Amerika
Elon Musk 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçilere desteğini artırıyor

Milyarder Elon Musk, 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye sağladığı finansal desteği artırarak siyasi faaliyetlerine hız verdi. Geçtiğimiz yıl siyasete ara vereceğini duyurmasına rağmen Musk, federal kayıtlara göre Cumhuriyetçi gruplara ve stratejik seçim bölgelerine toplamda 30 milyon dolardan fazla bağış yaptı.
Milyarder Elon Musk, 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçilere destek vererek siyasi faaliyetlerine geri döndü.
Tesla CEO’su, 2024 seçimlerine yüz milyonlarca dolar aktarmış ancak geçen bahar aylarında, kritik ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti için potansiyel bir darbe niteliği taşıyan siyasi harcamalardan geri çekilme planını duyurmuştu.
Federal kayıtlara göre, bu açıklamanın üzerinden bir yıl geçmeden Musk, 2025 sonu itibarıyla iki önemli Cumhuriyetçi gruba 20 milyon dolar bağışladı.
Geçen ay ise Kentucky’deki Senato yarışı için 10 milyon dolar ayıran Musk, bu sonbaharda Kongre mücadelesinde yeniden kritik bir rol oynayabileceğini gösterdi.
The Hill gazetesine konuşan Virginia Tech halkla ilişkiler profesörü Cayce Myers, “Siyasette paranın önemi nedeniyle bir bağışçı olarak Musk büyük önem taşıyor ancak Musk’ın kendisi siyasi açıdan kutuplaştırıcı bir figür. Parasına ihtiyaç duyulsa da sürece dahil olması Cumhuriyetçiler için karmaşık bir siyasi durum yaratıyor” dedi.
Musk, DOGE’daki görevinin ardından sessizliğe bürünmüştü
Dünyanın en zengin insanı olan Musk, 2024 seçimlerinde Başkan Trump’ın faaliyetlerini desteklemek için en az 250 milyon dolar harcayarak dönemin en büyük bağışçısı olmuştu.
Trump’ın seçim zaferinin ardından başkanın yakın çevresindeki yerini sağlamlaştıran Musk, yeni yönetimde Hükümet Verimliliği Dairesi (DOGE) Başkanı olarak geniş kapsamlı bir görev üstlenmişti.
Ancak DOGE’nin kamu finansmanında büyük kesintilere gitme ve federal iş gücünü önemli ölçüde azaltma girişimleri büyük tartışmalara yol açtı.
Musk’ın siyasi nüfuzu, geçen nisan ayında Wisconsin Yüksek Mahkemesi’ndeki boş koltuk için yapılan kritik seçimde de test edildi.
Musk, kendisine bağlı America PAC üzerinden muhafazakâr adayı desteklemek için 12 milyon dolar harcamasına rağmen seçimi liberal aday kazandı.
Wisconsin Cumhuriyetçi stratejisti Brandon Scholz, Musk’ın seçimden önceki son 30 günde çok görünür olduğunu ve 1 milyon dolarlık çekilişler düzenlediğini hatırlattı.
Scholz, Wisconsin Demokratlarının Musk ve DOGE’ye yönelik seçmen tepkisini oya dönüştürmeyi başardığını, bu nedenle Cumhuriyetçi Parti içindeki birçok kişinin yenilgiden milyarderi sorumlu tuttuğunu belirtti.
Trump ile yaşanan kısa süreli gerginlik sona erdi
Tesla CEO’su Mayıs ayına gelindiğinde siyasi harcamalarını azaltacağını işaret ederek, “Gelecekte siyasi harcamalar konusunda çok daha az şey yapacağım. İleride bir neden görürsem yaparım ama şu an bir neden görmüyorum” diye konuşmuştu.
Kısa bir süre sonra Beyaz Saray’dan ayrılan Musk, Trump ile kamuoyu önünde bir tartışmaya girmiş ve üçüncü bir parti kurma tehdidinde bulunmuştu.
Myers, bu sürece ilişkin, “Bu kopuşun kalıcı olacağına ve Trump ile Cumhuriyetçi ivmesini sarsacağına dair ciddi spekülasyonlar vardı” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtlarına göre Musk, Haziran ayı sonunda hem Temsilciler Meclisi hem de Senato Cumhuriyetçi liderliğine bağlı süper PAC’lere 5’er milyon dolar, Trump’ın süper PAC’i MAGA Inc.’e ise yine 5 milyon dolar bağışladı.
Aralık ayına kadar siyasi arenada nispeten düşük bir profil izleyen teknoloji devi, Kasım ayında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Beyaz Saray ziyareti onuruna verilen yemeğe katıldı.
Cumhuriyetçi liderlik fonlarında Musk etkisi hissediliyor
Aralık ayı ortasında Cumhuriyetçi süper PAC’lere 5’er milyon dolar daha katkıda bulunan Musk, bu ay ise emekli olmaya hazırlanan Senatör Mitch McConnell’ın yerine aday olan Nate Morris’i destekleyen bir süper PAC’e 10 milyon dolar verdi.
Bu bağışlarla birlikte Senato Liderlik Fonu yıl sonunda 100 milyon dolar, Temsilciler Meclisi liderlik PAC’i ise 54 milyon dolar nakit mevcuduna ulaştı.
Cumhuriyetçi stratejist Brian Seitchik, “Dünyanın en zengin adamının Trump ve Cumhuriyetçilerin yanında olması büyük bir olay. Başkan ve Elon Musk’ın yeniden iyi bir noktada olduğu hissediliyor. Ülke genelinde yarışan Cumhuriyetçiler için bu durumun mümkün olduğunca uzun sürmesini umuyorum” dedi.
Yapay zeka ve yargı süreçleri Musk üzerindeki baskıyı artırıyor
Cumhuriyetçiler Musk’ın desteğinin Kasım ayında dengeleri değiştirmesini umarken, teknoloji milyarderi yeni tartışmaların odağında yer alıyor.
Musk’ın sosyal platformu X, yapay zeka sohbet robotu Grok’un kullanıcı talepleri üzerine uygunsuz içerikli görüntüler üretmesi nedeniyle dünya genelindeki düzenleyici kurumların tepkisiyle karşılaştı.
X platformu görüntü düzenleme araçlarına kısıtlamalar getirse de şirket hala çeşitli soruşturmalarla karşı karşıya.
Parisli savcıların başlattığı ve Grok’u da kapsayacak şekilde genişletilen soruşturma kapsamında Salı günü şirketin Fransa ofislerine baskın düzenlendi. X, soruşturmanın temelindeki iddiaları “asılsız” olarak nitelendirdi.
Ayrıca Musk, Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein ile ilgili yayımladığı son belgelerde de yer aldı. 2012-2014 yılları arasındaki e-posta yazışmalarında Musk’ın Epstein’in adasına geziler planladığı görüldü.
Musk ise X üzerinden yaptığı açıklamada Epstein’in partilerine katılmadığını, uçağına binmediğini ve adasını ziyaret etmediğini belirtti.
Bu gelişmeler, SpaceX’in halka arzının beklendiği ve xAI ile birleşmesinin ardından şirketin değerinin 1,25 trilyon dolara ulaştığı kritik bir dönemde yaşanıyor.
Northwestern Üniversitesi’nden Michael Kang, “Özellikle DOGE ve itibarı düşünüldüğünde, Musk’ın siyasi ağırlığı muhtemelen eskisinden daha az olumlu hale geliyor. Ancak sadece para vermesinin Cumhuriyetçi davaya veya belirli bir adaya mutlaka zarar vereceğinden emin değilim” dedi.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı











