Bizi Takip Edin

Diplomasi

Gagavuzya lideri Yevgeniya Gutsul’a yedi yıl hapis cezası

Yayınlanma

Moldova’ya bağlı Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkanı Yevgeniya Gutsul, yasa dışı parti finansmanı suçlamasıyla yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kişinev’deki mahkeme, Gutsul’u yasaklanan Şor partisine Rusya’dan geldiği iddia edilen milyonlarca dolarlık kayıtsız parayı aktarmaktan suçlu buldu.

Kişinev’deki Buyukanı bölge mahkemesi, 5 Ağustos’ta Moldova’ya bağlı Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkanı Yevgeniya Gutsul’u yedi yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, Gutsul’u Moldova Ceza Kanunu‘nun 1812. maddesi uyarınca “siyasi partilerin ve seçim faaliyetlerinin yasa dışı finansmanı ile siyasi partilerin ve seçim fonlarının mali kaynaklarının yönetim usullerini ihlal etmekten” suçlu buldu.

Dava, 2023 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından yasa dışı ilan edilerek kapatılan Şor partisiyle ilgili.

Moldova Yolsuzlukla Mücadele Savcılığına göre Gutsul, iki ayrı olayla suçlanıyordu. İlk suçlamaya göre Gutsul, 2019-2022 yılları arasında Şor partisinin sekreteri olarak görev yaparken, adı açıklanmayan bir organize suç örgütünden, ağırlıklı olarak Rusya’dan gelen kayıtsız paraları partiyi finanse etmek amacıyla sistematik olarak ülkeye soktu.

İkinci suçlamada ise Eylül-Kasım 2022 arasında partinin ülkede protestolar düzenleyen bürolarının faaliyetlerini koordine ettiği iddia edildi.

Savcılık, Gutsul aracılığıyla Şor partisinin adı açıklanmayan organize suç örgütünden toplam 42,4 milyon ley (yaklaşık 2,5 milyon dolar) aldığını öne sürdü.

Aynı davada, Şor partisinin Kişinev’deki merkez bürosunun eski yöneticisi Svetlana Popan da sanık olarak yargılanıyor.

Savcılığa göre Popan, protestoların finansmanı için 9,7 milyon ley (yaklaşık 590 bin dolar) aldı. Hem Gutsul hem de Popan, haklarındaki suçlamaları reddetti.

Soruşturma Ocak 2022’de başlamış, dava dosyası Nisan 2024’te bölge mahkemesine sevk edilmişti. 25 Mart 2025’te Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı delillerin sunumunu tamamladı.

O gün, serbest yargılanan Yevgeniya Gutsul, İstanbul’a gitmek üzere Kişinev Havalimanı’nda uçağa binmek üzereyken gözaltına alındı. 72 saat gözaltında tutulan Gutsul, daha sonra mahkeme kararıyla ev hapsine gönderildi.

Kişinev ile Gutsul arasındaki gerilim

Yevgeniya Gutsul, Mayıs 2023’teki seçimleri kazanarak Gagavuzya başkanı olmuştu. Seçimlere, suç gelirlerini aklama davası nedeniyle 2019’da İsrail’e kaçan ve şu an Moskova’da yaşayan Moldovalı oligark İlan Şor tarafından kurulan Şor partisinden katılmıştı.

Siyasi bir kariyeri olmamasına rağmen Gutsul’un seçim faaliyeti sırasında Rus pop müziği yıldızları Nikolay Baskov, Filip Kirkorov ve Stas Mihaylov, Şor markasıyla Gagavuzya marşını Rusça seslendirdikleri bir klip yayımlamış, Rus politikacı ve Liberal Demokrat Parti (LDPR) lideri Leonid Slutskiy de kendisini “geleceğin başkanı” olarak nitelemişti.

Moldova yönetimi, Gutsul’un zaferini tanımadı. Gagavuzya yasalarına göre başkan, cumhurbaşkanının özel kararnamesiyle ülke bakanlar kuruluna dahil ediliyor.

Fakat Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu, bu kararnameyi imzalamayı reddetti ve Mart 2024’te Gutsul’u bakanlar kuruluna almayacağını açıkça belirtti.

Gagauzinfo‘ya göre Sandu, “Bir suç örgütü için çalışan, Moldova Cumhuriyeti vatandaşları için değil, özerk bölge sakinlerinin çıkarları için değil, kendi ülkesine karşı beyanlarda bulunan birinin hükümette yeri yoktur,” ifadelerini kullandı.

Gutsul da benzer bir tavır sergiledi. Ekim 2024’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birkaç ay önce, muhalefetin Sandu’yu “tarihin çöplüğüne gönderebileceğini” umduğunu dile getirdi.

Sandu’nun seçimleri kazanmasının ardından ise özerk bölge yönetiminin kendisini devlet başkanı olarak tanımadığını ilan etti.

Rusya ve Türkiye’ye yardım çağrısı

Gutsul, başkanlığı sırasında defalarca Rusya’yı ziyaret etti. Gözaltına alınmasından iki hafta önce Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.

Tutuklanmasının ardından Gutsul, Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yardım istedi.

Putin’e yazdığı mektupta, “Kişinev, iç çatışmayı körüklüyor, muhalif düşünceyi bastırıyor, Rusya Federasyonu ile kardeşçe ilişkilerin destekçilerine ‘devlet tehdidi’ olarak göstererek zulmediyor. Aslında bu, gerçeğe karşı bir korku, zor zamanlarda kiminle birlikte olduğunu ve kiminle dostane bağları güçlendirmek istediğini bilen Gagavuz halkından duyulan bir korkudur,” ifadelerine yer verdi.

Gutsul, Rusya lideri, Moldova makamları üzerindeki baskı için “tüm diplomatik, siyasi ve hukuki mekanizmaları kullanmaya” ve Gagavuzya’nın “özel statüsüne sağlam ve net bir destek ifade etmeye” çağırdı.

Erdoğan’a gönderdiği mektupta ise Gutsul, “Gagavuz halkının özerkliğini kaybetme tehdidiyle karşı karşıya olduğu bu kritik anda” Ankara’nın “kayıtsız kalmayacağını” umduğunu belirtti.

Gutsul, “Yıllar önce Ankara’nın sesinin barış ve adaletin korunmasına yardımcı olduğu gibi, Gagavuzya’nın bugün de Türkiye’ye ihtiyacı var. Bugün, Gagavuz halkının meşru haklarını korumak için yeniden sizin müdahalenize güveniyoruz,” diye yazdı.

Bu çağrılara verilen yanıtlar hakkında resmi bir açıklama yapılmadı. 1 Temmuz’da savcılığın Gutsul için dokuz yıl hapis cezası talep etmesinin ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Telegram kanalından yaptığı açıklamada bunu “Avrupa’nın anti-değerlerinin eylem hâli” olarak nitelendirdi ve “Brüksel, çalışkan bir ülkeden liberal bir diktatörlük yaratıyor,” diye yazdı.

Karardan birkaç gün önce Zaharova, Sandu ve “Batılı sponsorlarını”, ülkeyi halihazırda istikrarsız bir duruma getirerek “içerideki durumu sarsmaya devam etmekle” suçladı.

Avrupa Birliği ise Sandu’nun yanında yer alıyor. Brüksel, Ekim 2024’te Gutsul’u “ayrılıkçılığı teşvik etmek”, anayasal düzeni devirme girişimleri ve Moldova’nın egemenliği ile bağımsızlığına tehdit oluşturmak gerekçeleriyle yaptırım listesine aldı.

Yaptırım listesine başkan yardımcısı Mihail Vlah da dahil olmak üzere Gagavuzya yönetiminden üç temsilci daha eklendi.

Gagavuzya’nın özel statüsü ve başkanlık krizi

Gagavuzya, Moldova’nın güneydoğusunda yer alan ve Ukrayna ile dış sınırı bulunan özerk bir bölge.

Başkenti Komrat şehri olan özerkliğin statüsü, Moldova Anayasası’nın 111. maddesiyle güvence altına alınmış durumda.

2014 nüfus sayımına göre, bölgenin 2,9 milyonluk nüfusunun 134 bini özerk bölgede yaşıyor.

Nüfusun çoğunluğunu (yüzde 83,8) Balkan Yarımadası’nın kuzeyinde oluşmuş bir Türk halkı olan Gagavuzlar oluşturuyor. Onları Bulgarlar (yüzde 4,9), Moldovalılar (yüzde 4,7), Ruslar (yüzde 3,2) ve Ukraynalılar (yüzde 2,5) takip ediyor.

Gagavuzya, 2014 yılında Kişinev’in onayı olmadan bir referandum düzenlemişti. Referandumda katılımcıların yüzde 98’i, Moldova’nın bağımsızlığını kaybetmesi durumunda Gagavuzya’ya kendi kaderini tayin etme hakkı verecek olan “ertelenmiş özerklik statüsü” lehine oy kullanmıştı.

Gagavuzya yasalarına göre, bölge başkanının görevlerini 60 günden fazla yerine getirememesi durumunda makamı boşalıyor.

Ancak yasada, bir başkan hakkında cezai suçlama bulunması veya mahkûm edilmesi durumuna ilişkin bir hüküm yer almıyor.

Gutsul, ev hapsinde olduğu süre boyunca avukatları aracılığıyla mesajlar yayımlamaya devam etti.

Karardan önceki son Telegram gönderisinde, ekibinin Olimpiyets adlı bir çocuk kampına 160 yatak bağışladığı bilgisi yer aldı. Mesajda, “Gagavuzya’daki her çocuğun rahatlık, ilgi ve özen içinde büyümesi için çalışıyoruz,” denildi.

Diplomasi

Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.

Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.

Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.

Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.

Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı

İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.

Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.

Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.

Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.

Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.

Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı

Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.

Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.

Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.

Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.

20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.

Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.

Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.

Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

Yayınlanma

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.

Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.

Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.

“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”

Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:

“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”

İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.

İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.

Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.

ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.

Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.

Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.

Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.

ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.

Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.

Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, AB’ye yapay zeka ittifakına katılmasını teklif etti

Yayınlanma

Çin, Avrupa Komisyonu’na, kendi uluslararası yapay zeka ittifakında bir yer teklif etti.

Rapporteur’ün edindiği bilgiye göre, Brüksel kısa süre önce AB hükümetlerine Pekin’in teklifini bildirdi.

Çin ve ABD, bu teknolojiyi yönlendirmek için yeni siyasi yapılar tasarlayarak, daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirme yarışındaki liderliklerini pekiştirmeye çalışıyor.

Bu yarışta en iyi ihtimalle orta düzey bir güç olan Avrupa ise, kendi yapay zeka rotasını nasıl çizeceğine karar veriyor.

Bu yaz Çin, yapay zeka konusunda uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü’nü (WAICO) kurdu.

Başlangıçta 28 ülke daha bu örgüte katıldı; bildirildiğine göre bu ülkeler arasında Rusya, Endonezya ve Kazakistan da yer alıyor.

Şimdi ise WAICO’nun destekçileri arasında AB yürütme organının da yer alabileceği ortaya çıktı.

Görüşmeler hakkında bilgilendirilen üç diplomata göre, salı günü Komisyon, ulusal uzmanlara Pekin’in kendisine bu girişime katılma teklifi sunduğunu bildirdi.

Rapporteur, Pekin’in teklifini doğrulamak için Komisyon’a başvurduğunda, Komisyon yorum yapmadı ve teklife yanıt verip vermediğini de belirtmedi.

Şu ana kadar hiçbir AB ülkesinin WAICO’ya katıldığı bildirilmedi. Almanya’nın dijital bakanlığı, Ağustos ayında Rapporteur’e bu konuda herhangi bir planı olmadığını belirtmişti.

Avrupa’nın WAICO’ya yönelik şüpheci tutumu şaşırtıcı değil; özellikle de yapay zeka konusunda Çin ile uyum sağlama yönündeki herhangi bir adımın Washington tarafından düşmanca bir hareket olarak değerlendirileceği düşünülürse.

ABD, geçen yılın sonlarında kendi uluslararası teknoloji örgütü olan Pax Silica’yı kurdu. Resmi olarak bu girişim, yapay zeka için karmaşık küresel tedarik zincirini güvence altına almayı amaçlıyor; ancak pratikteki amacı hâlâ belirsizliğini koruyor.

Avrupa Komisyonu, bu yaz tüm AB adına Pax Silica’yı imzaladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı da Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda ve İsveç gibi birkaç Avrupa hükümetini imza sahibi olarak listeliyor.

Pax Silica’nın ayrıca, tamamen yapay zeka fırsatlarına odaklanan ikincil bir girişimi de bulunuyor.

Bu girişimin imza sahipleri arasında 20 AB hükümeti yer alıyor ama Komisyon’un kendisi yer almıyor.

Ağustos ayında, Reuters bir haberinde, Washington’un Pax Silica’nın yapay zeka fırsatları kısmına imza atanlara, Çin’in WAICO’suna da katılamayacakları konusunda uyarıda bulunmaya hazırlandığını bildirdi.

Bu durum, her iki grubu da potansiyel olarak birbirine zıt yapay zeka blokları olarak resmileştirecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English