Avrupa
Eurovision, “hassas jeopolitik durumlarda” bulunan ülkelerin ev sahipliği yapmasını yasakladı

Eurovision, silahlı çatışmaya veya başka herhangi bir “hassas jeopolitik duruma” karışmış ülkelerin yıllık şarkı yarışmasına ev sahipliği yapmasını engellemek için kurallarını değiştirdi.
Bu değişiklik, yarışmanın son iki yılının İsrail’in katılımıyla ilgili tartışmaların gölgesinde geçmesi üzerine geldi.
Beş ülke, İsrail ile birlikte yarışmak yerine 2026 yarışmasına karşı daha önce görülmemiş bir boykot düzenledi.
Buna rağmen İsrail, 2025 ve 2026 yarışmalarında kazanmaya çok yaklaşmış ve halk oylamasında güçlü bir destek almıştı.
İsrail’in kamu yayıncısı KAN, sonuçların kitlesel oylama kampanyalarıyla haksız bir şekilde etkilendiği yönündeki iddiaları yalanlamıştı.
Eurovision, 56 ülkeden 113 kamu hizmeti medya kuruluşunun oluşturduğu bir ittifak olan Avrupa Yayıncılar Birliği tarafından düzenleniyor.
Genellikle, yarışmayı kazanan ulusal yayıncı, bir sonraki yarışmayı kendi ülkesinde düzenler.
Bazı istisnalar da olmuştu. Ukrayna 2022 yarışmasını kazandığında, organizatörler, savaş nedeniyle güvenlik endişeleri doğduğu için ülkenin ertesi yılki yarışmaya ev sahipliği yapamayacağını açıklamıştı.
Yeni kurallar uyarınca, “silahlı bir çatışma, hassas bir jeopolitik durum veya devletin ya da yakın bölgenin güvenliğini, emniyetini veya istikrarını önemli ölçüde etkileyen herhangi bir durum” söz konusu olduğunda, kazanan yayıncı otomatik olarak ev sahipliği yapma hakkını kaybedecek.
Organizatörler, kazananın yarışmaya güvenli bir şekilde ev sahipliği yapıp yapamayacağını belirlemek için yine de bağımsız bir güvenlik değerlendirmesi yaptırabilir.
Kazananın ev sahipliği yapamayacağına karar verilirse, yayıncılar birliği bir alternatif seçme yetkisine sahip.
Organizatörler, kural değişikliğinin Viyana’da düzenlenecek 2026 yarışmasının ardından “katılımcı yayıncıların geri bildirimleri” doğrultusunda yapıldığını belirtti.
Bu kurallar, yarışmanın Bulgaristan’da düzenleneceği gelecek yıldan itibaren geçerli olacak.
Eurovision direktörü Martin Green, “Bu değişiklikler, Eurovision Şarkı Yarışması’nı bu kadar özel kılan ruhu ve bütünlüğü korurken, tüm paydaşlara daha fazla netlik sağlamak, sanatçıları korumak ve yarışmanın güvenli ve misafirperver bir ortam sunmaya devam etmesini sağlamak amacıyla yapılmıştır,” dedi.
Avrupa
Ukrayna’ya yapılan askeri yardımda büyük artış

AB’nin yeni finansman desteğiyle güçlenen Ukrayna’ya yönelik askeri yardım, haziran ayında, ABD’nin fon desteğini kesmesinden bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Kiel Enstitüsü’nün açıkladığı verilere göre, Şubat 2025’ten önce, bağışçılar Kiev’e aylık ortalama 3,46 milyar avro tutarında askeri yardım tahsis ediyordu.
Kiev’e Haziran ayında 7,2 milyar avroluk askeri yardım tahsis edildi. Bu, Nisan 2024’te alınan 9,04 milyar avrodan bu yana en yüksek tutar.
ABD’nin fon desteği Şubat 2025’te kesilmişti.
Düşünce kuruluşunun “Ukrayna Destek Takipçisi”ne göre, bu rakam, Şubat 2022’de savaşın başlamasından bu yana bağışçılardan gelen en büyük üçüncü aylık askeri finansman artışı.
Bu artışın başlıca nedeni, Avrupa Birliği’nin yeni Ukrayna Destek Kredisi oldu.
Bu kredi, Avrupa kurumlarının mayıs-haziran aylarında 4,3 milyar avroluk askeri yardım tahsis etmesine yardımcı oldu.
90 milyar avroluk AB kredisi, 2026 ve 2027 yıllarında Ukrayna’nın bütçe ve savunma ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla devreye sokuldu.
Kiel’deki “Ukrayna Destek Takipçisi” projesinin sorumlusu Taro Nishikawa, “Ukrayna Destek Kredisi’nin hızlı bir şekilde devreye girmesi, Ukrayna’ya olumlu bir sinyal gönderiyor,” dedi.
Kredi desteğinin yanı sıra, Ukrayna ordusunu desteklemek için Almanya 700 milyon avro, Danimarka 600 milyon avro ve Hollanda 500 milyon avro tahsis etti.
Ne var ki uzun vadeli finansman seviyeleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın desteği kesmeden önceki seviyelerin altında kalmaya devam ediyor.
O tarihten bu yana bu rakam 2,94 milyar avroya düştü.
ABD artık Ukrayna’nın savaş çabalarına doğrudan katkıda bulunmasa da, silahları hâlâ kilit bir rol oynuyor.
Avrupa, giderek artan bir şekilde ABD’li savunma şirketlerinden silah satın alıyor ve mevcut ABD askeri stoklarından teslimatlar alıyor.
Ukrayna Destek Takipçisi’nin baş analisti Federico Mellace şunları söyledi:
“ABD, şu anda Avrupa’nın yalnızca sınırlı sayıda alternatifi bulunan Patriot gibi sistemlerin ana tedarikçisi olmaya devam ediyor. Uzun vadede asıl soru, Avrupa’nın bu bağımlılığı kademeli olarak azaltmak için ABD’nin kilit savunma sistemlerine güvenilir alternatifler geliştirip üretebilecek olup olmadığı olacak.”
Avrupa
Tuna’da su krizi: Romanya, nükleer santralini kapatıyor

Hükümetin çarşamba günü yaptığı açıklamada, Romanya’nın tek nükleer santralini perşembe günü kapatmaya başlayacağını duyurdu.
Katar, Tuna Nehri’nin su seviyesinin bu hafta rekor düzeyde düşmesi ve santralin tamamen kapatılmasını önleme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından alındı.
Bu, 2003’teki kuraklıktan bu yana santralin ilk kapatılması olacak. Bu yıl Avrupa genelinde görülen eşi benzeri görülmemiş sıcak dalgaları ve yağış eksikliği, santralin soğutulmasında kullanılan Tuna su seviyesinin keskin bir şekilde düşmesine neden oldu.
Enerji Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Mevcut hidrolojik koşullar çerçevesinde, Cernavodă (Boğazköy) Nükleer Santrali’nin 2. ünitesi yarından itibaren kontrollü bir şekilde kapatılacak,” dedi.
Açıklamada, rüzgar enerjisi üretimi ve ithalat dahil olmak üzere alternatif kaynakların elektrik arzını karşılayacağı belirtilirken, “sorumlu tüketim” çağrısı da yinelendi.
Tuna’da rekor kuraklık bölgeyi vurdu: Nükleer santraller durdu
Genellikle bu Doğu Avrupa ülkesinin toplam elektriğinin beşte birini üreten santral, geçen ayın sonunda iki adet 700 MW’lık nükleer reaktöründen birini zaten kapatmıştı.
İkinci reaktörün de kapatılması bekleniyordu ama Tuna Nehri’nden santrale daha fazla su yönlendirmek için yapılan tarama çalışmaları ve diğer faaliyetler biraz zaman kazandırdı.
Toplam maliyeti iki milyon avrodan (2,3 milyon dolar) fazla olarak bütçelenen bu çabalar, akıntıyı yönlendirmek amacıyla bir kayanın patlatılmasını ve kayalarla doldurulmuş dört mavnanın nehre batırılmasını da içeriyor.
Cernavodă santrali, 2003 yılında sadece bir reaktörün faaliyette olduğu dönemde birkaç hafta boyunca kapatılmıştı.
Romanya, nükleer santral soğutması için Tuna’da kontrollü patlama düzenledi
Komşu Macaristan ise, yine Tuna suyuyla soğutulan nükleer santralinin tamamen kapatılmasını şu ana kadar önleyebildi.
Tuna nehrinin su seviyesinin daha da düşmesi beklenirken, Macaristan Başbakanı Peter Magyar, hükümetin Paks santrali yakınlarında su altı bendinin inşasını emrettiğini duyurdu.
Ayrıca, su seviyesini yükseltmek amacıyla batırılabilecek iki adet 80 metrelik mavna da Paks’ta konuşlandırılıyor.
Dört nükleer reaktöründen elde edilen üretimle genellikle bu Orta Avrupa ülkesinin elektrik ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayan Paks santrali, geçen ayın sonundan bu yana kısmen kapatılmış durumda.
Avrupa
Burnham’ın ilk Palantir sınavı yaklaşıyor

Başbakan Andy Burnham’ın, Birleşik Krallık’ın dijital egemenliğini güçlendirmek amacıyla “İngiliz yapımı” yapay zeka ürünleri satın alma sözü Palantir ile sınanacak.
POLITICO’nun aktardığına göre İngiliz hükümeti, Palantir’in Ulusal Sağlık Servisi’ne (NHS) “Federated Data Platform”u (FDP) tedarik etmek üzere imzaladığı 330 milyon sterlinlik sözleşmeyi yenilemeyi bu yıl sonuna kadar karara bağlayacak.
Hükümet ayrıca, hastaların dağınık sağlık verilerini bir araya getirecek yeni bir dijital kayıt sistemi olan Tek Hasta Kaydı (SPR) kapsamında ilk sözleşmeleri de imzalayacak.
Palantir’in SPR ihalesine girip girmediği belirsiz olsa da, bazı İngiliz milletvekilleri, FDP’nin ardından hükümeti Palantir’i potansiyel tedarikçi listesinden çıkarmaya çağırdı.
Bu arada, İçişleri Bakanlığı da polis veri setlerini entegre etmek için yıllık maliyeti 250 milyon sterlin olarak tahmin edilen iddialı bir plan geliştiriyor; Palantir bu ihalede de yarışıyor.
Bu kararlar, milletvekilleri, aktivistler ve İngiliz teknoloji sektörünün bazı kesimlerinin, hükümetin ABD’li yabancı teknoloji devlerine olan bağımlılığını azaltması ve bunun yerine İngiliz alternatiflerini desteklemesi yönünde yoğun siyasi baskı uygulamasının ardından geldi.
Burnham, başbakan olduğundan bu yana Palantir konusunda henüz bir açıklama yapmasa da, selefi Keir Starmer döneminde başlatılan ihale reformlarını temel alarak “hükümetin gücünü İngiliz iş dünyasını desteklemek için kullanacağına” söz verdi.
Öte yandan bu karardan şüphe duyanlar, Birleşik Krallık’ın transatlantik gerilimleri alevlendirme ve en iyi teknolojilerden mahrum kalma riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıyor.
Hatta karara destek verenler bile, bu vaatlerin yerli işletmeler için somut anlaşmalarla sonuçlanmadığı sürece pek bir anlam ifade etmeyeceğini söylüyor.
İngiltere hükümetinin harcamalarını takip eden bir istihbarat platformu olan Tussell’e göre, İngiltere 2025 yılında 1,2 milyar sterlinlik yapay zeka hizmeti satın aldı ve bu rakamın önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artması bekleniyor.
2018’den bu yana, devletin yapay zeka harcamalarının yarısından fazlası Palantir, Microsoft ve IBM gibi ABD’li firmalara gitti.
Haziran ayında, dönemin Şansölyesi Rachel Reeves bu durumu değiştireceğine söz vermiş ve bakanlıklara, “dayanıklılığımızı güçlendirmek ve Birleşik Krallık’ın tedarik zinciri şoklarına karşı savunmasız kalmamasını sağlamak” amacıyla yapay zeka da dahil olmak üzere dört alandaki sözleşmelerde ihale kurallarını aşmak için “ulusal güvenlik istisnalarını” kullanma talimatı vermişti.
Birleşik Krallık, orduyu Palantir’in yapay zekası ile değerlendiriyor
Bir yapay zeka girişiminin başkanlığını yürüten İşçi Partisi üyesi ve eski bakan Paul Drayson, bu talimatın “gerçekten memnuniyet verici” olduğunu ve çoktan uygulanması gerektiğini belirterek, diğer ülkelerin yıllardır “ulusal çıkar” gerekçesiyle ihale süreçlerini kullandığını vurguladı.
Bu kılavuz, yetkililerin katı “paranın karşılığını alma” kriterlerinden saparak “yerli kapasitenin rolü” gibi faktörleri dikkate almalarına olanak tanıyor.
Fakat Drayson, bunun gerçek dünyadaki etkisinin “siyasetçilerin, bunun vergi mükellefleri için neden doğru bir adım olduğunu savunmasını” gerektireceğini belirtti ve “Gelire dönüşene kadar, startup’lar için hiçbir fark yaratmaz,” dedi.
Reeves’in halefi John Healey, son girişimin önceki hükümetin kamu alımları vaatleri gibi başarısız olmayacağı konusunda ısrarcı.
Healey bu ay, “Bunu, bir İngiliz hükümetinden daha önce görmediğiniz kararlı bir girişim olarak göreceksiniz,” diyerek, bakanlıkların “mümkün olduğunda değil, kasıtlı olarak İngiliz malı satın almasını” sağlayacağına söz verdi.
İngiliz yapay zeka firmaları şimdiden ihaleler kazanıyor ama bunlar henüz en hassas anlaşmalar değil ya da ABD’li rakiplerinin ölçeğinde değil.
Palantir, İngiliz devlet ve hükümet yetkililerini maaşa bağlamış
Savunma Bakanı Healey, aralık ayında Palantir ile 240 milyon sterlinlik bir sözleşme imzaladı ve bunun Birleşik Krallık Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarını karşılayabilecek tek şirket olduğunu iddia etti.
Palantir’in İngiltere CEO’su Louis Mosley, ABD’li şirketlerle ilişkilerin kesilmesinin İngiltere’nin en gelişmiş teknolojilere erişimini kaybetmesine yol açacağı konusunda uyarıda bulundu.
Eski bir NHS üst düzey yetkilisi olan Tom Bartlett de benzer şekilde, FDP’de Palantir’i kullanmaya şu anda “inandırıcı bir alternatif” bulunmadığını savundu.
Hazine Bakanlığı’nın kılavuzuna göre, ulusal güvenlik istisnaları yalnızca “uygun ve gerekçelendirilmiş durumlarda” ve “Birleşik Krallık’ın uluslararası ticaret anlaşmalarıyla tutarlı bir şekilde” kullanılmalı.
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Ortadoğu3 gün önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta öncePekin ve Brüksel, küresel enerji geçişinin kurallarını baştan yazıyor
Ortadoğu2 hafta önceYemen güçleri Saada semalarında Suudi Arabistan’a ait Vestel Karayel İHA’sını vurdu
Asya1 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi









