Avrupa
Eski Almanya Maliye Bakanı yazdı: Almanya’nın esas ortağı Rusya, Amerika değil

Almanya’nın eski Maliye Bakanı ve Sosyal Demokrat Parti’nin eski başkanı Oskar Lafontaine, İsviçre’nin etkili dergilerinden Weltwoche‘de yazdı: “Almanya’nın esas ortağı Rusya, Amerika değil. Hükümet ne zaman bunun farkına varacak?”
Makalenin tamamını sizler için çevirdik.
Çeviren: Gülçin Akkoç
***
Almanya’nın esas ortağı Rusya, Amerika değil. Hükümet ne zaman farkına varacak?
Oskar Lafontaine, 13.10.2023
Almanya’da barış için çok etkili olan Doğu ve yumuşama politikasından vazgeçildi ve yerini çatışma politikası aldı. Alman hükümeti kendi çıkarlarını gözetmeden ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırım politikasına itaatkar şekilde uydu. Özellikle Rus ordusu Ukrayna’yı işgal ettikten sonra, yaptırımlar ard arda gelmeye başladı. Rusya’ya karşı ajitasyon ve ABD’ye yaranma söz konusu olduğunda rakip tanımayan Alman AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, en önde yer aldı. Ruh ikizi Alman Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da “Şimdi Rusya mahvedilmek isteniyor” dedi.
Atak geri tepti. Yıkılan Rusya olmadı, onun yerine Alman sanayisi ciddi zarar gördü ve görmeye devam ediyor. Eğer uluslararası rekabette ayakta kalmak istiyorsa, Rusya’dan uygun fiyatlı enerji ve ucuz hammadde almaya bağımlı. Rus enerji kaynaklarının ve hammaddelerinin yerini hiçbir şeyin tutmayacağını son birkaç ay gösterdi. “Trafik ışığı koalisyonu” Almanya’yı gülünç duruma düşürdü. Şu anda Belçika üzerinden sıvılaştırılmış gaz şeklinde çok daha pahalıya Rus gazı ve Hindistan üzerinden çok daha pahalıya Rus petrolü alıyoruz, Alman enerji fiyatları tavan yapıyor.
Putin’in Teklifi
Başka hiçbir Avrupa hükümeti bu kadar akılsızca davranmamıştır ve bu yüzden Avrupa’nın en akılsız hükümetine sahip olduğumuz yargısı oldukça haklıdır. Her şeyden önce Hessen ve Bavyera’daki seçmenler ‘trafik ışığına’ bunun faturasını kesti. Şaşırtıcı şekilde Putin, birkaç gün önce Kuzey Akım üzerinden Rus doğalgaz sevkiyatını yeniden başlatmayı teklif etti. Sorumluluk sahibi olan her Alman hükümeti bu teklifi kabul ederdi çünkü Alman sanayisinin rekabet gücünü yeniden tesis etmenin ve Alman şirketlerinin artan göçünü durdurmanın tek yolu budur.
Ancak ABD’nin Alman siyasetindeki kuklaları o kadar itaatkar ki, sendikaların alarm çığlıklarına rağmen, Alman sanayisinin düşüş eğilimini durdurma istekleri yok. Çünkü ana muhalefet partisi CDU/CSU’nun başında daha fazla yaptırım talep eden Blackrock lobicisi Friedrich Merz var.
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’a bir süre önce Putin iktidarda kaldığı sürece Ukrayna’nın güvende olup olmayacağı sorulduğunda, “politikasını 360 derece değiştirmediği sürece, hayır’’ demişti. Elbette 180 derece demek istemişti ve bu talebin neden kendisine ve ‘trafik ışığına’ yansıdığını henüz kavrayamamıştı. Yalnızca Almanya dış politikasını temelden değiştirir ve Avrupa’da barışın yalnızca Rusya’nın güvenlik çıkarları da dikkate alındığında sağlanabileceği yeniden anlaşılırsa, yani güvenliğin birbirine karşı değil ancak birlikte sağlanabileceği yeniden anlaşılırsa, Ukrayna halkının da gelecekte kalıcı olarak barış içinde yaşama şansı olabilecektir.
Yıllarca Rusya’nın güvenlik çıkarları dikkate alınmadığı için ve Gorbaçov, Yeltsin ve Putin’in Rusya’yı da içeren ortak bir Avrupa güvenlik mimarisi talepleri ABD’nin baskılarıyla kaba şekilde reddedildiği için, Ukrayna’da şu anda savaş var. Savaşın Rus ordusunun 24 Şubat 2022’deki Ukrayna’ya girişiyle başladığını söyleyemeyiz, çok daha önce başladı. Savaş en geç 2014 yılında, Joe Biden ve Victoria Nuland tarafından organize ve finanse edilen darbeyle başladı. Rusça konuşan doğu Ukraynalılara karşı yapılan ‘terörle mücadele operasyonu’, 14.000 kişinin ölümüyle sonuçlandı ve Ukraynalı milliyetçiler ve faşistler iktidara geldi.
Savaş sonrası dönemde yalan yaşam
Amerikalı jeostratejist George Friedman Chicago’da 2015 yılında yaptığı ünlü konuşmada, ABD’nin Ukrayna’ya asker ve füze yerleştirmesinin Almanya’ya bağlı olduğunu haklı olarak ifade etmişti. Angela Merkel’in ise sonradan “Ukrayna’yı silahlandırmak için zaman kazanmak’’ olarak adlandırdığı direnişi ise çok zayıf kalıyordu. ABD ise Avrupalıların endişelerini görmezden geldi, “AB’yi boş ver’’(Nuland). Ukrayna’yı yeniden silahlandırdı ve Ukrayna ordusunu adım adım NATO yapılarına entegre etti. Mihail Gorbaçov 9 Temmuz 2016 gibi erken bir tarihte, eski Varşova Paktı ülkelerinin yeniden silahlanması ve ABD askerlerinin ve füzelerinin Rusya sınırlarının yakınlarına yerleştirilmesi konusunda “NATO, soğuk savaştan sıcak savaş hazırlıklarına geçiyor’’ yorumunu yapmıştı. NATO, yani ABD tarafından hazırlanan ve Gorbaçov tarafından öngörülen sıcak savaş şimdi artık kapımızda.
Alman dış politikasının Alman halkının çıkarlarını temsil etmesi bekleniyorsa, 2021’de ABD’ye bağlı Yeşiller Partisi’nin katılımıyla “trafik ışığı koalisyonunun’’ iktidara gelmesinden beri, herhangi bir Alman dış politikası yoktur. Scholz hükümeti Almanya’ya büyük ölçüde zarar vermekte ve ABD Başkanı Eisenhower’ın 1960’larda uyardığı, ABD askeri-endüstriyel kompleksinin çıkarlarına hizmet etmektedir.
16 Mayıs 2023’de ABD’li üst düzey güvenlik uzmanları New York Times gazetesinde NATO’nun doğuya doğru genişlemesinin neden tanınmış Amerikalı siyasetçilerin bütün itirazlarına rağmen gerçekleştiğini ve eski ABD Başkanı Eisenhower’ın ABD askeri- endüstriyel kompleksi hakkındaki uyarısının neden bir kez daha doğrulandığını gerekçelendirmişlerdi: “Silah satışlarından elde edilen kar önemli bir faktördü. NATO’nun genişlemesine karşı çıkan bir grup yeni muhafazakar ve ABD’deki silah üreticilerinin üst düzey yöneticileri NATO’nun genişlemesi için Amerikan Komitesi’ni kurdu. 1996 ve 1998 yılları arasında en büyük silah üreticileri, lobi faaliyetleri için 51 milyon dolar (bugün 94 milyon dolarak denk geliyor) ve kampanyalar için de milyonlarca dolar daha harcamışlardı. Bu cömertlik sayesinde NATO’nun doğuya doğru genişlemesi hızla tamamlanmış oldu.’’ ABD Senatosu ve Kongresinde çoğunluğu kontrol eden ABD silah endüstrisi, NATO üyelerini silahlandırarak ve Ukrayna’ya sürekli silah tedarik ederek milyonlarca dolar kazandı ve kazanmaya devam ediyor.
Avrupa’da barış istiyorsak, Alman dış politikasını temelden değiştirmeliyiz. Savaş sonrası Almanya’sının yalan hayatlarının yerini, Almanya’nın jeostratejik durumunun ve çıkarlarının aklı başında bir analizi almalıdır. ABD Normandiya’ya sadece Almanya’yı Hitler faşizminden kurtarmak istediği için değil, aynı zamanda Almanya’yı Sovyetler Birliği’ne bırakmak istemediği için çıktı. Almanya’da askeri üslerinin bulunmasının sebepleri de bizi korumak değil; dünyaya hükmetme iddiaları, kaynak savaşları ve drone savaşları için bu askeri tesislere ihtiyaçlarının olması.
Fikir çok basit: ABD bize karşı hiç de dostane değil. Bizi ekonomik olarak zayıflatması gereken bir vasal ve rakip olarak görüyorlar ve bu yüzden de Alman sanayisinin Rusya’dan ucuz enerji ve hammadde tedarik etmesini engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Rusya ise kendisinden önceki Sovyetler Birliği gibi, Almanya ve Avrupa ile kendi çıkarları doğrultusunda iyi ekonomik ilişkiler kurmak istiyor. Enerji ve hammadde tedariki için alıcılara ve kendi sanayisini kurmak için Avrupa teknolojisine erişime ihtiyacı var.
Almanya’ya Savaş İlanı
Charles de Gaulle “devletlerin dostları yoktur, çıkarları vardır” demiştir. Almanya ve ABD pek çok açıdan çatışan çıkarlara sahipken, Almanya ve Rusya ise pek çok ortak çıkara sahiptir. On yıllardır propaganda ve yalanlarla zehirlenmiş Alman kamuoyuna “Rusya’nın doğal ortağımız olduğunu, çünkü ekonomik işbirliği yapmak gibi ortak çıkarlarımız olduğunu, ABD’nin ise jeostratejik nedenlerle ekonomik olarak güçlenmemizi engellemek istediğini’’ anlatmak çok zor. Joe Biden tarafından duyurulan ve devreye sokulan Kuzey Akım doğalgaz boru hattının havaya uçurulması da Almanya ve Avrupa’ya savaş açmakla eşdeğerdir ve bunun bir kanıtıdır.
ABD dünya nüfusunun yalnızca %4’ünü oluşturmasına rağmen Washington’daki politikacılar ve şirket liderleri ABD’nin dünyaya hakim olması gerektiği gibi büyüklük yanılsamalarına kapılmaktadır. Bu yüzden de ABD politikası yapısal olarak saldırgandır. ABD’nin düşman ilan ettiği Rusya ve Çin’i sistematik olarak kuşattığını görmek için haritaya bakmak yeterli. Tüm ülkeler arasından açık ara en büyük savaş bütçesine sahip olan ABD, her kıtada 900 askeri istasyon bulundurmaktadır. 2022 yılında, Amerikan Kongresi’nin Alman Federal Meclisi’nin Bilimsel Hizmetleri ile karşılaştırılabilir bir kurumu olan Kongre Araştırma Servisi, ABD’nin 1991 yılından 2022’ye kadar en az 251 askeri müdahale gerçekleştirdiğini tespit etmiştir.
Eski ABD Başkanı Jimmy Carter, haklı olarak ABD’yi dünya tarihinin en savaşçı ülkesi olarak nitelendirmiştir. Ünlü Amerikalı entelektüel Noam Chomsky de ABD’yi pek çok ülkedeki istikrarsızlıktan sorumlu başlıca terörist devlet olarak nitelendiriyor. Bugün Almanya’da insanlar göçün sınırlandırılmasından bahsediyorsa, bariz problemin adını koymak gerekiyor. ABD’nin Afganistan, Irak, Suriye ve Libya’da yürüttüğü savaşlar, Avrupa’ya yönelik giderek artan göç dalgalarının başlıca sebebidir.
Bu nedenle Rusya’nın dahil olacağı ve eğer dünyaya hakim olma hayallerinden vazgeçerlerse ABD’nin de dahil olacağı bir Avrupa güvenlik mimarisine ihtiyacımız var. Ancak dünyaya hakim olma iddiasında bulunan ve yüzlerce askeri müdahaleden sorumlu olan bir devlet, bir savunma ittifakına liderlik edemez. De Gaulle ve Adenauer, Giscard d’Estaing ve Schmidt, Mitterand ve Kohl, Chirac ve Schröder’in yaptığı gibi Fransa Cumhurbaşkanı ve Almanya Şansölyesi de birbirlerini anlamak ve bir Avrupa güvenlik mimarisi inşa etmek için birlikte çalışmak zorundadır. Charles de Gaulle bir zamanlar ABD’yi “Avrupa’nın kızı’’ olarak adlandırırken, artık Avrupalıların dünya barışı için en büyük tehdidin Rusya ya da Çin değil, ABD olduğunu fark etmelerinin zamanı gelmiştir. Washington değil, ama Moskova Avrupa’nın bir şehridir.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Diplomasi6 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor









