Diplomasi
Gagavuzya lideri Yevgeniya Gutsul’a yedi yıl hapis cezası

Moldova’ya bağlı Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkanı Yevgeniya Gutsul, yasa dışı parti finansmanı suçlamasıyla yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kişinev’deki mahkeme, Gutsul’u yasaklanan Şor partisine Rusya’dan geldiği iddia edilen milyonlarca dolarlık kayıtsız parayı aktarmaktan suçlu buldu.
Kişinev’deki Buyukanı bölge mahkemesi, 5 Ağustos’ta Moldova’ya bağlı Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkanı Yevgeniya Gutsul’u yedi yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, Gutsul’u Moldova Ceza Kanunu‘nun 1812. maddesi uyarınca “siyasi partilerin ve seçim faaliyetlerinin yasa dışı finansmanı ile siyasi partilerin ve seçim fonlarının mali kaynaklarının yönetim usullerini ihlal etmekten” suçlu buldu.
Dava, 2023 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından yasa dışı ilan edilerek kapatılan Şor partisiyle ilgili.
Moldova Yolsuzlukla Mücadele Savcılığına göre Gutsul, iki ayrı olayla suçlanıyordu. İlk suçlamaya göre Gutsul, 2019-2022 yılları arasında Şor partisinin sekreteri olarak görev yaparken, adı açıklanmayan bir organize suç örgütünden, ağırlıklı olarak Rusya’dan gelen kayıtsız paraları partiyi finanse etmek amacıyla sistematik olarak ülkeye soktu.
İkinci suçlamada ise Eylül-Kasım 2022 arasında partinin ülkede protestolar düzenleyen bürolarının faaliyetlerini koordine ettiği iddia edildi.
Savcılık, Gutsul aracılığıyla Şor partisinin adı açıklanmayan organize suç örgütünden toplam 42,4 milyon ley (yaklaşık 2,5 milyon dolar) aldığını öne sürdü.
Aynı davada, Şor partisinin Kişinev’deki merkez bürosunun eski yöneticisi Svetlana Popan da sanık olarak yargılanıyor.
Savcılığa göre Popan, protestoların finansmanı için 9,7 milyon ley (yaklaşık 590 bin dolar) aldı. Hem Gutsul hem de Popan, haklarındaki suçlamaları reddetti.
Soruşturma Ocak 2022’de başlamış, dava dosyası Nisan 2024’te bölge mahkemesine sevk edilmişti. 25 Mart 2025’te Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı delillerin sunumunu tamamladı.
O gün, serbest yargılanan Yevgeniya Gutsul, İstanbul’a gitmek üzere Kişinev Havalimanı’nda uçağa binmek üzereyken gözaltına alındı. 72 saat gözaltında tutulan Gutsul, daha sonra mahkeme kararıyla ev hapsine gönderildi.
Kişinev ile Gutsul arasındaki gerilim
Yevgeniya Gutsul, Mayıs 2023’teki seçimleri kazanarak Gagavuzya başkanı olmuştu. Seçimlere, suç gelirlerini aklama davası nedeniyle 2019’da İsrail’e kaçan ve şu an Moskova’da yaşayan Moldovalı oligark İlan Şor tarafından kurulan Şor partisinden katılmıştı.
Siyasi bir kariyeri olmamasına rağmen Gutsul’un seçim faaliyeti sırasında Rus pop müziği yıldızları Nikolay Baskov, Filip Kirkorov ve Stas Mihaylov, Şor markasıyla Gagavuzya marşını Rusça seslendirdikleri bir klip yayımlamış, Rus politikacı ve Liberal Demokrat Parti (LDPR) lideri Leonid Slutskiy de kendisini “geleceğin başkanı” olarak nitelemişti.
Moldova yönetimi, Gutsul’un zaferini tanımadı. Gagavuzya yasalarına göre başkan, cumhurbaşkanının özel kararnamesiyle ülke bakanlar kuruluna dahil ediliyor.
Fakat Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu, bu kararnameyi imzalamayı reddetti ve Mart 2024’te Gutsul’u bakanlar kuruluna almayacağını açıkça belirtti.
Gagauzinfo‘ya göre Sandu, “Bir suç örgütü için çalışan, Moldova Cumhuriyeti vatandaşları için değil, özerk bölge sakinlerinin çıkarları için değil, kendi ülkesine karşı beyanlarda bulunan birinin hükümette yeri yoktur,” ifadelerini kullandı.
Gutsul da benzer bir tavır sergiledi. Ekim 2024’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birkaç ay önce, muhalefetin Sandu’yu “tarihin çöplüğüne gönderebileceğini” umduğunu dile getirdi.
Sandu’nun seçimleri kazanmasının ardından ise özerk bölge yönetiminin kendisini devlet başkanı olarak tanımadığını ilan etti.
Rusya ve Türkiye’ye yardım çağrısı
Gutsul, başkanlığı sırasında defalarca Rusya’yı ziyaret etti. Gözaltına alınmasından iki hafta önce Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Tutuklanmasının ardından Gutsul, Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yardım istedi.
Putin’e yazdığı mektupta, “Kişinev, iç çatışmayı körüklüyor, muhalif düşünceyi bastırıyor, Rusya Federasyonu ile kardeşçe ilişkilerin destekçilerine ‘devlet tehdidi’ olarak göstererek zulmediyor. Aslında bu, gerçeğe karşı bir korku, zor zamanlarda kiminle birlikte olduğunu ve kiminle dostane bağları güçlendirmek istediğini bilen Gagavuz halkından duyulan bir korkudur,” ifadelerine yer verdi.
Gutsul, Rusya lideri, Moldova makamları üzerindeki baskı için “tüm diplomatik, siyasi ve hukuki mekanizmaları kullanmaya” ve Gagavuzya’nın “özel statüsüne sağlam ve net bir destek ifade etmeye” çağırdı.
Erdoğan’a gönderdiği mektupta ise Gutsul, “Gagavuz halkının özerkliğini kaybetme tehdidiyle karşı karşıya olduğu bu kritik anda” Ankara’nın “kayıtsız kalmayacağını” umduğunu belirtti.
Gutsul, “Yıllar önce Ankara’nın sesinin barış ve adaletin korunmasına yardımcı olduğu gibi, Gagavuzya’nın bugün de Türkiye’ye ihtiyacı var. Bugün, Gagavuz halkının meşru haklarını korumak için yeniden sizin müdahalenize güveniyoruz,” diye yazdı.
Bu çağrılara verilen yanıtlar hakkında resmi bir açıklama yapılmadı. 1 Temmuz’da savcılığın Gutsul için dokuz yıl hapis cezası talep etmesinin ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Telegram kanalından yaptığı açıklamada bunu “Avrupa’nın anti-değerlerinin eylem hâli” olarak nitelendirdi ve “Brüksel, çalışkan bir ülkeden liberal bir diktatörlük yaratıyor,” diye yazdı.
Karardan birkaç gün önce Zaharova, Sandu ve “Batılı sponsorlarını”, ülkeyi halihazırda istikrarsız bir duruma getirerek “içerideki durumu sarsmaya devam etmekle” suçladı.
Avrupa Birliği ise Sandu’nun yanında yer alıyor. Brüksel, Ekim 2024’te Gutsul’u “ayrılıkçılığı teşvik etmek”, anayasal düzeni devirme girişimleri ve Moldova’nın egemenliği ile bağımsızlığına tehdit oluşturmak gerekçeleriyle yaptırım listesine aldı.
Yaptırım listesine başkan yardımcısı Mihail Vlah da dahil olmak üzere Gagavuzya yönetiminden üç temsilci daha eklendi.
Gagavuzya’nın özel statüsü ve başkanlık krizi
Gagavuzya, Moldova’nın güneydoğusunda yer alan ve Ukrayna ile dış sınırı bulunan özerk bir bölge.
Başkenti Komrat şehri olan özerkliğin statüsü, Moldova Anayasası’nın 111. maddesiyle güvence altına alınmış durumda.
2014 nüfus sayımına göre, bölgenin 2,9 milyonluk nüfusunun 134 bini özerk bölgede yaşıyor.
Nüfusun çoğunluğunu (yüzde 83,8) Balkan Yarımadası’nın kuzeyinde oluşmuş bir Türk halkı olan Gagavuzlar oluşturuyor. Onları Bulgarlar (yüzde 4,9), Moldovalılar (yüzde 4,7), Ruslar (yüzde 3,2) ve Ukraynalılar (yüzde 2,5) takip ediyor.
Gagavuzya, 2014 yılında Kişinev’in onayı olmadan bir referandum düzenlemişti. Referandumda katılımcıların yüzde 98’i, Moldova’nın bağımsızlığını kaybetmesi durumunda Gagavuzya’ya kendi kaderini tayin etme hakkı verecek olan “ertelenmiş özerklik statüsü” lehine oy kullanmıştı.
Gagavuzya yasalarına göre, bölge başkanının görevlerini 60 günden fazla yerine getirememesi durumunda makamı boşalıyor.
Ancak yasada, bir başkan hakkında cezai suçlama bulunması veya mahkûm edilmesi durumuna ilişkin bir hüküm yer almıyor.
Gutsul, ev hapsinde olduğu süre boyunca avukatları aracılığıyla mesajlar yayımlamaya devam etti.
Karardan önceki son Telegram gönderisinde, ekibinin Olimpiyets adlı bir çocuk kampına 160 yatak bağışladığı bilgisi yer aldı. Mesajda, “Gagavuzya’daki her çocuğun rahatlık, ilgi ve özen içinde büyümesi için çalışıyoruz,” denildi.
Diplomasi
Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.
Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.
Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.
Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.
Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.
Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.
Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.
Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.
Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.
Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.
Sözcü şöyle devam etti:
“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”
Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.
Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.
Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.
Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.
Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.
Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.
JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.
Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.
“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.
Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.
Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.
Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.
Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.
Çin’de bir hafta
Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.
Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.
Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.
İstihdam, enerji ve teknoloji
Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.
Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:
“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”
Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.
Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.
Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.
Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.
“Zamanlama her şeyi anlatıyor”
Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.
Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.
Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.
Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.
Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.
Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.
Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.
Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?
Diplomasi
UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.
İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.
Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.
En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.
Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.
Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.
The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.
FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.
Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.
Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya7 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını6 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı












