Bizi Takip Edin

Avrupa

Fransa’da Ulusal Birlik, Halk Cephesi’ne karşı: Bardella başbakanlığa hazırlanıyor

Yayınlanma

Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un erken Ulusal Meclis çağrısı yapmasının ardından, Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik’in (RN) iktidar yürüyüşü başlamış görünüyor.

Son anketlere göre RN %35 civarında oy oranı ile birinci parti olarak görünürken, sol partilerin oluşturduğu Yeni Halk Cephesi (NFP) ikinci sırada yer alıyor. Üçüncü sırada Macron’un ittifakı ENS (%20), dördüncü sırada ise %7 civarında oyla muhafazakâr Les Républicains (LR) bulunuyor.

Kamu borcu GSYİH’nin %110’u düzeyinde olan ve mevcut hükümetin geçen yıl %5,5 oranında bütçe açığı verdiği Fransa’da ekonomi ve finansal istikrar hızla seçim gündeminin ortasına yerleşti. Bazı kredi derecelendirme kuruluşları ülkenin borç notunu düşürdü.

Avro bölgesinin ikinci büyük ekonomisindeki siyasi belirsizlik piyasaları tedirgin ederken, RN yetkilileri Fransa’nın bütçe açığını 2027 yılına kadar GSYİH’nin %3’üne, yani AB kurallarının belirlediği seviyeye çekmeyi hedeflediklerini söylediler. 

Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında RN’nin ekonomi, dış politika ve göç konularındaki programını özetleyen Başkan Jordan Bardella, “Ülkeyi makul bütçelere geri döndürmek niyetindeyiz,” dedi ve Macron yönetimini suçlayarak, ülkenin “bozulan kamu maliyesini” onarmayı amaçladıklarını söyledi.

Bardella’dan ihtiyatlı iktisadi adımlar

RN lideri Marine Le Pen’in sağ kolu sayılan Bardella, başbakan olması halinde, sonbaharda 2025 bütçesinin hazırlanmasında hangi tedbirlerin alınacağına karar vermeden önce kamu maliyesini denetleyerek ihtiyatlı davranacağını söyledi.

Partinin en son 2022 başkanlık seçimlerinden önce ortaya konan ekonomik planlarını sulandırdığı yönündeki iddiaları reddeden Bardella, partisinin yakıt ve enerji KDV’lerindeki indirimin yarattığı bütçe açığını telafi etmek için halihazırda önlemler belirlediğini söyledi. Bunlar arasında deniz taşımacılığı şirketlerine yönelik bir vergi deliğini kapatarak 1,2 milyar avro toplamak, Fransa’nın AB bütçesine katkısını 2 milyar avro azaltmak ve 3 milyar avro toplamak için enerji şirketlerinin fazla kârlarını vergilendirmek de yer alıyor.

Bardella, RN’nin ayrıca Macron’un geçen yıl kabul ettiği ve emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkaran dönüm noktası niteliğindeki emeklilik reformunu da “prensipte” yürürlükten kaldıracağını söyledi.

Financial Times’a (FT) göre Macron’unkine benzer vaatlerde bulunan Bardella, Fransa’nın sanayi temelini güçlendirecek, istihdamı artıracak ve bürokrasiyi azaltacak önlemlerden bahsetti.

Bardella, “Fransa’yı yeniden bir üretim ülkesi haline getirmeliyiz,” dedi.

RN Rusya’ya karşı sertleşiyor ama “kırmızı çizgileri” var

Bardella ayrıca, Le Pen’in daha önce Rusya karşıtı yaptırımlara ve Ukrayna savaşına ihtiyatla yaklaşmasına rağmen, RN hükümetinin Rusya’ya karşı yumuşak olmayacağı konusunda güvence vermeye çalıştı.

Bardella, “Rusya’yı hem Fransa hem de Avrupa için çok boyutlu bir tehdit olarak görüyorum,” dedi.

Bununla birlikte Ukrayna’ya yardım konusunda Bardella, Macron’un mevcut yaklaşımından farklı “kırmızı çizgileri” olacağının sinyalini verdi.

RN lideri, Ukrayna’ya herhangi bir Fransız askeri gönderilmesini ve Rusya içindeki hedefleri vurabilecek uzun menzilli füzeler ya da diğer askeri teçhizatın sağlanmasını reddetti.

Bardella’nın açıkladığı seçim manifestosunda RN, Fransa’nın nükleer kapasitesinin “Avrupalılaştırılmasına” da itiraz ediyor ve Fransız nükleerlerinin “Fransa’ya ait olduğunun” altını çiziyor. Daha önce Macron, Fransız nükleer gücünün tüm Avrupa için kullanılabileceğini söylemişti.

RN ayrıca Avrupa ülkelerinin silah alımlarında Avrupa ürünlerinin tercih edilmesini sağlamak istiyor. Bu, partinin kamu alımlarında Fransız tercihini öne çıkaran önceki politikalarından küçük bir değişiklik anlamına geliyor.

“Filistin’i tanımak terörü tanımak demek”

Ayrıca Bardella, 7 Ekim’de başlayan Aksa Tufanı operasyonunun ardından, Filistin devletini tanımanın “terörizmi tanımak anlamına geleceğini” söyledi.

Bardella düzenlediği basın toplantısında, “Bunun bir ufuk olarak kalmaması gerektiğini söylemiyorum, fakat konuştuğumuz gibi bir Filistin devletini tanımak terörizmi tanımak anlamına gelecektir,” iddiasında bulundu.

RN lideri Hamas’ı kastederek, “Bu, tüzüğünde İsrail Devleti’nin yok edilmesini öngören bir örgüte siyasi meşruiyet kazandıracaktır,” dedi.

Bardella’dan göç karşıtı manifesto

Bardella ayrıca, Fransa’da doğuştan gelen vatandaşlık hakkı olan “droit du sol”u kaldıracağını ve Schengen bölgesini erken seçimlerden sonra sadece AB vatandaşlarıyla sınırlandıracağını açıkladı.

Bardella göçü, satın alma gücü ve güvenlikten sonra “üçüncü büyük acil durum” olarak tanımladı.

Bardella özellikle “göçün daha iyi kontrol edilmesi” ve “droit du sol”un kaldırılması çağrısında bulundu.

RN lideri, “Fransız vatandaşlığının otomatik olarak kazanılması, sekiz milyar insanın yaşadığı bir dünyada, entegre ve asimile olma konusundaki yetersizliğimizin günlük kanıtlarının topraklarımızda çoğaldığı bir zamanda artık doğru değildir,” dedi.

Droit du sol yasası, Fransa’da yabancı bir anne babadan doğan her çocuğun, 11 yaşından itibaren en az beş yıl ya da hayatının büyük bir bölümünde Fransa’da yaşamış olması koşuluyla, 18 yaşında otomatik olarak Fransız vatandaşlığına geçmesine izin veriyordu.

Fakat Ocak 2024’te kabul edilen göç yasası, Fransız vatandaşlığı hakkını düzenleyen koşulları sıkılaştırarak otomatik niteliğini ortadan kaldırdı. Fransa’da yabancı bir anne babadan doğan bir çocuğun Fransız vatandaşlığına başvurabilmesi için artık 16-18 yaşları arasında bir prosedür başlatması gerekiyor.

RN’nin yaz aylarında sunmak istediği “acil durum yasası” bu hakkı ortadan kaldırmayı ve devlet tıbbi yardımının (AME) yerine Acil Hayati Yardım (AUV) için bir fon oluşturulmasını öneriyor.

Patron örgütleri Le Pen ile ilişki kuruyor

Öte yandan Financial Times’ta yer alan bir habere göre Fransa’nın şirket patronları, erken parlamento seçimlerinde RN’ye rakip Halk Cephesi’nin radikal vergi ve bütçe harcaması gündeminden endişe ederek RN ile temas kurmak için yarışıyor.

FT’ye konuşan dört üst düzey yönetici ve bankacı, anketlere göre Le Pen ile yarışan en güçlü blok olan solun, iş dünyası için RN’nin vergi indirimleri ve göçmen karşıtı politikalarından bile daha kötü olacağını söyledi.

Fransa’nın ana borsa endeksi Cac 40’taki şirketlerden birinin lideri, 30 Haziran ve 7 Temmuz’da yapılacak iki turlu oylama öncesinde diğer grupların önünde yer alan Le Pen’in partisi için, “RN’nin ekonomi politikaları daha çok iş dünyasının doğru yönde ilerlemesine yardımcı olabileceğini düşündüğü boş bir levha,” dedi ve “solun katı anti-kapitalist gündemini yumuşatmasının pek olası olmadığını” ekledi.

Fransa’daki bir başka büyük patron ve yatırımcı da, “İki hafta önce bana iş dünyasının RN’yi destekleyeceğini ve [Cumhurbaşkanı Emmanuel] Macron’u saymayacağını söyleseydiniz, buna inanmazdım,” diye konuştu.

Paris’teki yatırım bankacıları ve yöneticiler, RN’nin salt çoğunluğu kazanması halinde başbakan olması beklenen Bardella’nın son aylarda kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarda iş dünyası liderlerine “kur yapmaya” başladığını söyledi.

Ekonomi politikası üzerine çalışan RN milletvekili Jean-Philippe Tanguy, partinin planlarını anlamak isteyen lobiciler, yatırımcılar ve şirketlerden telefonlar aldığını söyledi. 

Tanguy, “Onlara RN’nin bütçe açıkları konusunda çizgiyi koruyacağını ve inandırıcı bir plan sunacağını söyledik. Piyasalar bize karşı sert olacak, bu yüzden bunu yapmaktan başka seçeneğimiz yok,” dedi.

Le Pen de iş dünyasına güven vermeye çalıştı ve pazar günü Le Figaro’ya verdiği demeçte, “Finansal piyasalar Ulusal Birlik’in projesini gerçekten anlamıyor. Projemizin sadece karikatürünü duydular. Projemizi okuduklarında ise oldukça makul buluyorlar,” iddiasında bulundu.

Halk Cephesi, emeklilik reformunu geri almayı vaat ediyor

Aralarında Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Sosyalist Parti (PS) ve Fransız Komünist Partisi’nin (PCF) de bulunduğu partilerin kurduğu Yeni Halk Cephesi (NFP) ise Macron’un emeklilik reformunu geri almayı ve zenginleri vergilendirmeyi planlıyor.

Sosyalist Parti Başkanı Olivier Faure, “Bu programı, en çok ödeme gücü olanların cebine girerek finanse edeceğiz,” dedi.

NFP’nin programında Macron’un emeklilik reformlarının iptal edilmesi, kamu sektörü maaşlarının ve sosyal yardımların artırılması, asgari ücretin %14 yükseltilmesi ve temel gıda maddeleri ile enerji fiyatlarının dondurulması yer alıyor.

NFP, varlık vergisini yeniden getirerek, daha iyi durumda olanlar için birçok vergi indirimini iptal etmeyi ve en yüksek gelirliler için gelir vergisini yükseltmeyi vaat ediyor. 

Patronlar ise bu tür fikirlere tepkili. “Solun ekonomik programı kesinlikle kabul edilemez ve Fransa’nın kapitalist sistemden ayrılması anlamına gelir,” diyen yüksek profilli bir girişimci Bardella’nın güven verici göründüğünü ama “aşırı sağın sadece ekonomi için değil demokrasi için de bir tehdit oluşturduğunu” öne sürdü.

Öte yandan Centerview Partners’da kamu borcu danışmanlığı konusunda uzmanlaşmış bir yatırım bankacısı olan Matthieu Pigasse, “Avrupa şüphecisi” RN uzun süredir bunları eleştirse de Fransız ekonomisinin “avro ve AB’nin kendisi tarafından korunduğunu” savundu.

Pigasse, L’Express dergisine verdiği demeçte, “Tarihsel bir ironi olarak, avro [ekonomik etkiyi] soldan ya da aşırı sağdan bağışık hale getirecektir,” dedi.

İş dünyası temsilcileri “netleşme” istiyor

20 Haziran Perşembe günü iş dünyası örgütleri Mouvement des Entreprises de France (Medef), Confédération des Petites et Moyennes Entreprises (CPME), Union des Entreprises de Proximité (U2P) ve Mouvement des Entreprises de Taille Intermédiaire (METI), parlamento seçimlerinde yarışan siyasi partilerin temsilcilerini Paris’e davet etti.

Gündemde ücret artışları, vergi baskısı, kamu harcamalarının durumu, emeklilik reformu, konut politikası ve enerji politikası vardı.

Özellikle NFP ile RN’nin konuşmaları merak ediliyordu

Örneğin NFP, KOBİ’lere yönelik vergi çerçevesine dokunmadan, özel servet ve çok uluslu şirketler üzerinde ek bir vergi çabası görmek istiyor.

RN’den Jordan Bardella ise üretim vergilerinin çok yüksek olduğuna inanıyor ve şirketlerin katma değerine dayalı kurumlar vergisini kaldırırken fazla mesaiyi vergiden muaf tutmak istiyor.

Medef Başkanı Patrick Martin, Le Figaro’ya verdiği bir mülakatta, Medef’in mevcut bağlamda hem NFP hem de RN tarafından verilen sözlerin “tehlikelerine” dikkat çekmek istediğini açıkça belirtti.

Martin, “Kamu maliyesinin büyük bir baskı altında olduğu, uluslararası rekabetin güçlü olduğu ve ekonominin durgun olduğu bir dönemde bazı ekonomik tedbirler konusunda çok endişeliyiz. Tehlikeli maceralara atılmak için en kötü zaman: ülke zaten yeterince kırılgan,” dedi.

Le Figaro’ya verdiği demeçte, “Tekrar ediyorum, RN programı Fransız ekonomisi, büyümesi ve istihdamı için tehlikelidir ve Yeni Halk Cephesi’nin programı da en az onun kadar tehlikelidir, hatta daha da tehlikelidir,” ifadelerini kullandı.

Avrupa

Almanya, İkinci Dünya Savaşı sonrası en büyük savaş gemisi projesini iptal ediyor

Yayınlanma

Almanya hükümetinin, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ülkenin en büyük savaş gemileri olması planlanan altı adet F126 firkateyninin inşasını durdurmaya hazırlandığı bildirildi. Savunma Bakanı Boris Pistorius ve üst düzey yetkililerin, sanayi temsilcileri ile Federal Meclis (Bundestag) milletvekillerini projeden vazgeçme kararı hakkında bilgilendirdiği belirtildi.

Almanya hükümeti, deniz kuvvetleri için planlanan ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ülkenin en büyük askeri gemileri olması öngörülen F126 firkateyni programını sonlandırmaya hazırlanıyor.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ve diğer üst düzey yetkililer, salı günü sanayi temsilcilerine ve bazı Federal Meclis milletvekillerine projeden vazgeçme niyetlerini iletti.

Kaynaklar, hükümetin bu proje yerine daha küçük boyutlardaki sekiz adet Meko A-200 firkateynini satın almayı planladığını bildirdi.

Kararın kesinleşmesi durumunda, F126 programı kapsamında halihazırda harcanmış olan yaklaşık 2 milyar avro değerindeki parça, bileşen ve diğer ürünlerin büyük olasılıkla kayıttan düşülerek ıskartaya çıkartılacağı ifade edildi.

Rheinmetall için büyük kayıp

Toplam sözleşme bedeli 12,8 milyar avro olan F126 projesinin iptali, programın ana yüklenicisi olmayı hedefleyen Alman savunma sanayi devi Rheinmetall için ciddi bir darbe olarak değerlendiriliyor.

166 metre uzunluğa ve 10 bin ton deplasmana sahip çok amaçlı F126 firkateynleri, uzun süre denizde kalabilecek ve özellikle denizaltı savunma harbinde etkin rol oynayacak şekilde tasarlanmıştı.

Dört adet F126 firkateyninin inşasına yönelik ihaleyi ilk olarak 2020 yılında Hollandalı tersane Damen Naval kazanmış, daha sonra anlaşma iki gemiyi daha kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Ancak proje, yazılım sorunları ile Damen ve Almanya Federal Savunma Tedarik Dairesi arasındaki iletişim aksaklıkları nedeniyle bütçe aşımları ve takvim gecikmeleriyle karşılaştı.

Damen ile Alman makamları arasında tırmanan gerilim, tarafların Hollandalı gemi yapımcısını ana yüklenicilik rolünden çıkarma ve bu görevi Rheinmetall’e devretme konusunda anlaşmasıyla sonuçlandı.

Nihai sözleşme taslağı hazırlanarak Federal Meclis Bütçe Komisyonunun onayına sunulma aşamasına getirilmişti.

Buna karşılık milletvekillerinin, F126 firkateynlerinin yüksek maliyeti ve teslimat süreleri konusundaki endişelerinin giderek arttığı kaydedildi.

Konuya ilişkin olarak Rheinmetall, Financial Times’ın yorum talebini yanıtsız bırakırken, Almanya Savunma Bakanlığından da bir açıklama yapılmadı.

Şirketin denizcilik alanındaki büyüme stratejisi

Rheinmetall Üst Yöneticisi (CEO) Armin Papperger, ocak ayı sonunda yaptığı açıklamada, Luerssen şirketinin savaş gemisi inşa birimini 1,35 milyar avro karşılığında satın alma anlaşmasının ardından, deniz kuvvetlerine yönelik üretim alanında yeni satın alma fırsatlarını değerlendirdiklerini belirtmişti.

Papperger, uygun koşulların oluşması durumunda birleşme ve satın almalar yoluyla askeri denizcilik sektöründeki varlıklarını artırmayı hedeflediklerini dile getirmişti.

Rheinmetall, aralık ayında sivil üretim birimlerini satarak tamamen savunma sanayisine odaklanma kararı aldığını duyurmuştu.

Şirket, nisan ayından bu yana otomotiv bileşenleri ve enerji ekipmanları üreten savunma dışı varlıklarının satışı için potansiyel alıcılarla görüşmeler yürütüyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Kuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası

Yayınlanma

The Telegraph’ın aktardığına göre, Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına yönelik 2022 tarihli sabotajın failleri, polis kontrolü halinde porno filmi çektiklerini söylemeyi planlıyordu. The Wall Street Journal muhabiri Bojan Pancevski’nin kitabında yer alan bilgilere göre operasyon, Ukraynalı askerler ve istihbarat mensuplarınca hazırlanırken uygulamada sivil dalgıçlar görev aldı.

Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına yönelik 2022 yılındaki sabotajın faillerinin, operasyonu gizlemek amacıyla sıra dışı bir örtü hikayesi hazırladığı öne sürüldü.

The Telegraph’ın haberine göre, polis tarafından durdurulmaları halinde ekip üyeleri bir porno filmin çekimleri için bölgede bulunduklarını söylemeyi planlıyordu.

The Wall Street Journal muhabiri Bojan Pancevski’nin The Nord Stream Conspiracy (Kuzey Akım Komplosu) adlı kitabında yer alan bilgilere göre, operasyona katılan kadın dalgıç geçmişte modellik yaptı ve erotik dergilerin kapaklarında yer aldı. Kitapta, bu geçmişin söz konusu örtü hikayesini daha inandırıcı kılabileceğinin değerlendirildiği aktarıldı.

Pancevski’nin aktardığına göre, 2022 sonbaharında dört erkek ve bir kadından oluşan beş kişilik ekip gizli bir görev için Almanya’da Baltık Denizi kıyısına geldi. Ekibin görevi, Baltık Denizi’nin tabanına döşenen doğalgaz boru hatlarına patlayıcı yerleştirmekti.

Kitapta yer alan bilgilere göre, “Diametr” kod adlı operasyon Ukraynalı askerler ve istihbarat mensuplarından oluşan bir grup tarafından hazırlandı. Operasyonda, yaklaşık 80 metre derinlikte çalışabilecek sivil dalgıçlardan yararlanıldı. Ekip, Almanya’da kiraladıkları bir yatta, batıkları araştıran amatör dalış meraklıları gibi davranarak faaliyet yürüttü.

Trump’tan Merz’e: Kuzey Akım 2’yi ben durdurdum

Daha sonra boru hatlarının çeşitli noktalarına yerleştirilen patlayıcılar 26 Eylül 2022’de infilak etti. Patlamalar sonucunda dört hattan üçü kullanılamaz hale geldi.

Pancevski, operasyon hazırlıklarının Ukrayna’nın en üst düzey askeri ve siyasi yönetimi tarafından da bilindiğini yazdı. Kitaba göre dönemin Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Valeriy Zalujnıy, plan hakkında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’yi bilgilendirdi ve Zelenski sözlü olarak operasyona onay verdi. Zelenski ve Zalujnıy daha önce sabotajın organizasyonunda rolleri bulunduğu yönündeki iddiaları reddetmişti.

Patlamalara ilişkin soruşturma Almanya’da sürüyor. Alman güvenlik makamları, operasyonda bir grup Ukrayna vatandaşının yer aldığı görüşünde. Soruşturma kapsamında şüphelilerin büyük bölümünün Ukrayna’da bulunduğu belirtilirken, şu ana kadar yalnızca bir Ukrayna vatandaşı gözaltına alındı. İtalya’da yakalanan şüpheli daha sonra Almanya’ya iade edildi.

Seymour Hersh yazdı: Kuzey Akım sabotajında yalanlarla geçen bir yıl

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Savunma Komiseri, Ukrayna ordusunun birliğe entegrasyonunu istedi

Yayınlanma

Avrupa Birliği (AB) Savunma Komiseri Andrius Kubilius, Ukrayna’nın gelecekteki savunma birliğine entegre edilmesi gerektiğini belirterek, iki tarafın askeri sanayilerinin tek bir askeri yapıda birleştirilmesi çağrısında bulundu. Kubilius, AB ülkelerinin askeri güç açısından Rusya’yı geride bırakmak için önümüzdeki 10 yılda silah üretimine yaklaşık 7 trilyon avro harcaması gerektiğini ifade etti.

Avrupa Birliği (AB) Savunma Komiseri Andrius Kubilius, Brüksel’de düzenlenen Avrupa Savunma ve Güvenlik Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, AB’nin Ukrayna’yı gelecekte kurulacak savunma birliğine entegre etmesi gerektiğini söyledi.

Reuters’ın aktardığı açıklamaya göre Kubilius, “Avrupa’da Ukrayna silahlı kuvvetlerini kendi savunma mimarimize entegre etmeyi hayati bir mesele olarak görmezsek, bunu anlamlandırmak zor olurdu” dedi.

Kubilius, Ukrayna’nın askeri doktrinindeki dönüşüm sayesinde şu anda savaş alanında baskın durumda olduğunu vurguladı.

Avrupa askeri sanayisi ile Ukrayna üretim tesislerinin tek bir askeri yapıda birleştirilmesi çağrısında bulunan Kubilius, Ukrayna’nın AB askeri pazarına tamamen entegre edilmesi gerektiğini kaydetti.

Kubilius, Avrupa Komisyonunun önümüzdeki hafta savunma pazarına ilişkin ayrıntılı bir analiz ve sonraki adımları içeren ilk teklifleri sunabileceğini bildirdi.

Savunma Komiseri, daha sonraki aşamada ise savunma tedariki kurallarının ve diğer pazar normlarının değiştirilmesinin önerileceğini belirtti.

Kubilius, AB için stratejik bir hedef de ortaya koydu.

AB ülkelerinin askeri güç ve silah miktarı bakımından Rusya’yı geride bırakmak amacıyla önümüzdeki 10 yılda silah üretimine yaklaşık 7 trilyon avro harcaması gerektiğini savunan Kubilius, bu harcamaların NATO kapsamındaki savunma bütçelerini gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 5’ine çıkarma taahhütleriyle uyumlu olduğunu ifade etti.

Kubilius, Avrupalıları bu bedeli ödemeye hazır olmaya çağırarak bunu “barışın bedeli” olarak nitelendirdi.

Bununla birlikte Kubilius, büyük miktarlarda üretilmesi zor olan yüksek teknolojili silahların üretilmesinden vazgeçilmesini ve bunun yerine Ukrayna’da kullanılan insansız hava araçlarını örnek göstererek “muazzam miktarda tatmin edici silah” üretimine odaklanılmasını önerdi.

AB Savunma Komiseri ayrıca, Ukrayna’nın yenilikçi savunma sanayisinin Avrupa savunma ve teknoloji tabanına entegre edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English