Amerika
FP: Biden, Trump için Çin’le çip mücadelesini kızıştırıyor

Biden yönetiminin giderayak Çin’in yarı iletken endüstrisine yönelik getirdiği ihracat kontrollerini ve bunların Trump dönemine yansımasını elen alan Foreign Policy makalesini sizler için çevirdik.
***
Foreing Policy, 5 Aralık 2024
ABD’nin Çin’e yönelik yeni ihracat kontrolleri ve Pekin’in anında karşı önlemleri, yeni yönetimin tonunu belirledi.
ABD Başkanı Joe Biden, bir ayağını Oval Ofis’ten dışarı atarak Çin’in yarı iletken endüstrisine bir veda atışı yaptı; bu da Başkan seçilen Donald Trump’ın yeni yönetimi için güçlü teknolojiler üzerinden yeni ticari gerilimlere zemin hazırladı.
ABD Ticaret Bakanlığı 2 Aralık’ta Çin’i hedef alan ve 24 çeşit yarı iletken üretim ekipmanı, yarı iletken geliştirmeye yönelik üç çeşit yazılım aracı ve yüksek bant genişliğine sahip bellek yongalarına yönelik kontrolleri de içeren yeni ihracat kontrollerini açıkladı. Ayrıca, çoğu Çin’de yerleşik 140 şirket, ABD teknolojisinin satın alınmasına lisans zorunluluğu getiren bir “varlık listesine” eklenecek.
Pekin, ABD’den gelen haberlere birkaç saat içinde yanıt verdi ve galyum, germanyum ve aslında hayati savunma uygulamalarına sahip olan ve görünüşte belirsiz bir metal olan antimon gibi kilit teknoloji malzemelerine yönelik kendi ihracat yasağını duyurarak karşılık verdi. Ayrıca elektrikli araç bataryalarının temelini oluşturan bir hammadde olan grafit ihracatını da sıkılaştırmayı planlıyor.
Bu önlemler, Washington ve Pekin’in ileri teknoloji ve savunma sistemlerinin temel bileşenleri olan güçlü yarı iletken çipler konusunda uzun süredir devam eden ticaret kavgasındaki en son tırmanışı temsil ediyor. Bu, Biden yönetiminin Çin’in yapay zeka ve askeri uygulamalarda kullanılan gelişmiş çipleri üretme kabiliyetini engellemeye yönelik üçüncü çabası; ilk olarak Ekim 2022’de kısıtlamalar getirmiş ve 2023’te bunları genişletmişti.
Ticaret Bakanı Gina Raimondo yeni kısıtlamaları duyurduğu açıklamasında şunları söyledi: “Bu eylem, Biden-Harris yönetiminin müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlikte, [Çin’in] ulusal güvenliğimiz için risk oluşturan ileri teknolojilerin üretimini yerlileştirme kabiliyetini bozmaya yönelik hedefli yaklaşımının doruk noktasıdır.”
İhracat kontrollerinin son turu aylardır bekleniyordu, ancak dünyadaki gelişmiş çip üretim ekipmanlarının çoğunu üreten Japonya ve Hollanda gibi ABD müttefikleriyle yapılan müzakereler duyuruyu geciktirdi (her iki ülke de kısıtlamalardan muafiyet aldı).
Center for a New American Security’de kıdemli bir araştırmacı olan Geoffrey Gertz, “Bu kontrolleri uzun zamandır bekliyorduk” dedi daha önce tartışılandan biraz daha ılımlı olduğunu söyledi.
Çin’in tepkisi hızlı oldu
Buna karşın Çin’in tepkisi hızlı oldu. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lin Jian 3 Aralık’ta düzenlediği basın brifinginde Biden yönetiminin “Çin’in teknolojik ilerlemesini kötü niyetle bastırdığını” ve Pekin’in son önlemlere karşı “ciddi protestolarda bulunduğunu” söyledi. ABD’nin “ihracat kontrollerini kötüye kullandığını” ve Çin’in “güvenlik ve kalkınma çıkarlarımızı sıkı bir şekilde korumak için gerekeni yapacağını” söyledi.
Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü’nde kıdemli bir araştırmacı olan Cullen Hendrix, Pekin’in “modern bir endüstriyel ekonominin temel yapı taşlarının” çoğu üzerindeki pazar hakimiyetine atıfta bulunarak, “Çin etkili bir şekilde iki kişinin bu oyunu oynayabileceğini söylüyor” dedi. Hendrix Çin’in mesajının şu olduğunu da sözlerine ekledi: “Bu oyunu oynayabiliriz ve aslında acıyı daha fazla sektöre yayabiliriz.”
ABD’nin ‘aşil topuğu’
Pekin, temiz enerji teknolojilerinin ve gelişmiş silah sistemlerinin temelini oluşturan malzemeler gibi dünyanın kritik mineral ve metallerinin tedarik zincirlerini büyük ölçüde kontrol ediyor ve bu da onları ABD-Çin ticaret savaşında hayati bir tıkanma noktası haline getiriyor.
Örneğin galyum ve germanyumda Çin, bu metallerin küresel stoklarının sırasıyla yüzde 94 ve 83’ünü ve ABD’nin arzının yaklaşık yarısını oluşturuyor. Antimon konusunda ise Çin, küresel üretimin neredeyse yarısının ve ABD ithalatının yüzde 60’ından fazlasının kaynağı konumunda. Dünyanın en büyük grafit üreticisi olan Pekin, mineralin uluslararası pazarına hakimdir ve küresel olarak yüzde 90’ından fazlasını rafine etmektedir.
Washington için sorun şu ki, bu bağımlılığı ne kadar hızlı azaltmak isterse istesin, yeni tedarik zincirlerini güvence altına almak yıllar alacak ve ABD’yi yakın gelecekte Pekin’in kaprislerine karşı savunmasız bırakacaktır.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde enerji güvenliği uzmanı olan Jane Nakano, “ABD’nin bu mineraller için Çin’e olan bağımlılığı bilinen bir Aşil topuğudur” dedi. “Bu son gelişme, Amerika Birleşik Devletleri olarak bağımlı olmaya devam ettiğimizin çok açık bir hatırlatıcısıdır” diye ekledi.
Pekin bu malzemeleri ilk kez hedef almıyor. Peterson Enstitüsü uzmanı Hendrix’in de yazdığı gibi, veriler Pekin’in germanyum ve grafit üzerindeki kısıtlamalarının ABD’nin Çin’den yaptığı toplam ithalat üzerinde fazla bir etkisi olmadığını gösterse de, bunların hepsi zaten bir tür kısmi ihracat kontrolü altındaydı. Bunun bir istisnası, Washington’un Çin’e daha az bağımlı olduğu bir malzeme olan galyum arsenit gofretlerin ABD’den ithalatının şu anda fiilen sıfıra düşmüş olmasıdır.
Hendrix, Çin’in ihracat kontrollerinin ABD tedarik zincirlerine yönelik topyekûn bir saldırıdan çok, “Çin’in kas gücünün esnetilmesi ve bir bilgi toplama misyonu gibi göründüğünü” yazdı.
Son tırmanış riskleri artırdı. Columbia Üniversitesi’nde kritik mineraller uzmanı olan Tom Moerenhout, Pekin daha önce kaslarını esnetiyorsa, şimdi “bir yumruk attı” dedi. “Tam bir ihracat yasağı da her türlü alarm zilini çaldırmalı, çünkü Pekin şimdi yarı iletkenleri hedefliyorsa, ya sıradaki grafit veya nadir topraklar olursa?” dedi.
Trump dönemine yük
Pekin’den uzaklaşmak için halihazırda önlemlerini artıran Washington için Çin’in son önlemleri devam eden çabayı hızlandırmaktan başka bir işe yaramayacak. Ancak Pekin’in kısıtlamaları tam bir ihracat yasağına kadar genişletmesi, muhtemelen alternatif kaynaklar için yeni bir mücadeleye yol açacak ve uzun süredir zorlu bir finansal ortamla, uzun izin gecikmeleriyle ve son zamanlarda Başkan seçilen Donald Trump’ın göreve dönmeye hazırlandığı siyasi belirsizlikle boğuşan yerel madencilik endüstrisine daha fazla yük getirecektir.
Hendrix, “Kısa vadede bu bir kargaşa yaratacak çünkü tamamen yerli tedarik zincirleri veya Kuzey Amerika tedarik zincirleri gerçekleşmedi” dedi.
ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu, Çin’in net galyum ve germanyum ihracatına tamamen yasak getirmesi halinde, bu hareketin ABD GSYİH’sinde 3,4 milyar dolarlık bir düşüşe yol açabileceğini ve bunun da en çok yarı iletken imalat endüstrisi tarafından hissedilecek ekonomik kayıplar olacağını tahmin ediyor.
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan 3 Aralık’ta Washington’da yaptığı bir konuşmada Çin’in son kısıtlamalarının “ABD’nin ulusal güvenlik uygulamaları olan kritik mineraller için çeşitli ve esnek tedarik zincirlerine sahip olma ve tek bir ülkeye, özellikle de [Çin] gibi bir rakibe bağımlı olmama ihtiyacını sürekli hatırlattığını” söyledi.
Sullivan ileriye dönük olarak, bir sonraki Trump yönetimini ABD’nin kritik mineral tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için Kongre ve özel sektörle birlikte çalışmaya devam etmeye çağırdı. “Kendimizi gerçekten rahat bir nefes alabileceğimiz bir konuma getirmek en azından önümüzdeki on yılı alacaktır. Bu oldukça çekişmeli bir alan olacak ve yapılması gereken daha çok iş var” dedi.
“Bu kesinlikle bir tehdit ve bence ABD ve diğer müttefikler bunun bir tehdit olduğunu uzun zamandır kabul ediyor, bu yüzden bu konuda bir şeyler yapmamız gerektiğini biliyoruz” diyen eski bir Trump yönetimi yetkilisi, yönetimin stratejisi hakkında samimi bir şekilde konuşmak için adının açıklanmaması koşuluyla konuştu. “Bu tedarik zincirlerinin kritik bir parçası olan bazı nadir ve hammaddelere kendi erişimimizi açtığımızdan emin olmalıyız” diyen yetkili, Çin’in kritik mineral yasağının ‘sürpriz olmadığını, ancak güvenliğimiz açısından önemsiz olmadığını düşünüyorum’ dedi.
Sertlik Trump döneminde de devam edecek
Çoğu yetkili ve uzman, Trump’ın ikinci döneminde de Çin’e karşı sert davranmaya devam edeceğini nispeten güvenli bir bahis olarak görüyor. Biden yönetiminin politika hedeflerinin çoğunu tanımlayan Çin teknolojisini engelleme dürtüsü, ihracat kontrollerini daha geniş bir ticaret savaşının parçası olarak kullanan ve hatta Huawei ve TikTok gibi belirli Çinli teknoloji devlerini hedef alan ilk Trump yönetimi sırasında başlatıldı.
ABD’nin müttefikleri ve ortakları Trump’ın bazı ticaret önerileri ve Biden’ın çok taraflı yaklaşımına kıyasla dış politikaya daha işlemsel yaklaşımı konusunda endişelerini dile getirseler de Çin, ortak bir zemin bulmanın daha kolay olabileceği bir alan. Eski Trump yetkilisi, Trump yönetiminin Batı telekomünikasyon ağlarını Huawei gibi Çinli satıcılardan arındırmayı amaçlayan ilk Temiz Ağ girişiminin 60’tan fazla ülke tarafından imzalandığını belirtti.
“Bence iki yönetim arasında Çin’e yönelik teknoloji kontrolleri konusunda büyük ölçüde devamlılık olacak, bu nedenle büyük bir kopuş ya da büyük bir rota değişikliği olmayacağını düşünüyorum” diyen Gertz, Hollanda ve Japonya gibi müttefiklerin kendi Çin teknoloji politikalarını Trump’ın son görevde olduğu döneme kıyasla çok daha fazla Washington ile uyumlu hale getirdiklerini ve bunu yapmak için kendi teşviklerine sahip olduklarını da sözlerine ekledi.
“Bununla birlikte, Trump yönetiminin büyük olasılıkla sopalara başvurmaya daha açık olacağını düşünüyorum” diyen Gertz, özellikle ABD teknolojisini kullanan herhangi bir firmaya ülke dışı kontroller uygulayabilen doğrudan yabancı ürün kuralına atıfta bulundu. “[Müttefiklerin] bunu görmezden gelebileceği ya da Trump’a karşı koruyabileceği bir dünya olduğunu sanmıyorum. Müdahale etmek zorundalar” dedi.
Amerika
Beyaz Saray basın yasağını kaldırdı: CNN ve Politico yerleşkede

ABD’de federal mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı üzerine, Donald Trump’ın erişimini engellediği CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri Beyaz Saray’a yeniden kabul edildi. Yargıç Timothy Kelly, gazetecilerin savunma hakkı verilmeden kartlarının iptal edildiğine hükmetti. Kararın hemen ardından yaşanan kısa süreli giriş krizini avukatların acil başvurusu çözdü.
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Beyaz Saray’a girişlerini yasakladığı CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri, federal mahkeme kararının ardından perşembe günü yerleşkeye yeniden girdi.
CNN televizyonunun haberine göre Yargıç Timothy Kelly, medya kuruluşlarının açtığı davada çarşamba gecesi acil duruşma düzenledi.
Trump’ın göreve getirdiği Yargıç Kelly, yönetimin yasak kararını kaldırmasına ve gazetecilerin basın kartlarının derhal iade edilmesine hükmetti.
Medya kuruluşları, Trump yönetiminin getirdiği yasağın anayasal güvence altındaki adil yargılanma ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini savundu.
Kararında davacıların iddialarına değinen Kelly, “Davalı taraf, davacıların kalıcı basın kartları iptal edilmeden önce kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını ve dinlenme fırsatı tanınmadığını inkar etmiyor” dedi.
Yargıç kararına rağmen muhabirler ve foto muhabirleri perşembe sabahının ilk saatlerinde içeri alınmadı.
Üç medya kuruluşunun avukatı Theodore Boutrous, yönetimin mahkeme kararını açıkça ihlal ettiğini belirterek Yargıç Kelly’ye acil dilekçe verdi.
Boutrous başvurusunda, “Zaman daralıyor. CNN bu akşam Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Beyaz Saray ziyaretinde televizyon havuzunu yönetmek üzere görevlendirilmiş durumda” ifadesini kullandı.
Hukuki temasların ardından Beyaz Saray basın operasyonları direktörü mahkemeye resmi bir bilgilendirme sundu.
Bilgilendirme yazısında, erişimin yeniden sağlanmasına ilişkin talimatın yerel saatle 07.10’da ulaştığı, işlemlerin 07.25’te başladığı ve Gizli Servis’in saat 09.07’de kartları sisteme tanımladığı aktarıldı. Basın ekibi el konulan kartları saat 09.55’te Gizli Servis’e teslim etti; kartlar öğleden hemen sonra ilgili muhabirlere dağıtıldı.
Donald Trump, geçen hafta bu kuruluşları “yalan haber” üretmekle suçlayarak yerleşkeye girişlerini durdurmuştu.
ABD Adalet Bakanlığı ise söz konusu haberlerin ulusal güvenliği tehlikeye attığını öne sürdü. Basın özgürlüğü örgütleri ve siyasi analistler karara tepki gösterdi.
Yargıç Kelly’nin verdiği geçici karar 14 gün boyunca geçerliliğini koruyor. Trump yönetiminin karara itiraz edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Beyaz Saray ve Trump mahkeme kararı hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Trump bu haftanın başlarında sosyal medyada paylaştığı mesajda, temyize gitme olasılığına değinerek şu ifadelere yer vermişti:
“Neredeyse kesinlikle, her zaman olduğu gibi temyize gideceğiz. Çünkü sadece olumsuz yazan, kaynağı belirsiz sahte ve karalayıcı haberlerle ulusal güvenliğimizi ihlal eden yalan haber çalışanları ve yayınları, dünyanın en önemli makamına girme hakkına sahip olmamalıdır.”
Medya kuruluşları, Pentagon’un yeni kurallarını imzalamayı reddediyor
Amerika
ABD, büyümede G7 ülkelerinin çok önünde

ABD ekonomisinin, iç politikalarının dünyanın büyük bir kısmında sıkıntılara yol açması nedeniyle, bu yıl diğer tüm büyük gelişmiş ekonomilerden çok daha hızlı büyümesi bekleniyor.
Axios’a göre küresel ekonomi, arka arkaya gelen şoklara karşı şaşırtıcı derecede dirençli olduğunu kanıtladı.
ABD, bu genel tablo içinde öne çıkıyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ülkenin diğer ekonomilere kıyasla çok daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor.
Fakat bu istisnai durumun bir bedeli var: Daha kalıcı bir enflasyon ve bunu dizginlemek için faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalması gerekebilir.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomisinin bu yıl %2,2 oranında büyüyeceğini öngörüyor.
Bu oran, Avro bölgesi, Almanya ve Birleşik Krallık için tahmin edilen büyüme hızının yaklaşık iki katı. Japonya’da (%0,8) ve Kanada’da (%0,9) büyümenin daha da zayıf olması bekleniyor.
Bu büyüme farkının önümüzdeki yıl da devam etmesi bekleniyor. 2027’de ABD’nin büyüme oranının %2,1 olarak gerçekleşirken, dünyanın geri kalanındaki diğer büyük gelişmiş ekonomilerin çoğunda büyüme oranının yaklaşık %1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.
OECD, Haziran ayından bu yana ABD konusunda daha iyimser bir tavır sergilemeye başladı ve 2026 yılı için büyüme tahminini 0,2 puan, 2027 yılı için ise 0,3 puan yukarı çekti.
Bu durum, genel olarak küresel ekonomi, Avro bölgesi, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya için gelecek yılın büyüme tahminlerinin aşağıya doğru revize edilmesiyle tezat oluşturuyor.
OECD baş ekonomisti Stefano Scarpetta bu sabah gazetecilere şunları söyledi:
“En büyük risk hâlâ Orta Doğu’daki çatışmanın gidişatı ve bunun enerji piyasası üzerindeki etkisidir. Fakat bir dizi başka risk de bulunuyor, bunlardan bazıları Haziran ayı tahminlerine kıyasla biraz daha belirgin hale gelmiş görünüyor.”
Scarpetta, devlet tahvili getirilerindeki artışa, yapay zeka yatırım patlamasının beraberinde getirdiği risklere ve aşırı hava koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çekme olasılığına dikkat çekti.
OECD’ye göre, yapay zeka (AI) alanındaki patlama, ABD ekonomisine diğer birçok ekonomide bulunmayan güçlü bir şok emici sağladı.
Yapay zeka yatırımları ve üretimindeki hızlı büyüme, Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı iktisadi darbeyi “kısmen dengeledi.”
Veri merkezi ve teknoloji harcamaları, ABD’nin büyümesini doğrudan destekledi.
Enflasyon görünümü ise birkaç ay öncesine kıyasla daha inatçı bir hal alıyor.
OECD, ABD’deki genel enflasyonun bu yılki %3,6 seviyesinden gelecek yıl %2,6’ya düşmesini bekliyor.
Fakat 2027 yılına ilişkin bu tahmin, Haziran ayında öngördüğü rakamdan yarım puan daha yüksek.
ABD’de çekirdek enflasyonun bu yıl %3,3 olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, önde gelen gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oranlardan biri ve gelecek yıl %2,5’e gerileyeceği öngörülüyor.
Bu inatçı seyir, OECD’nin bu yıl Federal Rezerv’in bir faiz artışı daha yapmasını ve faiz oranlarının 2027 sonuna kadar %4–%4,25 aralığında kalmasını beklemesinin nedenini açıklıyor.
Öte yandan ABD’deki büyümeyi hızlandıran yapay zeka patlaması, kendi makroekonomik olumsuz etkilerini de beraberinde getirmeye başlıyor.
OECD’ye göre, uzun vadeli borçlanma maliyetleri çoğu büyük bu ekonomide en az 15 yılın en yüksek seviyesinde.
Örgüt, yapay zeka şirketlerinin yoğun borçlanmasının getiri oranlarını yukarı çekmeye katkıda bulunduğunu, bunun da ekonomi genelinde maliyetleri artırabileceğini ve yapay zeka kârlarının beklentileri karşılayamaması durumunda piyasaları savunmasız bırakabileceğini savunuyor.
Amerika, küresel iktisadi ortamın daha zorlu hale gelmesine katkıda bulundu.
Kendi ekonomisi şu ana kadar diğer ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir performans sergilese de bu dayanıklılık, ortadan kaldırılması hâlâ zor olan bir enflasyon sorunuyla birlikte geliyor.
Amerika
Altman ve Amodei, BMGK’ya seslendi

OpenAI’den Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei, çarşamba günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yapay zeka güvenliği konusunda ayrı ayrı brifingler verdi.
Altman, BMGK’ya yaptığı açıklamada, “Önümüzde bir seçim var. Yapay zeka, ya yaratıcılık ve keşiflerin yeni bir Rönesansı gibi olabilir ya da kargaşa ve karışıklığın hakim olduğu yeni bir sanayi devrimi gibi olabilir,” dedi.
Altman ve Amodei, şirketlerinin ürünlerinin güvenliği konusunda giderek artan bir incelemeyle karşı karşıya kalırken konuşma yaptı.
Yapay zeka konusundaki kamuoyu endişesi, bu ayın başlarında Anthropic araştırmacılarının, bu teknolojinin on yıl içinde insanlığı yok edebileceği yönündeki uyarıları üzerine arttı.
Altman ve Amodei de dahil olmak üzere yapay zeka şirketlerinin liderleri, o zamandan beri yapay zeka alanındaki ilerlemenin yavaşlatılması ve teknolojinin güvenlik standartları konusunda daha fazla uluslararası işbirliği yapılması çağrısında bulunuyorlar.
BMGK’da yaklaşık 10 dakika konuşan Altman, yapay zekanın üretkenliğe sağladığı faydaları vurgularken, aynı zamanda bu teknolojinin kötüye kullanılma olasılığına da dikkat çekti.
OpenAI CEO’su, hükümetlerin bir araya gelerek, insanların bu teknolojiyi “kendilerine dayatılan bir şey” olarak algıladıkları bir gelecek yerine, yapay zekanın “demokratik kurumlar tarafından yönlendirildiği” bir gelecek inşa etmelerini savundu.
Altman şöyle konuştu:
“Yapay zekanın demokratik olması için, en önemli kararlar yalnızca San Francisco’daki laboratuvarlar tarafından alınamaz. Bu kararlar, demokratik süreçler aracılığıyla ve hizmet ettikleri halka karşı sorumlu hükümetler tarafından şekillendirilmelidir.”
OpenAI CEO’sunun konuşması, şirketinin bazı lobi faaliyetleriyle ve şirket başkanı Greg Brockman’ın ABD’deki siyasi eylem komitesiyle (PAC) tezat oluşturuyor.
Yapay zeka yanlısı “Leading the Future PAC”, yapay zeka sektörüne yönelik daha sıkı regülasyonları destekleyen adayları hedef alarak 100 milyon dolardan fazla kaynak topladı ve milyonlarca dolar harcadı.
Altman’ın konuşması, Anthropic araştırmacılarının yapay zekanın varoluşsal riskine ilişkin bazı endişelerine de değindi ve konseyi “kıyametçiliğe” kapılmamaları konusunda uyardı.
Altman, güvenlik tartışmasında bunun yerine üç ilkeye dayandırılması gereken bir “orta yol” olduğunu savundu: Yapay zeka sistemleri insan kontrolü altında kalmalı; yapay zeka, doktorların hastaları tedavi etmesine yardımcı olmaktan girişimcileri desteklemeye kadar insanlara fayda sağlamalı; ve teknoloji “insanları bireysel olarak güçlendirmeli.”
Video görüşmesi yoluyla konseye hitap eden Amodei, 12 Eylül tarihli bir blog yazısında dile getirdiği ve küresel işbirliğinin artırılması ile yapay zekanın denetlenmesi çağrısında bulunduğu birçok noktayı tekrarladı.
Amodei, yapay zekanın biyolojik silah geliştirmede kullanılmasının yasaklanması ve yeni yapay zeka modellerinin test edilmesine yönelik küresel standartlar dahil olmak üzere çeşitli uluslararası anlaşma biçimlerini savundu.
Altman, konuşmasında bu ay manşetlere taşınan varoluşsal risk uyarılarına değinmekten kaçınırken, Amodei, geliştiricilerin yapay zeka üzerindeki kontrolünü kaybetmesi konusundaki endişelerini yineledi ve aynı zamanda şirketini güvenlik konusunda sektör lideri olarak tanıttı.
Amodei, “Kötü yönetilirse, yapay zekanın insanlık için bir risk oluşturabileceğine bile inanıyorum. Anthropic olarak, bu riskleri önleme konusunda sektördeki en iyi sicile sahip olduğumuza inanıyoruz,” dedi.
OpenAI’nin ezeli rakibi Anthropic’teki araştırmacıların, bu teknolojinin birkaç yıl içinde insanlığı yok edebileceği uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka düzenlemeleri siyasi gündemde ön plana çıktı.
Bu endişeler, yapay zeka topluluğunun bazı kesimlerinde sıkça dile getirilen bir konu. Bu kesimler, teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesine yardımcı olmaktan finansal bir felakete yol açmaya kadar çeşitli nedenlerle yıkıma yol açabileceğinden korkuyor.
Daha önce Amodei, yapay zeka geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunmuş ve bu çağrı OpenAI, Google ve Elon Musk tarafından desteklenmişti.
Hem Amodei hem de Altman, uzun süredir kendilerini yapay zekanın koruyucuları olarak konumlandırıyor ve teknolojinin kamuoyunda nasıl algılanacağını şekillendirmeye çalışıyor.
Şirketleri de yapay zeka yarışında liderlik için rekabet halinde: Her ikisi de, şirketlerin değerini 1,5 trilyon doların üzerine çıkaracak ve potansiyel olarak rekor kıracak halka arzları hedefliyor.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Asya2 hafta önce“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”










