Asya
Endonezya’nın yeni başkanı Prabowo dış politikada dengeyi sürdürecek mi?

Endonezya Savunma Bakanı Prabowo Subianto’nun resmi olmayan hızlı sayım sonuçlarına göre çarşamba günkü başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından, birçok kişi eski generalin ülkenin dış politikasını, özellikle de Çin’le ilişkileri nasıl yönlendireceğini tartışıyor. Bazı analistler Prabowo’nun geçmişteki milliyetçi söylemleri ve askeri geçmişine dayanarak Pekin’e karşı daha sert bir tutum takınabileceğine inanırken, diğerleri onun, ülkenin son on yıldaki hızlı altyapı gelişiminin çoğunu Çin yatırımlarıyla besleyen eski Başkan Joko Widodo’nun pragmatik yaklaşımını sürdüreceğini söylüyor.
South China Morning Post’a konuşan Cornell Üniversitesi’nde profesör ve Güneydoğu Asya Programı direktörü olan Tom Pepinsky, Prabowo’nun Çin ve ABD’yi nasıl dengeleyeceği sorusunun ilginç bir soru olduğunu söyledi, ancak Jakarta’nın “dış politikada hizalanmamış olmaya devam edeceğini” tahmin etti.
‘Bağımsız dış politika sözü’
Prabowo seçim kampanyası sırasında dış politikasını açıklarken bu yönde söz vermişti. Kasım ayında Cakarta’daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi adlı düşünce kuruluşunda yaptığı bir konuşma sırasında Prabowo dinleyicilere Endonezya’nın “bağımsız dış politikasını sürdüreceğini” söyleyerek ülkenin herhangi bir askeri ya da jeopolitik bloğa katılmayacağını ve tüm komşularıyla iyi ilişkilerini koruyacağını vurgulamıştı.
Post’a konuşan Yogyakarta’daki Gadjah Mada Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler bölüm başkanı olan Nur Rachmat Yuliantoro, Prabowo’nun Endonezya’nın bağlantısız konumunu her iki süper gücün ülkedeki rekabet halindeki çıkarlarından faydalanmak için kullanabileceğini söyledi.
Nur, “Çin’i, bir başka büyük aktör olan ABD’nin gücüne karşı yeterli bir denge unsuru olabilecek büyük bir aktör olarak görüyor” dedi ve ekledi: “Endonezya, mevcut güvenlik garantilerinin faydalarını en üst düzeye çıkarmaya çalışırken muhtemelen ortada bir pozisyon almaya devam edecektir.”
Yatırım meselesi
Endonezya dünyanın en büyük nikel rezervlerine sahip ve 2020 yılında rekabetçi bir elektrikli araç ve batarya tedarik zinciri kurma stratejisinin bir parçası olarak nikel cevheri ihracatını yasakladı. Çin, sadece 2022 yılının ilk yarısında Endonezya’nın nikel sektörüne 3,6 milyar ABD doları yatırım yaparak hevesini gösterdi.
Çin yatırımları Endonezya’nın Widodo liderliğindeki altyapı hamlesinde de, özellikle de ekim ayında Jakarta tarafından başlatılan Güneydoğu Asya’nın ilk yüksek hızlı demiryolu gibi projelerde önemli bir rol oynadı.
Bazı analistler Prabowo’nun, Widodo’nun Çin ile yıllar içinde, özellikle de Pekin’in Kuşak ve Yol Girişimi aracılığıyla kurduğu ekonomik işbirliğini bozacak bir şey yapmasının pek olası olmadığını söyledi. Çin, Endonezya’nın en büyük ticaret ve yatırım ortağı konumunda.
Nur, Prabowo’nun Widodo’nun politikalarını devam ettireceğini ve “özellikle yatırım ve altyapı geliştirme bağlamında” Pekin ile yakın bağlarını sürdüreceğini öngördü.
Nur, Endonezya’nın Widodo’nun görev süresi boyunca Çin ile kurduğu ilişkinin “büyük ölçüde değiştirilemeyecek kadar değerli” olduğunu ve bunu yapmanın “Endonezya’ya sadece zarar getireceğini” savundu.
Geçtiğimiz eylül ayında Cakarta’ya bir ziyaret gerçekleştiren Çin Başbakanı Li Qiang, Endonezya’ya 21,7 milyar ABD doları tutarında yeni Çin yatırımı sözü vererek Widodo’nun geçtiğimiz temmuz ayında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile bir araya geldiğinde verdiği 44,89 milyar ABD doları tutarındaki taahhüde bir yenisini eklemişti.
Öte yandan bazı analistler ise, eski generalin borç endişeleri nedeniyle altyapı finansmanını artırma umuduyla Çin’le daha fazla yakınlaşmayacağını düşünüyor. Tom Pepinsky, Prabowo için, “Sanırım Sri Lanka ve Kenya gibi kendilerini Çin yatırımlarına bağımlı bulan ülkelerin kaderinin farkında ve Çin bu borçları yeniden müzakere etmiyor” dedi.
Prabowo geçen ay yapılan bir başkanlık tartışması sırasında Endonezya’nın şu anda dış borçlarını diğer ülkelerin egemenliğini yıkmasını engelleyecek bir oranda ödeme konusunda iyi bir konumda olduğunu söylemişti: “Şu anda dış borcumuzun GSYH’ye oranı yüzde 40 civarında olup dünyadaki en düşük oranlardan biridir. İhtiyatlı ve iyi bir yönetimle ve doğru ekonomik stratejiyle, özellikle de aşağı havza yoluyla, artık pazarlık konumumuzu güçlendirebiliriz. Diğer ülkelerin bize müdahale etmek istemesi konusunda çok endişeli değilim. Saygınlığımız yüksek, asla temerrüde düşmeyiz. Bize müdahale edilememesi için güçlü bir savunma gücüne sahip olmalıyız.”
Merkez bankası verilerine göre Endonezya’nın dış borcu 2023’ün üçüncü çeyreğinde 393,7 milyar ABD Doları ya da GSYH’sinin yüzde 28,9’u olarak kaydedildi.
Güney Çin Denizi sorunu ve ABD ile ilişkiler
Prabowo’nun karşı karşıya kalacağı konulardan birinin de Pekin’in büyük bir kısmında hak iddia ettiği Güney Çin Denizi olacağı düşünülüyor. Ancak Prabowo, savunma bakanı olduğu dönemde Çin ile ASEAN üyeleri arasında kaynak zengini sularda yaşanan toprak anlaşmazlıklarını diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ettiğini ifade etmişti.
Prabowo, 2021 ASEAN-Çin Savunma Bakanları Toplantısının ardından yaptığı açıklamada, karşılıklı güvene dayalı diyalog ve istişarelerin ihtilaflı su yolundaki tüm sorunları çözebileceğini ve tüm taraflar arasındaki toprak iddialarını ve haklarını belirleyecek bir Güney Çin Denizi davranış kuralları üzerinde devam eden müzakereleri desteklediğini söylemişti.
Öte yandan ocak ayındaki bir başkanlık tartışmasında Güney Çin Denizi konusu gündeme geldiğinde Prabowo, Endonezya’nın Kuzey Natuna Denizi’nde kendini savunabilmesi için deniz savunma kabiliyetlerini güçlendirmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Çin’in hak iddia ettiği dokuz çizgi çizgisinin bazı bölümleri Endonezya’nın Natuna Adaları yakınlarındaki münhasır ekonomik bölgesiyle çakışıyor ve Çin’in bu sularda balıkçılık hakkı iddia etmesi geçmişti iki ülke arasında sorunlara yol açmıştı. Prabowo’nun deniz savunmasını artırmaktan bahsetmesi, okyanusun bu kısmında Endonezya’nın egemenliğini uygulama konusunda daha sert olabileceğine işaret ediyor.
Prabowo’nun kampanya manifestosu da Güney Çin Denizi’ni Cakarta için stratejik bir sorun olarak tanımlıyor ve Endonezya’ya yönelik potansiyel tehditleri en aza indirmek için tartışmalı su yolu üzerinde ABD ve Çin arasında gelecekte yaşanabilecek çatışmaların öngörülmesi gerektiğini belirtiyor.
Queensland Üniversitesi’nden Ahmad Rizky Umar, Prabowo’nun “ABD ile ilişkileri savunma düzeyinde, özellikle de Güney Çin Denizi bağlamında güçlendirmek” istediğini savundu. Pek çok Endonezyalı general gibi Prabowo da askeri eğitiminin bir parçası olarak Batı’da kapsamlı bir deneyim kazandığını vurguladı. Prabowo’nun eğitiminin bir bölümünü ABD’nin Fort Bragg, şimdiki adıyla Fort Liberty’de ve Almanya’da almasının, Endonezya’nın savunma konusunda ABD ile onlarca yıldır süren bağlarına işaret ettiği düşünülüyor.
Umar, “Prabowo, özellikle Endonezya’nın savunma teçhizatının modernizasyonu bağlamında, savunma sektöründe ABD ile daha güçlü ilişkiler kurarak [ABD-Çin arasındaki yükselen rekabette] dengeyi koruyacaktır” dedi.
Asya
Çin’le 110 milyar dolarlık ilaç anlaşmaları ABD’nin hedefinde

ABD Hazine Bakanlığı Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yatırımı kısıtlamayı önerirken Pekin de hücre ve gen tedavisi gibi teknolojilerin yabancılara satışını yasaklamaya hazırlanıyor. Çinli şirketlerin yalnızca 2026’nın ilk yarısında yaklaşık 110 milyar dolarlık 81 lisans anlaşması imzaladığı sektörde, Mart 2027’ye kadar netleşmesi beklenen kurallar ilaç devlerinin tepkisini çekti.
ABD ile Çin arasındaki ticari rekabette biyoteknoloji yatırımları yeni cephe haline geldi.
Politico’nun ABD kural taslağına ve sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine dayandırdığı haberine göre Washington, Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yapılacak yatırımları kısıtlamayı önerirken Pekin de teknolojilerin yurt dışına satışını sınırlamaya hazırlanıyor.
ABD Hazine Bakanlığının hazırladığı taslak; biyoüretim, biyolojik tasarım ve dizileme teknolojileri, beyin-bilgisayar arayüzleri ile otomatikleştirilmiş bilimsel araştırmalara yönelik belirli yatırımların yasaklanmasını öngörüyor.
Nihai kuralların Mart 2027’ye kadar kabul edilmesi gerekiyor.
Hazine Bakanlığı yetkilisi, lisans anlaşmalarının taslak kapsamına girmediğini belirtti ancak kısıtlamaların ilaçların ortak geliştirilmesini ve tanıtımını etkileyip etkilemeyeceğine açıklık getirmedi.
Haberde, ilaç üreticileri Pfizer, Bristol Myers Squibb ve Roche’un bu yıl Çinli geliştiricilerle milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzaladığı hatırlatıldı.
İlaç şirketleri kısıtlamalara karşı çıkıyor, Pekin karşı adım hazırlıyor
ABD’li ilaç şirketleri, gelecek vaat eden ilaçlara erişimin tehlikeye gireceği endişesiyle kısıtlamalara itiraz ediyor.
Biotechnology Innovation Organization Başkanı John Crowley, “Çin’deki bir laboratuvar çocuklarda görülen nadir bir kanser türüne ilaç geliştirirse, ABD vatandaşlarına ve şirketlerine buna dokunamayacaklarını nasıl açıklayacağız?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
PhRMA Başkan Yardımcısı Jocelyn Ulrich ise ilaçlar ABD’de geliştirildiği, test edildiği ve tescil edildiği sürece Çin kaynaklı bir ulusal güvenlik tehdidi görmediğini vurguladı.
ABD Kongresinde kısıtlamaları savunanlar ise Amerikan sermayesinin Çin’deki sektörü güçlendirmesinden endişe duyuyor.
Temsilciler Meclisi Çin Özel Komisyonu Başkanı John Moolenaar, biyoteknoloji yatırımlarının sınırlandırılması ve lisans anlaşmalarının denetlenmesi çağrısı yapmıştı. Pekin cephesinde de benzer bir kısıtlama hazırlığı var.
Politico’nun aktardığına göre Çin yönetimi, hücre ve gen tedavisi dahil bir dizi biyofarmasötik teknolojinin yabancılara satışını yasaklamayı, erişimi yalnızca lisanslar üzerinden sürdürmeyi önerdi.
Çin sağlık sistemi uzmanı Yanzhong Huang, bu adımla temel fikri mülkiyetin ülke içinde tutulmasının ve şirketlerin bundan gelir elde etmesinin hedeflendiğini değerlendirdi.
Adı açıklanmayan ABD’li bir sektör temsilcisi ise söz konusu önlemlerin Washington’a karşı koz oluşturduğunu ileri sürdü.
Reuters’ın temmuz ayında Çin ilaç piyasası düzenleyici kurumunun verilerine dayandırdığı haberine göre, Çinli şirketler 2026’nın ilk yarısında yenilikçi ilaçların yurt dışında lisanslanması için toplam değeri yaklaşık 110 milyar doları bulan 81 anlaşma imzaladı; hakları satın alanlar arasında ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya’dan şirketler de yer aldı.
Washington, Çin’in diğer teknoloji sektörlerine yönelik yatırımları halihazırda sınırlandırıyor. ABD Hazine Bakanlığı; yarı iletkenleri, mikroelektroniği, kuantum teknolojilerini ve belirli yapay zeka sistemlerini kapsayan kuralları Ekim 2024’te onaylamıştı.
2 Ocak 2025’te yürürlüğe giren bu düzenlemelere gerekçe olarak, söz konusu teknolojilerin askeri alanda, istihbaratta ve siber operasyonlarda kullanılma riski gösterilmişti.
Asya
Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.
Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.
Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.
Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.
Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.
Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.
Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.
Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.
Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.
Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü
Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.
O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.
Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.
Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.
Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.
Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.
Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor
Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.
Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.
Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.
Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.
Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.
Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.
Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.
Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.
Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor
Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.
Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.
Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.
Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.
Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.
Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.
Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.
Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.
Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.
Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.
Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.
Asya
Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.
Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.
Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.
Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.
Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.
Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.
Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.
Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.
Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.
Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.
Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.
Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.
Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.
Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.
Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.
Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.
Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.
Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.
Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.
SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.
Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.
Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi










