Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Hizbullah, İsrail ordusuna bağlı Golani Tugayı’nın manga komutanını öldürdü

Yayınlanma

Lübnan ile İsrail arasında Washington’da imzalanan tartışmalı anlaşmanın üzerinden 48 saat geçmeden sınır hattında düzenlenen pusu operasyonunda Golani Tugayı’na bağlı bir manga komutanı öldürüldü. İsrail ordusu Deyr Siryan köyünde bir subayının öldüğünü doğrularken, Hizbullah lideri Naim Kasım söz konusu anlaşmayı hükümsüz ilan ettiklerini açıkladı.

Lübnan ile İsrail arasında Washington’da imzalanan ve Hizbullah tarafından hükümsüz ilan edilen tartışmalı anlaşmanın üzerinden 48 saat geçmeden, sınır bölgesinde düzenlenen pusu operasyonunda İsrail ordusunun en seçkin birliklerinden Golani Tugayı’na bağlı bir manga komutanı öldürüldü.

Tel Aviv yönetimi, bir Hizbullah direnişçisinin İsrail ordusunun seçkin Golani Tugayı’nın 12. Taburuna bağlı bir manganın komutanını gece saatlerinde öldürdüğünü doğruladı. Aktarılan bilgilere göre, Yüzbaşı David Hazut ve beraberindeki askerler, İsrail ordusunun haftalardır Hizbullah unsurlarından temizlemeye çalıştığı ve “güvenlik bölgesi” olarak adlandırdığı hat içinde yer alan Deyr Siryan köyündeki bir binaya giriş yaptı. İsrail ordusu tarafından yürütülen soruşturmaya göre, pazar günü sabaha karşı saat 02.00 sularında askerlerin binaya girdiği esnada bir direnişçi işgal güçlerini hedef aldı. Saldırıda Yüzbaşı Hazut hayatını kaybederken, bir asker de hafif şekilde yaralandı.

Askeri kaynaklar, saldırıyı düzenleyen kişiyi yakalamak amacıyla bölgede geniş çaplı bir arama operasyonu başlatıldığını ve Tel Aviv’in çevre alanlardaki Hizbullah mevzilerini yoğun ateş altına aldığını bildirdi. İsrail Ordu Radyosu muhabiri Doron Kadosh gelişmeyi, “Silahlı kişinin binanın merdiven boşluğunda İsrail birliğini beklediği ve askerlere çok yakın mesafeden ateş açtığı anlaşılıyor. Eylemi gerçekleştiren kişi olay yerinden kaçmayı başardı ve bölgede takibi hâlâ devam ediyor” ifadeleriyle aktardı.

İsrail saldırılarını sürdürüyor

İsrail ordusunun bu açıklaması, Tel Aviv’in Lübnan’daki ateşkesi ihlal eden saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde yapıldı. Bir İsrail savaş uçağı pazar sabahı Deyr Siryan kasabası yakınlarındaki hedefleri vurdu. İsrail güçleri ayrıca Nebatiye el-Fevka’ya insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlerken, Hasbaya ilçesine bağlı Şebaa ve Şuaya kasabalarının yakın çevresine de misket bombalı topçu atışları gerçekleştirdi.

Bu sırada Lübnan Meclis Başkanı ve Hizbullah’ın müttefiki olan Emel Hareketi’nin lideri Nebih Berri, pazar günü İranlı mevkidaşı Muhammed Bakır Galibaf ile Lübnan’daki son gelişmeleri ele alan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

“Bu anlaşma hükümsüzdür”

Hizbullah’ın pazar sabahı erken saatlerde düzenlediği operasyon, Lübnan hükümetinin doğrudan müzakerelerin ardından ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile tartışmalı bir anlaşmaya imza atmasından iki gün sonra gerçekleşti. Yürütülen müzakere süreci ve Lübnan’ın İsrail’i resmen tanıması anlamına gelen bu metin, Lübnan yasalarının ihlali olarak değerlendiriliyor.

Hizbullah lideri Naim Kasım cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma hükümsüzdür” ifadelerini kullanarak örgütün işgali yenilgiye uğratmak adına sahada bir direniş hareketi olarak varlığını sürdüreceğini vurguladı ve “Sahayı terk etmedik” dedi.

Söz konusu anlaşma, Lübnan’ı, krizin başından beri tam bir ateşkes ve İsrail’in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesini şart koşan İran’dan koparma girişimi olarak yorumlanıyor. Bahsi geçen şartlar, bu ayın başında İran ile ABD arasında varılan Mutabakat Zaptı’nın resmi metninin ilk maddesinde de yer alıyordu.

Lübnan ordusuna İsrail onayı şartı

Washington’da 26 Haziran’da imzalanan ABD-Lübnan-İsrail anlaşması, işgal güçlerinin bölgeden çekilmesinden önce Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını ön koşul olarak sunuyor. Anlaşma ayrıca, İsrail ile Lübnan arasında daha önce yapılan doğrudan görüşmelerdeki bazı unsurları temel alıyor. Bunların başında, Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin devlet dışı silahlı grupları tasfiye etmek amacıyla konuşlandırılacağı pilot bölgelerin kurulması geliyor.

Metnin 3. maddesinde yer alan, “Belirlenen iki başlangıç bölgesi İsrail ordusu ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri tarafından onaylanmıştır; gelecekteki pilot bölgeler de karşılıklı rıza ile belirlenecektir” ifadesi, fiilen Lübnan ordusunu kendi topraklarında nereye konuşlanacağı konusunda İsrail’den izin almaya mecbur bırakıyor.

Anlaşma aynı zamanda, bu yılın mart ayı başından beri binlerce Lübnan vatandaşının ölümüne yol açan ve bir milyondan fazla insanı yerinden eden İsrail’e karşı Beyrut yönetiminin uluslararası hukuki yollara başvurmasını engelliyor. Bu kısıtlama, anlaşmanın 13. maddesinde yer alan “uluslararası siyasi veya hukuki platformlarda tüm hasmane ya da olumsuz eylemlerin durdurulması” şartıyla garanti altına alınıyor.

İsrail, güney Lübnan’daki saldırılarında beyaz fosfor da dahil olmak üzere çevreye kalıcı zararlar veren zehirli kimyasalları kullanmıştı. Ayrıca on binlerce sivil konutu yerle bir eden Tel Aviv, yüz binlerce Lübnan vatandaşının sınır köylerine geri dönmesine izin verilmeyeceğini de ilan etmişti.

Tüm bunlara rağmen anlaşmanın giriş bölümünde, “İsrail Hükümeti ve Lübnan Hükümeti… kalıcı barış ve güvenliğe ulaşma yönündeki ortak hedeflerini teyit eder… İki ülke, aralarındaki çatışmayı sona erdirme, her iki ülkenin egemenliğini ve güvenliğini sağlama ve iki ülke arasında barışçıl komşuluk ilişkileri tesis etme hedeflerini ilan eder” ifadelerine yer verildi.

Hizbullah, Emel Hareketi ve Lübnan kamuoyunun kesimleri, içeriği ortaya çıkan bu anlaşmayı kesin bir dille reddediyor.

Ortadoğu

ABD ve İran teknik müzakerelere devam edecek

Yayınlanma

ABD ve İran’ın, gerçekleştirdikleri karşılıklı askeri misillemelerin ardından mutabakat muhtırasının tüm maddeleri üzerindeki teknik müzakereleri sürdüreceği bildirildi. Tarafların askeri eylemlerden kaçınma ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerinin güvenliğini sağlama konusunda anlaştığı belirtiliyor.

ABD ve İran’ın, karşılıklı askeri saldırıların ardından mutabakat muhtırasının tüm maddeleri üzerindeki teknik müzakereleri sürdüreceği bildirildi. Reuters haber ajansı ve The Hill gazetesinin Amerikalı bir yetkiliye dayandırdığı bilgilere göre, taraflar diplomatik kanalları açık tutma kararı aldı.

İlgili yetkili, sürece dair yaptığı açıklamada, “Her iki taraf da şimdilik aktif askeri eylemlerden kaçınacak ve gemiler Hürmüz Boğazı’nda serbestçe hareket edebilecek” ifadelerini kullandı.

Daha önce Axios portalında yayımlanan haberde, Washington ve Tahran yönetimlerinin karşılıklı saldırıları durdurma konusunda uzlaştığı ve 30 Haziran Salı günü Katar’ın başkenti Doha’da bir araya geleceği aktarılmıştı.

Söz konusu haberde yer alan bilgilere göre, başlangıçta aynı gün İsviçre’de İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin gerçekleştirilmesi planlanıyordu.

Ancak son dönemde yaşanan askeri hareketlilik ve yeni karşılıklı saldırlar nedeniyle toplantının yeri değiştirilerek Doha’ya alındı.

Bu gelişmeyle birlikte müzakere gündeminin de Hürmüz Boğazı ve çevresindeki güvenlik durumuna kaydırıldığı belirtildi.

Amerikan televizyon kanalı CNN’e konuşan üst düzey bir yetkili ise barış muhtırasına yönelik teknik müzakerelerin iptal edilmediğini ve planlandığı şekilde önümüzdeki günlerde gerçekleştirileceğini ifade etti.

Yetkili, taraflar arasındaki “çatışmayı önleme kanallarının olağan seyrinde faaliyet gösterdiğini” kaydetti.

Karşılıklı saldırıların ardından değerlendirmelerde bulunan ABD Başkanı Donald Trump ise askeri harekatın yeniden tam kapsamlı hale gelmesi durumunda İran’ın varlığının tehlikeye gireceğini ifade etti.

Trump, konuya ilişkin açıklamasında, “Daha fazla mantıklı davranamayacağımız ve yarım kalan işi askeri yöntemlerle bitirmek mecburiyetinde kalacağımız bir an gelebilir” uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Körfez monarşilerinin hava kuvvetlerinde İsrail imzası

Yayınlanma

İsrail ile resmi diplomatik ilişkisi bulunmayan Katar ve Suudi Arabistan’ın, hava kuvvetleri için yüz milyonlarca dolarlık İsrail yapımı gelişmiş savunma sistemi satın aldığı bildirildi. Haaretz gazetesinin çeşitli belge ve fotoğraflara dayandırdığı haberde, Katar kraliyet ailesine ait uçakların da İsrail üretimi füze savunma sistemleriyle korunduğu aktarıldı.

İsrail ile resmi diplomatik ilişkisi bulunmayan Katar ve Suudi Arabistan’ın, askeri hava kuvvetleri için yüz milyonlarca dolarlık İsrail yapımı gelişmiş savunma teknolojileri satın aldığı belirtildi. Haaretz gazetesinin belgeler ve fotoğraflara dayandırdığı haberinde, Katar kraliyet ailesine ait uçakların da İsrail üretimi füze savunma sistemleriyle korunduğu ifade edildi.

Habere göre İsrail; Katar ve Suudi Arabistan’a, Katar kraliyet ailesinin korunmasına yönelik gelişmiş füze savunma mekanizmalarının yanı sıra modern savaş uçakları için kritik bileşenleri de içeren ileri teknoloji askeri ekipman satışı gerçekleştirdi. Ülkenin önde gelen savunma sanayisi şirketleri Elbit Systems ve Israel Aerospace Industries (IAI) firmalarının, Suudi Arabistan ve Katar’a yüz milyonlarca şekel değerinde füze savunma sistemi ile gelişmiş F-15 savaş uçakları için özel askeri kasklar tedarik ettiği bildirildi.

Söz konusu askeri ticaretin, her iki Körfez monarşisinin de Tel Aviv ile ilişkileri normalleştiren İbrahim Anlaşmaları’na katılmaktan kaçınmasına ve İsrail ile hiçbir resmi diplomatik bağ kurmamış olmasına rağmen gizlilikle yürütüldüğü kaydedildi.

Katar Emirinin uçağındaki İsrail teknolojisi

Haaretz gazetesinin aktardığı ayrıntılara göre, Katar Emiri Temim bin Hamed es-Sani geçen yıl İran’a resmi ziyarette bulunduğunda, özel jeti İsrail merkezli Elbit Systems tarafından geliştirilen bir hava savunma sistemiyle korunuyordu. Katar Emirinin Mart 2024 tarihinde Cezayir’e iniş yaptığı sırada çekilen fotoğraflarda da uçağın gövde altına yerleştirilmiş olan Elbit savunma sisteminin yer aldığı görüldü.

Katar kraliyet filosunda, iki adet Boeing 747 ve bir adet Airbus A340-500 dahil olmak üzere toplam 11 uçak yer alıyor. Bu uçakların tamamının, Elbit’in İsrail’de “Magen Rakia” (Gök Kalkanı) adıyla bilinen ticari C-MUSIC sistemiyle donatıldığı aktarıldı.

C-MUSIC sisteminin, uçağa yönelecek ısı güdümlü bir karadan havaya füzenin fırlatıldığını anında tespit ettiği ve füzenin uçağa kilitlenmesini engelleyen özel bir kızılötesi ışın yaydığı belirtiliyor. Bu sistemin, özellikle omuzdan atılan füzelere (MANPADS) karşı koruma sağladığı biliniyor.

Katar ile yapılan bu hava savunma anlaşmasının net maliyeti tam olarak açıklanmadı. Ancak Avrupa ülkeleri ve NATO ile geçmişte yapılan benzer sözleşmeler referans alındığında, bu sevkiyatın toplam bedelinin 200 milyon doları aştığı tahmin ediliyor.

F-15 savaş uçaklarında İsrail üretimi parçalar

Elbit ve diğer İsrailli savunma firmalarının, sadece kraliyet ailesini korumakla kalmayıp aynı zamanda Katar’ın ABD’den satın aldığı F-15 savaş uçaklarının kritik parçalarını da ürettiği kaydedildi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile havacılık şirketi Boeing arasında imzalanan sözleşmelerin, İsrailli şirketlere Katar F-15 uçakları için gelişmiş parça ve alt sistemler sağlamak üzere 150 milyon ila 250 milyon dolar arasında değişen taşeronluk ihaleleri verildiğini gösterdiği aktarıldı. Bu ihaleleri alan şirketler arasında Elbit’in ABD iştiraki Elbit America, Cyclone firması ve küresel savunma şirketi RTX ile ortak girişim olan Collins Elbit Vision Systems yer alıyor.

İsrailli silah üreticilerinin Doha yönetimine tedarik ettiği ürünlerin başında, uçuş ve hedef verilerini doğrudan pilotun gözünün önündeki kask siperliğine yansıtan gelişmiş JHMCS kask sistemleri geliyor. Elbit firmasının ayrıca Katar F-15 pilotları için AN/AVS-9 gece görüş gözlükleri de sağladığı bildirildi.

Katar’ın F-15 modernizasyon programı kapsamında ekipman tedarik eden diğer İsrail merkezli şirketler arasında Israel Aerospace Industries, TAT Technologies ve Beth-El Industries firmalarının da yer aldığı belirtildi.

Benzer sistemler Suudi Arabistan’a da gönderildi

ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleri ve askeri arşiv fotoğrafları, benzer bir sevkiyatın Suudi Arabistan’a da yapıldığını gösteriyor.

Belgelere göre Riyad yönetimi, kendi hava kuvvetleri envanterindeki F-15 savaş uçaklarında kullanılmak üzere İsrailli firmalar tarafından üretilen 462 adet gelişmiş JHMCS muharebe kaskı ve yine aynı sayıda AN/AVS-9 gece görüş gözlüğü teslim aldı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump’ın tehditlerine İran’dan füzeli yanıt

Yayınlanma

ABD ile İran arasında imzalanan ateşkes mutabakatına rağmen karşılıklı saldırılarla bölgedeki gerilim yeniden tırmandı. ABD ordusunun İran kıyılarına düzenlediği hava operasyonunun ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu, Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD askeri üslerini füzelerle vurduğunu açıkladı.

ABD ile İran arasında savaşı sonlandırmak amacıyla imzalanan mutabakat zaptına rağmen iki ülke arasındaki askeri gerilim hafta sonu düzenlenen karşılıklı saldırılarla yeniden tırmandı.

ABD’nin İran kıyı şeridindeki askeri tesislere yönelik hava taarruzunun ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu, bölgedeki ABD askeri üslerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını duyurdu.

İran’dan Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD üslerine misilleme

İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından pazar günü sabaha karşı yapılan açıklamada, Deniz ile Hava ve Uzay Kuvvetlerinin yerel saatle 02.00 ile 03.00 arasında ortak bir operasyon gerçekleştirdiği bildirildi.

Açıklamada, balistik füzeler ve İHA’ların kullanıldığı bu operasyonda ABD ordusuna ait 8 önemli askeri noktanın hedef alındığı kaydedildi.

Vurulan hedefler arasında Kuveyt’teki Ali el-Salim Hava Üssü ile Bahreyn’in Mina Salman limanında konuşlu ABD 5. Filo Karargahı’nın da yer aldığı ve belirlenen noktaların imha edildiği belirtildi. Devrim Muhafızları Ordusu, saldırıların “ABD’nin son saldırılarına kararlı bir yanıt” olduğunu vurguladı.

Açıklamada, “Sözünden dönmeyi fıtrat edinmiş mütecaviz düşmanın”, İran Deniz Kuvvetlerinin kuralları ihlal eden bir gemiye müdahale etmesini gerekçe göstererek pazar gününün ilk saatlerinde İran’ın 5 kıyı noktasına saldırdığı ifade edildi.

Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer düzenlemelerinin İslamabad Mutabakatı uyarınca İran’ın sorumluluğunda olduğu hatırlatılan açıklamada, kuralları ihlal eden gemilere bundan sonra daha sert müdahale edileceği bildirildi.

Devrim Muhafızları Ordusu ayrıca, düşmanın hangi gerekçeyle olursa olsun ikincil hedefleri bile vurması durumunda buna “yıkıcı bir yanıt” verileceğini belirterek, ateşkesin ihlal edilmesinin İslamabad Mutabakatı’nın birinci maddesine aykırı olduğunu ve tüm müzakere süreçlerinin tamamen durmasına yol açacağını ilan etti.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ise ABD’nin Sirik bölgesine yönelik ateş açmasının İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü zayıflatmayacağını kaydetti. ABD üslerine yönelik uyarıda bulunan komutanlık, “Bölgedeki ABD üslerinin hesabı farklıdır, bu günlerde cehennemi yaşayacaklar” ifadesini kullandı.

Trump: Gerekirse askeri görevi tamamlarız

ABD Başkanı Donald Trump ise cumartesi günü kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, İran’ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği gerekçesiyle ABD ordusunun bu ülkedeki füze ve İHA depolama alanları ile kıyı radar tesislerini bombaladığını duyurdu.

Trump paylaşımında, “Mantıklı davranamayacağımız bir zaman gelebilir. Büyük bir başarıyla başlattığımız askeri görevi tamamlamak zorunda kalabiliriz” dedi.

Trump ayrıca, “Eğer bu gerçekleşirse, İran İslam Cumhuriyeti artık var olmayacaktır” ifadesini kullandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) da cumartesi gününü pazara bağlayan gece, İran’ın bir petrol tankerini hedef alan saldırısına yanıt olarak ek hava saldırıları düzenlendiğini teyit etti.

CENTCOM açıklamasında, operasyonda İran askeri izleme altyapıları, iletişim sistemleri, hava savunma mevzileri, İHA depolama tesisleri ve deniz mayını döşeme kapasitelerinin hedef alındığı bildirildi.

Benzer şekilde, cuma gününü cumartesiye bağlayan gece de CENTCOM’un, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir ticari gemiyi hedef aldığı gerekçesiyle İran mevzilerine saldırdığı, bu saldırılara karşı da İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerinin bölgedeki ABD mevzilerini hedef aldığı aktarıldı.

İran kıyılarında patlama sesleri

İran devlet televizyonu, Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesinin Tahroui köyü yakınlarında patlama seslerinin duyulduğunu bildirdi.

Askeri bir kaynağa dayandırılan haberde, patlamaların köye yakın bir iletişim kulesine isabet eden mühimmatlardan kaynaklandığı belirtildi.

Aynı kaynak, Hürmüzgan eyaletine bağlı Keşm Adası’ndaki Mesen köyü yakınlarına da çok sayıda mühimmatın düştüğünü aktardı.

İran’ın Mehr haber ajansı da yerel kaynaklara dayandırarak eyaletteki Bandar Lengeh ve Bandar Kong kentlerinde patlama seslerinin işitildiğini duyurdu.

İran Dışişleri’nden BM Sözleşmesi vurgusu

İran Dışişleri Bakanlığı, pazar sabahı yayımladığı resmi açıklamada ABD’nin askeri operasyonunu şiddetle kınayarak, ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma kararlılığını vurguladı.

Bakanlık açıklamasında, “İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, terörist ABD ordusunun pazar günü sabaha karşı ülkenin güney kıyılarındaki izleme ve denetleme tesislerine yönelik gerçekleştirdiği hava saldırılarını şiddetle kınamaktadır” denildi.

Saldırıların BM Şartı’nın 2. maddesinin 4. fıkrasını ve savaşı sonlandırmaya yönelik 18 Haziran 2026 tarihli mutabakat zaptının 1. maddesini açıkça ihlal ettiği belirtilen açıklamada, “Bu durum ABD rejiminin taahhütlerine hiçbir değer vermediğini ve sözünden dönmenin bu rejimin doğasının ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir” ifadelerine yer verildi.

İran, BM Güvenlik Konseyi ve Genel Sekreteri’nin uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluklarını hatırlatarak, BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca askeri saldırılara karşı ulusal egemenliğini savunma hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.

Bahse konu mutabakat zaptının birinci maddesi, tarafların Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde askeri operasyonları derhal ve kalıcı olarak durdurmasını, birbirlerine karşı güç kullanma tehdidinden kaçınmasını ve Lübnan’ın toprak bütünlüğü ile egemenliğini garanti altına almasını öngörüyor.

Arakçi Bağdat’ta: Hürmüz’ün yönetimine müdahale kabul edilemez

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü Irak’ın başkenti Bağdat’a resmi bir ziyaret gerçekleştirerek Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Ziyaretinin amacının ikili ilişkileri güçlendirmek olduğunu belirten Arakçi, görüşmelerde ikili ilişkilerin yanı sıra Dini Lider Ali Hamaney’in Irak’taki gıyabi cenaze töreni merasiminin de ele alındığını kaydetti.

Hürmüz Boğazı’nın durumuna değinen Arakçi, boğazın yönetiminin tamamen İran’ın kontrolünde olduğunu belirterek, “Hürmüz Boğazı’nın yönetimine İran dışından yapılacak her türlü müdahale, boğazın yeniden açılmasını geciktirecek ve bölgedeki gerilimi tırmandıracaktır” dedi.

Arakçi, ABD’ye de çağrıda bulunarak, imzalanan mutabakat zaptı uyarınca Washington’ın İsrail üzerinde baskı kurarak Lübnan topraklarından çekilmesini ve saldırılarını durdurmasını sağlaması gerektiğini ifade etti.

Mücteba Hamaney: ABD ve İsrail yöneticilerinin itirafları hesap verme sürecini kolaylaştırıyor

İran İslam Cumhuriyeti Dini Lideri Seyyid Mücteba Hamaney, pazar günü Yargı Erki Haftası vesilesiyle yayımladığı mesajda, kamu haklarının korunmasının ve adaletin tesis edilmesinin önemine değindi.

Hamaney, halkın haklarının korunmasının İslam Cumhuriyeti yargı sisteminin onuru olduğunu belirterek yolsuzlukla mücadele ve hukukun üstünlüğünün kurumsallaşması gerektiğine dikkat çekti.

Yargı sistemine olan halk güveninin artırılmasının devletin temel sütunlarından biri olduğunu kaydeden Hamaney, devlet kurumlarının işleyişinin düzeltilmesi için öncelikle yargı erkinin kendi içinde reform ve yeniden yapılanma sürecini sürdürmesi gerektiğini ifade etti.

Uluslararası gelişmelere de değinen Hamaney, bazı ABD ve İsrail yöneticilerinin İran halkına yönelik işledikleri suçlarla övünmelerinin “açık bir itiraf” niteliğinde olduğunu belirtti.

Hamaney, bu açıklamaların İran halkının çiğnenen haklarının hukuki yollardan geri alınması sürecini kolaylaştıracağını belirterek, İran halkına ve liderlerine karşı suç işleyen sorumluların yakalanması, yargılanması ve cezalandırılması için gerekli adımların atılması talimatını verdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English