Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Hürmüz Boğazı’ndaki ticaret kesintisi İran’ı frenleyebilir

Yayınlanma

Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerinin çatışmalar nedeniyle neredeyse sekiz kat azalması ve Dubai’deki Cebel Ali Limanı’ndaki sevkiyatın yüzde 90’dan fazla düşmesi, İran ticaretini ciddi risklerle karşı karşıya bıraktı. Financial Times, Tahran’ın bölgedeki ticaret hatlarına ve Dubai’ye olan ekonomik bağımlılığının Ortadoğu’daki gerilimin daha fazla tırmanmasını engelleyebilecek bir faktör haline geldiğini yazdı.

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yürüttüğü ticarete olan bağımlılığı, Ortadoğu’daki çatışmaların daha fazla tırmanmasını önleyebilecek temel unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Financial Times gazetesinin aktardığına göre, su yolundaki güvenlik riskleri ve limanlardaki sert düşüşler Tahran yönetiminin ekonomik hareket alanını daraltıyor.

Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan günde yaklaşık 135 gemi geçiş yapıyordu. Gemi komisyonculuğu şirketi Clarksons verilerine göre, 28 Ağustos ile biten haftada bu sayı günde 17 gemiye kadar geriledi.

Haberde, çatışmaların yeniden alevlenmesinin deniz taşımacılığını daha da kısıtlama tehdidi taşıdığı kaydedildi.

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli lojistik şirketi DP World verileri de Hürmüz Boğazı’ndaki ciddi aksamalar nedeniyle Dubai’de bulunan Cebel Ali Limanı’ndaki taşımacılık hacminin çatışmanın ilk haftalarında yüzde 90’dan fazla azaldığını ortaya koydu.

Cebel Ali, Ortadoğu’nun en büyük deniz taşımacılığı merkezi ve İran için kritik bir ticaret kavşağı konumunda bulunuyor. Liman ve bitişiğindeki serbest ekonomik bölge, tek başına Dubai’nin gayrisafi yurt içi hasılasının beşte birinden fazlasını karşılıyor.

Çatışmalardan önce, 110’u aşkın vinçle donatılmış dört konteyner terminaline sahip olan liman, günde yaklaşık 40 bin TEU yük işliyordu.

Etrafında gelişmiş bir işletme ağı ve ulaşım bağlantıları oluştuğu için Cebel Ali’ye tam anlamıyla bir alternatif oluşturmanın son derece zor olduğu vurgulanıyor.

Ticaret rotalarının kırılganlaşması, ekonomik modelini ticaretin geliştirilmesi ve petrol sektörüne bağımlılığın azaltılması üzerine kuran Dubai için de riskler yaratıyor.

Haberde, İran’ın doğrudan Dubai’ye ve bölgeden geçen ticaret akışına bağımlı olmasının, krizin daha geniş çaplı bir savaşa dönüşmesini sınırlandırabilecek başlıca etkenler arasında yer aldığı belirtiliyor.

El-Cezire’nin denizcilik sektörü verilerine dayandırdığı haberine göre ise 29 ve 30 Ağustos tarihlerinde Hürmüz Boğazı’ndan yük taşıyan gemi sayısı günde beşe kadar geriledi.

Bazı gemilerin saldırılardan korunmak amacıyla otomatik tanımlama sistemlerini kapattığı, bu nedenle fiili gemi sayısının kayıtlardakinden daha yüksek olabileceği ifade ediliyor.

ABD ile İran, 18 Haziran’da bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Anlaşmaya göre Tahran’ın boğazdaki engellemeleri kaldırması ve 60 gün içinde Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasında ticari gemilerin güvenli geçişini sağlaması öngörülüyordu.

Deniz trafiğinin ise mayın temizleme faaliyetlerinin ardından 30 gün içinde tamamen normale dönmesi planlanmıştı.

Ancak kısa süre sonra taraflar yeniden karşılıklı saldırılara başladı. Tahran, Washington’ın bölgedeki müdahalesi sona erene kadar boğazın kapatıldığını 12 Temmuz’da duyurdu.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise 15 Temmuz’da İran’a yönelik deniz ablukasını yeniden başlattığını açıkladı.

Amerikalı yetkililer, çatışmalar sürecinde ordunun İran’ın boğazı kontrol etme kabiliyetini önemli ölçüde zayıflattığı görüşünü taşıyor.

Yetkililer, Tahran’ın gemileri hedef almaya devam ettiğini ancak bu hedeflere yönelik hassas vuruş kapasitesinin sınırlı kaldığını öne sürüyor.

Ortadoğu

Tahran’dan BM’ye çağrı: ABD’nin eylemleri savaş suçudur

Yayınlanma

İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin 1 Eylül gecesi ülke topraklarındaki çeşitli sivil hedeflere ve altyapı tesislerine hava saldırıları düzenlediğini belirterek söz konusu eylemleri en güçlü şekilde kınadı. Tahran, Hürmüzgan vilayetinde bir düğünün hedef alındığını ve çoğunluğu kadın ile çocuklardan oluşan 70’ten fazla kişinin hayatını kaybettiğini veya yaralandığını duyurdu.

İran Dışişleri Bakanlığı, 1 Eylül Salı gecesi ABD tarafından ülke topraklarına yönelik düzenlenen askeri saldırılara ilişkin yazılı açıklama yayımladı.

Açıklamada, saldırgan eylemlerin en güçlü şekilde kınandığı vurgulanarak İran İslam Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunma kararlılığı yinelendi.

Bakanlık açıklamasında, “İran halkının ülkeyi savunma konusundaki çelikten kararlılığı karşısında çaresizliğe sürüklenen Amerikan rejimi, 1 Eylül 2026 Salı gecesi İran’ın ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü bir kez daha ihlal ederek Huzistan, Sistan ve Beluçistan, Hürmüzgan ve Kirman vilayetlerinde aralarında bir kısım telekomünikasyon kulesi ve sitesinin de bulunduğu çeşitli sivil bölgelere ve hizmet altyapılarına saldırmıştır” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, bu bombardımanlar neticesinde sivillerin yaşamını yitirdiği ve yaralandığı, ayrıca kamu ile özel mülkiyete ait varlıklarda maddi hasar oluştuğu kaydedildi.

“Bir düğün merasimine düzenlenen saldırıda 70’ten fazla vatandaşımız hedef oldu”

Hürmüzgan vilayetindeki sivil kayıplara dikkat çekilen açıklamada, “Amerikalı düşmanın Hürmüzgan vilayetine bağlı Sirik ilçesindeki Kuhestak’ta bir düğün merasimine düzenlediği saldırıda, çoğunluğunu kadınlar ve çocukların oluşturduğu 70’ten fazla vatandaşımız şehit olmuş ve yaralanmıştır” bilgisi paylaşıldı.

Açıklamada söz konusu askeri müdahalelerin uluslararası hukuku çiğnediği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Uluslararası hukukun temel ilkelerinin açık bir ihlalini teşkil eden bu vahşi savaş suçları, son bir buçuk yıl içinde Minab ve Lamerd’de işlenenler de dahil olmak üzere, daha önceki Amerikan-Siyonist suçlarını hatırlatmaktadır.”

“Amerikan askeri üslerine savunma amaçlı ezici darbeler indirildi”

İran ordusunun saldırılara sessiz kalmadığının altını çizen Tahran yönetimi, meşru müdafaa hakkının yürürlüğe konduğunu kaydetti.

Açıklamada, “İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, Amerika’nın askeri saldırılarına karşılık, vazgeçilmez meşru müdafaa hakkı uyarınca, Amerika’nın, İran topraklarına yönelik askeri saldırısının çıkış noktası ve destek unsuru olarak kullanılan askeri üslerine savunma amaçlı, ezici darbeler indirmiştir” denildi.

Bölge ülkelerine de çağrıda bulunulan belgede, komşu devletlerin kendi topraklarını ve hava sahalarını kullandırtmaması talep edildi.

Açıklamada, “İran İslam Cumhuriyeti, bölge ülkelerini, Amerikalı saldırganların İran’a yönelik saldırgan eylemler hazırlamak ve gerçekleştirmek amacıyla kendi imkânlarını ve topraklarını kullanmalarını engelleyerek bölgedeki savaş ateşinin sürmesini ve yayılmasını önlemeye ve Amerikan-Siyonist komplosunun bölgeye kalıcı bir güvensizlik dayatmasına izin vermemeye çağırmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

“BM Güvenlik Konseyi’nin sessizliği uluslararası barışı tehdit etmektedir”

Saldırılarda hayatını kaybedenler için taziye dileklerini ileten bakanlık, tüm dünya devletlerinin uluslararası insancıl hukukun ağır ihlallerinden sorumlu olan failler ile emri verenlerin yargı önüne çıkarılması ve cezalandırılması hususunda sorumluluk taşıdığını hatırlattı.

Açıklamanın son bölümünde Birleşmiş Milletler (BM) yönetimi ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi doğrudan göreve çağrıldı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler’in, özellikle de Güvenlik Konseyi’nin ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin, görev ve sorumluluklarını Birleşmiş Milletler Şartı doğrultusunda yerine getirme yükümlülüğünü bir kez daha hatırlatmaktadır. Birleşmiş Milletler Şartı’nın temel ilke ve kurallarının, özellikle de 2. maddenin 4. fıkrasının, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden biri tarafından ısrarla ve süreklilik arz edecek şekilde ihlal edilmesi karşısında Birleşmiş Milletler organlarının sergilediği sessizlik ve eylemsizlik, Örgüt’ün uluslararası itibarını ve güvenilirliğini daha da zedeleyecek; uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehdidi ise giderek büyütecektir.”

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran’ın Ürdün saldırısı ABD üslerinin güvenliğini tartışmaya açtı

Yayınlanma

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD’nin saldırılarına karşılık olarak Ürdün’de ABD Deniz Piyadeleri’nin konuşlu olduğu Titin Kampı’nı balistik füzelerle hedef aldığını duyurdu. Washington’ın Basra Körfezi’ndeki savunmasızlık nedeniyle kuvvetlerinin bir kısmını kaydırdığı Akabe Körfezi yakınındaki stratejik üssün vurulması, taraflar arasındaki çatışmanın coğrafi menzilini genişletti.

ABD ordusunun, Basra Körfezi’ndeki askeri unsurlarının giderek daha savunmasız hale gelmesi üzerine konuşlanmasının bir kısmını Hürmüz Boğazı’ndan daha uzak noktalara kaydırdığı bildirildi.

Ancak İran’ın Akabe Körfezi kıyısında yer alan Titin Kampı’nı füzelerle vurması, coğrafi mesafenin ABD askeri mevzilerini İran’ın menzilinden çıkarmaya yetmediğini gösterdi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD saldırılarına misilleme gerekçesiyle Ürdün’de bulunan ve ABD Deniz Piyadeleri’ne tahsis edilen Titin Kampı’nı balistik füzelerle hedef aldığını açıkladı.

DMO tarafından yapılan açıklamada, saldırı sonucunda çok sayıda Amerikan askerinin hayatını kaybettiği, üste bulunan bazı önemli tesisler ile taarruz helikopterlerinin de imha edildiği öne sürüldü.

DMO, bu adımın salı gecesi Kuhestek’te bir düğünün bombalanması dahil olmak üzere ABD’nin düzenlediği saldırılara karşılık olarak atıldığını kaydetti. İran saldırısının ardından Ürdün’deki ABD üssünde, yaralanan asker ve personeli tahliye etmek üzere bir tıbbi tahliye helikopterinin faaliyet gösterdiği aktarıldı.

Titin Kampı’nın stratejik önemi

Press TV’nin aktardığı bilgilere göre Titin Kampı’nın hedef alınması, kampın sahip olduğu coğrafi konum nedeniyle ABD, İsrail ve İran arasındaki askeri gerilimde kritik bir anlam taşıyor.

Kızıldeniz’in kuzey ucunda; Akabe Limanı ile İsrail’in Eilat Limanı yakınlarında ve Suudi Arabistan sınırına kısa bir mesafede yer alan kamp, stratejik bir kavşakta bulunuyor.

Bu konum, kampı ABD Deniz Piyadeleri’nin tatbikatları, deniz altyapısının emniyeti, amfibi harekâtlar ile askeri teçhizat ve personelin hızla konuşlandırılması açısından elverişli bir noktaya dönüştürüyor.

ABD Donanması kaynaklarında, hızlı müdahale kabiliyetine sahip Deniz Piyadeleri birimi FASTCENT’in kampta tatbikat yaptığı bilgisi de yer alıyor.

Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimin ABD’nin Basra Körfezi’ndeki lojistik operasyonlarında aksamalara yol açması, Titin Kampı’nın üstlendiği işlevi daha kritik hale getirdi.

İran’ın yarı resmi Tasnim Haber Ajansı’nda yer alan iddiaya göre Washington, Tahran’ın söz konusu tesis hakkında yeterli istihbarata sahip olmadığı ve kampı vuramayacağı varsayımıyla güçlerinin bir bölümünü buraya kaydırmıştı.

DMO’nun açıklamasında, İran’ın ABD ordusunun hareketlerine ilişkin kapsamlı istihbarat imkânlarına sahip olduğu ve Basra Körfezi’nin ötesindeki Amerikan hedeflerini vurabildiği savunuldu.

DMO’nun misillemesi, ABD’nin Sistan ve Belucistan eyaletine bağlı Çabahar ve Konarak dahil olmak üzere İran’ın güneyindeki çeşitli bölgelere yönelik yeni hava saldırılarının ardından gerçekleşti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), söz konusu hava saldırılarının DMO’nun Hürmüz Boğazı’na deniz mayınları döşeme girişimi ile Ürdün’deki Amerikan üssüne yapılan füze saldırısına yanıt olarak icra edildiğini öne sürdü. İranlı askeri kaynaklar ise mayın döşeme iddiasını yalanladı.

Gerilim, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda bulunan İran’a ait Larak Adası’nı vurmasıyla tırmanışa geçmişti.

Washington, bu saldırının Tahran’ın boğaza mayın yerleştirmesini önleme amacını taşıdığını savunmuştu. İran buna karşılık Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde konuşlu ABD kuvvetlerine füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenledi.

İran Silahlı Kuvvetleri, güneydeki askeri mevzilere yönelik son ABD hava taarruzlarının ardından Washington’a ezici ve yıkıcı darbeler indirileceğini duyurdu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran 2025 terör raporu: Can kayıpları yarı yarıya azaldı

Yayınlanma

İran merkezli düşünce kuruluşu Habilian Topluluğu tarafından yayımlanan 2025 yılı terör raporu, ülkedeki terör saldırılarının yüzde 50, can kayıplarının ise yüzde 43 oranında azaldığını ortaya koydu. Kaydedilen 26 saldırının tamamının İran sınırları içinde gerçekleştiği belirtilen raporda, eylemlerin yüzde 84,6’sının ve can kayıplarının yüzde 86’sının Sistan-Belucistan vilayetinde yoğunlaştığı bildirildi.

İran merkezli sivil toplum ve düşünce kuruluşu Habilian Topluluğu (İran Terör Kurbanları Aileleri), ülkeye ve vatandaşlarına yönelik terör eylemlerini belgeleyen 2025 yılı yıllık terör raporunu kamuoyuna açıkladı.

Raporun bulguları, İran Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Merkezinin ev sahipliğinde, Habilian Topluluğu ve Bakanlığın ortak organizasyonuyla düzenlenen Terör Kurbanlarını Anma ve Saygı Günü töreninde paylaşıldı.

Törene Dışişleri Bakan Yardımcısı Dr. Said Hatibzade, Yargı Erki Başkan Yardımcısı Dr. Sirac ve Habilian Genel Sekreteri Seyyid Muhammed Cevad Haşiminejad’ın yanı sıra terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin aileleri katıldı.

İlk kez 2019 yılında yayımlanmaya başlanan ve bu yıl beşincisi hazırlanan rapor, İran’ın resmi Güneş Hicri takvimine göre 2025 yılını (21 Mart 2025 ile 20 Mart 2026 arası) kapsıyor. Farsça ve İngilizce olarak yayımlanan belgede, devlet dışı terör örgütlerinin ve devlet destekli aktörlerin faaliyetleri ayrıntılı verilerle inceleniyor.

“Saldırı sayısı yarı yarıya, can kayıpları yüzde 43 azaldı”

Raporda, İran genelinde terör göstergelerinin bir önceki yıla göre belirgin bir düşüş sergilediği vurgulandı. 2024 yılında 52 olarak kayıtlara geçen terör eylemi sayısının 2025 yılında yüzde 50 azalarak 26’ya gerilediği, can kaybı sayısının ise 100’den 57’ye inerek yüzde 43 oranında düştüğü aktarıldı.

Üç yıllık eğilimlerin karşılaştırıldığı raporda, 2024’te 2023 yılına kıyasla terör eylemlerinde yüzde 62,5 artış görüldüğü, ancak 2025 yılında 2023’e göre yüzde 18,7, 2024’e göre ise yüzde 50 oranında bir düşüş yaşandığı kaydedildi. Can kayıplarında da düzenli bir azalma eğilimi tespit edildi. Kirman Golzar kurbanlarının da dahil olduğu 2023 yılına kıyasla 2025’teki can kaybı sayısında yüzde 64,6’lık bir düşüş gerçekleştiği ifade edildi. Saldırı başına düşen ortalama can kaybı oranının ise 2024’teki 1,92 seviyesinden 2025’te 2,20’ye yükseldiği belirtildi.

Raporda, “İran’ın yaklaşık yarım yüzyıldır terör şiddetinin kurbanı olduğu, 23 bin insanın terör nedeniyle hayatını kaybettiği ve Tahran’a hasım ülkelerin terör örgütlerine sağladığı ofis, hareket serbestisi ve üst düzey temas imkanlarıyla açık bir çifte standart uyguladığı” ifadelerine yer verildi.

“Terör tehdidi neredeyse tamamen güneydoğuya sıkıştı”

2025 yılı raporunun öne çıkan en kritik bulgularından biri, terör eylemlerinin coğrafi dağılımındaki daralma oldu. 2024 yılında eylemler 6 vilayet ve 2 ülkeye yayılmışken, 2025 yılındaki 26 saldırının tamamı İran sınırları içinde gerçekleşti ve yalnızca 4 vilayette yoğunlaştı.

Sistan-Belucistan vilayeti, ülkedeki terör olaylarının ana merkezi olma konumunu korudu. Raporda, 2025 yılındaki terör saldırılarının yüzde 84,6’sının (22 operasyon) ve can kayıplarının yüzde 86’sının (49 kurban) bu vilayette kaydedildiği bildirildi. Bununla birlikte, Sistan-Belucistan’daki saldırı sayısı bir önceki yıla göre 36’dan 22’ye gerileyerek yüzde 39 düştü; ülke genelindeki toplam kurban sayısına oranı bazında da yüzde 17’lik bir iyileşme gösterdi. vilayet içinde en fazla saldırının İranşehr’de yaşandığı, bunu Zahidan’ın izlediği aktarıldı.

Ülkenin diğer bölgelerinde ise Kürdistan vilayetinde 2 saldırıda 3 kişi, Batı Azerbaycan vilayetinde 1 saldırıda 1 kişi ve Kirman vilayetinde 1 saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti. Tahran, İsfahan, Fars ve Hürmüzgan gibi önceki yıllarda hedef alınan merkezi ve güney vilayetlerde 2025 yılında hiçbir terör eylemi kaydedilmedi.

“Hedeflerin yüzde 75’inden fazlasını güvenlik güçleri oluşturdu”

Raporda kurbanların mesleki ve demografik profili ayrıntılı biçimde analiz edildi. Hayatını kaybeden 57 kişiden 56’sının erkek, 1’inin kadın olduğu; 49’unun İran vatandaşı, 8’inin ise Pakistanlı işçilerden oluştuğu kaydedildi.

Kurbanların mesleki dağılımında kolluk kuvvetleri en büyük grubu oluşturdu. 2025 yılında terör kurbanlarının 19’unu polis memurları (yüzde 33), 11’ini Besic mensupları, 8’ini yabancı uyruklu Pakistanlı işçiler, 6’sını zorunlu askerlik yapan erler, 6’sını siviller, 3’ünü sınır muhafızları, 3’ünü güvenlik görevlileri ve 1’ini Devrim Muhafızları personeli oluşturdu. Raporda, “Güvenlik ve kolluk kuvvetlerinin toplam kurbanlar içindeki payının yüzde 75,4 olduğu, Pakistanlı işçiler hariç tutulduğunda bu oranın yüzde 88’e ulaştığı” ifade edildi.

Devrim Muhafızları mensubu can kayıplarının 2024’teki 27 seviyesinden 2025’te 1’e gerilemesi, İranlı askeri danışmanların Suriye ve Lübnan’dan çekilmesiyle açıklandı. Sivillerin doğrudan ve öncelikli hedef seçilmediği, ancak Zahidan adliye binası saldırısında hayatını kaybeden 7 aylık Nevid Beluc Şir Muhammedi ve 60 yaşındaki Beluc kadın ile Kirman Fehrec kontrol noktasında yaşamını yitiren 16 yaşındaki Mansur Lセイeccei gibi sivil kayıpların yaşandığı vurgulandı.

“Ceyşül Adl isim değiştirerek varlığını sürdürdü”

Örgüt bazlı incelemede, Ceyşül Adl örgütünün 2025 yılında da İran’daki en aktif ve en ölümcül grup olmayı sürdürdüğü saptandı. 2025 yılı sonlarında adını “Halkın Savaşçıları Cephesi” olarak duyuran grup, 14 saldırı düzenledi ve 28 kişinin ölümüne neden oldu. Bu veriler, ülkedeki eylemlerin yüzde 53,8’ine ve can kayıplarının yüzde 49,1’ine karşılık geldi. Örgütün eylem sayısı 2024’e göre yüzde 48 oranında azalsa da eylem başına ölümcüllük oranı yükseldi. Raporda, grubun isim değişikliğinin “hukuki kısıtlamalardan kaçınmak, terör listelerinden kurtulmak ve örgüte canlılık görüntüsü vermek amacıyla yapılmış biçimsel bir hamle olduğu” değerlendirmesi yapıldı.

Kürt ayrılıkçı örgüt PJAK, iki yıllık sessizliğin ardından Temmuz ve Ağustos 2025’te Kürdistan ve Batı Azerbaycan vilayetlerinde 3 saldırı düzenleyerek 4 kişinin ölümüne yol açtı. Raporda, örgütün daha önce İran-Irak güvenlik anlaşması, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi alanındaki mevzilerine yönelik İran operasyonları ve sınırdan uzaklaştırılmaları sebebiyle eylem yapamadığı hatırlatıldı. Eylemlerin, İran’ın Penjwin’deki İHA saldırısına misilleme olabileceği veya Türkiye’de PKK’nın girdiği silahsızlanma sürecinde örgütün operasyonel bağımsızlığını gösterme çabasından kaynaklanabileceği ifade edildi.

Ensar el-Furkan örgütü 2 eylemde 5 can kaybına yol açarken, Belucistan Kurtuluş Ordusu (BNA) Mihristan’da 8 Pakistanlı işçinin öldürüldüğü 1 saldırı gerçekleştirdi. Huzistan’daki sayıları 15’i bulan Arap ayrılıkçı grupların ise 2025’te hiçbir silahlı terör eylemi gerçekleştiremediği, yalnızca medya propagandası yürüttüğü kaydedildi. Faili meçhul kalan 6 eylemde ise 12 kişi öldü; bu eylemlerin tamamının Sistan-Belucistan’da vuku bulduğu belirtildi.

İsrail ve ABD’nin 2024 raporunda yer alan doğrudan terör faili listesinden 2025 yılında çıkarılmasına ilişkin olarak raporda, askeri danışmanların Suriye ve Lübnan’dan çekilmesi, yaşanan iki savaş (“12 Gün Savaşı” ve “Ramazan Savaşı”) ile Ocak ayı olayları sırasında siyasi, bilimsel ve askeri şahsiyetlere düzenlenen suikastların konvansiyonel savaş çerçevesinde ele alınması gerekçe gösterildi.

“Suikastlar ve doğrudan silahlı saldırı taktiği öne çıktı”

Raporda terör örgütlerinin taktiksel dönüşümü de incelendi. 2025 yılında eylemlerin yüzde 69’undan fazlasının (18 vaka) ateşli silahlarla doğrudan saldırı şeklinde gerçekleştiği ve bu yöntemin kurbanların yüzde 87,7’sine karşılık geldiği aktarıldı. 2024’ün aksine 2025 yılında hiçbir intihar saldırısı veya “inghimasi” tipi baskın eylemi kaydedilmedi.

Buna karşılık yerel figürlere yönelik hedef gözetilerek yapılan suikastların yeniden arttığı vurgulandı. Zahidan’da Besic komutanı Cevad Kerimkoşte’nin cami önünde, Rask’ta yerel Devrim Muhafızları mensubu İrec Şems Eskani’nin berber dükkanında, İranşehr’de Şehr-i Deraz karakol komutanı Mahmud Hakikat’ın ve Eşkelabad’da kabile lideri Muhammedrıza Şahuzehi’nin konvoyunun hedef alınması, örgütlerin sınır bölgelerindeki yerel güvenlik unsurlarını ve kanaat önderlerini zayıflatma stratejisi olarak tanımlandı. “Güvenlik Şehitleri” tatbikatları ve Çabahar’da 25 kilogram patlayıcının ele geçirilmesi gibi istihbarat operasyonlarının birçok saldırı girişimini engellediği ifade edildi.

2025-2026 Terör Olayları Kronolojisi

Raporda yer alan aylık olay dökümü ve ayrıntılar şu şekilde sıralandı:

  • 27 Mart 2025: İranşehr’de 12. Karakola ait polis devriye aracına düzenlenen saldırıda Başçavuş Hüseyin Teymurpur hayatını kaybetti, 2 polis yaralandı. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
  • 12 Nisan 2025: Sistan-Belucistan vilayetinin Mihristan ilçesine bağlı Hizabad-ı Pain köyündeki bir oto tamirhanesine düzenlenen baskında 8 Pakistanlı işçi el ve ayakları bağlanarak yakın mesafeden vurularak öldürüldü. Kurbanlardan beşinin kimliği Delşad, Naim, Cafer, Daniş ve Nasır olarak açıklandı. Saldırıyı Beluc Milliyetçi Ordusu (BNA) üstlendi.
  • 18 Nisan 2025: Zahidan’ın Kurin bölgesinde düzenlenen “Güvenlik Şehitleri” operasyonunda Ceyşül Adl’ın tim lideri Veli Muhammed Şahbahş öldürüldü; operasyonda Kudüs Karargahına bağlı Besic mensubu İshak Muhtari hayatını kaybetti.
  • 4 Mayıs 2025: İranşehr’de 11. Karakola ait devriye araçlarına ateş açıldı; 4 polis personeli yaralandı, 3 saldırgan yakalandı. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
  • 17 Mayıs 2025: Seravan’da polis devriye güzergahına yerleştirilen patlayıcı düzeneği imha edildi. Eylemi Ceyşül Adl üstlendi.
  • 11 Temmuz 2025: Çabahar’da polis devriyesine yönelik saldırıda polis memurları Hüseyin Caferniya, Hamidrıza Mirşahi ve er Abbas Beyragifard hayatını kaybetti; 1 saldırgan öldürüldü. Eylemi Ceyşül Adl üstlendi.
  • 21 Temmuz 2025: Kürdistan vilayetinin Bane sınır bölgesinde çıkan çatışmada Sınır Muhafızı Kıdemli Başçavuş Sina Settarvend hayatını kaybetti. Çatışmayı PJAK unsurlarının gerçekleştirdiği bildirildi.
  • 22 Temmuz 2025: Seravan’da devriye aracına bir araçtan açılan ateş sonucu Kaptan Mahmud Mutahhari yaşamını yitirdi. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
  • 25 Temmuz 2025: Batı Azerbaycan vilayetine bağlı Serdeşt ilçesinin Aglan köyündeki askeri üsse PJAK mensuplarınca açılan ateşte Besic üyesi Meysam Kebiri hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.
  • 26 Temmuz 2025: Zahidan Adliyesi binasına girmeye çalışan silahlı unsurların el bombası ve silahlarla gerçekleştirdiği saldırıda 7 aylık bebek Nevid Beluc Şir Muhammedi, 60 yaşındaki Beluc bir kadın ile adliye koruma birliğinde görevli Teğmen Hüseyin Refiinasab, Teğmen Hüseyinali Nuri, er Nima Keremi ve er Ahmed Abdullahi olmak üzere 6 kişi öldü, 22 kişi yaralandı. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
  • 27 Temmuz 2025: Zahidan’ın Şirabad bölgesindeki bir cami girişinde güvenlik nöbeti tutan Besic komutanı Cevad Kerimkoşte uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Suikastı Ensar el-Furkan üstlendi.
  • 15 Ağustos 2025: İranşehr’de devriye aracına düzenlenen saldırıda Çavuş Ramin Sadıki öldü, 1 güvenlik görevlisi yaralandı. Eylemi Ceyşül Adl üstlendi.
  • 22 Ağustos 2025: İranşehr Haş yolunda Daman Karakoluna bağlı iki polis aracına açılan ateşte Başçavuş Muhammedrıza Rahimi, Başçavuş Muhammed Noruzi, Çavuş Hasan Tevelli, er Hadi Ruyayi ve Kaptan Golamrıza Vahdani olmak üzere 5 polis yaşamını yitirdi. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
  • 6 Eylül 2025: Rask ilçesine bağlı Pişin’de bir berber dükkanında bulunan yerel Devrim Muhafızları personeli İrec Şems Eskani silahla vurularak öldürüldü. Eylemi Ceyşül Adl üstlendi.
  • 16 Eylül 2025: Sib ve Suran ilçesine bağlı polis aracına Haş-Zahidan yolunda düzenlenen saldırıda Yunus Sayyad Erbabi ve İbrahim Piri hayatını kaybetti; ağır yaralanan Sib ve Suran Emniyet Müdürü Albay İbrahim Fazileti 18 Eylül’de hayatını kaybetti. Saldırıyı Ceyşül Adl üstlendi.
  • 18 Eylül 2025: İranşehr’de yerel Besic üyesi ve kanaat önderi Rıza Azerkiş (Şahlibor) silahla vurularak öldürüldü. Saldırıyı üstlenen olmadı.
  • 2 Ekim 2025: Kasr-ı Kand ilçesinde motosikletli polis devriyesine açılan ateşte 1 polis yaralandı, olay yerinden geçen bir sivil hayatını kaybetti. Eylemin failleri belirlenemedi.
  • 1 Kasım 2025: Haş-Zahidan yolu Eskelabad mevkiinde Şahuzehi kabilesi lideri Muhammedrıza Şahuzehi’nin aracına düzenlenen pusuda yerel Sünni Besic mensupları İsmail Şaverzi ve Muhtar Şahuzehi aynı gün, Yakub Ferd Salarzehi ise 12 Kasım’da hayatını kaybetti. Eylemi üstlenen olmadı.
  • 1 Kasım 2025: İranşehr Bampur-Delkan yolunda güvenlik personeli Muhammed (Cevad) Siahani seyir halindeki plakasız bir araçtan açılan ateşle öldürüldü.
  • 30 Kasım 2025: Zahidan’ın Lar sınır bölgesinde devriye görevi yapan Devrim Muhafızları Kudüs Karargahı aracına düzenlenen saldırıda Devrim Muhafızı Seccad Maraşi ile Besic mensupları Muhammed Bezi, Alireza Nesirabadi ve Alireza Piri yaşamını yitirdi. Saldırıyı Ceyşül Adl’ın yeni yapılanması “Halkın Savaşçıları Cephesi” üstlendi.
  • 16 Aralık 2025: Kirman vilayetine bağlı Fehrec kontrol noktasına düzenlenen gece saldırısında polis memuru Said Purhadi, güvenlik personelleri Murad Salihi ve İsa Bersam ile 16 yaşındaki sivil hayatını kaybetti. Eylemi Ensar el-Furkan üstlendi.
  • 16 Aralık 2025: İranşehr’de iki araçtan polise ateş açıldı; saldırganlar kaçarken güvenlik güçlerinde can kaybı yaşanmadı.
  • 7 Ocak 2026: İranşehr’e bağlı Şehr-i Deraz karakol komutanı Mahmud Hakikat uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Suikastı Halkın Savaşçıları Cephesi (Ceyşül Adl) üstlendi.
  • 9 Şubat 2026: Haş ilçesinde İmam Humeyni Caddesi üzerinde özel kuvvetler binası önünde bir araca düzenlenen silahlı saldırıda yaralanan 20 yaşındaki Besic üyesi İman Şahnevazi birkaç gün sonra yaşamını yitirdi. Eylemi Halkın Savaşçıları Cephesi üstlendi.
  • 3 Mart 2026: Zahidan’da devriye aracına açılan ateşte er Emir Muhammed Kerimi hayatını kaybetti, 3 kişi yaralandı. Saldırıyı Halkın Savaşçıları Cephesi üstlendi.
  • 16 Mart 2026: Taftan ilçesinde polis devriye aracına açılan ateş sonucu Seccad Batakva, Muhammed Cevad İnsaf, Hamidrıza Şehreki, Alireza Purbakır adlı polis memurları, er Alireza Sergezi ve kimliği açıklanmayan 1 sivil olmak üzere toplam 6 kişi hayatını kaybetti. Saldırıyı üstlenen bir grup olmadı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English