Asya
Güney Korelilerin yüzde 65’i nükleer silahlanmayı destekliyor

Gallup Korea kamuoyu araştırmasına göre Güney Kore vatandaşlarının yüzde 65’i ülkenin nükleer silaha sahip olmasını desteklerken yüzde 30’u buna karşı çıkıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 39’u Kuzey Kore’nin savaş başlatma ihtimali gördüğünü belirtiyor. Sonuçlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Seul ile ortak askeri tatbikatları daraltma kararının ardından kamuoyuna yansıdı.
Gallup Korea tarafından yapılan kamuoyu araştırmasına göre, Güney Kore vatandaşlarının yüzde 65’i ülkenin nükleer silaha sahip olması fikrini destekliyor. Ankete katılanların yüzde 30’u ise bu adıma karşı çıkıyor.
Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 70’i Güney Kore ordusunun Kuzey Kore ordusundan daha güçlü olduğunu düşünüyor. Katılımcıların yüzde 21’i Kuzey Kore ordusunun daha güçlü olduğu görüşünü savunurken, yüzde 3’ü askeri güçlerin yaklaşık olarak eşit seviyede olduğunu belirtiyor. Katılımcıların yüzde 6’sı ise bu konuda görüş bildirmedi.
Araştırmaya katılanların yüzde 39’u Kuzey Kore’nin fiilen bir savaş başlatabileceğini değerlendiriyor. Askeri bir provokasyon olasılığını en yüksek gören grubu yüzde 54 ile 18-29 yaş aralığı ve yüzde 53 ile 30-39 yaş aralığı oluşturuyor. Bu ihtimali en düşük gören yaş grubu ise yüzde 29 ile 40-49 yaş aralığındakiler oldu. Diğer yaş gruplarında bu oran yaklaşık yüzde 30 seviyesinde ölçüldü.
Gallup, Kuzey Kore ile gerçek bir savaş riski görmeyen katılımcılar arasında dahi nükleer silah edinilmesini destekleyenlerin oranının yüzde 58 olduğunu aktardı.
Kamuoyu araştırması 25-27 Ağustos tarihleri arasında, ülke genelinde 18 yaş ve üzerindeki 1.001 kişinin rastgele seçilen sanal cep telefonu numaraları üzerinden telefonla mülakat yöntemiyle yapıldı.
Trump tatbikatları azaltma kararı almıştı
Anket, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ay içinde ABD ile Güney Kore arasındaki ortak askeri tatbikatları Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile “çok iyi ilişkileri” olduğunu belirterek beklenmedik biçimde daraltmasının ardından gerçekleşti.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Trump’ın kararını “anlamlı” olarak nitelendirdi. Lee, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Sayın Başkan Trump, bu mesajınız Kore Yarımadası’ndaki düşmanlık ve cepheleşmeyi aşarak barışı tesis etmeye yönelik derin düşünceler içeren anlamlı bir karar olarak değerlendirilmektedir” ifadelerini kullandı.
Lee, askeri güç bakımından dünyada beşinci sırada yer alan Güney Kore’nin savunmaya şimdiden Kuzey Kore’nin yıllık gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYİH) 1,4 katı kadar harcama yaptığını ve bu harcamaları GSYİH’nin yüzde 3,5’ine çıkarmayı planladığını kaydetti. Lee, bu adımın yarımadanın güvenliğini ülkenin kendi imkanlarıyla sağlamasına olanak tanıyacağını ve bunun Başkan Trump’ın tutumuyla tam uyum gösterdiğini dile getirdi.
ABD ile Güney Kore’nin her yıl düzenlediği ortak “Ulchi Özgürlük Kalkanı” tatbikatı 17 Ağustos’ta başladı ve 27 Ağustos’a kadar sürdü. Tatbikat, müttefiklerin savaşa hazırlık düzeyini artırmayı hedefleyen ortak operasyonları kapsadı.
Tatbikat başlamadan önce Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA), manevraları “saldırgan” olarak niteleyen bir Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı temsilcisinin açıklamasını yayımladı.
Lee Jae-myung bu açıklamanın ardından Kuzey Kore’ye savaşı sona erdirme müzakerelerine başlama teklifinde bulundu. Lee ayrıca “istikrarsız ateşkes sistemini” bir barış düzeniyle değiştirmeye yönelik adımlar atma taahhüdü verdi. Kim Jong Un ise Güney Kore’yi “en düşman devlet” olarak tanımladı ve iki ülkenin birleşmesi ihtimalini dışladı.
Güney Kore’nin tarihi rakibi Kuzey Kore nükleer silaha sahip. Güney Kore Savunma Analiz Enstitüsünün geçen yılın kasım ayındaki değerlendirmelerine göre Kuzey Kore’nin elinde 150 adede kadar nükleer silah var ve bu sayı 2040 yılına kadar 400’ün üzerine çıkabilir.
Reuters’ın aktardığına göre, 28 Ağustos’ta Güney Koreli yetkililer, Güney Kore, Japonya ve ABD’nin, Kuzey Kore kaynaklı füze ve nükleer tehditlere karşı hazırlık düzeyini test etmek amacıyla 9-11 Eylül tarihleri arasında yıllık ortak askeri tatbikat Freedom Edge’i gerçekleştireceğini bildirdi.
Asya
Çin-Nepal sınırında sel felaketi: 1.000’den fazla kişi kayıp

Çarşamba günü Çin-Nepal sınırındaki Gyirong Sınır Kapısı bölgesinde büyük bir çamur kayması ve ani sel meydana geldi. Felakette sınırın iki tarafında en az 160 kişi hayatını kaybederken, 1.000’den fazla kişi kayboldu. Arama çalışmaları sınırın her iki yanına genişletildi.
Şigatse belediye yönetiminin perşembe sabahı düzenlediği basın toplantısında paylaşılan son resmi bilgilere göre Çin tarafında üç kişinin öldüğü doğrulandı, 558 kişi ise hâlâ kayıp.
İki kişi sağ olarak kurtarıldı. Arama çalışmalarının genişletilmesiyle daha önce 265 olarak açıklanan kayıp sayısı yukarı yönlü revize edildi.
Çinli yetkililer, itfaiyeciler, askerler ve mühendislik ekipleri dahil 1.500’den fazla personeli bölgeye sevk etti. Başbakan Yardımcısı Zhang Guoqing de operasyonları yönetmek üzere olay yerine ulaştı.
Devlet yayıncısı CCTV’ye göre sınır kapısı yakınlarında bir heyelan set gölü oluştu ve bu durum kurtarma çalışmalarını zorlaştırıyor.
Nepal polisi ise çarşamba günü geç saatlerde 157 kişinin cesedine ulaşıldığını bildirdi.
Nepal Başbakanlık Ofisi’ne göre kayıp durumda olan 484 turist arasında en az 26 ülkeden 391 yabancı uyruklu bulunuyor. Bunların 142’si Hindistan, 47’si ABD, 34’ü Avustralya, 33’ü İngiltere ve 24’ü Kanada vatandaşı.
Nepal Turizm Kurulu Sözcüsü Sunil Sharma, Associated Press’e yaptığı açıklamada kayıp turistlerden 133’ünün Hintli hacı olduğunu söyledi.
Felaket, çarşamba günü saat 10.30 civarında Tibet’in Şigatse kentindeki Gyirong ilçesini vurdu ve Nepal tarafından kaynaklandı.
Bölge, Tibet’in kutsal Kailash Dağı ve Manasarovar Gölü’ne uzanan önemli bir hac güzergâhı üzerinde bulunuyor. Özellikle yılın bu yoğun döneminde Hindistan’dan ve diğer ülkelerden yüzlerce hacı bölgeyi ziyaret ediyor.
Nepalli yetkililerin ilk değerlendirmeleri, bir depremin bir buzulun alt bölümünde çökmeyi tetiklemiş olabileceğine ve bunun da yıkıcı sel sularını serbest bırakmış olabileceğine işaret etti.
Asya
Pakistan, ABD’den 10 milyar dolarlık kur desteği yanıtı bekliyor

Pakistan yönetimi, ulusal para birimi rupiyi desteklemek amacıyla ABD’ye sunduğu 10 milyar dolarlık döviz kuru istikrar mekanizması teklifine birkaç ay içinde yanıt bekliyor. İslamabad yönetimi bu adımın doğrudan bir kredi talebi olmadığını, piyasalara güven vererek uluslararası borçlanmayı kolaylaştıracak bir güvence niteliği taşıdığını vurguluyor.
Pakistan yönetimi, para birimini desteklemek amacıyla ABD’ye sunduğu 10 milyar dolarlık istikrar mekanizması teklifinin birkaç ay içinde yanıtlanmasını bekliyor.
İslamabad, söz konusu adımın bir kredi talebi olmadığını, rupiye güveni artıracak ve uluslararası piyasalardan borçlanmayı kolaylaştıracak bir güvence niteliği taşıdığını savunuyor.
Pakistan Maliye Bakanı Muhammed Aurangzeb’in danışmanı Khurram Schehzad, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, Washington’ın 10 milyar dolarlık döviz kuru istikrar mekanizması talebine “birkaç ay içinde” yanıt vermesini beklediklerini söyledi.
Schehzad, “ABD’nin sağlayacağı istikrar desteği, gerektiğinde devreye girecek bir güvence ve piyasalara güçlü bir güven mesajı niteliği taşıyacak. Böylece Pakistan’ın piyasalara erişimi kolaylaşacak ve özel sermaye girişi teşvik edilecek” dedi.
Maliye Bakanı Aurangzeb de daha önce yaptığı açıklamada Pakistan’ın Washington’a para istemek için başvurduğu yönündeki değerlendirmeleri reddetmişti. Aurangzeb’e göre İslamabad’ın talebi, rupiye ve döviz kurunun istikrarına yönelik güçlü ve açık bir güven mesajı verilmesini amaçlıyor.
Pakistan yönetimi, böylesi bir desteğin ülkenin uluslararası piyasalardan borçlanmasını kolaylaştıracağını değerlendiriyor.
Aurangzeb konuya ilişkin olarak, “Bu bir kredi limiti ya da borç talebi değil. Para birimimizin ve döviz kurumuzun istikrarlı olduğuna dair bir mesajdır. Bu mesaj da piyasalara çıkarak borçlanmamıza imkân sağlar” ifadelerini kullandı.
Reuters’ın haberine göre teklif, bir ay önce ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’e iletildi. İslamabad, beş yıla kadar yürürlükte kalabilecek “İkili Döviz Kuru İstikrarını Destekleme Mekanizması” kurulmasını istiyor.
Kabul edilmesi halinde bu düzenleme, Pakistan’ın bugüne kadar talep ettiği en büyük mekanizma olacak.
ABD Hazine Bakanlığı henüz konuya ilişkin kararını açıklamazken, Aurangzeb başvurunun eylül ayına kadar ilerleme kaydetmesini bekliyor.
Pakistan aynı talebi bir yıl önce de ABD’ye iletmişti. Ancak ülke o dönemde, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaş boyunca başlıca arabulucu rolünü üstlendiği bugünkü kadar güçlü bir jeopolitik konuma sahip değildi.
Washington’a yapılan başvuru, Pakistan’ın yılın başında Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) olan borcunu ödeyebilmek için Suudi Arabistan’ın mali desteğine başvurmasının ardından geldi. BAE, nisan ayında yaklaşık 3,5 milyar dolarlık mevduat ve kredinin geri ödenmesini istedi.
Bunun üzerine Suudi Arabistan, 5 milyar dolarlık ayrı bir mevduat imkânının yanı sıra 3 milyar dolarlık ek destek taahhüdünde bulundu. İslamabad böylece BAE’ye olan yükümlülüğünü yerine getirirken döviz rezervlerini de koruyabildi.
Borç ve kemer sıkma baskısı sürüyor
Tüm bu gelişmelere karşın Pakistan, borç ve kemer sıkma politikalarının yol açtığı krizi henüz aşabilmiş değil. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) koşulları, yüksek vergiler, enerji maliyetleri ve borç geri ödemeleri hem ülkenin rezervleri hem de hane halkı üzerinde ağır baskı oluşturuyor.
Eski Pakistan Başbakanı İmran Han’ın 2022’de görevden uzaklaştırılması ve ardından cezaevine konulmasıyla süren siyasi istikrarsızlık da kamuoyunun güvenini zayıflattı.
Daha sonra sızdırılan bir diplomatik yazışmada, ABD’li yetkili Donald Lu’nun Han’ın görevden alınması halinde Washington’da “her şeyin affedileceğini” söylediği kaydedilmişti.
ABD yönetimi ise Han’ın devrilmesinde rol oynadığı yönündeki iddiaları reddetti.
Han halen cezaevinde tutulurken, 2022 sonrasında göreve gelen yönetimler kemer sıkma politikaları, enflasyon ve vergiler nedeniyle kamuoyunun tepkisiyle karşılaşıyor. Ekonomi politikalarının IMF ve yabancı alacaklılar tarafından belirlendiği algısı da ülkedeki toplumsal hoşnutsuzluğu artırıyor.
Asya
Mobilya parçası üreticisi King Slide, yapay zeka furyasının en büyük kazananlarından oldu

Tayvan merkezli mobilya aksamı üreticisi King Slide Works, yapay zeka sunucularına yönelik özel ray sistemleri tedariki sayesinde sektördeki patlamanın en büyük yararlanıcılarından biri haline geldi. Şirketin hisseleri yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 280 yükselirken, brüt kar marjı da yüzde 87 seviyesine ulaştı.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre, Tayvan merkezli mobilya aksamı ve donanımları üreticisi King Slide Works, yapay zeka sektöründe yaşanan küresel patlamanın en büyük yararlanıcılarından biri haline geldi.
Çekmece rayları ve mobilya menteşeleri üreten şirket, aynı zamanda yapay zeka altyapısında kullanılan sunucu kabinleri için özel raylar tedarik ediyor.
İlk bakışta basit görünen bu parçalar, ağır sunucuların yükünü taşıyor ve donanımların soğutulmasını güvence altına alıyor.
Olası bir arızanın milyonlarca dolarlık kayba yol açabileceğini belirten Counterpoint Research analisti Brady Wang, müşterilerin rayların fiyatına değil kalitesine odaklandığını ifade etti.
Yüksek kaliteli sunucu rayları pazarının yaklaşık yüzde 80’ini elinde bulunduran King Slide’ın hisseleri, yıl başından bu yana neredeyse yüzde 280 oranında değer kazandı.
Şirketin kurucusu Lin Tsung-chi, Forbes verilerine göre 20,2 milyar dolarlık servetiyle Tayvan’ın en zengin kişisi konumuna yükseldi.
King Slide’ın brüt kar marjı, birkaç yıl önceki yaklaşık yüzde 50 seviyesinden geçen çeyrekte yüzde 87’ye çıktı.
Karşılaştırma yapıldığında bu oran TSMC’de yüzde 68, Nvidia’da yüzde 75 ve Arm bünyesinde ise yüzde 97 düzeyinde seyrediyor.
WSJ’ye konuşan analistler, şirketin ürünlerine yönelik talebin artmaya devam etmesini bekliyor.
Bulut sağlayıcılarının özel tasarım çiplere, sıvı soğutma teknolojilerine ve daha yoğun donanım mimarilerine geçiş yapması, özel üretim raylara duyulan ihtiyacı yükseltiyor.
Bu eğilim doğrultusunda King Slide, bağlı bir iştirakinin faaliyet gösterdiği ABD’deki üretim operasyonlarını da genişletiyor.
Bununla birlikte Daiwa Securities, tedarikçi çeşitlendirme adımları sebebiyle King Slide’ın Nvidia ray siparişlerindeki pazar payının gelecek yıl yüzde 75’e gerileyebileceğini hesaplıyor.
Bu öngörüye karşın şirketin icra kurulu başkan yardımcısı Jay Cee Wang, King Slide’ı “Tayvan’daki saf bir yapay zeka varlığı” olarak tanımladı.
Yapay zeka patlamasına paralel olarak Çin’den yapılan sentetik elmas ihracatında da keskin bir artış kaydedildi.
Daha önce The New York Times (NYT), yapay zekanın hızla gelişmesinin ABD ulusal güvenlik alanında “tsunami sarsıntısına” yol açtığını aktarmıştı.
Kabiliyetleri çok hızlı katlanan yapay zeka modellerine yetişmekte güçlük çeken ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), askeri birimlerde yapay zeka şirketlerinin ürünlerinin kullanımına yönelik getirilen kısıtlamalar nedeniyle süreci daha da yavaş yönetiyor.
NYT’nin aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin yapay zeka alanındaki hızlı sıçramaya verdiği yanıtlar tutarlılık sergilemedi.
İdare önce bu sektörü düzenlemeyi reddetti, ardından yabancıların Mythos modeline erişimine kısa süreli bir yasak getirdi ancak daha sonra bu kısıtlamayı da yürürlükten kaldırdı.
Amerika1 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Görüş2 hafta önceBüyük Oyun III: Enerji ve Dolar Açlığıyla Şekillenen Yeni Dünya
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor
Söyleşi2 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Görüş2 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var
Rusya2 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında









