ayında göreve gelen Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakanı Judith Suminwa Tuluka ve Savunma Bakanı Jean-Pierre Bemba’nın evlerine de saldırmayı planladıklarını ancak başarısız olduklarını ifade etti.

Aynı zamanda Reuters‘a konuşan Ekengue, Malanga’nın ilk olarak 2017’de darbe girişiminde bulunduğunu ancak o zaman da engellendiğini anımsattı.

Batı basının Kongo muhalefetinin lideri olarak tanımladığı Malanga, 41 yaşındaydı. 2017 yılında kendisini ‘sürgündeki Yeni Zaire hükümetinin’ lideri ilan etmişti.

ABD Büyükelçisi Lucy Tamlin X’te (eski Twitter) ABD vatandaşlarının olaya karıştığına dair haberlerden ‘son derece endişe duyduğunu’ ve Washington’un Kongo Demokratik Cumhuriyeti yetkilileriyle işbirliği içinde olduğunu kaydetti.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Julian Assange, ABD’ye iadesine itiraz etme hakkını kazandı

Yayınlanma

WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’a casusluk suçlamasıyla ABD’ye iade kararına itiraz etme hakkı tanındı.

Londra Yüksek Mahkemesi pazartesi günü verdiği kararla Avustralyalı yayıncının Britanya’dan ABD’ye gönderilmesine itiraz edebileceğine hükmederek Assange’ın zaten uzun süren hukuk mücadelesini biraz daha uzattı.

Mart ayında Yüksek Mahkeme Assange’a geçici bir erteleme vermiş ve Amerikan hükümetine adil yargılanacağına, birinci madde ile korunan ifade özgürlüğü haklarına sahip olacağına ve ölüm cezasına çarptırılmayacağına dair “tatmin edici güvenceler” vermesi için üç hafta süre tanımıştı.

Fakat mahkemenin pazartesi günü aldığı karar Assange’ın sınır dışı edilmesini daha da geciktirecek ve yasal statüsünün tartışmalı olmaya devam edeceği anlamına geliyor. Pazartesi günü yapılan hukuki tartışmalar Assange’ın birinci madde korumasından yararlanıp yararlanamayacağı konusuna odaklandı.

Assange, ABD Casusluk Yasasını ihlal etmek, gizli askeri belgeleri ele geçirmek ve Pentagon bilgisayar ağına sızmak için komplo kurmak gibi 17 suçtan aranıyor. Suçlu bulunması halinde 175 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Alman CDU’dan Meloni’nin partisi ile işbirliğine yeşil ışık

Yayınlanma

Alman Hıristiyan Demokratların (CDU) önde gelen milletvekillerinden Jens Spahn Euractiv’e yaptığı açıklamada İtalya’nın sağcı iktidar partisi İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d’Italia – FdI) ile normalleşme zamanının geldiğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu (AP) içerisindeki en büyük grup olan ve CDU’nun da dahil olduğu Avrupa Halk Partisi (EPP) aylardır, Avrupalı merkez sağcıların genellikle uzak durduğu sağcı Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun parçası Giorgia Meloni’nin FdI partisi ile daha yakın bir işbirliğine gitmeyi düşünüyor.

Meloni’nin partisi ‘post-faşist’ olarak nitelendirilirken, Spahn partisinin çekincelerini yitirdiğinin sinyalini verdi.

CDU yönetim kurulu üyesi Spahn, “EPP’nin potansiyel ortaklarının Avrupa yanlısı, NATO yanlısı, hukuk devleti yanlısı ve Ukrayna yanlısı olması gerektiği şeklindeki ‘güvenlik duvarı’, Meloni’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki partisinin sağında yer alıyor,” dedi.

CDU’lu, AfD ve onun Avrupa’da mensup olduğu grup Kimlik ve Demokrasi’yi (ID) sınırların dışında görürken, Meloni’nin durumunun farklı olduğuna inanıyor.

Meloni ile Le Pen işbirliği arayışında

Spahn, “[Meloni] Halihazırda 26 AB hükümet başkanıyla çalışıyor (…) ve [Almanya] Şansölyesi [Olaf Scholz] dahil kimsenin onunla çalışmayacağını söylediğini duymadım(…),” dedi.

Spahn, tepkilerden ve “solun özenti kışkırtma kampanyalarından” korkmadığını belirtti. Alman siyasetçi, “[Sosyalist lider adayı] Nicolas Schmit ve [SPD lider adayı] Katarina Barley’i kimse tanımıyor; ne Almanya’da ne de Avrupa’da,” ifadelerini kullandı.

Spahn, CDU’yu “aşırı sağcılarla işbirliği yapmak” istemekle suçlamanın, “tehlike altındaki sol partilerin sarıldığı son öcü” olduğunu savundu.

Spahn’ın fikirleri önemli bir rol oynayabilir. Daha önce “Merkel’in yerine şansölye olabilecek adam” olarak adlandırılan eski sağlık bakanı, 2025 yılında önemli bir göreve hazır görünüyor.

Seçim sonrası planları, seçimlerden sonra çok daha muhafazakâr bir AB vizyonunu ortaya koyuyor.

Spahn, sosyal demokratlar/sosyalistler ve liberaller ile seçim sonrası “merkezci” bir anlaşmayı destekliyor, fakat AP gruplarını “dogmatik” olarak nitelendirdiği için, “Yeşiller bunun bir parçası olmamalı,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English