Bizi Takip Edin

Amerika

Fed, Wall Street’i sessizce “kurtarıyor”

Yayınlanma

Fed, nakit ödemelerde zorlanan bankalar için tasarlanmış pek bilinmeyen bir hükümet finans programı aracılığıyla, son birkaç ayda Wall Street’e neredeyse yarım trilyon dolarlık bir kaynak sağladı.

The Lever’in haberine göre ülkenin finansal istikrarını korumak için çalışan büyük merkez bankasının bölgesel şubesi olan New York Fed, 31 Aralık 2025’ten bu yana bankacılık sektörüne yaklaşık 97 milyar dolar aktararak yeni yıla başladı.

Bu hamle, New York Fed’in son zamanlarda Wall Street’e yaptığı bir dizi büyük nakit transferinin en sonuncusu.

Para enjeksiyonları 30 Haziran’da 11 milyar dolarlık bir transferle başladı. Ekim ayında transferler çok daha sık hale geldi ve araştırmacı haber kaynağı DCReport’un ilk kez bildirdiği gibi, Cadılar Bayramında 50 milyar dolarlık devasa bir para enjeksiyonuyla doruğa ulaştı.

Temmuz 2020’den bu yana çok az veya hiç para dağıtmayan New York Fed, son yedi ayda Wall Street’e toplam 420 milyar dolardan fazla para transfer etti ki bu, ilgili programın rekoru.

Karşılaştırmak gerekirse, bu toplam miktar, 2008 finansal krizi sırasında Sorunlu Varlık Kurtarma Programı kapsamında bankaları kurtarmak için Kongrenin onayladığı para miktarına neredeyse eşit.

Bu akışın ortasında, merkez bankası Wall Street’i programı kullanmaya teşvik etti ve bu tür işlemler için 500 milyar dolarlık üst sınırı kaldırdı, yani bankaların nakit likidite ihtiyaçlarını karşılamak için ne kadar borç alabileceklerine dair bir sınır yok.

New York Fed’in gizemli ve yeni yeniden yapılandırılmış bölümü aracılığıyla gerçekleştirilen tüm bu nakit enjeksiyonları, COVID-19 salgınının 2020 yılında finansal piyasalarda şok dalgaları yaratmasından bu yana gerçekleştirilen en büyük nakit kurtarma operasyonlarından bazılarını oluşturuyor.

Uzmanlar, Federal Rezerv’in kredi verme oranındaki bu artışın, bankaların ödemeleri yapmak ve kredileri dağıtmak için yeterli nakit paraya sahip olmadıklarını gösterebileceğini savunuyorlar.

Fakat bu işlemleri tetikleyen koşullar ve bunların daha geniş çaplı bir finansal krizin habercisi olup olmadığı hâlâ bilinmiyor. Örneğin, bu bilgilerin kurumların itibarını korumak amacıyla iki yıl boyunca gizli tutulduğu için, hangi bankaların bu fonları aldığı belli değil.

Haber yayınlandıktan sonra The Lever’a gönderilen bir e-postada, New York Fed, büyük miktarlı nakit enjeksiyonlarının rutin faaliyetler olduğunu ve bunların yaklaşan piyasa bozulmalarının habercisi olabileceği fikrine itiraz etti.

Banka sözcüsü, “[Bunlar] finansman operasyonlarına yardımcı olmak için verilen geçici kısa vadeli krediler… bunlar, öncelikle etkili para politikası uygulamalarını ve faiz oranı kontrolünü desteklemek için kullanılan, piyasanın işleyişini sağlayan araçlar,” diye yazdı.

Geri alım anlaşmaları olarak adlandırılan bu enjeksiyonlar, Fed’in bankalardan teminat olarak genellikle hazine bonoları ve ipotek teminatlı menkul kıymetler gibi varlıklar karşılığında nakit para alıp sattığı bir tür kısa vadeli kredi.

Fakat uygulamayı eleştirenlere göre, bu para sık sık hedge fonları ve diğer finans şirketlerinin eline geçiyor ve bu şirketler genellikle bu parayı, normal kredilerden daha karlı olabilen çeşitli menkul kıymetler ve türev ürünler üzerinde riskli bahisler yapmak için kullanıyor.

Bankalar, kötü finansal kararlarından kaynaklanan zararlarını karşılamak için Fed’in geri alım anlaşması operasyonunu kullanıyorlarsa, bu durum daha riskli finansal davranışları teşvik edebilir.

Bankalar, kredilerin ödemelerini yapmak ve kredi vermek için nakit paraya ihtiyaç duyduklarında genellikle önce özel piyasalara başvururlar. Fakat özel geri alım anlaşmaları için daha yüksek faiz oranları, sektörde son zamanlarda bir düşüşe yol açtı.

Bu nedenle New York Fed, devreye girerek bankaları, özel piyasada sunulan oranlardan daha uygun oranlar sunan kendi geri alım anlaşması sağlayıcısını kullanmaya teşvik etti.

Bu uygulama daha önce sadece acil durumlarda kullanılsa da, merkez bankası 2021 yılında bu operasyonu “daimi repo imkanı”na dönüştürdü. Böylece kriz dönemleri dışında da kredilerini genişletmek ve “piyasanın sorunsuz işleyişini desteklemek” amacıyla bu uygulamayı sürdürdü.

Tarihsel olarak, bankalar, çaresiz kalmadıkları sürece, kısa vadeli krediler için Fed’i kullanmaya isteksiz davranırlar, çünkü bu, piyasaya kurumun nakit sıkıntısı çektiği sinyalini verebilir.

Geçtiğimiz yıl boyunca Federal Rezerv, bankaları sistemi kullanmaya teşvik ederek bu önyargıyı kırmaya çalıştı. Fed ekonomistleri, bu politikanın faiz oranlarını hedef marjları içinde tutmak için bir emniyet valfi görevi gördüğüne inanıyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English