Diplomasi
Davos’ta imzalar atıldı: Trump’ın Barış Kurulu’na Türkiye dahil 19 ülke katıldı

Donald Trump, Davos’ta düzenlediği törenle, kendisini fiilen ömür boyu başkan ilan ettiği ve BM’ye alternatif olarak kurguladığı Barış Kurulu’nu hayata geçirdi. Aralarında Türkiye, Azerbaycan ve Suudi Arabistan’ın da bulunduğu 19 ülke imza attı. İngiltere ve Fransa gibi Batılı müttefiklerin reddettiği oluşum, uzmanlar tarafından “mevcut uluslararası sistemin tek bir adam tarafından ele geçirilmesi” olarak yorumlanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, kendisinin fiilen ömür boyu başkan olarak görev yapacağı Barış Kurulu’nu resmen kurdu.
ABD dışındaki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin hiçbiri, bu yeni organizasyona katılım davetini resmi olarak kabul etmedi.
Uzmanlar, Trump’ın kurduğu bu konseyi, mevcut uluslararası sisteme bir meydan okuma ve merkezinde bizzat kendisinin yer aldığı yeni bir düzen inşa etme çabası olarak değerlendiriyor.
Financial Times, Trump’ın Barış Kurulu’nun açılış kadrosunu “Altı monark, üç eski Sovyet bürokratı, iki askeri rejim ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından olası savaş suçları nedeniyle aranan bir devlet başkanı” ifadeleriyle tanımladı.
İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu kapsamında gerçekleşen imza töreninde konuşan Trump, “Bu kurul tamamen şekillendiğinde, neredeyse istediğimiz her şeyi yapabileceğiz. Ve bunu Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde gerçekleştireceğiz” dedi.
İmza törenine 19 ülke katıldı
Kurula kaç ülkenin dahil olacağı henüz netlik kazanmadı. Amerikan yönetimi yetkilileri, davet edilen 50 ülkeden 35’inin katılımı kabul ettiğini belirtti.
Reuters’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre ise davet mektupları toplam 60 ülkeye gönderildi.
Davos’taki imza töreninde; Azerbaycan, Arjantin, Ermenistan, Bahreyn, Bulgaristan, Macaristan, Endonezya, Ürdün, Kazakistan, Katar, Kosova, Fas, Moğolistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan, Paraguay, Suudi Arabistan, Türkiye ve Özbekistan olmak üzere 19 ülkenin temsilcileri hazır bulundu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, başlangıçta reddettiği teklifi bir gün önce kabul etmesine rağmen imza töreninde İsrail’den herhangi bir temsilci yer almadı.
Hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından çıkarılmış tutuklama emri bulunan Netanyahu Davos’a gelemezken, Davos’ta bulunan İsrail Cumhurbaşkanı İzak Herzog törene katılmadı.
Barış Kurulu’nun kuruluş belgesinin imzalandığı törende Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko da yer almadı. Belarus Devlet Başkanlığı, belgeyi Minsk’te imzaladığına dair bir video görüntüsü paylaştı.
Batılı müttefiklerden ret, Putin’den yeşil ışık
Financial Times’ın hesaplamalarına göre, çarşamba akşamı itibarıyla 24 ülke Barış Kurulu’na katılmaya hazır olduğunu bildirdi. Trump, bazı ülkelerin kurula daha sonra katılacağını ifade etti.
İngiltere, Fransa, Norveç, Slovenya ve İsveç daveti resmi olarak reddetti. Diğer önde gelen Avrupa ülkeleri ise kurula katılmaya niyetli olmadıklarını veya konuyu incelediklerini belirtti.
Çin ve Rusya daveti aldıklarını teyit etti. Trump, çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daveti kabul ettiğini öne sürdü.
Bloomberg’e konuşan Avrupalı bir yetkili, kurukun “bir haydutlar galerisine” (rogue gallery) dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Yetkili bu ifadeyle, “dolandırıcı” veya “düzenbaz” anlamlarının yanı sıra, ABD’nin geçmişte İran ve Kuzey Kore gibi ülkeler için kullandığı “haydut devlet” tanımına da atıfta bulundu.
Daimi üyelik için 1 milyar dolar şartı
Barış Kurulu başlangıçta Gazze Şeridi’nin yeniden inşası amacıyla oluşturulmuş ve bu kapsamda bir BM kararıyla onaylanmış olsa da, kurul tüzüğünde bu konuya dair herhangi bir ifade yer almıyor.
Kamuoyuna açıklanmayan ancak medya organlarının ulaştığı tüzük metnine göre, yeni organizasyon fiilen BM’nin yerini almaya aday bir yapı sergiliyor ve tüm yetki Trump’ın elinde toplanıyor.
Tüzüğe göre Trump, veto hakkına sahip tek kişi konumunda ve ABD başkanlığı görevi sona erdikten sonra bile kurul başkanlığını dilediği kadar sürdürme yetkisine sahip.
Associated Press’in aktardığına göre Trump, devlet liderlerine gönderdiği ek mektupta, kurulun “küresel çatışmaların çözümüne yönelik cesur ve yeni bir yaklaşımı uygulamaya koyacağını” belirtti.
Bir ülkenin kurulda üç yıldan fazla kalabilmesi ve daimi üye olabilmesi için 1 milyar dolar ödeme yapması gerekiyor. Kurulun bu fonu nasıl kullanacağı ise belirsizliğini koruyor.
The New York Times, birçok uzman ve yabancı yetkilinin bu girişimi, Trump’ın İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD tarafından inşa edilen uluslararası sistemi yıkarak, merkezinde kendisinin bulunduğu yeni bir düzen kurma hamlesi olarak gördüğünü yazdı.
Cambridge Üniversitesi’nden uluslararası hukuk profesörü ve barış görüşmeleri uzmanı Marc Weller, gazeteye verdiği demeçte bunun BM’ye doğrudan bir darbe olduğunu savundu:
“Bu girişim, büyük olasılıkla, dünya düzeninin tek bir kişi tarafından ele geçirilmesi ve bu kişinin düzeni kendi suretinde yeniden inşa etme çabası olarak algılanacaktır.”
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri olarak görev yapan ve şu anda America First Policy Institute’da çalışan Fred Fleitz, Rusya ve Çin’in davet edilmesinin “geniş” bir temsil sağlama arzusundan kaynaklandığını savundu.
Fleitz, “Yönetim, farklı ülkelerin kurulun çalışmalarını sabote etme olasılığını düşürmek istiyor” dedi.
Eski ABD NATO Daimi Temsilcisi Nicholas Burns ise geleneksel müttefiklerin bu girişimden memnun olamayacağını belirtti.
Burns, “ABD ile müttefikleri arasındaki güven ilişkisi yıkılmış durumda. Yönetimin Grönland’a yönelik hamlesi ve diğer NATO üyelerinin tepkisine dair hesap hatası, Avrupa ve Kanada’nın algısını kökten değiştirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Diplomasi
Trump İran’dan tazminat talebinde bulundu

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın savaş tazminatı taleplerini reddetti ve bunun yerine Tahran’dan Amerikan askerlerinin ölümleri için tazminat ödemesini talep etti.
Trump, son on yıllarda hayatını kaybeden binlerce ABD askeri ve İranlı sivilin ölümleri nedeniyle İran’dan tazminat talep edeceğini açıkladı.
Trump, Truth Social’da paylaştığı bir gönderide, binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve İran’ın ordusunu ve ekonomisini yerle bir eden beş aylık savaşın zararı için İranlı müzakerecilerin benzer taleplerde bulunması üzerine savaş tazminatı talebinde bulunduğunu belirtti.
Trump şunları yazdı:
“Şimdi ben de İran’dan, başlangıçta General Süleymani’nin önderliğinde, meşhur oldukları yol kenarı bombaları ve sayısız çatışmalarla öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm insanlar için tazminat talep ediyorum; buna USS Cole gemisinde hayatını kaybedenlerin aileleri ve çatışmalarda ölen binlerce kişi de dahil. Ayrıca, son beş ayda öldürülen 52.000 kişiden bahsetmeye bile gerek yok, İran’ın son 50 yılda öldürdüğü yüz binlerce masum protestocunun ailelerine de tazminat ödenmeli.”
Trump, Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün kendilerinde olduğunu söylerken, Tahran ise Washington taleplerini karşılayana kadar su yolunun kapalı kalacağını belirtiyor.
Diğer Körfez ülkeleri ise İran’ın olaylara ilişkin yorumunu destekliyor gibi görünüyor.
Yetkililer Wall Street Journal’a (WSJ), enerji altyapısı için risk teşkil eden yeni çatışmaların yaşanmasından ziyade Tahran’ın boğaz üzerindeki kontrolünün tercih edilebilir olduğunu söylediler.
İran’ın Körfez’deki rakipleri, İran’ın bölgeye giren gemiler üzerindeki denetimini resmileştiren ve hayati önem taşıyan bu su yolunu açmayı amaçlayan, şu anda değerlendirilmekte olan anlaşmayı hoş karşılamıyor.
Fakat Körfez yetkilileri, bölgenin bu anlaşmayı, Arap devletlerinin enerji altyapısını tehlikeye atacak olan ABD ile İran arasındaki yeni bir askeri çatışmaya tercih ettiğini belirtti.
Körfez ülkeleri, sakin dönemlerde daha fazla petrol sevk edebilmek ve bunu yurtdışında depolayabilmek amacıyla, boru hatlarını Kızıldeniz ve Umman Körfezi’ne uzatmanın yanı sıra depolama tesislerine yönelik yatırımları artırarak Hürmüz Boğazı’nı atlatmaya yönelik çeşitli planları şimdiden değerlendirmeye başlamış durumda.
Bu arada, üreticiler konum belirleme sinyallerini kapatarak Umman yakınlarından geçerek Hürmüz Boğazı’ndan sevk edebilecekleri kadar petrolü nakletmeye çalışıyorlar.
Diplomasi
ABD ve müttefikleri Çin’in füze denemesine karşı ortak açıklama yaptı

Çin’in füze denemesinin ardından ABD ve müttefikleri, “Bir dahaki sefere 24 saat önceden haber verin” çağrısı yaptı. Pekin, Washington’u “siyasi manipülasyon” yapmakla suçladı.
ABD ve müttefiki 40 ülke, geçen ay Pasifik’te gerçekleştirilen ve kaza ile askeri yanlış hesaplama risklerine ilişkin kaygıları artırdığını belirttikleri nadir bir Çin füze denemesinin ardından, uzun menzilli balistik füze fırlatmalarından en az 24 saat önce bildirim yapılması çağrısında bulundu.
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından salı günü yayımlanan ortak açıklamada hükümetler, ülkelere — özellikle de nükleer silaha sahip devletlere — kıtalararası balistik füzeler (ICBM), denizaltından fırlatılan balistik füzeler (SLBM) ve uzaya fırlatma araçlarının fırlatılmasından önce bildirimde bulunma çağrısı yaptı.
Açıklamada Çin’in adı verilmezken, “Pasifik bölgesindeki son füze deneme faaliyetlerinin” çoğu devlet tarafından benimsenen standart bildirim uygulamalarına uymadığı belirtildi.
Pekin ise açıklamayı reddetti ve Çinli bir büyükelçi Washington’u “siyasi manipülasyon” yapmakla suçladı.
41 ülke, en az 24 saat önceden bildirim yapılmasının yanı sıra füzenin genel sınıfı, planlanan fırlatma zaman aralığı, fırlatma bölgesi ve hedeflenen yön hakkında da bilgi verilmesini istedi. Hükümetlerin ayrıca uçak ve gemilere, beklenen düşüş veya iniş bölgeleri konusunda uyarıda bulunması gerektiği belirtildi.
Açıklamada, “Nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip balistik füze denemelerinin yeterli ön bildirim ve ayrıntı sağlanmadan gerçekleştirilmesi tehlikelidir” denildi ve bunun yanlış hesaplama riskini artırarak küresel istikrar ve güvenliği zayıflattığı ifade edildi.
Açıklamada ayrıca ABD’nin, 145 ülkenin gönüllü olarak taraf olduğu Balistik Füze Yayılmasına Karşı Lahey Davranış Kuralları doğrultusunda kendi füze fırlatmaları hakkında önceden bildirimde bulunduğu savunuldu.
Açıklamaya Avustralya, Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda ve Filipinler’in yanı sıra Palau ve Marshall Adaları gibi ABD’nin müttefikleri ve ortakları da imza attı.
Açıklama, Çin’in 6 Temmuz’da gerçekleştirdiği denizaltından fırlatılan stratejik füze denemesinin ardından geldi. Sahte bir savaş başlığı taşıyan füze, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanmasına ait nükleer enerjili bir denizaltıdan fırlatıldı ve Güney Pasifik Okyanusu’na düştü.
Pekin, denemenin yıllık askeri eğitim faaliyetlerinin bir parçası olduğunu ve ilgili ülkelerin önceden bilgilendirildiğini açıkladı.
Ancak uzmanlara göre eleştirilere yol açan asıl konu, bu uyarıların yapılma biçimiydi.
Parley Policy Initiative Direktörü Michael Bosack, Pekin’in yaptığı bildirimlerdeki eksikliklerin, 41 hükümetin yeterli ön bildirimin ne anlama geldiğine ilişkin daha açık standartlar talep etmesini açıklamaya yardımcı olduğunu söyledi.
Bosack’a göre Pekin, Japon yetkililere başlangıçta bildirimin uzay enkazıyla ilgili olduğunu söyledi ve farklı hükümetlere farklı koordinatlar verdi. Bazı hükümetler ise fırlatmadan yalnızca birkaç saat önce bilgilendirildi.
Bosack, “Ortak açıklamada beklentilerin bu kadar ayrıntılı biçimde tarif edilmesi önemli çünkü Çin hükümeti temmuzdaki fırlatma öncesinde gerçekten de bir tür ön bildirimde bulunmuştu” dedi.
Bosack, açıklamanın Çin’i kınayan “sembolik bir protesto mektubu” olmaktan ziyade “uygulanabilir bir beklentiler bütünü” ortaya koyduğunu savundu.
“Böyle bir şey gerilimin yüksek olduğu bir dönemde yaşanır ve birileri bir füze fırlatıldığını tespit ederse bunun yalnızca bir deneme olmadığını varsayarak karşılık verebilir” dedi.
Bosack, füzenin arızalanması ve parçalarının başka bir ülkenin topraklarına düşmesi halinde tehlikenin daha da artabileceğini söyledi.
Pekin: ABD olayı siyasallaştırıyor
Çin ise ortak açıklamayı reddederek Lahey Kuralları’na bağlı olmadığını savundu ve Washington’u, Pekin’in temmuzdaki deneme öncesinde gönüllü olarak yaptığı bildirimi siyasallaştırmakla suçladı.
Çin’in silahsızlanma işlerinden sorumlu büyükelçisi Li Chijiang, salı günü Cenevre’deki Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı açıklamada, Pekin’in fırlatmadan önce ABD’yi ve diğer ülkeleri bilgilendirdiğini ve başkalarının çıkarlarının zarar görmemesi için gerekli önlemleri aldığını söyledi.
Li, Washington’u “açıkça çifte standart uygulamakla” suçlayarak Çin’in Lahey Kuralları’na taraf bir devlet olmadığını ve bu nedenle kuralların bildirim yükümlülükleriyle bağlı bulunmadığını savundu.
Bosack ise, Çin’in daha ayrıntılı ön bildirim çağrılarına direnmesinin, bunun diğer ülkelerin Çin’in füze denemeleri hakkında istihbarat toplamasını kolaylaştırabileceği yönündeki kaygılardan kaynaklanabileceğini söyledi.
Bosack, “ABD ve müttefikleri bildirim sayesinde nereye bakmaları gerektiğini bilirlerse Çin’in füze sistemlerinin uçuş parametreleri ve kabiliyetleri hakkında veri toplayabilirler” dedi.
Açıklama, Pasifik Adaları Forumu’nun 18 üye ülkesini temsil eden dışişleri bakanları ve üst düzey yetkililerin, Fiji’nin Suva kentindeki bir toplantıda Çin’in denemesine karşı ortak bir tutum üzerinde anlaşamamasından birkaç gün sonra geldi. Görüş ayrılıkları, yayımlanacak açıklamanın özellikle Çin’in eylemlerini mi yoksa Pasifik’teki füze fırlatmalarını daha genel biçimde mi ele alması gerektiği konusunda ortaya çıktı.
Çin’in temmuzdaki fırlatması, Pekin’in Eylül 2024’te Pasifik’e bir kıtalararası balistik füze fırlatmasından iki yıldan kısa süre sonra gerçekleşti. Bu da Çin ordusu açısından alışılmadık bir başka uzun menzilli füze denemesi olmuştu.
Çin Pasifik’e füze denemesi yaptı, bölge ülkelerini alarma geçirdi
Diplomasi
Kosova’dan Ukrayna’ya “bağımsızlık” tepkisi

Volodimir Zelenskiy’in Sırbistan’a yaptığı gezide Kosova’nın bağımsızlığını tanımayacaklarını söylemesi Priştine’de tepki yarattı.
Zelenskiy, geçen cumartesi günü ilk kez, AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırım rejimine katılmayı reddeden Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’i ziyaret etti.
Ardından, Ukrayna’nın Sırbistan’ın eski bir eyaleti olan Kosova’nın bağımsızlığını tanımamaya devam edeceğini açıklayarak bölgedeki temel gerilimin ortasına daldı.
Kosova’nın tepkisi gecikmedi. 2022 yılından beri Priştine’nin ana caddesinde asılı duran, bir bina büyüklüğündeki mavi-sarı renkli “Özgür Ukrayna” pankartı derhal indirildi.
Belediye Başkanı Përparim Rama, “savaş, şiddet ve zulümle karşı karşıya kalan halklara” sempati duyduğunu fakat “saygının karşılıklı olması gerektiğini” belirtti.
Zelenskiy’in ziyaretinden bu yana Vučić, Kosova’nın baraj gölü kıyısındaki Sırplara ait evleri yıkmasına misilleme olarak, Sırbistan’dan Kosova’ya akan İber Nehri’nin akış yönünü fiziksel olarak değiştirmekle tehdit etti.
Böyle bir hamle, Kosova’nın su ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan ve en büyük elektrik santraline hayati önem taşıyan soğutma kapasitesini sağlayan baraj gölünü kurutacak.
Buna ek olarak, Sırbistan Dışişleri Bakanı Marko Djurić ile Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, X üzerinden sert sözler sarf ettiler.
Rama, Sırbistan’ı “siyasi bir balonun içinde” olmakla ve “Sırbistan’ın Kosova’yı uzun zaman önce kaybettiği gerçeğini inkar etmekle” suçladı.
Kosova, 2008 yılında bağımsızlığını ilan etti ve bugüne kadar ABD, Birleşik Krallık ve 27 AB üye ülkesinden 22’si dahil olmak üzere 100’den fazla ülke tarafından tanındı.
Ayrıca, Aralık 2022’de üyelik başvurusunu sunan Kosova, potansiyel bir AB aday ülkesi.
Kosova Dışişleri Bakanı Glauk Konjufca, Zelenskiy’in görüşlerini “üzüntüyle” not aldığını ve bu tür söylemlerin “Rusya’nın Kosova’yı bir emsal olarak gösterme girişimlerini” yansıttığını belirtti.
Sırbistan hâlâ Sovyet standardı kalibrelerde önemli miktarda mühimmat üretiyor; bu mühimmatı, NATO standardını kullanan Kiev’in Batılı müttefiklerinden temin etmek imkânsız.
Ukrayna ise Donbas ve ötesindeki çatışmalarda kilit öneme sahip olan Sovyet döneminden kalma ağır obüsleri ve tankları elinde tutuyor.
Rusya ilişkilerini sürdürmesine rağmen Vučić, bunları Kiev’e sessizce sağlamaktan memnun.
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Ortadoğu3 gün önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta öncePekin ve Brüksel, küresel enerji geçişinin kurallarını baştan yazıyor
Ortadoğu2 hafta önceYemen güçleri Saada semalarında Suudi Arabistan’a ait Vestel Karayel İHA’sını vurdu
Asya1 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi









