Amerika
Epstein’in Silikon Vadisi bağlantıları göründüğünden daha derin

Son yayınlanan belgeler, Jeffrey Epstein’in Silikon Vadisi çevresi ile kurduğu ilişkilerin tahmin edilenden çok daha karmaşık olduğuna işaret ediyor.
Dosyalar özellikle, dünyanın en zengin iki insanı olan teknoloji devi Elon Musk ve Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates’in iletişim ve toplantılarına atıfta bulunuyor.
Fakat CNBC’nin araştırmasına göre bu iki milyarder, yeni belgelerde tekrar tekrar adı geçen tek teknoloji isimleri değil. Adı geçen diğer teknoloji yöneticileri arasında Google’ın kurucu ortağı Sergey Brin, risk sermayedarı ve Palantir’in kurucusu Peter Thiel, eski Microsoft yöneticisi Steven Sinofsky ve LinkedIn’in kurucu ortağı Reid Hoffman da bulunuyor.
Thiel, Musk ve Hoffman, “PayPal mafyası” olarak bilinen kurucu grubun üyeleri.
Bu yöneticiler geçmişte Epstein ile bağlantılı olsalar da, yeni açıklamalar, e-postalar, programlar ve fotoğraflardan oluşan kayıtlar aracılığıyla, hüküm giymiş seks suçlusu ile olan ilişkilerinden daha önce bilinenlerden daha fazlasını ortaya koyuyor.
Brin ve Sinofsky konuyla ilgili yorum yapmazken, Theil ve Hoffman Epstein ile yalnızca yasal ve meşru amaçlarla ilişki kurduklarını söylediler.
Yetkililer, kayıtlarda adı geçenlerin suç işlediğine dair bir kanıt olmadığını ve bu isimlerin sözde müşteri listesi veya şantaj planının bir parçası olduğunu kanıtlamadığını vurguladılar.
Yine de, dosyalar Epstein’in 2019’daki ölümünden önce Silikon Vadisi’nin en güçlü çevrelerine kendini yerleştirmek ve bazen de bu çevrelerin sırdaşı ve simsarı olmak için uzun süredir gösterdiği çabaların bir resmini çizmeye yardımcı oluyor.
Peter Thiel, PayPal ve Palantir’in kurucu ortağı
Palantir ve PayPal’un kurucu ortağı Peter Thiel de Epstein dosyalarında yer alıyor. Son yayınlanan dosyada ikisi arasındaki ve ikisiyle ilgili yazışmalar yer alıyor.
Bu yazışmalar 2014 civarında başlamış ve Epstein’in federal seks kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklanmasından sadece birkaç ay önce, 2019 civarına kadar sürmüş görünüyor.
Bu, Epstein’in 2006’da ilk kez resmi olarak cinsel suçlarla suçlanmasından çok sonrasına sarkan bir ilişki demek.
Materyaller arasında, Epstein ve eski İsrail başbakanı Ehud Barak arasında tarihsiz bir konuşmanın kaydı da bulunuyor. Bu kayıtta Epstein, Thiel’den de bahsediyor.
Kayıtta Epstein, Barak’a bağlantılarını kullanarak bir şirkette kazançlı bir pozisyon elde etmek için nasıl hareket etmesi gerektiğini tavsiye ediyor ve Palantir’i potansiyel bir seçenek olarak gösteriyor.
Henüz Thiel ile tanışmadığını ama onu gelecek hafta görmeyi umduğunu da ekliyor.
İkili, yıllar boyunca toplantı planları, Trump kampanyası hakkında tartışmalar ve diğer gayri resmi yazışmalar içeren e-postalarla gerçekten daha iyi tanışacaktı.
Planlanan bir toplantı öncesinde, Thiel’in ekibi Epstein’in personeline onun diyet detaylarını bile göndermiş.
Kasım ayında Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi tarafından yayınlanan belgeler, Epstein’in Thiel’i Karayiplerdeki kötü şöhretli adasına davet ettiğini de ortaya koyuyordu.
CNBC’nin yorum talebine yanıt olarak, Thiel’in bir temsilcisi, patronunun Virgin Adalarındaki özel adayı hiç ziyaret etmediğini ileri sürdü.
New York Times haziran ayında, Epstein’in 2015 ve 2016 yıllarında Thiel’in kurucu ortağı olduğu bir risk sermayesi şirketi tarafından yönetilen iki fona 40 milyon dolar yatırım yaptığını bildirmişti.
16 Ağustos 2024’te yayınlanan bir podcast’te Thiel, Epstein ile olan bazı karşılaşmalarını anlatmış ve LinkedIn’in kurucu ortağı Reid Hoffman’ın tanıştırmasıyla 2014’ten itibaren birkaç kez görüştüklerini belirtmişti.
Thiel, görüşmelerin vergi ve finansal danışmanlık üzerine odaklandığını söylemişti. Epstein’in 2008’de aldığı hafif ceza ve ortak tanıdıklarının yargısına olan güveni nedeniyle Epstein’in önceki suçlarının ciddiyetini hafife aldığını da eklemişti.
Reid Hoffman, LinkedIn’in kurucu ortağı
En son yayınlanan Epstein dosyaları, 2002’de LinkedIn’i kuran Reid Hoffman’a birçok atıfta bulunuyor ve ikili arasındaki yazışmalarda birkaç dostane e-posta alışverişi görülüyor.
Yazışmaların çoğu MIT Medya Laboratuvarı için bağış toplama üzerine olsa da, kişisel etkileşimler, vergi danışmanlığı, toplantı planları ve Hoffman’ın Epstein’e gönderdiği hediyelerden bahsediliyor.
Belgeler ayrıca Hoffman’ın 2014 yılında Epstein’in özel adasını ziyaret ettiğini de doğruluyor.
Hoffman daha önce adayı ziyaret ettiğini kabul etmiş ve gezinin tamamen hayırseverlik amaçlı olduğunu, daha sonra Epstein hakkında önceden daha kapsamlı araştırma yapmadığı için pişman olduğunu söylemişti.
Fakat diğer e-postalar, Epstein’in New Mexico’daki Zorro Ranch ve Manhattan’daki dairesi de dahil olmak üzere mülklerine ek ziyaretler planlandığını gösteriyor; bu gezilerin hangilerinin gerçekten gerçekleştiği belli değil.
Hoffman kısa süre önce 2016 yılında Palo Alto ve Cambridge’de Epstein ile yaptığı görüşmeleri doğruladı.
Epstein, Hoffman’dan “çok yakın bir arkadaş” olarak bahsediyor ve bir noktada internet girişimcisini görmeyi ve onunla konuşmayı özlediğini söylüyor.
2014 tarihli e-postalar, finansörün Hoffman’ı Hindistan’daki yatırım fırsatlarıyla buluşturmaya çalıştığını da gösteriyor.
Bu arada, Epstein’in 2015 yılında gönderdiği bir e-postada, Hoffman’ın Palo Alto’da düzenlediği ve Zuckerberg, Musk, Thiel ve MIT sinirbilimcisi Ed Boyden’ın katıldığı bir akşam yemeğinden bahsediliyordu.
Hoffman, etkinlikten sonra Zuckerberg ve Epstein’i e-posta yoluyla birbirleriyle tanıştırdı.
Bir Meta sözcüsü 2019 yılında yaptığı açıklamada, Zuckerberg’in akşam yemeğinden sonra Epstein ile bir daha iletişim kurmadığını öne sürmüştü.
Hoffman, CNBC’nin yorum talebine yanıt vermedi. Daha önce Epstein ile olan ilişkilerinden pişman olduğunu söylemiş ve Epstein dosyalarının tamamen açıklanmasını talep etmişti.
Sergey Brin, Google’ın kurucu ortağı
Dosyalarda, e-posta yazışmaları da dahil olmak üzere Google’ın kurucu ortağı Sergey Brin’e yapılan birçok atıf da yer alıyor.
Nisan 2003’teki bir e-posta yazışması, Brin’in Epstein’in suç ortağı olarak hüküm giymiş Ghislaine Maxwell ile Epstein’in New York’taki malikanesindeki olası akşam yemeği planları hakkında iletişim kurduğunu gösteriyor.
Bu yazışmalar, ikilinin daha önceki bir karşılaşmasının devamı gibi görünüyor. Maxwell, “Jeffrey’in evindeki akşam yemekleri her zaman neşeli, rahat ve samimi geçer. Sizi görmek için sabırsızlanıyorum,” diye yazıyor.
Epstein ve Brin arasındaki bağlantılar daha önce de belgelenmişti ama herhangi bir suç iddiası yöneltilmemişti.
2004 yılında Epstein, ABD Virgin Adaları hükümetinin JPMorgan aleyhine ABD bölge mahkemesinde açtığı davada, Brin’i JPMorgan’a müşteri olarak yönlendirdiği ve daha sonra vergi danışmanlığı için banka yöneticileriyle bağlantı kurduğu iddia edilmişti.
ABD Virgin Adaları, Mart 2023’te Epstein’in JPMorgan ile olan ilişkilerine ilişkin belgeler için Brin’i mahkemeye çağırmıştı.
Bu arada, 2024 yılında Maxwell’in davasıyla ilgili olarak açığa çıkan mahkeme belgeleri, Epstein’i suçlayan Sarah Ransome’un Epstein’in adasında Brin ve o zamanki nişanlısı Anne Wojcicki ile tanıştığını iddia ettiği delilleri içeriyordu.
Brin, 3 Aralık 2019’da Google’ın ana şirketi Alphabet’in başkanlığından istifa etmiş ve o sırada bu rolde artık kendisine ihtiyaç olmadığını söylemişti.
Fakat Brin kontrol hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olarak görevine devam etti.
2023’ün sonlarında yarı emeklilikten döndü ve Gemini üzerindeki çalışmalar da dahil olmak üzere şirketin yapay zeka girişimlerine aktif olarak katkıda bulunmaya başladı.
Steven Sinofsky, eski Microsoft yöneticisi
Epstein ile Windows ve Office gibi önemli ürünleri yöneten eski Microsoft yöneticisi Steven Sinofsky arasındaki ilişkinin ayrıntıları da son dosyalarda ortaya çıktı.
Belgeler, Sinofsky’nin 2012’de Microsoft’tan ayrıldıktan sonra, ayrılma koşulları konusunda Epstein’in tavsiyesini aldığını gösteriyor.
Şu anda risk sermayesi şirketi Andreessen Horowitz’in yönetim kurulu ortağı olan Sinofsky, Microsoft’un 14 milyon dolarlık emeklilik anlaşmasının şartlarını açıklamasından yaklaşık üç ay sonra, Eylül 2013’te Epstein’e e-posta göndererek şöyle yazıyor: “Ödememi aldım. Sen de alacaksın :)”
Sinofsky, 2018 yılı boyunca Epstein’e e-posta göndermeye devam ederek, mali durumu, kariyer beklentileri ve New York, San Francisco ve Seattle’daki sosyal etkinlikleri hakkında konuşmuş.
Kasım 2012 tarihli bir e-posta yazışması da Epstein’in Sinofsky ile Apple CEO’su Tim Cook arasında, iş fırsatları konusunda olası bir görüşme konusuna atıfta bulunduğunu gösteriyor.
E-postada Epstein, bağlamı net olmasa da, Cook ile yakın zamanda konuştuğunu ve “Tim Cook’un Sinofsky ile görüşmekten heyecan duyduğunu” belirttiği görülüyor.
Aylar sonra Sinofsky, Cook ile yapılacak bir görüşme hakkında Epstein’e e-posta göndermiş.
Bill Gates, Microsoft’un kurucusu
Epstein’in, daha önceki belge yayınlarında adı geçen Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates ile olan ilişkisi de, son açıklamalarda bahsedilmesinin ardından son haftalarda yoğun bir incelemeye tabi tutuldu.
Bunlar arasında, Epstein’in Gates için evlilik dışı ilişkiler ve cinsel karşılaşmaların kolaylaştırılmasına yardımcı olduğunu ima eden, kendisine yazdığı e-posta taslakları da bulunuyordu.
Çarşamba günü Avustralya’nın 9News kanalına verdiği röportajda Gates, yeni dosyalarla ilgili suçlamaları reddetti ve Epstein’in iddialarını “kesinlikle saçma ve tamamen yanlış” olarak nitelendirdi.
Epstein ile olan etkileşimlerinin potansiyel hayırseverlik tartışmalarına yönelik akşam yemekleriyle sınırlı olduğunu vurgulayan Gates, “asla adaya gitmediğini” ve “hiçbir kadınla tanışmadığını” da ekledi.
Yeni Epstein belgelerinden Trump hakkında bilinmeyenler çıktı
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










