Bizi Takip Edin

Diplomasi

Gagavuzya lideri Yevgeniya Gutsul’a yedi yıl hapis cezası

Yayınlanma

Moldova’ya bağlı Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkanı Yevgeniya Gutsul, yasa dışı parti finansmanı suçlamasıyla yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kişinev’deki mahkeme, Gutsul’u yasaklanan Şor partisine Rusya’dan geldiği iddia edilen milyonlarca dolarlık kayıtsız parayı aktarmaktan suçlu buldu.

Kişinev’deki Buyukanı bölge mahkemesi, 5 Ağustos’ta Moldova’ya bağlı Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkanı Yevgeniya Gutsul’u yedi yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, Gutsul’u Moldova Ceza Kanunu‘nun 1812. maddesi uyarınca “siyasi partilerin ve seçim faaliyetlerinin yasa dışı finansmanı ile siyasi partilerin ve seçim fonlarının mali kaynaklarının yönetim usullerini ihlal etmekten” suçlu buldu.

Dava, 2023 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından yasa dışı ilan edilerek kapatılan Şor partisiyle ilgili.

Moldova Yolsuzlukla Mücadele Savcılığına göre Gutsul, iki ayrı olayla suçlanıyordu. İlk suçlamaya göre Gutsul, 2019-2022 yılları arasında Şor partisinin sekreteri olarak görev yaparken, adı açıklanmayan bir organize suç örgütünden, ağırlıklı olarak Rusya’dan gelen kayıtsız paraları partiyi finanse etmek amacıyla sistematik olarak ülkeye soktu.

İkinci suçlamada ise Eylül-Kasım 2022 arasında partinin ülkede protestolar düzenleyen bürolarının faaliyetlerini koordine ettiği iddia edildi.

Savcılık, Gutsul aracılığıyla Şor partisinin adı açıklanmayan organize suç örgütünden toplam 42,4 milyon ley (yaklaşık 2,5 milyon dolar) aldığını öne sürdü.

Aynı davada, Şor partisinin Kişinev’deki merkez bürosunun eski yöneticisi Svetlana Popan da sanık olarak yargılanıyor.

Savcılığa göre Popan, protestoların finansmanı için 9,7 milyon ley (yaklaşık 590 bin dolar) aldı. Hem Gutsul hem de Popan, haklarındaki suçlamaları reddetti.

Soruşturma Ocak 2022’de başlamış, dava dosyası Nisan 2024’te bölge mahkemesine sevk edilmişti. 25 Mart 2025’te Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı delillerin sunumunu tamamladı.

O gün, serbest yargılanan Yevgeniya Gutsul, İstanbul’a gitmek üzere Kişinev Havalimanı’nda uçağa binmek üzereyken gözaltına alındı. 72 saat gözaltında tutulan Gutsul, daha sonra mahkeme kararıyla ev hapsine gönderildi.

Kişinev ile Gutsul arasındaki gerilim

Yevgeniya Gutsul, Mayıs 2023’teki seçimleri kazanarak Gagavuzya başkanı olmuştu. Seçimlere, suç gelirlerini aklama davası nedeniyle 2019’da İsrail’e kaçan ve şu an Moskova’da yaşayan Moldovalı oligark İlan Şor tarafından kurulan Şor partisinden katılmıştı.

Siyasi bir kariyeri olmamasına rağmen Gutsul’un seçim faaliyeti sırasında Rus pop müziği yıldızları Nikolay Baskov, Filip Kirkorov ve Stas Mihaylov, Şor markasıyla Gagavuzya marşını Rusça seslendirdikleri bir klip yayımlamış, Rus politikacı ve Liberal Demokrat Parti (LDPR) lideri Leonid Slutskiy de kendisini “geleceğin başkanı” olarak nitelemişti.

Moldova yönetimi, Gutsul’un zaferini tanımadı. Gagavuzya yasalarına göre başkan, cumhurbaşkanının özel kararnamesiyle ülke bakanlar kuruluna dahil ediliyor.

Fakat Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu, bu kararnameyi imzalamayı reddetti ve Mart 2024’te Gutsul’u bakanlar kuruluna almayacağını açıkça belirtti.

Gagauzinfo‘ya göre Sandu, “Bir suç örgütü için çalışan, Moldova Cumhuriyeti vatandaşları için değil, özerk bölge sakinlerinin çıkarları için değil, kendi ülkesine karşı beyanlarda bulunan birinin hükümette yeri yoktur,” ifadelerini kullandı.

Gutsul da benzer bir tavır sergiledi. Ekim 2024’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birkaç ay önce, muhalefetin Sandu’yu “tarihin çöplüğüne gönderebileceğini” umduğunu dile getirdi.

Sandu’nun seçimleri kazanmasının ardından ise özerk bölge yönetiminin kendisini devlet başkanı olarak tanımadığını ilan etti.

Rusya ve Türkiye’ye yardım çağrısı

Gutsul, başkanlığı sırasında defalarca Rusya’yı ziyaret etti. Gözaltına alınmasından iki hafta önce Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.

Tutuklanmasının ardından Gutsul, Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yardım istedi.

Putin’e yazdığı mektupta, “Kişinev, iç çatışmayı körüklüyor, muhalif düşünceyi bastırıyor, Rusya Federasyonu ile kardeşçe ilişkilerin destekçilerine ‘devlet tehdidi’ olarak göstererek zulmediyor. Aslında bu, gerçeğe karşı bir korku, zor zamanlarda kiminle birlikte olduğunu ve kiminle dostane bağları güçlendirmek istediğini bilen Gagavuz halkından duyulan bir korkudur,” ifadelerine yer verdi.

Gutsul, Rusya lideri, Moldova makamları üzerindeki baskı için “tüm diplomatik, siyasi ve hukuki mekanizmaları kullanmaya” ve Gagavuzya’nın “özel statüsüne sağlam ve net bir destek ifade etmeye” çağırdı.

Erdoğan’a gönderdiği mektupta ise Gutsul, “Gagavuz halkının özerkliğini kaybetme tehdidiyle karşı karşıya olduğu bu kritik anda” Ankara’nın “kayıtsız kalmayacağını” umduğunu belirtti.

Gutsul, “Yıllar önce Ankara’nın sesinin barış ve adaletin korunmasına yardımcı olduğu gibi, Gagavuzya’nın bugün de Türkiye’ye ihtiyacı var. Bugün, Gagavuz halkının meşru haklarını korumak için yeniden sizin müdahalenize güveniyoruz,” diye yazdı.

Bu çağrılara verilen yanıtlar hakkında resmi bir açıklama yapılmadı. 1 Temmuz’da savcılığın Gutsul için dokuz yıl hapis cezası talep etmesinin ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Telegram kanalından yaptığı açıklamada bunu “Avrupa’nın anti-değerlerinin eylem hâli” olarak nitelendirdi ve “Brüksel, çalışkan bir ülkeden liberal bir diktatörlük yaratıyor,” diye yazdı.

Karardan birkaç gün önce Zaharova, Sandu ve “Batılı sponsorlarını”, ülkeyi halihazırda istikrarsız bir duruma getirerek “içerideki durumu sarsmaya devam etmekle” suçladı.

Avrupa Birliği ise Sandu’nun yanında yer alıyor. Brüksel, Ekim 2024’te Gutsul’u “ayrılıkçılığı teşvik etmek”, anayasal düzeni devirme girişimleri ve Moldova’nın egemenliği ile bağımsızlığına tehdit oluşturmak gerekçeleriyle yaptırım listesine aldı.

Yaptırım listesine başkan yardımcısı Mihail Vlah da dahil olmak üzere Gagavuzya yönetiminden üç temsilci daha eklendi.

Gagavuzya’nın özel statüsü ve başkanlık krizi

Gagavuzya, Moldova’nın güneydoğusunda yer alan ve Ukrayna ile dış sınırı bulunan özerk bir bölge.

Başkenti Komrat şehri olan özerkliğin statüsü, Moldova Anayasası’nın 111. maddesiyle güvence altına alınmış durumda.

2014 nüfus sayımına göre, bölgenin 2,9 milyonluk nüfusunun 134 bini özerk bölgede yaşıyor.

Nüfusun çoğunluğunu (yüzde 83,8) Balkan Yarımadası’nın kuzeyinde oluşmuş bir Türk halkı olan Gagavuzlar oluşturuyor. Onları Bulgarlar (yüzde 4,9), Moldovalılar (yüzde 4,7), Ruslar (yüzde 3,2) ve Ukraynalılar (yüzde 2,5) takip ediyor.

Gagavuzya, 2014 yılında Kişinev’in onayı olmadan bir referandum düzenlemişti. Referandumda katılımcıların yüzde 98’i, Moldova’nın bağımsızlığını kaybetmesi durumunda Gagavuzya’ya kendi kaderini tayin etme hakkı verecek olan “ertelenmiş özerklik statüsü” lehine oy kullanmıştı.

Gagavuzya yasalarına göre, bölge başkanının görevlerini 60 günden fazla yerine getirememesi durumunda makamı boşalıyor.

Ancak yasada, bir başkan hakkında cezai suçlama bulunması veya mahkûm edilmesi durumuna ilişkin bir hüküm yer almıyor.

Gutsul, ev hapsinde olduğu süre boyunca avukatları aracılığıyla mesajlar yayımlamaya devam etti.

Karardan önceki son Telegram gönderisinde, ekibinin Olimpiyets adlı bir çocuk kampına 160 yatak bağışladığı bilgisi yer aldı. Mesajda, “Gagavuzya’daki her çocuğun rahatlık, ilgi ve özen içinde büyümesi için çalışıyoruz,” denildi.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English