Avrupa
FT: Alman KOBİ’leri alarm veriyor

Ukrayna savaşından sonra ucuz Rusya gazından mahrum kalan, yüksek enflasyonla mücadele gerekçesiyle faiz oranlarının da yükselmesine ve borçlanma maliyetlerinin artışına maruz kalan Alman sanayisinin en önemli kesimlerinden KOBİ’ler alarm zillerini çalıyor.
Financial Times’ta (FT) yer alan analizde, Almanya’nın enerji fiyatlarındaki artıştan diğer birçok büyük ekonomiden çok daha büyük bir darbe aldığına dikkat çekiliyor. Bunun nedeni ise FT’ye göre ülkenin çok sayıda fazla doğalgaz tüketen imalat firmasına sahip olması.
Avrupa Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele için para politikasını sıkılaştırması ve Berlin’in en büyük ticaret ortağı olan Çin’le ticarette yaşanan durgun toparlanma da Alman sanayisinin krizinde etkili oldu.
FT’ye konuşan ülkenin başlıca işveren örgütü BDA’nın başkanı Rainer Dulger, “Almanya dışında neredeyse tüm Avrupa ekonomileri büyüyor. Bu harekete geçmemiz gerektiğine dair açık bir işaret,” diyor.
Uzun vadeli sorunlar daha kritik
Öte yandan enerji maliyetlerindeki artışın ötesinde, Alman sanayisindeki ve siyasetindeki başka ve daha uzun erimli sorunlar da gitgide önem kazanıyor.
Şirketler Almanya’da iş yapmanın artan maliyetinden gitgide daha fazla şikayet ediyor. Bunlar arasında iklim politikaları, yüksek vergiler, pahalı enerji yükü, kalifiye eleman sıkıntısı ve aşırı bürokrasi önemli bir yer kaplıyor.
Örneğin Dulger, “Hükümetle yapay zekâ hakkında konuşuyoruz ama ofislerinde hâlâ faks makineleri var. Bu [duruma] hiç uymuyor,” ifadelerini kullanıyor.
Bu arada elektrikli araçların yükselişi ve Çin’in Avrupa’daki elektrikli araç pazarındaki kazanımları, uzun zamandır Almanya’nın ekonomik başarısının temel direği olan otomotiv sektörünü tehdit ediyor.
Orta ölçekli şirketler olumsuz etkileniyor
FT’ye göre bu süreç orta ölçekli mühendislik şirketlerinin yoğun bir şekilde bulunduğu güneybatı Almanya bölgesinde derinden hissediliyor. Düşünce kuruluşu IW Consult tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, adını çevreye hakim olan dağdan alan Donnersbergkreis’i Almanya’nın ‘en zorlu bölgelerinden biri’ olarak tanımlıyor.
Araştırmacılar, ülkede şu anda yaşanmakta olan iki büyük dönüşümü inceliyor: çelik üretimi ve kimyasallar gibi enerji yoğun ve yüksek karbon emisyonlu endüstriler üzerinde baskı yaratacak olan ‘karbon nötr’ bir ekonomiye geçiş ve elektrikli arabalara geçiş. Araştırma sonucunda Almanya’nın 400 ilçe ve kasabasından altısının bu süreçlerden özellikle etkileneceğini ve Donnersbergkreis’in de bunlardan biri olduğunu tespit ettiler.
Femeg isimli, otomobil ve kimya endüstrileri için su sayaçları, emniyet valfleri ve hassas parçalar üreten şirketin kurucusu Bernd Hofmann’a göre hesaplaşma anı yaklaşıyor: “[Hükümet] buradaki insanlara her zaman ‘biz en iyiyiz, en büyüğüz, en büyüğüz ve güneş asla batmayacak’ dedi. Yıllarca tek yol yukarı çıkmaktı. Ve bir tür uyuşukluk içine düştük. Önümüzdeki birkaç yıl tüm üreticiler için zor geçecek.”
Örnek vaka: BorgWarner
Donnersbergkreis’in iktisadi sıkıntılarının örneklerinden en önemlisi, şu anda büyük bir yeniden yapılanmanın sancılarını çeken ABD merkezli otomobil parçaları üreticisi BorgWarner.
Şirketin Donnersbergkreis’in bölgesel merkezi olan Kirchheimbolanden’deki fabrikası turboşarjlar konusunda uzman ve kasabanın en büyük işvereni. Şirket uzun süredir bu cihazda pazar lideriydi. Fakat BorgWarner Turbo Sistemleri Başkanı Andreas Denne, talebin yıllar içinde azaldığını söylüyor. İlk darbenin 2015’teki Volkswagen emisyon skandalı olduğunu ve bunun ‘dizel pazarında bir çöküşe”’ neden olduğunu belirtiyor. Ardından ‘elektrikli otomobillerle ilgili tüm tartışmalar’ geldi.
Başlangıçta BorgWarner, turboşarj aygıtlarının hala bir geleceği olduğunu umuyordu; sonuçta, 48 voltluk bir bataryanın yanı sıra geleneksel bir yanmalı motor kullanan ‘hafif hibritler’ olarak adlandırılan araçlarda kullanılabilirlerdi. Ayrıca geleneksel benzinli ve dizel motorların da önümüzdeki yıllarda üretilmeye devam edebileceğini umuyorlardı.
AB, 2035 yılına kadar benzinli ve dizel motorlu yeni araçları yasaklama kararıyla bu umutları suya düşürdü. BorgWarner o zamandan beri Kirchheimbolanden’deki işgücünü 2028’e kadar 1.600’den 650’ye düşürmeyi planladığını ilan etti.
Alman şirketlerinin Çin sancısı: Ticaret savaşlarına karşı uyarılar
Denne, “Yıllardır büyümeye, büyümeye, büyümeye alışmıştık. Buradan dünyaya turboşarjlar gönderdik. Fakat zaman değişti ve içten yanmalı motorlarla ilgisi olan herkes bundan etkileniyor,” diyor.
BorgWarner’ın tedarikçisi tüm yerel şirketler de bundan etkileniyor. Donnersbergkreis bölge konseyi başkanı Rainer Guth, ‘turboşarjlara olan tarihsel bağlılığın büyük bir zorluk’ olduğunu söylüyor. Örneğin Femeg’in otomotiv işinin yüzde 80’ini bu cihazlar için parça tedariki oluşturuyor.
Yerel tedarikçiler de zorda
Yakındaki diğer şirketler de otomotiv endüstrisine yönelik. Bunlardan biri, 1735 yılında Donnersbergkreis’in en büyük kasabası olan Eisenberg’de kurulan ve bir asır önce Bugatti yarış arabaları için parçalar üreterek ün kazanan demir üreticisi Gienanth.
Şirket artık lokomotif ve gemi motorları ile hastanelerde veya veri merkezlerinde kullanılan acil durum jeneratörleri için bileşenler üretiyor. Ayrıca ticari araçlar için fren kaliperleri ve BMW motorları için krank mili yatak kapakları da üretiyor. Şirket bu nedenle, içten yanmalı motorların kullanımdan kaldırılmasından kaçınılmaz olarak etkilenecek.
Gienanth, son birkaç yılını ‘elektrikli araçlar için ürün çözümleri konusunda müşterilerle işbirliği yaparak’ geçirdiğini söylüyor. Ayrıca ‘ürün portföyünü genişletiyor ve çeşitlendiriyor’, örneğin dökme demir tencere yapımında Berlinli startup STUR ile birlikte çalışıyor.
Bölge her şeye rağmen ‘yeşil dönüşüm’e zorlanıyor
Öte yandan, FT’nin belirttiğine göre, Donnersbergkreis yalnızca Almanya’nın ‘fosil yakıt geçmişinin kirli bir kalıntısı’ değil. Bölge rüzgar türbinleri ve güneş panelleriyle kaplı.
Japonlara ait bir fabrika güvenlik kameraları üretiyor. Sınırlarının hemen ötesinde Mercedes-Benz, Stellantis ve TotalEnergies’in ortak girişimi Automotive Cells Co’nun elektrikli araçlar için lityum-iyon batarya hücreleri üretmek üzere bir gigafabrika inşa ettiği Kaiserslautern şehri yer alıyor.
Fakat bölgenin bazı kısımları canlanırken, diğerleri düşüşte. Donnersbergkreis’e arabayla bir saat uzaklıkta yer alan Saarlouis, yaklaşık 60 yıllık bir geçmişe sahip büyük bir Ford fabrikasına ev sahipliği yapıyor. Ford geçen yıl fabrikada otomobil üretimini durduracağını ve bunun yerine yeni nesil elektrikli araçlarını İspanya’nın Valencia kentinde üreteceğini açıkladı. Bu ay ise fabrikayı adı açıklanmayan büyük bir yatırımcıya satma görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlandığını duyurdu. Fabrikada 3.000’den fazla istihdam risk altında.
Enerji maliyetlerindeki artış sanayiyi vurmaya devam ediyor
Donnersbergkreis’ın karşı karşıya olduğu sorunlardan biri benzinle çalışan araçların yavaş yavaş ortadan kalkması ise, bir diğeri de enerji maliyetlerindeki büyük artış.
Bölgenin iş geliştirme müdürü Reiner Bauer, bölgedeki enerji yoğun şirketlerin çoğunun uzun zamandır ‘yenilikçi, kârlı, örnek eğitim programlarına ve mükemmel yönetime sahip’ olarak görüldüğünü fakat ‘enerji krizinin’ tüm bunları değiştirdiğini vurguluyor. Bauer, “Yükselen enerji maliyetleriyle karşı karşıya kaldığınızda, artık uluslararası alanda rekabet edemezsiniz,” diyor.
Bauer, Kaiserslautern yakınlarında rüzgar türbinleri için parçalar üreten bir demir dökümhanesi olan Heger’i örnek gösteriyor. Şirket geçen yıl Eylül ayında iflasını açıkladı ve enerji maliyetlerindeki artıştan önce ayda 100.000 avro ödediği elektrik için artık ayda 700.000 avro ödediğini ve bu artışı bundan böyle müşterilere yansıtamayacağını söyledi. Genel müdür Johannes Heger o dönemde yerel medyaya verdiği demeçte, “Enerji fiyatları bizi öldürüyor,” demişti.
Alman hükümeti üretimi ucuz ülkelere yönlendirecek
Öte yandan Alman hükümeti bu tür gelişmeler konusunda müdahale edecek gibi görünmüyor. FT’ye konuşan üst düzey bir yetkili, “Burada sadece ucuz Rus gazına erişimimiz olduğu için amonyak üretiyorduk ve şimdi bu da yok oldu. Almanya’nın 2035 yılında temel kimyasallar, plastikler ve amonyak üreteceğini sanmıyorum. Belki de bunları enerjinin daha ucuz olduğu Suudi Arabistan’da üretmek daha mantıklı olacaktır,” diyor.
Fakat Donnersbergkreis’ta durum böyle görülmüyor. Bölge, Alman kimyasal devi BASF’nin Çin’de 10 milyar avroluk yeni bir petrokimya tesisi kurmasını ve Avrupa’da küçülmeye gitmesini endişe içinde izleyen yüzlerce BASF çalışanına ev sahipliği yapıyor.
İyimser beklentiler: Merkez Bankası’ndan ‘Mittelstand’ övgüsü
Yeşil Ekonomi Bakanı Robert Habeck ise umutlu olmak için nedenler olduğunu düşünüyor. Bu ayın başlarında gazetecilere konuşan Habeck, Alman ekonomisinin önümüzdeki yıl büyümeye dönmesi gerektiğini söyledi. Enflasyonun düştüğünü, işgücü piyasasının sağlam olduğunu ve reel gelirlerin arttığını savunan Habeck, bunların iç talebi durgunluktan çıkarmaya yardımcı olabileceğini söyledi.
Bu iyimserlik Almanya Merkez Bankası Başkanı Joachim Nagel tarafından da paylaşılıyor. Geçen hafta Berlin’de iş dünyası ve siyasi liderlere konuşan Nagel, Almanya’nın ‘Avrupa’nın hasta adamı’ ya da ‘sanayisizleşme’nin pençesindeki bir ülke olduğu iddialarını reddetti.
Alman şirketlerinin gaz krizini iyi atlattıklarını, enerji kullanımlarını azaltmak için verimlilik önlemlerine büyük yatırımlar yaptıklarını ileri süren başkan, ülkenin ’gizli şampiyonlarının’ yaratıcılığını ve Alman ekonomisinin belkemiğini oluşturan küçük ve orta ölçekli şirketler olan Mittelstand’ın gücünü överek, bu şirketlerin ‘son derece uyumlu’ olduklarını gösterdiklerini söyledi.
Otomotiv sektöründen daha kârlı silah sanayisine geçiş
Alman Mittelstand’ı bir taraftan da yeni duruma ayak uydurmaya çalışıyor.
Örneğin yukarıda bahsi geçen Femeg, otomotiv sektöründen uzaklaşarak, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Almanya’da patlama yaşayan bir alan olan silah üretimine yönelmeye çalışıyor.
Güneybatı Almanya’da Leopard tank motorları için parçalar üreten bir dökümhaneye sahip olan şirket, ağır askeri teçhizat için mühimmat ve parça üretimine de yöneliyor.
Bernd Hofmann, “Burada oturup sızlanmıyoruz, hareket etmeye devam etmek zorundayız,” diyor. Fakat Hofmann, hükümetin özellikle enerji maliyetleri konusunda daha kararlı adımlar atmaması halinde ‘krizin derinleşeceğini’ düşünüyor ve ekliyor: “Bu ülkeyi yeniden yatırım yapmak için daha cazip bir yer haline getirmeliyiz. Yeni bir iyimserlik ruhuna ihtiyacımız var. Heyecanımızı geri kazanmalıyız.”
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Avrupa
Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.
Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.
Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.
Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.
Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.
Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.
Morawiecki bu hafta şunları söyledi:
“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”
Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.
Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.
Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.
PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.
Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.
En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.
Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.
Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.
Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.
Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.
Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.
Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.
PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.
Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”
Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’











