Bizi Takip Edin

Avrupa

Frontex’in yetkileri artırılacak

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, Ekim ayında Frontex’i düzenleyen kuralların gözden geçirilmesini önermeye hazırlanıyor.

Bu adım, Avrupa’nın giderek daha kısıtlayıcı hale gelen göç politikası bağlamında kurumun yetkilerini ve rolünü önemli ölçüde genişletebilir.

Euractiv’in aktardığı Komisyon planlarına göre, Avrupa sınır ajansı, AB dışı ülkelerle işbirliği yapmak için daha güçlü bir yetki, geri dönüş operasyonlarında daha büyük bir rol ve sınır ötesi suçlarla ve “hibrit tehditlerle” mücadeleye yönelik genişletilmiş yetkiler elde edecek gibi görünüyor.

AB yetkililerine göre, içeriği önümüzdeki çarşamba günü Ursula von der Leyen’in merakla beklenen Avrupa Birliği Durumu (SOTEU) konuşmasında açıklanacak olan teklifin, ajansın kadrolu personel sayısını üç katına çıkararak 30.000 memura ulaştırmayı öngören planları içermesi bekleniyor.

AB’nin dış sınırlarında artan baskıları yönetmeye yardımcı olmak amacıyla 2004 yılında kurulan Frontex, o zamandan bu yana bütçesi, personeli ve siyasi görünürlüğü açısından hızla büyüdü.

Ayrıca, temel hak ihlalleri ve zorla geri gönderme iddiaları da dahil olmak üzere sayısız tartışmaya yol açmış ve bu tartışmalar, 2022 yılında o dönemki icra direktörü Fabrice Leggeri’nin istifasıyla doruğa ulaşmıştı.

Leggeri şu anda Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik’i temsil eden bir Avrupa Parlamentosu milletvekili.

Bu gözden geçirme, Mayıs ayında on binlerce göçmenin bölgeye geçtiği, Fas’ın kuzey kıyısındaki İspanyol toprağı Ceuta’da yaşanan göç krizi sonrasında gündeme geldi.

Bu olay, Brüksel ve AB başkentlerinde, bloğun dış sınırlarını yönetme kabiliyeti ve göç dalgalarına yanıt vermede Frontex’in oynaması gereken rol konusunda tartışmaları yeniden alevlendirdi.

AB ülkeleri, üçüncü ülkelerdeki “geri dönüş merkezleri”ne kapı açan yeni bir geri dönüş çerçevesi ve Haziran ayında yürürlüğe giren Göç ve İltica Paktı ile bloğun göç sistemini şimdiden sıkılaştırıyor.

Geri dönüşler ve karma tehditlerle mücadele

Ajansın, sınır dışı etme işlemlerinde rol alabilmesi için daha fazla yetki alması da bekleniyor.

Euractiv, ulusal başkentlerin Frontex’e, Avrupa dışındaki bir bölgeden AB dışındaki diğer ülkelere geri dönüşlerin gerçekleştirilmesinde rol vermeyi değerlendirdiğini ilk kez ortaya çıkardı.

Bu yetki, ajansın mevcut yasal çerçevesi kapsamında yer almıyor ve yeni bir yasal dayanak gerektirecek.

Frontex’in rolünü genişletebileceği bir diğer alan ise AB dışındaki ülkelerle yapılacak anlaşmalardır.

Bu, tam kapsamlı bir statü anlaşması müzakere etmeye gerek kalmadan personel görevlendirmeleri de dahil olmak üzere, daha esnek uluslararası anlaşma biçimlerine olanak tanıyacak.

Euractiv’in görüştüğü diplomatlara göre, çoğu AB ülkesi bu adımı destekleyecek.

Konuyla ilgili bilgilendirilen birkaç AB yetkilisine göre, kurum ayrıca görev alanını sosyal medyada dolaşan dezenformasyonun izlenmesini de kapsayacak şekilde genişletmeyi değerlendiriyor.

Bu değişiklikler, nispeten sınırlı bir sınır koordinasyon kurumundan AB’nin göç ve sınır kontrolü alanındaki en güçlü kurumlarından birine dönüşen Frontex’in bir sonraki evrim aşamasını işaret edecek.

Komisyon’un yaptığı gözden geçirme, Frontex’e kara sınırları üzerindeki hava sahasının izlenmesi ve insansız hava araçlarının kullanımına karşı mücadelede yardımcı olma gibi karma tehditlerle mücadele konusunda yeni sorumluluklar da verebilir.

Fakat tüm başkentler Frontex’e savunma ile ilgili konularda bir rol verilmesinden memnun değil ve güvenlik ile savunmanın ulusal hükümetlerin sorumluluğu altında kalması gerektiğini vurguluyor.

Sahada daha fazla personel

Ajansın daimi personel sayısını üç katına çıkarmak, Komisyon’un gözden geçirme süreciyle ilgili başlangıçtaki isteklerinden biriydi.

Bu fikir ilk olarak von der Leyen’in 2024-2028 siyasi öncelikleri arasında dile getirilmişti.

Fakat Euractiv’in görüştüğü AB diplomatları ve yetkilileri, personel alımındaki zorlukları ve cinsiyet ile coğrafi açıdan dengeli bir kadro oluşturmanın getirdiği zorlukları gerekçe göstererek, bu hedefin gerçekçi olduğu konusunda şüpheci kalmaya devam ediyor.

Daimi birliğin büyüklüğü konusu, Ceuta krizi sırasında yeniden siyasi gündeme geldi. Ağustos ayında, Avrupa Halk Partisi (EPP) lideri Manfred Weber, ajansın 50.000 kişilik bir sınır gücü kurmasını talep etti.

Frontex’in daimi birliğinin, ajansın 2019 gözden geçirme sürecinde belirlenen hedef doğrultusunda 2027 yılına kadar 10.000 kişiye ulaşması öngörülüyor.

Euractiv’in eline geçen Konsey görüşmelerinin özetine göre, AB ülkeleri geçen sonbaharda Frontex’in geleceğini tartışmaya başladı.

Bu süreçte birçok hükümet, Komisyon’un ajansın daimi kadrosunu genişletme planları hakkında endişelerini dile getirdi.

Önerilerden biri, artık kullanılmayan bir Frontex daimi kadro kategorisini yeniden canlandırmak.

Bu kadro, kendi ülkelerindeki kurumlarda görevlerine devam edecek fakat AB ajansında eğitim alacak ve “olağanüstü durumlarda” görevlendirilmeye hazır olacak ulusal yetkililerden oluşacak.

Avrupa Parlamentosu’nda birkaç parlamento yetkilisi, bu dosyanın, müzakerelere liderlik etmek amacıyla von der Leyen’in EPP grubunun elde etmeye çalıştığı önemli bir kazanım olarak görüldüğünü belirtti.

Görev süresinin başlangıcından bu yana, hassas göç mevzuatı genellikle sadece “aşırı sağ”dan “merkez sağ”a uzanan çoğunluklarla onaylandı ve Frontex incelemesinin de aynı modeli izlemesi muhtemel.

Komisyon’un son gündemine göre, incelemenin şu anda diğer iki göç dosyasıyla birlikte Ekim ayı sonunda sunulması planlanıyor.

Avrupa

AfD zaferi sonrası Saksonya-Anhalt’a AB’den fon kesme tehdidi

Yayınlanma

Avrupa Parlamentosu üyesi Daniel Freund, seçimden birinci çıkan AfD’nin temel kuralları ihlal etmesi durumunda Saksonya-Anhalt eyaletine sağlanan AB kaynaklarının dondurulabileceğini söyledi.

Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Saksonya-Anhalt eyaletinde hükümete gelme ihtimali, Avrupa Birliği (AB) fonlarının kesilmesi riskini beraberinde getirdi.

Alman kamu yayıncısı Tagesschau’nun haberine göre, Avrupa Parlamentosu’nun Yeşiller Partili üyesi Daniel Freund, yeni eyalet yönetiminin AB temel kurallarını ihlal etmesi durumunda Avrupa Komisyonu’nun mali yardımları askıya alabileceğini belirtti.

Avrupa Parlamentosu Bütçe Kontrol Komisyonu ile Anayasal İşler Komisyonu üyesi olan Freund, AfD’nin AB projesine karşı bir siyaset izlediğini vurguladı.

Freund, “Gerektiği takdirde Avrupa Komisyonu finansmanı durdurmak zorunda kalacak” dedi.

Saksonya-Anhalt, AB’nin 2021-2027 bütçesinden kişi başına en çok pay alan bölge konumunu sürdürüyor.

Eyalete ayrılan 2,95 milyar euroluk bütçe; okulların onarımı, spor salonları ve anaokullarının kapsamlı tadilatı ile hastanelere modern tıbbi cihaz temininde kullanılıyor.

Daha önce Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’a yönelik mali yaptırım girişimlerine öncülük eden Freund, Brüksel’in Macaristan’a vereceği 18 milyar euroya varan fonu askıya almasında rol oynamıştı.

Süreç içerisinde Polonya’ya ayrılan AB fonları da benzer şekilde dondurulmuştu.

Freund, söz konusu sürece ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Her iki ülkede de AB kaynakları dondurulduktan sonra hükümetlerin değiştiğini ve yeni yönetimlerin AB kurumlarıyla ilişkilerini gözle görülür biçimde düzelttiğini gördük. Bölgesel hükümet temel kurallara uymazsa aynı tablo Saksonya-Anhalt için de geçerli olacak.”

Berlin’deki Jacques Delors Merkezi uzmanı Luisa Kvaritsch, AB’nin yolsuzluğa ya da hukukun üstünlüğü ihlallerine yol açabilecek ödemeleri durdurma yetkisi taşıdığını hatırlattı.

Bu mekanizmanın Almanya’daki federe eyaletleri de kapsadığını belirten Kvaritsch, kesintinin boyutuna ilişkin şu bilgileri verdi:

“Bu meblağ şu an yıllık yaklaşık 500 milyon euroya ulaşıyor ve Saksonya-Anhalt’ın yatırım harcamalarının neredeyse yüzde 20’sine denk geliyor.”

Kvaritsch, ödemelerin dondurulması durumunda bölgesel ve ekonomik kalkınmanın ciddi biçimde sarsılacağını, bunun da eyalet hükümetine doğrudan olumsuz yansıyacağını vurguladı.

AfD, Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosu seçimlerini yüzde 43,8 oy oranıyla birinci sırada tamamladı.

İktidardaki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ise yüzde 17,2 düzeyinde kalarak 1998 yılındaki tarihi dip noktasının da gerisine düştü. 2021 yılındaki seçimlerde yüzde 20,8 oy alan AfD, desteğini beş yıl içinde ikiye katlamış oldu.

Almanya iç istihbaratından sorumlu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı, geçen yıl AfD’yi aşırı sağcı bir yapı olarak sınıflandırmıştı.

Seçim sonuçlarının ardından CDU Genel Sekreteri Franziska Hoppermann AfD ile herhangi bir işbirliği ihtimalini dışladı. Hoppermann, “Aşırılık yanlılarıyla ve bilhassa aşırı sağcılarla birlikte çalışmıyoruz” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

BSW: Saksonya-Anhalt, İsrail savaş sanayisinin merkezi olmamalı

Yayınlanma

Saksonya-Anhalt eyaletinde BSW, Sol Parti’ye (Die Linke) eyalette bir İsrail savunma sanayi şirketinin kurulmasına karşı ortak bir yaklaşım geliştirilmesi konusunda görüşme teklifinde bulundu.

Parti, bu tür kuruluşları engellemek için eyaletin sahip olduğu siyasi ve hukuki seçenekleri incelemek üzere birlikte çalışılması gerektiğini belirtti.

BSW eyalet meclis grubu başkan yardımcısı Claudia Wittig, bu girişimin gerekçeleri olarak Gazze Şeridindeki işgali ve partisinin silah endüstrisine karşı duruşunu gösterdi.

Wittig, “Eyaletimiz, bu savaşın devamından iktisadi çıkar sağlayan bir silah endüstrisi tesisi haline gelmemeli,” dedi.

Bu gelişme, Saksonya-Anhalt’ın güneyindeki Sangerhausen’da kurulması planlanan bir savunma sanayi tesisi ile ilgili aylardır süren tartışmaların arka planında yer alıyor.

Mayıs ayında, söz konusu belediye meclisi, belediye başkanına büyük ölçekli bir tesisle ilgili görüşmeleri sürdürme yetkisi vermişti.

dpa’nın haberlerine göre, söz konusu şirket savunma sektörü için parça üreten bir firma.

Koçbaşı olarak AfD

Öte yandan BSW, Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi seçimlerinin ardından AfD ile görüşme teklifini kabul etti.

BSW sözcüsü, eyalet yönetim kurulunun çarşamba akşamı oybirliğiyle AfD ile görüşme kararı aldığını bildirdi.

Sözcü, “AfD ile yapacağımız görüşmede enerji tedariki, eğitim ve barış politikası konularını ele alacağız,” dedi.

Sözcü, görüşmenin yeri ve zamanı gibi diğer ayrıntıları ise açıklamadı.

BSW Eyalet Başkanı Thomas Schulze, toplantı öncesinde şunları vurgulamıştı:

“Seçim kampanyasında söylediğimiz şey bizim için hâlâ geçerli: Prensip olarak tüm partilerle görüşmeye hazırız.”

Schulze, diğer partilerin görüşmeleri reddetmesinin “kötü bir siyasi tutum” olduğunu ve “ülkemizdeki demokratik kültür için iyi bir işaret olmadığını” belirtti.

AfD’nin baş adayı Ulrich Siegmund, hükümet kurma görevini kendisinin üstlenmesi gerektiğini savunuyor. Siegmund’un eyalet başbakanı olup olmayacağı ve nasıl olacağı ise henüz belirsiz.

AfD Genel Sekreteri Tobias Rausch, eyalet meclisinde temsil edilen tüm partileri ön görüşmelere davet etmek istediğini açıklamıştı.

Ne var ki BSW hariç, yeni eyalet meclisinde temsil edilen tüm partiler bu daveti reddetti.

Yeşiller’in baş adayı Susan Sziborra-Seidlitz, “Aşırı sağcı AfD ile eyaletimizin geleceği hakkında görüşmeler yapacağımızı varsaymak absürt,” dedi.

SPD eyalet başkanları Juliane Kleemann ve Andreas Schmidt ise şu açıklamayı yaptılar:

“AfD, yıllardır parlamentolarda, kamusal forumlarda ve kendi yayınlarında demokratik partileri, temsilcilerini ve demokratik düzenimizin temel kurumlarını defalarca kökten sorgulamış ve hor görmüştür.”

Magdeburg Eyalet Meclisi’ne yüzde 5’in biraz üzerinde bir oy oranıyla giren BSW, AfD’ye vaka bazında siyasi destek vermeyi en azından kategorik olarak dışlamıyor.

Fakat parti kurucusu Sahra Wagenknecht’in açıklamalarına göre, resmi bir koalisyona girmeyi reddediyor.

Yeni eyalet meclisinde CDU 15 milletvekiliyle temsil ediliyor. SPD, Die Linke ve Yeşiller’in her birinin 8 sandalyesi bulunurken, BSW 5 milletvekiliyle ilk kez Magdeburg Eyalet Meclisi’ne girdi.

AfD, toplam 83 sandalyenin 39’unu kazandı. Böylece mutlak çoğunluk için üç oy eksikliği var.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Vučić parlamentoyu feshetti: Sırbistan önümüzdeki ay sandığa gidiyor

Yayınlanma

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, hükümetin önerisi doğrultusunda parlamentoyu feshederek 25 Ekim tarihinde erken genel seçim yapılmasına karar verdi. Kararın gerekçesini açıklayan Vučić, küresel jeopolitik krizler ile ülke içindeki siyasi bölünmelerin sandık yoluyla aşılması gerektiğini belirtti.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, parlamentoyu fesheden kararnameyi imzaladı ve erken genel seçim tarihini 25 Ekim 2026 olarak ilan etti.

Karar, 17 Aralık 2023 tarihinde seçilen mevcut parlamento yapısını sona erdiriyor.

Yerel RTS ve Politika kanallarının aktardığı resmi bilgilere göre, cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile seçim kararı Sırbistan Resmi Gazetesi’nde yayımlandığı gün yürürlüğe girecek.

Bu adımla birlikte seçim sürecine ilişkin yasal süreler işlemeye başlayacak. Milletvekili seçimleri, Milletvekili Seçimi Kanunu hükümleri doğrultusunda yetkili seçim organlarınca yürütülecek.

Cumhurbaşkanlığı binasından halka hitap eden Vučić, fesih ve erken seçim kararını Sırbistan Hükümeti’nin 7 Eylül tarihli gerekçeli önerisine dayanarak aldığını duyurdu.

Sandık sonucunun ülkenin istikametini netleştirmesi gerektiğini belirten Vučić, “Sırbistan’ın nereye, hangi yöne ve hangi yoldan gideceğini açıkça ortaya koyacak seçim sonuçlarına ihtiyacımız var” dedi.

Seçim kararının arka planında hem küresel krizlerin hem de iç siyasetteki çalkantıların yattığını dile getiren Vučić, geride kalan yılların dış politika, iç siyaset, enerji ve ekonomi alanlarında yoğun sınamalarla geçtiğini kaydetti.

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin fiilen sona erdiğini, yerine ise henüz istikrarlı yeni bir dengenin kurulmadığını savunan Vučić, dünyadaki bölgesel ve kıtasal çatışmaların Sırbistan’ı güvenlik, siyaset ve ekonomi açısından tehdit ettiğini söyledi.

Ukrayna ve İran merkezli gerilimlere rağmen ülkede barış ve istikrarı koruduklarını dile getiren Sırbistan Cumhurbaşkanı, Sırbistan ekonomisinin bu yıl Avrupa’da en hızlı büyüyen ekonomi olduğunu, Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre 2027 yılında da kıtanın zirvesinde yer alacağını ileri sürdü.

İç politikadaki gelişmelere de değinen Vučić, son bir buçuk yıldır ülkede ciddi çalkantılar yaşandığını hatırlattı. Bu gerilimin yalnızca yerel partiler arasındaki rekabetten kaynaklanmadığını iddia eden Vučić, yabancı güçlerin müdahalesi sonucu huzursuzluklar, çatışmalar ve toplumsal bölünmeler çıktığını ileri sürdü.

Siyasi rakiplerini defalarca diyaloğa davet ettiğini ancak yanıt alamadığını belirten Sırbistan Cumhurbaşkanı, şahsına yönelik yürütülen yıpratma kampanyaları nedeniyle müzakere zemininin kalmadığını savundu.

Vučić, Sırbistan’ın geleneksel dostluklarını, ulusal onurunu ve itibarını koruyarak Avrupa yolunda ilerlemeyi sürdürdüğünü söyledi. Ülkenin yapay zeka, ileri teknoloji ve inovasyona odaklanması gerektiğini belirten Vučić, uluslararası iş bölümünde istihdamı güvenceye almanın öncelik olduğunu dile getirdi.

Ülkenin 15 Mayıs 2027’de Expo organizasyonuna ev sahipliği yapacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı, gerilim ve kutuplaşma olmasa yeni bir seçime gereksinim duyulmayacağını ifade etti.

Olası bir ertelemenin hem Expo hazırlıklarını hem de demokratik yapıyı tehlikeye atacağını kaydeden Vučić, seçim sonrasında kurulacak hükümetin ülkeyi önlerindeki zorlu döneme hazırlayacağını belirtti.

Seçim yarışının barışçıl ve vakar içinde geçmesi çağrısında bulunan Vučić, 45 günlük kampanya sürecinde farklı siyasi görüşlere, toplanma ve ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesini istedi. ,

Sandıktan çıkacak sonucun baş tacı edileceğini ve kazananı tebrik edeceğini söyleyen Vučić, “Bizim önceliğimiz demokratik sistemimizi, ailelerimizi ve toplumumuzu bölünmelerden korumaktır” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English