Bizi Takip Edin

Avrupa

Fransa ve İtalya AB belgelerinde İngilizce kullanımına karşı çıktı

Yayınlanma

Avrupa Birliği’nin ticaret anlaşmalarını hızlandırmak amacıyla hazırlık belgelerini sadece İngilizce olarak düzenleme önerisi, Fransa ve İtalya’nın anayasal engelleri gerekçe gösteren muhalefetiyle karşılaştı. Financial Times gazetesinin beş kaynağa dayandırdığı haberine göre, süreçleri kısaltmayı hedefleyen bu adım AB içinde çok dillilik tartışmasını yeniden başlattı.

Avrupa Birliği’nin (AB) ticaret anlaşmalarının onaylanma sürecini hızlandırmak amacıyla hazırlık ve hukuki inceleme belgelerini sadece İngilizce olarak düzenleme girişimi, Fransa ve İtalya’nın sert muhalefetiyle karşılaştı.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya yakın beş kaynağa dayandırdığı haberine göre, her iki ülke de bu uygulamanın kendi anayasalarına aykırı olduğunu savunuyor.

AB’nin ticaretten sorumlu komiseri Maros Sefcovic, Endonezya ile yürütülen ticaret anlaşması müzakerelerinde, detaylı hukuki incelemeler de dahil olmak üzere tüm sürecin tamamen İngilizce yürütülmesini teklif etti.

Mevcut uygulamada, belgeler üzerindeki her değişikliğin AB’nin 24 resmi dilinin tamamına çevrilmesi ve bu dillerde onaylanması gerektiği için süreçlerin tamamlanması iki yılı bulabiliyor.

Sefcovic, incelemelerin yalnızca İngilizce yapılmasıyla bu sürenin bir yıla düşürülmesini, nihai anlaşmanın ise daha sonra diğer resmi dillere çevrilmesini öneriyor. Komisyon üyesi, yaşanan gecikmelerin ticari kazanımları erteleyerek Avrupa ekonomisine zarar verdiğini savunuyor.

Sefcovic, bu yaklaşımın üye ülkeler arasında “geniş bir mutabakata” dayandığını ifade etti. FT’ye konuşan bir AB diplomatı da bu görüşü destekleyerek, “Bu yaklaşımı destekliyoruz. Şirketlerimizin pazar fırsatlarına daha hızlı erişmesini istiyoruz. Bu bizim için büyük bir öncelik” dedi.

Fransa ve İtalya anayasal engelleri öne sürüyor

Öte yandan Fransa ve İtalya, ulusal mevzuatlarını gerekçe göstererek bu öneriye karşı çıkıyor. FT’ye konuşan Fransız bir yetkili, “Fransa, Fransızca kaleme alınmamış bir metinle yükümlülük altına giremez veya buna bağlı kalamaz” açıklamasında bulundu.

Gazeteye konuşan bir diğer kaynak ise İtalyan Anayasası’nın da benzer kısıtlamalar getirdiğini belirtti.

Karşı çıkan taraflar, bu adımın AB’nin çok dillilik ilkesine bağlı hukuki yükümlülüklerini zayıflatmasından endişe ediyor.

Mevcut kurallara göre AB yasalarının tüm resmi dillerde erişilebilir olması gerekiyor, ayrıca liderler ve bakanlar düzeyindeki toplantılarda da simultane çeviri hizmeti sunuluyor.

Avrupa Komisyonu sözcüsü ise FT’ye yaptığı açıklamada, karmaşık uluslararası müzakerelerin hukuki ve teknik analiz aşamalarında tek bir ortak dil üzerinden çalışılmasının standart bir uygulama olduğunu savundu.

Sözcü, “Bu durum, AB mevzuatının gerektirdiği üzere ve kurumsal yetkilerimiz ile demokratik denetim prosedürlerimize tamamen uygun olarak, anlaşmanın nihai aşamada AB’nin 24 resmi diline çevrilmesini hiçbir şekilde engellemez veya önceden belirlemez” dedi.

Dil konusundaki ilk anlaşmazlık değil

AB içindeki dillerin ağırlığına ilişkin tartışmalar daha önce de benzer krizlere yol açmıştı. Dönemin AB Komiseri Neil Kinnock’un 2001 yılında iç belgelerin tüm dillere çevrilmemesini ve bazılarının sadece orijinal dilinde kalmasını önermesi, Fransa ve Almanya’nın tepkisine neden olmuştu.

İki ülke bu adımı İngilizcenin hakimiyet kurma çabası olarak nitelendirmiş, dönemin Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi ise çok dillilik ilkesinin temel bir değer olarak kalacağının taahhüdünü vermişti.

Benzer bir tartışma 2002 yılında ortak patent sistemi kurulurken de yaşanmıştı. AB’nin patentleri yalnızca İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerinde yayımlamak istemesi üzerine İtalya ve İspanya, ulusal dillerinin ayrımcılığa uğradığı gerekçesiyle Avrupa Adalet Divanı’nda dava açmıştı.

İki ülke davaları kaybetmiş, ancak hukuki süreç patent sisteminin hayata geçmesini on yıl geciktirmişti.

Avrupa

Nord Stream 2 AG AB’nin gaz yasağını yargıya taşıdı

Yayınlanma

Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattının işletmecisi Nord Stream 2 AG, Rus gazı ithalatını yasaklayan AB düzenlemesine karşı Avrupa Birliği yargısına başvurdu. Şirket, düzenlemenin tamamen iptal edilmesini ya da boru hattı üzerinden yapılan gaz sevkiyatlarına ilişkin kısıtlamaların kaldırılmasını talep ediyor.

Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattının işletmecisi Nord Stream 2 AG, Rus gazı ithalatını yasaklayan düzenlemeyi kabul eden Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyine karşı Avrupa Birliği yargısında dava açtı.

27 Nisan’da açılan davada şirket, Rus gazı ithalatını yasaklayan düzenlemenin tamamen iptal edilmesini ya da belge içindeki boru hattı üzerinden yapılan gaz sevkiyatlarına yönelik kısıtlamaları içeren maddelerin geçersiz sayılmasını talep etti.

İsviçre merkezli Nord Stream 2 AG, mart ayı sonunda Rusya’daki ticari marka korumasının süresini 2036 yılına kadar uzattı. Ticari markanın, gaz işleme faaliyetleri ve ilgili altyapının kurulmasıyla bağlantılı yedi farklı Uluslararası Mal ve Hizmet Sınıflandırması (MKHS) kategorisinde tescilli olduğu belirtildi.

AB ülkeleri ocak ayında Rus gazından 2027 yılına kadar tamamen vazgeçilmesini öngören plan lehine oy kullandı.

Buna göre Rusya’dan Avrupa Birliği’ne sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatı yılın başından itibaren yasaklanacak, boru hattı üzerinden yapılan doğalgaz sevkiyatları ise 30 Eylül’den itibaren durdurulacak.

Düzenleme kapsamında AB üyesi ülkelerin, bir gaz sevkiyatına izin vermeden önce gazın üretildiği yeri doğrulaması gerekecek.

Financial Times’ın nisan ayında yayımladığı habere göre ise yılın ilk üç ayında Yamal LNG tesisinden Avrupa Birliği’ne yapılan sevkiyatlar yaklaşık yüzde 17 artarak 5 milyon tona ulaştı.

Gazete, bu artışın Ortadoğu’daki enerji krizi ortamında gerçekleştiğini aktardı.

Financial Times, söz konusu gelişmenin, QatarEnergy’nin petrol ve doğalgaz tesislerine yönelik saldırıların ardından Katar’dan LNG sevkiyatlarının azalması ve Hürmüz Boğazı’ndaki durumla bağlantılı olduğunu yazdı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Hollanda ordusu 30 yıl sonra esir kampı tatbikatı yaptı

Yayınlanma

Hollanda ordusu, 30 yılı aşkın süredir ilk kez bir savaş esiri kampının kurulmasını test ediyor. AD’nin haberine göre, Groningen eyaletindeki Marnehuizen poligonunda yürütülen çalışma, Rusya ile olası bir savaşa hazırlık kapsamında gerçekleştiriliyor. Savaş durumunda kampın 2 bin askeri esiri barındırabilecek kapasitede olması planlanıyor.

Hollanda ordusu, 30 yılı aşkın bir aradan sonra ilk kez savaş esirleri için bir kampın kurulmasını tatbikat kapsamında test ediyor.

AD’nin haberine göre, Groningen eyaletindeki Marnehuizen poligonunda bu hafta yürütülen çalışma, Rusya ile olası bir çatışma senaryosuna hazırlığın parçası olarak gerçekleştiriliyor.

Askeri yetkililer, savaş durumunda 2 bin askeri esiri barındırabilecek kampın bir hafta içinde kurulabileceğini belirtiyor.

Bu tür tesislerin inşasında yalnızca askerlerin değil, normalde büyük müzik festivalleri için altyapı kuran sivil yüklenicilerin de görev alması planlanıyor.

Habere göre kamp, geçmişteki geleneksel savaş esiri kamplarındaki çok sayıdaki gözetleme kulesi ve projektörlerle donatılmış yapılara benzemeyecek.

Güvenlik, modern gözetleme sistemleriyle sağlanacak. Görüntü ve sese tepki verebilen kameralar kullanılacak, kampın üzerinde insansız hava araçları uçacak ve gerçek zamanlı görüntü aktarımı yapılacak.

Savaş esirlerinin, içinde ranzaların bulunduğu küçük beyaz barakalarda kalması öngörülüyor.

Subaylar ve erler aynı alanlarda barındırılacak, her bölümde en fazla 20 kişi bulunacak. Esirler için yürüyüş alanları, ortak duşlar, yemekhane ve sağlık birimi de kurulacak.

Kişisel cep telefonları ve elektronik cihazlara el konulacak ancak esirlerin ailelerine mektup yazmasına izin verilecek.

Kara Kuvvetleri Operasyonel Destek Komutanlığı Komutanı General Nicole de Wolf, “Kendi askerlerimizin sahip olduğu koşullardan daha kötü olmayan yaşam şartları sunulacağını garanti edebilirler” dedi.

Benzer tatbikatlar en son Soğuk Savaş döneminde yapılmıştı. De Wolf, son on yıllarda ordunun binlerce savaş esirini barındırma konusundaki tecrübesini büyük ölçüde kaybettiğini söyledi.

Afganistan’daki görevler sırasında Hollandalı askerlerin genellikle yalnızca iki ya da üç kişiyi gözaltına aldığını ve bunların askeri üslerde tutulabildiğini belirtti.

De Wolf, “Karşınızdaki tarafı silahsızlandırdıysanız, onu mümkün olduğunca hızlı biçimde cephe hattından uzaklaştırmak istersiniz” ifadelerini kullandı.

Planlamaya göre ele geçirilen askerler yüzlerce kilometre gerideki bölgelere nakledilecek. Burada kayıt altına alınacak, sorgulanacak ve olası bir esir takasına kadar tutulacaklar.

Hollandalı yetkililer, savaş esirlerine insani muamelenin yalnızca uluslararası hukukun gereği olmadığını da vurguluyor.

De Wolf, “Başkalarına, size yapılmasını istemediğiniz şeyi yapmayın” diyerek, Hollanda’nın kendi askerlerinin esir düşmesi halinde onlara da insani şekilde davranılmasını beklediğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman Hava Kuvvetleri Komutanı’ndan ‘Rusya’ya karşı hazırız’ mesajı

Yayınlanma

Alman Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Holger Neumann, NATO’ya yönelik olası bir Rus saldırısı durumunda ittifakın Rus askeri hedeflerine kapsamlı karşılık verebileceğini söyledi. The Telegraph’a konuşan Neumann, Almanya’nın hava savunma kapasitesini artırdığını ve Luftwaffe’nin olası bir kriz durumunda derhal harekete geçmeye hazır olduğunu belirtti.

Alman Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Holger Neumann, Rusya’nın NATO’ya saldırması halinde Rus askeri hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemeye hazır olduklarını söyledi.

The Telegraph’a konuşan Neumann, silahlı bir çatışma durumunda NATO güçlerinin Rus askeri tesislerine kapsamlı karşılık verebileceğini belirtti.

Neumann, olası hedefler arasında Kaliningrad bölgesi, Kola Yarımadası, Karadeniz’deki alanlar ve Rus donanmasının konuşlu bulunduğu St. Petersburg çevresinin yer aldığını ifade etti.

Alman general, “Eğer iş çatışmaya varırsa, ki bunun asla yaşanmamasını umuyorum, topraklarımızın her karışını savunacağız” dedi.

Luftwaffe’nin derhal harekete geçmeye hazır olduğunu belirten Neumann, “Eğer bana şu anda telefon edip uygun bir durumun ortaya çıktığını söylerlerse, hemen hazır olmamız gerekir. Ve hazırız” ifadelerini kullandı.

Erich Vad, Ukrayna savaşını Verdun Muharebesi’ne benzetti

Neumann, Almanya’nın yeniden silahlanma programı kapsamında hava savunma sistemleri stoklarını önemli ölçüde artırdığını da söyledi.

Buna göre Berlin, Patriot, Iris-T ve Arrow 3 sistemleri dahil olmak üzere hava savunma kapasitesini güçlendiriyor. General, bunun Başbakan Friedrich Merz hükümetinin Almanya’nın Avrupa güvenliğindeki rolünü artırma politikasının bir parçası olduğunu belirtti.

NATO içinde güvenlik açısından herhangi bir ayrım bulunmadığını vurgulayan Neumann, Baltık ülkeleri dahil olmak üzere ittifak üyesi herhangi bir ülkeye yönelik saldırının tüm NATO üyelerinin ortak karşılığıyla sonuçlanacağını söyledi.

“NATO, topraklarının son karışına kadar NATO olarak kalacaktır” diyen Neumann, kolektif savunma ilkesinin geçerliliğini koruduğunu ifade etti.

Rus silahlı kuvvetlerinin küçümsenmemesi gerektiğini de söyleyen Alman komutan, Rus ordusunun Ukrayna’da dört yılı aşkın süredir devam eden savaş boyunca yüksek uyum kabiliyeti sergilediğini belirtti.

Neumann, Rusya’nın Su-35, Su-57 ve MiG-31 savaş uçaklarının yanı sıra seyir, balistik ve hipersonik füzelere sahip olduğunu kaydetti.

Neumann, “Bir numaralı kural, rakibinizi asla küçümsememektir. Bu nedenle Ukrayna’da ne görürsek görelim, değerlendirmelerimizde her zaman dikkatli olmalıyız” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English