Bizi Takip Edin

Diplomasi

Gözaltına alınan Gagavuzya lideri Gutsul, Putin ve Erdoğan’dan yardım istedi

Yayınlanma

26 Mart’ta Moldova’da gözaltına alınan Gagavuzya Başkanı Yevgeniya Gutsul, serbest bırakılması için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundu. Gutsul, gözaltına alınmasının Kişinev’in Gagavuz Özerkliği’ni hedef alan kampanyasının bir parçası olduğunu belirtirken, Kremlin olayı kınadı. Gutsul’un daha önce Şor Partisi’nin finansmanıyla ilgili usulsüzlüklerle suçlandığı belirtildi.

26 Mart’ta gözaltına alınan Gagavuzya Özerk Cumhuriyeti Başkanı Yevgeniya Gutsul, serbest bırakılması için Moldova makamlarına baskı yapması talebiyle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e başvurdu.

Gutsul, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, gözaltına alınmasının Moldova makamlarının, anayasayla güvence altına alınan Gagavuz Özerkliği’nin özel hukuki statüsünü “yok etme” kampanyasının bir parçası olduğunu belirtti.

Gutsul, ülke hükümetinin eylemlerinin Gagavuz halkının hak ve özgürlüklerine yönelik bir saldırı olduğuna işaret etti.

Gutsul, Gagavuz halkı adına Putin’i, “siyasi baskıları durdurmak” amacıyla Moldova makamlarına baskı yapmak için tüm diplomatik, siyasi ve hukuki mekanizmaları kullanmaya çağırdı.

Ayrıca Rusya liderinden Gagavuz Özerkliği’nin özel statüsüne destek vermesini talep eden Gutsul, “Umut ve inançla Rusya’ya bakıyoruz; dostlarına asla ihanet etmeyen ve hakikat ile yasal hakları için mücadele edenlere her zaman yardım eli uzatan bir ülke,” ifadelerini kullandı.

Gutsul, ayrıca Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan da destek istedi.

Açıklamasında Gagavuzya Başkanı, tutuklanmasının, Kişinev’in 30 yıl önce Türkiye’nin ve bizzat eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in doğrudan arabuluculuğuyla Gagavuz halkının Moldova ile yaptığı toplumsal sözleşmeyi yıkmaya yönelik politikasının devamı olduğunu anımsattı.

Gutsul, Gagavuzya’nın, Ankara’nın yıllar önce “barış ve adaleti korumaya” yardımcı olduğu gibi şimdi de Türkiye’nin desteğine ihtiyacı olduğunu ifade etti.

Gutsul, “‘Bugün, Gagavuz halkının yasal haklarını korumak için yeniden sizin müdahalenize güveniyoruz,’ diye yazdı.

Özerk bölge başkanı, Moldova makamlarının Gagavuz halkını siyasi ve ideolojik baskıya maruz bıraktığına ve Türkiye, Rusya ve diğer stratejik ortaklarla dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerini savunanları takip ettiğine emin olduğunu söyledi.

Gutsul’u ziyaret eden muhalif Şor Partisi (Moldova Anayasa Mahkemesi tarafından Haziran 2023’te yasa dışı ilan edildi) milletvekili Vadim Fotescu, TASS‘a yaptığı açıklamada, Gagavuzya Başkanı’nın kendisini ziyaret eden Moldova parlamentosu milletvekilleri aracılığıyla özerk bölgenin yönetimine ilişkin talimatlar ilettiğini bildirdi.

Fotescu ayrıca, Gutsul’un kendisine yöneltilen suçlamalarla hiçbir ilgisi olmadığını belirterek masumiyetine olan inancını dile getirdiğini ve avukatlarıyla birlikte en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlamaya niyetli olduğunu aktardı.

Fotescu, savcılık makamının Gagavuzya Başkanı’nın ifadesini almayı planladığını da sözlerine ekledi.

Moldova Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Merkezi, Gutsul’u 26 Mart’ta Kişinev Havalimanı’nda 72 saatliğine gözaltına aldı.

Gagavuzya Başkanı’nın danışmanı Yuriy Kuznetsov’un bildirdiğine göre, Gutsul, Küresel Gazeteciler Konseyi’nin daveti üzerine İstanbul’a uçmayı planlıyordu ve Türkiye’de özerklik için önemli konuları görüşmeyi hedefliyordu.

Moldova Başsavcılığı daha sonra yaptığı açıklamada, sınır kontrolü sırasında yapılan “rutin kontrol” esnasında Gutsul’un bilgi sistemlerinde ülkeden çıkış yasağı statüsüyle kayıtlı olduğunun ortaya çıktığını belirtti.

Gutsul daha önce Moldova’da Şor Partisi’nin finansmanında usulsüzlük yapmakla suçlanmıştı.

Savcılığın iddiasına göre, Gagavuzya Başkanı seçim kampanyasının finansmanı için organize suç örgütünden para aldı.

Mayıs 2023’te Gagavuzya başkanlık seçimlerini kazanan Gutsul, Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini savunuyor.

Gutsul, Mart 2024’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmüştü.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 26 Mart’taki basın toplantısında Kremlin’in Gutsul’un gözaltına alınmasını kınadığını bildirdi.

Peskov, Moldova’daki mevcut yönetimin, Cumhurbaşkanı Maya Sandu’ya rakip olan siyasetçilere karşı açık baskı yöntemleri kullandığını belirtti.

Peskov, Kişinev makamlarının demokratik normların dışına çıktığını ve büyük ölçüde komşu Romanya’daki meslektaşlarının “davranış biçimini kopyaladığını” ekleyerek, cumhurbaşkanlığı yarışının ilk turunu kazanan Călin Georgescu’nun gözaltına alınması olayına atıfta bulundu.

Gagavuzya lideri: Moldova, Romanya ile birleşirse kendi kaderimizi tayin hakkımızı kullanırız

Diplomasi

Washington ile bağı kopma noktasında olan İsrail harekete geçti

Yayınlanma

ABD ile ilişkileri tarihin en gerilimli dönemlerinden birini yaşayan İsrail ve destekçileri, Washington’daki imaj kaybını telafi etmek için çok yönlü bir çalışma yürütüyor. Politico’nun haberine göre Temsilciler Meclisindeki yardım oylaması ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in suçlamalarıyla tırmanan krize karşı, Washington’da diplomatik temaslar ve lobicilik faaliyetleri hız kazandı.

İsrail ve ABD’deki müttefikleri, ülkenin ABD genelinde ağır darbe alan itibarını kurtarmak amacıyla geniş kapsamlı bir mücadele yürütüyor.

Ortadoğu ülkesi ve onu destekleyen kuruluşlar, ABD’de hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler kanadından gelen ve alışılmışın dışındaki yoğun eleştiri dalgasına karşı kamuoyu önünde ve kapalı kapılar ardında karşı hamleler yapıyor.

İsrail karşıtı bu öfke dalgası, bu hafta Temsilciler Meclisindeki 100’den fazla Demokrat üyenin İsrail’e yönelik yardımları kesmeyi öngören ancak başarısızlıkla sonuçlanan tasarıya destek vermesiyle yeni bir boyuta ulaştı. Eşzamanlı olarak ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de İsrail’i kendisine karşı internet üzerinden organize bir saldırı yürütmekle suçladı.

Farklı grupların liderlerinden ve İsrailli bir yetkiliden edinilen bilgilere göre, İsrail yanlısı cephesinin büyük ölçüde koordinasyonsuz ilerleyen yanıtı; kongre üyelerine yönelik lobi faaliyetlerini, hedefli seçim harcamalarını ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bu ayın sonlarında ABD’ye yapması beklenen ziyareti kapsıyor.

ABD, İsrail’in küresel ölçekteki en hayati müttefiki olduğu için mevcut durum büyük önem taşıyor. Ancak İsrail, Washington ile geçmişte yaşadığı fikir ayrılıklarına kıyasla, bugünkü gerilimi düşürme konusunda çok daha çetin bir sınav veriyor. Gazze, İran ve Batı Şeria gibi farklı cephelerdeki askeri adımlara yönelik Washington’daki hoşnutsuzluk, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırılarının ardından başlayan ilk operasyonlardan bu yana sürekli tırmanıyor. Gelinen noktada ilişkilerin kopma noktasına yaklaştığı görülüyor.

Kamuoyu araştırmaları da Amerikan halkının İsrail’e yönelik eleştirilerinin arttığını, siyasetçilerin de seçmen eğilimlerini takip etmeye başladığını ortaya koyuyor.

İsrail’de yaklaşan seçimler ve Netanyahu’nun siyasi geleceğine dair belirsizlik ise İsrail hükümeti ile destekçilerinin uzun vadeli bir iletişim stratejisi belirlemesini zorlaştırıyor.

Bazı İsrail yanlısı gruplar, ellerinde kalan müttefiklerle olan ilişkileri sağlamlaştırmaya odaklanıyor.

Ülkenin en büyük Ortodoks Yahudi kuruluşu olan Ortodoks Birliğinin kamu politikaları organı Ortodoks Birliği Savunculuk Merkezi, üyelerinden İsrail’e yardımların kesilmesi yönündeki tasarıya hayır oyu veren Demokratlara teşekkür etmelerini istiyor. Merkezin icra direktörü Nathan Diament, öncelikli amaçlarının yanlarında duran dostlarına destek vermek olduğunu ifade ediyor.

Amerikan Yahudi Komitesinin üst yöneticisi Ted Deutch ise ABD’li kongre üyeleriyle yaptığı görüşmeleri sıklaştırdığını belirtiyor. Deutch, antisemitizmle mücadele için hazırladıkları eylem planını Kongre üyeleri ve personeliyle kapsamlı şekilde paylaştıklarını, bunun sürecin önemli parçası olduğunu kaydediyor.

Bu sırada İsrailli yetkililer de Washington’daki görünürlüklerini artırıyor.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, aşırı sol grupların gerçekleştirdiği iddia edilen terör eylemlerindeki artışa odaklanan bir toplantı vesilesiyle bu hafta ABD’de bulunuyor. Sa’ar’ın bu ziyaret kapsamında ABD’li yetkililerle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirmeyi hedeflediği öngörülüyor.

Politico’ya konuşan İsrailli bir yetkilinin aktardığına göre, İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise Kongre’deki Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelerle düzenli olarak bir araya geliyor ve sosyal medya üzerinden İsrail’e yöneltilen eleştirilere yanıt veriyor.

Temsilciler Meclisindeki oylama ve Vance’in suçlamaları, son haftalarda İsrail’in aldığı darbelerden yalnızca ikisini oluşturuyor.

Gelecekte başkan adayı olabileceği belirtilen Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna, milyonlarca Filistinlinin İsrail işgali altında yaşadığı Batı Şeria’ya yaptığı ziyaret sırasında İsrailli yerleşimciler ve askerler tarafından fiilen alıkonulduğunu açıkladı. Bir diğer potansiyel Demokrat başkan adayı Rahm Emanuel de İsrail’de yaptığı konuşmada, özellikle Filistinli sivillere ve mülklerine yönelik şiddet son bulmadığı takdirde ülkenin yaptırımlarla karşılaşabileceği ve ABD askeri yardımlarını kaybedebileceği uyarısında bulundu.

Büyükelçi Leiter, Khanna’nın Batı Şeria’daki durumla ilgili iddialarına karşı çıkarak, kongre üyesini seyahatini İsrail makamlarıyla koordine etmemekle suçladı.

Buna rağmen Demokrat Parti ve Amerikan kamuoyunun önemli bir kısmı, İsrail’in imajını düzeltmeye yönelik çabalarına karşı mesafeli duruyor.

Biden ve Obama yönetimlerinde üst düzey görevlerde yer alan eski yetkili Ned Price, mevcut durumun yüksek bütçeli lobicilik sözleşmeleriyle çözülemeyeceğini, meselenin doğrudan sahadaki askeri ve siyasi uygulamalarla ilgili olduğunu belirtiyor.

Anketler, İsrail’e olan desteğin hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında gerilediğini gösteriyor. Bu durum, Filistinlilere daha fazla sempati duyan genç neslin eğilimlerini yansıtırken, diğer yandan ABD ile İsrail’in İran’la yaşadığı ve sonu gelmez görünen çatışmalardan rahatsız olan bazı Cumhuriyetçilerin huzursuzluğunu ortaya koyuyor.

Washington’daki bazı lobi faaliyetleri, İsrail’in Amerika’daki dostlarını kaybettiğinin netleşmesi üzerine aylardır ya da yıllardır yürütülen çalışmaların devamı niteliğini taşıyor.

Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) ve Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu gibi kuruluşlar, İsrail’e veya Yahudi toplumuna destek vermeyeceğini düşündükleri sağ ve sol kanattaki siyasi adayları hedef almak için seçim bütçelerini kullanıyor.

İsrail tarafının hasar tespit ve onarım çalışmalarındaki en somut adımının ise önümüzdeki haftalarda atılması bekleniyor.

Amerikan kamuoyundaki tepkilerin odak noktasında yer alan Netanyahu, bu ay içinde ABD’yi ziyaret etmeyi planlıyor. Diplomatik temasları görüşmek üzere kimliğinin gizli kalmasını isteyen İsrailli yetkili, bu seyahatin hayatını kaybeden Güney Carolina’nın Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham için düzenlenecek anma törenine denk getirilmesinin öngörüldüğünü aktarıyor.

Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu ise önümüzdeki ay düzenlenecek liderlik zirvesinde tezlerini savunma fırsatı bulacak. Las Vegas’taki bu buluşmaya Vance ve Trump’ın da katılması bekleniyor. Etkinliğin gündeminde, ABD-İsrail ilişkilerinden rahatsızlık duyan Trump destekçisi muhafazakarların endişelerine yanıt verilmesi hedefleniyor.

Trump, ilk başkanlık döneminde Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak da dahil olmak üzere genel olarak İsrail’e güçlü destek verdi. Mevcut ekibi ise şu sıralarda İsrail-Lübnan ilişkilerini düzeltmeye çalışıyor.

İran’a yönelik yeni hava saldırıları emri veren ve ateşkes sürecinin bittiğini ilan eden Trump, buna rağmen ABD ve küresel ekonomiye zarar veren bir savaşın uzamasından kaçınıyor. Trump, İran’daki mevcut yönetimi tamamen devirmek isteyen Netanyahu ile zaman zaman görüş ayrılıkları yaşıyor.

Konuya ilişkin açıklama yapan Beyaz Saray, ABD’nin İsrail ile güçlü bir ilişkisi olduğunu belirterek, “İsrailli ortaklarımızla yakın koordinasyonumuzu sürdürüyoruz” ifadesini kullandı.

İsrail’in Washington’daki bazı destekçileri ise daha yapıcı ancak eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. İsrail yanlısı Demokratları destekleyen “İsrail İçin Demokratik Çoğunluk” grubu, Temsilciler Meclisindeki oylamanın ardından yayımladığı bildiride İsrail’i karşı karşıya olduğu riskleri görmeye çağırdı.

Açıklamada, Demokratların Netanyahu hükümetine yönelik derin bir hoşnutsuzluk duyduğu; bu tepkinin arkasında yerleşim yerlerinin genişletilmesi, Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik şiddet, koalisyondaki aşırılık yanlısı isimler ve Gazze’deki yıkımın yer aldığı vurgulandı. Bildiride, İsrail’in bu oylamayı, Demokratlarla ilişkileri onarmak için ciddi adımlar atılması gerektiğine dair bir uyarı olarak kabul etmesi gerektiği kaydedildi.

Time dergisinde yer alan bir haberde, İsrail’in muhafazakar seçmen tabanını hedef alan milyonlarca dolarlık bir etki operasyonu yürüttüğü, Vance’in de bu faaliyeti İran ile yürüttüğü diplomasiyi baltalama girişimi olarak nitelendirdiği belirtildi. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise bu haberi iftira olarak nitelendirerek reddetti.

Yürütülen bazı propaganda çalışmaları ise açık şekilde yapılıyor. Büyükelçi Leiter, mayıs ayında Gazze’deki askeri faaliyetlere yönelik soykırım ve aç bırakma suçlamalarını çürütmeyi amaçlayan bir kitapçık yayımladı.

Bazı İsrailli analistler ve yetkililer ise ülkenin Amerika’daki imajını düzeltmesi için daha geniş ve kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO, Yunanistan’a Patriot füzelerini Ukrayna’ya devretmesi için baskı yapıyor

Yayınlanma

NATO ve Avrupa Birliği ülkeleri, ellerindeki Patriot hava savunma sistemi füzelerini Ukrayna’ya devretmesi için Yunanistan’a baskı yapıyor. Atina yönetiminin askeri stoklarından 200 adet PAC-2 füzesi talep eden Kiev, bu füzelerin bir kısmının 23 yıllık kullanım süresinin ardından ömrünü tamamlamak üzere olduğunu belirtiyor.

NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Ukrayna’ya hava savunma desteği sağlanması amacıyla Yunanistan’a ait Patriot hava savunma sistemi füzelerinin devredilmesi yönünde Atina yönetimine baskı yapıyor.

Yunanistan’da yayımlanan Kathimerini gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Kiev yönetimi, Yunanistan Hava Kuvvetlerinin envanterinde yer alan Patriot sistemlerinden 200 adede kadar PAC-2 füzesinin kendilerine verilmesini talep ediyor.

Ukrayna tarafı, söz konusu füzelerin bir kısmının 23 yıllık hizmet süresinin ardından kullanım ömrünün sonuna yaklaştığı görüşünü paylaşıyor.

Haberde, müttefiklerin daha önce Yunanistan’a ait altı Patriot bataryasından bir kısmının doğrudan Ukrayna’ya devredilmesi seçeneğini tartıştığı ancak bu konuda bir uzlaşıya varılamadığı aktarıldı.

Yeni müzakerelerde ise doğrudan sistemlerin kendisi yerine füzelerin teslim edilmesi seçeneğine odaklanıldığı belirtildi.

Mevcut durumda masadaki formüllerden biri, Yunanistan’ın bu füzeleri önce Norveç’e satmasını, Norveç’in de ardından bunları Ukrayna’ya hibe etmesini öngörüyor.

Ancak Atina yönetimi bu girişime henüz yeşil ışık yakmadı. Yunan yetkililer, ülkenin müttefiklerin ortak güvenliğine halihazırda önemli katkılar sunduğuna dikkati çekiyor.

Bu kapsamda, Yunanistan’a ait bir Patriot bataryasının petrol altyapısını korumak amacıyla Suudi Arabistan’da konuşlandırılmış olduğu hatırlatılıyor.

Yunanistan ayrıca, kullanım ömürlerinin sonuna yaklaşan Sea Sparrow ve Crotale tipi füzeleri daha önce Ukrayna’ya sevk ettiğini belirtiyor.

Atina ile Kiev arasında askeri işbirliği gerilimi

Yunanistan ve Ukrayna arasında mayıs ayında askeri işbirliği alanında birden fazla konuda görüş ayrılığı yaşandı.

Kathimerini gazetesine yansıyan ilk gelişmede, tarafların insansız deniz araçlarının ortak üretimine ilişkin müzakerelerde zorluklarla karşılaştığı bildirildi.

Kiev’in bu araçların kullanımında Yunan ordusuyla ortak karar alma hakkı ısrarına karşılık Atina bu şartı kabul etmedi.

Hemen ardından İyon Denizi’ndeki Lefkada Adası yakınlarında Ukrayna’ya ait Cossack Mamai tipi bir askeri deniz dronunun bulunması iki ülke ilişkilerindeki gerilimi tırmandırdı.

Atina yönetimi, Kiev’den deniz dronlarını kendi kıyılarından uzak tutmasını talep ederek resmi bir özür ve benzer bir olayın tekrarlanmayacağına dair garanti istedi. Ukrayna’ya diplomatik nota veren Yunanistan, askeri operasyonların Akdeniz’e taşınmasının seyrüsefer güvenliğini tehlikeye attığını ve ülke ekonomisine zarar verebileceğini vurguladı.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı haziran ayı başında yaşanan bu olay nedeniyle resmi olarak özür diledi. Daha sonra Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmede askeri faaliyetlerin çatışma bölgesinin dışına yayılmasının kabul edilemez olduğu uyarısında bulundu.

Temmuz ayı başında ise ABD Başkanı Donald Trump, Zelenskiy’nin daha önceki talepleri doğrultusunda Ukrayna’ya Patriot önleme füzeleri üretmesi için lisans verileceğini duyurdu.

Ancak Bloomberg’in yayımladığı verilere göre Kiev’in kendi füzelerini üretme sürecini başlatması yıllar alabilir.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna Savunma Bakanlığına geçici olarak Hmara getirildi

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Genelkurmay Başkanı ve başkomutanın görevden alınmasını talep eden Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un parlamento tarafından azledilmesinin ardından boşalan göreve geçici olarak Evgeniy Hmara’yı atadı. Zelenskiy, resmi atama prosedürleri tamamlanana kadar bakanlığa vekalet edecek Hmara’nın teknolojik saldırı operasyonlarındaki deneyimine ve uzun menzilli askeri etkinliğe odaklanacağını açıkladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) Başkan Vekili Evgeniy Hmara’yı, resmi atama süreçleri tamamlanana kadar geçici olarak Ukrayna Savunma Bakanlığı liderliğine getirdi.

Zelenskiy, 16 Temmuz Perşembe günü resmi Telegram kanalı üzerinden yaptığı açıklamada, Ukrayna Parlamentosu Verhovna Rada’nın aynı gün içinde Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’u görevden aldığını bildirdi.

Ukrayna lideri, hukuki prosedürlerin tamamlanmasının ardından Hmara’nın daimi bakanlık adaylığını parlamentonun onayına sunacağını kaydetti.

Yeni Savunma Bakanı’nın askeri alandaki reform sürecini sürdürmesi gerektiğini belirten Zelenskiy, “Evgeniy Hmara, teknolojik saldırı operasyonlarının yürütülmesinde büyük ve pek çok açıdan emsalsiz bir deneyim kazandı. Bu savaşta savunmamızın odaklanması gereken temel alan tam olarak budur” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, Hmara’nın göreve gelişinin uzun menzilli operasyonlarda gerçek bir etkinlik ve Savunma Kuvvetleri birimlerinde verimli bir yönetim sağlayacağını ekledi.

Görevi sona eren Fedorov ise bakanlık dönemine dair düzenlediği basın toplantısında, ülke yönetimiyle askeri kadrolaşma konusunda derin fikir ayrılıkları yaşadığını açıkladı.

Fedorov, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Oleksandr Sırskiy ile Genelkurmay Başkanı Andriy Gnatov’un görevden alınmasını Zelenskiy’e teklif ettiğini ancak Devlet Başkanı’nın bu girişimi desteklemediğini ifade etti.

Eski Bakan Fedorov, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Hangi kararlar önerildi? Hem başkomutanın hem de genelkurmay başkanının değiştirilmesini içeren köklü kadro kararları sunuldu. Düşmanı asimetrik yöntemlerle ve en az kayıpla mağlup etmek istiyorsak başka çıkış yolumuz yok.”

Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı

Yeni başkomutanı seçme yetkisinin devlet başlanına ait olduğunu vurgulayan Fedorov, Zelenskiy’nin Sırskiy’yi değiştirme talebini reddetmesine rağmen mevcut ordu yönetimiyle çalışmaya hazır olduğunu belirtti.

Fedorov, “Devlet Başkanı, Sırskiy’yi değiştirmeyi planlamadığını söylediğinde bu onun başkomutan olarak kendi kararıydı. Bu kararı tamamen kabul ettim ve kendisiyle çalışmayı öğreneceğimi belirttim” dedi.

Buna karşın, kendi ekibinin geliştirdiği projelerin Genelkurmay Başkanlığı tarafından sistematik olarak engellendiğini öne süren eski Bakan, Başkomutan Sırskiy’yi sorunları açıkça konuşmaya hazır olmamak ve kulis faaliyetleri yürütmekle suçladı.

Fedorov, “Böyle bir yapı içinde bu savaşı nasıl kazanabileceğimizi şahsen ben bilmiyorum” diyerek Zelenskiy’nin kendisine sunduğu devlet başkanlığı danışmanlığı teklifini de geri çevirdiğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English