Amerika
Cumhuriyetçi altı senatör Trump’ın Beyaz Saray projesine karşı oy kullandı

ABD’de Senatör Jeff Merkley tarafından sunulan ve Başkan Trump’ın 90 bin metrekarelik Beyaz Saray balo salonu inşasının Kongre onayı olmaksızın yapılmasını engellemeyi amaçlayan değişiklik önergesi oylamada reddedildi. Tasarıya destek veren altı Cumhuriyetçi senatörün, yaklaşan seçimler öncesinde anketlerde geride düşmesi dikkat çekti.
ABD’de Demokrat Senatör Jeff Merkley sponsorluğunda hazırlanan ve Kongre yetki vermediği sürece Başkan Trump’ın 90 bin metrekarelik Beyaz Saray balo salonu inşasını engellemeyi öngören yasa değişikliği önergesine altı Cumhuriyetçi senatör de Demokratlarla birlikte kabul oyu verdi.
Söz konusu değişiklik önergesi, yeni bir balo salonu inşa etme konusunda tek yetkiyi Kongreye devretmeyi amaçlıyordu. Tasarı ayrıca, Kongre onayı alınmaksızın yeni salonun yapımı için herhangi bir federal fonun veya özel bağışın kullanılmasını yasaklamayı hedefliyordu.
Cumhuriyetçi senatörler Susan Collins (Maine), Jon Husted (Ohio), Jerry Moran (Kansas), Lisa Murkowski (Alaska), Dan Sullivan (Alaska) ve Thom Tillis (Kuzey Karolina), önergeye yönelik usul itirazının kaldırılması yönünde Demokratlarla birlikte oy kullandı.
Cumhuriyetçilerin göçmenlik muhafazasına bütçe sağlamayı amaçlayan bütçe düzenleme tasarısı üzerindeki seri oylamalar sırasında sunulan değişiklik önergesinin, usul itirazını aşabilmesi için 60 oya ihtiyacı bulunuyordu. Öneri, 47 karşı oya karşılık 52 kabul oyu alarak gerekli çoğunluğa ulaşamadı ve reddedildi.
Destek oyu veren isimlerden Collins, Husted ve Sullivan’ın bu sonbaharda zorlu yeniden seçilme yarışlarıyla karşı karşıya olduğu bildirildi.
Ohio’da 28 Mayıs ile 1 Haziran tarihleri arasında kayıtlı 1015 seçmenle gerçekleştirilen yeni bir Fox News anketi, Husted’ın Ohio Senato yarışında eski Senatör Sherrod Brown’ın gerisinde kaldığını gösterdi.
Maine’de 13 Mayıs ile 26 Mayıs tarihleri arasında muhtemel 650 seçmenle yapılan UMASS Lowell/YouGov anketi ise Demokrat aday Graham Platner’ın Collins önünde yüzde 48’e yüzde 43 oranında lider olduğunu ortaya koydu.
Alaska’da mart ayında kayıtlı 1283 seçmenle yapılan Alaska Survey Research anketi de Demokrat Mary Peltola’nın Alaska Senato yarışında Sullivan’ın önünde olduğunu gösterdi.
Senato Adalet Komisyonu tarafından bu hafta başında açıklanan bütçe düzenleme tasarısının revize edilmiş metninden, balo salonu için 1 milyar dolara kadar federal fon sağlanmasını öngören hüküm Cumhuriyetçi senatörler tarafından çıkarıldı.
Bütçe düzenleme paketinin başlangıçta, Beyaz Saray ve yeni balo salonuna güvenlik geliştirmeleri sağlamak amacıyla 1 milyar dolar içerdiği ve bu durumun Cumhuriyetçi senatörlerin güçlü tepkisine yol açtığı kaydedildi.
Amerika
Amerikan zenginleri borsaya hücum ediyor

Federal Rezerv (Fed) verilerine göre Amerikalılar riski göze alıyor ve servetlerinin rekor düzeyde bir kısmını borsaya yatırıyor.
Bu durum, yapay zeka kaynaklı yükselişin Amerikalıları her zamankinden daha fazla zenginleştirdiği ve aynı zamanda bir tersine dönüş durumunda potansiyel olarak ağır kayıplara maruz kalmalarına yol açtığı anlamına geliyor.
Fed verilerine göre, 2025 sonunda ABD hanehalkı sektörünün toplam servetinin %33’ü (rekor bir oran) hisse senetlerindeydi.
Bu oran, 2021’deki “mem hisse senedi” ve “SPAC çılgınlığı”¹ sırasında görülen ~%30’luk oranı aşıyor.
Ayrıca, internet patlamasının zirveye ulaştığı 2000 yılının ilk çeyreğinde ulaşılan %27’lik oranı da geride bırakıyor.
JPMorgan analistleri geçen ayın sonlarında yayınladıkları bir raporda, “Hanehalklarının toplam finansal varlıklarının giderek artan bir kısmını hisse senetlerinde tutma eğilimi, son yıllarda perakende yatırımcıları genel olarak hisse senedi piyasasındaki yükselişin önemli bir itici gücü haline getirdi,” diye yazdı.
Elbette bu eğilim, kısmen hisse senetlerinin ve dolayısıyla bu hisselerin sahibi olan Amerikalıların ne kadar başarılı olduğuna bağlı.
2024 sonu ile 2025 arasında, hanehalkı portföylerinin değeri %18, yani 10,31 trilyon dolar artarak 67,77 trilyon dolara yükseldi.
S&P 500 endeksinin bu yıl şimdiye kadar %10 artmasının ardından, bu hisse senedi piyasası serveti muhtemelen şu anda yeni rekor seviyelere ulaşmıştır.
Toplamda, ülkedeki hanehalkı hisse senedi varlıkları muazzam boyutlarda. Fakat elbette bu varlıklar tüm Amerikalılar arasında eşit bir şekilde dağılmıyor.
Fed verilerine göre, en zengin %10’luk kesim, toplam hanehalkı hisse senedi servetinin yaklaşık %87’sine sahip.
Bu dengesiz dağılım, mevcut iktisadi ve siyasi ortamın bazı kendine özgü özelliklerini açıklamaya yardımcı oluyor.
Örneğin, GSYİH büyümesinin giderek zenginlerin harcamalarına bağımlı hale geldiği “K şeklindeki ekonomi”, kısmen bu kesimin hisse senedi piyasasındaki kazançlarının servet etkisiyle şekilleniyor gibi görünüyor.
Başka bir deyişle, zenginler kendilerini özellikle cömert hissediyor ve harcamaya istekli görünüyor.
Danışmanlık şirketi Capgemini’nin bugün yayınladığı bir rapora göre, hızla büyüyen borsa, pek çok kişiyi daha da zenginleştiriyor; özellikle de zaten muazzam bir servete sahip olanları.
Hisse senetlerine ve diğer finansal varlıklara yatırım yapanlar arasında bile bir servet uçurumu var ve bu uçurum giderek büyüyor.
Raporda, Dünya Bankası ve Economist Intelligence Unit’in verilerinin yanı sıra ulusal hükümet istatistikleri kullanılarak dünya çapındaki net varlıklar hesaplanmakta ve en az 1 milyon dolarlık yatırım yapılabilir varlığa sahip olan herkes yüksek net varlıklı olarak kabul ediliyor. Bu rakam, kişinin ana ikametgahını kapsamıyor.
Dünya genelinde, yatırım yapılabilir varlıkları 30 milyon dolar veya üzerinde olan ultra yüksek net değerli bireylerin servetinde yaklaşık %10’luk bir artış görüldü.
1 milyon ila 5 milyon dolar arasında servete sahip, “komşu milyonerler” olarak adlandırılan kesimde ise büyüme %8’in altında kaldı.
Ultra yüksek net değerli bireyler, yüksek net değerli nüfusun sadece %1’ini oluşturuyor fakattoplam servetin %34,8’ine sahip.
Süper zenginler, getirisi daha yüksek olan özel sermaye ve hedge fonlarına daha kolay erişebiliyor ve özel şirketlere, özellikle de büyük yapay zeka devlerine yatırım yapma imkânı buluyor.
Rapora göre, bu kesim aynı zamanda borsadan orantısız bir şekilde daha yüksek getiri elde ediyor.
Bu durum, sıradan insanların paralarını piyasalara yatırdığı, yatırım yapmayanların ise yüksek enflasyon nedeniyle gelirlerinin değer kaybettiğini gördüğü bir dönemde dikkat çekici.
Bunu doğrulayan şekilde, nüfusun %90’ı patlayan piyasadan faydalanamadı. Hatta nispeten yüksek enflasyon, reel harcanabilir gelirlerini eritti.
Bunun sonucu olarak ise, birikim hesaplarının eridiğini görenler arasında sürekli bir bunalım havası büyüyor.
65 yıllık ekonomik verilere göre, kişisel tasarruf oranı (yani maaştan vergi ve harcamalar düşüldükten sonra geriye kalan miktar) yalnızca iki dönemde daha düşük seviyedeydi: 2022’de kısa bir süre için ve finansal krizden önceki 2000’lerin ortalarında.
Kişisel tasarruf oranı, mart ayındaki %3,2 ve ocak ayındaki %4,3 seviyelerinden nisan ayında %2,6’ya geriledi. Bu keskin düşüş, oranı 2022 ortasından bu yana en düşük seviyesine indirdi.
ABD Ticaret Bakanlığı geçen ayın sonunda yaptığı açıklamada, harcanabilir kişisel gelirin %0,1 düşmesine rağmen tüketici harcamalarının %0,5 arttığını belirtti.
Genel olarak, dünya genelinde yüksek net değerli bireylerin serveti 2025 yılında %8,7 arttı ve 98,3 trilyon dolarlık rekor bir seviyeye ulaştı.
Bu zenginlerin sayısı yaklaşık 2 milyon artarak 25,3 milyona ulaştı. ABD, geçen yıl 736.000 yeni milyoner kazandı; bu rakam, dünya genelindeki diğer tüm pazarlardan daha fazla.
¹ ABD’deki SPAC (Özel Amaçlı Satın Alma Şirketi), özel bir şirketi satın alıp borsada halka açmak amacıyla kurulan paravan şirketler. (editörün notu)
Amerika
ABD petrol rezervleri 2004’ten bu yana en düşük seviyede

İran savaşının enerji üzerindeki etkileri artarken ABD petrol rezervleri 2004’ten bu yana en düşük seviyesine geriledi.
Öte yandan ülkeler bu duruma uyum sağlamanın yollarını arıyor. Semafor’un iklim ve enerji editörü, tarihin en büyük arz kesintisinden kaynaklanan enerji şokunun “oldukça hafif” hissedildiğini savundu.
Bir stratejist, Çin’in petrol ithalatındaki düşüşün “petrol piyasasının geri kalanını koruduğunu” belirtirken, yeni bir Boston Fed araştırması, yurtiçi petrol üretiminin artması nedeniyle ABD üzerindeki etkilerin 1970’lerin enerji krizinden daha az belirgin olduğunu gösterdi.
Boston Fed araştırmacıları dün (4 Haziran) yayınlanan çalışmada, İran Savaşı’nın yol açtığı türden bir petrol şokunun, kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksini takip eden yıl içinde 1,5 puan artıracağını, buna karşılık 1970’lerde bu artışın 2,2 puan olduğunu belirtti.
Araştırmacılar, 1970’lerde böyle bir şok karşısında istihdam artışının 1,8 puan azalmış olacağını, ancak bu etkinin “son yıllarda büyük ölçüde ortadan kalktığını” belirtti.
Yazarlar için bu, “para politikasının istihdam etkilerinden ziyade petrol şoklarıyla bağlantılı enflasyon etkilerine daha fazla odaklanması gerektiği” anlamına geliyor.
Bunun nedenlerinden biri de “daha sınırlı istihdam etkilerinin, yüksek petrol fiyatlarının enflasyonist etkisini dengelemek için daha az deflasyonist baskı yaratabileceği.”
Araştırmaya göre, artan enerji maliyetlerinin istihdam üzerindeki etkisi şu anda sınırlı kalıyor; zira petrol üretiminin yoğunlaştığı eyaletler (örneğin New Mexico, Kuzey Dakota, Alaska, Oklahoma ve Teksas) diğer eyaletler istihdam kaybı yaşarken bile istihdam artışı kaydedebiliyor.
Boston Fed araştırmacıları, mevcut petrol şoku gibi bir senaryoda Teksas’ta göreceli istihdam artışının yaklaşık 1,7 puan artabileceğini, buna karşılık Massachusetts’te ise göreceli istihdamın yaklaşık 0,4 puan düşebileceğini tespit etti.
Obama döneminde ABD Hazine yetkilisi olan Christopher Smart, New York Times için kalame aldığı makalede, “Dünya, Körfez’den deniz yoluyla yapılan ihracat olmadan yaşamayı öğreniyor,” dedi.
Öte yandan savaş, Asya ve Avrupa’yı yenilenebilir enerjiye geçişlerini hızlandırmaya zorladı. Bloomberg makalesinde, özellikle Körfez LNG’sine bağımlı Filipinler gibi ülkelerde hanelerin kendi mülklerine güneş panelleri yerleştirerek elektrik üretimine başladığı yazılıyor
Amerika
Pentagon personel sayısını yüzde 10’un üzerinde azalttı

Pentagon yetkilileri, etkilerini pek dikkate almadan bakanlıklarının personel sayısını yüzde 10’dan fazla azalttı.
Bugün (5 Haziran) yayınlanan bir Kongre denetim kurumu raporuna göre, bu etkileri değerlendirme konusunda hâlâ herhangi bir planları bulunmuyor.
Bakanlık, 2025 yılında gönüllü istifalar, zorunlu işten çıkarmalar ve son yıllara kıyasla yaklaşık 60.000 daha az yeni işe alımla sonuçlanan bir işe alım dondurma politikası ile 78.000 sivil çalışanı işten çıkardı.
Hükümet Sorumluluk Ofisi’nin (GAO) raporunda şunlar yazıyor:
“(…) Savunma Bakanlığı’nın 2025’te veya önceki yıllarda bu azaltmaların etkilerini tutarlı bir şekilde analiz etmediğini tespit ettik. Savunma Bakanlığı’nın ayrıca, 2025’teki işgücü azaltmalarından çıkarılan dersleri değerlendirmek için bir planı da yok.”
Rapora verdikleri yanıtta Pentagon yetkilileri, “Bakanlığın işgücü azaltma çabalarının uygulanmasından çıkarılan dersleri toplamak ve paylaşmak için bir plan geliştirmeleri ve uygulamaları” gerektiği konusunda hemfikir oldular.
Yetkililer bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair bir açıklama yapmadı.
Savunma Bakanı Pete Hegseth göreve başladıktan kısa bir süre sonra, Pentagon sivil işgücünün yüzde 5 ila 8’ini azaltacağını duyurmuştu.
Bir yıl içinde bu sayı, işten çıkarılan deneme süresindeki çalışanlar, ertelenen istifalar ve gönüllü erken emeklilikler dahil olmak üzere yaklaşık 110.000’e, Pentagon sivil çalışanlarının yaklaşık yüzde 14’üne yükseldi.
İşe alım dondurmasından muaf tutulan az sayıdaki iş için yaklaşık 30.000 kişi işe alındı, bu da net kaybı yüzde 10’un biraz üzerine çıkardı.
GAO’nun bulgularına göre, Trump yönetiminin 2026 mali yılı bütçe talebinde işgücü kesintisi hedefine alınan 28 Savunma Bakanlığı ajansı, ofisi ve diğer kuruluşundan en az üçü, kesintilerin neden ve nasıl yapılacağına dair Kongreye gerekli açıklamayı sunmadı.
Rapora göre bunlar, Genelkurmay, Savunma Tehdit Azaltma Ajansı ve Savunma Sözleşmesi Denetim Ajansı idi.
GAO, “Birim yetkililerine göre, Savunma Bakanlığı bu analizin ne zaman ve nasıl yürütüleceği ve belgeleneceği konusunda herhangi bir rehberlik sağlamamıştı,” sonucuna vardı.
Ayrıca GAO, Pentagon’un kesintilerin üretkenliği nasıl etkilediğini değerlendirmeyi planlamadığını da tespit etti.
Mart ayında, Kamu Hizmeti Ortaklığı bir anket yayınladı ve bu ankete göre, mevcut yönetim döneminde Savunma Bakanlığı çalışanlarının morali dibe vurmuştu.
Ankete göre, Ordu Bakanlığı çalışanlarının yalnızca yüzde 9’u “Savaş Bakanı Pete Hegseth’in siyasi liderlik ekibinin işgücünde yüksek düzeyde motivasyon yarattığı” görüşüne katılmıştı.
Bu oran, ankete katılan büyük devlet kurumları arasında en yüksek memnuniyet oranıydı.
Görüş3 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Dünya Basını1 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş5 gün önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Dünya Basını4 gün önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu
Görüş1 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim












