Bizi Takip Edin

Amerika

FP: Biden, Trump için Çin’le çip mücadelesini kızıştırıyor

Yayınlanma

Biden yönetiminin giderayak Çin’in yarı iletken endüstrisine yönelik getirdiği ihracat kontrollerini ve bunların Trump dönemine yansımasını elen alan Foreign Policy makalesini sizler için çevirdik.

***

Foreing Policy, 5 Aralık 2024

ABD’nin Çin’e yönelik yeni ihracat kontrolleri ve Pekin’in anında karşı önlemleri, yeni yönetimin tonunu belirledi.

ABD Başkanı Joe Biden, bir ayağını Oval Ofis’ten dışarı atarak Çin’in yarı iletken endüstrisine bir veda atışı yaptı; bu da Başkan seçilen Donald Trump’ın yeni yönetimi için güçlü teknolojiler üzerinden yeni ticari gerilimlere zemin hazırladı.

ABD Ticaret Bakanlığı 2 Aralık’ta Çin’i hedef alan ve 24 çeşit yarı iletken üretim ekipmanı, yarı iletken geliştirmeye yönelik üç çeşit yazılım aracı ve yüksek bant genişliğine sahip bellek yongalarına yönelik kontrolleri de içeren yeni ihracat kontrollerini açıkladı. Ayrıca, çoğu Çin’de yerleşik 140 şirket, ABD teknolojisinin satın alınmasına lisans zorunluluğu getiren bir “varlık listesine” eklenecek.

Pekin, ABD’den gelen haberlere birkaç saat içinde yanıt verdi ve galyum, germanyum ve aslında hayati savunma uygulamalarına sahip olan ve görünüşte belirsiz bir metal olan antimon gibi kilit teknoloji malzemelerine yönelik kendi ihracat yasağını duyurarak karşılık verdi. Ayrıca elektrikli araç bataryalarının temelini oluşturan bir hammadde olan grafit ihracatını da sıkılaştırmayı planlıyor.

Bu önlemler, Washington ve Pekin’in ileri teknoloji ve savunma sistemlerinin temel bileşenleri olan güçlü yarı iletken çipler konusunda uzun süredir devam eden ticaret kavgasındaki en son tırmanışı temsil ediyor. Bu, Biden yönetiminin Çin’in yapay zeka ve askeri uygulamalarda kullanılan gelişmiş çipleri üretme kabiliyetini engellemeye yönelik üçüncü çabası; ilk olarak Ekim 2022’de kısıtlamalar getirmiş ve 2023’te bunları genişletmişti.

Ticaret Bakanı Gina Raimondo yeni kısıtlamaları duyurduğu açıklamasında şunları söyledi: “Bu eylem, Biden-Harris yönetiminin müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlikte, [Çin’in] ulusal güvenliğimiz için risk oluşturan ileri teknolojilerin üretimini yerlileştirme kabiliyetini bozmaya yönelik hedefli yaklaşımının doruk noktasıdır.”

İhracat kontrollerinin son turu aylardır bekleniyordu, ancak dünyadaki gelişmiş çip üretim ekipmanlarının çoğunu üreten Japonya ve Hollanda gibi ABD müttefikleriyle yapılan müzakereler duyuruyu geciktirdi (her iki ülke de kısıtlamalardan muafiyet aldı).

Center for a New American Security’de kıdemli bir araştırmacı olan Geoffrey Gertz, “Bu kontrolleri uzun zamandır bekliyorduk” dedi daha önce tartışılandan biraz daha ılımlı olduğunu söyledi.

Çin’in tepkisi hızlı oldu

Buna karşın Çin’in tepkisi hızlı oldu. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lin Jian 3 Aralık’ta düzenlediği basın brifinginde Biden yönetiminin “Çin’in teknolojik ilerlemesini kötü niyetle bastırdığını” ve Pekin’in son önlemlere karşı “ciddi protestolarda bulunduğunu” söyledi. ABD’nin “ihracat kontrollerini kötüye kullandığını” ve Çin’in “güvenlik ve kalkınma çıkarlarımızı sıkı bir şekilde korumak için gerekeni yapacağını” söyledi.

Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü’nde kıdemli bir araştırmacı olan Cullen Hendrix, Pekin’in “modern bir endüstriyel ekonominin temel yapı taşlarının” çoğu üzerindeki pazar hakimiyetine atıfta bulunarak, “Çin etkili bir şekilde iki kişinin bu oyunu oynayabileceğini söylüyor” dedi. Hendrix Çin’in mesajının şu olduğunu da sözlerine ekledi: “Bu oyunu oynayabiliriz ve aslında acıyı daha fazla sektöre yayabiliriz.”

ABD’nin ‘aşil topuğu’

Pekin, temiz enerji teknolojilerinin ve gelişmiş silah sistemlerinin temelini oluşturan malzemeler gibi dünyanın kritik mineral ve metallerinin tedarik zincirlerini büyük ölçüde kontrol ediyor ve bu da onları ABD-Çin ticaret savaşında hayati bir tıkanma noktası haline getiriyor.

Örneğin galyum ve germanyumda Çin, bu metallerin küresel stoklarının sırasıyla yüzde 94 ve 83’ünü ve ABD’nin arzının yaklaşık yarısını oluşturuyor. Antimon konusunda ise Çin, küresel üretimin neredeyse yarısının ve ABD ithalatının yüzde 60’ından fazlasının kaynağı konumunda. Dünyanın en büyük grafit üreticisi olan Pekin, mineralin uluslararası pazarına hakimdir ve küresel olarak yüzde 90’ından fazlasını rafine etmektedir.

Washington için sorun şu ki, bu bağımlılığı ne kadar hızlı azaltmak isterse istesin, yeni tedarik zincirlerini güvence altına almak yıllar alacak ve ABD’yi yakın gelecekte Pekin’in kaprislerine karşı savunmasız bırakacaktır.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde enerji güvenliği uzmanı olan Jane Nakano, “ABD’nin bu mineraller için Çin’e olan bağımlılığı bilinen bir Aşil topuğudur” dedi. “Bu son gelişme, Amerika Birleşik Devletleri olarak bağımlı olmaya devam ettiğimizin çok açık bir hatırlatıcısıdır” diye ekledi.

Pekin bu malzemeleri ilk kez hedef almıyor. Peterson Enstitüsü uzmanı Hendrix’in de yazdığı gibi, veriler Pekin’in germanyum ve grafit üzerindeki kısıtlamalarının ABD’nin Çin’den yaptığı toplam ithalat üzerinde fazla bir etkisi olmadığını gösterse de, bunların hepsi zaten bir tür kısmi ihracat kontrolü altındaydı. Bunun bir istisnası, Washington’un Çin’e daha az bağımlı olduğu bir malzeme olan galyum arsenit gofretlerin ABD’den ithalatının şu anda fiilen sıfıra düşmüş olmasıdır.

Hendrix, Çin’in ihracat kontrollerinin ABD tedarik zincirlerine yönelik topyekûn bir saldırıdan çok, “Çin’in kas gücünün esnetilmesi ve bir bilgi toplama misyonu gibi göründüğünü” yazdı.

Son tırmanış riskleri artırdı. Columbia Üniversitesi’nde kritik mineraller uzmanı olan Tom Moerenhout, Pekin daha önce kaslarını esnetiyorsa, şimdi “bir yumruk attı” dedi. “Tam bir ihracat yasağı da her türlü alarm zilini çaldırmalı, çünkü Pekin şimdi yarı iletkenleri hedefliyorsa, ya sıradaki grafit veya nadir topraklar olursa?” dedi.

Trump dönemine yük

Pekin’den uzaklaşmak için halihazırda önlemlerini artıran Washington için Çin’in son önlemleri devam eden çabayı hızlandırmaktan başka bir işe yaramayacak. Ancak Pekin’in kısıtlamaları tam bir ihracat yasağına kadar genişletmesi, muhtemelen alternatif kaynaklar için yeni bir mücadeleye yol açacak ve uzun süredir zorlu bir finansal ortamla, uzun izin gecikmeleriyle ve son zamanlarda Başkan seçilen Donald Trump’ın göreve dönmeye hazırlandığı siyasi belirsizlikle boğuşan yerel madencilik endüstrisine daha fazla yük getirecektir.

Hendrix, “Kısa vadede bu bir kargaşa yaratacak çünkü tamamen yerli tedarik zincirleri veya Kuzey Amerika tedarik zincirleri gerçekleşmedi” dedi.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu, Çin’in net galyum ve germanyum ihracatına tamamen yasak getirmesi halinde, bu hareketin ABD GSYİH’sinde 3,4 milyar dolarlık bir düşüşe yol açabileceğini ve bunun da en çok yarı iletken imalat endüstrisi tarafından hissedilecek ekonomik kayıplar olacağını tahmin ediyor.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan 3 Aralık’ta Washington’da yaptığı bir konuşmada Çin’in son kısıtlamalarının “ABD’nin ulusal güvenlik uygulamaları olan kritik mineraller için çeşitli ve esnek tedarik zincirlerine sahip olma ve tek bir ülkeye, özellikle de [Çin] gibi bir rakibe bağımlı olmama ihtiyacını sürekli hatırlattığını” söyledi.

Sullivan ileriye dönük olarak, bir sonraki Trump yönetimini ABD’nin kritik mineral tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için Kongre ve özel sektörle birlikte çalışmaya devam etmeye çağırdı. “Kendimizi gerçekten rahat bir nefes alabileceğimiz bir konuma getirmek en azından önümüzdeki on yılı alacaktır. Bu oldukça çekişmeli bir alan olacak ve yapılması gereken daha çok iş var” dedi.

“Bu kesinlikle bir tehdit ve bence ABD ve diğer müttefikler bunun bir tehdit olduğunu uzun zamandır kabul ediyor, bu yüzden bu konuda bir şeyler yapmamız gerektiğini biliyoruz” diyen eski bir Trump yönetimi yetkilisi, yönetimin stratejisi hakkında samimi bir şekilde konuşmak için adının açıklanmaması koşuluyla konuştu. “Bu tedarik zincirlerinin kritik bir parçası olan bazı nadir ve hammaddelere kendi erişimimizi açtığımızdan emin olmalıyız” diyen yetkili, Çin’in kritik mineral yasağının ‘sürpriz olmadığını, ancak güvenliğimiz açısından önemsiz olmadığını düşünüyorum’ dedi.

Sertlik Trump döneminde de devam edecek

Çoğu yetkili ve uzman, Trump’ın ikinci döneminde de Çin’e karşı sert davranmaya devam edeceğini nispeten güvenli bir bahis olarak görüyor. Biden yönetiminin politika hedeflerinin çoğunu tanımlayan Çin teknolojisini engelleme dürtüsü, ihracat kontrollerini daha geniş bir ticaret savaşının parçası olarak kullanan ve hatta Huawei ve TikTok gibi belirli Çinli teknoloji devlerini hedef alan ilk Trump yönetimi sırasında başlatıldı.

ABD’nin müttefikleri ve ortakları Trump’ın bazı ticaret önerileri ve Biden’ın çok taraflı yaklaşımına kıyasla dış politikaya daha işlemsel yaklaşımı konusunda endişelerini dile getirseler de Çin, ortak bir zemin bulmanın daha kolay olabileceği bir alan. Eski Trump yetkilisi, Trump yönetiminin Batı telekomünikasyon ağlarını Huawei gibi Çinli satıcılardan arındırmayı amaçlayan ilk Temiz Ağ girişiminin 60’tan fazla ülke tarafından imzalandığını belirtti.

“Bence iki yönetim arasında Çin’e yönelik teknoloji kontrolleri konusunda büyük ölçüde devamlılık olacak, bu nedenle büyük bir kopuş ya da büyük bir rota değişikliği olmayacağını düşünüyorum” diyen Gertz, Hollanda ve Japonya gibi müttefiklerin kendi Çin teknoloji politikalarını Trump’ın son görevde olduğu döneme kıyasla çok daha fazla Washington ile uyumlu hale getirdiklerini ve bunu yapmak için kendi teşviklerine sahip olduklarını da sözlerine ekledi.

“Bununla birlikte, Trump yönetiminin büyük olasılıkla sopalara başvurmaya daha açık olacağını düşünüyorum” diyen Gertz, özellikle ABD teknolojisini kullanan herhangi bir firmaya ülke dışı kontroller uygulayabilen doğrudan yabancı ürün kuralına atıfta bulundu. “[Müttefiklerin] bunu görmezden gelebileceği ya da Trump’a karşı koruyabileceği bir dünya olduğunu sanmıyorum. Müdahale etmek zorundalar” dedi.

Amerika

Tesla ve SpaceX için 3,6 trilyon dolarlık birleşme planı

Yayınlanma

Tesla ve SpaceX yönetim kurulları, iki şirketi yaklaşık 3,6 trilyon dolarlık piyasa değeri altında bir araya getirebilecek birleşme planını incelemek üzere bağımsız komiteler kurdu. Yapay zeka yatırımları ve roket harcamaları nedeniyle birleşen yapının yıllık serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolara inmesi bekleniyor.

Elektrikli araç üreticisi Tesla ile uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in olası birleşimi, piyasa değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşan yeni bir yapı ortaya çıkarabilir.

Financial Times, yatırımcılar, hukukçular ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı incelemesinde, her iki şirketin yönetim kurullarının bağımsız komiteler kurarak birleşme ihtimalini araştırmaya başladığını duyurdu.

Elon Musk, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada birleşmeyi “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi ancak koşulların henüz netleşmediğini ve anlaşmanın garanti olmadığını belirtti. Girişimci, çıkar çatışması sebebiyle görüşmelere doğrudan katılamayacağını bildirdi.

Hissedarlar açısından birleşmenin en belirgin avantajı, Musk’ın zaman ve kaynak paylaşımına dair soru işaretlerini giderebilmesi. İsmi açıklanmayan bir Tesla yatırımcısı, “Şu an vaktinin bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar gücünün veya parasının büyük bölümünün nereye gittiğini anlayamıyor” dedi.

Otomobil üreticisine yakın bir kaynak, iki şirketin Roadster spor modelinden malzeme, yakıt ve üretim teknolojilerine kadar uzanan mevcut işbirliğini hatırlattı. Aynı kaynak, birleşmenin işlem gücü ile yapay zekanın fiziksel cihazlardaki kullanımını entegre eden dikey bir yapı kuracağını kaydetti.

Tesla ile SpaceX arasındaki finansal ilişkiler şimdiden belirgin bir hacme ulaştı. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack batarya sistemleri ve Cybertruck araçları satın aldı.

Tesla, yapay zeka girişimi xAI’a yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın Şubat 2026’da SpaceX ile birleşmesi sonucunda uzay şirketinin doğrudan hissedarı haline geldi. Musk, xAI hamlesini yapay zeka, roket teknolojisi ve uydu iletişimini bir araya getirerek uzayda veri merkezleri kurma hedefiyle gerekçelendirmişti.

Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminleri, Tesla ve SpaceX’in toplam gelirinin 2026 yılında 153 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Buna karşılık yapay zeka altyapısı, çip üretimi ve roket harcamaları sebebiyle iki yapının toplam serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolar olması bekleniyor.

Financial Times, 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğün kesinleşmiş anlaşma bedelini değil, şirketlerin mevcut piyasa değerini yansıttığını bildirdi. Olası birleşme aynı zamanda Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü güçlendirebilir.

Girişimci, imtiyazlı hisseler sayesinde SpaceX’te yaklaşık yüzde 84 oy gücünü elinde tutarken bu oran Tesla’da yüzde 20 civarında kalıyor. Anlaşmanın kabul edilmesi için Tesla tarafında yalnızca oylamaya katılanların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteği aranacak.

Hukuk uzmanları, birleşme müzakerelerinin bir tarafın diğerinin aleyhine avantaj sağlamadığına piyasayı ikna edecek biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Colorado Üniversitesi kurumsal hukuk profesörü Ann Lipton, her iki şirketin merkezini taşıdığı Teksas yasalarının yönetim kararlarına itirazı zorlaştırdığına işaret etti.

Lipton, çıkar çatışması iddiasının tek başına yetersiz kalacağını, hissedarların dolandırıcılık veya kasıtlı yasa ihlali gibi fiilleri ispat etmek zorunda olduğunu söyledi. Sürecin bir diğer zorlu ayağını ise küresel onaylar oluşturuyor.

Hukukçulara göre anlaşmanın AB, Birleşik Krallık ve Çin’deki düzenleyici kurumlardan onay alması gerekecek. Geçen yıl Tesla’ya 21 milyar dolarla toplam cirosunun yaklaşık yüzde 22’sini kazandıran Çin, şirketin en büyük otomobil fabrikasına Şanghay’da ev sahipliği yapıyor.

SpaceX’in ABD savunma ihalelerini üstlenmesi ve askeri Starshield uydularını üretmesi, Pekin hattında güvenlik çekincelerini artırıyor. JPMorgan analistleri, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin onayının ciddi engellerle karşılaşabileceğini bildirdi.

Banka analistleri, Tesla’nın Çin operasyonlarını tamamen ayırmasını veya kontrolü yerel bir konsorsiyuma devrederek marka ile otonom sürüş lisans gelirleriyle yetinmesini olası seçenekler arasında gösterdi.

The Wall Street Journal temmuz ayında Tesla’nın Çin birimini satmayı değerlendirdiğini yazmış, ancak Musk bu iddiayı “kesinlikle sahte haber” diyerek yalanlamıştı.

Tesla’ya yakın bir kaynak, birleşmenin Donald Trump’ın 2029’da bitecek başkanlık görev süresinden önce tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek, ama herkesin düşündüğü kadar hızlı değil” dedi.

SpaceX’in halka arzının ardından haziran ayında tarihin ilk trilyoneri unvanını alan Musk, hisselerdeki dalgalanmalar nedeniyle bu eşiğin altına indi. Forbes verilerine göre 13 Ekim’de SpaceX hisselerinin değer kaybetmesiyle serveti 982,9 milyar dolara gerileyen girişimcinin güncel varlığı 925 milyar dolar seviyesinde.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de yolsuzluğu ihbar edene ödül verilecek

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, kamudaki dolandırıcılıkları ihbar edenlere nakit ödeme sağlayacak 25 milyon dolarlık teşvik programını tanıttı. Mahkûmiyetle sonuçlanan bildirimlere yüzde 1 komisyon vadeden düzenlemede ilk ödeme 10 bin dolarla muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, federal hükümeti dolandıranları ihbar edenlere nakit para ödenmesini öngören 25 milyon dolarlık bir ihbarcı programı açıkladı.

Oval Ofis’te duyurulan Dolandırıcılık İhbar Teşvik Programı kapsamında, mahkûmiyetle sonuçlanan başarılı bildirimlerde bulunanlara yüzde 1 oranında komisyon verilmesi planlanıyor.

Ödüllerin kimlere dağıtılacağı konusundaki tek yetkilinin kendisi olacağını belirten Trump, süreçte son sözü söyleyeceğini dile getirdi.

Trump, Oval Ofis’teki konuşmasında, “Biri birini ihbar ederse yüzde 1 komisyon alacak. Bu harika olacak çünkü bu ülkeden çalınan para trilyonları buluyor” ifadelerini kullandı.

İhbarların “America.gov/fraud” internet sitesi üzerinden toplanacağını aktaran Trump, süreci hızlandırmak adına aynı ödül için birden fazla talep gelmesi durumunda bağlayıcı hakem rolünü bizzat üstleneceğini bildirdi.

Trump, ödemelere ilişkin takdir yetkisini, “Başka bir deyişle o kişinin bunu hak edip etmediğine ben karar vereceğim ve oldukça cömert davranacağım” sözleriyle savundu.

İnternet sitesindeki yönergede, yapılan bildirimin cezai kovuşturmaya yol açması şartıyla ödülün en fazla 30 bin dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı konuşmada bir kişinin alabileceği tutarda herhangi bir tavan sınır olmadığını iddia etti.

İhbarcıların çok yüksek gelirler elde edebileceğini öne süren Trump, “İnsanlar başkalarını ihbar ederek milyonlarca dolar kazanacak” dedi.

Trump ayrıca ödemelerin ceza davası açılmasına bağlı kalmayacağını, çalınan paranın geri alınması durumunda yapılacağını savundu.

Program kapsamında verilen ilk ödül, Oval Ofis’te Trump ve Vance’in yanında yer alan muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye gitti. Fox News, Shirley’ye bu kapsamda 10 bin dolar ödendiğini aktardı.

Shirley, Minnesota’daki çocuk bakım programlarında yürütülen usulsüzlük iddialarını araştırdığı bir video yayımlamasının ardından geçen yıl sağ çevrelerde tanınmıştı.

Yeni program, Başkan Yardımcısı Vance’in başkanlığını yürüttüğü dolandırıcılıkla mücadele görev gücünün çalışmalarına dayanıyor.

Vance, “Başkan bu durumun durması gerektiğini söyledi. Artık duruyor ve bunu durdurmamıza yardım etmek isterseniz, ABD Başkanı’nın yaptıkları sayesinde siz de bu ödülleri paylaşabilirsiniz” diye konuştu.

Trump, federal hükümet programlarındaki suistimalleri incelemek ve azaltmak amacıyla mart ayında Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırma Görev Gücü’nü kurmuş, yapının başına da Vance’i getirmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Anthropic halka arz öncesinde 80,7 milyar dolar zarar açıkladı

Yayınlanma

Yapay zeka devi Anthropic, 2026’nın ilk yarısında 80,7 milyar dolar net zarar açıklarken gelirini 16,3 milyar dolara taşıdı. Şirket, halka arz izahnamesinde modellerin şantaj benzeri davranışlar sergileyebileceği ve felaket boyutundaki risklerin sigortalanamayacağı uyarısını yaptı.

Yapay zeka modeli Claude’un geliştiricisi Anthropic, 30 Haziran’da sona eren 2026’nın ilk altı ayında 80,7 milyar dolar net zarar açıkladı.

The Wall Street Journal gazetesinin şirketin halka arz izahname taslağına dayandırdığı habere göre kaydedilen bu zarar, 2025 yılının tamamında gerçekleşen 42 milyar dolarlık kaybı neredeyse ikiye katladı.

Söz konusu devasa tutarın 72 milyar dolarlık büyük bölümü muhasebe kaynaklı defter değeri düşüşlerinden kaynaklandı.

Buna karşın şirketin gelirlerinde sert bir yükseliş görüldü; yılın ilk yarısındaki ciro, önceki yılın aynı dönemindeki 1,1 milyar dolardan 16,3 milyar dolara ulaştı.

Anthropic bu dönemde işlem gücü ve altyapı ihtiyaçları için yaklaşık 9 milyar dolar harcayarak, 2025’in tamamında yapılan 7,3 milyar dolarlık harcamayı altı ayda geride bıraktı.

Şirketin önümüzdeki 7 ila 10 yıl içinde bulut hizmetleri sözleşmeleri kapsamında yaklaşık 450 milyar dolar ödeme taahhüdü bulunuyor.

Bu yükümlülükler çerçevesinde Google Cloud ile 111 milyar dolar, Amazon Web Services ile 110 milyar dolar ve Microsoft ile 31 milyar dolarlık sözleşmeler planlanıyor.

Anthropic ayrıca yapay zeka odaklı daha küçük bulut sağlayıcıları Nscale ve Lambda üzerinden Nvidia çipleri kiralamak için sırasıyla 2033 ve 2034 yıllarına kadar 86 milyar dolara varan harcama yapacak.

Şirket gelecek yıllarda bilgi işlem kapasitesini artırmak amacıyla 750 milyar dolar daha harcayabilir.

Halka arz izahname taslağının yaklaşık üçte birlik kısmı ise doğrudan risk faktörlerine ayrıldı.

Belgede modellerin gerçek dünyada somut zararlara yol açma olasılığına dikkat çekilirken, yapay zekanın “kendini koruma” eğilimi sergileyebileceği ve “şantajı” andıran yanıtlar üretebileceği kaydedildi.

Anthropic, yapay zeka kaynaklı “felaket boyutundaki bir olayın” yaratacağı hasarın büyüklüğü nedeniyle bu tür riskleri sigortalamanın imkansız hale gelebileceği uyarısında bulundu.

Piyasa beklentilerine göre Anthropic’in halka arzı tarihin en büyük işlemlerinden biri olabilir ve SpaceX’in rekorunu geride bırakabilir.

Borsaya açılmanın ardından şirketin piyasa değerinin 2 trilyon dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English